İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/242 E. 2025/82 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/242
- Karar No
- 2025/82
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/242 Esas KARAR NO : 2025/82
DAVA : Marka Hükümsüzlüğü/Kullanılmama Nedeniyle İptal DAVA TARİHİ : 20/12/2023 KARAR TARİHİ : 14/03/2025 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/04/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka Hükümsüzlüğü/Kullanılmama Nedeniyle İptal davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkili şirketin 50 yıldır Batı Amerika'dan ilham alan ve en iyi koyun derisi, deri, yün ve diğer doğal malzemelerden yapılmış dış giyim, giyim ve ev aksesuarları piyasaya sunduğunu, "..." markalı ürünlerin üretimi uzun yıllardan bu yana Türkiye'de yapıldığını, müvekkili adına Türk Patent nezdinde dosyalanan ... başvuru numaralı marka başvurusu, davalı adına tescilli lakin ticari faaliyetlere konu edilmeyen ... tescil numaralı marka nedeniyle 25. sınıfta yer alan bütün emtialar için kısmen reddedildiğini, işbu dava yönünden hukuki menfaatinin bulunduğunu, bu nedenle davalıya ait ... sayılı ''...'' ibareli marka kapsamında 25. sınıf ''Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler.'' emtiaları yönünden markanın tümü ile kullanmamaya dayalı iptali davası açma zorunluluğu doğduğunu, müvekkili markasının, Paris Sözleşmesi ve 6769 sayılı SMK hükümleri uyarınca tanınmış marka olduğunu, müvekkilinin ''...'' markaları üzerinde öncelik hakkı bulunduğunu, ilk ve gerçek hak sahibi olduğunu, uluslararası marka tescilleri 1989 yılına dayandığını, https:/www...com/ alan adı 03/09/1997 tarihinde tescil edildiğini ve bu 1998 yılından itibaren müvekkili tarafından kullanılmaya başlandığını, esas unsuru "..." olan ticaret ünvanının tesciline ilişkin ticaret sicil kaydı incelendiğinde müvekkilinin ''...'' ibaresi üzerindeki öncelik hakkının açıkça görüldüğünü, yine sosyal medya hesapları incelendiğinde 2012 yılına ait kullanımların da açıkça tespit edileceğini, ürünlerinin çoğunu uzun yıllardır Türkiye'deki üreticilerden tedarik ettiğini, bu hususa ilişkin faturalar, sözleşmeler, yazışmalar, gümrük evrakları, vb. dokümanlarının sunulacağını, müvekkili markaları ile davalı markaları aynı ve ayırt edilmeyecek düzeyde benzer olduğunu, markaların aynı tür ve benzer malları kapsadığını, davalı ile müvekkili markalarının kavramsal, fonetik ve görsel olarak birebir aynı olmalarının yanı sıra aynı/benzer mal ve hizmet sınıfını kapsadığını, davalı markası ile müvekkili markasının tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali doğacağını, davalının basiretli tacir gibi davranmadığını, tescilin kötüniyetli olduğunu, kötüniyete ilişkin olarak davalı nın 2017 yılında ... hesabından paylaştığı Rus pazarını da hedefleyen broşüründe müvekkiline ait web sitesi adresine yer verdiğini, paylaşımda kullanılan görsel ve logoların birebir aynı olduğu göz önünde bulundurulduğunda, söz konusu kullanımların tesadüfi olarak değerlendirilmesinin ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalının tanınmış markaları taklit ederek, tanınmış markaların tüketici nezdindeki güvenilirliğinden faydalanmak istediğini, davalının kötüniyetinin ispatı bakımından dosya kapsamında yapılacak bilirkişi incelemesinde, https://...internet sitesi ve marka başvuruları incelenmesinin gerekli olduğunu, açıklanan nedenlerle, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde kayıtlı davalıya ait ... tescil numaralı ''...'' ibareli markanın kapsamındaki bütün emtialar için terditli olarak öncelikle kullanmama nedeniyle iptaline, bunun mümkün olmaması halinde ise hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesi ile, müvekkilinin 1980 yılından bu yana tekstil sektöründe faaliyet göstermekte olan köklü ve eski bir aile şirketi olduğunu, ... markasının TPE nezdinde yasal hak sahibi olması hasebiyle anılan markası için büyük emekler verdiğini, iş bu markanın hükümsüzlüğü talebinin haksız olduğunu, bu husustaki iddiaların asılsız olduğunu, beyanların da haksız ve yanıltıcı olduğunu, müvekkilinin yaklaşık 54 yıldır tekstil sektöründe faaliyet gösterdiğini, ... markasını kullandığını ve ticari faaliyetlerinde kendi markası ile imalatını yaptığı ürünleri kendi markası ile satışa arz ettiğini, aktif olarak markası ile ticari faaliyetlerini sürdürdüğünü, ... markasının ... no lu olup tescil edildiği 08/02/2017 tarihinden bu yana geçen yaklaşık 7 yıla yaklaşan süreçte davalı müvekkili şirketçe ticari marka olarak kesintisiz ve fiilen kullanıldığını, davacının, dava açma hakkının sona erdiğini, davacı ürünlerinin çoğunu uzun yıllardır Türkiye'deki üreticilerden tedarik ettiğini açıkça beyan etmesi karşısında tescilden 8 sene sonra işbu huzurdaki davayı açamayacağını, davacının basiretli bir tacir gibi davranmadığını, markasını tescil korumasına aldırmadığını, sektörel büyümesinden sonra; milli ve yerli bir işletmenin uzun yıllardır verdiği emekle oluşturduğu markayı ve edinimlerini bir dava ile yok etmeye çalıştığını, müvekkilinin tescil ettirdiği markasını tescil tarihinden beri kesintisiz ve aralıksız olarak kullandığını, bu bağlamda markasını, imal ettiği ürünlerin üzerine basıp piyasada satışa sunduğunu, gerek İnternet gerekse sair yollar kullanılmak üzere markasının ve ürünlerinin reklamını yaptığını, tüm ticari faaliyetlerinde markasını kullandığını, davacının da, müvekkili firmanın internette yayınladığı ürün reklamları sayesinde markadan ve tescilden haberdar olduğunu, markanın hükümsüzlüğüne ilişkin olarak davacının taleplerinin 5 yıllık hak düşürücü süreden sonra açılan bir dava ile talep edilemeyeceğini, davacı markasının "herkesçe bilinen" bir marka olmayıp, kanunun sağladığı korumadan faydalanma hakkına sahip olmadığını, müvekkilinin markasını oluşturduğu ve tescil ettirdiği tarihler itibariyle davacıya ait markanın, hem ülkemizde hem de uluslararası çapta bilinilirliği olmadığından, davacı markasının ününden faydalanma arzu ve iradesinden bahsedilemeyeceğini, müvekkilinin markasını uzun yıllar verdiği çaba ile oluşturduğunu, iç piyasada belli bir seviyeye taşıyıp, 20 yılı aşkın bir süredir ürünlerinin imal ve satışını yaptığını, markayı davalı müvekkilinin maruf hale getirip uzun yıllar emek vererek tanınır hale getirdiğini, davalı müvekkilinin markası ile davacı tarafın markasının yazılış biçimi ve görünüm olarak farklı olduğunu, ayrıca davalı müvekkilin ürün kategorisinin farklı olduğunu, müvekkili şirketin basiretli tacir olduğunu, iddia edilenin aksine davacının kötü niyetli olduğunu, açıklanan nedenlerle, haksız ve hukuki himayeden yoksun davanın reddini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dosya, davalıya ait ... tescil numaralı markanın kullanılmama nedeniyle iptal ve hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişiler 01/11/2024 tarihli raporlarında; "Davalı adına ... no ile tescil edilmiş olan ... markası 08.02.2017 tarihinde tescil edilmiş olduğu, Davacının ... markasının 25. Sınıfta yer alan mallar açısından ilk ve gerçek hak sahibi olduğu, Davalı adına ... no ile tescil edilmiş olan ... markasının SMK 6/3, 6/6 ve 6/9 ile 25/1 maddeleri uyarınca hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğu ve fakat bu husustaki nihai hukuk değerlendirme ve takdir hakkının Mahkemeye ait olduğu, Davalı adına ... no ile tescil edilmiş olan ... markasının tescil edildiği 25.sınıf “Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler.” açısından kullanılmadığı tespit edilmiş olup davaya konu markanın kullanılmama nedeniyle tescil edildiği tüm emtialar açısından iptali şartları oluştuğu" hususlarını tespit ve rapor etmişlerdir. Davacı vekili 20/11/2024 tarihli dilekçesi ile, bilirkişi raporunda, davaya konu markanın kullanılmama nedeniyle tescil edildiği tüm emtialar açısından iptali şartlarının oluştuğu görüş ve kanaatine varıldığını, bilirkişi raporundaki aleyhe hususları kabul etmediklerini, müvekkili şirketin 50 yıldır sektörde yer alan köklü bir aile şirketi olduğunu, 50 yıldır Batı Amerika'dan ilham alan ve en iyi koyun derisi, deri, yün ve diğer doğal malzemelerden yapılmış dış giyim, giyim ve ev aksesuarlarını piyasaya sunduğunu, müvekkili şirkete ait "..." markası, başta menşei ülke Amerika olmak üzere, Kanada, Almanya, Belçika, Norveç gibi dünya çapında birçok ülkede marka tescilleri ile korunduğunu, müvekkiline ait ..., ..., .... gibi sosyal medya hesapları incelendiğinde her bir hesabın yaklaşık 50 bin takipçisi olduğunun görüldüğünü, tüm bu hususlar göz önünde bulundurulduğunda müvekkili markasının tanınmışlığının açıkça görüldüğünü, açıklanan nedenlerle, bilirkişi heyet raporundaki aleyhe hususları kabul etmediklerini, lehe olan hususlar çerçevesinde davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili 20/11/2024 tarihli dilekçesi ile, cevap dilekçesinde, davacı şirkete ait markanın tanınmış marka olmadığını, müvekkilinin kendi markasını oluşturduğu 2000 li yılların başında lokal bir marka olmaktan öte geçemediğini açıkça beyan ettiklerini, davacının kendi ülkesindeki tescil başvurularını dahi 50 yıldır yenilemediğini, ilk ... paylaşımını 2012 tarihinde yapmaya başlamışken müvekkilince oluşturulan markaya sahip çıkmaya kalktığını, taraf markaları arasında isimden başka bir benzerlik olmadığını, bilirkişilerin, birbirine hiç benzemeyen iki markayı ayniyet derecesinde benzer kabul ettiklerini, ancak iki marka arasında sadece isim benzerliği mevcut olduğunu, markanın hükümsüzlüğü davası açabilmek için öngörülen hak düşürücü sürenin geçtiğini, işbu sebeple markanın hükümsüzlüğüne ilişkin davanın reddi gerektiğini, bu durum hukuki bilgi istediğinden bilirkişilerce bu konuda değerlendirme yapılmadığını, bilirkişilerce müvekkili markasının kullanımına dair (arma, broşür, fuar organizasyonu ve tanıtımları, satış ve reklamlar, internet kullanımı ve reklamasyonu gibi) tespitlerin bir kısmı raporda olmasına rağmen markanın müvekkili şirketçe kullanılmadığı görüşü bildirilirken, davacı firmanın Türkiye'de ki son satış faaliyetini 2016 yılında yapmış olması, 50 yıllık marka olduğu iddia edildiği halde Ülkemizde yaptığı satışın sadece 6 adet olduğu hususlarına bakılmadan iptal şartlarının oluştuğuna hükmedildiğini, raporun kendi içinde çeliştiğini, kabul etmediklerini, bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, yeni ve tarafsız bir bilirkişi incelemesi için konusunda uzman üç kişilik yeni bir uzman bilirkişi heyet tanzim edilerek dosyada yeniden rapor aldırılmasını talep etmiştir. Dava, davalıya ait markanın kullanılmama nedeniyle iptali, terditli