İlk Derece Mahkemesi · Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/443 E. 2023/765 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/443
Karar No
2023/765
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2022/381 Esas KARAR NO : 2023/770

HAKİM : ... ... KATİP : ... ...

DAVACI : ... - ... ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... - DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 13/08/2018 KARAR TARİHİ : 21/11/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/01/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından davalı hakkında ... sayılı takip dosyası ile takibe başlandığını, itiraz üzerine takibin durdurulduğunu, itirazın iptali için ... sayılı kararı ile icra dairesinin yetkisizliği nedeniyle davanın reddine karar verildiğini ve bu kararın ... sayılı kararı ile onandığını, icra dosyasının bu karar üzerine ... gönderildiğini ve ...Esasına kaydedildiğini, esas yönden yanlar arasında 27/05/2010 tarihli kömür satıcılık sözleşmesi gereği sunulan tabloya göre 399.400 kg kömür sevk edilip davalının davalı-kooperatif birliklerine teslim edildiğini, bu konuda tarafların mutabık olduğunu, sonradan bir kısım kömür iade edilmiş ise de 200.180 kg ceviz tipi ve 26.900kg portakal tipi kömürün ne iade edildiğini ne de bedelinin ödendiğini, bu nedenle davalının toplam 87.768,85 TL ana para borcu bulunduğunu, 03/08/2010 tarihinde bizzat davalıdan ödemenin yapılmasının veya kömürlerin iadesinin talep edildiğini, bu konuda ihtar düzenlendiğini, ödeme veya iade yapılmadığını, bunun üzerine ... sayılı takibine başlanıldığını, itiraz ve yetkisizlik nedeniyle dosyanın ... Esasına kaydının yapıldığını, davalı yanın takibi kötü niyetli olarak durdurduğunu bildirerek davalının itirazının iptaline, takibin devamına ve %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yanlar arasında 27/05/2010 tarihinde kömür satıcılık sözleşmesi imzalandığını, sözleşme uyarınca kooperatiflere kömür sevkiyatının yapıldığını ancak gelen kömürlerin kararlaştırılan niteliklere uymadığını ve analiz yapılıncaya kadar sevkiyatların durdurulmasının istenildiğini, gelen malların torbalarının yırtıp ağırlıklarının düşük, aşırı tozlu ve yıkanmamış ürünler olduğunun tespit edildiğini, alınan laboratuar tahlillerine davacının herhangi bir itirazının bulunmadığını, davacının edimini gereği gibi yerine getirmediğini, bu durumun kendisine bildirildiğini, davacının kötü niyetli davranarak bölge birliğini yanılttığını, eleman görevlendirip kömürlerin tamamını iade almasına rağmen teslim aldığı bir bölümü elemanın kendisine ait olmadığı bahisle almadığını iddia ettiğini, iadeye rağmen ve faturaların 3 defa itiraz edilmesine rağmen bedellerinin talep edildiği, sözleşmeye aykırı davranan davacının bedel talep etmeye hakkı olmadığını belirterek, takibin iptaline, davanın reddine ve davacı aleyhine tazminata karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, kömür satıcılık sözleşmesinden kaynaklanan faturaya dayalı alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflarca dayanılan tüm deliller toplanmış, taraflar arasında imzalanan kömür satış sözleşmesi ve ekleri, yazışmalar, tutanaklar dosya kapsamına alınmış, davaya dayanak ...sayılı takip dosyası, taraflarca bağlantılı olabileceği bildirilen ... Esas sayılı ceza, ... Esas, ... Esas sayılı dava dosya ve suretleri celp edilerek incelenmiş, tarafların ticari defter ve kayıtları da tetkik edilmek suretiyle bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Davaya dayanak ... sayılı dosyasının yapılan incelemesinden; davacı ... San. ve Tic. AŞ. (yeni unvanı ... San. ve Tic. A.Ş.) tarafından önce 18/08/2010 tarihinde ... sayılı dosyası üzerinden davalı ... ...aleyhine cari hesap dayanak yapılmak suretiyle 87.768,85 TL asıl alacak, 4.242,16 TL işlemiş faiz, olmak üzere toplam 92.011,01 TL 'nin tahsili için ilamsız icra takibine geçildiği ödeme emrinin borçluya tebliğini takiben icra dairesinin yetkisiz olduğuna ilişkin yetki itirazında bulunulduğu, bununla bağlantılı olarak ...Esas sayılı dava dosyasına konu edilen itirazın iptali davasında İİK'nın 50. madde hükmü ile HMK 'nın ilgili maddeleri gereğince takip tarihi itibariyle ... yetkili bulunduğu gerekçesiyle davanın yetkisiz icra dairesine yapılan takip nedeniyle davanın usulden reddine ilişkin karar tesis edilip icra dosyasına kesinleşen bu karar örneğinin eklendiği, bunun üzerine davacı vekili tarafından yeni unvan ile ... Mahkemesi yetkisizlik kararı verdiğinden takip dosyasının ... gönderilmesinin istendiği ve İcra Müdürlüğünce dosyanın ... bürosuna gönderildiği, bu kez ... Esası üzerinden takip dosyası üzerinden ödeme emri düzenlenip yine davalı borçluya ödeme emrinin tebliğ edildiği, 12/12/2017 tarihinde davalı borçlu tarafından borcun tamamına ve ferilerine itiraz edip takibin durdurulduğu görülmüştür. ... Esas sayılı ceza dosyasının incelenmesinden; müştekinin Bedri Şefik, katılanın ... San. ve Tic. A.Ş., sanığın ... olduğu, görevi kötüye kullanma ve hırsızlık suçundan yapılan yargılama neticesinde özet olarak ...'un hırsızlık suçu nedeniyle bir yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezanın ertelenmesine dair verilen hükmün, ... Dairesi'nin 06/02/2019 tarih ve .....sayılı ilamı ile; "...Sanığın yüklenen suçu işlediğine dair, katılanın soyut beyanları dışında savunmasının aksine, yüklenen suçtan mahkumiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut delil bulunmadığı gözetilmeden sanığın beraati yerine, yazılı biçimde mahkumiyetine karar verilmesi, bozmayı gerektirmiş..." gerekçesiyle bozulduğu anlaşılmıştır. ...Esas sayılı dosyasının incelenmesinden; davacının eldeki davacı, davalının eldeki davada davalının ... olarak belirtildiği, ilgili davada da uyuşmazlığın kömür satım sözleşmesinden kaynaklandığı, asıl davanın bu sözleşme nedeniyle verilen teminat mektubu nedeniyle borçlu olmadığının tespiti, birleşen davanın davalıya teslim edilen kömürler sebebiyle doğan fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, mahkemece asıl ve birleşen davanın reddine dair verilen hükmün, ... Dairesi'nin 25/03/2021 tarih ve ... sayılı ilamı ile onandığı anlaşılmıştır. Mahkememizce yapılan yargılama neticesinde ilk olarak tesis edilen 15/10/2019 tarih ve ...sayılı, davanın reddine dair kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerinde ... Dairesi'nin 12/06/2020 tarih ve ... sayılı istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararın ...i'nin 15/03/2020 tarih ve ... sayılı ilamı ile "Davacı alacaklı tarafından ... adresinde başlatılan ilamsız icra takibine, yetki ve esas yönünden yapılan itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasında, mahkemece, yetkili icra dairesinde takip yapılmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verildiği ve bu kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği, bunun üzerine dosyanın yetkili icra müdürlüğüne gönderildiği ve bu icra dairesi tarafından gönderilen ödeme emrine itiraz üzerine, işbu itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmaktadır. Kesinleşen usule ilişkin ... Mahkemesi’nin kararı ilamsız icra takibin ortadan kalkması ve geçersizliği sonucunu doğurmayacağı gibi, aynı alacağa ilişkin İİK 68/1 maddesi uyarınca ikinci bir ilamsız icra takibi yapma olanağı da yoktur. Yetkili icra dairesince gönderilen ödeme emrine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasının görülerek esastan karara bağlanması gerekirken, yerinde olmayan gerekçelerle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir." gerekçesiyle bozulması üzerine dosyanın yeniden ele alınması gerekmiştir. Mahkememizce davacının ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi bakımından ...Mahkemesi'ne talimat yazılması gerekmiş, mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen 31/05/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...Taraflar arasındaki ilişkinin cari hesap ilişkisine dayanmakla beraber davacı şirket yetkilisi tarafından cari hesap ekstresi 2010 yılına ulaşılamadığı bildirilerek sunulmadığı, davacı şirkete ait 2010 yılına ait yasal defterlerinin 16/05/2019 tarihinde ibraz edildiği, usulüne uygun olarak tutulduğu ve 6100 HMK 222. maddesine göre delil kuvvetine haiz olduğu, davacı şirketin ticari defterlerinde davalı şirketten alacağı 156.596,56 TL olduğu, davacı şirket, 87.768,85 TL alacaklı olduğunu iddia etse de dava dilekçesine koyduğu iade bilgilerine göre alacağının 87.515.39 TL olarak hesaplandığı, 18/06/2010 tarihindeki ... irsaliye numaralı ... No'lu ... Kooperatifinden iade gelen ürünlerin bedellerinin 26.165 84 TL olduğunun belirtildiği, davacı şirketin ... İrsaliye numarası ile gönderilen ürünlerin bedeli dava dosyasında ve ticari Defterlerde 33.263,79 TL olarak görüldüğü, kalan tutarın ise dava dilekçesinde 7.351,42 TL olarak görülse de 7.097,95 TL olarak hesaplandığı, davacı tarafından iade alınan ürünlerle ilgili nasıl iade aldığına dair dava dosyasında teslim alındığına dair herhangi bir irsaliyenin olmadığı, fatura ve irsaliyeler ile beraber gönderildiği iddia edilen kömürlerin satış faturalarının da düzeltilmediği/iptal edilmediği, kayıtlarında sadece satış faturalarına ait bilgilerin olduğu, ... davacı şirketin iade almadığını iddia ettiği tarım kredi kooperatiflerince kömürlerin iade edildiğine dair kesilen hamaliye bedellerine ilişkin ödeme yaptığı..." yönünde kanaat bildirildiği görülmüştür. Takiben mahkememizce dosyanın tevdi edildiği mali müşavir, nitelikli hesaplamalar uzmanı ve maden mühendisi bilirkişilerden oluşan üç kişilik bilirkişi heyeti tarafından sunulan 13/07/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Sahibi lehine delil özelliğine haiz Davacı şirket yasal defter kayıt ve belgelerinin talimat yolu ile incelenmesi neticesinde tanzim edilen bilirkişi raporu ile dosya içeriğinde mevcut bilgi ve belgelerden elde edilen veriler üzerinde yapılan incelemelerde, taraflar arasında akdedilen sözleşme kapsamında 2010 yılı içerisinde davacı yanca davalı yana 12 adet toplamda 156.596,56 TL'lik 399400 KG muhtelif kömür faturası tanzim edildiği, bahse konu faturaların davalı ... tarafından .... Noterliği 12.08.2010 tarih ... yevmiye no.lu ihtarname ekinde, fatura içeriği kömürlerin de farklı tarihlerde tutanak ile davacıya teslim edildiği, kömürlerle ilgili yapılan kimyasal analiz kapsamında "rus ceviz ve “rus portakal” işaretli kömür numunelerinin kimyasal analizlerindeki, kül ve net kalori değerleri, kabul edilen yönetmelik değerlerinden sapma gösterdiği tespitinin açık ya açıkça belli olmayan ayıp olarak değerlendirilemeyeceği, bu halde TBK 223 kapsamında gizli ayıp olarak değerlendirileceği, Sayın Mahkemenin, sevk edilen kömürlerin yönetmelik değerlerine uygun olmamasını gizli ayıp olarak değerlendirmesi ve bildirim yükümlülüğünün yerine getirildiğine kanaat edilmesi halinde davalı tarafın kömürleri iadesi yoluna gitmesinin olanaklı olduğu, Sayın Mahkemenin kömürlerin yönetmelik kriterlerine uygun olmamasını gizli ayıp olarak değerlendirmesi halinde faturaya itiraz süresinde fatura muhteviyatına itiraz edilmesinde fiili imkansızlık olduğu, zira analiz sonuçlarının 8 günlük itiraz süresinden sonra raporlandığı düşünüldüğünde faturaların kesinleştiğinden bahsedilemeyeceği," yönünde kanaat bildirildiği görülmüştür. Davacı özetle; davalı ile imzalanan 27/05/2010 tarihli kömür satıcılık sözleşmesi kapsamında 339.400 kg çeşitli nitelikteki kömürün sevk edilerek davalıya teslim edildiğini, teslim edilen kömürlerin bir kısmı davalı tarafından iade edilmiş ise de toplam 200.100 kg ceviz, 26.900 kg portakal tipi kömürün iade edilmediği gibi bedelinin de ödenmediğini iddia etmiş, davalı ise özetle; davacı tarafından teslim edilen tüm kömürlerin sözleşmeye uygun niteliği haiz olmadığından iadesi kararlaştırıldığından tutulan tutanaklar mukabili iade edildiği savunulmuştur. Taraflar arasında 25/07/2010 tarihli sözleşme kapsamında akdi ilişkinin kurulduğu konusunda uyuşmazlık bulunmayıp taraflar arasındaki temel uyuşmazlık, davacı tarafından davalıya sözleşme uygun kömür teslimi yapılıp yapılmadığı ile sözleşmeye uygun olmadığı belirtilen kömürlerin davacıya usulüne uygun iade edilip edilmediği noktalarında toplanmaktadır. Kanunda aksine özel bir düzenleme olmadıkça; taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü (TMK 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükü altında (HMK 190) olup, bu temel kuralların da sonucu olarak herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Bu ilkeler ışığında, teslim olgusundan lehine hak çıkaracak taraf olan davacı, taraflarca kararlaştırılan niteliği haiz ve miktarda kömürü davalıya teslim ettiğini ispat yükü altında iken aynı ilke ışığında davalı, eksik ve ayıpların varlığı ile bununla bağlantılı yükümlülüklerini yerine getirdiğini ispat yükü altındadır. Açıklanan ilkeler ışığında tüm dosya kapsamı, kayıt ve belgeler ile alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davacı tarafından davalıya teslim edilen kömürlerin sözleşme kriterlerine uygun olmadığından sözleşmeden dönüldüğü ve bu nedenle teslim edilen kömürlerin davalı tarafından iade alınmasının kararlaştırıldığı sabittir. Bu bağlamda davacı tarafından 25/07/2010 tarihli kömür satım sözleşmesi kapsamında bir kısım kömür sevkiyatının yapıldığı, davalı tarafından kömürlerin sözleşmede öngörülen kriterlere uygun olmadığına dair şikâyetler nedeniyle analiz yapılması amacıyla davacının 22/06/2010 tarihli yazı ile numune alınmak üzere davet edildiği, davacının 22/06/2010 tarihli yazı ile kendileri adına ...’un görevlendirildiğini bildirdiği, aynı tarihte analizleri de yapılmak üzere numunelerin alınarak tutanak altına alındığı, takiben davalının 23/06/2010 tarihli yazı ile sevk edilen kömürlerin iade alınmasını ve sevkiyatın da durdurulmasını ihtar ettiği, davacı tarafından da 23/06/2010 tarihli yazı ile sözleşmeye uygun olmadığı belirtilen kömürlerin en kısa sürede değiştirileceğinin bildirildiği, davalı tarafından 01/07/2010 tarihli yazı ile analiz sonuçlarının davacıya gönderildiği ve kömürlerin iade alınmasının ihtar edildiği, takiben davacı tarafından davalıya teslim edilen tüm kömürlerin iade alındığının 11/07/2010 ila 02/08/2010 tarihleri arasında tutulan tutanaklar kapsamında kayıt altına alındığı, sonrasında davacı tarafından davalıya gönderilen 03/08/2010 tarihli ihtarname ile mezkur tutanaklarda geçen bir kısım kömürün kendilerine teslim edilmediğinden bahisle ilgili kömürlerin çalışanları ... ve ...'e 24 saat içerisinde teslim edilmesinin veya bedelinin ödenmesinin talep edildiği görülmüştür. Tüm bu süreç içerisinde davalının, taraflar arasındaki sözleşmenin 11. vd. maddelerine uygun bir şekilde teslim edilen kömürlerin kontrolünü yaptığı ve davacıya bildirdiği sabittir. Mahkememizce yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda da, davalıya teslim edilen kömürlerin, sözleşmede öngörülen niteliği haiz olmadığı görüldüğü gibi, taraflar arasında da kömürlerin iade alınması konusunda mutabık kalındığı hususu, dosyaya mübrez iddia ve savunmalar ile kayıt ve belgelerden anlaşılmaktadır. Davacı tarafından bir kısım kömürün teslim alınmasına rağmen dava konusu edilen diğer bir kısım kömürün iade alınmadığı iddia edilmiş ise de, teslim edilen kömürlerin düzenlenen tutanaklar kapsamında iade edildiği ve bu tutanaklarla uyumlu olarak davalı tarafından düzenlenen faturalar kapsamında (davacı tarafından iade alınmadığı iddia edilen kömürler dahil) hamaliye bedellerinin de davacı tarafından ödendiği, 31/05/2019 tarihli bilirkişi raporu kapsamında incelenen davacının kendi ticari defter ve kayıtlarından açıkça anlaşılmaktadır. Yine dosyaya mübrez kayıt ve belgeler ile ceza dosyası kapsamında alınan ifadelerden; davacı tarafından yetkisine itiraz edilen ...’un davacı tarafından davalı ile kömür satışına dair sözleşmelere aracılık edilmesi ile sevkiyatların yürütülmesi işlerinde görevlendirildiği ve bu kapsamda davacı ile davalı arasında kömür satış sözleşmesinin imzalanıp sevkiyatların yürütüldüğü görülmüştür (Aynı hususta benzer şekilde; dosyaya mübrez, ...Dairesi’nin 25/03/2021 tarih ve ...sayılı ilamı ile kesinleşen ... sayılı kararı). Bu bağlamda, davalı ile yürütülen ticari ilişki içerisinde ...’un yetkisine dair davacı tarafından yaratılan hukuki görünüşün davalı lehine korunması gerektiği, davacının ...’un yetkili olmadığına dair savunmalarında belirttiği hususların davacı şirket ile dava dışı ... arasındaki iç ilişki kapsamında değerlendirilmesi gereken hususlara ilişkin olup hükmün tesisinde dikkate alınamayacağı kanaatine varılmıştır. Son tahlilde, tüm dosya kapsamına göre davacının davaya konu edilen kömürlerin iade alınmadığına dair iddiasının soyut mahiyette kaldığı anlaşılmış olmak birlikte; davacı tarafından teslim edilen kömürlerin sözleşmede öngörülen kriterlere uygun olmadığı ve taraflarca iadesinin kararlaştırıldığı sabit olup taraflar arasındaki sözleşmenin 12. maddesi kapsamında satım konusu kömürleri teslim alma yükümlülüğü davacının üzerinde olduğu gibi uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte olan 818 sayılı BK md. 201 (6098 sayılı TBK md. 226) gereğince de davalının sorumluluğu, satılanın “muvakkaten (geçici)” olarak muhafazasından ibaret olup davalının, 23/06/2010 tarihinden itibaren müteahhit defalar satım konusu kömürlerin teslim alınmasını ihtar ederek en son 02/08/2010 tarihine kadar kömürlerin muhafazasını sağladığı da açıktır. Davalı tarafından satım konusu kömürlerin, davacıya yapılan bildirimden itibaren muhafaza edildiği 2 aya yakın süre, makul düzeyde olup davalının gerek BK gerek taraflar arasındaki satım sözleşmesi kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirdiği ve böylece davalının muhafaza ve saklama yükümlülüğünün de sona erdiği sabittir (Benzer yönde, ....’nin 27/03/2003 tarih ve ... sayılı ilamı). Tüm bu açıklanan nedenlerle davacı tarafından haklılığı kanıtlanamayan davanın reddi gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (Her ne kadar kısa kararda kanun yolunun temyiz kanun yolu olduğu belirtilmiş ise de; karar tarihi itibariyle hükmün istinaf kanun yoluna tabi olduğundan ve yapılan bu yanlışlığın, HMK md. 304 kapsamında düzeltilmesi mümkün maddi hatalardan olduğu görüldüğünden, hükmün kanun yoluna dair kısmının, mahkememizce resen düzeltilmesi gerekmiştir.) HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın reddine, 2-Alınması gereken 269,85 TL harçtan peşin alınan 1.111,32 TL'nin harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 841,47 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacının işbu dava nedeniyle yaptığı yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olmakla karar tarihindeki AAÜT'ne göre hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık sürede mahkememize müracaat ile ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 21/11/2023

Katip ... ¸

Hakim ... ¸

Atıf: Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/443, K. 2023/765, T. 16.11.2023, www.arakarar.com/karar/ankara-13-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-443-e-2023-765-k-1e72551b68bd