İlk Derece Mahkemesi · Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/505 E. 2024/1106 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/505
- Karar No
- 2024/1106
- Karar Tarihi
T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : *** KARAR NO : ***
HAKİM : ... ... KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ... ... VEKİLLERİ : Av. ... - [16271-72253-57512] UETS Av. ... - [15378-73147-90757] UETS DAVALI : 1- ... - ... ... VEKİLİ : Av. ... - [16723-27351-91355] UETS DAVALI : 2- ... - ... ...
DAVA : Tazminat ( Trafik Kazasından Kaynaklanan Araç Hasar Bedeli ve Değer Kaybı) DAVA TARİHİ : *** KARAR TARİHİ : *** GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : ***
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... tarihinde sürücü ...'nın sevk ve idaresindeki, ...'nın ruhsat sahibi olduğu; 51 ... plakalı araç, müvekkilİNE ...'e ait M ... plakalı aracına arkadan çarptığını, çarpışma sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen kazada müvekkili ...'in herhangi bir kusuru olmadığını, meydana gelen trafik kazası neticesinde müvekkili ...'in aracının hasarlı hale gelmesi sebebi ile piyasa değeri düştüğünü, bu hasarın karşılanmadığını, ayrıca müvekkili ..., aracını yaşadığı Almanya ülkesinde tamir ettirdiğini ve bu zararı da sigorta poliçesi kapsamında bulunduğunu konuya ilişkin Trafik Sigortası Genel Şartları A.1 maddesinde Trafik Sigorta Poliçesinin kapsamı belirtildiğini, buna göre sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesi halinde 2918 s. Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin etmekle mükelleftir şeklindedir. Araçta meydana gelen değer kaybı, araç bakım onarım bedeli, tamir masrafı, ikame araç bedeli, kazanç kaybı sigorta şirketi ve ruhsat sahibi tarafından karşılanmalıdır. 11.08.2021 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeni ile müvekkiline ait aracın uğramış olduğu maddi zarar ile araçta oluşan değer kaybından ve tamir masrafından kaynaklanan zararın tespit edilerek taraflarına ödenmesini, 11.08.2021 tarihinde meydana gelen kaza nedeni ile müvekkile ait araçta meydana gelen değer kaybı, tamir- maddi hasar masrafı, tespit masrafı; zararlarının tespitinin yapılarak şimdilik 100 €'nün aynen tahsiline, mümkün olmaması halinde fiili ödeme günündeki Merkez Bankası döviz efektif satış kuru üzerinden Türk Lirası karşılığının kaza tarihinden itibaren işleyecek 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca belirlenecek faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacı tarafın, araç hasarı zararı yönünden talep konusunu belirlemiş ve fakat davasını yine de belirsiz alacak davası olarak ikame ettiğini, davacı tarafın dava konusu tamamen ve açık şekilde belirli olduğunu iddia etmesine rağmen davanın belirsiz alacak davası olarak açılması hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle davacının belirsiz alacak davası açmakta menfaati bulunmadığından, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107. maddesi uyarınca davanın esasına girmeden doğrudan ve usulen reddini talep ettiklerini, davanın usulden reddini talep ettiklerini, müvekkili şirketin sorumluluğu sigortalısının kusuru ve bakiye poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, kazaya karışan 51 ... plaka sayılı araç müvekkili şirket nezdinde karayolları motorlu araçlar zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin bu poliçedeki maddi zararlara ilişkin teminat limiti ise kaza tarihi itibariyle araç başına 43.000,00-TL'dir. Davadan önce karşı yana 17.12.2021 tarihinde 11.920,64-TL araç hasarı tazminatı ödemesi gerçekleştirildiğini, 5684 sayılı sigortacılık kanunu’nun 22. maddesine göre dosyaya sunduğumuz ekspertiz raporu “delil” niteliğinde olup kazadan hemen sonra tanzim ettirilen muteber rapora değerlendirme yapılması ve davacının fahiş talebinin reddi gerektiğini, bu