İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2022/96 E. 2025/12 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2022/96
Karar No
2025/12
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/96 Esas KARAR NO : 2025/12

DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 28/01/2022 KARAR TARİHİ : 07/01/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/01/2025

Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; “Müvekkil şirketin davalıdan açık hesap alacağı olduğunu, davalıya keşide edilen Beşiktaş ...... Noterliği'nin 03 Nisan 2018 tarihli ...... yevmiye nolu ihtarnamesi ile davalı tarafa bakiye alacağın ödenmesinin ihtar edildiğini, davalının borcunu ödemeyerek temerrüde düştüğü müvekkili şirket tarafından İstanbul ..... İcra Müdürlüğü'nün ...... E. Sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini ve davalı şirketin itirazı neticesinde İstanbul ...... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...... E. Sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını, Yerel Mahkeme tarafından verilen yetkisizlik kararına karşı davalı şirket istinaf yoluna başvurmuş ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ....... Hukuk Dairesi'nin ...... E. ...... K sayılı ve 12.06.2019 tarihli kararı ile yerel mahkeme kararının kaldırıldığını, Yeniden yargılamaya yapan İstanbul ...... Asliye Ticaret Mahkemesi, ...... E. ...... K sayılı ve 11.12.2019 tarihli kararı ile dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddine karar verildiğini, işbu karar gereği İstanbul ....., İcra Müdürlüğü edilmişse de söz konusu taleplerinin İcra Müdürlüğünce HMK m.20 uyarınca reddedildiğini 'nün ...... E. Sayılı dosyanın yetkili icra dairesine gönderilmesi talep ve icra dosyasının atıl duruma geldiği , bunun üzerine müvekkili şirket tarafından yetkili in ...... E. Sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür olmamak üzere icra takibine geçildiğini, davalı şirket tarafından işbu dosyaya da itiraz Küçükçekmece ...... İcra Müdürlüğü edildiğini, İşbu dosya üzerinden itirazın iptali açılacakken Yargıtay'ın kur farkı alacağının Türk Lirası üzerinden talep edilebileceğine dair emsal kararları doğrultusunda itirazın iptali davası yerine işbu alacak davasının ikame edildiğini, Müvekkilinin davalı şirkete verdiği uluslararası taşımacılık vb hizmetlere ilişkin döviz cinsinden faturalar kestiğini, davalı yana verilen hizmetin — dövize endeksli olarak ücretlendirildiğini, davalı şirket tarafından ihtilaf öncesinde imzalan 26.12.2017 tarihli son mutabakat mektubunda, davalı yan 27.850,42-TL ve 40.005,00-EURO bakiye borcu olduğunu ikrar ettiğini, mutabakat sonrasında 3 aylık dönemi kapsayan ekte mevcut 29.03.2018 tarihli cari hesap ekstresinde davalı tarafın 29.03.2018 tarihi itibariyle müvekkili şirkete 2.076,43- EURO borcu bulunduğu görülmekte olup, bu hususun tarafların defter ve kayıtları açıkça görüleceğini, müvekkili şirket tarafından Beşiktaş ,...... Noterliği'nin 03 Nisan 2018 tarihli ...... yevmiye nolu ihtarnamesi keşide edilerek davalıya bakiye açık hesap borcunu ödemesi ihtar edildiğini, davalı yan borcunu ödemeyerek temerrüte düştüğü gibi, işbu ihtarı tebliğ aldığını da Mersin ..... Noterliği'nin 10 Nisan 2018 tarihli ...... yevmiye nolu cevabi ihtarnamesi ile ikrar ettiğini, işbu ihtarnamede "döviz cinsinden düzenlenen faturalar ödeme günündeki TCMB kuru karşılığı Türk Lirası cinsinden ödenmekte" denilmek suretiyle açık ikrarda bulunulduğunu, O halde müvekkili şirketin davalı yanı temerrüte düşürdüğü Beşiktaş ..... Noterliği'nin 03 Nisan 2018 tarihli ...... yevmiye nolu ihtarnamesinde de belirtildiği üzre davalının temerrüt tarihi itibariyle 2.076,23-EURO kur farkından kaynaklı bakiye borcu olduğunu, Emsal Yargıtay kararlarında kur farkı alacağının Türk Lirası üzerinden talep edilebileceğinin hükme bağlandığını, müvekkili şirketin kur farkı alacağını, temerrüt tarihindeki kur üzerinden Türk Lirası cinsine çevirerek talep ettiklerini, davalının kur farkından kaynaklanan 2.076,43-EURO tutarındaki açık hesap borcunun 09.04.2018 tarihindeki Türk Lirası karşılığı 10.373,46-TL'nin 09.04.2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile birlikte davalıdan tahsil edilmesini talep ettiklerini, Neticede; fazlaya ilişkin ve başkaca her türlü yasal hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak davası olarak ikame ettikleri davanın kabulü ile kur farkından doğan alacağın temerrüt tarihi olan 09.04.2018 tarihindeki TL karşılığı 10.373,46-TL'nin 09.04.2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini” arz ve talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; “Müvekkilinin davacıya açık hesap veya kur farkından kaynaklı borcu bulunmadığını, cari ispat hesap sebebi ile kur farkı alacağı bulunduğunu iddia eden davacının bunu yazılı belge etmesi gerektiğini, davacı ile müvekkili arasındaki ticari ilişki sebebi ile davacı tarafından düzenlenen faturaların Türk Lirası, Dolar ve Euro cinsinden olabildiğini, davacı tarafından döviz cinsinden düzenlenen faturaların TCMB döviz (Dolar/Euro) kuru karşılığı Türk Lirası olarak ödendiğini, TL olarak düzenlenenlerin ise TL olarak ödendiğini, Neticede; davanın reddine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini” arz ve talep etmiştir. Bilirkişi tarafından mahkememize sunulan 24/05/2023 tarihli raporda özetle: 1-V.U.K. Göre Tutulması zorunlu olan Ticari Defterlerin E defter olarak Tutuldukları tespit edilmiş olup Defter beratlarının ekte sunulduğu 2-Döviz cinsinden kesilen fatura. yine döviz cinsinden tahsil edilecek ise Merkez Bankası döviz alış kuru ile taturanın Türk Lirası karşıl planması gerektiği TL ödemelerinin. ise Ödeme günündeki Merkez Bankası Döviz alış kuru üzerinden yapılması gerektiği 3- Davalı ..... CİHAZLAR TEKNOLOJİSİ SAN, VE TİC. A.Ş.'nin 2016-2017-2018 yıllarına ait Defter Kayıtlarının Tek Düzen Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği ve Muhasebe ilke ve kurallarına uygun Tutulduğu3-Davacı Şirketin davalı Şirketten Alacağında Haklı Olduğu, sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmiştir. Bilirkişi tarafından mahkememize sunulan 08/12/2023 tarihli raporda özetle: Sayın mahkemenizce görevlendirildiğim çerçevede, davacı tarafından ibraz edilen ticari defter ve belgeler, davalı ticari defter incelemelerine ilişkin alınan bilirkişi raporu ile dosya münderecatının incelenmesinde neticesinde; 1) Davacı tarafından ibraz edilen ticari defterlerin usulüne uygun bir şekilde açılış ve kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı, ticari defterlerinin birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, ticari defterlerinin davacı lehine deli niteliğinin sayın mahkemenizin takdirlerinde olduğu, Yanlar arasında davacı tarafından davalıya Lojistik hizmeti verilmesi şeklinde ticari ilişki kurulduğu, Davacı ticari defterlerinde dava tarihinde davacının davalıdan 2.076,43 EURO alacaklı gözüktüğü, Davalı ticari defter incelemelerine ilişkin alınan bilirkişi raporunda, davacının davalıdan 2.076,43 EURO alacaklı olduğu kanaati bildirildiği, ancak rapor ekindeki davalı ticari defterlerinde davacının cari hesabını gösteren muavin defter dökümlerinde davalının davacıya herhangi bir. borcu gözükmediği, Sn. bilirkişinin değerlendirmelerini dosyaya mübrez davacı kayıtları" üzerinden yaptığının Düşünüldüğü, Rapor içerisinde gerekçeleri ile izah edildiği üzere davacının davalıdan 196,92 EURO alacaklı olduğunun hesaplandığı, davacının talebi ile hesaplanan davacı alacağı arasındaki farkın, davacının davalıdan borçlarının ifası uğruna aldığı çekleri, bu çekleri aldığı tarihteki kurdan değil vadelerindeki kurdan EURO'ya çevirmesinden kaynaklandığı, ancak Sn. yargıtayın içtihatlaşmış kararlarına göre döviz bazında çalışma olduğu hallerde çekle ödeme yapılırsa, bu çeklere ayrıca kur farkı talep edilemeyeceği yönünde olduğu, bir diğer ifade ile çeklerin verildiği tarihteki kurun dikkate alınması yönünde olduğu," sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmiştir. Bilirkişi tarafından mahkememize sunulan 05/11/2024 tarihli raporda özetle: Davacı şirket tarafından, dava konusu uyuşmazlık kapsamında incelemeye ibraz olunan 2017-2018-2019-2020- 2021 - 2022 yılı ticari defterlerinin TTK ve HMK 222/2 hükümlerine uygun tutuldukları anlaşılmakla anılan ticari defterlerin davacı şirket lehine delil kabiliyetlerinin Sayın Mahkemeniz takdirinde bulunduğu; . Davalı şirket merkez adresinin Mersin İli sınırları içerisinde olması sebebiyle Sayın Mahkemeniz tarafından yazılan talimatla dava konusu uyuşmazlık kapsamında davalı şirket ticari defter ve belgelerinin incelenmesi amacıyla Mersin Asliye Ticaret Mahkemelerine yazılan talimat neticesi SMMM Bilirkişi ...... tarafından tanzimle sunulu 24.05.2023 tarihli Bilirkişi Raporunda davalı şirkete ait 2016-2017-2018 yılı ticari defterlerinin incelendiği anlaşılmakla, anılan Talimat Raporun da davalı ticari defterlerinde yapılan inceleme neticesinde davalı ticari defterlerine göre davacı alacak bakiyesinin 2.076,43 Euro olduğunun tespit edildiği . Dava dosyasında mübrez davacı tarafından davalı adına gönderilen ve davalı şirket kaşesine havi imza ile “Mutabık” olduklarını bildiren 26.12.2017 tarihli mutabakat mektubunda özetle; “Cari hesapta 26.12.2017 tarihine kadar olan 27.850,42 TL ve 40.005,00 EURO borç bulunduğu, bakiyede mutabık olunmaması halinde farkın nedenlerinin bildirilmesi ve taraflarına hesap ekstresi gönderilmesi, 1 ay içinde itiraz edilmemesi halinde TTK 94.maddesi gereğince bakiyenin kabul edilmiş sayılacağı,” Bilgisinin yer aldığı; . Davacı şirket tarafından davalı şirket adına Beşiktaş ...... Noterliği 03.04.2018 tarih ...... Yevmiye Numaralı ihtarnamesi ile 2.076,23 EURO bakiye borcun 3 gün içinde ödenmesi ihtaren bildirildiği, davalı şirketin ihtarnameyi 05.04.2018 tarihinde tebliğ aldığı; Davalı şirket tarafından davacı adına keşide edilen Mersin ...... Noterliği 10.04.2018 tarih, ...... yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesi ile 2.076,23 EORO borcun kabul edilmediği; muhatap şirketle müvekkili şirket arasında Türk Lirası Dolar ve Euro cinsinden faturalar düzenlendiği, döviz cinsinden düzenlenen faturaların ödeme günündeki TCMB döviz (Dolar/Euro) kuru karşılığı Türk Lirası cinsinden ödendiği, Türk Lirası cinsinden keşide edilen faturaların Türk Lirası ile ödendiği; taraflar arası ticari ilişki gereği müvekkili şirkete keşide edilen bütün fatura bedellerinin ödendiği, kur farkından veya başkaca sebepten dolayı muhatap şirkete bakiye borç bulunmadığının cevaben ihtar edildiği; . Davacı şirket ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde, davalı şirket ile olan ticari ilişkisini 120 Alıcılar Hesabı, 120.164.01.01.0465 alt hesap kodunda takip ettiği; davalı adına düzenlenen faturaların anılan hesaba borç, yapılan tahsilatların ise alacak kaydedildiği neticeten 31.12.2017 sonu itibarıyla davalı borç tutarının 19.030,80 TL ve 39.155,00 Euro olduğu; anılan davalı borç bakiyesinin 01.01.2018 açılış bilançosuna devrettiği; taraflar arasında 01.01.2018-28.03.2018 ticari ilişkisi çerçevesinde davacı ticari defterlerine göre davalı borç bakiyesinin 2.076,43 Euro olarak yer aldığı; yapılan tahsilatlar (ödeme tarihlerindeki döviz kuru baz alınmak suretiyle) neticesinde davacı şirket tarafından davalı aleyhine başlatılan icra takibi sonrasında 128 Şüpheli Ticari Alacaklar Hesabı, 128.164.01.01.001 alt hesap kodunda davalı borç bakiyesinin 2.076,43 Euro bedele, 13.04.2018 tarihinde ise karşılığı 10.697,64 TL bedele isabet ettiğinin görüldüğü; . Davalı şirket ticari defter kayıtları içeriğinde yapılan inceleme ile tanzim olunan Talimat Bilirkişi Raporu ekinde yer alan ve davalı şirketin davacı şirketle olan ticari ilişkisini 320 Satıcılar Hesabı, 320.01.343 alt hesap kodunda takip ettiği ve tarafların Mutabakat Mektubu kapsamında yer alan 26.12.2017 tarihine kadar olan 27.850,42 TL ve 40.005,00 EURO bedelin davalı ticari defter kayıtları ile örtüştüğünün anlaşıldığı; neticeten davalı ticari defterlerine göre davacı alacak tutarının huzurdaki davaya konu edilen 2.076,43 EURO olduğunun tespit edildiği . Sonuç itibarıyla, davacının davasının kabulü halinde taraf ticari defterleri ile de mutabık olunan 2.076,43 Euro bedelin tahsilinin talep edilebileceği; Sayın Mahkemenizin aksi kanaatte olması halinde başka bir ifadeyle çeklerin verildiği tarih itibarıyla döviz alış kuru ( taraflar arasındaki borç/alacak ilişkisine esas kayıtların TCMB Döviz Alış Kuru üzerinden hesabı kapsamında) üzerinden yapılacak hesaplamanın benimsenmesi halinde davacının davalıdan 320 Euro alacaklı Olduğu; . Davacı şirket vekili tarafından sunulu dava dilekçesinde Belirsiz alacak davası olarak ikame ettikleri davanın kabulü ile Kur farkından doğan alacağın temerrüt tarihi olan 09.04.2018 tarihindeki TL karşılığı 10.373,46-TL'nin 09.04.2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi talebinin kabulü halinde hesaplanan faiz tutarının 6.406,47 TL olduğu; . Sayın Mahkemeniz tarafından çeklerin ödeme tarihi değil, verildiği tarihteki döviz alış kurunun benimsenmesi halinde ise davacı alacak tutarının 320,00 Euro olduğu; anılan bedelin temerrüt tarihi itibarıyla 1 Euro- 4,9677 TL (06.04.2018 Günü Saat 15:30'da Belirlenen Gösterge Niteliğindeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kurları) üzerinden 1.579,66 TL tutara isabet ettiği; 09.04.2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi talebinin kabulü halinde hesaplanan faiz tutarının 975,57 TL olduğu;" sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Dava; 10.373,46-TL alacağın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile birlikte tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Taraflar arasındaki ticari ilişkiye dayalı olarak kur farkından kaynaklı açık hesap alacağına dayalı alacak istemli dava olduğu görüldü. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde: Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu dava ile davalı ile aralarındaki ticari ilişki gereği döviz olarak düzenlenen faturalar yönünden ödeme tarihi itibariyle tespit olunan kur üzerinden ödemenin mahsubu gerektiğini bu sebeple kur farkı alacağı bulunduğu iddiası ile alacağın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında çek ile ödeme yapıldığını, davacıya borcunun bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, ödemeler ve kesilen faturalar hususunda tarafların defter ve kayıtları yönünden uyuşmazlık bulunmadığı, taraflar arasındaki temel uyuşmazlığın ve kur farkı talebinin davalı tarafından çek ile yapılan ödemelerin hangi tarihteki kur üzerinden mahsubu gerektiği üzerinde toplandığı anlaşılmaktadır. Nitekim taraflarca 26.12.2017 tarihinde davalının davacıya borcunun 27.850,42-TL ve 40.005,00-Euro olduğu hususunda mutabakata varıldığı anlaşılmaktadır. Mutabakat sonrasında davalı tarafından davacıya yapılan nakit ödemeler hususunda da tarafların kayıtları arasında uyuşmazlık bulunmamakta olup bu husus da Mahkememizce inceleme konusu yapılmamıştır. Taraf kayıt ve talepleri arasındaki uyuşmazlık davalı tarafından davacıya verilen çeklerin davalı tarafından çek tevdi tarihindeki kur esas alınarak borçtan düşülmesi, davacı tarafından ise çeklerin ödeme tarihindeki kur esas alınarak borçtan düşülmesi sebebiyle oluştuğu her iki bilirkişi raporundan da anlaşılmaktadır. 6098 sayılı Kanun'un ödemeye ilişkin 99. Maddesi şu şekildedir: "Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir." İlgili hükümden görülebileceği üzere döviz borçlarının ödenmesi hususunda alacaklının seçimlik hakkı bulunmakta olup, alacaklı tarafından ödeme tarihindeki kur üzerinden TL karşılığı, döviz borcunun aynen ödenmesi, temerrüt tarihindeki kur karşılığı TL bedelin ödenmesi yönünde seçimlik hak kullanılabilecektir. Seçim hakkı, hukuki niteliği itibariyle, tek taraflı, varması gerekli irade beyanıyla kullanılan yenilik doğuran bir haktır. İrade beyanı, karşı tarafa varmakla kendiliğinden sonuçlarını doğurur; borcun konusu, tek bir edim hâlinde kesin olarak belli olur. Böylece edim, sanki başlangıçtan beri borçlanılmış kesin ve belirli bir edim hâlini alır. Seçim beyanı, geçmişe etkili sonuçlar doğurur. Bu niteliği ve özelliğiyle seçim hakkı, yenilik doğuran bir hak olup, değiştirici yenilik doğuran haklar grubuna girer. Bunun sonucu olarak, seçim hakkının kullanılması ile mevcut hukukî (durum) ilişki değişir. Seçim hakkı, yenilik doğuran hak olduğu için kullanılmakla sona erer. Bu nedenle seçim beyanından dönülemez (Eren, s. 986-987). Bu sebeple seçimlik hak niteliği gereği yenilik doğuran hak olup, kullanılmakla tükenecek ve taraflar arasındaki döviz kaynaklı alacak borç ilişkisinin tasfiyesi alacaklının seçimlik hakkını kullanması sonucunda kullandığı seçimlik hakka göre tasfiye edilecektir. 6102 sayılı Kanun uyarınca çek bir ödeme aracı olup, çekin döviz alacağı için döviz hesabına bağlı olarak düzenlenmesi mümkündür. Bu bağlamda davacı alacaklının davalı tarafından TL olarak düzenlenerek teslim edilen çekleri 6098 sayılı Kanun'un 99. Maddesi gereğince TL karşılığı olarak kabul ettiği gözetildiğinde söz konusu çeklerin tevdi tarihi itibariyle ödeme olarak gözetilmesi ve tevdi tarihindeki kurlar esas alınarak döviz borcundan mahsubu gerekmektedir. Nitekim Yargıtay ...... Hukuk Dairesi ..... E., ...... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Dava, cari hesap ve kur farkı alacağından kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir. Dosya içerisinde bulunan 25.01.2018 tarihli bilirkişi ek raporu incelendiğinde cari hesaba yönelik yapılan ve hesaplamaya esas alınan 342.430,00 TL davalı ödemelerinin çeklerle yapıldığı görülmektedir. Çeklerle yapılan ödemelerde kur farkı istenemeyeceği Dairemizce istikrar kazanmış uygulamalardandır. Mahkemece bu husus gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir." Nitekim Yargıtay ...... Hukuk Dairesi ..... E., ..... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Dava, kur farkı alacağından kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki sözleşmede kararlaştırılan bedel yabancı para cinsinden olup, davacı alacağının tahsili için davalı tarafından verilen çekleri teslim almıştır. Çek bir ödeme vasıtası olup, döviz üzerinden düzenlenmesi mümkün olduğu gibi, bedel hanesi verildiği andaki döviz satış kuru üzerinden hesap edilerek de doldurulabilir. Buna rağmen, ödemeyi Türk Lirası üzerinden çek olarak kabul eden davacının bu aşamadan sonra kur farkı isteyemeyeceğinin kabulü gerekirken, mahkemece delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir." Bu kapsamda davacının davalı tarafından teslim edilen çekleri tevdi ettiği tarihteki kur üzerinden ödemeyi kabul ettiği, çekin ödeme aracı olması sebebiyle çekle yapılan ödemelerden tekrar kur farkı talep edilemeyeceği anlaşılmaktadır. Mahkememizce alınan iki ayrı bilirkişi raporunda da aynı yönde tespitler yapılmış olup, ilk alınan bilirkişi raporunda çeklerin tevdi tarihlerine göre esas alınan TCMB kurlarının hatalı olduğu bu sebeple davacı alacağının daha düşük tespit edildiği, Mahkememizce TCMB üzerinden yapılan kontrolden 2. Rapordaki kurların TCMB verileri ile uyumlu olduğu anlaşılmakla Mahkememizce ikinci alınan rapor hükme esas alınmış, davalı tarafından davacıya teslim edilen çeklerin tevdii tarihindeki TCMB kurları üzerinden mahsubu ile davalının davacıya olan döviz borcu yönünden yapılan hesaplamaya göre davalının davacıya 320,00-Euro borcunun kaldığı tespit edilmiştir. Mahkememiz nezdinde açılan davada dava dilekçesinde davacı tarafından döviz borcu TL'ye çevrilmek suretiyle seçimlik hakkın kullanıldığı ve alacağın TL olarak talep edildiği gözetildiğinde davalının bakiye borcu olan 320,00-Euro'nun TL karşılığı olan 1.579,66-TL alacağın davacı tarafından davalıya ihtar çekilerek verilen süre sonunda davalının temerrüde düştüğü temerrüt tarihi olan 09.04.2018 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesi gereğince avans faizi ile davacıdan alınarak davalıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, -Buna göre; 1.579,66-TL alacağın temerrüt tarihi olan 09.04.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davacıdan alınarak davalıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 2-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL harçtan peşin alınan 177,16-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 438,24-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, Davacı tarafça yatırılan 177,16-TL peşin harç ve 80,70-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 257,86 TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 3-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve red oranı dikkate alındığında %15,22'i olan 201-TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, bakiye 1.119,00-TL'sinin davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Davacı tarafça yapılan 10.365,16-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 1.578,39-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 5-Davalı tarafça yapılan 250-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 211,93-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalan kısmının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 1.579,66-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 8.793,8-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara İADESİNE, 9-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara TEBLİĞİNE, Dair; miktar itibari ile KESİN olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/01/2025

Katip .....

Hakim ....... ¸e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2022/96, K. 2025/12, T. 07.01.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2022-96-e-2025-12-k-b38d24507753