İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/17 E. 2025/50 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/17
Karar No
2025/50
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/17 Esas - 2025/50 T.C. TÜRK MİLLETİ ADINA VERİLEN ANKARA GEREKÇELİ KARAR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : ... KARAR NO : ....

BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ...

DAVACI : ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... - ...

DAVALI : ... VEKİLİ : .... DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 06/01/2023 KARAR TARİHİ : 23/01/2025 G. K.YAZILDIĞI TARİH : 23/02/2025

Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı vekili iddiasında özetle; Müvekkili şirketin hissedarlarından ve eski yöneticilerinden olan davalının, müvekkili şirket kasasından kişisel harcamaları için çekmiş olduğu tutarların ödenmemesi nedeniyle söz konusu tutarlara ilişkin adat faizi tahakkuk ettirildiğini, adat faizi tahakkuk ettirilerek müvekkili şirketçe davalıya fatura edilen tutarların davalı tarafından ödenememesi akabinde davalı borçluya karşı... Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, müvekkili şirket tarafından başlatılan icra takibinde ödeme emrinin davalı/borçluya tebliğ edildiğini, davalı/borçlu tarafından borca, ferilerine itiraz edildiğini, ayrıca takibe konu faturaların zamanaşımına uğradığı ve borçlu olunmadığı iddia edildiğini, icra takibinin durdurulduğunu, davalı/borçlunun icra takibinin durdurulmasına yönelik itirazının, hukuki dayanaktan yoksun ve kötü niyetli olarak, borcun ödenmesini geciktirmek amacıyla yapıldığını, davalının, müvekkili şirketin yöneticisi olduğu dönemde; müvekkili şirket kasasından, ... faaliyeti ve kuruluş amacıyla ilgisi olmayan, izah edilemeyen nakit para ihtiyacının, kişisel harcamalarının müvekkili şirket kasasından karşıladığı iş avansı iadesine ilişkin kasa makbuzlarından da anlaşıldığını, ekte Mahkeme bilgisine sunulan iade kasa makbuzları incelendiğinde görüleceği üzere davalının nakit ihtiyacının, kişisel harcamalarının müvekkili şirket kasasından karşılandığını anlaşılacağını, bilirkişi marifetiyle şirket muhasebe kayıtlarında yapılacak inceleme neticesinde de anlaşılacağı üzere şirket tarafından ödenen tutarlara ilişkin davalı tarafından şirkete herhangi bir ödeme yapılmadığını, bunun akabinde müvekkili şirketin, bir ortağa borç para verilmesinden ötürü, örtülü kazanç dağıtımı yönünden herhangi bir yaptırımla karşılaşmamak için emsal faiz oranı esas alarak adatlandırma yöntemi ile faiz uyguladığını ve bunu davalıya adat faiz faturası olarak faturalandırdığını, müvekkili şirket muhasebesince tutulan cari ekstresine ve kasa iade makbuzlarına bakıldığında, davalının, ortaklıktan borç para aldığı borcunu ödemediği ve söz konusu borca adat faizi tahakkuk ettirilerek fatura düzenlendiği ancak düzenlenen faturaya rağmen davalı tarafından bir ödeme yapılmamış olduğunu, davalı/borçlu tarafından ileri sürülen takas iddiasının hukuksal dayanağının bulunmadığını, zira anonim şirketlerde, şirket hissedarlarına Genel Kurul Kararı ile kar dağıtımına karar verilinceye kadar şirketten alacaklı olmasının söz konusu olmayacağını, müvekkili şirket Genel Kurul'u tarafından herhangi bir kar dağıtımı yapılmamış olduğundan, mevcut olmayan bir alacağın takas ve mahsubundan da söz edilemeyeceğini belirterek, .... Esas sayılı icra dosyasına davalı/borçlu tarafından yapılan haksız itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine takip tutarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekili savunmasında özetle; Dava konusu istemin zamanaşımına uğradığını, sorumluluk davası açılması için genel kurul kararı alınması gerektiğini, dava konusu faturanın kişisel harcama olmayıp, genel yönetim gideri olduğunu, harcamaların fatura edilmesinin mevzuata aykırı olmadığını, ... ve grup şirketler ve mali tablolarının mevzuat düzenlemeleri çerçevesinde uluslararası bağımsız denetim şirketlerince incelendiğini ve yeminli mali müşavirlerin denetiminden geçtiğini, yapılan bu denetimlerde genel yönetim giderlerinin yansıtılması yönüyle ... Mevzuatına aykırı bir husus bulunmadını, dava konusu giderlerin şahsi gider olarak iddia edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Gelir Vergisi Kanunu'nun İndirilecek Giderler başlıklı 40. Maddesinin 1. Fıkrasında ticari kazancın elde ettirilmesi ve idame ettirilmesi içi yapılan genel giderlerin ticari kazançtan indirilebileceğinin açıklandığını, ortada herhangi bir zararın söz konusu olmadığından müvekkili sorumlu tutulamayacağını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, yapılan harcamaların kişisel harcama olduğunun ispatının davacı yana ait olduğunu, bir şirketin aktif büyüklüğü, cirosu, beyan ettiği kurumlar vergisi matrahı, çalışan işçi sayısı ve benzeri kriterlere bakılmaksızın yapmış olduğu temsil tanıtma giderlerinin tamamının reddedilmesinin, bu giderlerin ortakların şahsi giderleri olduğunun iddia edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte dağıtılmayan kar payı nedeni ile takas-mahsup gerektiğini, davacı şirketin 2014 finansal yıl sonu itibariyle 1.506.589.740 TL tutarında dağıtılmamış kâr payı bulunduğunu, müvekkilinin, şirketten hukuka aykırı olarak dağıtılmayan bu kar payı üzerinde talepte bulunabilme hakkına sahip olduğunu, bu nedenle müvekkilinin avans, kredi, borç, masraf alacağı, dağıtılmamış kar payı alacaklarının verilmesi istemli ... E. Sayılı dosyası ile açılan davada yargılamanın devam ettiğini, bu davanın bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini, herhangi bir borcun bulunmadığını, ancak olsa bile takas hakkı kullanıldığında böyle bir borcun kalmayacağını, müvekkilinin gerek ticaret sicil gazetesinde yer alan hisse adedi, gerekse kurumlar vergisi beyannamelerince ortaya çıkan şirket karına oranla ve genel kurul kararlarınca sabit olan alacağının 200 Milyon TL'nin üzerinde olduğunun görüleceğini, avans faizi istenmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, davanın zamanaşımı nedeni ile reddini, mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddini istemiştir. GEREKÇE: Dava, kişisel harcamalar sebebi ile oluşan şirket zararının tahsili için yapılan icra takibine yönelik itirazın iptali davasıdır. Tarafların dayandıkları tüm deliller, icra dosyası getirtilmiş, dosya ve şirket kayıtları bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi heyetinin 23/09/2024 tarihli raporunda özetle; "Faturaların 29.09.2015 ila 30.10.2015 tarihleri arasındaki, uçak biletleri,,,, ile otel rezervasyon bedeli, ... tarafından davacı şirkete, davacı şirketin de davalıya yansıttığı içeriği belli olmayan yansıtma faturası, vücut losyonu-şampuan harcamaları olduğunu, burada vücut losyonu, saç kremi, şampuan, duş jeli fatura bedeli 790,08 USD’nin kişisel harcama niteliğinde olabileceğini, ancak bu harcamayı kimin davacı şirket adına yaptığının fatura içeriğinden anlaşılamadığını, uçak biletleri ... faturalarından kimin yolculuk yaptığının anlaşılamadığını, davacı şirket tarafından, kişisel harcama olarak görülerek .... 02.06.2015 tarih F971040 numaralı faturanın davalıya yansıtılmasına ilişkin 40.125,00 Euroluk fatura ile 56.657,96.TL.'lik fatura bedeli davalı borcu olup, bu borcun şirkete devletçe el konulmadan önce şirketçe borç olarak tahakkuk ettirildiğini, davalının 30.10.2015 tarihi itibarıyla davacı şirkete 40.125,00 Euro ve 56.657,96.TL. borcu bulunduğu ve kayıtlara göre ödenmediğinin anlaşıldığını, tabloda belirtilen 24.176,33.TL.lık harcamanın kişisel mi yoksa genel yönetim gideri mi olduğu hususunda bir kanaat elde edilemediği" belirtilmiştir. 6102 sayılı TTK.'nin 553. Maddesinde ; “(1) Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar. (2) Kanundan veya esas sözleşmeden doğan bir görevi veya yetkiyi, kanuna dayanarak, başkasına devreden organlar veya kişiler, bu görev ve yetkileri devralan kişilerin seçiminde makul derecede özen göstermediklerinin ispat edilmesi hâli hariç, bu kişilerin fiil ve kararlarından sorumlu olmazlar. (3) Hiç kimse kontrolü dışında kalan, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar veya yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamaz; bu sorumlu olmama durumu gözetim ve özen yükümü gerekçe gösterilerek geçersiz kılınamaz.” düzenlemesi yer almaktadır. Somut olayda iddia, savunma ve deliller, yasal düzenleme ile birlikte değerlendirildiğinde; Davacı taraf, önceki dönemde davacı şirketin ortağı ve yöneticisi olan davalının kişisel harcamaları ve şirketten aldığı borçlar sebebi ile oluşan şirket alacağı bulunduğunu iddia etmiş, davalı taraf savunmasında, davacının tahsilini talep ettiği alacakların, kişisel harcama olmadığını, davalının yöneticilik yaptığı dönemdeki genel yönetim gideri olduğunu, davacı şirketten alacağı olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. TTK'nun 553. Maddesi hükmü uyarınca yönetim kurulu üyesinin hukuki sorumluluğundan bahsedilebilmesi için; Yönetim kurulu üyesinin kanun ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ihlal etmiş olması, bu sebeple şirketin bir zararının doğmuş olması, yönetim kurulu üyesinin kusurlu olması ve zarar ile kusurlu davranış arasında illiyet bağının bulunması gerekmektedir. Davalının, davacı şirkette yönetim kurulu üyeliği ve yöneticilik yaptığını, davacı tarafça oluşan zarara dayanak gösterilen uçak biletleri, otel bedeli ve kişisel bakım ürünlerinin davacının kişisel harcamaları olduğunun davacı tarafça ispatlanamadığı, bu sebeple oluştuğu iddia edilen zarardan davalının sorumlu tutulamayacağı kanaati ile davanın reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Açıklanan gerekçeye ve dosya kapsamına göre; 1-Davanın REDDİNE, 2-690 Sayılı KHK'nın 73/6. Maddesi uyarınca davacı şirket harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Dava sırasında kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT. Uyarınca takdir edilen 43.856,33 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya ödenmesine, 5-HMK 333. Maddesi gereğince mahkemece yatırılan avansın kullanılmayan kısmının kararın kesinleşmesine müteakip iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemeleri'nde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Başkan... (E-imzalıdır) Üye ... (E-imzalıdır) Üye ... (E-imzalıdır) Katip .... (E-imzalıdır)

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2023/17, K. 2025/50, T. 23.01.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-17-e-2025-50-k-b0c588ca0b2e