İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2022/788 E. 2024/798 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2022/788
- Karar No
- 2024/798
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/788 Esas KARAR NO: 2024/798 DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 20/10/2022 KARAR TARİHİ: 18/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA/TALEP ;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; -----dosyası ile başlatılan haksız ve hukuka aykırı icra takibinin öncelikli teminatsız, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise takdir olunacak uygun bir teminat karşılığında tedbiren durdurulmasına, davanın kabulüne, davacı müvekkillerin ----- icra dosyasına ilişkin icra takibine konan senet nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine ve senetin iptaline, haksız ve kötüniyetli olarak başlatılan iş bu takip dolayısıyla davalı yanın haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın %20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Hiçbir iddiayı kabul etmediklerini, imzaladıktan sonra senedin boş olduğunu fark etmekle boş senedi imzalamanın dahi farklı durumlar olduğunu, böyle bir durum varsa da akabinde hemen işlem yapılabilecekken kısmi ödemeler yapıldıktan sonra takibin konması sonrası kalan ödemeyi sürüncemede bırakmak için işbu davanın açıldığını, iki kişi tarafından boş senet imzalandığı bir durum/iddia sonrasında zaten ödeme yapılmasının makul ve mantıklı olmadığını, senedin üzerinde "iki ayrı" kişinin imzasının bulunduğunu iki kişi de imzaladıktan sonra güya "boş olduğunu" fark etmemiş olabilicelerinin mantıkla dahi açıklamaya gerek olmadığını, iddia edilen boş bir kağıdı imzalama suçu ile ticaret yapan kişilerin imzaladığı senedin aynı olamayacağı, basiretli davranmak zorunda oldukları, tarafların şahıs firmalarının olduğunu senette iki ayrı kişinin imzasının bulunduğunu, davacının tanık dinletme talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini ilgili mevzuat ve yerleşik yargı içtihadına göre senede karşı tanık dinletilmesinin mümkün olmadığını ve yazılı delilin geçerli olduğunu beirterek davanın reddine, %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatının, yargılama gideri ve karşı vekalet ücretinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:---- sayılı dosyası, taraflara ait ticari defter ve kayıtlar ile ---- formları,---- müzekkere cevabı, bilirkişi raporu.------dosyasının incelenmesinde; alacaklının dosyamız davalısı, borçlunun dosyamız davacıları olduğu, takibin 320.000,00 TL asıl alacak ve 14.360,55 TL olmak üzere toplam 334.360,55 TL üzerinden başlatıldığı, borcun sebebi olarak "720.000,-TL SENETTEN BAKİYE ALACAK." olarak gösterildiği görülmüştür.----tarihli yazı cevabının incelenmesinde;-----borç olarak gönderildiği, ------ ödendiği görülmüştür.Dava konusu senedin incelenmesinde; ---- bedelli, keşidecisi ---- borçlusu .---- olduğu görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; 2004 Sayılı İİK'nın 72. maddesinden kaynaklanan, borç olarak davacılara verilen paraya karşılık düzenlenen -------- dosyasına konu senetten kaynaklı olarak davacıların davalı tarafa borçlu olmadığın tespitine dair menfi tespit istemine ilişkindir. Somut olayda; davacıların dava dışı --------- 320.000,00 TL, davalı şirket yetkilisinden 120.000,00 TL olmak üzere toplam 440.000,00 TL borç aldıkları, işbu borcun 500.000,00 TL olarak alacaklılara geri ödeneceği, davalı şirket yetkilisinin alacağa karşılık boş bir senedi davacılara imzalattığı, ancak davacıların senedin boş olduğunu farketmedikleri ve senedin 500.000,00 TL olarak değil 720.000,00 TL olarak doldurulduğu, alacaklı ve borçlular arasındaki anlaşma gereği 500.000,00 TL nin muhtelif tarih ve miktarlarda alacaklılara ödendiği, bu nedenle dava konusu senedin bedelsiz kaldığı, dava konusu senetten kaynaklı davalı tarafa borçlu olunmadığı iddiasıyla huzurdaki davayı ikam ettikleri görülmüştür.------- Karar sayılı ilamı; "Yerleşik Yargıtay kararlarında ve öğretide de kabul edildiği üzere, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de, temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik "bedel kaydı"dır. Yinelemek gerekirse "bedel kaydı" kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt keşidecinin, senedin lehtarından karşı edayı aldığını ispata yarar. Aslında kambiyo senetleri hukuku yönünden bu kayıtların bir anlamı ve önemi yoktur. Çünkü, kambiyo senedinin düzenlenmesiyle, soyut bir borç ilişkisi yaratılmaktadır. Bu nedenle de karşı edimin elde edilip, edilmediğinin önemi de bulunmamaktadır. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehtar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel def'i nedenlerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır. Sözü edilen kayıtlar özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı niteliktedir. Bedel kaydı içeren bononun lehtarı, artık senedin “kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu” yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır. Borç ikrarını içeren bir belge aleyhine kanıt sunulabilir. Ancak; ikrar borcun nedenini içeriyorsa, sadece bu nedenin gerçekleşmediğinin kanıtlanması gerekir -----Bonoda kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. Ancak, bir defa bir mal alışverişine dayandığı "malen" kaydıyla ya da bir alacak borç ilişkisine dayandığı "nakten" kaydı ile senede yazılmışsa, artık buna uyulmak gerekir. Bu kayıtların aksinin savunulması senedin ta'lili (nedene, illete bağlanması) anlamına gelir ki, böyle bir durumda ispat yükü yer değiştirir. Senedi ta'lil eden, savını kanıtlamak yükümlülüğü altına girer. Senette borcun nedeni "mal" ya da "nakit" olarak belirtilmişse, tarafların yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır. Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, lehine olan senet karinesi çürümüş sayılacak, bunun sonucu olarak da iddiası paralelinde ispat yükünü de üstlenecektir. Buna senedin ta'lili denmektedir. Bu anlamda ta'lil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir.---- Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; eldeki dava bonoya dayalı menfi tespit istemine ilişkin olup, senet sebebi talil edildiğinden ispat yükünün davacıda bulunduğu, senetlerin davalıya avans olarak verildiğinin yazılı delille ispatlanamadığı, yemin delili hatırlatılmasına rağmen davacının yemin teklifinde bulunmadığı neticeten davacının davasını ispatlayamaması sebebiyle ilk derece Mahkemesi tarafından davanın reddine karar verilmesi isabetli bulunmuştur." şeklindedir.Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki alacak-borç ilişkisi kapsamında davacı tarafın incelenen defter ve kayıtlarında herhangi bir kaydın yer almadığı, davalı tarafın incelenen defter ve kayıtlarında ise davacılara yapılan 120.000,00 TL ödeme ile davacılardan alınan 400.000,00 TL ödemenin yer aldığı, dava konusu senet üzerinde yer alan imzanın davacılar tarafından inkar edilmediği, dava konusu senedin davalı taraftan alınan borca karşılık düzenlendiğinin davacıların kabulünde olduğu, uyuşmazlığın senet üzerinde yazan 720,000,00 TL bedele ilişkin olduğu, senet metni üzerinde 720.000,00 TL ibaresi ile birlikte "nakden" kaydının yer aldığı, bu aşamada senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını ileri süren davacıların 720.000,00 TL bedel kaydının doğru olmadığını, iddia ettikleri gibi 440.000,00 TL borca karşılık geri ödenmesi kararlaştırılan bedelin 500.000,00 TL olduğunu ispat yükü altında oldukları, dava değeri göz önünde bulundurulduğunda senetle ispat kuralı gereği davacıların iddialarını yazılı delil ile ispat etmeleri gerektiği, davacı tarafa yemin delilinin hatırlatıldığı ancak 08/07/2024 tarihli dilekçe ile yemin teklif edilmeyeceğinin bildirildiği, bu haliyle davacı tarafın iddialarını ispat edemediği anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 5.710,05 TL harcın mahsubuyla fazladan yatırılan 5.282,45 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 4-Davalı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1 maddesi gereğince 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan tahsili ile davalı tarafa ödenmesine, 5-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına,) Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle; --------- Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/11/2024