durumda, davanın doğrudan reddine, aksi halde, müvekkili şirket tarafından yapılan ödemenin toplam tazminattan -ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte- mahsup edilmesini, masraf ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep ettiklerini, karşı yanın somut maddi zararını ifade eden, kendileri tarafından bakiye maddi hasar ödemesi yapıldığını gösteren bir fatura dosyaya sunulmadığını, kaza sonrasında aracın onarımı gerçekleştirildiğini ve sigorta şirketi bu onarım masrafını tazmin ettiğini, karşı yanın herhangi bir somut maddi zararı bulunmadığını, bu durumda, “hakkın kötüye kullanılması yasağı” esas alınarak talebin değerlendirilmesi gerektiğini, aracın halihazırda onarılmış olduğu ve onarım nedeniyle herhangi bir zararın doğduğu da ispatlanmamış olduğundan davanın reddini, araç hasarı talebine ilişkin karşı yanın yokluklarında aldırmış olduğu tespit raporu veya faturalar varsa kabul etmediklerini, fahiş hesaplamanın yer aldığı, herhangi bir amortismanın mahsup edilmediği ve ıskonto uygulanmadan hesaplamanın yapıldığı raporun/faturanın hükme esas alınmaması gerektiğini, bu konuda mahkemece yeni bir rapor alınmasını, somut uyuşmazlıkta, dosyaya bakiye ödeme ve onarıma ilişkin de herhangi bir fatura sunulmadığını, Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesine göre; “kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” bu noktada karşı yandan aracın onarılıp onarılmadığı konusunda bilgi sorulmasını, aracın onarılması halinde onarıma ilişkin fatura ve diğer belgelerin dosyaya sunulmasının istenmesini talep ettiklerini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, karşı yanın euro cinsinden hasar tazminatı talebine istinaden, mahkemece yapılacak incelemede kaza tarihi itibariyle geçerli olan teminat limitinin Türk Lirası cinsinden değerlendirilmesi gerektiğini, yine kabul anlamına gelmemek kaydıyla, taleplerinin reddedilmesi ve aleyhe tazminata hükmedilmesi halinde teminat limitinin Türk Lirası cinsinden hesaplanmasını talep ettiklerini, zmss sigortası genel şartları'na göre yabancı plakalı araçların değer kaybı talepleri poliçe teminatı dışındadır, somut uyuşmazlıkta, yabancı plakalı aracın hasarı karşılanmış olup sigorta poliçesi üzerinden tazmin edilebilecek başka bir tazminat kalemi bulunmadığını bu nedenle, davanın doğrudan reddini talep ettiklerini, aksi kanaatte olunması halinde, değer kaybının belirlenebilmesi için konu aracın daha önce meydana gelen tüm hasarlarına ilişkin tüm kayıtlarının ilgili ülke/ülkelerdeki mercilerden temini ile dosyaya kazandırılmasını talep ettiklerini, değer kaybı tazminatı tespit edilirken dayanağını doğrudan 2918 sayılı karayolları trafik kanunu’ ndan alan karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında belirtilen hesaplama yöntemine göre zarar tespiti yapılmalıdır. Davacıya ait aracın davaya konu kazadan daha öncesinde bir kazaya karışıp karışmadığının ve aynı bölgeye hasar almış olup olmadığının, ayrıca 165.000 km'nin üzerinde olup olmadığının tespitini talep ettiklerini, davaya konu edilen aracın aynı yerde birden fazla hasarının olması, araç geçmişinde 3 ve daha fazla hasar olması ve araç kilometresinin 165.000 km’ den fazla olması hallerinde değer kaybı oluşmayacağı için belirtilen hususların tespitini ve netice olarak davanın reddini talep ettiklerini, davacıya ait aracın davaya konu kaza öncesinde hasarının bulunup bulunmadığının tespiti ve önceki hasarının olması halinde bu hasar nedeniyle değer kaybı oluşmayacağı veya araç rayiç değeri düşeceği için sonraki kazada oluşan değer kaybı meblağının azalacağı izahtan varestedir, sonuç olarak, 6100 sayılı HMK’ nın 31. maddesinde yer alan “hakimin davayı aydınlatma ödevi” kapsamında davacıya ait aracın önceki hasarlarının tespiti ile değer kaybı meblağının bu tespit esas alınarak belirlenmesini talep ettiklerini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı yanın değişken faiz talebine itiraz ettiklerini, mağdur aracın müvekkili şirket ile arasındaki ilişki ticari bir nitelik arz etmemekte ve tazminat talebi de haksız fiilden kaynaklandığını, KTK’nın tazminatın biçimi ile ilgili borçlar kanunun haksız fiil hükümlerine yollama yaptığı ve borçlar kanununda düzenlenen haksız fiil sorumluluğunda uygulanacak faizin yasal faiz olduğu, ayrıca müvekkili şirketin işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenmiş olduğu dikkate alındığında davacı vekilinin değişken faiz isteminin haksızlığı ortadadır. bu nedenle, değişken faiz talebinin reddini talep ettiklerini, zamanaşımına uğramış davanın reddine, zarar meblağının belirlendiği iddia edilmesine rağmen belirsiz alacak davası açıldığı müşahede edildiğinden davanın usulden reddine, poliçe teminatı kapsamında olmayan değer kaybı talebinin reddine, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, değer kaybı ve hasar tazminatı taleplerinin cevap dilekçesinde belirtilen ve re'sen gözetilecek nedenlerle esastan reddine, ret taleplerinin kabul edilmemesi halinde; kabul anlamına gelmemek kaydı ile, araç hasarı ve değer kaybı talepleri yönünden yukarıda belirtilen bilirkişi incelemesi yapılmasına ve tarafların kusur durumu ile bakiye teminat limiti gözetilerek hüküm kurulmasına, talebin kabulü halinde, dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesine, yargılama giderleri ile karşı vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...'nın davaya cevap vermediği görülmüştür. DELİLLER: Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır. Bilirkişi Makine Mühendisi ...'dan alınan 09/04/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Kaza olayının maddi hasarlı ve çift taraflı bir Trafik Kazası olduğu, raporun 3. Maddesinde belirtildiği üzere kazadaki KÖK NEDEN; sürücü ... sevk ve idaresindeki 51 ... plakalı aracını sürerken Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Trafik Yönetmeliğinde ASLİ KUSURLU SAYILAN TRAFİK KURALLARINDAN ve aşağıda detaylıca bahsetmiş olduğum ilgili maddelerindeki hallerini ihlal etmiş, trafik ışıklarında duran aracı fark etmemiş ve araç takip mesafesini ayarlamamış, aracını kullanırken çevre, yol ve trafik durumunu kontrol etmemiş ve araç hızını ayarlayamamış, trafik ışıklarında bekleyen araca arkadan çarparak başkalarının mal ve can güvenliğini tehlikeye atacak hatalı bir sürüş şekli izlemiş, mesleki öngörme, yetenek, tecrübe ve kabiliyetini sürüşüne yansıtamamıştır. Bu nedenle sürücü ...' nın meydana gelen olayda TAMAMEN SORUMLU OLDUĞU,
Raporun 4. Maddesinde belirtildiği üzere; söz konusu kazada araların teknik donanımlarından kaynaklanan bir problemin olmaması, dosya içeriğinde kazaya istinaden yapmış olduğum taraflar arasında yapılan Kaza Tespit Tutanağı, teknik değerlendirme ve inceleme sonrasında sürücü ...' nın sevk ve idaresindeki 51 ... plakalı aracı ile seyrederken trafik ışıklarında bekleyen M.MT-4960 Almanya plakalı araca arkadan çarpması nedeni ile M.MT-4960 Almanya plakalı BMW mara araç sürücüsü ...' in kaza olayında bir ihmalinin bulunmadığı ve herhangi bir trafik kuralını ihlal etmediği, Kazadaki araçların teknik donanımlarından kaynaklanan bir problemin olmadığı, kazanın 51 ... plakalı araç sürücü ...' nın; şahsi dikkatsizlikleri ve kural ihlalleri sonucunda ortaya çıktığı, Kazanın meydana geldiği yolda trafik işaretlemesi ve yola bağlı bir problemin tespit edilmediği anlaşılmıştır. Bu nedenle Karayolundan sorumlu kurum veya kuruluşun hizmet eksikliği ve sorumluluğunun bulunmadığı, Kaza olayının yaşanmasında başkaca kişi ya da kişilerin etkilerinin olmadığı, M.MT-4960 Almanya plakalı BMW 3.20 D E90 marka hasarlı aracın tamirinin ekonomik olduğu, aracın hasar bedelinin yedek parça ve işçilik dahil olmak üzere %18 KDV dahil 14.066,35TL olduğu, Dava konusu araç için 20.01.2022 olay tarihi itibarıyla meydana gelen Araç Değer Kaybının 5.000 TL olduğu ve dosya içeriğinde söz konusu kazaya istinaden ödenen Değer Kaybı Tutarının görülmediği, Dosya içeriğine davacı tarafından sunulan Ekspertiz ücret bilgisinin görülmediği, kanaatinde olduğunu bildirmiştir. Rapordan birer suret taraflara tebliğ edilmiştir. Davacı vekilinin bilirkişi raporuna karşı itirazlarını sunduğu, davalı ...Ş. vekilinin bilirkişi raporuna karşı itirazlarını sunduğu görülmüştür. Bilirkişi Makine Mühendisi ...'dan alınan 22/09/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; Söz konusu aracın hasarlarının Türkiye' de onarımının yapılması, yurt dışında araç hasarına ait yedek parça ve işçilik tutarlarının o ülkeye ait yetkili servis ve serbest piyasa şartlarına göre değerlendirilmesinin gerektiği, bu konuda yurt dışına ait bir veriye ulaşılamaması ile ülke mevzuatları, yetkili servis ve serbest piyasa şartlarının detaylarının bilinmemesi nedeni ile tarafımca bir değerlendirme yapılamamıştır, yönündeki tespit edildiği sonuç ve kanaatine varıldığının bildirilmiş olduğu görülmüştür. Rapordan birer suret taraflara tebliğ edilmiştir.Davacı vekilinin bilirkişi raporuna karşı itirazlarını sunduğu, davalı ...Ş. vekilinin bilirkişi raporuna karşı itirazlarını sunduğu görülmüştür. Bilirkişi E. Trafik Müh. ...'dan alınan 19/03/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacı tarafa ait M-... Almanya plakalı, 2013 model BMW 3.20 D marka otomobilin 12.10.2021tarihli kazadan kaynaklı hasarına dair toplam onarım harcamasının Almanya'daki piyasa koşullarına göre(6.655,24 Euro) 69.460,00 TL, ve değer kaybı bedelinin (500,00 Euro) 5.218,00 TK. olmak üzere davacının toplam zararının 74.678,00 TL. olduğu, Davalı ... tarafından 12.12.2021 tarihinde ödenen 11.920,00 TL. tazminat ödendiği tespit edildiğinden bakiye tazminat bedelinin 62.758,00 TL. olacağı yönündeki tespit edildiği sonuç ve kanaatine varıldığının bildirilmiş olduğu görülmüştür. olduğu kanaatini mahkememize bildirmiştir. Rapordan birer suret taraflara tebliğ edilmiştir. Davacı vekilinin dava değeri arttırım dilekçesi sunduğu, ıslah dilekçesinden birer suret davalı taraflara usulüne uygun tebliğ edildiği görülmüştür. Davalı tarafların ayrı ayrı dava değeri arttırım dilekçesine karşı itirazlarını sunduğu görülmüştür. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... nezlinde ZMSS'sı ve davalı ...'ya ait bulunan 51 ... plakalı aracın kendine ait M ... plakalı araca çaptığını, kusurun karşı tarafta olduğundan bahisle 50 Euro Tamir Marafı, 50,00 Euro değer kaybı, 10 Euro maddi (eksper ücreti) tazminat talep ettiği görüldü. Sigorta poliçesi incelenmesinde, 51 ... plakalı aracın ZMSS'in davalı ... bünyesinde sigortalandığı, trafik kayıtlarına göre ise malikin ise davalı ... ve davacının sunduğu kayıtlar dikkate alınarak yabancı plakalı M ... plakalı aracın davacıya ait olduğu olduğu anlaşılmıştır. -Belirsiz alacak davası açılamayacağı itirazının değerlendirmesinde; Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. İsviçre ve Alman Hukukunda yer alan "belirsiz alacak davası", 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Hukukumuza kazandırılmıştır. 6100 sayılı HMK'nin 107/I. maddesi "Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir" hükmünü içermektedir. Madde hükmünden de anlaşıldığı üzere Belirsiz alacak davası davacının, davada talep edeceği miktarı veya değeri tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin objektif şekilde imkânsız olması ya da bunun kendisinden beklenememesi halinde mümkündür. Davacı dava tarihinde davanın miktarını tam ve kesin olarak biliyorsa veya bunu bilebilecek durumda ise, belirsiz alacak davası açılamaz. Sorun, davacının alacağını tam ve kesin olarak belirleyebilecek bir durumda olması halinde alacağının tahsili için kısmi dava açmasının mümkün olup olmadığında toplanmaktadır. Davacının aynı hukuki ilişkiden kaynaklanan alacağının veya hakkının tümünü değil, belirli bir kısmını talep ederek açtığı davaya kısmi dava denir. Diğer bir ifadeyle, bir alacak hakkında daha fazla miktar için tam dava açma imkanı bulunmasına rağmen, alacağın bir kesimi için açılan davaya kısmi dava denir. Bir davanın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için, alacağın tümünün aynı hukuki ilişkiden doğmuş olması ve bu alacağın şimdilik bir kısmının dava edilmesi gerekir (Yargıtay HGK 17/10/2012 gün, 2012/9-838 Esas 715 Karar sayılı ilamı, Kuru/Arslan/Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 22. Bası,s.286; Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku, 12. Bası, s.320). Kısmi dava, 6100 Sayılı HMK'nın 109. maddesinde düzenlenmiş olup, maddenin 1.fıkrasında "Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir" hükmüne, 2.fıkrasında ise; "Talep konusunun miktarı, taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamaz" hükmüne yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, kısmi dava açılabilmesi için; a-Talep konusunun niteliği itibariyle bölünebilir olması, b-Talep konusunun miktarının taraflar arasında tartışmalı bulunması veya açıkça belirli olmaması gerekir. Şayet, talep konusu taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirlenebilir ise kısmi dava açılamayacaktır. Diğer bir anlatımla; talep konusunun miktarı taraflar arasında "tartışmasız" ise veya taraflar arasında miktar veya parasal tutar bakımından bir tartışma olmakla beraber, tarafların anlaşmasına gerek kalmaksızın, objektif olarak talep konusunun miktarı herkesçe anlaşılabilecek şekilde "belirli" ise, o talep sonucunun sadece bir kısmı dava edilemez. Bu gibi hallerde, kısmi davanın yasaklanmasının sebebi, davacının kısmi dava açmakta hukuki yarar bulunmadığının kabul edilmesidir. Davacının alacağını, küçük parçalara bölüp her biri için ayrı ayrı dava açmasında hukuki yarar değil; aksine, dava hakkının kötüye kullanılması söz konusudur (Pekcanıtez/ Atalay/ Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, s.319-320). Talep konusu açıkça taraflar arasında tartışmalıysa ya da açıkça belirli değilse açılan belirsiz alacak davasında davacının hukuki yararının bulunduğunun kabulü gerekir. Açılmış olan bir davada alacağın taraflar arasında tartışmalı olup olmadığı ya da açıkça belirli olup olmadığı davalının davaya vereceği cevapla anlaşılabilir. Nihayet hakim, ön inceleme aşamasında bu hususu tespit edebilir. Şayet, davalı davaya cevabında alacağı tartışmalı hale getirmişse artık, açılmış olan belirsiz alacak davasının hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddedilmeyip işin esası hakkında hüküm kurulması gerekir (Pekcanıtez/ Atalay/ Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası,s.320-321). Somut olayda da; davalı ... vekili cevap dilekçesinde, davacının belirsiz alacak olarak dava açmakta hukuki yararı bulunmadığını ve bu nedenle açılan davanın reddini istemiştir. Davalı tarafın davaya cevap dilekçesinden de anlaşılmaktadır ki; davacı alacağı taraflar arasında tartışmalı hale gelmiştir. Böyle bir durumda ve yukarda yapılan açıklamalar ışığında, davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararının olmadığından söz edilemez. Bu nedenle davacının belirsiz alacak davası açmasının mümkün değerlendirilmiştir. -Zamanaşına itirazına ilişkin değerlendirmede; Olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK m. 72 haksız fiil nedeniyle tazminat davasının zararın ve sorumlunun öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl, herhalde zararı doğuran olayın gerçekleşmesinden itibaren on yıllık sürede zamanaşımına uğrayacağı düzenlenmiştir. Ancak, haksız fiil aynı zamanda suç teşkil eden bir eylem ise ve Ceza Kanunu’nda daha uzun zamanaşımı süresi öngörülmüşse haksız fiil sorumluluğunda bu (uzamış) ceza zamanaşımı süreleri uygulanır. Uzamış (ceza) zamanaşımının başlangıcı olay tarihidir, zarar ve failin öğrenilmemesi önem taşımaz. Ceza zamanışımı süresi dolmuş ise on yıllık hak düşürücü süre içinde olmak kaydıyla zararın (gelişen durumun sona ermesinden itibaren) ve failin öğrenilmesinden itibaren iki yıllık süre içinde de dava açılabileceği düzenlenmiştir. Somut olayda kaza tarihi 12/10/2021 dava tarihinin ise 07/06/2022 olduğu anlaşılmakla zaman aşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla zaman aşımı itirazının yerine olmadığı görülmüştür. -Kusur ön soruna ilişkin değerlendirmede, Mahkememiz olayla ilgili kural ihlallerinin tespiti noktasında, hasar bedeli ve değer kaybı konusunda rapor almıştır. Kaza tespit tutanağı ve bilirkişi raporları uyarınca Kayseri ili Kocasinan ilçesinde ... günü saat 12:30 sıralarında sürücü ... sevk ve idaresindeki 51 ... plakalı aracının ön kısımları ile Mustafa Kemal Paşa Bulvarı şehir istikametinden gelerek Kaski önündeki yolda trafik ışıklarında duran sürücü ... sevk ve idaresindeki yabancı plakalı M.... plakalı aracın arka kısımlarına çarpması neticesinde meydana gelen çift taraflı ve maddi hasarlı trafik kazası olayı gerçekleşmiştir. ... sevk ve idaresindeki 51 ... plakalı aracını sürerken Karayolları Trafik Kanunu 52, 84/d ve Karayolları Trafik Yönetmeliği 101 ve 157/4 maddelerinde yer alan asli kusurlu sayılan trafik kurallarını ve trafik ışıklarında duran aracı fark etmemiş ve araç takip mesafesini ayarlamamış, aracını kullanırken çevre, yol ve trafik durumunu kontrol etmemiş ve araç hızını ayarlayamamış, trafik ışıklarında bekleyen araca arkadan çarparak başkalarının mal ve can güvenliğini tehlikeye atacak hatalı bir sürüş şekli izlemiş, mesleki öngörme, yetenek, tecrübe ve kabiliyetini sürüşüne yansıtamamıştır. Bu nedenle sürücü ...' nın meydana gelen olayda %100 oranında kusurlu olduğu değerlendirilmiştir. - Hasara ait değerlendirmede; Yargıtay Yerleşik uygulamalarına uygun olarak yabancı plakalı araçlarda, yabancı plakalı araçların hasar tazminat talepleri yönünden aracın pert değerlendirilmesi yapılsa dahi, aracın onarım bedeli, aracın satın alındığı ülke rayicindeki piyasa değeri ile karşılaştırılması bakımından önem arz etmektedir. Şöyle ki; eğer aracın satın alındığı ülke rayicindeki piyasa değeri onarım giderinden fazla ise davacı yalnız onarım giderini, onarım giderinden az ise, aracın olay gününde satın alındığı ülkedeki sürüm değerini davalıdan isteyebilir. Bu durumda mahkemece, bilirkişiden ek rapor alınarak aracın Türkiye'deki tamir bedelinin tespiti ile daha önce usulüne uygun olarak tespit edilen, olay tarihinde kayıtlı olduğu ülkedeki ikinci el piyasa rayiç değeri ile karşılaştırılarak hangisi az ise o miktara hükmedilmesi gerekir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/10741 E., 2019/10657 K. sayılı ilamı ) Somut olayda bilirkişi ... tarafından sunulan raporda yurt dışı verileri esas alınarak yapılan hesaplamada kaza tarihindeki hasarın 6.655,24 Euro olduğu, davalı ... şirketince 17/12/2021 tarhindeki 11.920,64 TL miktarlı ödemeyi ödeme tarihindeki kur üzerinden (1 Euro=18,5655) TL çevrisi olan 642,08 Euro düşüldükten sonra bakiye davacının zararının 6.013,15 Euro bulunduğu anlaşılmış olup davacının bedel arttırımında 5.963,16 Euro istemi ile bağlı kalınarak değerlendirme yapılmıştır. -Değer kaybına dair değerlendirmede; Yargıtay Yerleşik uygulamalarına uygun olarak, değer azalması veya değer kaybının belirlenmesinde dikkate alınması gereken ölçütler her olayın somut özelliğine göre değişebilecek ise de aracın markası, özellikleri ve model yılı, kullanım amacı, kullanım süresi, yıpranma payı, aracın gördüğü hasarın ağırlığı ve hasara uğrayan bölgeleri, hasarın giderilmesinde kullanılan parçaların niteliği (orijinal olup olmadığı) hususları değer kaybında gözönüne alınmalıdır. Somut olayda bilirkişi tarafından belirtilen ölçütler dikkate alınarak bir değerlendirme yapılmamıştır. Ancak davacı aracı yabancı plakalı olup kayıtlı olduğu ülkedeki ikinci el değerleri bilirkişiler tarafından hesaplanması gerekir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2015/1419 E.2018/2345 K.sayılı ilamı) Dosya kapsamında alınan rapor Yargıtay uygulamalarına uygun olduğundan davacının aracının 500,00 Euro değer kaybı zararı bulunduğu anlaşılmıştır. -Sigorta şirketinin sorumluluğuna dair değerlendirmede; Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumlluluk Sigortası Genel Şartlarının, "Sigortanın Kapsamı" başlıklı A.1 maddesinde "sigortacının poliçede tamınlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği... " öngörülmüştür. Zorunlu Mali Sorumluluk sigortacısı, karşı araçta meydana gelen gerçek zararı limit dahilinde teminat altına almıştır. Dava konusu trafik kazası sonrasında davacıya ait araçta meydana gelen değer kaybı da gerçek zarar kalemleri arasında bulunmaktadır. (Yargıtay 17. HD'nin 28/10/2013 tarih ve 2013/9624 Esas, 2013/14505 Karar). Kaldı ki 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren yeni Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.5/a maddesine göre değer kaybı maddi zararlar teminatı içerisinde yer almaktadır. Somut olayda davalı ... değer kaybından sorumludur. -Davalı ...'nın sorumluluğuna dair değerlendirmede; İşleten tanımı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” şeklinde yapılmıştır. 2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır.Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür. 2918 sayılı KTK'nın 85. maddesi “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” hükmünü içermektedir. Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, işleten sıfatının belirlenmesinde araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması ve fiili hakimiyetin uzun süreli olması gerekmektedir. Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şarttır. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin E. 2015/6031, K. 2015/13494) Somut olayda, davalı ... işleten olması nedeni ile kusursuz sorumluluk ilkesi çerçevesinde zarardan sorumludurlar. - Faize ait değerlendirmede; 2918 Sayılı Kanun'un 99. maddesinde, sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel sartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluslarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar. Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısı 2918 Sayılı KTK'nun 98/1, 99/1, ZMMS Genel Şartlarının B.2-c maddesi uyarınca hak sahibine kaza ve zarara ilişkin tespit tutanağının ve bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya başvurmasından itibaren 8 iş günü sonunda tazminat miktarını ödememesi halinde, bu tarihte, böyle bir başvurunun yapılmaması halinde ise dava tarihinde temerrüde düşeceğinden, temerrüt faizine bu tarihten itibaren hükmedilmesi gerekir. Sigortacının kısmi ödeme yapması halinde ise, söz konusu ödeme tarihi temerrüt tarihi olarak esas alınacaktır. Davalı gerçek kişi yönünden ise 6098 sayılı TBKnun 117/2 maddesinde göre haksız fiilin işlendiği tarihte temerrüde düşeceğinden olay tarihi itibariyle faize hükmedilmesi gerekir. Anılan açıklamalar uyarınca davalı ... şirketinin yapmış olduğu kısmi ödeme dikkate alınarak 17/12/2021 tarihi temerrüt sigorta şirketi yönünden bu tarihten başlatılmıştır. Diğer davalı yönünden ise temerrüt tarihi olay tarihi kabul edilmiştir. - Nihai olarak değerlendirmede; Davacının davalılar aleyhindeki değer kaybı ve hasar bedeline ilişkin DAVASININ KISMEN KABULÜ ile, 5.963,16 Euro hasar bedeli ve 500 Euro değer kaybı olmak üzere toplam 6.463,13 Euro tazminatın davalı ... şirketince 11.920,64 TL düşüldükten sonra bakiye poliçe limiti olan 31.080,00 TL (poliçe limiti kaza tarihinde 43.000,00 TL dir) ile sınırlı olması koşulu ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalı ... şirketinin poliçe limiti ile sınırlı tutulmasına, alacağı sigorta şirketi yönünden kısmi ödeme tarihi olan 17/12/2021 tarihinde itibaren davalı ... yönünden ise kaza tarihi olan 12/10/2021 tarihinden itibaren devlet bankalarınca Euro cinsi yabancı para ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödenen en yüksek faiz işletilmesine ,davacının sigorta şirketi yönünden alacağı kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesi ve sigorta şirketi yönünden ise poliçe limiti ile sınırlı tutulma talebi olmadığından fazlaya ilişkin istemin reddine ve davacının ekspertiz ücretine ilişkin talebinin ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle: 1-Davacının davalılar aleyhindeki değer kaybı ve hasar bedeline ilişkin DAVASININ KISMEN KABULÜ ile, 5.963,16 Euro hasar bedeli ve 500 Euro değer kaybı olmak üzere toplam 6.463,13 Euro tazminatın davalı ... şirketinin bakiye poliçe limiti olan 31.080,00 TL ile sınırlı olması koşulu ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalı ... şirketinin poliçe limiti ile sınırlı tutulmasına, alacağı sigorta şirketi yönünden kısmi ödeme tarihi olan 17/12/2021 tarihinde itibaren davalı ... yönünden ise kaza tarihi olan 12/10/2021 tarihinden itibaren devlet bankalarınca Euro cinsi yabancı para ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödenen en yüksek faiz işletilmesine, 2- Davacının sigorta şirketi yönünden alacağı kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesi ve sigorta şirketi yönünden fazlaya ilişkin istemin reddine, 3-Davacının ekspertiz ücretine ilişkin talebinin reddine, 4-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 7.876,29-TL harçtan davacı tarafından peşin yatırılan 80,70-TL peşin harç ve 3.975,77-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 4.056,47-TL harcın mahsubu ile bakiye 3.819,82-TL harçtan davalılar Aksigorta A.Ş. ile ...'dan alınarak (davalı ...Ş.'nin 1.029,64-TL'lik kısmından sorumlu olması koşulu ile) HAZİNE'YE GELİR KAYDINA, 5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.600,00-TL arabuluculuk ücretinin arabuluculuk ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA, 6-Davacı tarafından peşin yatırılan 80,70-TL başvurma harcı ve 80,70-TL peşin harç ve 3.975,77-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 4.137,17-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak (davalı ...Ş.'nin 1.115,18-TL'lik kısmından sorumlu olması koşulu ile) davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan; bilirkişi, posta, müzekkere, tebligat, elektronik tebligat ve kep reddiyat gideri olmak üzere toplam 4.103,00-TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalılar tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda mahkememizce herhangi bir karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen kısım üzerinden 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak (davalı ...Ş.'nin 8.086,58-TL'lik kısmından sorumlu olması koşulu ile) davacıya ödenmesine, 8-Davalı ...Ş. kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca red edilen kısım üzerinden 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya ödenmesine, 9-Kararın mahiyeti gereği davalı ... lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, 10-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, 11-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra İstinafa gönderilmesine veya arşive kaldırılmasına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı ...Ş.'nin ve davalı ...'nın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMK'nın 341/1. maddesi uyarınca 2 haftalık yasal süre içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 05/12/2024
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır