İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/248 E. 2026/22 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/248
- Karar No
- 2026/22
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/248 KARAR NO : 2026/22
DAVA : Marka (Tecavüzün Giderilmesi İstemli) DAVA TARİHİ : 02/09/2014 KARAR TARİHİ : 10/02/2026
Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinin yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Davacı vekili dava dilekçesini duruşmada tekrarla; müvekkilinin ---- tescil numaralı -----" markasının sahibi ve fiili kullanıcısı olduğunu, müvekkili şirket adına başvuru yapılan "----+Şekil" ve "-----" ibaresini taşıyan toplam 21 adet markanın çeşitli sınıflardan tescil edilerek koruma altına alındığını, davalı -- -’nın ----Şekil" ve -----Şekil" markalarını ticari işletmesinde kullandığını ve bu şekilde "----Şekil" markası başta olmak üzere "-----" ibareli markalarına tecavüz etmekte olduğunu , bu durumun ---- Cumhuriyet Başsavcılığının ----- sayılı soruşturma dosyası ile 02/09/2014 tarihinde tespit edildiğini ve soruşturmanın devam ettiğini, davalı tarafından kullanılan şekillerin müvekkiline ait markalara yadsınamaz derece benzediğini, ortalama bir tüketici tarafından karıştırılacağı ve iltibas kastı ile kullanıldığını, müvekkiline ait markaların alışılmışlığın üstünde tanınırlığa sahip olduğunu, müvekkili tarafından özel olarak tasarlanmış -----" markasının yanlışlıkla kullanılmasının mümkün olmadığı gibi, hayatın olağan akışını da aykırı olduğunu, ------ Belediyesi'nin yiyecek ve içecek sektöründe de hizmet verdiğini, bunun herkes tarafından bilindiğini, ----- istasyonunun hemen yanında bulunan ve müvekkilinin markasının kullanıldığı ---- girişini ve tabelasını görenlerin bu marketin Belediye'nin işletmesi olduğunu düşüneceklerini, davalının hedef kitlesinin ----- hizmetlerinden faydalanan kimseler olduğunun ortada olduğunu, müvekkilinin markasının 556 sayılı KHK'nin 9. madde çerçevesinde taklit edildiğini ve müvekkilinin marka hakkına tecavüz edildiğinin açıkça orta olduğunu belirterek, davalının müvekkilinin marka hakkına ilişkin tecavüz fiillerinin durdurulmasına, belirsiz alacak davası olarak Markaların Korunması Hakkında KHK ‘nın 66/2-c maddesine göre marka hakkına tecavüz eden davalının markayı bir lisans anlaşması ile hukuka uygun şekilde kullanılmış olması halinde ödemesi gereken lisans bedeline göre 1.000,00 TL. maddi ve ayrıca 1.000,00 TL. manevi tazminat ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVAYA CEVAP / Davalı vekili cevap dilekçesini duruşmada tekrarla; hakkındaki suçlamaları kabul etmediğini, davacının kötü niyetli olduğunu, davacıya ait marka ile benzer olduğu belirtilen tabelayı sadece bir hafta kullandığını, bir marka ihlali yapılmışsa bunun---- ile ilgili olabileceğini, ---- avukatlarının ihtarnamesi uyarınca 2 gün içerisinde tabelayı da kaldırdığını, burada ------ ilgilendiren bir durumun bulunmadığını, tabelayı 1 hafta içerisinde kaldırdığına ilişkin polis tutanaklarının bulunduğunu beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
TARAFLAR ARASINDAKİ UYUŞMAZLIK: Dava, davacıya ait "----- markalarını davalının izinsiz şekilde kullanılması nedeniyle meydana geldiği iddia edilen marka haklarına tecavüzün tespiti ve men' i ile maddi ve manevi tazminat davasıdır.
UYUŞMAZLIK HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER: Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, ön inceleme duruşması sonrası dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile, uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip deliller toplanmıştır.Davacı vekili 15/07/2015 tarihli bedel artırım dilekçesi ile maddi tazminat talebini arttırarak, 63.182,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline, maddi ve manevi tazminatlara dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davacıya ait marka tescil kaydı dosya içine getirtilmiş, incelendiğinde; ---- tescil numaralı -----" markasının 06, 12, 37, 39 ve 42. sınıflarda tescilli olduğu tespit eidlmiştir. İncelenen ---- Cumhuriyet Başsavcılığının ----- Soruşturma sayılı dosyası kapsamında bulunan 02/09/2014 tarihli tutanak ve ekli fotoğraflarda; davalının adresine gidildiğinde "--- -" isimli işyerinin olduğu, işyeri dış yan duvarında sökülerek atıl durumda 1x2 ebadında ------ ibaresi bulunan metal tabela ile işyeri giriş kısmı ve bina otopark giriş korkuluklarına takılı "-----" yazılı naylon afiş bulunduğu, davalının, davacı şirketin ----- isimli şirkete ihale ile verdiği iş nedeniyle ve ----- yapılan sözleşme üzerine fatura ödeme merkezi, akbil dolum, ---- ve otobüs bileti satışı işi yaptığı, aynı zamanda gıda ve benzeri ürünlerin satışını da yaptığının tespit edildiği, yapılan soruşturma sonucunda şikayetçinin markasının 06, 12, 37, 39 ve 42. sınıflarda tescilli olduğu, davalının faaliyetinin ise 35. Sınıf kapsamında kaldığı gerekçesiyle 30/10/2014 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, karara yapılan itirazın ----. Sulh Ceza Hakimliği'nin ----- sayılı ve 20/02/2015 tarihli kararı ile reddedilerek, kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.Alınan 20/05/2015 tarihli bilirkişi raporunda; davalı tarafın market tabelasında -----Şekil" şeklinde kullanım hali ile davacıya ait olan "------" markasının arasında ortalama tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, davalı tarafın market tabelasında "-----" ibaresini kullanım halinin, 556 s. KHK m. 9/1-b kapsamında davacı tarafın marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğu, davalının mali kayıtları üzerinde yapılan incelemeler doğrultusunda yıllık ortalama cirosunun 414.545,00 TL olduğu, bu cironun %15'i kadar lisans bedeli ödemesi halinde 62.182.00 TL maddi tazminata hükmedilebileceği, manevi tazminat taktirinin Mahkemeye ait olduğuna dair görüş bildirmişlerdir. Davacının bu tabelayı ne kadar süreden beri kullandığının tespiti için ----- Belediye Başkanlığı'ndan davalıya ait iş yeri açma ruhsatı istenilmiş, incelendiğinde ----- Belediye Başkanlığı tarafından davacıya verilen iş yeri açma ve çalışma ruhsatının veriliş tarihinin 02/01/2012 olduğu, ruhsatta işletme adına yer verilmediği tespit edilmiştir. Davalının vergi kayıtları dosya içine getirtilmiş, Gelir Vergisi başlangıç tarihinin 02/11/2011 olduğu, vergi kaydında da iş yeri açma ve çalışma ruhsatındaki adresle aynı adrese yer verildiği anlaşılmıştır. Mahkememizce davacı vekiline 2014 yılına ait örnek lisans sözleşmelerini ve davalının iş yerinde C. Başsavcılığı'nca yapılan tespit ve mahkememize açılan davanın tarihi olan 02/09/2014 tarihinden bir ay öncesine ait ticari defter ve belgelerini sunması için kesin süre verilerek, maddi tazminat hesabına yapılan itirazların incelenmesi ve tarafların 01/0872014 - 02/09/2014 tarihleri arasındaki döneme ait ticari defter ve belgeleri incelenerek elde ettikleri gelire, tarafların cirolarına, davalının üretim ve satış kapasitesine göre lisans bedeli üzerinden maddi tazminat hesabı yaptırılması için muhasip bilirkişi ------ rapor istenilmiş, bilirkişi 08/03/2021 tarihli raporunda, davacı tarafın 2014 yılı ticari defter ve belgelerinin yerinde , davalı tarafın ise dosyadaki belgeler üzerinden incelenmesi neticesinde davacının monopol bir piyasaya sahip olması ile davalı işletme karşısında çok yüksek tutarlarda ciro -kar elde ettiği ve sermaye –öz varlık yapısına sahip olduğu, davalı tarafın davacının tescilli markalarından 39. sınıfta geçen “ Kara , hava ve deniz taşımacılığı hizmetleri: Taşıma komisyonculuğu hizmetleri …”mal ve hizmetler yönünden marka tecavüzünü gerçekleştirdiği, bu sınıfa ait “Akbil-Kontür Gelirleri” elde ettiği ve bu gelirlerinden dolayı kıst dönem hesaplaması sonucu 01/08/2014-02/09/2014 tarihleri arasında 9.336,84 TL. cirosu olduğu, davacı tarafın dosyaya emsal lisans sözleşmesi sunmaması nedeniyle ---- gelen cevap yazısındaki % 15 emsal lisans bedeli olabileceği görüşü üzerine cironun % 15‘ i üzerinden 1.400,53 TL. maddi tazminat hesaplandığı yönünde görüş bildirmiştir. Davacı vekilinin itirazları doğrultusunda heyete dahil edilen bir marka uzmanı bilirkişi ve önceki muhasip bilirkişiden oluşacak iki kişilik bilirkişi heyetinden davalının cirosunun yanı sıra davacıya ait markaların bilinirliği ve bu hususun davalının cirosuna etkisi ve davacının cirosu da dikkate alınarak lisans bedeline göre tazminat hesabı yapılması için yeniden rapor istenilmiş, bilirkişi heyeti 11/10/2021 tarihli bilirkişi raporda; davacı ve davalı marka kullanımının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde 39.sınıfta yer alan "Kara, hava ve deniz taşımacılığı hizmetleri: Taşıma komisyonculuğu hizmetleri….. Kara, hava ve deniz taşıtlarının kiralanması hizmetleri…" alt sınıflarında kesiştiği, davalı marka kullanımı incelendiğinde taşımacılıkla ilgili değil, 35.sınıfın konusu olan market hizmetlerinde kullanıldığı, davacı ve davalı markalarının kullanıldığı sektörlerin aynı olmamakla beraber ortalama tüketicinin davacı markasının bilinirliği sebebi ile davacı markasının yakınında farklı sınıfta fakat aynı logo şekli ile kullanımının benzerlikten kaynaklı iltibas ve faydalanma yaratacağı, bu iltibas ve benzerlikten kaynaklı faydanın gelirin bütününe etkisi olacağı, tazminat bedeli hesaplamasında Ticaret Odası’nın belirlemiş olduğu %15’lik lisans bedelinin davalının bütün geliri üzerinden hesaplanması gerektiği, önceki heyet bilirkişi raporunda davalının 2011,2012,2013 yılları ve 2014 Ağustos ayını kapsayan 44 aylık döneme ait tüm gelirlerinin cirosu üzerinden ortalama 12 aylık kısmına düşen cironun %15’i olan 62.182,00 TL. lisans bedeline göre tazminat hesaplanması yapıldığı, davacının tüm cirosu 2014 yılında 606.168.081,11 TL iken davalının cirosunun davacının cirosunun binde 1,4’ü , 884.447,42 TL olduğu, 01/08/2014-02/09/2014 tarihleri arasında davacının cirosu 93.918.459,80 TL iken davalının cirosunun 79.963,74 TL ile davacının on binde 8,5’i olarak gerçekleştiği, davalının tüm cirosunun 01/08/2014-02/09/2014 tarihleri arasında 79.963,74 TL olup bu ciroya %15 lisans bedeli uygulanması ile maddi tazminatın 11.994,56 TL hesaplandığı yönünde görüş bildirilmiştir. Marka hakkına tecavüz konusu, dava açıldığı tarihte yürürlükte olan 556 sayılı KHK'nin 9. ve 61. maddelerinde düzenlenmiştir. 556 sayılı KHK'nin 9/1-b. maddesinde, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal ve/veya hizmetlerin aynı veya benzeri mal ve /veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından, işaret ile tescilli marka arasında ilişkilendirme ihtimali de dahil, karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılmasının marka sahibi tarafından önlenmesinin talep edilebileceği düzenlenmiştir. Markaların karıştırılma (iltibas) tehlikesi, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle, sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir. Diğer bir tanıma göre karıştırılma ihtimali, bir -tescilsiz- işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önce tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple ya aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesidir Yapılacak incelemede karıştırılma (iltibas) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekir. Bunun için de ilk önce markalar arasında ayniyet veya benzerlik ve daha sonra mal ve/veya hizmetler arasında ayniyet veya benzerlik olup olmadığı araştırılmalıdır. Burada iltibas tehlikesinin belirlenmesinde, benzerliğin vasat düzeydeki tüketicilerin ilk bakışta ürün veya hizmetin karıştırılmasına sebep olması veya karıştırma tehlikesinin bulunması ölçütü esas alınır. Ancak özel alıcı grubu olan hedef kitle de somut olayda nazara alınabilir. Mali müşavir bilirkişiye tevdi ile Yargıtay bozma ilamında belirtilen, taraflar arasında bir lisans anlaşması bulunsaydı davalının davacıya ödeyeceği lisans bedeli belirlenip (lisans bedeli tespitinde davalının işletmesinin kapasitesi, lisans sayısı, markanın bilinirliği, münferit lisans ücreti değerlendirilmeli) 1 yıllık lisansa tekabül eden tazminat tutarının hesaplanması hususunda rapor alınmış olup alınan raporda özetle; Yargıtay ----- HD” nin 05.06.2023 tarihli ---Esas, ----- Karar sayılı bozma ilamında belirtilen “Tisans bedelinin tespitinde davalının işletmesinin kapasitesi, lisans sayısı, markanın bilinirliği, münferit lisans ücreti değerlendirilmesi, bir yıllık lisansa tekabül eden tazminat tutarının hesaplanması” hususlarında incelenme yapılması istenmiş ise de bozma ilamında belirtilen lisans sayısı, markanın bilinirliği, münferit lisans ücreti hakkında dosya kapsamında herhangi bir veri mevcut olmadığından tarafımca bu kapsamda bir inceleme yapılması mümkün olamadığı, Bozma ilamı öncesinde dosyaya sunulan kök ve ek raporlarda emsal lisans bedeli tespit edilirken davalının işletmesinin kapasitesinin dikkate alındığı, Davalının işletmesinin kapasitesi dikkate alındığında davacının tüm cirosu 2014 yılında 606.168.081,11 TL (606 Milyon 168 Bin 81 Türk Lirası) iken davalının cirosunun davacının cirosunun binde 1,4'ü, 884.447,42 TL (884 Bin 447 Türk Lirası) olduğu, 01/08/2014-02/09/2014 tarihleri arasında davacının cirosu 93.918.459,80 TL (93 Milyon 918 Bin 459 Türk Lirası) iken davalının cirosunun 79.963,74 TL (79 Bin 963 Türk Lirası) ile davacının on binde 8,5'i olarak gerçekleştiği, bu tespitler doğrultusunda davalının işletme kapasitesinin küçük bir esnaf boyutlarında kaldığı, Davalının 2014 yılının tamamında (1 yıllık süreçte) toplam net kazancının (karının) vergi öncesi 10.959,70 TL olduğu, Davacının dosyaya emsal lisans sözleşmesi sunmadığına, Lisans sayısının bilinmediği, Somut olayın özelliği nazara alındığında davalının tacir olarak belirli bir getirisi olan Maltepe ilçesinde bir işletme işlettiği, dolayısıyla davacının tescilli markasını bilmediğini ileri süremeyeceği ve davalıya lisans verilmediği gerçeğinden hareketle maddi tazminat ödenmesinin şartlarının oluştuğu, Marka hukukundaki tazminat davalarında davacının uğradığı zarar/karşı tarafın elde ettiği kazanç, ya da sunulan emsal lisans sözleşmeleri kapsamına göre davacının talep edilebileceği emsal lisans bedeli yapılan yargılamada tam olarak tespit edilemiyorsa mahkeme tarafından dosyaya sunulu deliller kapsamında Türk Borçlar Kanunun m. 50 ve devamı hükümleri uyarınca Sayın Mahkemenizce resen de belirlenebildiği, Davacıya ait markanın belirli bir marka değerinin bulunduğu, uzun yıllar piyasada olduğu, herhangi bir lisans vermediği, lisans vermesi durumunda ise bugünün ekonomik koşullarına göre lisans bedelinin belli bir meblağın altında olamayacağı, buna karşın davalının işletmesinin küçük bir esnaf boyutunda kaldığı, tecavüzün yalnızca 33 gün sürdüğü, tecavüz konusu dönemde davalının gelirlerinde önemli bir artışın görülmediği, davalının üretici konumunda bulunmadığı, davacı tarafından dosyaya emsal bir lisans sözleşmesi sunulmadığına dair görüş bildirmişlerdir. ----- Bakkallar Odasına gönderdiği müzekkereye, “Taraflar arasında davaya konu olan davalı --- ait odamız üye kayıtlarında, herhangi bir kayda rastlanılmamıştır” denilerek emsal lisans yönünden lisans kayıt ve belgeleri sunulmamıştır. ---- Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği ise müzekkereye cevabında “---- Esnaf ve Sanatkar Sicil Müdürlüğü ile --- kayıtlarında yapılan tetkikte, ---- TC kimlik numaralı davalı ---- 28.11.2011 tarihinde ---- sicil numarası ile ----- Esnaf ve Sanatkarlar Odası’na bakkalcılık ve kafeteryacılık mesleği ile kayıt olduğu ve bu kaydının halen devam ettiği tespit edilmiştir. Davalı ---- faaliyetleri göz önüne alınarak emsal lisans yönünden varsa lisans kayıt ve belgeleri aşağıda iletişim bilgileri bulunan birliğimize bağlı ----- Esnaf ve Sanatkarlar Odasından temin edilmesi hususunun bilgilerinize arz ederiz denilmiştir.” denilerek emsal lisans yönünden lisans kayıt ve belgeleri sunulmamıştır. ----- Ticaret Odasının da müzekkereye cevabı dosya görülmemiştir. Dosya kapsamında 19/12/2024 tarihli ------ cevap yazısında ise “…. sözleşmenin bulunmaması durumunda ise söz konusu markanın cirosunun %15’i oranında rakamın emsal lisans bedeli olacağı tespit edilmiştir.” Cevabı verilmiş idi. Davalı kayıtları üzerinde inceleme yapılarak ek rapor düzenlenmiş olup alınan raporda özetle; Sayın Mahkemenin göndermiş olduğu müzekkerelere ilgili kuruluşlar tarafından emsal lisans yönünden lisans kayıt ve belgelerin bulunmadığı yönünden cevapların verildiği, Sayın Mahkemenin Davalının kayıtları üzerinden inceleme yapılmasını istese de önceki raporlara konu olan mali verilerin zaten Davalı tarafın kayıtlarından elde edildiğinden tekrar incelemeye konu edilmeyerek iş bu rapordaki hesaplamalara da konu edildiği, Tazminata ilişkin hesaplamaların iş bu raporda takdiri ve hukuki değerlendirmesi Sayın Mahkemeye ait olup Davacının da önceki rapora itirazları doğrultusunda alternatifli hesaplanması sonucu; Önceki rapordaki gibi kıst dönem ihlalin olduğu 01.08.2014-02.09.2014 (33 Günlük) net cirosu üzerinden yapılan hesaplamaya göre 11.994,56 TL, Davacının da itirazına konu olan Davalı tarafın 2014 yılı (bir yıllık) net cirosu üzerinden yapılan hesaplamaya göre 132.667,11 TL Davacının da itirazına konu olan Davacı tarafın 2014 yılı (bir yıllık) net cirosu üzerinden yapılan hesaplamaya göre 90.925.212,16 TL (Doksanmilyon-dokuzyirmibeşbin-ikiyüzonikiLira-onaltıkuruş) lisans bedeli tazminat tutarı olarak hesaplandığı, Davalının işletmesinin kapasitesi dikkate alındığında davacının tüm cirosu 2014 yılında 606.168.081,11 TL (606 Milyon 168 Bin 81 Türk Lirası) iken davalının cirosunun davacının cirosunun binde 1,4’ü, 884.447,42 TL (884 Bin 447 Türk Lirası) olduğu, 01/08/2014-02/09/2014 tarihleri arasında davacının cirosu 93.918.459,80 TL (93 Milyon 918 Bin 459 Türk Lirası) iken davalının cirosunun 79.963,74 TL (79 Bin 963 Türk Lirası) ile davacının on binde 8,5’i olarak gerçekleştiği, bu tespitler doğrultusunda davalının işletme kapasitesinin küçük bir esnaf boyutlarında kaldığı, Somut olayın özelliği nazara alındığında davalının tacir olarak belirli bir getirisi olan ----- ilçesinde bir işletme işlettiği, dolayısıyla davacının tescilli markasını bilmediğini ileri süremeyeceği ve davalıya lisans verilmediği gerçeğinden hareketle maddi tazminat ödenmesinin şartlarının oluştuğu, Marka hukukundaki tazminat davalarında davacının uğradığı zarar/karşı tarafın elde ettiği kazanç, ya da sunulan emsal lisans sözleşmeleri kapsamına göre davacının talep edilebileceği emsal lisans bedeli yapılan yargılamada tam olarak tespit edilemiyorsa mahkeme tarafından dosyaya sunulu deliller kapsamında Türk Borçlar Kanunun m. 50 ve devamı hükümleri uyarınca Sayın Mahkemenizce resen de belirlenebildiği, Davacıya ait markanın belirli bir marka değerinin bulunduğu, uzun yıllar piyasada olduğu, herhangi bir lisans vermediği, lisans vermesi durumunda ise bugünün ekonomik koşullarına göre lisans bedelinin belli bir meblağın altında olamayacağı, buna karşın davalının işletmesinin küçük bir esnaf boyutunda kaldığı, tecavüzün yalnızca 33 gün sürdüğü, tecavüz konusu dönemde davalının gelirlerinde önemli bir artışın görülmediği, davalının üretici konumunda bulunmadığı, davacı ve esnaf odaları/birlikleri tarafından dosyaya emsal bir lisans sözleşmesi sunulmadığı, tarafların somut dava dosyasına yansıyan ekonomik durumları, ihlalin gerçekleştiği yer, ihlalin gerçekleştiği süre dikkate alındığında huzurdaki davaya konu lisans bedelinin ancak Sayın Mahkemenizce TBK m.50 ve 51 hükümleri uyarınca belirlenebileceğine dair görüş bildirmiştir. Davacı vekili talep artırım dilekçesinde özetle; 132.667,11 TL maddi tazminatı alacağının ihlal tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte, 1.000,00 TL manevi tazminat alacağının ihlal tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte, davalıdan tahsiline; yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, davacıya ait "----Şekil" ve "------" markalarını davalının izinsiz şekilde kullanılması nedeniyle meydana geldiği iddia edilen marka haklarına tecavüzün tespiti ve men' i ile maddi ve manevi tazminat davasıdır. Davacı taraf davalı tarafın büfe olarak tabir edilen iş yerinde davacı adına tescilli ---- tescil numaralı "-----" markasını markasal olarak kullandığını, bu eylemin davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğunu beyan ve iddia ederek tecavüzün durdurulması ile tecavüzden kaynaklı oluşan maddi ve manevi zararının tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 15/07/2015 tarihli bedel artırım dilekçesi ile maddi tazminat talebini arttırarak, 63.182,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline, maddi ve manevi tazminatlara dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı tarafından Mahkememize açılan marka hakkına tecavüzün tespiti, men'i, maddi ve manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonucunda, ---- Esas, ----- Karar sayılı kararı ile Mahkememizce, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının, davacıya ait markanın aynısını market tabelası olarak kullandığı, ulaşım sektöründe hizmet veren davacıya ait "-----" ibareli markanın 6, 12, 37, 39 ve 42. sınıfta tescilli olduğu, davalının ise fatura ödeme merkezi, Akbil dolumu, ----- ve otobüs bileti satışı ve gıda ve benzeri ürünlerin satışı ile iştigal ettiği, sektörler arasında genel olarak bağlantı bulunmamakla birlikte, davalının - istasyonu yanında işyeri açması ve ------ ve Akbil dolumu yapması nedeniyle karıştırılabileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, 63.182,00 TL maddi ve 1.000,00 TL manevi tazminatın 15/07/2015 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, kararın davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay---- Dairesi'nin 20.11.2017 tarih, ---- ve ------ Karar sayılı ilamı ile; "Dava, markaya tecavüzün giderilmesi, maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir. 556 sayılı KHK'nın 12. maddesi uyarınca, "dürüstce ve ticari veya sanayi konularıyla ilgili olarak kullanılmaları koşuluyla üçüncü kişilerin, ad ve adresini, mal veya hizmetlerle ilgili cins, kalite, miktar, kullanım amacı, değer, coğrafi kaynak, üretim veya sunuluş zamanı veya diğer niteliklere ilişkin açıklamaları kullanmaları marka sahibi tarafından engellenemez". Davalının, davacı adına tescilli ----- ibareli markayı market olarak işlettiği işyerinde kullandığı sabit ise de, bu işyerinde ----- Kart ve Akbil dolumu da yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, davalının, davacı adına tescilli markayı kullanım şeklinin 556 sayılı KHK'nın 12. maddesine göre dürüst kullanım kapsamında kalıp kalmadığı tartışılıp değerlendirilerek ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken bu yönden değerlendirme yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu yönden bozulmasını gerektirmiştir. Kabule göre de, HMK'nın 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı, 183. maddesinde tarafların veya mahkemenin dava dosyasında bulunan belgelerdeki açık yazı ve hesap hatalarının, karar verilinceye kadar düzeltilebileceği, 304. maddesinde de hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hataların, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebileceği belirtilmiştir. Somut olayda, mahkemece, hükmün tefhim edildiği 03.12.2015 tarihli celsede 62.182 TL'nin davalıdan tahsiline dair karar verilmiş, gerekçeli kararda ise, kısa kararda 62.182 TL'nin tahsiline karar verilmesinin daktilo hatası niteliğinde olduğu belirtilerek 63.182 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline dair hüküm tesis edilmiştir. Mahkemece, kısa kararda 62.182 TL'nin tahsiline dair verilen hüküm HMK'nın 183. ve 304. maddelerinde belirtilen maddi hata niteliğinde olmadığından HMK'nın 198/2. maddesine aykırı olarak tefhim edilen kısa karara aykırı olarak gerekçeli kararın hüküm fıkrasında değişiklik yapılması da doğru görülmemiş, kararın bu yönden de bozulmasını gerektirmiştir." gerekçesiyle bozulmuştur.Mahkememizce usul ve yasaya uygun Yargıtay bozma ilamına uyulmak suretiyle -----Esas numarası alınarak yargılamaya devam edilmiş, yapılan yargılama sonucunda ------ Karar sayılı kararı ile davalının marka kullanımının 556 sayılı KHK 12.maddedeki dürüst kullanım kapsamında bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı tarafça temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay -----.Hukuk Dairesi'nin 07/10/2019 tarih, ----- ve ----- sayılı ilamı ile; "davalının, ---- istasyonunun hemen girişinde bulunan iş yerinde davacıya ait ------şekli" unsurlu markayı hiçbir gereklilik olmadığı halde oldukça büyük bir tabelada ve “ ----” ibaresiyle birlikte kullandığı, söz konusu tabelada, markada yer alan şekil unsurunun yanında herhangi bir tanımlayıcı ibareye yer verilmediği, esasen davalının bu kullanımı nedeniyle, sanki davalıya ait işletmenin davacı şirkete bağlı bir işletme imiş gibi imaj ve intiba uyandırdığı, bu haliyle davacıya ait tanınmış markanın kullanılmasının markaya tecavüz niteliğinde olduğu kabul edilerek bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. " gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiş, Mahkememizce verilen bu karara uyularak, yargılamaya devam olunmuştur. Mahkememizin ---- esas ----- esas sayılı dosyasında Davanın KISMEN KABULÜNE KISMEN REDDİNE, davalının iş yeri tabelasında, tanıtım malzemelerinde ve iş evrakında 39. Sınıfta yer alan akbil ve ----- dolum hizmetleri için davacıya ait ----- markalarını kullanmak suretiyle gerçekleştirdiği marka hakkına tecavüzün TESPİTİNE ve MEN'ine, 11.994,56 TL maddi tazminatın 15/07/2015 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 1.000,00 TL manevi tazminatın 15/07/2015 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, Davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, şeklinde karar verildiği, Yargıtay -----. Hukuk Dairesinin 05.06.2023 tarihli ----- Karar sayılı ilamında “…….buna göre taraflar arasında bir lisans anlaşması bulunsaydı davalının davacıya ödeyeceği lisans bedeli belirlenip (lisans bedeli tespitinde davalının işletmesinin kapasitesi, lisans sayısı, markanın bilinirliği, münferit lisans ücreti değerlendirilmeli) 1 yıllık lisansa tekabül eden tazminat tutarının hesaplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davalının elde ettiği kazanç üzerinden değerlendirme yapılması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.” denilerek Mahkeme kararının bozulmasına karar vermiş, verilen bu bozma kararına Mahkememizce uyularak dosya Mahkememizin yukarıdaki esasına kaydedilerek yargılamaya devam olunmuştur. Marka hakkına tecavüz konusu, dava açıldığı tarihte yürürlükte olan 556 sayılı KHK'nin 9. ve 61. maddelerinde düzenlenmiştir. 556 sayılı KHK'nin 9/1-b. maddesinde, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal ve/veya hizmetlerin aynı veya benzeri mal ve /veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından, işaret ile tescilli marka arasında ilişkilendirme ihtimali de dahil, karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılmasının marka sahibi tarafından önlenmesinin talep edilebileceği düzenlenmiştir. Markaların karıştırılma (iltibas) tehlikesi, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle, sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir. Diğer bir tanıma göre karıştırılma ihtimali, bir -tescilsiz- işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önce tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple ya aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesidir. Yapılacak incelemede karıştırılma (iltibas) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekir. Bunun için de ilk önce markalar arasında ayniyet veya benzerlik ve daha sonra mal ve/veya hizmetler arasında ayniyet veya benzerlik olup olmadığı araştırılmalıdır. Burada iltibas tehlikesinin belirlenmesinde, benzerliğin vasat düzeydeki tüketicilerin ilk bakışta ürün veya hizmetin karıştırılmasına sebep olması veya karıştırma tehlikesinin bulunması ölçütü esas alınır. Ancak özel alıcı grubu olan hedef kitle de somut olayda nazara alınabilir. Bu açıklamalardan sonra bozma kararları öncesinde toplanan deliller ve bozma ilamı doğrultusunda alınan rapor ve ek raporlar ile toplanan deliller değerlendirildiğinde; ----- C. Başsavcılığı'nın soruşturma evrakı, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı ile; davalının 2014 yılı Ağustos ayında ---- İstasyonu yakınında yiyecek ve içecek ürünleri satışı ile ---- kart, akbil dolum işini de yaptığı iş yerinin tabelasında "----" adını kullandığı, ayrıca davacı adına tescilli ---- tescil numaralı -----Şekil" markasına da iş yeri tabelasında yer verdiği, ------ Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na bağlı bir şirket olan davacı şirketin ---- logosunu içeren markasının ve adına tescilli bir çok markanın esas unsuru olan "------" markasının tanınmış markalar olduğu, bu marka görüldüğünde herkes tarafından ----- Büyükşehir Belediye Başkanlığı, dolaysıyla davacı