İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/330 E. 2025/17 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/330
Karar No
2025/17
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/330 Esas - 2025/17

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R

ESAS NO : 2023/330 KARAR NO : 2025/17

DAVA : Marka ... Sayılı ... Kararı İptali-Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 10/07/2023 KARAR TARİHİ : 22/01/2025 Yazım Tarihi: 04/02/2025 İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Davalı şirkete ait ... sayılı “...” ibareli markanın tescil edilmek üzere ilanına davacının SMK m. 6/1, m. 6/3, m. 6/5 ve m. 6/9 hükümlerine ve “...”li markasına dayalı olarak dosyalamış olduğu itirazın diğer davalı ... tarafından nihai olarak reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan ayırt edilemeyecek derecede benzer markalar olduğunu, karşılaştırılan markaların esas unsurları olan "..." ve "..." ibareleri arasında harf ve dizin ortaklığının bulunduğunu, davalı markasının ilk harfi ve markaların birebir aynı olmayan yegane unsuru olan "G" harfinin genel olarak tali, çekinik ve arka planda olduğunu ve markaları birbirlerinden farklılaştırmadığını, bu durumun "..." kelimesinin telaffuzunda bile rahatlıkla görülebileceğini, ayrıca davacının markasının tüketiciler nezdinde ciddi seviyede tanınmışlığı haiz olduğunu ve tüketicilerin dava konusu edilen markayı gördüklerinde bu markadaki "..." ibaresini tanıyacaklarını ve bu ibareye yoğunlaşacaklarını, bunun da markaların karıştırılma ihtimalini arttırdığını, ayrıca taraf markalarının benzer/türdeş emtialarda kullanılacağını, zira dava konusu edilen markanın kapsamına alınmak istenilen “... (sindirim sistemi ile ilgili) bozuklukların tedavisi veya önlenmesi için farmasötik müstahzarlar" malları ile davacının markasının tescilli olduğu "İnsan sağlığı için ilaçlar”ın aynı emtianın farklı şekilde ifade edilmiş hali olduğunu, ayrıca bu emtiaların bilinçli tüketicilere hitap etmesinin iltibas tehlikesini tek başına ortadan kaldırmayacağını, zira tüketici kitlesinin bilinç seviyesinin iltibas ihtimali değerlendirmesinde göz önünde bulundurulması gereken sayısız kıstastan sadece biri olduğunu, yani sadece tüketici kitlesinin bilinç seviyesinin yüksek olmasının iki marka arasında iltibasın olanaksız olduğu anlamına gelmeyeceğini, en nihayetinde pek çok ilaç reçetesiz şekilde temin edildiği için bunların teminine doktorların hiçbir dahlinin veya müdahalesinin bulunmadığını, bu durumda iltibas ihtimali değerlendirmesinin doktor ve eczacılar ekseninde yapılmasının hatalı olacağını, davacının markasının ayırt ediciliği yüksek ve tanınmış bir marka olduğu, uzun yıllardır aktif ve yoğun bir şekilde kullanıldığı ve piyasadaki bilinirliği yüksek tanınmış bir marka olduğu dikkate alındığında davalının marka başvurusunun kötü niyetli ve davacı ile haksız rekabet yapma saikiyle yapıldığının açık olduğunu, ayrıca davacının SMK'nın m. 6/3, m. 6/5 ve m. 6/9 hükümlerinin uygulanma koşullarının da somut uyuşmazlıkta mevcut olduğunu ileri sürerek, ... ...’nın dava konusu edilen 10.05.2023 tarihli ve ... sayılı kararının iptaline ve ... sayılı markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı firma vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Davalının Japonya merkezli, dünya çapında insanlara sağlık sunmayı hedefleyen bir biyofarma şirketi olduğunu, dünyanın en büyük 15 ilaç şirketinden biri olarak 70'ten fazla ülkede faaliyet göstermekte ve yaklaşık 100 ülkede ürünleri satılmakta olduğunu, davalının... uzantılı alan adının da sahibi olarak ülkemizde de faaliyet gösterdiğini, dolayısıyla davacının markasını taklit etmek gibi kötü bir niyetinin olamayacağını, zaten de somut uyuşmazlıkta karşılaştırılan taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olmadığını, taraf markalarının başlangıç kısımlarındaki harflerin farklı olduğunu, bu farklılığın yerleşik uygulamalar ile de kabul edildiği üzere taraf markaları arasındaki karıştırılma ihtimalini bertaraf ettiğini, dava konusu edilen markanın sindirim sistemi rahatsızlıkları için özel olarak formülize edilmiş, tamamen özgülenmiş, ve spesifik bir amaç için tescili istenilen, özgün bir marka olduğunu, davacının markasının ise “dikkat bozukluğu”nun tedavisinde kullanıldığını, dolayısıyla aralarında karıştırılma ihtimali olduğundan bahsedilemeyeceğini, davacının iddialarının aksine taraf markalarının kapsamına giren emtiaların bilinçli tüketicilere hitap ettiğinin hem içtihat hem de doktrin görüşleri ile sabit olduğunu, davacının somut uyuşmazlıkta SMK m. 6/3 ve m. 6/5 hükümlerinin uygulanması koşullarının oluştuğunu ve dahi davalının dava konusu edilen marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığını da ispat edemediğini, bu nedenlerle davadaki taleplerin reddini talep etmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı firmanın ... başvuru sayılı markası ile davacı firmanın ... sayılı markası arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın SMK 6/3 maddesine göre önceye dayalı kullanım, SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık, SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarının yerinde ve doğru olup olmadığı, ... ... sayılı ... kararının iptalinin, davalı markasının tescili halinde hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 20/05/2023 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 10/07/2023 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun 2017 31010 sayılı "..." ibareli markalara dayanılarak 6769 s. SMK'nın 6/1, 3, 5, 9. maddeleri uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. Türkiye'deki yerleşik içtihata göre, reçete edilmiş ilaç müstahzarları söz konusu olduğunda, ilgili tüketici kesiminin işin uzmanı profesyonellerden oluştuğu gerekçesiyle yüksek bir dikkat düzeyine sahip olduğu kabul edilmektedir. .... FSHH Mahkemesinin... sayılı kararında şu değerlendirmelerde bulunmuştur: ''başvuruya konu ''...'' markalı ürün kronik kalp yetmezliği ve hipertansiyon hastalarına hitap eden reçete ile satılan bir ilaç olup, ortalama tüketicilerinin de hekimler ve eczacılardan oluştuğu, doğrudan hastalar tarafından reçetesiz satın alınıp kullanılmasına imk?n bulunmadığı, bir başka ifade ile tezgah üstü tabir edilen tarzda eczaneler veya bu tür eczacılık ürünlerini doğrudan tüketiciye satabilen eczacı denetimi olmayan mahallerde ve işyerlerinde ürünün temin edilmesinin mümkün olmadığı, dolayısıyla ortalama tüketici kapsamında son kullanıcılarının bulunmadığı hekimler ve eczacıların profesyonel kişilerden oluşması dolayısıyla dikkat/özen seviyesinin oldukça yüksek bulunduğunun kabulü gerektiği anlaşılmaktadır.'' Bu çerçevede, ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır. Bu itibarla, markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varıldığından, işbu itirazın reddi gerekmiştir. Markaların karıştırılmayacağı değerlendirmesi ve dosya kapsamında sunulan bilgi ve belgeler birlikte dikkate alındığında, somut olay bakımından diğer itiraz gerekçelerinin haklı ve yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Sayılan nedenlerle, itirazın reddi gerekmiştir. KARAR İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.", Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin MARKASAL şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur. SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir. Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı başvuru Markası Davacı Markası ... (...) ... (...) 05. Sınıf 05. Sınıf ( ilaç ve diğerleri) (... (sindirim sistemi ile ilgili) bozuklukların Tedavisi veya önlenmesi için farmasötik müstahzarlar.) 17/07/2024 tarihli bilirkişi raporunda ÖZETLE; " 1) Karşılaştırılan markaların/işaretlerin görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğu, 2) Davalının markasının kapsamına giren emtialar ile davacının markasının tescilli olduğu emtialar arasında emtia ayniyeti/türdeşliği/ benzerliğinin bulunduğu, 3) Davalının markasının kapsamına alınmak istenilen emtiaların hitap ettiği ortalama tüketici kitlesinin seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesinin yüksek olduğu, 4) (1) ve (2) nolu bentlerde yer alan değerlendirmeler nedeniyle, (3) nolu bentteki tespite rağmen, karşılaştırılan markaların karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunduğu, 5) Davacının “gerçek hak sahipliği” ve “tanınmışlık” iddialarının davalı markasının tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı, 6) Davacının “kötü niyet” iddialarının değerlendirmesinin hukuki niteliği yüksek olduğundan Sayın Mahkeme tarafından yapılması gerektiği, 7) Dava konusu edilen 10.05.2023 tarihli ve ... sayılı (4) nolu bentte yer verilen “karıştırılma ihtimali” değerlendirmesi ile çeliştiği/uyumlu olmadığı, 8) Davacının markanın hükümsüzlüğü talebinin, (4) nolu bentte yer verilen “karıştırılma ihtimali” değerlendirmesi ile çelişmediği/uyumlu olduğu, " şeklinde ifade edilmiştir. Önceki bilirkişi heyetine 1 tıp uzmanı, 1 eczacılık uzmanı ilave edilmek suretiyle duruşmada tespit edilen uyuşmazlık, davalı firma vekilinin itirazları ele alınmak suretiyle heyetten ek rapor alınmasına karar verilmiştir. 26.11.2024 tarihli EK raporda ÖZETLE " - “...” isimli ilacın Dikkat Eksikliği/Hiperaktivite Bozukluğu, “...” isimli ilacın ise Kısa Bağırsak Sendromunun tedavisinde kullanıldığı, yani iki ilacın endikasyonlarının farklı olduğu, dolayısıyla farklı uzmanlık alanlarının konusu olduğu, bu ilaçların satışının yalnızca eczacıların sahibi ve mesül müdürü olduğu eczanelerde yapılabileceği, tüketici kitlesinin bilinçli olarak değerlendirilebileceği, ancak her iki ilacın da beyaz reçeteye tabi olması, dolayısıyla isim benzerliğinin karışma ihtimalini ortaya çıkardığı, - “...” isimli ilacın, ülkemizde ruhsatlı “...” isimli ilacın tüm harflerini içermesi nedeniyle karışma ihtimalinin oldukça arttığı, - Kök Raporda herhangi bir değişiklik yapılmasının gerekmediği, sonuç ve kanaatine varıldığı" şeklinde ifade edilmiştir. Davalı vekilinin yeni bir heyetten rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talep reddedilmiştir.

