İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/1512 E. 2023/1124 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/1512
Karar No
2023/1124
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2023/372 Esas KARAR NO :2025/220 DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:16/06/2023 KARAR TARİHİ:15/04/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; 19/04/2023 tarihinde saat 19:00 sularında meydana gelen trafik kazasında davalı sigortalı sürücüsünün ... plakalı aracı ile...Mah. ... Sok. ... Karafilk durağında minibüsten inen müvekkiline çarpması sonucu yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, kazaya ilişkin tutulmuş kaza tespit tutanağında sürücü ...'in 2918 sayılı ktk'nın 54. maddesi uyarınca tam kusurlu olduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin kaza sonucu vücudunda torasik vertebra kırığı, baldır kemiğinde birden fazla kırık ve ayak bileğinde kırıklar oluşarak malul kaldığını, müvekkil tedavi ve ameliyat giderleri için toplamda 41.794,87 TL ödeme yaptığını, müvekkilinin maddi ve manevi olarak zor durumda kaldığını iddia ederek, davalıların mallarını kaçırma ihtimaline karşın, haksız fiilin işlendiği tarihte muaccel hale gelen tazminat alacağının sürüncemede kalmaması ve taraflarınca yapılacak icra takibinin sonuçsuz kalarak müvekkilinin daha fazla mağduriyet yaşamaması açısından İİK 257 gereği davalıların menkul, gayrimenkul ve üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz kararı verilmesini, şimdilik 800,00 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline ve 100.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...'den kaza tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte tahsiline, avukatlık ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... A.Ş. Vekilinin mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın müvekkili sigorta şirket tarafından sigortalı olduğunu, davacı tarafça müvekkili sigorta şirketine usulüne uygun bir şekilde başvuru yapılmadığını, davacının yaralanmasına ile isnat edilen fiil arasında illiyet bağının bulunmadığını, söz konusu kazanın kusur oranının ve davacının maluliyet oranının tespit edilmesi gerektiğini, davanın açılmasına müvekkili sigorta şirketinin sebebiyet vermemiş olduğundan aleyhe faiz, yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini savunarak, davanın usulden ve esastan ayrı ayrı reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı ...'in mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, bu nedenle takibe, borca, ödeme emrine, faiz oranına ve işlemiş faize, ferilerine itiraz etmiştir. DELİLLER: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2022/... soruşturma sayılı dosyası, arabuluculuk son tutanağı, ... plakalı aracın trafik tescil kayıtları, ... plakalı araca ait sigorta poliçesi ve hasar dosyası, Prof. Dr. ... ve Araştırma Hastanesi tarafından davacı hakkında düzenlenen tedavi evrakları, ... ... Hastanesi tarafından davacı hakkında düzenlenen tedavi evrakları ve tedaviye ilişkin faturalar, trafik kazası tespit tutanağı, davacı ve davalı asilin SED araştırma raporu, davacının SGK kayıtları, davacı ile davalı sigorta şirketi arasında imzalanan sulh ve ibra sözleşmesi, ATK maluliyet raporu, ATK kusur raporu, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizce yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; dava, trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı taraf 19/04/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazasından kaynaklı olarak geçici iş göremezlikten kaynaklı 200,00 TL, sürekli işgöremezlikten kaynaklı 200,00 TL, tedavi giderinden kaynaklı 200,00 TL, bakıcı giderinden kaynaklı 200,00 TL olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen toplam 800,00 TL maddi tazminat ve aracın sürücüsü davalı ...'den 100.000,00 TL manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Dava zorunlu arabuluculuğa tabi davalardan olup davacı tarafça dosyaya sunulan 09/06/2023 tarihli arabuluculuk son anlaşmazlık tutanağı ile davacı tarafça zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve tarafların anlaşamadığı anlaşılmıştır. Mahkememizin 20/06/2023 tarihli ara kararı ile davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine karar verildiği, davacı tarafça istinaf edildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesinin 2023/1512 E. 2023/1124 K. Sayılı ilamı ile maddi tazminat yönünden istinaf isteminin reddine, manevi tazminat yönünden istinaf isteminin kabulü ile davalı ... yönünden 100.000,00 TL'nin %5'i oranında teminat ile ihtiyati haciz kararı verildiği, ihtiyati haciz kararının tebliğ edildiği, teminatın yatırıldığı anlaşılmıştır. Davalı vekili zamanaşımı definde bulunmuşsa da davanın TBK 72/1 maddesi gereğince kaza tarihinden itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açıldığından zamanaşımı definin reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur. Davalı sigorta şirketi; zorunlu mali sorumluluk sigorta şirketi olup, sigorta hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6. kitabında 1401 ve devamı maddelerinde, zorunlu sorumluluk sigortası ise 1483 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlardan olması nedeniyle de davanın TTK 4/1-a maddesi gereğince mutlak ticari dava olduğu bu nedenle Mahkememizin davaya bakmaya görevli olduğu anlaşılmıştır. 2918 sayılı Yasanın 85 ve devam maddeleri gereğince bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur. Sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilir. Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur. Maddi tazminatın biçimi ve kapsamı ile manevi tazminat konularında Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı Yasa'nın 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir. Anılan yasal hükümlerden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasının; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Sigorta şirketi kazaya karışan sigortalı aracın trafik sigortacısı (ZMSS) sıfatıyla, bu aracın sebebiyet verdiği trafik kazası sonucunda oluşan zarardan, kendisine sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olacaktır. 19/04/2023 tarihinde saat 19.00 sıralarında davacı yolcu ..., ... ... durağında yolun sağına yanaşan minibüsten indiği sırada, bu minibüsün sağındaki boşluktan geçmeye çalışan davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı motosikleti ile çarpması neticelenen dava konusu trafik kazası meydana gelmiştir. İstanbul CBS'nin ... numaralı soruşturma dosyasının incelemesinde; davalı ... hakkında davacı ...'ın taksirle yaralanmasına neden olma suçundan dolayı İstanbul CBS'nin ... numaralı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, soruşturma aşamasında alınan 27/11/2023 tarihli bilirkişi raporu ile ... plakalı motorsiklet sürücüsü ...'in 2918 Sayılı KTK'nun 54/1-a maddesinde yer alan kuralı ihlal etmesinden dolayı kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğu, yaya ...'ın kazanın meydana gelmesinde kusursuz olduğunun tespit edildiği, Mahkememizce alınan ATK Trafik İhtisas Kurulunun 16/08/2024 tarihli kusur raporunda; davacı yolcu ...'ın nizami şekilde durağa yanaşan minibüsten indiği sırada davalı yönetimindeki motosikletin sadmesine maruz kaldığı kazada hatalı tutum veya davranışı bulunmadığından kazada kusursuz olduğu, davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki motosiklet ile seyri sırasında yola gereken dikkatini vermediği, yolun sağında yolcu indirmek için yanaşan minibüsü nizamlara aykırı şekilde sağdan geçmeye çalışarak kazanın oluşumuna sebebiyet verdiği anlaşılmakla; kazada %100 oranında asli kusurlu olduğunun tespit edildiği, düzenlenen ATK Trafik İhtisas raporunun kazanın oluşu, kaza tespit tutanağı ve ceza yargılamasında alınan bilirkişi raporu ile uyumlu olduğu ve denetime elverişli olduğu Mahkememizce kabul edilmiştir. ATK 2. İhtisas Kurulunun 08/10/2024 tarihli maluliyet raporuna göre kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 20/02/2019 tarih ve 30692 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılan değerlendirme sonucu davacının tüm vücut engellilik oranının %8 olduğu, iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 6 aya kadar uzayabileceği, davacının başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı, ancak iyileşme süresi içerisinde 2 ay boyunca başka birisinin yardımına ihtiyaç duyabileceği tespit edilmiştir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/3119 E. 2021/2025 K. Sayılı ilamına göre yerleşmiş uygulamalarına göre; haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ile bir talepte bulunulması halinde malûliyetin varlığı ve oranına ilişkin belirlemenin Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlardan, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Kazanın 19/04/2023 tarihinde meydana geldiği ve 20/02/2019 tarih ve 30692 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre rapor alınmakla; düzenlenen rapor dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli olduğu Mahkememizce kabul edilmiştir. Dosya aktüerya ve doktor bilirkişisine tevdi edilmiş olup bilirkişi heyetinin 04/02/2025 tarihli raporunda özetle: " TRH 2010 yaşam tablosu kullanılarak progresif rant yöntemine göre hesaplama yapıldığı, dava dışı SGK tarafından davacıya geçici iş göremezlik ödemesi yapılmadığı tespit edilmiş olup, davacının hesaplanan geçici iş göremezlik zararından bu açıdan herhangi bir tenzil yapılmadığı, davacının hesaplanan geçici iş göremezlik zararının 63.550,46 TL, geçici bakıcı gideri zararının 20.016,00 TL, tedavi gideri zararının 51.794,87 TL olduğu, Yargıtay kararlarına istinaden kaza tarihi itibariyle cari tedavi gideri, geçici bakıcı gideri ve geçici iş göremezlik zararlarının karşılanacağı kişi başı tedavi ve sağlık giderleri teminat limitinin 1.200.000,00 TL olduğu, bu zarar kalemleri toplamı yönünden teminat limitini aşan toplam zararının olmadığı, davacının hesaplanan sürekli iş göremezlik zararının 803.862,38 TL olduğu, Yargıtay kararlarına istinaden kaza tarihi itibariyle cari tedavi gideri, geçici bakıcı gideri ve geçici iş göremezlik zararlarının karşılanacağı kişi başı tedavi ve sağlık giderleri teminat limitinin 1.200.000,00 TL olduğu, bu zarar kalemleri toplamı yönünden teminat limitini aşan toplam zararının olmadığı" şeklinde rapor düzenlenmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından yapılan hesaplamanın Yargıtay 17. HD' nin 2020/2598 E. 2021/34 K 14.01.2021 tarihli kararı ve T.C. Yargıtay 17. HD. 2019/3292 E. 2021/1848 K. 24.02.2021 tarihli doğrultusunda, TRH 2010 Yaşama Tablosu ve progresif rant yöntemi olarak adlandırılan hesaplama yöntemi dikkate alınarak düzenlendiği, düzenlenen raporun hükme ve denetime elverişli olduğu Mahkememizce kabul edilmiştir. Davacı vekili 20/02/2025 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat istemi yönünden davalı ... ile sulh olunduğunu ve davacının tedavi giderleri, çalışamadığı günlere ilişkin kazanç kaybı, iş gücü kaybı, bakıcılık giderlerinin ödendiği ve maddi tazminat istemi yönünden konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı tarafından davalılar aleyhine maddi tazminat istemiyle dava açılmışsa da davalı ... tarafından maddi tazminata konu alacakların ödendiği, davalılar arasında müteselsil sorumluluk bulunduğu, TBK'nun, müteselsil sorumluluğa ilişkin 166. maddesi gereğince; '' Borçlulardan biri, ifa veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmişse, bu oranda diğer borçluları da borçtan kurtarmış olur.'' düzenlemesi gereğince diğer davalı ... yönünden de maddi tazminat isteminin de konusuz kaldığı anlaşılmakla; davacı tarafından davalılar aleyhine açılan maddi tazminat davasının konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Davacı taraf trafik kazası nedeniyle uğradığı manevi zararlara ilişkin davalı sürücü ...'den manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Manevi tazminatın miktarını tayin etme hakimin takdirine bırakılmış bir konu olmakla beraber, hükmedilecek miktarın uğranılan zararla orantılı, duyulan acıyı hafifletecek nitelikte olması gerekir. Takdir edilecek manevi tazminat hakkaniyete uygun olmalıdır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararı karşılaması da amaç edinmemiştir. Kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine zarara uğrayanda bir huzur duygusu doğurmalıdır. Tazminatın sınırı onun amacına uygun olarak belirlenmelidir. Manevi tazminatın takdiri yapılırken tarafların sosyal ve ekonomik durumları gözetilmeli; manevi tazminatın miktarı bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmamalıdır. Manevi tazminatın miktarının belirlemesinde her olaya göre değişen özel hal ve şartlar gözetilmelidir. Ayrıca Yargıtay HGK'nın 23.6.2004 tarih ve 2004/13-291E.-2004/370K. sayılı kararında manevi tazminat ile ilgili olarak yapılan değerlendirmede; "Manevi tazminat, gelişmiş ülkelerde artık eski kalıplarından çıkarılarak caydırıcılık unsuruna da ağırlık verilmektedir. Gelişen hukukta bu yaklaşım, kişilerin bedenine ve ruhuna karşı yöneltilen haksız eylemlerde veya taksirli davranışlarda tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranlarda manevi tazminat takdir edilmesi gereğini ortaya koymakta; kişi haklarının her şeyin önünde geldiğini önemle vurgulamaktadır. Bu ilkeler gözetildiğinde; aslolan insan yaşamıdır ve bu yaşamın yitirilmesinin yakınlarında açtığı derin ızdırabı hiçbir değerin telafi etmesi olanaklı değildir. Burada amaçlanan sadece bir nebze olsun rahatlama duygusu vermek; öte yandan da zarar veren yanı da dikkat ve özen göstermek konusunda etkileyecek bir yaptırımla, caydırıcı olabilmektir." denilmek sureti ile manevi tazminatın belirlenmesine caydırıcılık unsuru ve insan yaşamının önemine özellikle vurgu yapılmıştır. Davaya konu somut olay anılı yasal düzenlemeler ve yukarıdaki ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde; davaya konu trafik kazası neticesinde, kazanın oluş şekli, kaza tarihi, tarafların kusur oranı, maluliyet oranı, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, davacının yaşı, ülkenin ekonomik koşulları, paranın alım gücü birlikte değerlendirilerek kaza nedeniyle davacı tarafta yarattığı elem ve ızdırabın ağırlığı ve manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin tüm ilke ve kurallar nazara alınarak davacının manevi tazminat davasının kabulü ile, davacının 100.000,00 TL manevi tazminatının kaza tarihi olan 19/04/2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı ...'den tahsili ile davacıya verilmesine dair oluşan vicdani kanıya göre aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafından davalılar aleyhine açılan maddi tazminat davasının konusuz kalması nedeniyle KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Davacının manevi tazminat davasının KABULÜ ile, davacının 100.000,00 TL manevi tazminatının kaza tarihi olan 19/04/2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı ...'den tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hükmolunan maddi tazminat davası yönünden 615,40 TL maktu karar harcı ve manevi tazminat yönünden hesaplanan 6.831,00-TL nisbi karar harcı olmak üzere toplam 7.446,4‬0 TL karar ve ilam harcının peşin yatırılan 1.721,42-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 5.724,98‬-TL harcın davalılardan (... A.Ş.'nin 615,40-TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla) müştereken müteselsilen tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.120,00-TL'nin davalılardan müştereken müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine, 5-Manevi tazminat yönünden davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 İkinci Kısım İkinci Bülüm) göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı ve davalı sigorta şirketi arasında yapılan sulh ve ibra protokolü gereği davacı yararına vekalet ücreti ve yargılama gideri takdirine yer olmadığına, 7-Taraflarca yatırılan ve bakiye kalan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı vekili ve davalı ... A.Ş. vekilinin yüzüne karşı, diğer davalının yokluğunda HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 15/04/2025 Katip ... e-imzalı* Hakim ... e-imzalı*

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2023/1512, K. 2023/1124, T. 24.02.2021, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-1512-e-2023-1124-k-2727f48c5e71