İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/158 E. 2023/1109 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/158
Karar No
2023/1109
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2023/158 Esas KARAR NO: 2023/1109 DAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 07/03/2023 KARAR TARİHİ: 13/12/2023

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davanın TTK 54 ve devamı maddelerinde yer alan haksız rekabete dayandığından mahkemelerinin görevli olduğunu, müvekkiline karşı yapılan eylem haksız fiil teşkil ettiğinden müvekkilinin ikametgah mahkemesinin yetkili olduğunu ve talep yığılması nedeni ile davanın zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığını, müvekkili-----şirketinin ------- ilk -----, -------- ve --------- operatörü olduğunu, -------- genelinde yaklaşık 33,7 mobil müşterisi, 47,9 milyon grup abonesi, 36,9 milyon ------- abonesi bulunduğu ve -------- hizmet veren operatörlerin abone sayısına göre pazar payının yaklaşık %40,7 olan mobil ve sabit şebekeleri üzerinden müşterilerine benzersiz dijital servisler, ses, mesajlaşma, data ve ------hizmetleri sunan bir dijital operatör olan -------, yalnızca ------ değil, dünya ------ pazarının da en önde gelen firmalarından biri konumunda olduğunu, faaliyette bulunduğu dokuz ülkenin beşinde pazar lideri olan --------- hisselerinin 11 Temmuz 2000’de -------- Borsası ve ---------- eşzamanlı olarak işlem görmeye başlayan ve -------- borsasına kote olan ilk ve tek -------- şirketi unvanına sahip olduğunu, --------, --------- önde gelen şirketlerinden biri olup tüm iş ve işlemlerinde kurumsal yönetim ilkeleri gereği şeffaf bir şekilde hareket ettiğini, tabi olduğu başta -------- ve --------- düzenlemeleri olmak üzere, her türlü mevzuata uygun davranıldığını, -------- şirketi ise 2006 yılından bu yana -------, sabit hat operatörleri, TV ve radyo kanallarının, servis sağlayıcıları gibi müşterilerine kule hizmeti sunarak, portföyünde bulunan 20.000’i aşkın servis noktası ve 7.500’ü aşkın kulesi ile -------- ilk ve tek, --------- 3’üncü büyük kule ve altyapı operatörü olduğunu, bu kapsamda telekomünikasyon işletmecileri ile radyo ve televizyon yayıncıları gibi kablosuz iletişim alanında faaliyet gösteren tüm işletmeci ve yayıncıların, kapsama alanı sağlamak amacıyla kuracakları cihaz ve sistemler için gerekli olan kule, direk, seperasyon ve benzeri bütünleyici unsurlardan oluşan tesisler kurmakta ve kurduğu tesisleri üçüncü kişilerin kullanımına tahsis edildiğini, davalılardan -------- şirketini ait ---------- kanalında 16.02.2023 tarihinde yayımlanan Finans Merkezi programına konuk olarak katılan diğer davalı ---------- özetle; --------- projesi hakkında çıkan yönetmelik kapsamında bir başka ---------- operatörünün ---------- başvurduğu, ---------- bunu kabul etmediğini, Yönetmelik hakkında ------------ dava açtığını , Danıştay’ın Yönetmeliği iptal ettiğini, iptalden sonra ------- şirketinin kurulduğu buna ilişkin Aralık ayında yazı yazıldığı, Yönetmelik iptali için ---------- Lobi Yaptığın -------- iş bu şirketin kuruluşuna izin vermediği, halka açık bir şirketin -------- şirketini bilanço dışına çıkararak hem haksız rekabet teşkil ettiği hem de usulsüz davrandığı şeklinde ifadeler ve beyanlarda bulunulduğunu, yayının devamında da --------- neredeyse Kamu Kurumu olduğu asılsız iddiaları ile devam eden ve tamamen mesnetiz iddialar silsilesi sıralandığını, 15.02.2023 tarihinde yayımlanan 60 Dakika programına telefon ile konuk olarak katılan diğer davalı ---------- özetle; “Ulusal---------- ününde en büyük engelin -------- olduğu, -------- şirketini kurararak tüm istasyonları bir araya topladığı, -------- şirketi -------- tarafından verilen iznin şaibeli olduğunu, -------- şirketi ile bir çok gelirin bilanço dışına çıkarılarak yeniden halka arzın yapıldığını, --------- itiraz edenin --------- olduğu ve ----------- tarafından dava açıldığı” yönünde iddiala sıraladığını 20.02.2023 tarihinde yayımlanan Finans Merkezi programına konuk olarak katılan diğer davalı --------- özetle; ''--------- şirketi kurmak için ---------- başvuruyor. Diğer operatörlere izin vermeyen --------- --------- nasıl izin veriyor? ------- --------- üyelerinin siyasi kimlikleri ----------- üzerinde etkili olduğu, Düzenleyici kurum olan ----------- ----------- hükmedemediği Müvekkil şirketin neredeyse kamu kurumu niteliğinde bulunduğu ----------- hayata geçmemesi ticari olarak doğal gibi görünebilse de ama afet durumlarında gerekli olduğu,---------,--------- -------- yerli baz istasyonu ------ öncülüğünde geliştirilen baz istasyonunun ------- ile geliştirildiği .------- cihazları sadece ------abonelerine hizmet verdiği Acil durumda burada operatör ayrımı yapılmaması gerektiği Müvekkil şirketin --------- yerli kriteri aşağıya çekilerek yabancı şirketler ile iş birliği yaptığı yönünde sıralandığını, 23.02.2023 tarihinde yayımlanan Finans Merkezi programına Konuk olarak katılan diğer davalı özetle “------- sistemine geçişin normal zamanlarda test edilmesi gerektiği, en azından acil durumlar için bunun şart olduğu ancak yapılmadığı , ----------- tarafından girişim ve düzenlemelerin yapılacağını ancak bunun için 40.000 insanın vefat ettikten sonra ancak yapıldığını dile getirmiştir.” 02.03.2023 tarihinde yayımlanan Finans Merkezi Konuk olarak katılan diğer davalı özetle;“-------- -------iştiraki ------- --------- ödül almıştır, ödül de savaşta en iyi iletişim işi çıkaran -------- şirketi ödülüdür. ---------- hayata bağladığı kadar burada hayata bağlayamamıştır”, şeklinde olduğunu, bilindiği üzere 6 Şubat 2023 saat 04:17’de --------- merkezli 7,7 şiddetinde ve yine aynı gün saat 13:24’te 7,6 şiddetinde depremler meydana geldiğini, Merkez üssü ---------- gerçekleşen ve --------- il ve ilçelerini etkileyen ve büyük yıkıma neden olan deprem felaketi nedeniyle, müvekkil şirkete ait elektronik haberleşme sistemlerinin bulunduğu taşınmazlar ile elektronik haberleşme sistemlerinin hasar gördüğünü, şirketlerinin depremin ilk anından itibaren bölgeye sevk edilen ekipleriyle bütün bu zorluklara rağmen haberleşme altyapılarını çalışır hale getirmek ve iletişimde yaşanan aksaklıkları gidermek için canla başla çalıştıklarını, Davalılardan ----------- genel olarak ulaşım, havacılık, telekomünikasyon ve bilişim sektörlerinde yazılar yazmakta olduğunu, daha önce yazılarında sektöre ilişkin objektif sayılabilecek değerlendirmelere yer verirken son dönemlerde şirketimizin bir üst yöneticisi ile yaşadığı husumet neticesinde şirketin ve yöneticileri aleyhinde sistematik olarak yazılar yazmaya başlandığını, kendi yazıları harici başkaca haber sitelerine de yanlı haberler yaptırarak kişisel husumetini müvekkil şirkete ve yöneticilerine yansıtarak elindeki medya gücünü bu kapsamda kullandıklarını, anlaşılamayacak şekilde ---------- yasa boğan elim olayı dahi fırsat bilerek aşağıda detaylı olarak yer verdiğimiz ve daha önce de dava açmak ve suç duyuruları yapmak zaruretinde kalınan yazıların devamı niteliğinde müvekkili sistematik şekilde karalama çabasını daha da ileriye taşıdığını, bu kadarla da kalmayıp depremden sonra dava konusu yayında da olduğu üzere defalarca yayın konuğu olmak veya yayına telefonla bağlanmak yöntemi ile dava konusu yazıya ilişkin iddialarını defalarca ulusal kanallarda da dile getirdiğini, beyanların müvekkil açısından kişilik haklarına doğrudan saldırı teşkil eder ithamlar içerdiğini, müvekkil şirketin kamuoyu önünde hukuka aykırı hareket eden, kamu güvenliğini düşünmeyen, hukuku dolanarak kendine menfaat sağlamak amacı güden bir şirket gibi göstermeye çalışarak kötülediğinin açık olduğunu,Davalılardan ------ son dönemde müvekkil şirketi ve sair -------- grup şirketleri aleyhine yalan beyanlar içeren yazılarından bazılarının şu şekilde olduğunu,“ Mesela sektörün en nüfuzlu şirketi ---------, kamudaki birçok işini etkili isimler ve siyasiler kanalıyla rahat çözebiliyor. Önemli bir yetkiliye, “--------- şirketi kurmuş, işletiyor, ama ------- böyle bir şirket için altyapı işletme ruhsatını bakanlığın ilgili kurumundan alamamış. Neden?” diye sorduğumda, “Siyasi olarak güçlüler? Sektörde haksız rekabete sebep oluyorlar. Bir şey yapamıyoruz.” cevabını aldım. ------ şirketi konusunu daha önce de yazmıştım.” ve “Ayrıca ---------, ---------- iştiraki --------- savaşta yaşadığı kriz tecrübesini de dikkate alıp, hazırlık yapmamış. Sektörün en büyük --------- operatörü, öncü rolünü kaybettiğini, kamu kurumu hüviyetine çabuk adapte olduğunu, ---------- da en fazla destek veren şirket olarak --------- reklam yaptı. Ben de bunun şahitlerinden birisiyim. Depremde “--------” nasıl yoktuysa, yerli ve milli ---------- kullanımında da ---------- en gerilerde kaldı. Reklam için sipariş çok, sahada kullanımı az oldu. Yabancı şirketlerin baz istasyonunu ------- tercih etmeye devam etti. Yetmedi, ----------- etkin bir şekilde --------- olmasını da istemedi. ------- ----- itiraz ettiği tartışmalı telekom ihalesini --------- şekillendirdi, yerlilik kriteri düşük tutularak milli ---------- arka plana atıldı.” şeklinde olduğunu, bu ve benzer birden fazla yayına katıldığını, --------- iştirakinin aldığı ödülü dahi markayı karalama yöntemi olarak kullanması kötüleme niyetinin açık göstergesi olduğunu, davalı ----------- 02.03.2023 tarihli Finans Merkezi yayınına özellikle katıldığını, müvekkil şirketin yurtdışı iştirakinin uluslararası arenada aldığı bir başarı ödülünü dahi, alaycı bir üslup ile tabiri caiz ise küçümseyerek bir başarıyı dahi kötüleme malzemesi olarak kullanmış ve bilinçli ve planlı olarak müvekkil şirketin ticari itibarına kaydettiğini, başlı başına son yayın dahi tüm yayın, yazı ve söylemlerin amacını açıkça ortaya koyar nitelikte olduğunu, tabiri caiz ise takıntılı bir şekilde köşe yazıları kaleme alınarak, programlara katılarak algı yaratmaya çalıştığının tartışılmaz bir gerçek olduğunu, ayrıca davalılardan ----------- müvekkil şirket üst yöneticisi ile yaşadığı kişisel husumeti müvekkil şirket üzerinden devam ettirmek arzusunda olduğunu, amacının gazetecilikten öte kişisel ihtirasların yalan haber yapma boyutuna taşınması olduğunu, davalı ile cevap ve düzeltme, haksız rekabet kaynaklı tazminat, savcılık nezdinde soruşturmaların da devam ettiğini, programlarda defalarca özellikle belirtilen ------ -------anlaşması ile ilgili düzenlemenin iptali için ---------- dava açtığını ve deprem esnasında ------------- ------------ için almış olduğu tavrın işbirliğine engel olduğu iddialarının asılsız ve kötü niyetli olduğunu, yayınlarda anlaşılmaz şekilde , ------------- önde ve etkin elektronik şirketlerinin başında gelen müvekkil hakkında,kanuna ve mevzuata aykırı hareket ederek şirket kurduğu yönünde yer verilen ithamların tamamen gerçeğe aykırı olduğunu, müvekkil şirketin kanuna ve mevzuata aykırı şekilde bir şirket kurduğu ve işlettiği iddiası asılsız ve mesnetsiz olduğunu, ------------ şirketi ise Elektronik Haberleşme Kanunu’na dayanılarak çıkarılan, Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Yetkilendirme Yönetmeliği kapsamında kısıtlı kaynak tahsisi olmaksızın bildirim kapsamında -------- tarafından 17 Ekim 2007 tarihinde “Altyapı İşletmeciliği Hizmeti” sunmak konusunda süresiz olarak yetkilendirilmiş ve yetkilendirildiği tarihten günümüze --------- denetim ve gözetiminde faaliyet gösteren bir işletmeci olduğunu, Nitekim, elektronik haberleşme sektörünün düzenleyici ve denetleyici kurumu olan --------- tarafından --------- bugüne kadar bu kapsamda bir mevzuata uygunsuzluk tespiti ve yaptırıma maruz kalmadığını, nitekim; halihazırda yetkilendirme belge/sözleşmelerinin hükümleri gereği altyapılarının İdareye devir yükümlülüğü olan -------- şirketi ve --------- şirketi hisselerinin borsada işlem gördüğünü, müvekkilin, payları ------- ve -------- işlem gören halka açık bir şirket olarak kamuya açıkladığı finansal tablo ve raporlarının, şekil ve içerik bakımından bağlı olduğu finansal raporlama ve muhasebe kural ve standartları çerçevesinde ve ------- Kurulunca belirlenen düzenlemelere uygun olarak, zamanında, tam ve doğru bir şekilde hazırlamakta ve kamuyla paylaşıldığını, daha önce yazılarında da gerçeğe aykırı olarak yer verdiği --------- ihalesinden bahsederek Ülkemizi dünya çapında temsil eden bir -------- markası olan müvekkil şirketin, yerli ve milli üretimde gösterdiği çaba göz ardı edilerek ileri sürülen ithamlar kabul edilir olmadığını, başlı başına son yayın dahi tüm yayın, yazı ve söylemlerin amacını açıkça ortaya koyar nitelikte olduğunu, dava konusu program yayınlarının aynı zamanda türk ticaret kanunu 54 ve devamı maddeleri uyarınca “haksız rekabet” teşkil ettiğini, davalıların basın mensuplarının sahip olması gereken özen yükümlülüğü ve meslek etik ilkelerinden yoksun şekilde mezkur olaya sebebiyet verdikleri, Müvekkil Şirketi ayrı ayrı ithamlar ile kişilik haklarına zarar vermeleri yanı sıra Türk Ticaret Kanunu’nun ilgili maddeleri uyarınca haksız rekabet hükümlerine aykırı şekilde haber yaptıkları tüm iddia ve deliller ile sübut bulduğunu, arz ve izah edilen nedenlerle haklı davalarının kabulü ile;-------, -----------, --------, ------- --------,--------- adreslerinde yer alan programlara tedbiren erişimin engellenmesine, dava konusu hukuka aykırı haber manşet ve içeriğinin haksız rekabet ile müvekkilinin kişilik haklarına saldırı teşkil ettiğinin tespitini, müvekkil aleyhine haksız rekabet teşkil eden ve kişilik haklarına yönelen saldırının önlenmesini ve durdurulmasını, haksız ve hukuka aykırı yayın nedeniyle zarar gören müvekkilinin uğramış olduğu manevi zararın bir nebze olsun giderilebilmesi maksadıyla, yayım tarihinden itibaren başlayacak olan yasal faizi ile 1.000.000,00 TL manevi tazminatı, hükmün kesinleşmesi akabinde masrafı müştereken ve müteselsilen davalılardan karşılanmak üzere kararın TTK m. 59. uyarınca ilanına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin müştereken ve müteselsilen davalılara yükletilmesini karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının, huzurdaki davayı açmadan önce arabuluculuk başvurusunda bulunmadığını, dava dilekçesinde"...Huzurdaki davada manevi tazminat talebi bulunmakta ise de haksız rekabetin tespiti, men'i ve kınanması da talep edilmiştir. O halde talep yığılmasından bahsedilecektir... Talep yığılması halinde tüm talepler açısından dava şartı arabuluculuk kuralı yok ise taleplerin hepsi açısından zaruretin ortadan kalkacağına açıkça hükmedilmiştir." şeklinde beyanda bulunulmuş olduğunu, mahkememiz tensip kararında arabuluculuk şartının tamamlanmadığına yönelik karar vermediğinden, mahkememizin davacı vekilinin bu görüşünü benimsediğini, oysaki; dava şartı arabuluculuk kapsamında olan ve olmayan taleplerin birlikte ileri sürülmesi halinde, dava şartı arabuluculuğa tabi olup olmadığı, tabi ise arabuluculuk yoluna başvurulup başvurulmadığı hususları, diğer dava şartlarında olduğu gibi her bir talep bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini, huzurdaki davanın talep konusunu teşkil eden, haksız rekabetin tespiti, ortadan kaldırılması ve kınanması talepleri zorunlu arabuluculuğa tabi olmasa da, haksız rekabet kaynaklı "manevi tazminat" talebinin TTK'nın 5/A maddesine göre arabuluculuk dava şartına tabi olduğu tartışmasız olup, bir veya birden fazla talebin zorunlu arabuluculuğa tabi olmaması halinde arabuluculuk dava şartının aranmayacağına dair davacı vekilinin görüşünün doğru olmadığını, zira; davaların yığılmasında talep sayısı kadar birbirinden bağımsız davanın olduğu kabul edilmesi gerektiğini, bunun sonucu olarak, mahkemelerce her asli talep bakımından ayrı ayrı inceleme yapılır, dava şartları ayrı ayrı belirlenir, birlikte ileri sürülen talepler hakkında ayrı ayrı karar verilir ve söz konusu kararlara karşı ayrı ayrı kanun yoluna başvurulabileceğini, davaların yığılması ile ilgili en önemli husus ise; davaların yığılması şeklinde dava açabilmek için talepler arasında bağlantı olması şartının bulunmadığını, bu sebeple de, taleplerin yığılmasında, taleplerin bir kısmının dava şartı arabuluculuk kapsamında olmasına rağmen, bir kısmının bu kapsamda olmaması durumunda, taleplerin tümü bakımından arabuluculuk dava şartının "aranmayacağı" sonucuna varmak, arabuluculuk yolunun devre dışı bırakılması için davaların yığılması şeklinde dava açarak dava şartı arabuluculuk hükümlerinin dolanılmasına yol açabileceğini, örneğin, "haksız rekabet iddiasına dayalı manevi tazminat" talebiyle dava açabilmek için öncelikle arabuluculuk dava şartını yerine getirmesi gereken bir tüzel kişi, manevi tazminat talebinin yanına "haksız rekabetin tespiti" talebini de ekleyerek "taleplerin yığılması" şeklinde dava açtığında, tespit talebi arabuluculuk dava şartına tabi olmadığından manevi tazminat talebi için de arabuluculuk dava şartı aranmayacağını ileri sürebilecek ve bu surette arabuluculuk çözüm yolunu dolanebileceğini, huzurdaki davada da davacı bu şekilde "görünürde" taleplerin yığılması şeklinde dava açarak, manevi tazminat talebine ilişkin zorunlu olarak başvurması gereken arabuluculuk çözüm yolunu dolandığını, -------- --------- sitesinde yayınlanan "Ticari Uyuşmazlıklarda Dava Şartı Arabuluculuk" kılavuzunda da :"...Davacının, aynı davalıya karşı olan, birbirinden bağımsız birden fazla asli talebini, aynı dava dilekçesinde ileri sürebildiği davaların yığılmasında (HMK m. 110), her bir asli talep bağımsız dava oluşturur; bu nedenle dava şartları her bir asli talep bakımından ayrı ayrı değerlendirilir. Örneğin, taleplerden sadece birisinin konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talebi içeren ticari dava ise, sadece bu asli talep bakımından dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanır, diğer asli talep bakımından dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz..." şeklinde, taleplerin/davaların yığılmasında arabuluculuğa tabi dava için dava şartı arabuluculuk şartının yerine getirilmesi gerektiğinin altının çizildiğini, taleplerin yığılmasında, arabuluculuğa tabi olmayan taleplerin varlığı halinde, arabuluculuğa tabi talepler için de arabuluculuk dava şartı aranmaması, genel ilkelere aykırı olduğu gibi, davacının mahkememize sunduğu 28.02.2023 tarihli dilekçesinde yer verdiği Yargıtay kararlarının tam aksi doğrultuda kararlar da mevcut olduğunu, Nitekim;--------- sayılı :"... Mahkemece, dava konusu uyuşmazlığın 6102 sayılı TTK'nun 5/A maddesi gereğince arabuluculuğa tabi olduğu, bu konudaki dava şartının yerine getirilmeden dava açıldığı gerekçesiyle dava dilekçesinin usulden reddine karar verilmiş, kararı davacı vekili istinaf etmiştir. Davacı vekili istinaf sebebi olarak; açılan davada objektif dava birleşmesinin öz konusu olduğunu, kanunun eserlerin sahibi olunduğunun tespiti ve tecavüzün ref'i davasını arabuluculuk şartına tabi kılmadığını bildirmiştir. Dava, dava konusu eserlerin davacıya ait olduğunun tespiti, tecavüzün ref'i, hükmün ilanı ve manevi tazminat talebine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nun 5/A maddesi gereğince konusu bir miktar alacak ve tazminat olan davalar yönünden arabuluculuğa başvurulması dava şartıdır. Somut olayda her ne kadar eser sahipliğinin tespiti ve tecavüzün ref'i talepleri var ise de, ayı zamanda manevi tazminat talebi de vardır. Manevi tazminat talebinin istenebilmesi için davacının haklarının ihlali ve tecavüzün varlığının ispatı gerekir. Bu itibarla davacı vekilinin istinaf talebi yerinde değildir..." Şeklindeki kararında, talepler arasında "manevi tazminat" gibi dava şartı arabuluculuğa tabi olan bir talebin bulunmasına rağmen bu talep yönünden arabuluculuğa başvurulmaması sebebiyle, tüm talepler yönünden davanın usulden reddine dair ilk derece mahkemesinin kararına karşı yapılan istinaf talebini reddettiğini, Yine,--------sayılı: ''…Davacının tek bir dava dilekçesi ile birbirinden bağımsız birden fazla asli talebi hakkında ayrı ayrı değerlendirme yapılması gerekmektedir. TTK’nın 5/A maddesine göre davacının asli taleplerinden olan itirazın iptali davası arabuluculuk dava şartına tabidir…Mahkemece yapılacak iş HMK’nın 110. Maddesine göre davaların yığılması şeklinde açılan itirazın iptali davası ile menfi tespit davasının tefriki ile itirazın iptali davasında arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle usulden red kararı vermek, menfi tespit davası yönünden ise dava değeri üzerinden harç eksikliği ikmal edildikten sonra taraf delillerinin toplanarak oluşacak sonuca göre karar vermek olmalıdır. Bu nedenle davacı istinaf başvurusunun menfi tespit talebine yönelik olarak kısmen kabulüyle mahkeme kararının HMK 353/1-a4 maddesi uyarınca kaldırılmasına yukarda belirtilen şekilde işlem yapılarak yeniden karar verilmek üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.” Şeklindeki kararında, davaların yığılmasına konu olan birbirinden bağımsız asli taleplerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, taleplerden itirazın iptali talebinin dava şartı arabuluculuk kapsamında olduğu ve arabuluculuğa başvurulmadan dava açıldığı gerekçesiyle taleplerin ayrılmasına ve itirazın iptali talebinin usulden reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesinin kararını kaldırdığını, arz edilen bilgiler ışığında; dava şartı arabuluculuğa tabi bir talebin "davaların/taleplerin yığılması" şeklinde mahkemelerin önüne getirilmesi durumunda da, dava şartı arabuluculuğa tabi olduğu halde bu şart yerine getirilmeden açılan davanın reddi gerektiği açık olup, huzurdaki davanın da reddi gerektiğini, --------- yayınlanan programlar sırasında -------- tarafından yapılan yorumlar nedeniyle, aynı müvekkillerimiz aleyhine davacının %100 iştiraki olan ------Ş.'nin açtığı davaların birleştirilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde de belirtildiği üzere; müvekkillerden --------- ulaşım, havacılık, telekomünikasyon ve bilişim sektörlerine ilişkin yazılar yazan zaman zaman televizyon programlarına katılarak uzmanlık alanında görüş bildiren bir gazeteci olduğunu, Dava konusu yayınlar da, 6 Şubat'ta gerçekleşen ve 50.000 vatandaşımızın hayatını kaybetmesi ile neticelenen deprem felaketinde, -------- şirketlerinin haftalarca iletişimi sağlayamaması, kurdukları altyapının tamamen çökmesi, yaşanacak felaketlere ilişkin hiçbir tedbir almadıklarının ortaya çıkması, afetler sonrasında bile -------- şirketlerinin iletişimi sağlamak için işbirliği içerisinde olmaması konularında sadece müvekkilimiz -------- değil, herkesin dile getirdiği gerçeklere ilişkin olduğunu, Nitekim ------- şirketlerinin hizmetlerinde deprem sırasında yaşanan aksaklıklara ilişkin ------- Kurulunun 14.02.2023 tarihli----- sayılı kararı ile 06 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen depremlerde, işletmecilerin yükümlülüklerini yerine getirip getirmediklerine ilişkin başlatılan incelemenin "Soruşturma" yöntemi ile yürütülmesine karar verildiğini, deprem sırasında ve sonrasında milyonlarca kişiyi mağdur eden, haftalarca iletişimi sağlayamayan ------- ve iştiraki şirketin, sanki iletişim görevini yerine getirmiş de müvekkilimiz tarafından haksız bir eleştiriye uğruyormuş gibi müvekkilin sektörel eleştiri ve yorumlarını dava konusu ettiklerini, Dava konusu yazıların içeriği deprem dolayısıyla genel olarak telekomünikasyon sektörünün zaaflarına ilişkin olduğundan davacının yazıların içinden sadece belli kısımları cımbızlayarak yazıların tüm içeriğini kendi üzerine alınması yanlış olmakla birlikte, diğer başka bir kısım haberleri örnek göstererek müvekkilimizin "husumet"le ve "takıntı" ile hareket ettiği iddiasının da yanlış olduğunu, ------- ve grup şirketlerinin deprem sırasında çöken ve sonrasında bir türlü görevini yerine getiremeyen telekomünikasyon sektörünün önemli bir parçası olması sebebiyle (diğer telekomünikasyon şirketleri ile birlikte) müvekkilimizin eleştirilerine konu olduğunu, müvekkilin takıntılı bir şekilde ------ markasını ve grup şirketlerini hedef almasının söz konusu olmadığını, davacının bu konudaki iddiasının ciddiyetten uzak olduğunu, Zira; Dava dilekçesinde, herhangi bir davaya konu edilmeyen ve bu takıntının tezahürü olarak belirtilen 16 Eylül 2022 -30 Eylül 2022 -20 Ekim 2022 -11 Kasım 2022 -16 Şubat 2023 -21 Şubat 2023 tarihli yazılar husumete dayalı sövgü yazıları olmadığını, somut konulara ilişkin, delile ve belgeye dayalı yazılar olduğunu, dava dilekçesinde zikredilen 16.02.2023 - 15.02.2023 - 20.02.2023 - 23.02.2023 - 02.03.2023 tarihli yayınlar ise, müvekkili ------- depremden sonra sektör konusundaki uzmanlığı nedeniyle yorumcu olarak katıldığı ve telekomünikasyon şirketlerinin depremdeki zafiyetlerine dikkat çektiği yayınlar olduğunu, dava dilekçesinde atıfta bulunulan 28.12.2022 tarihli köşe yazısı ise; davacının halka arzına ilişkin karar alınması ile birlikte, ------- Raporunda belirtilen ve sektörün ileri gelenleri tarafından da altı çizilen sorunların kamuoyunu bilgilendirme amacıyla müvekkilimiz tarafından dile getirilen ciddi konular olup, "takıntı" ve "husumet" gibi hukuk dışı ifadelerle açıklanamayacak gazetecilik faaliyeti olduğunu, davacının atıfta bulunduğu ve dava konusu ettiği tüm yazılarda değinilen konuların, sektörde uzman kişiler tarafından da dile getirilmiş olduğunu, davacının bu haberleri bile müvekkile yaptırdığını iddia ettiğini, davacının, işine gelen yazıları beğenmekte ve “sektöre ilişkin objektif değerlendirmeler” olarak nitelendirmekte, işine gelmeyen yazıların ise haksız rekabet kastı ile yazıldığını iddia ettiğini, Sektörün büyük bir reklam vereni olan ve elinde bulundurduğu bu ekonomik güçle senelerdir ana akım medyada hakkında eleştirel yazı çıkmasını engelleyen davacının basın özgürlüğünden, “basının, kamu adına hesap sorma” hakkından, eleştiri hakkından haberinin olmadığı, hakkında çıkan eleştirileri ise afaki kurgulara dayandırmaya çalıştığını, sonuç olarak dava konusu edilen yayınların müvekkilin "husumeti" ve "takıntısı"nın bir ürünü olmadığı gibi, bilakis depremde üzerine düşen görev ve sorumlulukları yerine getirmeyen, büyük bir hezimete uğrayan davacı ----- ve iştiraki takıntılı bir şekilde, 8 milyonluk, 8 tane dava açarak müvvekkillerini yıldırmaya çalıştığını, zira; 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen deprem nedeniyle telekomünikasyon sektörüne ilişkin yazdığı yazılar ve katıldığı programlar sebebiyle telekomünikasyon sektörüne ilişkin eleştirileri dönemsel olarak yoğunlaşan müvekkile karşı gerek davacı ------- şirketi Gerekse de %100 iştiraki olan ------- şirketi 8 ayrı dava açmış olup, açtığı bu davaların harca esas değeri 8.000.000 (sekizmilyon) TL olduğunu, ------- şirketi tarafından açılan davaların; ------- E. sayılı dosya , ------- E. sayılı dosya , --------- E. sayılı dosya ,-------- E. sayılı dosya , ---------- şirketi tarafından açılan davaların;-------- E. sayılı dosya , ------- E. sayılı dosya , -------- E. sayılı dosya , -------- E. sayılı dosyası , deprem sırasında ve sonrasında milyonlarca kişiyi mağdur eden, haftalarca iletişimi sağlayamayan -------- ve iştirakinin, sanki iletişim görevini yerine getirmiş de müvekkil tarafından haksız bir eleştiriye uğruyormuş gibi müvekkilin sektörel eleştiri ve yorumlarını dava konusu ettiğini, ------- ve grup şirketlerinin deprem sırasında çöken ve sonrasında bir türlü görevini yerine getiremeyen telekomünikasyon sektörünün önemli bir parçası olması sebebiyle (diğer telekomünikasyon şirketleri ile birlikte) müvekkilin eleştirilerine konu olduğunu, müvekkilin takıntılı bir şekilde ------- markasını ve grup şirketlerini hedef almasının söz konusu olmadığını, davacının bu konudaki iddiası ciddiyetten uzak ve hilaf-ı hakikattir. Bilakis, depremde üzerine düşen görev ve sorumlulukları yerine getirmeyen, büyük bir hezimete uğrayan davacı ve iştiraki --------- şirketi takıntılı bir şekilde, 8 milyonluk, 8 tane dava açarak müvekkilimizi yıldırmaya çalıştığını, Huzurdaki davanın, -------- yayınlanan 15.02.2023 - 16.02.2023 - 20.02.2023 -23.02.2023 - 02.03.2023 tarihlerinde yayınlanan programlar ile ilgili olarak -------- şirketi tarafından açılmış olduğunu, davacının %100 iştiraki ------ şirketinde aynı yayınlar ile ilgili olarak----- Esas Sayısına kayıtlı olarak aynı müvekkillerine karşı dava açtığını, aynı davacıların, aynı programlar nedeniyle aynı davalılara karşı açtığı bu 2 davanın hukuki ve fiili bağlantı nedeniyle birleştirilmesini, dava konusu programlarda yapılan yorumların, telekomünikasyon sektörünün hem özel hem de devlet ayağının depremdeki başarısızlığına ilişkin olduğu, eleştiri niteliğinde ve hukuka uygun olduğunu, dava dilekçesinde de belirtildiği üzere, davacının ------- 3 büyük ------- operatöründen biri olduğunu, yukarıda da kısaca değinildiği üzere; dava konusu programlarda yapılan yorumlarda, 6 Şubat'ta gerçekleşen ve 50.000 vatandaşımızın hayatını kaybetmesi ile neticelenen deprem felaketinde, -------- şirketlerinin haftalarca iletişimi sağlayamaması, kurdukları altyapının tamamen çökmesi, yaşanacak felaketlere ilişkin hiçbir tedbir almadıklarının ortaya çıkması, afetler sonrasında bile ------ şirketlerinin iletişimi sağlamak için işbirliği içerisinde olmaması konuları ele alındığını, üstelik davacı, dava dilekçesinde, -------- sektörüne ilişkin sarf edilen bir çok açıklama ve yorumdan sadece belirli kısımları alıntılayıp, yorumlar kendisine yönelikmiş gibi dava açılmışsa da, dava konusu programlarda yapılan açıklama ve yorumlar sadece davacıya veya iştirakine yönelik değil, tüm ------- operatörlerine, mevzuattaki eksiklikleri gideremeyen, --------- protokolünü düzenlemeyen, gerekli denetimleri yapmayan, hayati önemi haiz Telekom sektörünü layıkıyla yönetemeyen kamu otoritelerine, ---------, Bakanlığa, siyasilere, Telekom sektöründeki şirketlerin tamamına yakınını bünyesinde barındıran -------- Varlık Fonu'na da yönelik olduğunu, bu eleştiriler sadece müvekkilimiz -------- tarafından değil, Telekomünikasyon sektörüne ilişkin yazılar yazsın/yazmasın herkesin dile getirdiğini, huzurdaki davada ve açtığı diğer davalarda, bu programların içerisinden kendisine yönelik kısımları ayrıştırarak algı yaratmaya çalışan davacı, sanki iletişim görevini yerine getirmiş de müvekkilimiz tarafından haksız bir eleştiriye uğruyormuş gibi müvekkilimizin sektörel eleştiri ve yorumlarını dava konusu ettiklerini, dava konusu yazıların içeriği deprem dolayısıyla genel olarak telekomünikasyon sektörünün zaaflarına ilişkin olduğundan davacının programların tüm içeriğini kendi üzerine alınması yanlış olmakla birlikte, sadece kendisine yönelik eleştiri yapılmış olsa dahi deprem sırasında ve sonrasında milyonlarca kişiyi mağdur etmiş olmanın, iletişimi sağlayamamanın verdiği utançla özeleştiri yapması gereken davacı ve iştiraki neredeyse basına karşı bir yıldırma politikasına giriştiğini, ancak, dava konusu yazılar bir bütün olarak ele alındığında eleştiri niteliğinde olduğu açıkça görülmekte olup, açılan davanın reddi gerektiğini, -------- denetim raporu ile diğer -------- operatörleri'nin açıklamalarının da göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu programlardaki kule şirketlerine ilişkin değerlendirmeler de kamuoyunu bilgilendirme kapsamındadır ve hukuka uygun bu değerlendirmeler ile ilgili kişilik haklarının ihlali iddialarının reddi gerektiğini, müvekkilinin dava konusu programlarda telekomünikasyon sektörünün deprem karşısındaki zaafiyeti ve "--------" üzerinde durduğunu, bu kapsamda davacının ve %100 iştiraki -------- şirketinin baz istasyonlarının yer aldığı kuleleri ayrı bir şirket haline getirip, imtiyaz süresinin dolmasından sonra devlete devretmesi gereken alt yapı unsurlarını başka bir şirkete aktarmasının da eleştirildiğini, depreme yönelik aksaklıkların konu edildiği programlarda detay bir unsur olarak kısaca değinilmiş olsa da, davacının alt yapı yatırımlarına ilişkin 28.12.2022 tarihli yazıda yer alan bilgilerin gerçeğe aykırı olduğu, kişilik haklarına saldırı teşkil eder ithamlar içerdiğini iddia ederek huzurdaki davaya eklemiş olması sebebiyle bu hususa da açıklık getirmek isteyeceğini, Müvekkilin, 28.12.2022 tarihli yazıda yer verdiği belirlemeler ---------- Başkanlığı'nın "Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumu" ile ilgili Denetim Raporu ile sektördeki diğer -------- operatörleri ------ ve -------- Genel Müdürlerinin açıklamaları ile de teyid edilmiştir ve aşağıda arz edeceğimiz bu hususlar göz önünde bulundurulduğunda gazetecilik faaliyeti kapsamında kamuoyunu bilgilendirme amacı taşıyan 28.12.2022 tarihli yazının hukuka uygun olduğunu, imtiyaz sözleşmelerinde yer alan söz konusu hüküm, imtiyaz sürelerinin dolması veya başka herhangi bir nedenle işletmecilerin yetkilendirmelerinin sona ermesi halinde, bahse konu işletmeciler tarafından kurulmuş bulunan tüm elektronik haberleşme şebekesi alt yapısı (her türlü yazılım ve donanım dahil) ve teçhizatı ile bu teçhizatın üzerinde kurulu bulunduğu işletmecilerin kullanımında olan taşınmazların, kuruma ve kurumun göstereceği kuruluşa her türlü takyidattan ari, bedelsiz ve bütün fonksiyonları ile çalışır vazeyitte devredilmesini zorunlu kıldığını, her ne kadar davacı tarafından reddedilmekte ise de; İmtiyaz sözleşmelerinde, ------- operatörlerinin alt yapı yatırımlarının imtiyaz süresi bittiğinde devlete çalışır vaziyette teslim edilmesi gerektiğine ilişkin düzenlemelerin bulunduğu, alt yapı yatırımlarının -------- operatörlerinin bünyesinden çıkartılarak, alt yapı işletim şirketlerine devredilmiş olmasının büyük bir sorun olduğu, alt yapı yatırımlarının ------- operatörlerinin bünyesinden çıkartılarak alt yapı işletim şirketlerine devredilmesinin, bu alt yapı yatırımlarının devlete devredileceğine ilişkin imtiyaz sözleşmelerindeki hükümlerin uygulanmasında belirsizliklere neden olduğu, yani, davacının iddiasının aksine, imtiyaz sözleşmelerinde alt yapı yatırımlarının süresi sonunda devlete dönmesi gerektiği ve -------- alt yapı yatırımlarını ------- şirketi üzerinden yapmasının bu hükmü etkisizleştireceği, -------- raporunda da dikkat çekilen bir sorun olarak belirtilmekte ve müvekkilin bir gazeteci olarak dile getirdiği bu sorunun -------- tarafından da altı çizildiği, -------- Raporu'nda dikkat çekilen bu soruna, diğer -------operatörü ------- -------- ------- tarafından da dikkat çekilmiş ve imtiyaz süresinin sonunda devlete devredilmesi gereken alt yapı yatırımlarının operatör şirketlerin mal varlığı dışına çıkarılarak ayrı şirketler bünyesinde yapılmasının imtiyaz sözleşmelerine ve hukuka aykırı olduğunun altı çizildiğini, şirket ile kule hizmetleri için bir yetkilendirme verilmezken, halen faaliyet gösteren kule şirketlerinden biri olan ------, --------- aldığı izin doğrultusunda faaliyetlerini sürdürüyor. hatta borsa ---------- halka arz edilmek üzere hazırlıklar yaptığını,..Dolayısıyla, şirketlerin de gerekli izinlerin verilmesi gerektiğinin düşünüldüğünü, mevcut durum, bir işletmeci lehine, diğerleri aleyhine olacak şekilde asimetrik bir rekabet ortamına neden oluyor..." şeklinde yapılan açıklamada müvekkil tarafından kaleme alınan köşe yazısında yer alan bilgiler teyid edildiği gibi, bu haksız rekabet ortamında halka arz kararı alınmasının da açıkça eleştirildiğini, davacının iddiasının aksine, imtiyaz sözleşmelerinde alt yapı yatırımlarının süre bitiminde devlete geri dönmesi gerektiğine ilişkin hükümlerin altı -------- Raporunda da çizilmiş, bir GSM şirketi olarak --------, imtiyaz süresi bittiğinde devlete çalışır vaziyette teslim etmesi gereken alt yapı yatırımını ayrı bir şirket haline getirmesinin imtiyaz sözleşmesindeki hükümlere uygun olmadığı Sayıştay tarafından da eleştirilmiş olduğunu, dava konusu yazının doğru bilgilere dayandığının tartışmasız olduğunu, Yine diğer GSM operatörleri yetkilileri tarafından ------- Grubuna kule işletim izni verilmesine rağmen, kendilerine verilmemiş olması ve kule işletim izni verilen tek grup lehine yaratılan haksız rekabet ortamının halka arz kararı ile birlikte katlanarak arttığının eleştiri konusu edildiğini, müvekkilin de, bu eleştirilere paralel olarak, alt yapı yatırımlarının imtiyaz süresi bittiğinde devlete iade edilmesi gerektiğine dair hükümlere rağmen, bu mal varlığını bünyesinde barındıran şirketin halka arz edilmesi durumunda, devir zamanı geldiğinde yatırımcının hakkının zayi olabileceği konusunda kamuoyunu bilgilendirerek bir gazeteci olarak haber verme hak ve sorumluluğunu yerine getirdiğini, sonuç olarak, davacının haksız rekabete dayalı kişilik haklarının ihlali iddiası yerinde değildir ve dilekçesinde dayandığı hukuki nedenler ile sunduğu kararlar emsal olmadığını, Sayıştay Raporunda belirtilen ve sektörün ileri gelenleri tarafından da altı çizilen bu sorunların, gazetecilik faaliyeti kapsamında kamuoyunu bilgilendirme amacıyla müvekkilimiz tarafından dile getirilmesi Anayasal bir hak ve görev olduğunu, hukuka uygun olduğunu, dava konusu programların hukuka uygun olduğu, haksız rekabet ve kişilik hakkı ihlali amacıyla yorumlar yapılmadığı tartışmasız olduğunu, basın özgürlüğü, Anayasa'nın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiş ve basının özgürce yayın yapması güvence altına alındığını, basın ve yayın organları, meydana gelen gelişmeleri kamuoyuna duyurarak ve değerlendirip yorumlayarak görevlerini yerine getirileceğini, basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, kişileri bilgilendirme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumlu olduğunu, bu önemli ve özellikli konumu nedeniyle basın özgürlüğü ile ilgili özel değerlendirmeler yapılarak ilkeler belirlendiğini, bu ilkelere göre; basın ve yayın organları yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalı olduğunu, yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapılması gerektiğini, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, dava konusu yayın bir bütün olarak değerlendirildiğinde: dava konusu programlarda yer alan yorumların "gerçek" olgulara ve tespitlere dayandığı, yukarıda aktardığımız tüm hususların yorumların "gerçekliğini" teyid ettiğinin tartışmasız olduğunu, yine, deprem sonrasında yapılan bu programlarda dile getirilen hususların "güncellik" ögesinin de mevcut olduğunun açık olduğunu, deprem sonrasında sektöre ilişkin bütüncül değerlendirmeler yapılmasında "kamu yararı" ögesinin bulunduğu tartışmasız olup, yazıda kullanılan dil de ölçülü olduğunu, deprem sonrasında pek çok kişinin dile getirdiği hususlara basın organlarında yer verilmesi, kamuoyunu bilgilendirmeye yönelik yayınlar yapılması basın özgürlüğü kapsamındadır. "Bu hususlar bu dönemde tartışılmayacaksa ne zaman tartışılacak", "bağımsız basın organları tarafından dile getirilmeyecekse kimler tarafından dile getirilecek'' sorularının cevabı da müvekkilimizin programlarda dile getirdiği hususların basın özgürlüğü sınırları içerisinde kaldığını gösterdiğini, müvkkilin, uzman olduğu bir alanda yaşanan aksaklıkları, resmi raporlara ve güncel açıklamalara uygun olarak köşe yazısı olarak kaleme almış ve kamuoyunu bilgilendirmeye yönelik hak ve yükümlülüğünü yerine getirdiğini, davacının GSM sektöründe faaliyet gösterdiği, müvekkilimizin ise sadece ve sadece "gazetecilik" faaliyetinde bulunduğu, GSM sektörüne ilişkin herhangi bir faaliyeti ve yatırımı olmadığı gerçeği de göz önünde bulundurulduğunda haksız rekabet amacıyla hareket etmediği, uzman olduğu bir alanda yaşanan gelişmeyi resmi raporlara ve güncel açıklamalara uygun olarak ortaya koyan ve kamuoyunu bilgilendirmeye yönelik hak ve yükümlülüğünü yerine getiren müvekkilimizin yayıncılık faaliyetinin hukuka uygun olduğu, haksız rekabet ve kişilik hakkı ihlali iddialarının varit olmadığı ve davanın reddi gerektiğinin açık olduğunu, dava konusu yazılarda yer alan beyanlara ilişkin olarak içeriğin kaldırılması talebi, sulh ceza hakimliği tarafından reddedildiğini, dava konusu programlarda yer verilen bir kısım beyanlarla aynı nitelikteki köşe yazısına ilişkin olarak, --------- şirketinin kişilik haklarının ihlal edildiği iddiası ile yapmış olduğu yayının kaldırılması ve cevap ve düzeltme hakkı tanınması talebi hakkında-------- D.İş sayılı kararı ile:"...Talebe konu yayında, yukarıda izah edilen hakların öncelik değerlendirilmesinde basın, düşünce ve düşünceyi açıklama hürriyetinin öncelikle korunması gerektiği, talebe konu URL içeriğinin Anayasal güvence altında bulunan haber verme-alma, yorum ve eleştiri ile ifade, ifadeyi açıklama hürriyetleri kapsamında kaldığı, talep eden hakkında kişilik haklarını haksız olarak doğrudan ihlal eden bir unsura rastlanılmadığı, basın-internet yayını özgürlüğünün bir dereceye kadar abartmayı ve hatta kışkırtmaya başvurmayı da içerebileceği, nesnel nitelikte bir açıklama ile desteklenen polemik niteliğindeki değerlendirmelerin asılsız ve kişisel saldırı olarak değerlendirilmesine imkan bulunmadığı, kullanılan dil ile yazının birbiriyle uyumlu olduğu anlaşılmakla içeriğin kaldırılması talebinin reddine..." karar verildiğini, bu karara yapılan itiraz ---------- D.İş sayılı kararı ile reddedilmiş ve dava konusu köşe yazısının davacının kişilik haklarını ihlal etmediği yargı kararı ile kesinleştiğini, dolayısıyla dava konusu edilen köşe yazısında yer alan belirlemelerin hukuka uygun olduğu Sulh Ceza Hakimliği'nin kesinleşen kararı ile de sübuta erdiğinden, erişimin engellenmesi talep edilen köşe yazısı ile benzer nitelikteki beyanlara ilişkin huzurdaki haksız davanın da reddi gerektiğini, "erişimin engellenmesi" talebi sulh ceza hakimliği'nce "kesin" olarak reddedilmesine rağmen 2. kez mahkemenizden talepte bulunulması kötüniyetli olduğu gibi, sulh ceza hakimliği'nden istenebilecek "erişimin engellenmesi" kararının, huzurdaki davada talep edilebilmesi mümkün olmadığını, davacının haksız rekabet iddiasının bir parçası olan iddialarla ilgili olarak erişimin engellenmesi-içeriğin kaldırılması talebiyle Sulh Ceza Hakimliği'ne başvurulduğunu, bu talebin "yazının hukuka uygun olması" sebebiyle reddedildiğini ve bu karara yapılan itirazın da reddedilerek kararın kesinleştiğini yukarıda arz ettiğini, bu red kararına rağmen davacı, huzurdaki davada, manevi tazminatın yanı sıra, dava konusu ettikleri programlar ile ilgili olarak "erişimin engellenmesi" talebinde bulunduğunu, dava konusu programlarda yer verilen bir kısım beyanlar ile benzer nitelikli yazının hukuka uygun olduğu gerekçesiyle verilmiş bir red kararı varken, bu kararı saklayarak 2. kez mahkemenizden talepte bulunulması kötüniyetli olduğu gibi, Sulh Ceza Hakimliği'nden istenebilecek "Erişimin Engellenmesi" kararının, huzurdaki davada talep edilebilmesi hukuken de mümkün olmadığını, dava konusu yazıların hukuka aykırı olduğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte: İnternet üzerinden yapılan yayınların düzenlenmesi, içeriklerin kaldırılması ve internet sitelerine erişimin engellenmesine dair temel kurallar 5651 sayılı “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun” ile düzenlendiğini, bu kapsamda, 5651 sayılı Kanun’un 9/1 maddesi uyarınca, kişilik haklarının ihlali nedeniyle içeriğin çıkarılması veya erişimin engellenmesi kararını vermeye görevli mahkeme, Sulh Ceza Hakimlikleri olduğunu, dolayısıyla, davacının erişimin engellenmesine yönelik talebinin mahkememiz huzurunda açtıkları işbu davada dinlenebilirliğinin bulunduğunu, talep edilen manevi tazminat tutarı fahiş olduğunu, yapmış olunan tüm açıklamalara rağmen bir an için, dava konusu yayınların tazminat ödemeyi gerektirdiği var sayılsa dahi kesinlikle kabul anlamına gelmemek üzere davacının 1.000.000 (birmilyon) TL tutarındaki manevi tazminat talebinde bulunmasının fahiş olduğunu, talep edilen tazminat, amacını aşar ve sebepsiz zenginleşme teşkil eder nitelikte olduğunu, davacının bu dava ile birlikte müvekkilimiz -------- yazdığı her yazı ve katıldığı her programa ilişkin dava açması, dava açarken de tazminat miktarını 1.000.000,00 TL gibi fahiş bir tutardan belirlemesi gazetecilik faaliyetini tazminat ile engellemeye çalışma amacına matuf olduğunu, Nitekim, ------- sayılı bir kararında da “...Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi zenginleşme aracı da değildir. Hakim manevi tazminat miktarını elde edilmek istenen tatmin duygusunu sağlayacak miktarda hak ve nısfetle belirlemelidir. Bu miktarı belirlerken saldırı oluşturan eylemin özelliğini, şiddetini, tarafların kusur ve sosyal ve ekonomik durumları gibi hususları gözetmek durumundadır ...” şeklinde manevi tazminata ilişkin sınırları belirlemiş olup, talep edilen bu tutarların belirlenen sınırı aştığının aşikar olduğunu, arz edilen sebeplerle; arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden dava şartı yokluğundan davanın reddini, Huzurdaki davaya konu yayınlar ile ilgili olarak, aynı davalılara karşı, davacının iştiraki -------- şirketinin ---------- Esas sayısına kayıtlı olarak açtığı dava ile huzurdaki davanın birleştirilmesini, Haksız davanın reddi ile vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; Davalı yan tarafından dava şartı arabuluculuğa ilişkin mahkemeyi yanılttığını, son içtihatlardan ve uygulamadan uzak verilen cevapların kabulünün taraflarınca mümkün olmadığını, zira iş bu huzurdaki davanın her ne kadar ticari dava niteliğinde olsa ve manevi tazminat talep edilse de haksız rekabetin tespiti, ortadan kaldırılması ve kınanması talebi de içerdiğinden talep yığılması nedeni ile zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığını, davacı yan dilekçesinde birden fazla taleple açılan davalarda talep yığılması olması halinde taleplerin her biri ayrı ayrı davaymış gibi değerlendirilmesi gerektiğini, tarafımızca ikame edilen davada manevi tazminat istemi olması nedeni ile dava şartı arabuluculuğa tabi olduğunu, ancak iş bu beyan ve cevaplar son içtihatlara ve uygulamalara aykırı, mahkemeyi yanıltıcı beyanları olduğunu, dayanılan içtihatlar tarafımızca cevap dilekçesi ile sunulandan eski tarihlidir, Ayrıca yine dayanak gösterilen ---------, dava şartı arabuluculuk kılavuzu tarafımızca araştırılmış, ancak yayında olmayan bir kılavuzu olduğunu, bilindiği üzere; Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) M. 5/A hükmünde düzenlenen “Ticari uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk kurumu” gereğince konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak zorunlu olmuştur, bir diğer ifade ile arabuluculuk dava şartı haline getirilmiştir. Zorunlu arabuluculuğa tabi davalarda arabuluculuk sürecinin yerine getirilmeden dava açılması halinde dava, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilecektir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (“HMK”) M. 110 hükmünde davaların yığılması hali düzenlendiğini, huzurdaki davada manevi tazminat talebi bulunmakta ise de haksız rekabetin tespiti men’i ve kınanması da talep edildiğini, o halde talep yığılmasından bahsedileceğini, davalı yan dilekçesinde bulunan birleştirme talebinin kabul edilebilir olmadığını, müvekkilin -------- şirketi ------- ilk GSM, ------ ve ------- operatörü olduğunu, --------- genelinde yaklaşık 33,7 mobil müşterisi, 47,9 milyon grup abonesi, 36,9 milyon ------- abonesi bulunan ve --------- hizmet veren operatörlerin abone sayısına göre pazar payı yaklaşık %40,7 olan mobil ve sabit şebekeleri üzerinden müşterilerine benzersiz dijital servisler, ses, mesajlaşma, data ve --------- hizmetleri sunan bir dijital operatör olan ---------, yalnızca ---------- değil, dünya GSM pazarının en önde gelen firmalarından biri konumunda olduğunu, faaliyette bulunduğu dokuz ülkenin beşinde pazar lideri olan ----------, hisseleri 11 Temmuz 2000’de --------- Borsası ve --------- eşzamanlı olarak işlem görmeye başlayan ve --------- borsasına kote olan ilk ve tek -------- şirketi unvanına sahip olduğunu, davalı yanın, kendilerine takıntılı şekilde dava açıldığı ifadesi ile esasen davalıların takıntılı olarak müvekkil aleyhine basım ve yayın yaptığı hususunu ikrar ettiğini, Davaya cevap dilekçesinde belirtilen ve takıntılı olarak peş peşe açılmış olduğu iddia edilen tüm davalar; Aynı grubun farklı farklı hem yazılı hem görsel basın yayın organlarında yayımlanan günü saati, tarihi tamamen farklı, yazı, canlı yayın, ve köşe yazılarına ve bunların --------- bağlantılarına ilişkin olduğunu, her birinde farklı farklı zaman ve mecralarda müvekkil şirket aleyhine, gerçeği yansıtmayan, kötüleme ve karalama maksadı taşıyan ifadeler ile yayın yapıldığını, bir davanın ikame edilebilmesi için somut bir olay, olgu, fiil olması gerektiği düşünülürse, 8 tane dava ikame edilmesindeki “takıntı” unsurunun , bu davayı ikame edenlerde değil, davaya sebebiyet veren olay, olgu ve fiili , farklı farklı zamanlarda, hem görsel hem yazılı mecralarda yineleyerek meydana getirenlerde olduğunun açıkça görüleceğini, davalı yan savunmasında yaşanan deprem felaketi nedeni ile yaşanan GSM sektörü aksaklıklarına değinildiğini belirtmişse de bu hususun yayınlar izlendiğinde de açıkça görüleceği üzere gerçeği yansıtmadığını, davalı yan savunmalarında dava konusu yayınlarda 06.02.2023 tarihinde yaşanan ve ülkeyi yasa boğan, elim olay nedeni ile GSM sektörünün yaşadığı aksaklıkları haber yaptıklarını dile getirse de; yayınlar incelendiğinde açıkça görülecektir ki davalı --------- diğer GSM şirketleri bazında hiçbir şekilde aksayan yönler vb açılardan bahse konu edilmediğini, diğer operatörlerin isim ve markasından bahsetmediğini, ısrarla ------ -------- sistemini engellediği, ---------- tarafında ---------- düzenleyen Yönetmeliğin iptaline ilişkin dava ikame edildiği, -------- şirketinin -------- izninin şaibeli olduğu, halka arzının hukuka aykırı olduğu yönünde gerçeğe aykırı, kötüleme maksatlı, müvekkil şirketin ticari itibarını gereksiz yere zedeleyici, basın ve ifade özgürlüğünü kesinlikle aşan ifadeler kullanıldığını, diğer GSM şirketerinden ise ismen bahsedilmemiş, hatta rakip bir GSM şirketi hakkında yer yer övme yüceltme içeren beyanlara yer verildiğini, kaldı ki; --------- tarafından müvekkil şirket aleyhine basın ve yayınlar dava dilekçelerinde de açıkça yer verildiği üzere 06.02.2023 felaketinden çok önceden itibaren başlamış ve davalıların deprem felaketini adeta fırsat bilerek Müvekkil hakkında dava konusu taleplere neden olan haksız eylemleri gerçekleştirdiklerini, yayınlarda dile getirilen tüm ifadelerin gerçeğe aykırı olduğunu, programlarda defalarca özellikle belirtilen --------- ---------- anlaşması ile ilgili düzenlemenin iptali için ---------- dava açtığı ve deprem esnasında --------- ----------- için almış olduğu tavrın işbirliğine engel olduğu iddialarının asılsız ve kötü niyetli olduğunu, yayında anlaşılmaz şekilde, ----------- önde ve etkin elektronik şirketlerinin başında gelen müvekkil hakkında, kanuna ve mevzuata aykırı hareket ederek şirket kurduğu yönünde yer verilen ithamın tamamen gerçeğe aykırı olduğunu, ---------- şirketinin halka arzına değinerek kullanılan kulelerin “bilanço dışına çıkarma” yöntemi ile hukuka ve mevzuata aykırı şekilde menfaat elde etmek istendiği yönünde algı yaratılmasının gerçeklerin yok sayılması olduğunu, nitekim; halihazırda yetkilendirme belge/sözleşmelerinin hükümleri gereği altyapılarını İdareye devir yükümlülüğü olan --------- şirketi ve -------- şirketi hisselerinin borsada işlem gördüğünün izahtan varest olduğunu, müvekkil, payları -------- ve ------ işlem gören halka açık bir şirket olarak kamuya açıkladığı finansal tablo ve raporları, şekil ve içerik bakımından bağlı olduğu finansal raporlama ve muhasebe kural ve standartları çerçevesinde ve ------- Kurulunca belirlenen düzenlemelere uygun olarak, zamanında, tam ve doğru bir şekilde hazırlamakta ve kamuyla paylaşıldığını, daha önce yazılarında da gerçeğe aykırı olarak yer verdiği -------- ihalesinden bahsederek ülkemizi dünya çapında temsil eden bir türk markası olan müvekkil şirketin, yerli ve milli üretimde gösterdiği çaba göz ardı edilerek ileri sürülen ithamlar kabul edilir olduğunu, 6. Sayıştay raporunda yer alan ifade yalnızca denetimler esnasında bulgunun yorumlanmasıdır. idare gerekli cevabı vermiş, neticeten ------- yetkilendirmesi ile -------- Şirketi kurulduğunu, soruşturmanın kısmen dayanak gösterilmesi, muhakemenin manuple edilmesinden baska amaç taşımadığını, davalı yan dilekçesinde Sayıştay Başkanlığı tarafından ---------- hakkında hazırlamış olduğu Sayıştay Raporundan kısa bir alıntıyı dayanak yaparak, ---------- tarafından dillendirilen temelsiz iddiaların gerçekliği ispata çalışıldığını, davalı yan dilekçesinde dayanak gösterilen elektronik haberleşme sektörü rakip ceolarına ilişkin beyanlar muhakeme açısından kabul edilir olmadığını ,davalı yan dilekçesinde dava dışı ---------- hakkında elektronik haberleşme sektöründeki müvekkil şirketin en büyük diğer iki rakibin--------- larının demeçlerinin, davalı ---------- beyan ve iddialarının doğruluğuna delalet olarak dayanak gösterdiğini, rakip firma yöneticilerinin beyanlarına itimat ederek , aynı sektördeki diğer rakibi kötüler yazı yazmak ikrar haksız rekabet fiiline uygun davranıldığının davalı yan tarafından şüphe götürmez ikrarı olduğunu, davacı müvekkil iş bu dava konusu hiçbir yayın için içerik kaldırma talep etmediği gibi, davalı yan dilekçesinde yer verilen ve delil eki olarak sunulan sulh ceza mahkemesi kararı, davalı ---------- sair yazısına karşı talep edilmiş cevap ve düzeltme talebinin reddi kararı olduğunu, mahkemeden ikinci kere erişim engeli talebinde bulunulduğu yönünde davalı yanın iş bu beyan ve delili gerçeğe aykırı, manipülasyon amaçlı ve kötü niyetli olduğunu, davalı ---------- davalı yayın kuruluşunda haksız rekabet teşkil eder beyan ve ifadelerini sürdürdüğü ve müvekkilin kişilik haklarının ihlali artarak devam ettiği için tebdir talebimizin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini, davalı --------- davalı yayın kuruluşunda 06.04.2023 tarihinde yayımlanan Finans Merkezi Programına katılarak kendisine tarafımızca ikame edilen davalardan da bahsederek, benzer, itham ve kötüleme içerikli yorumlarına devam ettiğini, müvekkilin kişilik hakları dava konusu yayımların -------- bağlantılarının izlenmeye açık olması ve davalılar tarafından ihlallerin sürdürülmesi nedeni ile kesintisiz olarak ihlal edildiğini, Mahkemenin tebdir talebini yeniden değerlendirmesinin hukuken zaruret teşkil ettiğini, yukarıda detaylı olarak izah edildiği üzere dava konusu yayınlar açık bir şekilde gerçeklere aykırı olduğundan, hukuka uygunluk kritirlerini taşımadığını, davalı yayınlarda yer alan ifadeleri ile bir haksız eylemde bulunulduğu ve müvekkillerin kişilik haklarına açıkça saldırıldığını, ticari itibarı zedelediğini, dava konusu program yayınları aynı zamanda türk ticaret kanunu 54 ve devamı maddelerı uyarınca “haksız rekabet” teşkil ettiğini, Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle haklı davanın kabulü ile; ---------- adreslerinde yer alan programa tedbiren erişimin engellenmesini, Dava konusu hukuka aykırı haber manşet ve içeriğinin haksız rekabet ile Müvekkilin kişilik haklarına saldırı teşkil ettiğinin tespitini, Müvekkil aleyhine haksız rekabet teşkil eden ve kişilik haklarına yönelen saldırının önlenmesini ve durdurulmasını, haksız ve hukuka aykırı yayın nedeniyle zarar gören Müvekkil’in uğramış olduğu manevi zararın bir nebze olsun giderilebilmesi maksadıyla, yayım tarihinden itibaren başlayacak olan yasal faizi ile 1.000.000,00-TL manevi tazminata, mahkememiz tarafından verilecek hükmün kesinleşmesi akabinde masrafı müştereken ve müteselsilen davalılardan karşılanmak üzere kararın TTK m. 59. uyarınca ilanını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin müştereken ve müteselsilen Davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Taraf delilleri toplanmıştır.Dosyanın nitelikli hesaplamalar uzmanı (haksız rekabet konusunda), Telekominikasyon ve Bilişim uzmanından oluşan heyete tevdi ile rapor aldırılmasına karar verilmiştir. Bilirkişiler ----------- 06/10/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Haksız rekabetten bahsedebilmek için taraflar arasında rekabet ilişkisinin mevcudiyeti, failin yarar sağlamış olması, failin kusurlu olması ve haksız rekabete uğrayanın zarar görmüş olması gerektiği, yine yazılı ve görsel basında yapılan haberler nedeniyle kişilik haklarına saldırı iddiasıyla manevi tazminat talep edilebilmesi için yapılan haberin gerçek olmaması, yapılan haberde kamu yararının bulunmaması, güncel olmaması ve ölçülülük ilkesine uygun sunulmaması şartlarının arandığı, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davalının davacıyla aynı sektörde iş yapmadığı, davaya konu haber ve programında ileri sürdüğü maddi vakıaları 2020 yılı Sayıştay Denetim Raporundaki yapılan tespitlere dayandırdığı, bir başka ifade ile yapılan haberlerin gerçek olup mevcut durumun tespitinden ibaret olduğu, bu nedenle haksız rekabet ve kişilik haklarına saldırı olgusunun gerçekleşmediği, sonuç olarak nihai değerlendirme sayın mahkemeye ait olmakla birlikte; dava konusu edilen yayınlarda davalı tarafın beyanlarının, davacı tarafın kişilik haklarına saldırı teşkil etmediği veya haksız rekabet hükümlerine aykırı şekilde haber sunumu yapılmadığı, Telekom sektöründe yaşanan somut gelişmelerin, --------- Kurumu ile ilgili olarak hazırlanan 2020 yılı Sayıştay Denetim Raporunda belirtilen unsurların ve bizzat diğer --------- Operatörlerinin üst düzey yetkililerinin açıklamalarının kamuoyuna duyurulması ve kişisel olarak yorumlanması kapsamında kaldığı, sonuç ve kanaatine varılmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE : Dava, haksız rekabetin tespiti, meni ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Davacı taraf, davalıların çeşitli yayınlar yapmak suretiyle kendisini kötülediklerinden bahisle haksız rekabetin tespiti, meni ve manevi tazminat istemektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Haksız Rekabet A) Genel olarak I - Amaç ve ilke başlıklı 54 ncü maddesi " (1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." hükmünü düzenlemiş olup II - Dürüstlük kuralına aykırı davranışlar, ticari uygulamalar başlıklı 55 inci maddesinde haksız rekabet hâllerinin başlıcaları sayılmıştır, bunlardan biride "1. Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek," dir.Somut olayda; davacı şirketin GSM şirketi, davalıların ise gazeteci oldukları, davacının yer aldığı sektördeki çeşitli sorunları ve yapılan işleri dile getirdikleri, doğal afetlerde sistemin sağlıklı çalışmamasını eleştirdikleri ve çeşitli öneriler sundukları, yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu da davalıların davacı şirketin faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla bulunmadıklarının tespit edildiği, davalıların Kanun'da sayılan haksız rekabet oluşturabilecek bir eylem ve davranışının tespit edilemediği anlaşıldığından haksız rekabetin tespiti, meni ve haksız rekabet nedeniyle manevi tazminat tahsili istemlerinin reddine, davacının aynı davalıya karşı ileri sürebileceği farklı istemlerini tek bir davada isteyebilmesi mümkün olup, bu duruma objektif dava birleşmesi denilmekte olup yargılamaya konu davada da haksız rekabetin tespiti - men'i ile manevi tazminat olmak üzere iki ayrı dava açılmış, bu sebeple davalı yararına iki ayrı vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85 TL harcın davacı tarafından dava açılırken peşin yatırılan 17.077,50 TL harçtan mahsubu ile arta kalan 16.807,65 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından sarf edilen 15.464,00 TL yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden haksız rekabetten kaynaklanan haksız rekabetin tespiti ve meni talebi yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 5-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden haksız rekabetten kaynaklanan manevi tazminat talebi yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 6-Karar kesinleştiğinde artan avansların resen yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı vekili ve davalılar vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ------- Bölge Adliye Mahkemesi'nin ilgili Hukuk Dairesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/12/2023

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2023/158, K. 2023/1109, T. 14.12.2023, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-158-e-2023-1109-k-6f72781dbea8