olarak davalıya ait markanın hükümsüzlüğü talebine yöneliktir. Marka hükümsüzlüğü talebine yönelik yapılan değerlendirmede; SMK'nun 25.md'si hükümsüzlük hallerini düzenlemektedir. Buna göre 5.md'deki mutlak red; ve 6.md'deki nisbi red sebepleri hükümsüzlük sebebidir. SMK'nun 6/1 md'sine göre, tescil başvurusu yapılan bir markanın tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Somut olayın yukarıda anılı madde hükmü çerçevesinde yapılan değerlendirmesinde; Davaya konu olayda, davacının uluslararası tescillerine ve dosyaya sunulu fiili markasal kullanımlarına konu markasının "..." unsurlarından; davalı markasının "..." unsurundan oluştuğu, davacı markasında "..." kelime unsurunun markanın merkezinde ve büyük konumlandırılmış olması, diğer kelime unsurlarının geri planda ve küçük formda yer alması ve şekil unsurunun kelime unsuruna baskın olabilecek bir dikkat çekicilik ve orjinallik içermemesi karşısında davacı markasının asli ve ayırdedici unsurunun ... kelimesi olduğunun kabulü gerektiği, bu kelime unsurundan müteşekkil davalı markası ile aralarında yüksek oranda görsel, fonetik ve kavramsal benzerlik bulunduğu, davacı tarafın markaları ile karşılaşmış, az-çok bu markaların imajının etkisinde olan ortalama tüketicinin kolaylıkla davalı markasını bu markalarla ilişkilendirebileceği, SMK 6/1 anlamında taraf markaları arasında benzerlik ve karıştırma ihtimalinin bulunduğu kanaatine ulaşılmıştır. SMK 6/3 maddesine göre, başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. SMK'nun 6/6 md'sine göre, tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. Davacının ticaret ünvanının davalı markasının başvuru tarihinden önce tescil edildiği, çekirdek, yani kılavuz unsurunun "..." ibaresi olduğu, söz konusu ibarenin aynı zamanda davalı markasının asli ve ayırdedici unsuru olduğu, bu itibarla SMK 6/6 kapsamında hükümsüzlük koşullarının oluştuğu anlaşılmıştır. Davacı taraf, davalı tescil tarihinden önce, söz konusu marka üzerinde SMK 6/3 kapsamında hak sahibi olduğu beyan ve iddialarını sunmuştur. Bu iddialara dayanak davacı delilleri incelenmiş ve bilirkişi raporu alınmıştır. www...com alan adının 03/09/1997 tarihinde davacı şirket adına tahsis edildiği, 02/09/2027 tarihine kadar geçerli olduğu, https://... ... sosyal medya hesabın Aralık 2012 tarihinde açıldığı, https://.... sosyal medya hesaplarının 15 Eylül 2009 tarihinde açıldığı, hesapta davaya konu ibarenin markasal kullanılığı, hesaplardan yapılan paylaşımlarda hesaptan davacının erkek/kadınlar için Montlar & Ceketler, ayakkabılar, aksesuarlar, halılar ve ev tekstili ile eşyalarının tanıtım, pazarlamasının yapıldığı, davacının 2012-2016 yılları arasında Türkiye’deki şirketlere ... markalı ceket, atkı, mont, yelek emtialarının satışının yapıldığı, bu haliyle davacı yanın kullanımlarının, SMK 6/3 kapsamında kendisine tescil öncesi markasal hak imkanı oluşturduğu ve davalı markasının hükümsüzlük koşullarının oluştuğu anlaşılmıştır. SMK'nun 6/5 maddesine göre: "Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir." Her ne kadar davacı tanınmışlık iddiasında bulunmuşsa da her somut olayda ayrıca bu iddiaya dayanan tarafın ispat yükümlülüğünde bulunduğu, bu iddiasını ispata yarayacak delillerini sunamadığı ve bu hususu ispatlayamadığı anlaşılmıştır. SMK'nun 25/6 maddesine göre ise marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği halde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalması halinde markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez. Sessiz kalma yolu ile hak kaybından bahsedebilmek için davaya konu markayı bilme ya da bilebilecek durumda olma, beş yıl boyunca sessiz kalma ve davalının tescilinin kötüniyetli olmaması koşulları birlikte aranmalıdır. "...Dairemizin yerleşik kararlarına göre tanınmış bir markanın aynı ya da benzerini bir başkası adına tescili halinde kötüniyetin varlığı asıl ise de; MK'nun 2. maddesi uyarınca herkes hak ve borçlarını yerine getirirken iyi niyet kurallarına uymakla yükümlüdür. Bir hakkın sırf başkasına zarar vermek amacıyla kullanımı kanun tarafından korunamaz. 556 sayılı KHK'nun 42/1-(a) bendindeki "kötüniyet halinde hükümsüzlük davasını 5 yıllık süreye bağlı kalınmaksızın her zaman açılabileceğine" ilişkin düzenlemenin marka sahibine tanıdığı dava açma hakkının da MK'nun 2. maddesine göre uygun bir süre içerisinde kullanılması gereklidir. Somut uyuşmazlıkta davalının on yılı aşkın bir süredir davacı markasının benzeri olan ve TPE tarafından tescil ve ilan edilen dava konusu markayı kullandığını TTK'nun 20. maddesi uyarınca basiretli bir tacir gibi davranması gereken davacının objektif olarak bilmesi ya da bilebilmesi gerektiğinden marka hakkının ihlaline çok uzun süre itirazsız olarak katlandıktan sonra iş bu hükümsüzlük davasını açması aradan geçen süre içerisinde davalının markasına emek ve sermaye koyarak yarattığı mal varlığı değerlerinin yok olmasın sonucuna yol açacağından bu durumun ortadan kaldırılmasına yönelik dava hakkının kullanılması MK'nun 2. maddesine göre himaye edilemez" (Yargıtay 11. H.D, 15/10/2019 T, 2008/663 E , 2009/10891 K) Somut olayda davaya konu ... tescil numaralı markasının 29/07/2016 tarihinde tescil edildiği, dava tarihi itibarı ile yaklaşık 7 yıl geçtikten sonra hükümsüzlüğü talep edildiği, tarafların aynı sektörde ticari faaliyet gösterdiği, bu itibarla davacı bakımından, basiretli tacir yükümlülüğü çerçevesinde, davalı markasını bilme yahut bilmeyi gerekme koşullarının oluştuğu, davalının söz konusu markalara uzun süre emek, mesai ve sermaye harcayarak artık dava açılmayacağı inancının gelişmesine sebep olunduktan sonra dava hakkının kullanılmasının MK 2. madde anlamında iyiniyetli bir davranış olarak görülemeyeceğinden davalının kötüniyetli bir tescil yaptırıp yaptırmaması olgusundan bağımsız olarak sessiz kalma yolu ile hak kaybına sebep olacak mahiyette olduğu kanaatine ulaşılmıştır. Davacı, netice-i talebinde terditli olarak davalı adına olan markanın kullanılmama nedeniyle iptali, olmadığı takdirde hükümsüzlüğünü istemiştir. Yüksek Yargıtay .... Hukuk Dairesi'nin 24/02/2020 tarih ve ... Esas-... Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere Davada, 6100 sayılı HMK’nın 110. maddesinde belirtildiği biçimiyle, aynı davalıya karşı, farklı hukuki sebeblere dayalı ve birbirinden bağımsız talepler mevcut olup, terditli istemler değil davaların yığılması söz konusudur. Bu itibarla inceleme ve değerlendirme her iki talep yönünden ayrı ayrı yapılmıştır. Kullanılmama nedeniyle iptal talebine yönelik yapılan değerlendirmede; SMK'nun 9. Maddesi hem geçmişte tescil edilen markalar için hemde gelecekte tescil edilecek markalar için kullanma külfeti getirmiştir. Dolayısıyla davalıya ait markada kullanma külfeti altındadır. Markanın kullanımının SMK'nun 7. Maddesinin ikinci fırkasının a,b.c bentlerinde ön görülen modelde olmak üzere anılan maddenin 3. Fırkası ile 9. Maddenin 2. Ve 3. Fıkrasında açıklandığı şekilde gerçekleşmesi gerekmektedir. İptali istenen markanın kullanımının söz konusu markanın tescil edildiği mal ve hizmetler için pazar yaratmak yahut mevcut pazarı korumak amacıyla temel işlemine uygun olarak anılan ürünlerin ve hizmetlerin menşeini garanti edecek şekilde gerçekleşmesi icap etmektedir. Bu kullanımın markanın tüketiciye yahut son kullanıcıya ürün veya hizmetin menşeini bu ürün yada hizmetin diğer kaynaklardan gelenlerden ayırt etmesine izin verecek ve karıştırmaya mahal vermeyecek biçimde yalnızca ilgili teşebbüs nezdinde değil piyasaya ulaşacak ve belirli müşteri çevresi yaratacak şekilde ciddi olarak gerçekleşmelidir. Doğal afetler, savaş, ağır bir ekonomik buhran, ambargo, ithalat kısıtlamaları gibi durumlar markanın kullanılmaması için haklı bir neden olabilir ancak somut olayda davalının böyle bir iddia ve beyanı bulunmamaktadır. Olumsuz vakıaların ispatının davacıya düşmemesine ilişkin genel hukuk ilkesi uyarınca yargılama konusu markayı tescilli olduğu 3. Ve 5. Sınıflarda kullandığını ispat yükü davalıdadır. Bir markayı kullanan ve ileride kullanmama sebebine dayalı iptal tehdidi ile karşılaşmak istemeyen basiretli tacir gibi hareket etmesi gerekli olan davalının kullanıma ilişkin kanıtları özenle saklaması gerekmektedir. Davalı kullanıma ilişkin kanıtları açık ve anlaşılabilir şekilde mahkemeye sunacaktır. Yoksa mahkeme veya davacı markanın kullanılmadığını ispatlamayacaktır. Markanın iptal müeyyidesinden kurtulabilmesi için tescil edildiği her bir emtia için bağımsız olarak ayrı ayrı kullanılması gerekir. Buna göre bir markanın bir ürün için kullanımının diğer bir ürün için kullanım sayılmaz. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında dosyada toplanan tüm deliller ve bilimsel gerekçeye sahip ayrıntılı bilirkişi raporu karşısında davalı tarafın faturalarında dava konusu ... marka kullanımının tespit edilemediği, davalı tarafından sunulan fuar katılım resimleri ve sosyal medya hesaplarına ait görseller ile ambalajlama ürünleri üzerinde dava konusu marka kullanımının ciddi bir kullanım sayılmadığı, bu hali ile markanın sicilden iptal sebebinin yasal koşullarının oluştuğu anlaşıldığından davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-Davacının davalıya ait ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğü davasının REDDİNE, 2-Davacının davalıya it ... tescil numaralı markanın kullanılmama nedeniyle iptali davasının kabulü ile söz konusu markanın kullanılmama nedeniyle iptaline, hüküm kesinleştiğinde sicilden terkinine, 3-Alınması gereken 615,40 TL harçtan, peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55 TL harcın, davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 4-Davacı kendisini vekille temsil ettirmekle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen kullanılmama nedeniyle iptal davası yönünden 40.000,00 TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı kendisini vekille temsil ettirmekle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre red edilen hükümsüzlük davası yönünden 40.000,00 TL vekalet ücretinin, davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafça yapılan 539,70 TL harç gideri, 257,50 TL posta-tebligat masrafı ve 10.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 10.797,00 TL yargılama giderinden, davanın kabul ve reddi oranında hesaplanan 5.398,50 TL'sinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Karar kesinleştiğinde kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliyesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı vekilinin yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.14/03/2025
Katip ... ¸
Hakim ... ¸