şirket ile irtibat kurulacağı, davalının, ------ istasyonunun hemen girişinde bulunan iş yerinde hiçbir gereklilik olmadığı halde oldukça büyük bir tabelada "-----" markasını “------” ibaresiyle birlikte iş yeri tabelasında ve markada yer alan şekil unsurunun yanında herhangi bir tanımlayıcı ibareye yer vermeden kullanmasının, davalıya ait işletmenin davacı şirkete bağlı bir işletmeymiş gibi imaj ve intiba uyandırdığı, bu haliyle davacıya ait tanınmış markaların kullanılmasının markaya tecavüz niteliğinde olduğu kabul edilmiş ve davalı eyleminin davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğu kabul edilerek tecavüzün tespiti ve men'ine karar verilmiştir.Davacı tarafın maddi tazminat talebi de değerlendirilmiş, marka hakkı tecavüze uğrayan marka hakkı sahibinin 556 sayılı KHK'nın 64 ve 66. Maddelerine göre uğranılan zararı gidermekle yükümlü olduğu, davacı tarafın oluşan zararının tazmini yönünden 556 sayılı KHK'nın 66. Maddesinin 2-c bendi kapsamında talepte bulunduğu, ----- cironun %15 oranında lisans bedeli belirleneceğine dair emsal bildirimi kapsamında davalı tarafın cirosu üzerinden yapılan hesaplamada davalının küçük esnaf boyutunda olduğu, 2014 cirosunun 79.963,74-TL olduğu, net kazancının 10.959,70 TL olduğu, bu haliyle emsal lisans bedeli olarak bir hesaplamanın davalı ve davacı cirosu dikkate alındığında tam olarak tespit edilemediği dikkate alındığında tazminatın TBK'nın 50 ve 51. Maddeleri kapsamında 15.000,00-TL olarak takdiren belirlenmesinin uyuşmazlıktaki kullanım ve kullanılan yer dikkate alınığında oluşabilecek zarar olduğu kabul edilerek bu miktar yönünden maddi tazminat talebinin kabulüne karar vermek gerekmiş bakiye talebin reddine karar vermek gerekmiştir.Davacı tarafın manevi tazminat talebi de değerlendirilmiş, 556 sayılı KHK'nın 62/1-b maddesi kapsamında manevi zararının tazminini talep edebileceği, davalının eyleminin davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğu, tecavüzün süresi, davalının sosyal ve ekonomik durumu ve ihlalin şekli nazara alındığında ve dava tarihi dikkate alındığında 1.000,00-TL manevi tazminatın yerinde olduğu kabul edilmiş, davacının ıslah talebi de dikkate alınarak tazminatlara dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa ödenmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle ; Davanın KISMEN KABULÜNE KISMEN REDDİNE, 1-Davalının iş yeri tabelasında, tanıtım malzemelerinde ve iş evrakında 39. Sınıfta yer alan akbil ve ---- hizmetleri için davacıya ait "-----" markalarını kullanmak suretiyle gerçekleştirdiği marka hakkına tecavüzün TESPİTİNE ve MEN'İ ne, 2-15.000,00 TL maddi tazminatın 15/07/2015 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, Davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, 3-1.000,00 TL manevi tazminatın 15/07/2015 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, Davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, 4-Alınması gerekli 1.092,96 TL peşin alınan 25,20 TL ve ıslah harcı olarak 2.231,49 TL olmak üzere toplam 2.256,69 TL harcın mahsubu ile 1.164,00 TL bakiye harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre tecavüzün tespiti, men'i ve ref'i davası yönünden 55.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre maddi tazminat davası yönünden 15.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre manevi tazminat davası yönünden 1.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davacı tarafından yapılan 2.231,49-TL ıslah harcı, 25,20 TL başvurma harcı, 9.755,74 TL tebligat, müzekkere masrafları, bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 21.768,17 TL yargılama giderinden, davanın kabul ve red oranına göre, (%56) 12.190,17 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, kalanının davacı üzerinde bırakılmasına, 9-Davalı tarafından sarfedilen 350,00 TL yargılama giderinden, davanın kabul ve red oranına göre, 154,00 TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, kalanın davalı üzerinde bırakılmasına, 10-Gider avansının bakiye kısmının karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,Dair; davacı vekili ile davalının yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yasal 2 haftalık süre içersinde Yargıtay yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.