İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2022/812 E. 2026/186 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2022/812
Karar No
2026/186
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/812 Esas KARAR NO : 2026/186

DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/06/2013 KARAR TARİHİ : 19/02/2026 YAZIM TARİHİ : 13/03/2026

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından Büyükçekmece ,... İcra Müdürlüğünün .... E sayılı takip dosyası ile müvekkili aleyhine takibe konan senedin müvekkilinin temyiz kudretinden yoksun olmasından yararlanılarak teminat amaçlı alındığını, ayrıca senette tahrifat olduğunun ve teminat amaçlı alındığının davalının savcılık ifadesinde de ikrar edildiğini, davalının müvekkiline ait taşınmaza talip olduğunu, başkalarına satmaması için de dava konusu senedi teminat amacı ile onun temyiz kudretinden yoksun olmasından istifade ederek imzalattığını, müvekkilinin okuma yazma da bilmediğini, müvekkilinin davalıdan para almadığını ve dava konusu senetten dolayı davalıya borçlu bulunmadığını ileri sürerek ihtiyati tedbir ile takip konusu senetten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespiti ile senedin iptaline ve davalının %40 kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; yetkili mahkemenin İstanbul mahkemesi olduğundan yetki ilk itirazları bulunduğunu, davacının kısıtlanmış olduğundan bu davayı açamayacağını, tedbir talebi ile tayin edilen teminat miktarına itiraz ettiğini, davacının tanık dinletme talebine muvafakatlarının bulunmadığını, davacı kısıtlı ise de akli melekelerinin yerinde bulunduğunu, dava konusu senedin davacıya ait taşınmazdaki ½ hissesinin müvekkiline satılması için müvekkilinden aldığı 250.000,00 TL nakit para için verildiğini savunarak davanın reddi ile %40 kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. ARAŞTIRMA; 1-Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma sayılı dosyasında yer alan Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar getirtilmiştir. 2-Büyükçekmece .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin .... Esas sayılı dosyasında yer alan kesinleşme şerhli gerekçeli karar getirtilmiştir. 3-Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nın .... Soruşturma sayılı dosyasındaki evrak suretleri getirtilmiştir. 4-Büyükçekmece ..... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin .... Esas - .... Karar sayılı dosyasının onaylı sureti getirtilmiştir. 5-Topkapı Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi'nin 19/12/2022 Tarih ve ..... Sayılı yazısı ile; davacı tarafın MEDULA sisteminde herhangi bir tedavi kaydının bulunmadığı bilgisi verilmiştir. 6-Süreyyaşa Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi'nin 20/12/2022 Tarih ve ..... Sayılı yazısı ile; davacı tarafın MEDULA kayıtları getirtilmiştir. 7-Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin 10/01/2023 Tarih ve ..... Sayılı yazısı ile; davacı tarafın müracaat kaydı bulunmadığı bilgisi verilmiştir. 8-Büyükçekmece Mimar Sinan Devlet Hastanesi'nin 05/01/2023 Tarih ve .... Sayılı yazısı ile; davacı tarafın müracaat kaydı bulunmadığı bilgisi verilmiştir. 9-Sirkeci Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi'nin 20/03/2023 Tarih ve ... Sayılı yazısı ile; davacı tarafın malzeme bilgisine rastlanılmadığı bilgisi verilmiştir. 10-Topkapı Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi'nin 22/03/2023 Tarih ve .....Sayılı yazısı ile; davacı tarafın MEDULA hastane dökümleri getirtilmiştir. 11-Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin 28/03/2023 Tarih ve ... Sayılı yazısı ile; davacı tarafın tedavi kaydı olmadığı anlaşılmıştır. 12-İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü'nün 30/04/2024 Tarih ve ..... Sayılı yazısı ile; .... ve ... isimli doktorlara ait bilgiler getirtilmiştir. 13-Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin 02/06/2025 Tarih ve ... Sayılı yazısı ile; davacı tarafın tıbbi kayıtları getirtilmiştir. 14-Süreyyapaşa Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi'nin 02/06/2025 Tarih .... Sayılı yazısı ile; davacı tarafa ilişkin Medula Eczane sistemi kayıtları getirtilmiştir. 15-Büyükçekmece .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin .... Esas sayılı dosyası UYAP aracılığıyla Mahkememize getirtilmiştir. Tanıklar dinlenilmiştir. Davacı tanığı .... beyanında; ben tarafları tanırım aynı mahallede uzun süredir otururuz, ben aynı zamanda müteahhitlik işleri ile iştigal ediyorum, davacıyı tanıdığımdan beri kendisi devamlı alkol alır, ne konuştuğunu bilemez, yaptıkları işin sonuçlarını kavrayacak nitelikte değildir, 2003 yılında davacının evinin yakınında bir inşaat yapıyordum gece inşaata geldiğimde kendisini kolon dibinde eli yüzündü oturduğunu çok kez görmüşümdür, ayrıca kendisinin inşaatta çalışanlara küfür ve aşırı saldırgan olarak davrandığını gördük, o gün bizi davalı saldırıdan korumuştur, davacı sürekli alkol alır ve sarhoş durumdadır yalnız başına karar verebilecek durumda değildir, davacının okuma yazması yoktur, bazen kendisine para veririz, ne aldığını bilmediği için mutlaka ailesinden birinin yanında alış veriş yaparız, ben davacının davalı tarafa senet imzalayıp verdiğini görmedim, ben dava konusu taşınmaz ile ilgili kat karşılığı inşaat sözleşmesi yaptım, ancak davacının eşi ve çocukları, kardeşi ve onun çocukları ile yani tüm hissedarlar ile birlikte ve şahitler huzurunda yaptım, sözleşmeye davacıya vekaleten hanımı ve çocukları imza attı, dedi. Davacı tanığı ... beyanında; Ben davacıya ev sattım, daha önce kendisini tanımazdım, ... olarak bildiğim kişi ile davacı bana gelerek benden arsa ve üzerindeki evi satın almak istediklerini söylediler, anlaştık, evi sattım, parasını .... ödedi, bu anlaşmalar yapılırken davacı hiç konuşmadı, kendisi alkollü bir vaziyette idi, sonradan tapuya gittik, tapuda ... olarak bildiğim davacının yanındaki şahıs bir kağıda bir şeyler yazmış, onu davacıya verdi, davacı da bu kağıda bakarak yazmaya çalıştı, ben orada davacının okuma yazma bilmediğini anladım, tapu işlemlerini tamamladık, ayrıldık, ben daha önce davacıyı tanımam, davalıyı da tanımam, davalıyı da hiç görmedim dedi. Davacı tanığı ... beyanında; ben tarafları tanırım, davacı ile aynı mahallede oturuyoruz ben doğma büyüme aynı mahalledeyim, davacının okuma yazma bilmediğini gayet iyi biliyorum, kendisi devamlı alkol alan bir kişidir, yaptığı işlerin neticesini kavrayacak durumda değildir, davacının okula gitmediğini biliyorum, hiç kahvede otururken gazete okuduğuna da şahit olmadım, ancak davacının kahvehanede pişti tabir edilen zaman zaman oyun oynadığını gördüm, dedi. Davacı tanığı ... beyanında; tarafları tanıyorum, davacı ile aynı köylüyüm, aynı mahallede oturuyoruz, küçüklüğümden beri tanırım, davacının okuma yazma bilmediğini biliyorum, kendisinin devamlı alkol aldığını biliyorum, devamlı sarhoş bir halde gezer, kendisine takılanlara küfür eder, ıslık çalanlara karşı antipatisi vardır, ıslık çalındığında küfür eder, bana göre davacının akli melekeleri yerinde değildir, davacının bu halde olduğunu davalıda bilir, mahalledeki herkeste bilir, dedi. Davacı tanığı .... beyanında; davacı benim kardeşimdir, davalı ise dayımın oğludur, davacı benim gibi hiç okula gitmemiştir, okuma yazması yoktur, askerde de okuma yazma öğrenmemiştir, kardeşim devamlı alkol alır, alkoliktir, akli melekeleri yerinde değildir, ben dava konusu senedin verilmesi hususunda herhangi bir bilgiye sahip değilim, davalı da kardeşimin durumunu yakın akrabamız olması nedeniyle yakından bilir, ben de daha önce .... ve kardeşi .... 'ın aracılığı ile bir takım arsalarımı sattım, parasını da aldım, sonradan öğrendiğime göre kardeşim ile ortak olan arsamızı da davalı almak istemiş ancak benim bu durumdan haberim olmadı bana söylemediler, daha önce kardeşim ile birlikte tapuda bir satışa imza attık, ancak davalı ve kardeşine güvendiğimiz için onların söylediği şekilde imzaladık, başka zamanlarda yine bu şekilde imza ve yeri geldiğinde parmak izi kullandık, doğrudur, davanın açılmasından önce davalının bürosunda kardeşim davacı ile birlikte iken kardeşime bu arsayı davalıya sattım diye sorduğumda kardeşim bana herhangi bir cevap vermedi, ehliyetimin olduğu doğrudur, dışardan okul bitirmek suretiyle aldım, bu konuda tanıdığım öğretmenler yardımcı oldu, ancak okuma yazmam yoktur dedi. Davacı tanığı ... beyanında; davacı benim kayın pederim .... kardeşidir, davalıda teyze oğlu dur, davacı ile kayın pederimin okuma yazmaları yoktur, kendileri imza yerine parmak izi kullanırlar, davacı sürekli alkol alır ve ayık gezdiğine rastlanılmaz, alkolün etkisinde olduğu için ne yaptığını bilmez, ben taraflar arasında arsa alım satım ve senet verilmesi hususunda bilgiye sahip değilim, davalılar davacının bu durumunu yakın akraba olduklarından bilmektedir dedi. Davacı tanığı ... beyanında; davacı benim öz amcamdır, davalı ise amcamın dayısının çocuğudur, amcamın okuma yazması yoktur, imza olarak söylendiği şekilde belgelere imza atar, ben 44 yaşındayım bildim bileli amcam alkoliktir, ayık zamanı yoktur, yaptığı işlemlerin sonucunu kavrayacak durumda değildir, davalı da aynı avlu aynı yerde oturduğumuzdan bu durumu gayet iyi bilir, ben taraflar arasında ki ilişkiler konusunda bilgiye sahip değilim ancak köyde amcamın davalıya arsa sattığı söylentisi çıktı, hemen durumu kardeşime bildirdim, o da davacının hanımına bildirmiş, o da tapuya şerh koydurmuş ve o gün satışı engellemiş ben bunları sonradan duydum, şerh konulması üzerine de davalı taraf bir senet çıkarttı, dedi. Davacı tanığı .... beyanında; davacı benim öz amcamdır, davalı babamın dayısının oğludur, amcam okur yazar değildir, yakın akraba olması nedeniyle davalı da bu durumu bilir, ben 40 yaşındayım bildim bileli amcam davacı devamlı alkol kullanır, hiç ayık gezmez bu nedenle yaptığı işlerin sonuçlarını bile bilecek durumda da değildir, amcam ve babam zaman zaman davalı ve kardeşinin aracılığı ile arsa satmıştır, konusu yapılan arazi babamla amcam adına kayıtlıdır, babamdan habersiz ve ondan gizlenerek bir satım girişiminde bulunulmuş, bir komşu bunu söyledi, bunun üzerine amcamın hanımı ... ı alarak tapuya giderek şerh koydurduk, çünkü arazinin üzerinde aile konutu vardı, aile konutu şerhi koydurduk, biz bu şerhi koydururken davalının kardeşi ... tapudaydı, böylece satışı engelledik, dava konusu senette sonradan ortaya çıktı, bu senedi davalının amcama imzalattığını duydum, taraflar arasında para alış verişi konusunda bilgim yoktur dedi. Davacı tanığı ... beyanında; Ben davacının damadıyım tarafları tanırım, 2008 yılında davacının kızı ile evlendim, o tarihten öncesi de tanıyorum, davacının okuma yazması yoktur, kendisi devamlı alkol kullanır, ben taraflar arasında bir arsa satımı ve senet imzalaması konusunda bilgiye sahip değilim, daha sonra öğrendim, dedi. Davacı tanığı ... beyanında; davacı benim eşimdir, davalı da eşimin dayısının oğludur, 35 yıldır evliyim, eşimin okuma yazması yoktur, kendisi sürekli alkol kullanır, ben taraflar arasında arsa satışı hususunda ve senet verilmesi hususunda herhangi bir bilgiye sahip değilim sonradan dava konusu olayı öğrendim, eşim daha önceleri de başka kişilere arsa satmıştı, ancak işlemler sırasında ben yanında yoktum, eşimin okuma yazma bilmediğini ve sürekli alkol aldığını davalı da çok yakından bilmektedir, ben eşimin kat karşılığı inşaat sözleşmesi yaptığı konusunda bilgiye sahip değilim sonradan böyle bir sözleşme yapıldığını öğrendim ancak ben yanında değilim, dedi. Davacı tanığı ... beyanında; davacı benim babamdır, davalı da babamın dayısının oğludur, benim babam okur yazar değildir, babam devamlı alkol alır hiçbir ayık zamanı yoktur, ben babamın davalıya arsa sattığı parasını aldığı senet imzaladığı konusunda bilgiye sahip değilim daha sonra öğrendim, babam daha önce de arsa satmıştı bu işlemler sırasında yanında amcam ... vardı, nasıl işlem yaptığı konusunda bilgim yoktur, davalı babamın okur yazar olmadığını ve devamlı alkol kullandığını iyi bilir, dedi. Davacı tanığı ... beyanında; tarafları tanırım, aynı semtte oturuyoruz, davacının okur yazar olmadığını biliyorum, davacının sürekli alkol kullandığını da biliyorum, davalı akrabasıdır davacının bu halini de kendisi yakından bilir, ben davacı ve çocukları ve diğer hissedarları ile tam tarihini hatırlamıyorum kat karşılığı inşaat sözleşmesi yaptım, davacının okuma yazması olmadığını bildiğim için tanıklar huzurunda noterde parmak bastırmak suretiyle sözleşmeyi yaptık dedi. Davacı tanığı ... beyanında; davacı benim halamın oğludur, davalı ise benim öz kardeşimdir, kendilerini yakından tanırım, ben davacının kahvede gazete okuduğunu, ayrıca yazı yazdığını gördüm, kendisi kısmen okur yazardır, davacının eskiden bir iki şişe içki içtiğini biliyorum, son zamanlarda ki halini pek hatırlamıyorum, tam tarihini hatırlamıyorum 2009 yılı 4 veya 5 aylar olsa gerekti ben yazıhanedeyken önce kardeşim geldi arkasından davacı geldi, orada davacı oturduğu evin bulunduğu arsadaki hissesinin yarısını davalıya sattı, 250 Milyara sattı, parasını orada aldı, daha önce bu konuda anlaştıkları belli idi, benim dükkana parasını almaya gelmişti, parayı aldı, karşılığında bir senet imzaladı, senet miktar falan yazılıydı, Hatırladığım kadarıyla senedi yazıhanede ben doldurmuş olabilirim, tam hatırlayamıyorum, ben davacının talebi ile İpsalaya tapu işlemleri için gittim ben parkta oturdum o tapu işlemlerini yapıp geldi, oğlum ... bize şoförlük yaptı, parkta oğlum ... benim ile birlikte oturdu tapuya hiç çıkmadı, davacı tapudan geldikten sonra biz oğlumla döndük, davacı orada kaldı, davacının kardeşim davalıya sattığı yerin tapu işlemleri için davacı bana vekaletname verdi, daha sonra azletti, ... ve ....'yı Kavaklıdan tanırım, vekaletname hazırlanırken ben mevcuttum bu kişilerde sonradan gelip tanıklık yaptılar, savcılıkta ben ifade verdim, orada ki ifademi tam hatırlamıyorum dedi. 16/10/2025 Tarihli Adli Tıp Raporunda; “Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)” davası nedeniyle “15/04/2009 tarihli işlemin yapıldığı esnada fiil ehliyetinin olup olmadığı” sorulan Ramazan oğlu, 1939 doğumlu ...'ın Kurumumuzca 15/11/2024 tarihinde yapılan muayenesi ve psikometrik tetkiki sonucunda elde edilen bilgi ve bulguların yorumlanmasından; halihazırda fiil ehliyetini müessir ve kişide şuur ve harekat serbestisi ile olayları kavrayıp onlardan sağlıklı sonuçlara varabilme yeteneğini ortadan kaldıracak mahiyet ve derecede olan hafif demans denilen bunama halinin tespit edildiği, ancak dava dosyasının tetkikinde; sorulan işlem tarihinde fiil ehliyetini azaltacak veya ortadan kaldıracak mahiyet ve derecede herhangi bir akli arıza içinde bulunduğunu gösteren tıbbi bulgu ve belgeye rastlanmadığı, Kurumumuzca tespit edilen hafif demans halinin sorulan 15/04/2009 işlem tarihine teşmil edilemeyeceği, kendi hür iradesi istikametinde serbest olarak eylem ve işlemlere girişebileceği tıbbi kanaatine varıldığı, bu duruma göre ...’ın 15/04/2009 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğu oy birliği ile mütalaa olunur. HUKUKİ SÜREÇ: Mahkememizin ... Esas, ... Karar sayılı kararı ile, davanın kabulü ile, davacının Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğünün .... esas sayılı dosyasında takibe konu edilen keşidecinin davacı, lehtarın davalı olduğu, 15/04/2009 tanzim ve 05/05/2009 vadeli 250.000,00-TL bedelli senetten dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, 250.000,00-TL üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, Mahkememizce verilen ... Esas, .... Karar sayılı ilamı ile davanın kabulüne dair verilen karara karşı temyiz yoluna başvurulması üzerine, Yargıtay ..... Hukuk Dairesinin ..... Esas, .....Karar sayılı kararı ile; "Dava konusu bono altındaki imzanın davacının eli mahsulü olduğu icra hukuk mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesi ile saptanmıştır. Her ne kadar icra hukuk mahkemesince verilen karar takip hukuku ile ilgili olup, menfi tespit davasına bakan bu mahkemeyi bağlamaz ise de iş bu menfi tespit davasında imza inkarına dayanılmamış, davacının okuma yazma bilmediği ve temyiz kudretinden yoksun olduğu iddialarına dayanılmıştır. Bir kimsenin okuma yazma bilmemesi, imza kullanması halinde kambiyo senedi düzenlemesine engel değildir. Bu itibarla yerel mahkemenin özellikle, bu çerçeve etrafında oluşturduğu gerekçede isabet bulunmamaktadır. Ne varki, dava dilekçesinde davacının medeni hakları kullanma ehliyetinden yoksun olduğu iddia edilmiş ve yargılama sırasında davacının vesayet altına alındığı görülmüştür. Bu husus mahkemece re'sen gözetilmesi ve değerlendirilmesi gereken hususlardan olup, dava konusu senedin tanzim tarihi itibariyle davacının medeni hakları kullanma ehliyetinin bulunup bulunmadığı yönündeki iddia üzerinde durulup, yeterli araştırma ve inceleme yapılarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. " gerekçesiyle Mahkememizce verilen karar kaldırılmıştır. Mahkememizce verilen .... Esas, ... Karar sayılı kararı ile Yargıtay bozmasına konu 21/05/2015 gün ve .... Esas, .... Karar sayılı kararında direnilmesine dair verilen karar üzerine, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2019/(19)11-.... Esas, .... Karar sayılı kararı ile; "Eldeki dava bonoya dayalı menfi tespit istemine ilişkin olup, mahkemece davacının okuma yazma bilmediği, senedin tanzim tarihinde yürürlükte bulunan HUMK'nın 297. maddesi hükmü gereğince tanzim edilecek bir senetle davacının sorumlu olabileceği ancak takip ve dava konusu senedin anılan Kanun hükmüne uygun düzenlenmediğinden geçerli kabul edilemeyeceği, dolayısıyla bu senetten dolayı davacının sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacı demansiyel süreç nedeniyle 22.11.2012 tarihinde vesayet altına alınmış, eldeki dava ise 07.06.2013 tarihinde açılmış, husumete izne ilişkin karar dava açıldıktan sonra verilmiştir. Bu davada davacı tarafça imza inkârına dayanılmamış, temel olarak davacının temyiz kudretinden yoksun olduğu ve okuma yazma bilmediği iddialarına dayanılmıştır. Bir kimsenin okuma yazma bilmemesi, imza kullanması hâlinde kambiyo senedi düzenlemesine engel değildir. Zira, HUMK’nın 297. maddesi adi senetlere uygulanması gereken bir hüküm olduğu gibi, kambiyo senedi olan bonoların geçerliliği için el ile imza atılmış olması gerekir. Ancak, dava dilekçesinde davacı asılın medeni hakları kullanma ehliyetinden yoksun olduğu iddia edilmiş ve yargılama öncesinde de davacının vesayet altına alındığı görülmüştür. Bu husus mahkemece re'sen gözetilmesi ve değerlendirilmesi gereken hususlardan olup, dava konusu senedin tanzim tarihi (15.04.2009) itibariyle davacının medeni hakları kullanma ehliyetinin bulunup bulunmadığı yönündeki iddia üzerinde durulup, yeterli araştırma ve inceleme yapılarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekir. Davacının, belirtilen tarih itibariyle medeni hakları kullanma ehliyetinin bulunup bulunmadığı hususunun tespiti için mahkemece davacı asıla ait belirtilen tarih itibariyle hastane raporları, kullandığı ilaçlar usulünce temin edildikten sonra, dosya ilgili belgelerle Adli Tıp Kurumuna gönderilmeli, alınacak rapor değerlendirildikten sonra bir karar verilmelidir. Diğer yandan, direnmeye esas kara başlığında davacı olarak “...’a vesayeten ....” şeklinde gösterilmesi gerekirken “...”ın gösterilmesi maddi hataya dayalı olup, mahallinde düzeltilebileceğinden ayrıca bu husus bozma nedeni yapılmamıştır. Hâl böyle olunca tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki delillere, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır." gerekçesiyle Mahkememizce verilen direnme kararı kaldırılmıştır. Dosya mahkememizin yukarıda belirtilen esas sırasına kaydedilerek yargılamaya devam olunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, Büyükçekmece ..... İcra Müdürlüğünün ...... esas sayılı dosyasında takibe konu edilen 15/04/2009 tanzim tarihli ve 05/05/2009 vadeli tarihli 250.000,00-TL bedelli bonodan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ve kötü niyet tazminatı talebine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, takip ve dava konusu bonodan dolayı davacının davalıya borçlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünün .... esas sayılı dosyası dosyamız arasına alınmış, incelendiğinde, davalı tarafından, davacıya karşı başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi olduğu, takip çıkışının 335.354,98-TL olduğu, takip dayanağının, keşidecisi davacı, lehtarı davalı olan, 15/04/2009 düzenleme tarihli, 05/05/2009 ödeme tarihli, 250.000,00-TL bedelli bono olduğu anlaşılmıştır. Davacı, dava dilekçesinde, yaşlı olduğunu, temyiz kudretinin olmadığını, okuma yazma bilmediğini, kandırıldığını ileri sürmüştür. Mahkememizin ..... Esas, ..... Karar sayılı kararı ile, davacının okuma yazma bilmemesi nedeniyle senetle borç altına giremeyeceği gerekçesi ile davanın kabulü ile, davacının Büyükçekmece... İcra Müdürlüğünün ..... esas sayılı dosyasında takibe konu edilen keşidecinin davacı, lehtarın davalı olduğu, 15/04/2009 tanzim ve 05/05/2009 vadeli 250.000,00-TL bedelli senetten dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, 250.000,00-TL üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, ancak, yukarıda belirtildiği üzere, Yargıtay ... Hukuk Dairesinin ... Esas, ... Karar sayılı kararı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2019/(19)11-... Esas, ... Karar sayılı kararı ile mahkememiz kararının bozulmasına karar verilmiş olup, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2019/(19)11-... Esas, ... Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, bir kimsenin okuma yazma bilmemesi, imza kullanması hâlinde kambiyo senedi düzenlemesine engel değildir. Zira, HUMK’nın 297. maddesi adi senetlere uygulanması gereken bir hüküm olduğu gibi, kambiyo senedi olan bonoların geçerliliği için el ile imza atılmış olması gerekir. Mahkememizce Yargıtay ..... Hukuk Dairesinin .... Esas, .....Karar sayılı ilamı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2019/(19)11-... Esas, ......Karar sayılı ilamı doğrultusunda, yargılamaya devam edilerek, davacının tedavi kayıtları ilgili sağlık kuruluşlarından temin edilmiş, kullandığı ilaç listeleri getirtilmiş ve senedin düzenlenme tarihinde fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığı hususunda rapor düzenlenmesi için İstanbul Adli Tıp Kurumuna sevk edilmiş, İstanbul Adli Tıp Kurumunun, 16/10/2025 Tarihli Adli Tıp Raporunda; “Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)” davası nedeniyle “15/04/2009 tarihli işlemin yapıldığı esnada fiil ehliyetinin olup olmadığı” sorulan ... oğlu, 1939 doğumlu ...'ın Kurumumuzca 15/11/2024 tarihinde yapılan muayenesi ve psikometrik tetkiki sonucunda elde edilen bilgi ve bulguların yorumlanmasından; halihazırda fiil ehliyetini müessir ve kişide şuur ve harekat serbestisi ile olayları kavrayıp onlardan sağlıklı sonuçlara varabilme yeteneğini ortadan kaldıracak mahiyet ve derecede olan hafif demans denilen bunama halinin tespit edildiği, ancak dava dosyasının tetkikinde; sorulan işlem tarihinde fiil ehliyetini azaltacak veya ortadan kaldıracak mahiyet ve derecede herhangi bir akli arıza içinde bulunduğunu gösteren tıbbi bulgu ve belgeye rastlanmadığı, Kurumumuzca tespit edilen hafif demans halinin sorulan 15/04/2009 işlem tarihine teşmil edilemeyeceği, kendi hür iradesi istikametinde serbest olarak eylem ve işlemlere girişebileceği tıbbi kanaatine varıldığı, bu duruma göre ...’ın 15/04/2009 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğu oy birliği ile mütalaa olunur." şeklinde görüş bildirilmiştir. Tüm bu hususlar dikkate alındığında, Yargıtay .... Hukuk Dairesinin ... Esas, .... Karar sayılı ilamı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2019/(19)11-.... Esas, .... Karar sayılı ilamı ile sabit olduğu üzere, davacının sadece okuma yazma bilmemesi hususunun, senedin geçersiz olması sonucunu doğurmamakta olup, bir kimsenin okuma yazma bilmemesi, imza kullanması hâlinde kambiyo senedi düzenlemesine engel değildir. Zira, HUMK’nın 297. maddesi adi senetlere uygulanması gereken bir hüküm olduğu gibi, kambiyo senedi olan bonoların geçerliliği için el ile imza atılmış olması gerekir. Davacının medeni hakları kullanma ehliyetinden yoksun olduğu iddiası yönünden ise, davacının tedavi evrakları ve ilaç listeleri dosya kapsamına alınarak, İstanbul Adli Tıp Kurumuna sevk edilmesi sonucu hazırlanan İstanbul Adli Tıp Kurumu ... İhtisas Kurulunun 16/10/2025 tarihli raporunda, hafif demans halinin sorulan 15/04/2009 işlem tarihine teşmil edilemeyeceği, kendi hür iradesi istikametinde serbest olarak eylem ve işlemlere girişebileceği tıbbi kanaatine varıldığı, bu duruma göre ...’ın 15/04/2009 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğu oy birliği ile bildirilmiş olup, buna göre davacının senet tanzim tarihi itibariyle fiil ehliyetinin ve hukuki işlem yapma ehliyetinin bulunduğu anlaşılmıştır. Bunun yanında davacı senedin teminat senedi olarak verildiğinden geçersiz olduğunu ileri sürmüş, buna ilişkin savcılık dosyasında yer alan beyanlara dayanmış ise de, senedin üzerinde "nakden" yazılı olduğu, dosyamız davalısı ...'ın savcılıkta verdiği ifadesinde, arazi satın almak için davacıya 250.000,00-TL'yi verdiğini, buna karşılık davacıdan dava konusu 250.000,00-TL bedelli senedi aldığını beyan ettiği, bu kapsamda davalının beyanına göre, senedin davacıya verilen 250.000,00-TL para nedeniyle alındığı, bu durumun senedi geçersiz kılmayacağı, davacı tarafından davalıya arazi tapusunun devredildiğine dair herhangi bir belge ve delil de sunulmadığı, yine senetteki imzanın davacıya ait olduğunun inkar edilmediği, senedin üst kısmının sonradan doldurulduğu iddiası yönünden de, senedin üst kısımlarının sonradan doldurulmasının hukuken mümkün olduğu ve senedi geçersiz hale getirmeyeceği, ancak aralarındaki anlaşmaya aykırı doldurulmuş olması halinde geçersiz olacağı, davacının senedin aralarındaki anlaşmaya aykırı doldurulduğunu yazılı delile ispat etmesi gerektiği, tüm dosya kapsamına göre davacının iddialarını ispat edemediği, yukarıda açıklandığı üzere, senet tarihinde davacının hukuki ehliyetinin de bulunduğu anlaşılmakla, davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM;Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Karar tarihinde alınması gereken 732,00-TL harcın, daha önce yatırılan 4.269,40-TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 3.537,40-TL harcın talep halinde yatırana iadesine, 3-Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan 392,00-TL yapılan yargılama gideri, 176,60-TL temyiz yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 568,60-TL masrafın davacıdan alınması ile davalıya verilmesine, 5-Yatırılan temyiz karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine, 6-Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle AÜTT uyarınca 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendini vekil ile temsil ettiren davalıya verilmesine, 7-Kullanılmayan gider avansının 6100 Sayılı HMK 333. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra yatırana iadesine, Dair, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren, iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere taraf vekillerini yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/02/2026 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2022/812, K. 2026/186, T. 19.02.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2022-812-e-2026-186-k-1e63fb4c5c33