İlk Derece Mahkemesi · Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1108 E. 2025/1147 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1108
- Karar No
- 2025/1147
- Karar Tarihi
T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ... T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİKARAR ESAS NO : ... KARAR NO : ...
HAKİM :... KATİP : ...
DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : 1- ... VEKİLİ : Av.... DAVALI : 2- ... VEKİLİ : Av. ... Av. ... DAVALI : 3- S... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : 4- ...
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : ... KARAR TARİHİ : ... GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH :...
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Sigorta A.Ş 'ye sigortalı bulunan ...'nun sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyon ile Sivas Ankara D-300-17 kara yolunu takiben Sivas istikametinden Ankara istikametine doğru seyir halinde iken Kayseri Elagöz mahallesi, kuzey çevre yolunun 43. Kilometresine geldiğinde kendi sağ şeridinden sağ emniyet şeridine geçerek önünden bir süre öncesinde aynı istikamete doğru seyir halinde olan sürücülüğünü maktul ...'un yaptığı ... plakalı aracın emniyet şeridinde duraklama yaptığı esnada davalı ...'nun maktule ait araca çarpması sonucu otomobilin kamyonun altında kalarak 107 metre ileriye kadar sürüklenerek durduğu, meydana gelen çarpışma ve sürükleme neticesinde araçta çıkan yangından dolayı araç içerisinde bulunan maktuller ... ve ...'un yanarak vefat ettikleri, 29/07/2022 tarihli maktuller üzerinde yapılan ölü muayene ve otopsi tutanağına göre ... ve ...'nın ölüm nedenlerini trafik kazası ile oluşması mümkün yangına bağlı karbonizasyon derecesinde yanık sonucu öldüklerinin tespit edildiği, olay nedeniyle alınan 15/08/2022 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında özetle; kazanın oluşumunda ...'nun 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 84/h maddesi, 56/1-c maddesi, 47/1-d madde hükümlerine uymadığından bahisle asli kusurlu olduğu, sürücü maktul ...'un ise kusur ve ihlalinin bulunmadığı hususlarının belirtildiği, dolayısıyla sigortalı / karşı taraf ...'nun tam kusurlu olduğunun tespit edildiği, ...'nun tam ve asli kusuru nedeniyle hakkında düzenlenen iddianame kapsamında birden fazla kişinin ölümüne sebebiyet vermek nedeniyle Kayseri 1.Ağır Ceza Mahkemesinin... Esas sayılı dosyası ile cezalandırıldığını beyanla, fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla kısıtlı ... 'nın destekten yoksunluk zararının 29/07/2022 günlü kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte şimdilik 1.000 TL nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, davalılardan (... sigorta şirketi yönünden limiti kapsamında kalmak kaydıyla) cenaze ve defin masrafları için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla defin tarihi olan 29/07/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle şimdilik 5.000 TL sinin davalılardan müştereken müteselsilen tahsilini, vekalet ücreti ile yargılama masraflarının davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların dava konusu taleplere ilişkin müvekkili sigorta şirketine yapılmış geçerli bir başvurusunun bulunmadığını, bu nedenle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının destekten yararlanma süresinin dolduğunu, söz konusu talebin davacı yönünden reddini, uyuşmazlık konusu kaza esnasında davacının sigortalı araçta yolcu konumunda bulunduğunun tespiti halinde (hiçbir surette davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla) davacı lehine hükmedilecek tazminattan mahkemece takdiren hatır taşıması indirim yapılması gerektiğini beyanla davanın reddine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Fabrikası A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile S.S ... Karayolu Yük Taşıma Kooperatifi arasında Şeker Nakliye Sözleşmesi imzalandığını, işbu şeker nakliye sözleşmesi gereğince müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmadığını, söz konusu kazada taşıma işini müvekkili şirket yapmadığını, taşıma işinin tamamını hizmet alımı yoluyla yaptırdığını, müvekkili şirkete bir sorumluluğun atfedilemeyeceğini, müvekkili şirkete ait olan tek şeyin d ava konusu olaya karışan ... plakalı aracın içinde bulunan şekerler olduğunu, müvekkili yönünden davanın reddini, ayrıca işbu kazayı gerçekleştiren sürücü ...'nun müvekkili şirket çalışanı olmadığı gibi müvekkili şirketle arasında doğrudan imzalanmış bir sözleşme bulunmadığını, müvekkili şirket çalışanı olmayan sürücünün yapmış olduğu kazadan dolayı da müvekkili şirkete kusur yüklenmesinin hukuka aykırı olduğunu beyanla davanın öncelikle husumetten reddine, mahkeme aksi kanaatteyse esastan reddine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Sınırlı Sorumlu ... Yük Taşıma Kooperatifi vekili cevap dilekçesinde özetle; gerçek ya da tüzel bir kişiliğin haksız fiil sonucunda meydana gelen zararlardan sorumlu tutulabilmesi için, meydana gelen bu zararla illiyet bağını kuracak, bağlayıcı hukuki bir ilişkinin bulunması ve bu ilişkinin neticesi olarak ortaya çıkan bir sorumluluğunun bulunması gerektiğini, müvekkili kooperatifin meydana gelen trafik kazası neticesinde oluşan zararlardan sorumlu tutulmasını gerektirecek herhangi bir sıfata haiz ve hukuki ilişkiye taraf olmadığını, müvekkili kooperatifin gerek Karayolları Trafik Kanunu gerekse Karayolu Yük Taşıma Kooperatifi Anasözleşmesi uyarınca meydana gelen trafik kazasından kaynaklanan zararlardan sorumlu tutulmasını gerektirecek herhangi bir husus olmadığı göz önünde bulundurulduğunda meydana gelen zararlardan dolayı müvekkili kooperatifin gidermesi gereken herhangi bir zarar bulunmadığından haksız ve mesnetsiz olarak ikame edilen işbu davanın reddini, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davacı tarafa bırakılmasını talep etmiştir. DELİLLER:Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır. Kayseri 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası uyap üzerinden celp edilmiştir. Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası uyap sisteminden celp edilmiştir.
... plakalı kamyon ve ... plakalı aracın 29/07/2022 tarihi itibariyle ve halen kayıt maliklerinin kim olduğuna dair ilgili kayıt ve belgeler uyap sisteminden dosya arasına alınmıştır. Kayseri Emniyet Müdürlüğü Bilgi Teknolojileri ve Haberleşme Şube Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak 29/07/2022 günü, saat 15:00 sıralarında Sivas-Ankara D-300-17 kara yolunu takiben Sivas istikametinden Ankara istikametine doğru seyir halinde iken Kayseri Elagöz mahallesi, kuzey çevre yolunun 43. kilometresinde ... plakalı kamyon ve ... plakalı araç arasında yaşanan kazaya ilişkin; görüntü, fotoğraf, mobese kamerası kaydı, trafik kaza tespit tutanağı vs. olup olmadığı hususunda araştırma yapılmış, gelen yazı cevabıyla, kaza yeri resim ve video görüntülerini içeren cd'nin gönderildiği görülmüştür. ... Sigorta A.Ş.'ye müzekkere yazılarak, olay tarihi itibariyle 29/07/2022 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle davadan önce davacı tarafından başvuruda bulunup bulunmadığı hususları sorulmuş, açılan hasar dosyası ve poliçe örneği celp edilmiş, ... plakalı aracın 04/10/2021 başlangıç ve 04/10/2022 bitiş tarihli ZMMS ile sigortalandığı görülmüştür. Sivas Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak davacı ...'ya kaza sebebiyle vefat eden ... dolayısı ile herhangi ödeme yapılıp yapılmadığı sorulmuş, gelen yazı cevabıyla, davacıya vefat eden ...'dan dolayı yapılan herhangi bir ödeme olmadığı görülmüştür. Davacı ve davalı ...'nun sosyal ekonomik durumları araştırılmıştır. Mahkememizin 18/02/2025 tarihli duruşmasında davalı ..... Koop. tanığı ... n'ın beyanı alınmıştır. Mahkememizin 20/05/2025 tarihli duruşmasında davalı ... A.Ş tanığı ... nın beyanı alınmıştır. Tüm deliller topladıktan sonra aktüerya konusunda bilirkişi raporu alınmış, 02/05/2025 tarihli raporda özetle; 1- Davaya konu kazada desteğini yitiren davacı çocuk ...'nın destek zararının 543.226,66 TL olduğu, söz konusu zararın davalı sigorta şirketi tarafından temin edilen Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi sakatlık/ölüm teminat limiti (kaza tarihi itibariyle 1.000.000,00 TL) kapsamında kaldığı, 2- Davacı yanın cenaze ve defin giderleri zararının hesaplamaya yeterli bilgi ve belgenin dosva arasında bulunmadığı yönünde kanaat bildirir rapor sunulmuştur. Rapordan birer suret taraflara tebliğ edildiği, rapora karşı davalı ... Sigorta A.Ş vekilinin itiraz dilekçesi ve davalı S.s.... Karayolu Yük. Taş. Koop. Vekilinin itiraz dilekçesi sundukları görülmüştür. Tarafların itirazları doğrultusunda bilirkişi ek raporu alınmış, 09/09/2025 tarihli raporda özetle; kök rapordaki tespit ve hesaplamalarda bir değişiklik bulunmadığı hususlarında rapor sunulmuştur. Ek rapordan birer suret taraflara tebliğ edildiği, ek rapora karşı davalı ... Fabrikası A.Ş vekilinin beyan ve itiraz dilekçesi, davalı ... Sigorta A.Ş vekilinin beyan ve itiraz dilekçesi, davalı S.S ... Karayolu Yük. Taş. Koop. Vekilinin itiraz dilekçesi sundukları görülmüştür. Davacı vekilinin 20/10/2025 tarihli ıslah dilekçesi sunduğu, harcını tamamladığı, ıslah dilekçesinin davalılara tebliğ edildiği, ıslaha karşı davalı S.S. ... Karayolu Yük Taşımacı Koop. Vekilinin itiraz dilekçesi, davalı ... Fabrikası A.Ş vekilinin itiraz dilekçesi sundukları görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, YARGILAMA VE GEREKÇE: Dava, trafik kazası nedeniyle, 6098 sayılı TBK'nun 54. maddesi gereğince maddi tazminat istemine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1-a maddesine göre davaya bakmaya mahkememiz görevlidir. Zira dava ZMMS poliçesini düzenleyen sigorta şirketi ile birlikte araç sürücüsüne ve işletenine karşı açılmıştır. Taraflar arasında uyuşmazlık noktaları; 29/07/2022 tarihinde ... plakalı araç ile ... plakalı araç arasında meydana gelen kaza sebebiyle kim ya da kimlerin ne oranda kusurlu olduğu, davacının destekden yoksun kalma tazminatı ve cenaze ve defin giderleri masraflarının ne kadar olduğu, davalı ... kooperatifinin ve ... Fabrikasının husumet itirazı , davalı sigorta KTK 97, şirketinin arabuluculuk ve zamanaşımı itirazı hususlarının olduğu tespit edildi. KTK'nun 97. maddesine ilişkin dava şartının değerlendirmesinde; Trafik kazalarında hukuki sorumluluk ve sigorta konusu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup sözü geçen Kanun'un 85. maddesinin 1. fıkrasında bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa motorlu aracın bir teşebbüsünün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde motorlu aracın işleteninin ve bağlı bulunduğu teşebbüsün sahibinin doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, aynı maddenin 5. fıkrasında işleten ve araç işleticisi teşebbüs sahibinin, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olduğu, 91. maddesinin 1. fıkrasında işletenlerin, bu kanunun 85. maddesinin 1. fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu öngörülmüştür. Kanunun bahsi geçen düzenlemesinden, zorunlu mali sorumluluk sigortacısının, trafik kazasına karışan aracın işleteni veya araç işleticisi teşebbüs sahibi olan sigortalısına bu kaza sebebiyle isabet eden hukuki sorumluluğu poliçe teminat limiti ile sınırlı olarak üstlendiği anlaşılmaktadır. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun "Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı" başlıklı 97. maddesinde (Değişik: 14/4/2016-6704/5 md.) "Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir." Dosya içesindeki bilgi ve belgelerden davacı tarafın dava açılmadan önce davalı sigorta şirketlerine başvurduğu anlaşılmıştır. Zaman aşımı def'inin değerlendirmesinde; Olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK m. 72 haksız fiil nedeniyle tazminat davasının zararın ve sorumlunun öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl, herhalde zararı doğuran olayın gerçekleşmesinden itibaren on yıllık sürede zamanaşımına uğrayacağı düzenlenmiştir. Ancak, haksız fiil aynı zamanda suç teşkil eden bir eylem ise ve Ceza Kanunu’nda daha uzun zamanaşımı süresi öngörülmüşse haksız fiil sorumluluğunda bu (uzamış) ceza zamanaşımı süreleri uygulanır. Uzamış (ceza) zamanaşımının başlangıcı olay tarihidir, zarar ve failin öğrenilmemesi önem taşımaz. Ceza zamanışımı süresi dolmuş ise on yıllık hak düşürücü süre içinde olmak kaydıyla zararın (gelişen durumun sona ermesinden itibaren) ve failin öğrenilmesinden itibaren iki yıllık süre içinde de dava açılabileceği düzenlenmiştir. Somut olayda bu davanın 28/12/2023 tarihinde açıldığı, kazanın ise 28/06/2020 tarihinde olduğu, 2918 sayılı KTK'nın 109/1-4 maddeleri gereğince, motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde, kaza günüden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrayacağı, söz konusu iş bu davada taksirle ölüme sebebiyet vermek ve yarlanmasına sebebiyet verme suçu konusu olduğu için 15 yıllık zaman aşımına tabi olması karşısında anılan sürenin dolmadığı anlaşılmakla zamanaşımı itirazı reddedilmiştir. Kusur durumunun değerlendirmesinde; Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasının Yargıtay 12. Ceza Dairesinin ... Esas sayılı kararı ile kesinleşmiş ve hükme esas alınan raporlarda; a) 29.07.2022 tanzim tarihli ölümlü/yaralanmalı trafik kazası tespit tutanağında; sanığın, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (2918 sayılı Kanun) "Şerit izleme, gelen trafikle karşılaşma, araçlar arasındaki mesafe, yavaş sürme ve geçiş kolaylığı sağlama" başlıklı 56 ncı maddesindeki "Sürücüler önlerinde giden araçları yönetmelikte belirtilen güvenli ve yeterli bir mesafeden izlemek zorundadırlar." ve aynı Kanun'un "Trafik kazalarında sürücü kusurlarının tespiti ve asli kusur sayılan haller" başlıklı 84 üncü maddesindeki "Arkadan çarpma" kural ihlâllerinden dolayı asli ve tam kusurlu olduğu, b) Soruşturma evresinde trafik polisi bilirkişi tarafından hazırlanan 15.08.2022 tarihli bilirkişi raporunda; sanığın, 2918 sayılı Kanun'un "Şerit izleme, gelen trafikle karşılaşma, araçlar arasındaki mesafe, yavaş sürme ve geçiş kolaylığı sağlama" başlıklı 56 ncı maddesindeki "Sürücüler önlerinde giden araçları yönetmelikte belirtilen güvenli ve yeterli bir mesafeden izlemek zorundadırlar." ve aynı Kanun'un "Trafik kazalarında sürücü kusurlarının tespiti ve asli kusur sayılan haller" başlıklı 84 üncü maddesindeki "Arkadan çarpma" kural ihlâlleri ile 2918 sayılı Kanun'un "Trafik işaret ve kurallarına uyma zorunluluğu" başlıklı 47 nci maddesine aykırı olarak trafik güvenliği ve düzeni ile ilgili olan ve yönetmelikte gösterilen diğer kural, yasak, zorunluluk veya yükümlülüklere uymaması nedenleriyle asli ve tam kusurlu olduğu, ölen sürücünün herhangi bir kusurunun bulunmadığı,
c) Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının 05.10.2022 tarihli raporunda; sanığın, yönetimindeki kamyon ile gündüz vakti bölünmüş devlet yolunun sağ şeridi üzerinde yola gereken dikkatini verip trafik akışının sağlandığı şerit içerisinde seyrini sürdürmesi gerekirken bu hususlara riayet etmediği, aksine hareketle tehlike ortamı oluşturarak nizamlara aykırı bir şekilde sevk ve idare hatası sonucu sağındaki bankete girerek banket içerisinde durmakta olan otomobilin arka kısmına aracının ön kısmı ile bankette arkadan çarptığı, dikkatsiz ve tedbirsiz bir şekilde araç kullanarak kazanın oluşumuna sebebiyet verdiği anlaşılmakla dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı hareketleri ile gerçekleşen kazada asli ve tam kusurlu olduğu, ölen sürücünün herhangi bir kusurunun bulunmadığı, bu raporlar dosya kapsamında bulunan tüm delillerle örtüşmekte olup mahkememizce benimsenmiştir. Destekten yoksun kalma zararına ilişkin değerlendirmede; Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle "Destekten yoksun kalma zararı" ile "Destekten yoksun kalma tazminatı" kavramaları incelenmelidir. Trafik kazası, bir kişinin ölümü sonucunu doğurabilir. Böyle bir durumda, bazı kişiler onun ekonomik desteğinden, malî yardım ve bakımından yoksun kalabilirler. İşte; ölenin destek ve yardımından yoksun kalanlarının uğradıkları bu zarara, destek kaybından doğan zarar denir. Destekten yoksun kalma zararı TBK'nun 53. maddesinde yer almaktadır. Madde aynen; "Ölüm hâlinde uğranılan zararlar özellikle şunlardır: 1. Cenaze giderleri. 2. Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 3. Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar." şeklinde düzenlenmiştir. Görüldüğü gibi destek zararları sayılırken "özellikle şunlardır" demekle madde metninde sayılan zararlar ile sınırlandırılmamıştır. Madde de çok dar kapsamlı sayılan zararların ne tanımı ne de şartları yer almıştır. Desteğin ölümünden önce kurulmuş olan veya destek yaşasaydı, kurulması muhtemel olan bir bakım ilişkisinin tespit edilmesi, ardından bu bakım ilişkisinin destek yaşasaydı gelecekte göstereceği değişim neticesinde, destekten yoksun kalanın uğradığı zarar miktarının ve ödenecek tazminat miktarının tespit edilmesi, tahminlere ve varsayımlara dayalıdır. TBK'nun 53. maddesinin öngörmüş olduğu hâl, ölüm sonucu vukua gelen bir kısım zararların tazminini hükme bağlamaktır. Bu hükme göre, ölenin yardımından faydalananlar, bu yüzden yoksun kaldıkları faydayı, tazminat olarak, sorumludan isteyebilirler. Buna "destekten yoksun kalma tazminatı" denir. Destekten yoksun kalma tazminatı, bir şahıs öldüğünde, ölenin sağlığında destek olduğu veya ileride destek olacağı kimseleri korumayı, desteklerinin ölümünden önceki sosyal ve ekonomik durumlarına uygun hayat sürdürebilmeleri için, ölüm sebebiyle mahrum kaldıkları yardımı, ölüme sebebiyet verenden tazmin edebilmelerini amaçlayan bir tazminat türüdür. Kanun metninden de anlaşılacağı gibi destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Yani haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK’nun 53. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Davalı destekten yoksun kalmadan ileri gelen somut zararı gidermek zorundadır. Bu nedenle tazminat hesabından önce zarar tutarını belirlemek gerekir. Bunun yanında amaç zarar görenin malvarlığındaki eksilmeyi giderme olduğuna göre, ölüm nedeniyle desteğini yitirenin elde ettiği çıkarlar varsa, bunların da zarar tutarından indirilmesi gerekir. Aksi hâlde zarar görenin malvarlığında olaydan önceki duruma göre bir artış meydana gelmiş olur. Buradaki amaç zarar görenin malvarlığını zenginleştirmek değil, desteğini yitiren kişiye ölümden önceki yaşam düzeyini sürdürebilme imkânı tanımaktır. Destek zararından bahsedebilmek için destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli imkânlardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma şartı gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, davacının ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir. "Destekten yoksun kalanların meydana gelen zararlarını tazmin hakkı ölenden intikal eden bir hak olmayıp doğrudan doğruya desteğini yitiren kişinin kendisinde doğan, asli ve bağımsız nitelikte bir haktır. Ölenle ya da mal varlığı ile bir bağıntısı bulunmadığı için bağımsız bir talep hakkı yaratır, Bu nedenledir ki ölen kimse ile destekten yoksun kalan arasında kanuni veya akdi bir bakım yükümlülüğü, mirasçılık ya da akrabalık ilişkisi bulunması gerekmemektedir. Destekten yoksun kalma tazminatı talebi miras yoluyla kazanılan, mirasçılık sıfatına bağlı bir hak olmadığından desteğin veya mirasçılarının da herhangi bir tasarruf hakkı bulunmamaktadır." (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 22/06/2018 tarihli ve 2016/5 E., 2018/6 K. sayılı kararı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15/06/2011 tarihli ve 2011/17-142 E., 2011/17-411 K.; 20/04/2011 tarihli ve 2011/17-34 E., 2011/216 K.; 14/03/2019 tarihli ve 2017/1089 E., 2019/294 K. sayılı kararları). Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 06/03/1978 tarihli ve 1/3 sayılı kararında destekten yoksun kalma tazminatı; "Destekten yoksun kalma tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminattır." şeklinde tanımlanmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30/11/2005 tarihli ve 2005/4-648 E., 2005/691 K. sayılı kararında da aynı esaslar benimsenmiştir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK'nun 53. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle, ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir. Burada sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır; sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. O hâlde destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür. Bununla birlikte destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç içerisinde bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, destekten yoksun kalan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21/04/1982 tarihli ve 1979/4-1528 E., 1982/412 K. sayılı kararı). Bununla birlikte destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, destekten yoksun kalan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21/04/1982 gün, 979/4-1528 E., 1982/412 K. sayılı kararı). Diğer taraftan, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 06/03/1978 tarih ve 1/3 sayılı kararının gerekçesinde de: "Destekten Yoksun Kalma Tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminat olduğu" hususu vurgulanmış; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30/11/2005 gün ve 2005/4-648 E.-2005/691 K. sayılı ilamında da aynı esaslar benimsenmiştir. Somut uyuşmazlık irdelendiğinde; müteveffanın destek tazminatı isteyen davacı ...'nın babası olduğu, ölümü ile bu davacının destek zararı oluştuğu ancak cenaze ve defin giderini ispat edemediğinden reddine karar verilmiştir. Aktüer bilirkişi raporuna ilişkin değerlendirmede; Tüm deliller topladıktan sonra aktüerya konusunda bilirkişi raporu alınmış, 02/05/2025 tarihli raporda özetle; 1- Davaya konu kazada desteğini yitiren davacı çocuk ...'nın destek zararının 543.226,66 TL olduğu, söz konusu zararın davalı sigorta şirketi tarafından temin edilen Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi sakatlık/ölüm teminat limiti (kaza tarihi itibariyle 1.000.000,00 TL) kapsamında kaldığı, 2- Davacı yanın cenaze ve defin giderleri zararının hesaplamaya yeterli bilgi ve belgenin dosva arasında bulunmadığı yönünde kanaat bildirir rapor sunulmuştur. Rapordan birer suret taraflara tebliğ edildiği, rapora karşı davalı ... Sigorta A.Ş vekilinin itiraz dilekçesi ve davalı S.s.... Karayolu Yük. Taş. Koop. Vekilinin itiraz dilekçesi sundukları görülmüştür. Tarafların itirazları doğrultusunda bilirkişi ek raporu alınmış, 09/09/2025 tarihli raporda özetle; kök rapordaki tespit ve hesaplamalarda bir değişiklik bulunmadığı hususlarında rapor sunulmuştur. Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarih 2019/40 Esas 2020/40 Karar sayılı kararıyla 2918 sayılı KTK'nun 90. ve 92. maddelerinde "Genel Şartlara" atıf yapan cümlelerin iptaline karar verilmiş ve bu karar 09/10/2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olmasıyla birlikte, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nce zarar görenlerin cismani zarar ve destekten yoksun kalma tazminatı alacağının hesaplanmasında TRH 2010 ve %10 artırım %10 iskonto yöntemi benimsenmiş olup TRH 2010 yaşam tablosunun uygulamasından vazgeçilmemiştir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 22/12/2020 tarihli, 2019/5206 Esas ve 2020/8874 Karar sayılı ilamı). Yukarıda sözü edilen tüm nedenlerden ötürü aktüer bilirkişinin raporu dikkate alınarak hükme esas alınmıştır. Davacıların talep arttırım dilekçesi incelendiğinde; Davacılar vekili 20/10/2025 tarihli ıslah dilekçesinde maddi tazminat yönünden taleplerini arttırdığını beyan etmiş, tamamlama harcı yatırmış, bu dilekçenin birer örneği davalılara tebliğ edilmiştir. Davalıların ve davalı sigorta şirketinin sorumluluğuna dair değerlendirmede; Bilindiği üzere; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. maddesinde, "İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur."; 85/1. maddesinde, "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar."; 85/son. maddesinde ise, "İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur." hükümlerine yer verilmiştir. Yine, aynı sorumluluk olgusu Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde de benzer düzenlemeye yer verilmiştir. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumlluluk Sigortası Genel Şartları'nın, "Sigortanın Kapsamı" başlıklı A.1 maddesinde "sigortacının poliçede tamınlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği... " öngörülmüştür. Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince haksız bir eylem sonucunda zarara uğrayan kimse, uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Haksız fiil, kişinin diğer kişilerin hukuken korunan haklarına zarar verici nitelikteki hukuka aykırı eylemleridir. Haksız fiil kavramındaki "haksız" ifadesi hukuka aykırılık anlamını taşımaktadır. Burada esasen haksız denilmesiyle kastedilen, hukuk düzeni tarafından korunan davranışların ihlalidir. Fiilin haksızlığı, hukuka aykırılık durumudur. Bir kişi, hukuk düzeni tarafından zarar meydana gelmesini önlemek amacıyla konulan kuralları, emirleri ihlal ettiği takdirde hukuka aykırılık durumu oluşmaktadır. Haksız fiilden söz edebilmek için öncelikle fiil unsurunun varlığı gerekmektedir. Haksızlığı doğuran fiil, icrai bir harekette bulunmak şeklinde olabileceği gibi, ihmali bir davranış göstermekle de işlenebilir. Haksız fiilin oluşması için işlenen fiilin hukuk düzenince konulan emredici hükümlerin ihlali sonucunu doğurması gerekir. Bu durumda işlenen fiil, hukuka aykırı bir fiil olmalıdır. Somut uyuşmazlıkta Kayseri BAM 3. HD 2024/1047 E., 2025/745 K. Sayılı tarafları aynı olan ilamı"... kazaya neden olan ... plaka sayılı aracın dosya da mevcut trafik kayıt bilgilerinden 29/07/2022 tarihinde her ne kadar davalı ... adına kayıtlı ise de; dosya içerisinde bulunan ve davalı ... Fabrikası Aş. İle davalı SS.... Karayolu Yük Taşıma Kooperatifi arasında yapılmış olan 20/06/2022 tarihli "Şeker Nakliye Sözleşmesi" gereğince 15/09/2022 tarihine kadar, taşıma işinin davalı SS.... Karayolu Yük Taşıma Kooperatifi tarafından davalı ... Fabrikası Aş. adına gerçekleştirildiği, taşıma sözleşmeye göre taşıma yapan aracın, şirketin belirleyeceği gün ve saatler içerisinde boş ve dolu tartıları yapılmak suretiyle kampanya dahilinde her gün, günün her saatinde, kampanya haricinde mesai saatleri içinde(08:30-17.30) her gün yükleme yerinde hazır bulunacağı dikkate alındığında; davalı SS.... Karayolu Yük Taşıma Kooperatifi nam ve hesabına çalışılmış olması, taraflar arasında yapılan taşıma sözleşmesinin de uzun süreli olması hususu değerlendirildiğinde; her iki davalının da işleten sıfatını taşıdığı kanaatine varılmakla, mahkemece her ikili davalının da destekten yoksun kalma tazminatından sorumlu tutulmuş olması isabetli olup, davalılar vekillerinin aksi yöndeki istinaflarının yerinde olmadığı görülmüştür. " dikkate alınarak davacının araç değer kaybı zararından tüm davalılar sorumludur. Temerrüt tarihi ve faiz türü yönünden yapılan değerlendirmede; Davalı sigorta şirketleri kazaya neden olan araçların ZMMS sigortacısı olup, 2918 sayılı KTK'nun 99/1. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları'nın B 2/a maddesi uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Sigortaya başvurulmadan dava açılması veya icra takibi başlatılması halinde ise bu tarihlerde temerrüt gerçekleşir. Bu durumda, ilke olarak davadan önce usulüne uygun başvuru yapılmış ise bundan 8 iş günü sonrasında, başvuru yapılmamış ise dava tarihi itibarıyla, belirlenen tazminat alacağının tamamı için anılan tarihlere uygun faiz uygulanması gerekir. Trafik kazaları haksız fiil niteliğinde olup somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklanmaktadır. Haksız fiilin faili ihtara veya ihbara gerek olmaksızın zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylemin işlendiği tarihten itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Haksız fiil faili olan borçlu temerrüde düştüğünden artık faiz haksız fiil tarihinden itibaren ve yasal faiz istenebilir. Yargılama sonunda tüm dosya kapsamına göre; Davacının davalılardan hakkındaki maddi tazminat davasının KABULÜ ile 543.226,66-TL destekten yoksun kalma zararına ilişkin maddi tazminatın davalı ... Sigorta A.Ş'nin ZMMS poliçesinin sakatlık/ölüm teminatından 10/08/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sınırlı sorumlu olması, diğer davalıların vefat tarihi olan 29/07/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile sorumlu olması koşulu ile bu davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının cenaze ve defin giderlerine ilişkin tazminat talebinin reddine, karar verilmiştir. Arabuluculuk ücretine ilişkin değerlendirmede; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na 7155 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ile 06.12.20218 tarihinde eklenen 5/A maddesi ile; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi ile konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava şartı olarak getirilmiştir. Ancak TTK'nın 5/A maddesi ile konusu para alacağına ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava ön şartı olarak düzenlenmişken 26.04.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesinde yapılan değişiklik ile;" zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta Kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurulabilir." ifadesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açılacak davalarda dava açmadan önce sigortacıya yazılı başvuru yapılması ve bu süre içinde hiç cevap verilmemesi veya verilen cevabın zarar görenin talebini karşılamaması halinde yani zarar gören ile sigortacı arasında uyuşmazlık çıkmasından sonra dava açılabileceği düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile sigortacıya başvuru bir dava şartı olarak getirilmiştir. Bir başka deyişle Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesi ile trafik kazası sonucu zarar gören kişilerin sigortacıya karşı dava açabilmesi için aralarında bir uyuşmazlık çıkması gerektiği şartı düzenlenmiştir. Buna göre zarar gören öncelikle tazminat taleplerini sigortacıya iletecek ve böylece uyuşmazlığı kendi aralarında çözmeye çalışacaklardır. Bu haliyle zarar görenin dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartı alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak önümüze çıkmaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasında "Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz." ifadesi ile dava şartı olarak arabuluculuğun sınırları özel kanunlarda tahkim ve başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurunun zorunlu olması ile çizilmiştir. Bir başka deyişle tahkimin veya başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının zorunlu kılındığı durumlarda arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak uygulanmayacaktır. Yukarıda açıklandığı üzere, trafik kazası sonucu davacının tazminat taleplerini öncelikle sigortacıya ilettiği, bu haliyle dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartının yerine getirildiği, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasına göre artık zorunlu arabuluculuk hükümlerinin uygulanamayacağı bu itibarla yargılama gideri olarak arabuluculuk masraflarının davalıya yükletilemeyeceği gözetilerek arabuluculuk masrafları davacı üzerinde bırakılmıştır. (Bkz. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/2615 Esas, 2024/7426 Karar sayılı ilamı)
Bu husus dikkate alınmak suretiyle ret edilen talep yönünden vekalet ücretine hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile; 1-Davacının davalılardan hakkındaki maddi tazminat davasının KABULÜ ile 543.226,66-TL destekten yoksun kalma zararına ilişkin maddi tazminatın davalı ... Sigorta A.Ş'nin ZMMS poliçesinin sakatlık/ölüm teminatından 10/08/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sınırlı sorumlu olması, diğer davalıların vefat tarihi olan 29/07/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile sorumlu olması koşulu ile bu davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 2-Davacının cenaze ve defin giderlerine ilişkin tazminat talebinin reddine, 3-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince, maddi tazminat talebinin kabul edilen kısmı yönünden alınması gerekli 37.107,81-TL ilam harcından, dava açılışı sırasında tahsil edilen 427,60-TL peşin harç ve 9.260,56-TL ıslah harcının mahsubuna, bakiye 27.419,65-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.200,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından peşin yatırılan 427,60-TL başvurma harç, 427,60-TL peşin harç ve 9.260,56-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 10.115,76-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan bilirkişi ücreti 4.000,00-TL, posta, müzekkere, tebligat, elektronik tebligat ve kep reddiyat gideri 215,75-TL olmak üzere toplam 4.215,75-TL yargılama giderinin davanın kabul/ret oranına göre hesap edilen 4.177,30-TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye 38,45-TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, 7- Davalı ... tarafından yapılan posta, elektronik tebligat ve kep reddiyat gideri 500,00-TL yargılama giderinden davanın kabul red oranına göre hesaplanan 4,56-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, bakiye kısmın iş bu davalı üzerinde bırakılmasına, 8- Davalı ... Fabrikası A.Ş tarafından yapılan posta, elektronik tebligat ve kep reddiyat gideri 500,00-TL yargılama giderinden davanın kabul red oranına göre hesaplanan 4,56-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, bakiye kısmın iş bu davalı üzerinde bırakılmasına, 9-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, 10-Davacının maddi tazminat talebinin kabul edilen kısmı yönünden; karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 86.916,27-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak kendisini vekille temsil eden davacıya ödenmesine, 11-Maddi tazminat talebinin reddedilen kısmı yönünden; karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2. maddesi uyarınca 5.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil eden davalılar ... Fabrikası Anonim Şirketi, Sınırlı Sorumlu ... Karayolu Yük Taşıma Kooperatifi ve ... Sigorta A.Ş'ye ödenmesine, 12-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, 13-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra İstinafa gönderilmesine veya arşive kaldırılmasına, Dair, davacı vekilinin davalılar ... A.Ş vekili ile davalı ... ... Kooperatifi vekilinin yüzüne karşı, davalı ... Sigorta A.Ş vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.23/12/2025
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır