İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1230 E. 2024/1140 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1230
- Karar No
- 2024/1140
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/1230 Esas KARAR NO : 2024/1140
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/12/2023 KARAR TARİHİ : 08/11/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/01/2025 Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda; İSTEM: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı borçlu arasında faturalara dayalı ticari ilişki bulunduğunu, süregelen ticari ilişkiden dolayı cari hesap ilişkisi kurulduğunu ve takip tarihi itibariyle davalı borçlu şirketin müvekkili şirkete faiz ve ferileri hariç olmak üzere 34.130,97 - USD karşılığı 953.219,97 - TL borcu bulunduğunu, davalı borçlu vekili tarafından icra dosyasına sunulan itiraz dilekçesinde taraflar arasında ticari alım - satım ilişkisi bulunduğunun ikrar edildiğini, "ayıplı ifa' iddialarını kabul etmemekle beraber anılan beyanlara istinaden ticari ilişkinin varlığı noktasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı hususunun sabit olduğunu, icra takibinin başlatılması akabinde davalı borçlu tarafından müvekkili şirkete 24.10.2023 tarihinde 12.860,66 - USD karşılığı 360.880,41 - TL kısmi ve harici ödeme yapılmış olduğunu, iş bu ödeme dahi davalı borçlu firmanın borcunu ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığını ikrar ettiği anlamına geldiğini, gelinen noktada davalı borçlunun dava tarihi itibariyle Büyükçekmece ...... İcra Müdürlüğünün ...... Es. Sayılı dosyasından kaynaklı olarak müvekkili şirkete faiz ve ferileri hariç olmak üzere 619.393,55 - TL borcu bulunduğunu, davalı tarafından ödeme emrine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, açıklanan nedenlerle davalı borçlu tarafindan yapılan harici ödeme de dikkate alınarak davanın kabulü ile Büyükçekmece ..... İcra Müdürlüğünün ..... esas sayılı icra takibi dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamını, davalı borçlu itirazında kötü niyetli olduğundan takip tarihindeki bedelin%20 sinden az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. YANIT: Davalı tarafa dava dilekçesi, ekleri ve tensip tutanağı usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davalı tarafça cevap dilekçesi ibraz edilmediği görülmüştür. KANITLAR VE GEREKÇE: -Davacı tarafından davalı aleyhine Büyükçekmece ...... İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı takip dosyası ile cari hesap ve fatura alacağına dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. -Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları celp edilerek dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır. - Büyükçekmece ..... İcra Müdürlüğü'nün ...... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip borçlusu tarafından davalı takip alacaklısı aleyhine 34.130,97 USD alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "faturalar ve cari hesap alacağı" olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür. -2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir. -İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı). -Tarafların iddia ve savunmaları ile takip dayanağı fatura ve belgeler nazara alındığında somut olayda davacı tarafın davalı ile aralarında ticari ilişki kapsamında fatura ve cari hesap borcu bulunduğu iddia etmekte iken davalı taraf takip konusu fatura ve cari hesaptan kaynaklı alacağının bulunmadığını, aksine alacaklının ayıplı ifasından kaynaklı olarak müvekkiline borçlu olduğunu iddia etmektedir. -Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir. -6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. -Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir. -Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı). -Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.). -Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. -Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). -Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı). -Mahkememiz dosyası davacı tarafın ticari defter ve belgelerinin incelenmesi amacıyla talimat mahkemesi aracılığı ile SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 16/05/2024 tarihli raporda özetle; davacı yan olan ..... İplik Tekstil Boya Kumaş San.ve Tic. A.