İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/1118 E. 2015/35485 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1118
- Karar No
- 2015/35485
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/784 Esas - 2025/428 T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/784 Esas KARAR NO : 2025/428 HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/11/2024 KARAR TARİHİ : 26/06/2025 GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 09/07/2025 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; Müvekkili , karşı tarafın bir dönem işçileri olan dava dışı işçilere asıl işveren sıfatıyla kıdem tazminatı ödediğini; dava dışı işçilerin davalı şirkette çalıştığı dönemle alakalı olarak davalı tarafa düşen ödemeyle alakalı olarak ihtar gönderildiği ancak davalı taraf yapılan ihtara cevap verilmediğini ve herhangi bir ödemede bulunmadığını; davalı şirket ile müvekkili şirket arasında 2021/663974 İhale Kayıt Nolu 28.12.2021 Sözleşme Tarihli T 43582 Nolu Fabrikalar Yardımcı İş ve İşlemler Hizmet Alımı Konulu sözleşme akdedildiğini, müvekkili şirket yalnızca, ücret alacaklarıyla sınırlı olmak üzere davalının çalıştırmakta olduğu işçilerin alacaklarından sorumlu olduğunu, bunun dışında müvekkili şirketin iç ilişkide davalıya karşı bir sorumluluğu mevcut olmadığını; iş bu nedenle dava dışı işçiye müvekkili şirketçe kanun gereği ödenen kıdem tazminatının davalıdan rücuan tahsili talebi zorunlu olduğunu belirterek, dava dışı işçilere ödenen kıdem tazminatlarının davalıya ait kısmının dava dışı işçilere kıdem tazminatının ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı şirketten rücuen tazminine karar verilmesini talep ver dava etmiştir. Davalı taraf vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava, yetkili olmayan mahkemede açıldığını; davacı,davalı ile aralarındaki akdi ilişkiyi,dava dışı işçilerin iş akdinin kıdem tazminatını gerektirir şekilde sona erdiğini, kıdem tazminatı asıl alacağı ve bundan kaynaklı tis farkı alacağının dava dışı işçilere ödendiğini, dava dışı işçilerin davalı firmada çalıştığını ve çalışma süresini, yapılan ödemeden davalının da sorumlu olduğunu, takibe konu rücu alacağının varlığını, bu alacağın miktarını ve bu alacağın vadesinin geldiğini tek tek ispatlaması gerektiğini; 08.02.2015 tarih ve 29261 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Kamu İhale Kanuna Göre İhale Edilen Personel Çalıştırılmasına Dayalı Hizmet Alımları Kapsamında İstihdam Edilen İşçilerin Kıdem Tazminatlarının Ödenmesi Hakkındaki Yönetmeliğin 11/1.maddesinde, kıdem tazminatı talebinde bulunan ve iş sözleşmesi kıdem tazminatını hak edecek şekilde sona ermiş olan işçinin kıdem tazminatın hizmet cetvelleri esas alınarak tespit edileceği, hizmet cetvellerinin ise yönetmeliğin 12.maddesinde "özlük dosyası esas alınarak düzenleneceği" belirtildiğini, bu kapsamda davacı tarafından dava dışı işçiye ödendiği iddia edilen kıdem tazminatı ödemesine esas alınacak en önemli delil niteliğinde sayılabilecek özlük dosyası deliller kısmında belirtilmediğini; taraflar arasında sözleşmenin varlığı ve içeriği konusunda bir uyuşmazlık bulunmadığını; taraflar arasında akdedilen 28.12.2021 tarihli hizmet alım sözleşmesinde, davacı tarafından davalının dava dışı çalıştırılan işçisine yapılacak kıdem tazminatı ödemesinden ötürü,davalıya rücu edileceğine dair herhangi bir hükme hiçbir şekilde yer verilmediği gibi, sözleşmenin ücretine kıdem tazminatı da dahil olmadığını, taraflar arasında akdedilen sözleşme hükmü ve hizmet işleri genel şartnamesinin 6. bölümündeki düzenleme, kıdem tazminatı yükünün, yükleniciye ait olacağı yönünde açık bir anlam ifade etmediğini; sözleşmenin 36.maddesinin son fıkrasında, işçilerin kurum ile olan ilişkilerinde 08/02/2015 tarih ve 29261 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu İhale Kanununa Göre İhale Edilen Personel Çalıştırılmasına Dayalı Hizmet Alımları Kapsamında İstihdam Edilen İşçilerin Kıdem Tazminatlarının Ödenmesi Hakkında Yönetmeliğin uygulanacağı, bu yönetmeliğin 5/2.madde fıkrasında da, kıdem tazminatlarının ilgili kamu kurum veya kuruluşu tarafından ödeneceği açıklandığını, bunun yanı sıra ihale sözleşmesinde yaklaşık maliyet tutarlarına kıdem tazminatları eklenmediği gibi bu tazminatlar maliyet bileşeni olarak ihale dökümanlarında da yer almadığını; 4857 sayılı Kanun’un 112. maddesinde, 4734 sayılı Kanun’un, personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı ihalelerine ilişkin olan 62. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendine atıfta bulunularak, kıdem tazminatının ödenmesine ilişkin olarak muhatabın ilgili kamu kurum ve kuruluşları olduğu belirtildiğini, bu maddeden de anlaşılacağı üzere, alt işveren konumunda olan davalı yüklenici firmanın, doğrudan kıdem tazminatı ödeme yükümlülüğü de zaten bulunmadığını; diğer taraftan,davayı kabul mahiyetinde olmamakla birlikte,mahkemeniz tarafından yasal gerekçeleriyle yukarıda izah etiğimiz tüm bu anlatımların aksine bir kanaat hasıl olması durumunda bile; asıl işveren konumundaki davacı tarafından dava dışı işçilere yapıldığı iddia edilen kıdem tazminatı ödemesi alacağından alt işeren konumundaki müvekkilinin,müteselsil sorumluluk ilkesi gereğince tümüyle değil davacı ile eşit oranda sorumlu olduğu kabul edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava rücuen tazminat davasıdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesinde davalının çalıştırdığı dava dışı işçilerden dolayı sorumluluğa ilişkin bir düzenleme olup olmadığı, varsa dava dışı işçilere ödenen tazminattan kimin hangi oranda sorumlu olduğu, davacının davalıya ödenen tazminat nedeniyle rücu edip edemeyeceği hususlarındadır. Taraflar arasında imzalanan Hizmet Alımına ilişkin sözleşme ibraz edilmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 167. maddesinde, müteselsil sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişki düzenlenmiş olup, “Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.” şeklindeki bu hükümde, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği belirtilmiştir. Dava konusu olayda da davacı idare ile davalı arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenle işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu’ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işveren, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müteselsilen sorumludurlar. Bu düzenleme, işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla yapılmış olup, sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise İş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7 ve 14. Hukuk Daireleri arasında çıkan uyuşmazlıkta Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 05/05/2023 tarihli 2023/1118 E. 2023/1683 K sayılı kararı ile; "...Somut olaya gelince; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'ncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlık, az yukarıda yer verilen emsal Yargıtay ilâmı doğrultusunda giderilmelidir. Dairemiz'in istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde, hizmetin yüklenicinin (alt işveren) işçileri tarafından yerine getirilmesi kabul edildiğinden, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır. Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş Kanunu'nda, işçiyi korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin (yüklenici) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözleşmelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir. Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda, yüklenicinin (alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren, işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır. Bu itibarla, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlığın, asıl işverence yüklenicinin (alt işveren) işçilerine ödenen ücretlerden yükleniciyi (alt işveren) tamamen sorumlu tutan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin uygulaması doğrultusunda giderilmesi gerekmiştir..." şeklindeki uyuşmazlığın giderilmesine karar verilmiştir. Sakarya BAM 7. Hukuk Dairesi’nin 31/05/2022 tarih, 2021/1473 Esas ve 2022/1183 Karar sayılı kararı: "…Genel olarak; "Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş akdinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar...İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de aynı esasla ve iş davasında taraf olmaları halinde gecikmeden doğan zarardan ayrı bir temerrüt ihtarına gerek olmadan ve ödeme tarihinden itibaren davalılar tacir olduğundan ticari faiz işletilerek yüklenicilerden tahsil edilebilecektir. Yükleniciler aleyhine açılan rücu davalarında ayrı sözleşmelerle hizmet ifa eden yükleniciler mecburi dava arkadaşı olmadığı gibi borçtan müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin kanun hükmü veya sözleşme bulunmamaktadır. Bu nedenle alacak davalarında her davalı aleyhine ayrı tahsil hükmü kurulmalıdır. Davanın itirazın iptali şeklinde açılmış olması durumunda ise takibin hangi davalı açısından hangi miktarla devam edeceği ayrı ayrı belirlenmelidir(Yargıtay 23.HD 2019/296 E-2020/340 K,2019/1047 E-2020/2188 K). Bu durumda, yukarıda ayrıntısı ile belirtilen ilkeler uyarınca davalıların davaya konu işçilik alacağının tamamından ve ödeme tarihinden işleyen faizi ile sorumlu olduğu, dosyaya aldırılan bilirkişi raporunun tam rucü yönünden görüş içerdiği, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2014/42932 E. ve 2015/35485 K. sayılı önceki ilamında da, "...Hizmet işleri genel şartnamesi öncelikle uygulanması gereken ihale dökümanı olarak sayılmıştır. Bu açıklamalara göre işçinin işçilik alacakları için iş mahkemesinde açtığı davada davacı kurumun sorumlu tutulması iş kanunundan kaynaklanan bir zorunluluktur. Davacı tarafından ödenen kısmın rücuna ilişkin davada ise taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine bakmak gerekir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 22. ve 36/4 maddesi hizmet işleri genel şartnamesine atıf yapmakta olup şartnamenin 6. Bölüm 38. maddesi hükmüne göre çalıştırılan işçilerin ücret ve yan ödemelerinden davalı yüklenici sorumludur." şeklindeki izaha göre de, dava dışı işçinin diğerleri yanında davalının da işçisi olup sözleşmenin muvazaalı sayılamayacağı, İş Kanunun 112. maddesi değişikliğinin tahsilat kolaylığı sağlamak için konulduğu, aynı kanunun 2/6 maddesi 6. maddelerinin açık hükmüne ve sözleşme eki genel şartname hükümlerine göre, işçiye ödenen bedelin çalıştırılan süre ile sorumlu olduğu kabul edilerek kurulan hüküm isabetlidir.” şeklindedir. Mevcut dosyada taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesine bakıldığında davacının asıl işveren ve davalının alt işveren olduğu tespit edilmiştir. Anılan sözleşmesinin 22.1. Bendinde" Yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları, ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ve Genel Şartnamenin Altıncı Bölümünde belirlenmiş olup, yüklenici bunları aynen uygulamakla yükümlüdür." şeklindeki, Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin Altıncı Bölümü 38. Maddenin 4. Bendinde "Personel alacakları , hak ediş raporunun düzenlendiği tarihten önceki ( işçi ücretleri ödeme günü öncesindeki) günler için belirlenmiş sayılır. Bu tür alacakların üç (3) aylık tutarından fazlası hakkında idareye herhangi bir sorumluluk düşmez " şeklindeki düzenlemeler, uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 05/05/2023 tarihli 2023/1118 E. 2023/1683 K sayılı kararıyla birlikte değerlendirildiğinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren davalı) lehine herhangi bir hüküm bulunmadığı, bu durumda yüklenicinin (alt işveren davalı) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işverenin (davacı) işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulamayacağı, dolayısıyla takibe ve davaya konu ödemeden yüklenicinin sorumlu olduğu, davalı yüklenicinin takip konusu işçilik alacağından sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır. Bilirkişi 28.04.2025 tarihli raporu taraflara tebliğ edilmiştir. Bu raporda dava dışı işçilerin giydirilmiş brüt ücreti üzerinden ve davacı tarafça ödenen tazminat miktarınca alternatif hesaplama ve ayrıca faize yönelik değerlendirme yapılmıştır. Yapılan hesaplamaların denetlemeye müsait, hükme elverişli olduğu tespit edilmiştir. Tüm dosya ve kapsamına göre, dava dışı işçiler olan ve 365 gün süre ile davalı sigortalısı olarak davacı asıl işveren nezdinde çalıştıkları, banka dekontuna göre asıl işveren olan davacıdan çalışma dönemlerine ilişkin olarak dava dışı 233.348,31-TL kıdem tazminatı ödemesini 12.07.2024 tarihinde aldığı, dava dışı 243.381,22 TL kıdem tazminatı ödemesini 12.07.2024 tarihinde aldığı, dava dışı işçilerin en son giydirilmiş brüt ücretlerine göre hesaplama yapılan 28.04.2025 tarihli bilirkişi raporundaki 1. alternatifli hesaplamanın yerinde olsa da , davacının yapmış olduğu ödemenin dikkate alınması gerektiğinden 2. Alternatifli hesaplamaya itibar edilmiş, belirlenen miktara ve sorumluluk oranına göre davalının 56.358,01 TL'den sorumlu olduğu tespit edilmiştir. Ancak talep miktarıyla bağlı kalınarak açılan davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalının dava dışı işçilerin işçilik alacağı bedelinden ödeme tarihinden işleyen avans faizi ile sorumludur (Sakarya BAM 7. Hukuk Dairesi’nin 09/06/2022 tarih, 2021/1593 Esas ve 2022/1236 Karar sayılı kararı). Bu kapsamda davaya konusu alacağa ödeme tarihlerinden itibaren avans faizi işletilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile; -Toplamda 55.849,76-TL'nin dava dışı işçiler ile yapılan ödeme tarihi olan 12.07.2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 3.815,10-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 953,78-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 2.861,32-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 İkinci Kısım İkinci Bülüm) göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan; 427,60-TL Başvuru Harcı, 953,78-TL Peşin/nisbi Harcı, 5.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 443,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 6.824,38TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, , 5-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra talep eden tarafa iadesine, 6-Arabuluculuk ücreti olan 3600-TL'nin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, Dair, davacı vekilinin yüzünde, davalı vekilinin yokluğunda verilen kararın, taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 26/06/2025 Katip Hakim