GEREKÇE: Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait " ... " ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak benzerlik olsa da ve yine dava konusu markanın kapsamında yer alan " ... (sindirim sistemi ile ilgili) bozuklukların tedavisi veya önlenmesi için farmasötik müstahzarlar. " mallarının davacıya ait markanın kapsamındaki 05/01 sırasındaki " İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal reaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler. " malları aynı/benzer olsa da bu malların hedef tüketicileri ( buradaki hedef tüketiciler doktor ve eczacılar açısından yapılacak değerlendirme sonucunda, anılan emtiaların hedef kitlesinin eğitim seviyesi ve mesleki sorumlulukları sonucu sahip oldukları yüksek dikkat ve özen seviyesi olanlar kastedildiği) nazarında taraf markaları arasında iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı kanaati oluşacağı; yani eğitim seviyesi ve mesleki sorumlulukları sonucu sahip oldukları yüksek dikkat ve özen seviyesi yüksek olan Gastroloji-iç hastalıkları veya pratisyen Doktor ile eczacı şahıslar nezdinde davacı ile davalı markalarını karıştırmaları mümkün görülmediği , bu açıdan taraf markaları arasında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibas tehlikesi oluşmadığı kanaatine varıldığı ( bu konuda emsal örnek / HGK 08.06.2022 tarih ve ... sayılı kararı) ( HMK 282 .nci maddede " Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." hükmünden hareketle ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/06/2016 tarih ... sayılı kararı uyarınca iltibas incelemesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin gerekmesi karşısında bilirkişi raporunun iltibas değerlendirmesine ilişkin aksi yöndeki görüşüne itibar edilmemiştir.) Bu sebeple davanın reddi gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 269,80 TL'nin düşümü ile bakiye 345,60‬ TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 3-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle eşit şekilde davalılara verilmesine, 4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.22/01/2025

Katip ... Hakim ... E-İmzalıdır E-İmzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2023/330, K. 2025/17, T. 22.01.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-330-e-2025-17-k-c455939bc3f1