Ş. (VERGİ NO: .....) ’ nin ..... Mahallesi ..... Bulvarı No:170/A Onikişubat/ Kahramanmaraş adresinde Yerinde yapılan İncelemede Yevmiye ve Kebir Defterlerinin Açılış ve Kapanış Kayıtlarının kanuni süresi içerisinde yapıldığı, davacı yan olan ...... Tekstil Boya Kumaş San.ve Tic. A.Ş. (VERGİ NO: ......) ’ nin ..... Mahallesi ..... Bulvarı No:170/A Onikişubat/ Kahramanmaraş adresinde 2021 2022 VE 2023 Defter ve belge ve cari muavin hesap dökümleri üzerinde Yerinde yapılan İncelemede düzenlenen Satış faturalar Döviz tutarının(USD ve EUR) ve döviz kurunun (USD ve EUR) yazılı olduğu 07.07.2023 tarih ve ...... nolu fatura ile 2.732.413,44 TL Kur farkı faturası düzenlendiği bu fatura ile birlikte Davacı yan olan ..... İplik A.ş.’nin Toplam 24.949.507,35TL karşılığında (1.152.399,04 USD - 5.333,09 EUR ve 107.102,77 TL ) tutarında Fatura düzenlediği, davacı yan olan ..... İplik Tekstil Boya Kumaş San.ve Tic. A.Ş. (VERGİ NO: .....) ’ nin; 2021 2022 - 2023 Defter kayıtlarına göre yerinde yapılan incelemede Davalı Şirket ..... Tekstil San.Tic.A.Ş. ( V.NO:......)’nin 21.270.30 USD tutarında borcunun olduğu, davacı yan olan ....... İplik Tekstil Boya Kumaş San.ve Tic. A.Ş. (VERGİ NO: 3321155219 ) ’ nin Kesmiş olduğu faturalardaki döviz kurunun belirtildiği faturaların dipnot bilgisi olarak “vade tarihinde TCMB saat başı kur uygulamasında yer alan saat 11:00 döviz kuru baz alınarak bakiyeden düşüleceği” şeklinde not düşüldüğü gelen havalelerin bu kur üzerinden değerlendirildiği görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Mahkememiz dosyası davalı tarafın ticari defterlerinin incelenmesi amacıyla SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 14/06/2024 tarihli raporda özetle; davacı tarafça kesilen faturalar davalı tarafın ticari defterlerinde birebir aynı olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın yapılan ödemelerdeki kur farkından kaynaklandığı yukarıda detaylı bir şekilde yapılan hesaplamada Toplam farkın 1.075,37 USD olduğu , söz konusu aradaki fark eklendiğinde olduğu bu hususta (1.131.128,74+1.075,37) 1.132.320,20 toplam ödeme yapıldığı, davacı tarafından davalı yana kesilen fatura toplamının 1.152.399,04 USD olduğu davalı tarafından yapılan toplam 1.132.320,20 USD Ödeme olduğu, davacı tarafın davalı yandan alacak bakiyesinin 20.078,84 USD olduğu, davacı ve vavalı tarafa ait 2021-2022-2023 yılı yasal defter ticari münasebet kayıtlarına göre davacı tarafından davalı tarafa yukarıda seri numaraları ve tarihleri belirtilen faturalarla toplam 1.152.399,04 USD tutarın da emtia sattığı, sattığı bu emtialar karşılık davalı tarafından 1.132.320,20 USD tutarında ödeme yaptığı her iki tarafında bu bakiyelerin ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve itiraz olmadığı göz önüne alındığında davacının davalıdan kaydı 31.12.2023 tarihi itibariyle 20.078,84 USD tutarında alacaklı olduğu ,takip tarihi İtibariyle 18.10.2023 merkez bankası kur 27.9659 X 20.078,84 USD =561.522,83TL dava tarihi İtibariyle 25.03.2024 merkez bankası kur 32.0592 X 20.078,84 USD =643.711,54TL olduğu görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Mahkememiz dosyası taraflar arasındaki kur farkı iddialarına dayanak olan faturaların / ticari işlerin yabancı para üzerinden yapılıp yapılmadığı, faturaların döviz cinsi üzerinden düzenlenip düzenlenmediği, düzenlenen bu faturalara ilişkin ödemelerin hangi şekilde ( çek - yabancı para - TL cinsi ) yapıldığı, davacı tarafın itirazlarında yer verdiği ödemeye ilişkin iddiaların değerlendirilerek dava ve takip tarihiyle alacak miktarı arasında farklılık var ise bu hususun belirtilmesi, varsa ödeme tarihlerine ilişkin kayıtların ayrıntılı olarak dökümünün yapılması, davacı tarafın itiraz dilekçesinde yer verdiği TCMB kurlarına ilişkin beyanların dikkate alınarak alternatifli şekilde kur farkı hesaplamasının yapılması ve bu doğrultuda ek rapor düzenlenmesi amacıyla yeniden SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen 10/09/2024 tarihli ek raporda özetle; davacı tarafın itirazları ve fatura üzerinde yazılan “ faturaların ödemesinde döviz cinsinden düzenlenmiş çek ve senet kabul edilmeyecek çek senet vb ödeme araçları TL cinsinden kabul edilecek olup vade tarihinde TCMB saat başı kur u7ygulamasında yer alan 11:00 döviz kuru baz alınarak bakiyeden düşülecektir.” İbaresi yer aldığı b u hususta yeniden taraflar arasında ki ticari ilişki de ödemeler incelenmiş ve bu hususta taraf itirazları ve fatura da geçen ibare üzerine yeniden hesaplama yapıldığı, davacı tarafın ...... Mahallesi ..... Bulvarı No:170/A Onikişubat/ Kahramanmaraş adresinde 2021 2022 VE 2023 Defter ve belge ve cari muavin hesap dökümleri üzerinde yapılan İncelemede düzenlenen Satış faturaların tamamın da Döviz tutarının(USD ve EUR) ve döviz kurunun (USD ve EUR) yazılı olduğu 07.07.2023 tarih ve ...... nolu fatura ile 2.732.413,44 TL Kur farkı faturası düzenlendiği bu fatura ile birlikte Davacı yan olan ....... İplik A.ş.’nin Toplam 24.949.507,35TL karşılığında (1.152.399,04 USD - 5.333,09 EUR ve 107.102,77 TL ) tutarında Fatura düzenlediği, Davacı yan olan ....... İplik Tekstil Boya Kumaş San.ve Tic. A.Ş. (VERGİ NO: ..... ) ’ nin Kesmiş olduğu faturalardaki döviz kurunun belirtildiği faturaların dipnot bilgisi olarak “vadetarihinde TCMB saat başı kur uygulamasında yer alan saat 11:00 döviz kuru baz alınarak bakiyeden düşüleceği” şeklinde not düşüldüğü gelen havalelerin bu kur üzerinden değerlendirildiği davacı ve Davalı tarafa ait 2021-2022-2023 yılı yasal defter ticari münasebet kayıtlarına göre davacı tarafından davalı tarafa yukarıda seri numaraları ve tarihleri belirtilen faturalarla toplam 1.152.399,04USD tutarın da emtia sattığı, sattığı bu emtialar karşılık davalı tarafından 1.132.320,20 USD tutarında ödeme yaptığı her iki tarafında bu bakiyelerin ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve itiraz olmadığı göz önüne alındığında Davacının davalıdan kaydı 31.12.2023 tarihi itibariyle Davalı Şirket ..... Tekstil San.Tic.A.Ş.’nin 21.270.30 USD tutarında borcunun olduğu görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Bilirkişi kök ve ek raporları taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, tarafların bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarını ibraz ettikleri görülmüştür. -Mahkememizce alınan rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur. -Mahkememizce davacı vekilinin dava dilekçesinde harca esas dava değerini yalnızca TL cinsinden belirttiği ve ödemeler de nazara alınarak itirazın iptalini talep ettiği bedeli döviz cinsinden dava dilekçesinde belirtmediği nazara alınarak bu hususta açıklayıcı ve ayrıntılı beyanda bulunmak üzere davacı vekiline HMK 31. Maddesi uyarınca 2 haftalık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde beyanda bulunulmaması halinde dosyanın mevcut talepler doğrultusunda karara çıkartılacağı hususunun ihtarına karar verilmiş, davacı tarafça sunulan beyan dilekçesinde; davalı şirketin takip tarihi itibariyle müvekkil şirkete olan borcunun 34.130,97 - USD olduğunu, kısmi ve harici ödemeler mahsup edildikten sonra iş bu davanın açıldığı tarih itibariyle müvekkilİ şirkete olan borcunun 21.270,31 - USD olduğunu bildirdiği görülmüştür. -Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerin usulüne uygun tutulup takibe konu alacak kalemlerinin de bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına ve fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır. -Ancak Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş, her iki tarafça ticari defterler ibraz edilmiş ve ticari defter kayıtları incelenmiştir. -Yukarıda ayrıntılarına yer verilen bilirkişi raporuyla sabit olduğu üzere, taraflarca ticari defterlerinin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğruladığı görülmüştür. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3. Maddesi uyarınca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekmektedir. Bilirkişi raporuyla da sabit olduğu üzere davacı ve davalı tarafın ticari defter kayıtlarının takip tarihi itibariyle birbirini doğruladığı, davacı tarafından dava konusu edilen fatura ve cari hesap alacaklarının davacı ve davalı tarafından ticari defterlere uyumlu şekilde kaydedildiği görülmüştür. -Buna göre dava konusu alacağın her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, her iki tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesine göre taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı tarafın ticari defterlerinin kayıtları usulüne uygun olduğundan davacı lehine delil vasfı taşıdığı, her iki tarafın ticari defter kayıtlarında mevcut olan cari hesap ve fatura alacağı kapsamında davalı tarafın davacıya icra takibinden sonra davacının da kabulünde olan ödeme miktarlarının düşülmesi akabinde bilirkişi raporuyla sabit olan 21.270,30USD miktar yönünden davalı tarafın dava tarihi itibariyle borcunun bulunduğu anlaşılmaktadır. -Her ne kadar davalı tarafça icra takibine yapılan itirazda davacı ile aralarında dava konusu takip dosyasına dayanak cari hesaptan dolayı borcunun bulunmadığı iddia edilmiş ise de davacı şirket ile davalı şirketi arasında ticari ilişkinin var olduğu, bu hususun her iki tarafın ticari defter kayıtlarıyla sabit olduğu anlaşılmaktadır. Davacı tarafın davalı ile aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı edimlerini yerine getirdiği, davalıya yansıtılan bedelin takipten sonra yapılan ödemeler nazara alındığında 21.270,30USD kısmının usulüne uygun olduğu, bu hususların birbirini doğrulayan ticari defterler kayıtları, davalı tarafça herhangi bir ihtirazı kayıt olmadan defterlere işlenmesi ile davacı tarafından ispat edildiğinin kabulü gerekmiştir. -Her ne kadar davalı takip borçlusu tarafından borca itiraz dilekçesinde bir kısım ürünlerin ayıplı olduğu iddiası ile borca itiraz edilmiş ise de davalı tarafın cevap dilekçesi sunmayarak ayıba ilişkin iddialarını ispatlayamadığı, yargılama sırasında buna ilişkin bir bilgi ya da belgenin ibraz edilmediği anlaşılmakla davalı tarafın bu yöndeki beyanlarına itibar edilmemiştir. -Yine davacı takip alacaklısının yabancı para borcu üzerinden başlattığı icra takibinde değişen oranlarda ticari temerrüt faizi talep ettiği ancak talep edilen alacağın yabancı para borcu olması nedeniyle takip tarihinden itibaren uygulanması gereken faizin 3095 sayılı kanun uyarınca belirlenmesi gerektiği anlaşılmakla, takip tarihinden itibaren işleyen faizde düzeltme yapılarak davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş, yapılan düzeltme takibin ferisine ilişkin olduğundan davacı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemiştir. -Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. -Buna göre davalı borçlu tarafından fatura ve ticari defter kayıtları ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; -Büyükçekmece ...... İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı takip dosyasında davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 21.270,30 USD asıl alacak ve iş bu asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanun uyarınca devlet bankalarının dolar cinsinden açılmış 1 yıllık vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz üzerinden devamına, -Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen miktarın %20'si üzerinden hesap edilen 123.878,71 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Fazlaya ilişkin taleplerin reddine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 42.310,77-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 5.811,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 36.499,17- TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 5.811,60-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yargılama sırasında yatırılan 269,85 TL başvurma harcı, 12.250,00 TL bilirkişi ücreti, 775,00 TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere 13.294,85-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 96.909,03- TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Kahramanmaraş Arabuluculuk Bürosunun ..... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 8-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine, Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.08/11/2024 Katip ...... e-imzalıdır Hakim ..... e-imzalıdır