İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2011/499 E. 2026/302 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2011/499
- Karar No
- 2026/302
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2011/499 KARAR NO : 2026/302
DAVA : Maddi Tazminat DAVA TARİHİ : 29/09/2011 KARAR TARİHİ : 16/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan maddi tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili banka tarafından yaptırılan ..ve ...'deki toplu konut projeleriyle ilgili olarak, banka zararını ve sorumlulukları tespit eden yüksek denetleme kurulu başkanlığı tarafından hazırlanan müfettişlik raporuna göre, ... Projesi ile ilgili olarak; ihale bakımından Hazine Müsteşarlığı'nın finansmanı kendi içinden olmayan inşaat projelerine, ...'de henüz satılamayan 1962 konut varken satış yoluyla finansman sağlanıncaya kadar yeni projelere girilmemesi yönündeki ikazlarına ve gerçekleştirilmemesi icap eden proje hakkında yapılan fizibilite raporunda, projenin zararla sonuçlanacağı belirtilmesine rağmen, ihalenin açıldığı ve mali durumu bozuk olan firmaların seçildiğinin tespit edildiğini, ...'deki 960 konutun inşaat ihalesine girilirken hazırlanan fizibilite raporunda, 276.919.000.000,00-TL(eski para cinsinden) zarar edileceği öngörülmüşken, ... Şirketi, ... Şirketi ve... ile sözleşmeler imzalanarak bankanın taahhüt altına sokulduğunu, ayrıca ihalenin de yönetmeliğe aykırı gerçekleştirildiğini, davetiye gönderilen 10 firma içerisinden, ... Şirketi, ... Şirketi ve ... haricindekilerin ihale dışı bırakıldığını, bu firmalarla pazarlık usulüyle anlaşma yapıldığını, genel müdürlük tarafından yönetim kuruluna sunulan konuyla ilgili olarak, yönetim kurulunun sözleşmelerin imzalanması ve bu iş için 771.677.388.000,00-TL'nin harcanması hakkındaki kararı ile proje sonunda bankanın, maliyet tablosuna göre 18.185.000.000,00-TL zarar ettiğini, yüksek denetleme kurulu başkanlığının ilgili raporunda, zarardan sorumlu olanların yönetim kurulu başkanı ve genel müdür ..., yönetim kurulu üyesi ve genel müdür yardımcısı ..., yönetim kurulu üyesi ..., yönetim kurulu üyesi ..., yönetim kurulu üyesi ..., genel müdür yardımcısı ..., proje değerlendirme ve geliştirme grup müdürü ... ve ticari amaçlı emlak portföy yönetimi koordinatörü ... olduğunun belirlendiğini, ... ile ilgili olarak ise; bu projede Hazine Müsteşarlığı'nın satış yoluyla yeni finansman sağlanıncaya kadar yeni projelere girilmemesi doğrultusundaki talimatlarına karşın yapıldığını, toplam 2616 konutun yapımının 6 grup halinde ihale edildiğini, gazete ilanı verilmediğinden dolayı yeterli sayıda teklif alınamadığını, hatta 2. etap inşaatı fiyatlarına ve emsal fiyatlara oranla daha yüksek fiyatlarla ihale olunan projede 2. etaba göre %11 zamlı fiyat üzerinden sözleşme imzalandığını, projede kredili satım alternatifine göre 17.417.000.000,00-TL(eski para cinsinden), peşin satım alternatifine göre ise 41.039.000.000,00-TL zararın söz konusu olduğunu, bu proje ile ilgili olarak yüksek denetleme kurulu başkanlığının raporunda, yönetim kurulu başkanı ve genel müdür ..., yönetim kurulu üyesi ve genel müdür yardımcısı ..., yönetim kurulu üyesi ..., yönetim kurulu üyesi ..., yönetim kurulu üyesi ..., yönetim kurulu üyesi ..., proje değerlendirme ve geliştirme daire başkanlı ... ve ticari amaçlı emlak portföy yönetimi koordinatörü ...'un sorumlu olduğunun belirlendiğini, rapora göre her iki ihalede de teşebbüs personeline 399 ayı KHK ile yüklenen kaynak ve sermayeyi kullanırken verimlilik ve kârlılık esaslarına göre değerlendirmek için azami gayret içinde olunması ilkesinin gözetilmediği, mevzuata aykırı şartlarda sözleşme yapıldığı, sorumluların görevi kötüye kullanma suçunu işledikleri ve banka zararlarını tazmin yükümlülüklerinin bulunduğunun beyan ve tespit olunduğunu, tüm bu nedenlerle fazlaya ve munzam zarara ilişkin hakları saklı kalmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, ... Projesi ile ilgili olarak 18.185.000.000,00-TL ve ...Projesi ile ilgili olarak 41.039.000.000,00-TL banka zararının, dava tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun'un ticari işlere dair uygulanacak hükümleri çerçevesinde, TCMB'nin kısa vadeli krediler için öngördüğü avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Davalılar ..., ..., ... ve ... vekilleri cevap dilekçesi ile; eldeki davanın aynısının, daha önce ... 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile de işlem gördüğünü, 15/09/2011 tarihinde davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini ve henüz kesinleşmediğini, bu anlamda dava şartının bulunmadığını, dava dilekçesinde zararın 31/12/2000 tarihli maliyet tablosuna göre öğrenildiği iddia edildiği halde, davanın 20/09/2011 tarihli dilekçe ile açıldığını, zamanaşımı süresinin ise zararın öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl olduğunu, davacı tarafın, davalıların memuriyet görevlerini suistimal suçunu işlemiş oldukları beyan edilmiş ise de, olayda 5 yıllık zamanaşımı süresinin de dolmuş olduğunu, ayrıca davacının öğrenme zamanı ... tarihli ve ... sayılı raporda da belirtildiği gibi, Hazine Müsteşarlığı makamının...sayılı ... inceleme onay tarihi olduğunu, müvekkillerinin görev yaptıkları dönem dikkate alındığında, zamanaşımı süresinin geçmiş olduğunu, ayrıca dava dilekçesinin açık olmadığını ve delillerin nelerden ibaret olduğunun belirtilmediğini,...toplu konut projelerinin, müvekkillerinin banka yönetim kurulunda ve genel müdürlüğünde görev almalarından çok önce aşlamış olan dev projeler olduklarını, inşaat tekniğinde esas olanın, bir projenin bütün olarak ele alınması ve tamamlanması olduğunu, bir pojenin birkaç etaba bölünmesindeki temel sebebin, yapılar topluluğu olmasından be pazarlama stratejisinden kaynaklandığını, birden çok etaplara bölünen inşaatlarda kural olarak devam eden etapların inşaatlarının ihaleye çıkarılması olduğunu, proje bütünlüğü ve maliyetler gözetildiğinde, inşaatların devamlılığının esas olduğunu, projenin tamamı için yapılması gereken alt yapı, okul, ticaret ve alışveriş merkezleri, otopark düzenlemesi gibi imalatların, kâr getirmediği halde kaynak sarf edilen imalatlar olduklarını, ancak proje bütünlüğü içerisinde yerine getirilmesi şart olan imalat olduklarını, bu imalatların ağırlıkta olduğu etapların zarar edebileceğini ve bunu eleştirmenin teknik bir hata olduğunu, davacı bankanın aynı anda iki sektörde yer almakta olduğunu ve özel statülü bir banka olarak faaliyet göstermekte olduğunu, konut üretmek ile bankacılık işinin ayrı hukuki sonuçlarının bulunduğunu, konut yönünden maliyet hesabı yapılırken, inşaat maliyetine özgü yasal hesaplama yöntemini kullanmak zorunda olduğunu, davacı tarafın ise zarar hesaplaması yaparken kullandığı maliyet hesabının, bankacılıkta kullanılan kaynak maliyet hesabı olduğunu ve bu hesap yönteminin, kredi oranlarının tespitinde kullanılmakta olduğunu, konut maliyetinde kullanılamayacağını, aksi takdirde konutun maliyetlerinin fiktif olarak şişeceğini ve aslında konutlardan elde edilen yüksek kârların, şişirilmiş maliyetlerle ortadan kaldırılarak vergi ziyanına ve fiktif bilançolara sebebiyet verilmiş olacağını, münhasıran yetkili ve görevli teknik kadrolarca hazırlanan ve üst karar organlarınca bizzat bilinmesi imkansız olan devam eden inşaata ait gerekleri tespit etmenin, 399 sayılı KHK'nın 11/a maddesinde açıklanan sorumluluk sınırlarına göre yönetim kurulu ve genel müdürün yetkisinde ve sorumluluğunda olmadığını, davacı bankanın maliki bulunduğu varlıkları ve gayrimenkulleri, bedel karşılığında ...'ye devrettiğini, buna göre de davacının herhangi bir zararı olmadığı gibi, davacı tarafın talepte bulunurken, devrettiği bedelleri dikkate almadığını, sözü edilen varlıkların gerçek piyasa değerleri dikkate alındığında ise, davacı bankanın yüksek miktarda kazanım sağladığının görüleceğini, her iki proje için de ihaleye girilirken, ihale öncesi herhangi bir fizibilite raporu hazırlanmadığını, bankanın kurulduğu tarihten itibaren tüm ihalelerde uygulanan prosedürün uygulanmış olduğunu, davacı bankanın Devlet İhale Kanunu'na tabi olmadığı gibi, dava konusu her iki ihalenin de banka ihale yönetmeliğinin 16. maddesine göre gerçekleştirildiğini, buna göre gazetelere ilan verilmesi yükümlülüğünün bulunmadığını, ihale komisyonu tutanak ve belgeleri okunduğunda, işleyişin yönetmelik ve banka menfaatlerine uygun olduğunun ortaya çıkacağını, ... göre %11 zamlı fiyat oluşmasına ilişkin olarak, inşaat maliyetlerindeki artışın, enflasyon oranının ve paranın alım gücündeki azalmanın, 3. etap ihalesinin 2. etaptan yaklaşık iki yol sonra gerçekleştiğinin hiç dikkate alınmadığını açıkça göstermekte olduğunu, tüm bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile; aynı konuda müvekkiline karşı açılan ve ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... numarası ile görülen davanın, takipsiz bırakıldığı için ortadan kaldırılmış ise de, bu kararın henüz kesinleşmemiş olması nedeniyle derdest olduğunu, davanın hem TTK'daki yıllık ve hem de TBK'daki 10 yıllık genel zamanaşımı süresinden sonra açıldığını, esas hakkında da müvekkilinin bir kusuru ve hukuka aykırı davranışının bulunmadığını, tüm bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile; yüksek denetleme kurulu raporu tarihinin 08/05/2001, dava tarihinin ise 20/09/2011 olduğunu ve bu anlamda eldeki davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin gerekmekte olduğunu, davacı tarafın, ... 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... (Eski ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...) esas sayılı dosyası ile aynı zarar iddiası ile derdest dava yürütmekte olduğunu, bu sebeple davanın derdestlik nedeniyle reddinin gerekmekte olduğunu, dava dilekçesinde eksikliklerin yer almakta olduğunu ve dilekçenin davacı tarafa açıklatılmasının gerekmekte olduğunu, davanın banka tüzel kişiliği adına açıldığını, ancak dava açma yetkisinin bankanın tasfiye kuruluna ait olduğunu, bu nedenle davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmamakta olduğunu, eldeki davanın, ancak pay sahipleri tarafından açılabileceğini, çünkü davacı bankanın tasfiyesine karar verilmiş olduğunu, bu anlamda davacının hukuki yararının bulunmamakta olduğunu, davacı tarafın ihale yönetmeliğine aykırı hareket edildiği iddiasının talihsiz bir iddia olduğunu, davacı banka ihale yönetmeliğine göre, ihaleye davet edilen firmalardan fiyat tekliflerinin alındığını, en düşük fiyat teklif eden firmaya işin ihale edileceğini, eldeki dava konusu olayda ise en düşük fiyat teklifi verip ihaleyi kazanan firmalar ile bu fiyatlar üzerinde ayrıca eksiltme pazarlığı yapıldığını ve fiyatların daha aşağıya çekilmeye çalışıldığını, Hazine Müsteşarlığının ... tarihli ve ... sayılı, davacı banka genel müdürlüğüne hitaben yazılan yazıya göre, banka sermayesinin 15.000.000.000,00-TL'ye yükseldiği göz önüne alınarak, yeni konut projelerine girilmesinde sakınca görülmediğinin ifade edildiğini, ayrıca projeler incelendiğinde etap etap hayata geçirildiğinin görülmekte olduğunu, şayet etaplara bölünmüş bir projede bu etaplar tamamlanmadan projenin yarım bırakılması halinde, projenin yüksek miktarda zarara uğraması riskinin doğmakta olduğunu, zira tüm altyapı maliyetlerinin projenin geneli için yapılmakta olduğunu, gazete ilanı verilmediği beyanının ihale yönetmeliği ile bağdaşmamakta olduğunu ve 2. etaba göre %11 zamlı fiyat oluşmasının eleştirilmesinin ise ticari hayatın gerçeklerine uymamakta olduğunu, dava dilekçesinde zararın hesabının banka maliyet tablosundan anlaşıldığının ifade edilmekte olduğunu, davacı bankanın zarar hesabı maliyet tablolarından yapılamayacağını, ancak genel muhasebe kayıtlarından çıkarılabileceğini, bu anlamda yasal dayanağı olmayan bir zarar iddiasıyla müvekkilinden talepte bulunulamayacağını, davacı bankanın o tarihte Bankalar Kanunu'na tabii bir kurum olmadığını ve vesayet makamının da BDDK olmadığını, özellikle zarar iddiasına konu projelerin hayata geçirildiği tarihte, bankanın bağlı olduğu makamın Başbakanlığa bağlı Devlet Bakanlığı ve ilgili denetim teşkilatının ise Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu olduğunu, tüm bu nedenlerle davanın öncelikle usul yönünden reddini, yargılamaya devam olunması halinde ise esas yönünden reddini talep etmiştir. Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesi ile; yüksek denetleme kurulu raporu tarihinin 08/05/2001, dava tarihinin ise 20/09/2011 olduğunu ve bu anlamda eldeki davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin gerekmekte olduğunu, davacı tarafın, ... 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... (Eski ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...) esas sayılı dosyası ile aynı zarar iddiası ile derdest dava yürütmekte olduğunu, bu sebeple davanın derdestlik nedeniyle reddinin gerekmekte olduğunu, dava dilekçesinde eksikliklerin yer almakta olduğunu ve dilekçenin davacı tarafa açıklatılmasının gerekmekte olduğunu, davanın banka tüzel kişiliği adına açıldığını, ancak dava açma yetkisinin bankanın tasfiye kuruluna ait olduğunu, bu nedenle davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmamakta olduğunu, eldeki davanın, ancak pay sahipleri tarafından açılabileceğini, çünkü davacı bankanın tasfiyesine karar verilmiş olduğunu, bu anlamda davacının hukuki yararının bulunmamakta olduğunu, davacı tarafın ihale yönetmeliğine aykırı hareket edildiği iddiasının talihsiz bir iddia olduğunu, davacı banka ihale yönetmeliğine göre, ihaleye davet edilen firmalardan fiyat tekliflerinin alındığını, en düşük fiyat teklif eden firmaya işin ihale edileceğini, eldeki dava konusu olayda ise en düşük fiyat teklifi verip ihaleyi kazanan firmalar ile bu fiyatlar üzerinde ayrıca eksiltme pazarlığı yapıldığını ve fiyatların daha aşağıya çekilmeye çalışıldığını, Hazine Müsteşarlığının 31/10/1995 tarihli ve 47221 sayılı, davacı banka genel müdürlüğüne hitaben yazılan yazıya göre, banka sermayesinin 15.000.000.000,00-TL'ye yükseldiği göz önüne alınarak, yeni konut projelerine girilmesinde sakınca görülmediğinin ifade edildiğini, ayrıca projeler incelendiğinde etap etap hayata geçirildiğinin görülmekte olduğunu, şayet etaplara bölünmüş bir projede bu etaplar tamamlanmadan projenin yarım bırakılması halinde, projenin yüksek miktarda zarara uğraması riskinin doğmakta olduğunu, zira tüm altyapı maliyetlerinin projenin geneli için yapılmakta olduğunu, gazete ilanı verilmediği beyanının ihale yönetmeliği ile bağdaşmamakta olduğunu ve 2. etaba göre %11 zamlı fiyat oluşmasının eleştirilmesinin ise ticari hayatın gerçeklerine uymamakta olduğunu, dava dilekçesinde zararın hesabının banka maliyet tablosundan anlaşıldığının ifade edilmekte olduğunu, davacı bankanın zarar hesabı maliyet tablolarından yapılamayacağını, ancak genel muhasebe kayıtlarından çıkarılabileceğini, bu anlamda yasal dayanağı olmayan bir zarar iddiasıyla müvekkilinden talepte bulunulamayacağını, davacı bankanın o tarihte Bankalar Kanunu'na tabii bir kurum olmadığını ve vesayet makamının da BDDK olmadığını, özellikle zarar iddiasına konu projelerin hayata geçirildiği tarihte, bankanın bağlı olduğu makamın Başbakanlığa bağlı Devlet Bakanlığı ve ilgili denetim teşkilatının ise Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu olduğunu, tüm bu nedenlerle davanın öncelikle usul yönünden reddini, yargılamaya devam olunması halinde ise esas yönünden reddini talep etmiştir. Davalılar ... ve ... mirasçıları ... ile ..., kendilerine usulüne uygun olarak davetiye tebliğ edilmiş olmasına rağmen davaya cevap vermemişlerdir. Dava, davacı bankanın yöneticileri olan davalıların, mevzuata aykırı şartlarda sözleşme yapmak ve görevlerini kötüye kullanmak suretiyle bankayı zarara uğrattıklarından bahisle, uğranılan zararların tazmini istemine ilişkin bulunmaktadır. Dava dosyası öncelikle mahkememiz tekli hakimi tarafından görülmeye başlanmış olup, mahkememizin 05/11/2014 tarihli celsesinde; "6545 sayılı yasanın 45 maddesiyle değişik 5235 sayılı yasanın 5.maddesiyle aynı yasaya eklenen geçici 5.madde gereğince Asliye Ticaret mahkemelerinin yeniden yapılandırılmasına ilişkin HSYK 1.daire başkanlığının ... gün ... kararı uyarınca dava değeri nazara alınarak dosyanın heyete tevdiine" karar verilmiş ve yargılamaya mahkememiz heyetince devam olunmuştur. Davalılardan ...'in, yargılama devam etmekte iken 28/03/2013 tarihinde vefat etmesi üzerine, davacı tarafça, ... 27. Noterliğinin ...tarihli ve ... yevmiye sayılı mirasçılık belgesi mukabilinde mirasçıları ... ve ... davaya dahil edilmiş, mirasçılar vekilince 29/07/2013 tarihi itibariyle ... 11. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 20/06/2016 tarihli, ... esas ve ... karar sayılı reddi miras kararı ile mirasın reddedildiği beyan edilmiş, davalı ... yönünden ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/34 tereke sayılı dosyası kapsamında seçilen tereke tasfiye memuru ...'e davetiye çıkarılmış; yine davalılardan ...'ın, yargılama devam etmekte iken 06/03/2015 tarihinde vefat etmesi üzerine, mahkememizce mirasçıları ..., ... ve ... davaya dahil edilmiş, mirasçılarlardan ... tarafından 06/01/2024 tarihi itibariyle ... 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin... tarihli, ... esas ve ... karar sayılı reddi miras kararı ile mirasın reddedildiği beyan edilmiş, davacı tarafça ... yönünden davaya devam edileceğinin beyan edilmesi üzerine, mahkememizce 4721 sayılı TMK'nun 612. maddesi gereğince terekeye tasfiye memuru atanması hususunda nöbetçi sulh hukuk mahkemesine ihbarda bulunulması üzerine, ... 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin ... tarihli ve ... tereke sayılı dosyası kapsamında ... terekesine tasfiye memuru olarak ... atanmış ve tasfiye memuru adına davetiye çıkarılmış; davalılardan ...'un, yargılama devam etmekte iken 08/12/2017 tarihinde vefat etmesi üzerine, davacı tarafça, ... 16. Sulh Hukuk Mahkemesinin 13/01/2026 tarihli, ...esas ve ... karar sayılı veraset ilamı mukabilinde mirasçıları ... ve ... davaya dahil edilmiş, 04/10/2024 tarihinde mirasçı ...'un da vefat etmesi üzerine, hem ... mirasçısı ve hem de ... mirasçısı ...mirasçısı ...'e davetiye tebliğ edilmiş, ancak mirasçı tarafından herhangi bir beyanda bulunulmamış; yine davalılardan ...'nun, yargılama devam etmekte iken 10/11/2024 tarihinde vefat etmesi üzerine, mahkememizce davacı tarafa, ...'nun veraset ilamının temin edilmesi ve mirasçılarının davaya dahil edilmesi hususunda yetki ve süre verilmiş, davacı tarafça, 03/10/2025 tarihi itibariyle, ... 28. Sulh Hukuk Mahkemesinin 03/10/2025 tarihli,... esas ve ...karar sayılı veraset ilamı mukabilinde mirasçıları ...,...ve ...davaya dahil edilerek adlarına davetiye tebliğ edilmiş ve fakat mirasçılar tarafından herhangi bir beyanda bulunulmamış ve yargılamaya taraf teşkili yönünden bu şekilde devam olunmuştur. Mahkememizce ... 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...(Eski ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...) esas sayılı dosyası, davacı banka 15/09/1999 tarihli ve... sayılı inceleme raporu, BDDK Bankalar Yeminli Murakıplar Kurulunun 08/05/2001 tarihli ve R-15 sayılı raporu, kâr-zarar tabloları, davacı banka ticaret sicili kayıtları, olağan genel kurul toplantı tutanakları ve proje geliştirme ve ihale müdürlüğü karar ve yazışmaları, proje maliyet tabloları, satış bilgilerine ilişkin tablolar, Başbakanlık Hazine Müsteşarlığının ... tarihli ve ... sayılı soruşturma izin yazısı, davalı nüfus kayıt örnekleri, mirasçılık belgeleri, reddi miras kararları, ... 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...esas sayılı dosyası vs. dosyamız arasına alınmış, emlak komisyoncusu, inşaat mühendisi, banka başmüfettişi/mali müşavir, iktisat öğretim üyesi ve ticaret hukuku öğretim üyesinden oluşan bilirkişi heyetinden rapor, heyetteki inşaat mühendisi değiştirilmek suretiyle aynı heyetten rapor ve ek rapor temin edilmiştir. ... 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyanın incelenmesinden, davacı Tasfiye Halinde ... Anonim Şirketi tarafından, 07/05/2003 tarihinde davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... mirasçıları ... ile ... ve ... aleyhine,... için 18.185.000.000,00-TL ve ... Projesi için 41.039.000.000,00-TL zararın, tespit edildiği 31/12/2000 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte, fazlaya ve munzam zarara ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müştereken ve müteselsilen tahsili talebiyle dava açıldığı ve öncelikle ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin...esas sırasına kaydedildiği, yargılamaya devam edilmekte iken, yine davacı Tasfiye Halinde ... Bankası Anonim Şirketi tarafından, 21/04/2004 tarihinde davalılar ... mirasçıları ... ve ...aleyhine, ... Projesi için 18.185.000.000,00-TL ve... Projesi için 41.039.000.000,00-TL zararın, tespit edildiği 31/12/2000 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte, fazlaya ve munzam zarara ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla tahsili talebiyle açılmış bulunan, ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının, aralarında bulunan hukuki ve fiili irtibat nedeniyle dosyaları ile birleştiği, mahkemenin ... tarihli, ... esas ve 2011/6 karar sayılı kararıyla, 16/09/2008, 16/12/2008 ve 15/03/2011 tarihlerinde dosyanın takipsiz bırakılmış olması nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, verilen kararın taraflarca temyiz edilmemesi üzerine 11/01/2013 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. ... 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının incelenmesinden, davacı Tasfiye Halinde ... Şirketi tarafından, 18/06/2003 tarihinde davalılar ..., ..., ..., ... ve ...mirasçıları ... ile ...aleyhine,... Projesi ile ilgili 22.215.074,00-TL zararın, 31/12/2001 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte tahsili talebiyle dava açıldığı, yapılan yargılama sonunda son olarak Mahkemenin 02/12/2021 tarih ve ... E., ...K. sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği, verilen kararın davacı tarafça temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 31/05/2023 tarih ve ... E., ... K. sayılı kararı ile onanmasına karar verildiği ve bu karara karşı yapılan karar düzeltme talebinin yine aynı dairenin 12/12/2023 tarih ve ... E., ... K. sayılı kararı ile reddedilmesi üzerine hükmün, 12/12/2023 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Emlak komisyoncusu ..., inşaat mühendisi ..., banka başmüfettişi/mali müşavir ..., iktisat öğretim üyesi ... ve ticaret hukuku öğretim üyesi ...'den oluşan bilirkişi heyeti tarafından düzenlenerek mahkememiz dosyasına sunulan 13/02/2014 havale tarihli rapor ile; 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 44. maddesi uyarınca geçici kabul tarihinden sonra maliyetlere herhangi bir ilave yapılmasının söz konusu olamayacağı, yasada ve madde hükmünde, bankalara bu konuda herhangi bir ayrıcalığın tanınmadığı, 31/12/2000 tarihli maliyet tablolarının incelenmesinde, inşaat harcamalarının 40.524.345,00-TL; finansman faizinin ise 264.838.490,00-TL olduğunun görüldüğü, davacı tarafın 31/12/200 tarihine kadar proje için sağlanan kaynaklara faiz yürüttüğü ve bu yolla harcadığı inşaat maliyetinin yaklaşık 6,5 katı kadar faiz maliyeti hesapladığı ve bu tutarı da proje genel maliyeti içerisinde değerlendirdiğinin anlaşıldığı, oysa ki projeyle ilgili geçici kabullerin, belirtildiği üzere 23/10/1997, 26/10/1997, 18/12/1998 ve 31/12/1999 tarihlerinde yapıldığı dikkate alındığında, anılan tarihlerden 31/12/2000 tarihine kadar maliyetlere kaynak maliyetinin de ilave edilmesinin Gelir Vergisi Kanunu'nun ilgili maddesi ile bağdaşmadığı, bunun yanı sıra, davacı bankanın kaynak maliyetinin hesabını nasıl yaptığının ve yapılan hesabın yasal defter kayıtlarına intikal ettirilip ettirilmediğinin de belirsiz olduğu, inşaat maliyeti esasen 40.524.345,00-TL iken, kanyak maliyetinin bu tutarın yaklaşık 6,5 katı kadar hesaplanmasının hiçbir anlamı ve inandırıcı bir yönünün bulunmadığı, davacı bankanın, klasik bankacılığın dışında konut üretimi ve pazarlamasını da yaptığı, üretilen konutların varlıkları arasında yer aldığı, bu konutların satışlarının gerçekleşmesi halinde stokların nakde dönüştüğü, dolayısıyla davacı bankanın, kaynak maliyeti ve bu kaynakların nasıl kullanıldığının önem kazandığı, hal böyle iken davacı bankanın, ilgili döneme ilişkin olarak kaynak maliyeti konusunda hiçbir açıklama ve somut bilgiyi dava dosyasına sunmadığı, dolayısıyla fahiş olarak hesapladığının tartışmasız olduğu ve ayrıca sağladığı kaynakların, örneğin kullandırdığı kredilerde, kredi faizi olarak aktife nasıl yansıtıldığı tespit edilemediğinden, haliyle inşaat maliyetlerine yansıtılan fahiş tutarın bu yönüyle bir analizinin yapılmasının da mümkün olmadığı, TOKİ'nin 29/01/2010 tarihli müzekkere cevabı ekinde protokol ve devredilen gayrimenkullere ilişkin listeler incelendiğinde, davacı bankanın 14/12/2001 tarihli protokolle ve 06/12/2004 tarihli ek protokolle, söz konusu varlıklarını bilanço kayıtlı değerleri üzerinden TOKİ'ye devrettiğinin anlaşıldığı, oysa ki taşınmazların zaman içerisinde değer kazanan varlıklar olması nedeniyle, bunların devir tarihindeki rayiç bedelleri saptanmadan, diğer bir deyişle kayıtlı değerleri ile rayiç değerleri arasındaki fark tespit edilmeden ve buna göre yapılan devrin sonucunda kâr/zarar hesaplanmadan projelerden zarar edildiğinin ileri sürülmesinin anlamlı bulunmadığı, ...'in herkes tarafından bilinen bugünkü prestijinin bu kaliteli konutlarla doğrudan ilgili bulunduğu da dikkate alındığında, bidayette TOKİ'ye devir sırasında devir tutarının, konutların rayiç bedelleri dikkate alınmadan belirlenmesinin isabetsizliğini, ya da gerçekçi olmadığını ortaya koymakta olduğu, ayrıca dava konusu işlemlerle ilgili olarak davacı banka bilançosuna kayden yansıyan bir zararın varlığının da söz konusu olmadığı gibi, davacı bankanın mali ve idari işler daire başkanlığının, hukuk koordinatörlüğüne hitaben yazdığı 18/11/2005 tarihli ve 743 sayılı yazıda, muhasebe ve bilgi işlem bölüm müdürlüğünün kayıtlarına göre, 06/07/2001 tarihi itibariyle ...Projesinde 16.436.432,00-YTL kâr edildiğinin belirtildiği göz önüne alındığında, davacı bankaca dahi, kendi beyanlarına göre anılan projenin kârlı olduğunun kabul edildiği ve haliyle dava içeriğiyle çelişkiye düştüğünün görüldüğü, öte yandan ... Projesinde de mahallinde yapılan bilirkişi incelemesinde tespit edilen hususlara, heyetlerince de aynen iştirak edildiğini, sorumluluk davasının koşullarından zarar unsurunun gerçekleşmediği ve davalıların, dava konusu işlemlerle ilgili olarak davacı bankaya herhangi bir şekilde tazmin sorumluluklarının bulunmadığı tespit edilmiş; heyetteki inşaat mühendisinin değişmesi sonucu tanzim edilen rapor ve ek raporda ise görüş değişmemiştir. Mahkememizce tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirilmiştir. Buna göre dava, davacı banka tarafından, davalıların yönetim kurulu üyesi ve üst düzey yönetici sıfatlarıyla görev yaptıkları dönemde, mevzuata ve bankacılık ilkelerine aykırı işlem ve eylemlerde bulunmak suretiyle ...ve.... Etap projeleri kapsamında bankayı zarara uğrattıkları iddiasına dayalı olarak açılan maddi tazminat istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, davalıların kusurlu ve hukuka aykırı eylemlerinin bulunup bulunmadığı, davacı bankanın bu eylemler nedeniyle gerçek ve hesaplanabilir bir zarara uğrayıp uğramadığı, zarar ile eylemler arasında uygun illiyet bağının bulunup bulunmadığı ve bu kapsamda davalıların tazmin sorumluluğunun doğup doğmadığı noktalarında toplanmaktadır. Davacı tarafça, ihale süreçlerinin mevzuata aykırı yürütüldüğü, fizibilite raporlarına rağmen projelere girildiği, mali durumu yetersiz firmalarla sözleşme akdedildiği ve kaynakların verimlilik ilkesine aykırı kullanıldığı ileri sürülmüş; davalılarca ise projelerin etaplı yapısı gereği bütünsel değerlendirme yapılması gerektiği, maliyet hesaplamasında davacı tarafça hatalı yöntem kullanıldığı, özellikle finansman maliyetlerinin gerçeğe aykırı biçimde projeye yansıtıldığı, ayrıca ihalelerin banka mevzuatına uygun gerçekleştirildiği savunulmuştur. Dosya kapsamına davacı banka iç yazışmaları, proje maliyet tabloları, satış verileri, Yüksek Denetleme Kurulu raporları, BDDK murakıp raporları, genel kurul tutanakları, ihale evrakları, TOKİ devir protokolleri, mahkeme dosyaları ile birlikte; emlak, inşaat, maliye ve ticaret hukuku alanında uzman bilirkişi heyetlerinden alınan kök ve ek raporlar dahil edilmiş olup, tüm bu deliller, 6100 sayılı HMK'nın 198. maddesi uyarınca birlikte değerlendirilmiştir. Davacı tarafça ileri sürülen zarar iddiasının büyük ölçüde finansman maliyetlerine dayandırıldığı, ancak söz konusu maliyetlerin projeyle doğrudan bağlantısının, hesaplama yönteminin ve muhasebeleştirilme esaslarının somut, denetlenebilir ve tutarlı bir biçimde ortaya konulamadığı, bilirkişi raporlarında da açıkça belirtildiği üzere finansman giderlerinin inşaat maliyetine oranla olağan dışı yüksek hesaplandığı ve bu yönüyle ekonomik gerçeklikle bağdaşmadığı anlaşılmıştır. Davalıların bu husustaki savunmalarının dosya kapsamındaki teknik verilerle desteklendiği, davacı tarafın ise aksini ortaya koyacak nitelikte somut ve yeterli delil sunamadığı görülmüştür. Bunun yanı sıra, projelerin zararla sonuçlandığı yönündeki iddianın da bütünsel ekonomik analiz yapılmaksızın, yalnızca belirli maliyet kalemleri esas alınarak ileri sürüldüğü, ayrıca taşınmazların TOKİ’ye devri sırasında rayiç değer tespiti yapılmaksızın yalnızca kayıtlı değerler üzerinden işlem tesis edildiği, bu nedenle gerçek zarar olgusunun ortaya konulamadığı tespit edilmiştir. Bu itibarla, tazminat sorumluluğunun temel unsurlarından olan “mevcut ve gerçek zarar”ın varlığı ve miktarının, davacı tarafından ispat edilemediği, dolayısıyla zarar unsurunun gerçekleştiğinin kabulünün mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan davacı tarafça ileri sürülen ihale süreçlerinin hukuka aykırı yürütüldüğü iddiasına karşılık, davalılarca ihalelerin banka iç mevzuatı çerçevesinde gerçekleştirildiği savunulmuş olup, dosyada mevcut ihale evrakları ve bilirkişi incelemeleri birlikte değerlendirildiğinde, davacının bu iddiasını açık ve kesin delillerle ispat edemediği kanaatine varılmıştır. Yönetim kurulu üyeleri şirketin temsil ve icra organıdır. Yönetim kurulu üyelerinin yaptığı işlemlerden doğan hak ve borçlar şirket nezdinde doğar. Bunlardan dolayı yönetim kurulu üyelerine herhangi bir sorumluluk yüklenmez. Ancak yönetim kurulu üyeleri kusur ve kasıtları ile bankaya bir zarar verdiklerinde, bundan dolayı müteselsilen ve bütün varlıkları ile sorumlu olurlar. Yönetim kurulu üyesinin sorumluluğuna gidilebilmesi için yönetim kurulu üyesinin; Yönetim kurulu üyelerinin kanundan veya ana sözleşmeden kaynaklanan görevlerine aykırı davranışı olarak ortaya çıkan hukuka aykırı bir fiili ile, kusurlu olarak, bir zarara yol açmış olması ve hukuka aykırı fiil ile zarar arasında uygun nedensellik bağı bulunması gerekmektedir. Anonim şirketlerde yönetim ve denetim kurulu üyeleri görevleri sırasında sebep oldukları zarardan dolayı şirkete, pay sahiplerine ve üçüncü kişilere verdikleri zarardan dolayı sorumludurlar. Sorumluluğun doğması bakımından öncelikli koşul, zararın olmasıdır. Zarar gören, bu zararının varlığını kanıtlamadır. Zararın varlığı sabit ise, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin zarardan sorumlu olduğu karine olarak kabul edilir. Yönetim ve denetim kurulu üyeleri, ancak kendilerine bir kusur izafe edilemeyeceğini kanıtlayarak bu sorumluluktan kurtulabilirler. Zararın ispatı bakımından genel hükümler esas alınması gerekir, dolayısıyla Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanması gerekecektir. Buna göre tazminat davası açan kimse kural olarak hem zararı, hem de zararın miktarını ispat ile yükümlüdür. Sorumluluk davaları açısından tazmini talep olunan zararın, "mevcut zarar" türünden olması gerekmektedir. Mevcut zarar, zararın hesap edildiği tarihe kadar gerçekleşmiş olan zarardır. Bu nedenle henüz mevcut olmayan ancak gerçekleşme ihtimali bulunan zarar türü olan “muhtemel zarar”ın tazmini, sorumluluk davasında talep edilemeyecektir. Şu halde tespiti gereken husus, somut davada şirket tüzel kişiliğinin bir zarara uğrayıp uğramadığıdır. Zira ortada somut bir zarar bulunmaması halinde, sorumluluk davasının şartları da oluşmamış sayılması gerekir. Zararın doğduğunu ispat yükü, bunu iddia eden davacı bankanın üzerindedir. Öte yandan Anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna ilişkin esaslardan biri, bunun bir kusur sorumluluğu olmasıdır. Kusur noktasında ispat külfetinin yer değiştirerek, yönetim kurulu üyesi ve denetçilerin karine olarak kusurlu kabul edilmesi, bunu bir kusursuz sorumluluk haline getirmemektedir. Sorumluluk doğurduğu iddia olunan işleme katılmayan bir yönetim kurulu üyesinin; o işlemi denetlemekle yükümlü olmayan bir denetçinin, işlem sorumluluğu gerektiren bir işlem olsa dahi, sorumlu olması düşünülemez. Bu husus, anılan işleme muhalif kalarak katılmayan Yönetim Kurulu üyesi açısından söz konusu olduğu kadar; görevli olduğu dönem gereği söz konusu işleme katılması imkanı olmayan Yönetim Kurulu üyesi için de geçerlidir. Bu açıdan sorumluluğu gerektirdiği iddia olunan işlemin yapıldığı tarihte görevli olmayan yönetim kurulu üyelerinin sorumlu olması da esasen mümkün değildir. Sonuç itibariyle; davacı bankanın, davalıların zararlandırıcı işlem ve eylemlerinden dolayı ortaya çıktığını ileri sürdüğü zarar olgusunun hukuken korunabilir ve tazmini mümkün somut bir zarar olarak ortaya konulamadığı, davalıların görev yaptıkları dönemde, davacı bankanın zararına sebebiyet verdiği ileri sürülen işlem ve eylemlerden dolayı herhangi bir kusurlarının tespit edilemediği sonuç ve kanaatine varılarak davalılar hakkında açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Son olarak, yargılama sırasında vefat eden davalılardan ... ve ...’ın mirasçılarının mirası reddettikleri, bu hususun dosya kapsamındaki mahkeme kararları ile sabit olduğu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 605 ve devamı maddeleri uyarınca mirasın reddi halinde mirasçıların tereke borçlarından şahsen sorumlu tutulamayacakları, bu nedenle anılan mirasçılar yönünden pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı anlaşılmış olup, söz konusu mirasçılar yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, ... ve ... mirasçılarının, mirasçı sıfatıyla davaya dahil edilmelerinin usul hükümleri gereği olduğu ve mirasçıların sonradan mirası reddetmiş olmalarının davacı tarafından önceden bilinmesinin imkansız olduğu bu nedenle vekalet ücreti ve yargılama giderlerinden davacının sorumlu tutulamayacağı anlaşıldığından haklarında husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilen dahili davalılar lehine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Tüm bu nedenlerle davanın reddine ilişkin aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafça, ... mirasçıları dahili davalılar ... ve ... hakkında açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE, 2-Davacı tarafça, ... mirasçıları dahili davalılar ..., ..., ..., ... hakkında açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE, 3-Davacı tarafça diğer davalılar hakkında açılan davanın REDDİNE, 4-Harçlar kanunu gereğince alınması gerekli 732,00-TL karar ve ilam harcının, davacı taraftan alınarak Hazineye gelir kaydına, 5-Davalılar ..., ..., ..., ... ve ... terekesi kendilerini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/4. maddesi gereğince belirlenen 45.000,00-TL vekâlet ücretinin, davacı taraftan alınarak davalılar ..., ..., ..., ... ve ... terekesine verilmesine, 6-Mirasın reddi dolayısıyla haklarındaki davanın husumet nedeniyle reddine karar verilen dahili davalılar lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesine yer olmadığına, 7-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin, kendi üzerinde bırakılmasına, 8-Davalı ... tarafından yapılan 25,00-TL'den ibaret yargılama giderinin, davacı taraftan alınarak davalı ... mirasçılarına verilmesine, 9-Davalı ... tarafından yapılan 23,50-TL'den ibaret yargılama giderinin, davacı taraftan alınarak davalı ... terekesine verilmesine, 10-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince, davacı tarafından yatırılan ve bakiye kalan gider avansının, kararın kesinleşmesi sonrası talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı vekili ve Davalı ... tereke tasfiye memuru vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/04/2026
Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır