İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/78 E. 2025/44 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/78
Karar No
2025/44
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/78 Esas KARAR NO : 2025/44 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/01/2023 KARAR TARİHİ : 14/01/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından Bakırköy ...... İcra Müdürlüğü ...... Esas Sayılı İcra Müdürlüğü dosyası kapsamında tebliğ edilen ödeme emrine karşı süresi içerisinde yapılan itiraz üzerine İcra Müdürlüğü tarafından takibin durdurulmasına karar verildiğini, söz konusu karar ve borçlu tarafın itiraz dilekçesi taraflarına tebliğ edildiğini ve arabulucuda ...... numaralı arabulucu dosyasında taraflar anlaşamadığını İlaveten, takip konusu meblağ davalı tarafça gayet iyi bir şekilde bilindiğini, aynı zamanda likid bir alacak olduğunu, Tarafların ticari defterlerinin ve cari esktreleri incelendiğinde ve bilirkişi incelemesinden geçtiğinde de ortaya çıkacağını açıklanan ve mahkemece resen dikkate alınacak tüm nedenlerle davanın kabulüne, itirazın iptaline ve takibin devamına asıl alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, her türlü yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasını karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili olduğu şirketin şirket merkezi ..... Mahallesi ..... Bölgesi 11. Cad. No: 2/1 Merkez / ADIYAMAN adresi olduğunu,. Bu nedenle müvekkili şirkete yöneltilecek hukuki uyuşmazlıklara bakmaya yetkili Mahkeme de Adıyaman Mahkemeleri olup, Adıyaman'da Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmadığından yetkili mahkeme Adıyaman Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, bu nedenle huzurdaki davanın yetki yönünden usulden reddi gerektiğini, davacı tarafından müvekkili olduğu şirketten cari hesap alacağı kapsamında başlatılan Bakırköy...... İcra Müdürlüğü'nün ...... E. Sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, Anılan icra takibine müvekkili şirketin alacaklı olduğu iddiasındaki kişiye herhangi bir borcu bulunmadığından borca itiraz edildiğini, davacı taraf müvekkili şirketin ödeme tarihindeki kur üzerinden ödemiş olmasını yok sayarak sanki ödeme yapılmamış gibi fatura tarihindeki kurdan hesaplanarak TL fatura kesilmesine ilişkin herhangi bir yorum veya değerlendirme yapmadığını, değerlendirme dışı bırakılarak sanki taraflarından faturaya konu alacağın kur farkı faturasını ihtiva ettiğine ilişkin bir yorum yapmışsa da ne taraflarından yapılan itirazda ne de maddi gerçeklikte kur farkı faturası olduğu iddiasında değil, ödeme ve fatura tarihi itibariyle kur farkından fatura bedeli ödeme bedelinin üzerine çıkmış ve icra takibine ve daya konu fark ortaya çıkardığını, Müvekkili olduğu şirket anılan faturanın tamamına değil, bakiye bedele itiraz ettiğini, Diğer taraftan cari hesap ekstresi ve ödeme dekontu tarihi ispatı için yeterli olduğunu, Müvekkili şirket faturanın tamamen kabul etmediğini, Bunu ödemeyeceğini peşin ödeme yaptığı bir malzemenin faturasında geç teslimi davacının sorumluluğunda bulunduğu, bu nedenle fatura ve malzeme teslim tarihindeki kurdan doğan farktan sorumlu olmayacağını davacı tarafa çeşitli kereler ifade edilmesine rağmen huzurdaki son derece haksız ve yersiz dava açılmış olup, reddini talep etmiştir, arz ve izah edilen nedenlerle; usule ve hukuka aykırı açılan davanın , davanın öncelikle usulden reddine, aksi kanaateyse esastan reddi ne, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Bilirkişi tarafından mahkememize 20/12/2023 tarihinde sunulan raporda özetle: "...... Plastik San. ve Tic. Ltd. Şti. ilgili taraftan 4.148,98 alacaklı olduğu" kanaatine varıldığını bildirmiştir. Bilirkişi tarafından mahkememize 31/10/2024 tarihinde sunulan raporda özetle : "1)Yanlar tarafından ibraz edilen 2021-2022 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun bir şekilde elektronik olarak tutulduğu, süresinde e-defter beratlarının Gelir İdaresi Başkanlığı e-defter sistemine yüklenildiği, ticari defterlerinin birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, ticari defterlerinin yanların lehine delil niteliğinin sayın mahkemenizin takdirlerinde olduğu, 2) Yukarıdaki ayrıntılı tespitler ışığında; a) Yanlar arasında 2021 yılında, Davacı tarafından davalıya 3 fatura mukabilinde muhtelif pvc boru ve ekipmanlarının satışı şeklinde ticari ilişki kurulduğu, işbu ticari ilişki neticesinde davacının davalıdan 4.148,98 TL alacaklı olduğunu iddia ettiği, alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığı, davalının itirazı ile huzurdaki davanın ikame edildiği b) Davacı ticari defterlerinde, icra takip tarihinde davacı ...... Plastik San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin, davalı ...... Güneş Sanayi ve Tic, A.Ş.” den 4.148,98 TL Alacaklı olduğu, İcra takibinde asıl alacak olarak 4.148,98 TL'nin tahsili talep edildiği, Davacı ticari defterinde 4.148,98 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, dolayısı ile davacının 4.148,98TL alacaklı olduğunun kabulü gerektiği, c) Davalı ticari defterlerinde, icra takip tarihinde davalının davacıya 4.148,98 TL Borçlu olduğu, yanlar arasında 4.148,98TL ihtilaf bulunduğu, rapor içeriğinde gerekçeleri ile izah edildiği üzere (syf.6-7-8) 4.148,98 TL ihtilafın davacı alacağı olarak değerlendirildiği, d) Davacının alacağının 09.11.2021 tarih ...... sayılı faturadan kaynaklandığı, e) Davacı alacağının kabulü halinde, icra takip tarihinden sonra talep edilen 6120 faiz oranının, 3095 Say. Kanunla tacirler arasında uygulanan faiz oranlarına göre uygun olmadığı, tarafların arasında akdedilen bir sözleşmenin ibraz edilmediği dolayısı ile anılan faiz oranını içeren bir temerrüt maddesine ilişkin belge ibraz edilmediğinden talep edilen faiz oranının uygunluğunun mahkemenin kanaatinde olduğunu" mahkememize bildirmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Dava; Davalının (Bakırköy ...... İcra Müdürlüğü ..... Esas Sayılı İcra Müdürlüğü Dosyası borçlusu) tarafından yapılan 15.12.2022 tarihli itirazın iptali, talebine ilişkindir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde: Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu dava ile taraflar arasında ticari ilişki olduğunu, satılan malların davalıya teslim edildiğini, ancak davalının bedeli eksik ödediğini kesilen faturaya istinaden başlatılan icra takibine de itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde; Adıyaman Mahkemelerinin davada yetkili olduğunu, davacı ile davalı arasında alım satım ilişkisi bulunduğunu, 21.000,00-Euro bedel üzerinden anlaşıldığını, ilgili bedellerin peşin olarak ödeme günündeki kur üzerinden ödendiğini, davacının ürün teslimlerini sonradan yaptığını, teslim tarihlerine göre tekrar fatura kestiğini, peşin ödenen bedel karşısında sonradan yapılan teslime göre teslim tarihine yönelik tekrar kur farkının talep edilemeyeceğini belirterek borcunun olmadığı savunmasında bulunmuştur. Davalı tarafından Mahkemenin yetkisine ilişkin olarak ilk itiraz öne sürülmüş ise de davaya konu alacağın para alacağı olduğu, 6098 sayılı Kanun'un 89. maddesi gereğince alacaklının yerleşim yeri Mahkemesinin para alacaklarına ilişkin davalarda yetkili olduğu anlaşılmakla davalının yetki ilk itirazına itibar edilmemiş, davanın esasına girilmiştir. Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, Davacı ve davalının ticari defter ve kayıtlarının usul ve yasaya uygun olarak tutuldukları, açılış ve kapanış tasdiklerinin süresi içerisinde yapıldığı, sahibi lehine delil vasfına sahip olduğu tespit edilmiştir. Tarafların ticari defter ve kayıtları incelendiğinde; Davacı tarafından kesilen faturaların tamamının davalının ticari defter ve kayıtlarına kaydedildiği, davalı tarafından yapılan ödemeler hususunda uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davalının ticari defter ve kayıtlarına göre icra takip tarihinde davacıya borçlu olarak göründüğü, icra takibinden sonra 31.12.2021 tarihinde davalı tarafından 4.148,98 TL borç bedeli için kur farkı gideri kaydı ile davacıya olan borcunun sonlandırıldığı anlaşılmaktadır. Davaya konu icra takip dosyasına dayanak faturaların davalının ticari defter ve kayıtlarına işlendiği, faturaların e-fatura olduğu, sistemi üzerinden davalıya tebliğ edildiği, davalı tarafından yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edilmediği anlaşılmaktadır. Davalı tarafından kesilen faturanın 31.12.2021 tarihinde yaklaşık 1,5 ay sonra düzenlendiği ve takipten sonra düzenlendiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasında akdi ilişki hususunda ve faturalara konu malların teslim edildiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık fiyat noktasında olup, davalı bedelin Euro olarak belirlendiğini ve peşin olarak ödendiğini iddia etmektedir. Tarafların ticari defter ve kayıtları ile ilgili faturalar incelendiğinde; faturalar üzerinde Euro bedelin belirtilmediği, TL olarak belirtilerek fatura kesildiği, davalı tarafından e-fatura olan ve sistem üzerinden kendiliğinden tebliğ edilen faturalara 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre itiraz edilmediği, takipten ve fatura tarihinden yaklaşık 1,5 ay sonra kur farkı gideri faturası kesildiği gözetildiğinde davalı tarafından tek taraflı olarak yapılan kayıt işleminin usul ve yasaya uygun olmadığı, faturalara yasal süresi içerisinde itiraz edilmeksizin ticari defter ve kayıtlara kaydedilmek suretiyle faturaların içeriği ve malların bedelinin davacı lehine kesinleştiği, aksini ispat yükünün davalı üzerinde olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 2023/1719 E., 2024/815 K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve Yargıtay'ın yerleşik hale gelmiş emsal kararlarına göre; faturayı alan tarafın söz konusu faturayı ticari defterlere ve muhasebe kayıtlarına işlemesi faturayı düzenleyen tarafın alacağının varlığına ilişkin olarak lehine delil teşkil eder. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp sözleşmenin ifası safhasıyla ilgili olduğundan, faturanın sözleşmeyi değiştirir nitelikte olmaması ve sözleşmeye uygun biçimde düzenlenmesi gerekir. Bu nedenle, sözleşmeye aykırı düzenlenmiş faturaya itiraz edilmemesi aleyhe sonuç doğurmaz. Ancak fatura kabul edilerek ticari defterlere işlenmiş ise, faturadaki miktar kadar iş bedeli bulunduğunu iş sahibi kabul etmiş sayılacağından ticari defterlere itibar edilerek iş bedeli miktarı belirlenir. Ticari defterlerin kesin delil olması da bu sonucu gerektirir. Zira, faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. Fatura karşı tarafça ticari defterlerine kayıt edilmiş ise burada delil olan fatura değil ticari defterlerdir. Ticari defterler uyumlu olmadığı için lehe delil değeri bulunmasa dahi, karşı çıkılan faturanın ticari deftere kayıt edilmiş olması halinde ticari defter aleyhe delil oluşturacaktır. Bu durumda ,takip konusu faturaların davalının ticari defterlerine işlenmesi faturayı düzenleyen tarafın alacağının varlığına karine teşkil ettiği kabul edilmelidir. Zira, Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (TTK 21/2). Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen ve ticari defterlere de işlenen faturadaki alacakla illgili olarak sonradan iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir. İtiraz süresi geçtikten sonra, iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacaktır. Bu haliyle davalı tarafın icra takibine konu faturadan kaynaklı borcu olmadığı yönündeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir." Yargıtay 6. Hukuk Dairesi de 2022/4227 E., 2024/1361 K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması ise birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse ise, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Mahkemece yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde; davacı tarafından davalının faturalarına itiraz edilmediği, davalının faturalarının tamamının davacının ticari defterlerine işlendiği, protokol tarihi itibariyle tarafların ticari defterleri incelendiğinde ise, protokol kapsamında yer alan çeklerin davalı şirket kayıtlarında 05.10.2016 tarihinde kayıt altına alındığı, davalı kayıtlarında protokol tarihi itibariyle görülen borcun protokol tutarı ile uyumlu olduğu tespit edilmiştir. Dosyanın tetkikinde; sözleşmede imalat bedelinin malzeme + %22,5 kâr şeklinde belirlendiği, cari hesaba göre davalı tarafından düzenlenen faturaların davacıya gönderildiği, bu faturaların her iki tarafın defterlerine kaydedildiği, 04.10.2016 tarihli protokolde de bakiye borcun 1.457.000 TL olarak taraflarca kabul edildiği tespit edilmiştir. Bu durumda davacının borçlu olduğu anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü hatalı olmuş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir." İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi ise 2020/1459 E., 2023/870 K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Davalı borçlunun uzun süre sonra iade faturası düzenlemesi özellikle bu faturanın karşı tarafın defterlerine kaydedilmemiş olması karşısında bu olguyu değiştirimez. Bu durumda borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır (Yargıtay 11. HD'nin 19/12/2018 tarih ve 2017/2642 E. - 2018/8096 K. Sayılı kararı). Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder(Yargıtay 19. HD'nin 09/11/2016 tarih ve 2016/3391 Esas - 2016/14472 Karar sayılı ilam). Bu durumda davalı davacının faturalarını benimseyerek ticari defterine kaydettiğine göre, kendi ticari defter kayıtlarının aksini yazılı delille ispatlaması gerekir Davalı tarafça 17/11/2012 - 18/12/2012 - 27/02/2013 - 13/04/2013 - 09/12/2013 - 21/02/2014 - 03/06/2014 tarihli toplam 15.896,00 TL bedelli faturalara konu ürünlerin teslim edilmediği iddiasıyla 12/11/2014 tarihli 90402 numaralı iade faturası düzenlenmiş ise de bu faturaların , davalının ticari defterlerindeki kayıtla çelişmeyecek şekilde haklı bir nedenle kesildiğine ilişkin dosyada herhangi bir belge mevcut değildir. Davalının ticari defterlerinde kayıtlı olan ancak davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmayan iade faturalarının dayanağının usulüne uygun olduğunun ispatlanması gerekli olup, iade faturası düzenlenmesi ve dayanağı kanıtlanamayan bu faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olması tek başına davalının savunmalarını ispata elverişli değildir." Bu bağlamda davacı tarafından kesilen faturaların davalı tarafından ticari defter ve kayıtlarına alındığı, 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre yasal süresi içerisinde faturalara itiraz edilmemesi sebebiyle fatura içeriklerinin ve taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan faturaya konu ürünlerin bedelinin davacı lehine kesinleştiği, aksini ispat yükünün davalı üzerinde olduğu anlaşılmaktadır. Davalı tarafından bedelin Euro olarak belirlendiği ve peşin olarak ödendiği iddiasının davacıdan sadır imzalı bir belge ile ispat edilemediği, davacı tarafından kesilen TL faturaların ve fatura bedellerinin itiraz edilmeksizin davalı tarafından kendi kayıtlarına işlendiği, takipten sonra kur farkı gideri faturası kesilmesinin borcu sona erdirmeyeceği ve davalının savunmalarını ispatlamayacağı anlaşılmaktadır. Sonuç itibariyle davaya konu icra takip dosyasında 4.148,98-TL asıl alacak yönünden davacının davasının kabulü ile davalının itirazının iptaline karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafından faiz oranına da itiraz edilmiş olup, davacının takip talebinde yıllık %120 faiz talebinde bulunduğu, ilgili temerrüt faizinin davacı tarafından ispatlanamadığı anlaşılmakla davacının ancak 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre faiz talep edebileceği anlaşılmakla işleyecek faiz oranı yönünden davacının faiz talebinin 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre hesaplanacak oran yönünden kabulü ile davalının itirazının iptali ile takibin devamına karar vermek gerekmiştir. Davaya konu alacağın likit ve faturaya dayalı olduğu anlaşılmakla itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 829,79-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine de karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KABULÜNE, Buna göre; davaya konu icra takip dosyasında 4.148,98-TL asıl alacak ve 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre işleyecek faiz oranı yönünden davalının itirazının İPTALİNE, takibin DEVAMINA, 2-İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 829,79-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL harçtan peşin alınan 179,90-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 435,5‬-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Davacı tarafça yatırılan 179,90-TL peşin harç ve 179,90-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 359,8‬-TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin; davalıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA, 6-Davacı tarafça yapılan 6.270,25‬-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 4.148,98-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının (Bilirkişi olarak görevlendirilen Deniz AKKAYA MAR' ın toplam ücreti olan 4.500,00 TL ödendikten sonra) HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, 10-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince miktar itibari ile kesin olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/01/2025 Katip ...... ¸e-imza Hakim ...... ¸e-imza

Atıf: Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/78, K. 2025/44, T. 14.01.2025, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-78-e-2025-44-k-c227c65d311c