İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2022/375 E. 2026/203 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2022/375
- Karar No
- 2026/203
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/375 Esas KARAR NO : 2026/203
DAVA : Limited Şirket Ortaklığından Çıkarma, Fesih ve Tasfiye DAVA TARİHİ : 11/05/2022 KARAR TARİHİ : 27/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan "Limited Şirket Ortaklığından Çıkarma, Fesih ve Tasfiye" davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ... tarihinde ... Şti. adlı şirketi tek başına kurduğunu, ... tarihinde söz konusu şirketin %50 hissesini ...'a bedelsiz olarak devrettiğini, davacı ile ...’ın limited şirketi müdür sıfatıyla münferiden temsile yetkili olarak yürüttüklerini, davacının şirketin iş ve işleyişiyle ilgili diğer ortaktan bilgi alamadığı gibi ,kar dağıtımı yapılmadığını, şirket bilançolarının gösterilmediğini, söz konusu şirketin ortağı ... gözükmesine rağmen şirketin işleyişinde babası ...’ın yer aldığını ve ortak olan ...’ın bu duruma sessiz kaldığını, ... Şti. isimli şirket ile ...'a ait başka bir şirket arasında fatura kesilerek şirketler arasında fatura döngüsü oluşturulduğunu ve ...’ın, davacının da ortak olduğu şirketi oğluna ait olan diğer şirkete borçlu gösterdiğini, yapılan bu usulsüzlükler sebebiyle davacının taraflar hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, davacının şirket adına tescilli olan ve kredisinin şirket tarafından ödendiği, ... plakalı ... markalı aracın ... tarafından şahsi işleri için ...'da kullanıldığını öğrendiğini, davacının söz konusu aracı şirket işleri için kullanmak istediğini belirtip istediğinde ise " şirketten alacağım var, bu aracı borca karşılık sayarak aldım, kendi başının çaresine bak." cevabını aldığını, ancak şirketin ...'a herhangi bir borcunun bulunmadığını, bu hususun şirkete ait muhasebe hesaplarından, şirket defterleri incelendiğinde kanıtlanmış olacağını, kişinin alacaklı olduğunu kabul etmemekle birlikte bir an için şirketten alacağı olduğu kabul edilse dahi alacağına devletin icra kanallarını kullanarak kavuşmaya çalışması gerekirken ilhakı hak yolunu kullanarak araca el koymasının hukuka aykırı olduğunu, ...’ın babasının şirket aracını şahsi kullanımına izin verdiğini, yapılan hukuka aykırı eylemleri görmezden geldiğini ve davacının itirazlarını kulak ardı ettiğini, davacının şirket hesaplarına, maillerine ve muhasebe işlerine erişiminin engellendiğini, şirketin ... Bankası hesabının internet bankacılığı uygulamasından şirketin telefonu kaldırarak, ...'ın şahsi numarasının eklendiğini dolayısıyla davacının banka hesaplarına erişiminin de engellendiğini, davacının muhasebe ile alakalı bir belgenin lazım olması üzerine iki hafta önce talepte bulunmasına rağmen muhasebe defterlerinin kendisine verilmediğini, ayrıca ... tarihinde şirketin ... sayfasından vekil edenin bilgisi ve rızası olmadan davacının ortaklıktan ayrıldığına ilişkin bir bilgilendirme yayınlandığını, şirketin muhasebesi ...'ın amcası olan ... ... tarafından yürütülmekteyken davacı tarafça yapılan kontrollerde şirkette hiç çalışmamış bir kadının çalışıyor gösterilerek sigorta girişinin yapıldığını, kendisinin ise hiç bilmediği bir şirkete ... ... ayında çalışan olarak kaydedildiğini ve ... tarihinde de şirketten çıkışının yapıldığını fark ettiğini, bu durum üzerine davacının şirkette usulsüz işlemler yapıldığını anlayarak savcılığa bunlarla alakalı olarak da suç duyurusunda bulunduğunu, Söz konusu kişilerce şirketin vergi borcu altına sokulduğunu, ortaklar arası anlaşmazlık ileri sürülerek şirket çalışanı olan ... ...'a davacının haberi olmadan iş akdinin sonlandırılacağına dair ihtarname gönderildiğini, şirket ortağı olan ...’ın tüm bu durumlar karşısında sessiz kaldığını, şirkete zarar veren bu hareketlere engel olmadığını, şirketin aleyhine yaratılan durumları görmezden geldiğini, davacının bilgi istediğinde onu devre dışı bıraktığını, bilgi ve belgelere erişimini engellediğini, babasının kendisini paravan olarak kullanıp şirket hakkında işlemlerin yürütülmesinde dahil olmasına engel olmadığını, TTK md. 626/1'e göre müdürler görevlerini tüm özeni yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini gözetmekle yükümlü olduklarını, ...’ın bu yükümlülüğe aykırı davrandığını davacının davalının zararlı eylemlerine savunmasız bir biçimde açık olduğunu, dolayısıyla olağan zararların üzerine yeni zararların meydana gelmesinin muhtemel olduğun, bu sebeplerden dolayı davalı ortağın yetkilerinin dondurulması ya da davacının da ilgili işlem, bilgi ve belgelere, hesaplara erişiminin sağlanmasını ya da davacının durumunu teminat altına alacak mahkemece verilecek diğer önlemlerin alınmasını talep ettiklerini beyanla ihtiyati tedbir taleplerinin kabul ederek davacının durumunu düzelterek koruyacak önlemlerin alınmasına, açıkladığımız haklı sebeplerden dolayı davalı ortağın ortaklıktan çıkarılmasına, bu mümkün değilse şirketin sonlandırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; TTK'nın 640/f.3. maddesinin temelinde ortaklıktan çıkarma davasının açılabilmesi için, bir ön şart olarak, TKK'nın 621/f.1- (h) hükmü uyarınca, genel kurulda oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bulunması ve temsil edilen oyların en az üçte ikisinin sağlanması koşuluyla bir karar alınması gerektiğini, ortaklıktan çıkarmaya ilişkin genel kurul kararının alınamadığı durumlarda, işbu davanın açılmasının mümkün olmayacağını, ''…6102 Sayılı TTK’nın 640. maddesinin 3. fıkrası gereğince haklı sebebe dayalı olarak ortağın şirketten çıkarılması için şirket dava açabilir. Ortağın bir başka ortağın şirketten çıkarılmasını isteyebileceğine dair yasada düzenlenmiş bir hüküm bulunmamaktadır. Ayrıca şirketin bu davayı açabilmesi için de aynı Kanun’un 616. maddesinin birinci fıkrasının h bendi gereğince, genel kurulun bu konuda bir karar vermesi gerekir. Bu durumda, davacının aktif dava ehliyeti olmadığı gözetilerek davanın bu sebeple reddi gerektiğini, ortaklıktan çıkarma için alınmış bir karar olmadan ikame edilen bu davanın reddi gerektiğini, zira; ortağın bir başka ortağın şirketten çıkarılmasını isteyebileceğine dair yasada düzenlenmiş bir hüküm bulunmadığını, bir an için böyle bir davanın genel kurul kararı olmaksızın ikame edilebileceği düşünülse dahi; davayı ikame ortağın, davayı kendi adına değil şirket adına açması gerektiğini, somut olayda davacı ortağın şirket adına açtığı bir davanın da bulunmadığından aktif husumet yönünden davanın reddi gerektiğini, bunlara ek olarak, şirket adına ikame edilecek davanın davalı olarak ortaklıktan çıkarılması istenen ortağa yöneltilmesi gerektiğini, somut olayda ise davanın niteliği gereği davacı olması gereken şirket davalı gösterildiğini ve davanın yöneltilmesi gerekli ortağın ise taraf olmadığını, davalı ... Şti. şirketinde her bir ortağın %50 hisse sahibi olduğunu ve her bir ortağın münferiden yetkili olduğu bir şirket olduğunu, davalı şirketin, ağırlıklı olarak üretici ve ithalatçı ... şahıs firmasından temin ve tedarik ettiği ''...'' markalı ... ... ve ... ürünlerin iç piyasaya satışı ile iştigal ettiğini, davalı şirketin bahsi geçen ticari faaliyetleri ağırlıklı olarak davacının da başında olduğu şirket merkezi ... ili ile diğer ortağın başında bulunduğu ... Bölgesinde gerçekleştiğini, şirketin kasasının ve banka hesaplarının ... ilinde bulunduğunu, tahsilatların davacı tarafından burada yapıldığını, davacı ortağın şirketin mali durumundan haberdar olmamasının mümkün olmayacağını, şirketin bilançolarının davacı ortağın kullanımında bulunan mail adresine düzenli olarak gönderildiğini, davacı ortağın da bildiği üzere; şirket henüz kar edemediği için dağıtılması gerekli bir karında bulunmadığını, ancak davacının kötüniyetli olduğu için sanki böyle bir durum varmış gibi beyanda bulunduğunu ve mahkemeyi yanıltmaya çalıştığını, her ne kadar şirketin, ortaklıktan çıkarılması istenen diğer ortağının babası tarafından fiilen yönetildiğini ve bir kısım usulsüzlükler yapıldığını iddia edilmiş ise de; bu iddiaların asılsız olup yapılan savcılık şikayetinin de takipsizlikle neticelendiğini, davacı şirkete ait iki araç bulunduğunu, bunlardan birinin davacının dilekçesinde zikrettiği ... plakalı ... markalı araç olup şirket ortağı ... tarafından şirketin ... bölgesindeki pazarlama faalyetlerinde kullanıldığını, plakasının da bu yüzden ''...'' olduğunu, diğer aracın ise, ... plakalı araç olup, şirket işlerinde kullansın diye davacıya tahsis edildiğini, şirketin yukarıda bahsettiği organik ürünleri doğrudan yerinde uygulamak suretiyle otellere alt yapı bakımı ve temizliği işi ile iştigal etmekte olup, söz konusu aracın fiili olarak otellere servis yapılması için kullanılan araç olduğunu ve bu işler için aracın varlığı olmazsa olmaz bir durum olduğunu, şirket işlerinde kullanılması için tahsis edilen bu aracın, davacı tarafından Antalya ... Noterliğinin ... tarih ve ... sayılı işlemiyle değerinin yarısına bir bedelle 3. bir kişiye devredildiğini, üstelik davacının bu aracın bedelini de zimmetine geçirdiğini, kendisine ... Noterliğinin ... tarih ve ... sayılı işlemiyle yapılan ihtara rağmen şirkete herhangi bir ödeme yapmadığını, davacı tarafından devrelinden bu aracın ... ilinde fiili olarak otellere servis yapılması için kullanılan tek araç olduğundan şirketin ... ilindeki tüm faaliyetlerinin durduğunu, davacının bu defa şirketlerine ait müşterilere piyasadan temin ettiği farklıca ürünleri satmaya devam ettiğini, şirketin müşteri portföyünü de zimmetine geçirdiğini, böylece hem davalı şirketin ticari faaliyetlerini baltaladığını, hem de ortağı olduğu şirket ile haksız rekabet oluşturacak şekilde hareket ettiğini, davacının bu davayı açmaktaki gayesinin, sattığı diğer araç gibi kalan aracı da satmak ve bedelini uhdesine geçirmek olduğunu, diğer ortağını bu amacına engel gördüğünden kötüniyetli olarak işbu davayı ikame ettiğini, şirketin ticari kayıtları incelendiğinde davacının şirkete borçlu olduğunun, şirketin kar etmediği halde sürekli olarak şirketten borç aldığının, şirkete herhangi bir katkıda bulunmadığının görüleceğini, diğer yandan çıkarılması için dava açılan ortağın ise gerek nakdi olarak gerekse şirketin piyasaya arz ettiği malları temin etmek suretiyle şirkete destek olduğunu ve bu güne kadar şirketin ayakta durması için çaba sarf ettiğinin görüleceğini, şirketin iki adet banka hesabı bulunduğunu, bunlardan ilkinin ... Bankası hesabı olup bu hesabın tamamen davacının kullanımında ve insiyatifinde olduğunu, davacının bu hesaba ilişkin olarak çıkarılmasını istediği ortağa herhangi bir şekilde bilgi de vermediğini, ikinci banka hesabının ise davacının dava dilkeçesinde zikrettiği ... Bankası hesabı olduğunu, bu hesabında her iki ortak da söz sahibi ve internet bankacılığı kullanım yetkisine sahip olduğunu, dava dilekçesi ekinde sundukları dekont incelendiğinde ... tarihinde (dava tarihinden sonra bile ) ... Bankası internet bankacılığı marifetiyle davacının şahsi hesabına ... EFT işlemi yaptığının görüldüğünü, şirketin pazarladığı ürünlerin markası olan ''...'' markasının (ve bu markaya ait sosyal medya hesabı ve internet sitesi) şirketlerine ait olmadığını, davacının şirketin faaliyetlerini sona erdirip aynı müşterilere farklı ürünleri ''...'' markası adıyla pazarlayınca ve markayı sahiplenmeye kalkınca bu durumu öğrenen marka sahibinin nezaket çerçevesinde bir duyuru yayınladığını, davalı şirketin ... Bölgesindeki faaliyetleri çerçevesinde pazarlama işinde çalıştırılmak üzere personel istihdam etmiş olup şirketin sigortalı gösterip de çalıştırmadığı herhangi bir personel bulunmadığını, bu iddialara tamamen soyut ve mesnetsiz olduğunu beyanla usul ve yasaya aykırı davanın reddine, yargılama harç ve giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflara usulüne uygun meşruhatlı davetiyeler tebliğ edilmiş, taraf teşkili sağlanmıştır. Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak davalı şirketin ortakları, yetkilileri, adreslerini gösterir tüm bilgi ve belgeleri içerir sicil dosyası celp edilerek dosyamız arasına alınmıştır. Antalya C.Başsavcılığına müzekkere yazılarak .../... Soruşturma sayılı dosyası Uyap sistem üzerinden celp edilerek dosyamız arasına alınmıştır. İncelenmesinde güveni kötüye kullanma suçundan dava dışı ... hakkında yapılan soruşturmada ... tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği görülmüştür. Davalı şirkette davacı ve dava dışı ortağın şirketi münferiden temsil ve ilzam yetkilerinin bulunması sebebiyle eldeki davada şirketi temsil etmek üzere temsil kayyımı tayini için dava açmak üzere davacıya süre verilmiş Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Tarih .../... Esas, .../... Karar sayılı kararı ile şirkete mali müşavir ... Kayyım olarak atanmış, mahkememizce kayyıma dava dilekçesi ekli duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilerek usulüne uygun taraf teşkili sağlanmıştır. SGK ve Kurumlar Vergi Dairesine müzekkereler yazılarak şirkete ait vergi ve SGK borcu na ilişkin kayıt ve belgeler dosyamız arasına alınmış, şirketin mali müşavirinin ... olup adresinin ... olduğu yazı cevabından anlaşılmıştır. Davacının %100 pay sahibi olduğu ... Şirketine ilişkin kayıtlar Vergi Dairesinden celp edilmiştir. ... plakalı aracın tescil kaydı Uyap sistem üzerinden celp edilerek dosyamız arasına alınmıştır. Şirkete ait banka hesaplarına ilişkin kayıtlar dosyamıza celp edilmiştir. Şirketin ticari defter ve belgelerinin incelenmesine ilişkin ticari defterlerin bulunduğu ... Asliye Ticaret Mahkemesine ... tarihli ara karar ile talimat yazılmış, talimat cevabından ticari defter ve belgelerin ibraz edilmediği anlaşılmıştır. Her ne kadar mahkememizce ataması yapılan bilirkişi ... ... tarafından rapor ibraz edilmiş ise de; ... tarihli raporun teknik anlamda rapor olmayıp durum tespitine ilişkin olduğu görülmüştür. Davacı tanıkları ... ... ve ... ...'ün duruşma sırasında yeminli beyanları alınmıştır. Davalı vekilinin ticari defter ve belgelerin şirket merkezinde olduğunu beyan etmesi üzerine mahkememizce yargılama sırasında şirket muhasebecisinin adresinin ... olduğu hususu da gözetilerek, bu savunmaya itibar edilmemiş, ... tarihli oturumda yeniden davalı tarafa ticari defter ve belgeleri ibraz etmek üzere süre verilmiş, ancak ticari defter ve belgeler ibraz edilmemiştir. Mahkememizce yargılama sırasında ; Davacının şirketin feshi talebine ilişkin olarak davalı şirketin mizanları dikkate alınmak üzere aktif ve pasifi dikkate alınarak şirketin haklı sebeple fesih ve tasfiyesine ilişkin olarak bilirkişi raporu düzenlenmesine karar verildiği, ... tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...1. Davalı şirketin iki ortaktan oluştuğu ve pay oranlarının %50 şeklinde yarı yarıya olduğu, TTK m. 640/3 düzenlenen hususun şirket tarafından açılacak dava ile şirket pay sahibinin haklı nedenlere dayalı çıkarılmasını düzenlediğinden bu hakkın bu maddeye göre pay sahiplerine verilmediğinden davacının diğer pay sahibine karşı çıkarma davası açamayacağı, 2. Davacının talebinin terditli olarak belirtiği üzere TTK m. 636/3 uyarınca haklı sebeplerin varlığı halinde şirketin feshini isteme olarak değerlendirilmesi gerektiği, 3. Mahkemece davanın şirketin haklı nedenle şirket pay sahibi tarafından açılan fesih davası olarak kabulü halinde, yerleşik Yargıtay kararlarına göre, ortaklık ilişkisinin devamını çekilmez hale getiren çeşitli nedenlere, her iki kişinin de müdür sıfatı dikkate alındığında ortaklar ve müdür olarak taraflar arasında güven ilişkisinin zedelendiğine yönelik uygulama ve davranışların olması, şikayetlerin yapılması, ticari defterlerin incelenmesi kararına rağmen sunulmamasında güvensizliği gösterdiğinden haklı sebeplerin bulunduğu, 4. TTK m. 636/3 uyarınca şirketin feshinin son çare olması, çıkarma veya diğer yöntemlerin öncelikli olması kuralı olmasına rağmen, ticari defterlerin sunulmaması ve davalı şirket açıklamalarına göre şirketin hala kar elde etmemiş olması gibi nedenlerle zaten çıkarma payı hesaplanamayacağı ve şirketin feshinin değerlendirilebileceği..." sonuç ve kanaatine varılmıştır. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE; Dava Limited Şirket ortağı tarafından açılan dava dışı şirketin ortaklıktan çıkarılması, bunun mümkün olmaması halinde şirketin fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir. Davacının dava dışı ortağın şirketten çıkarılması istemine ilişkin yapılan değerlendirmede: Davalı şirkete ait Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğünden celp edilen kayıtlarda, davacı ... ... (... ... ve dava dışı ...'ın %50 pay sahibi olup, şirketi münferiden temsil ve ilzam yetkilerinin bulunduğu görülmüştür. 6102 sayılı TTK 640. maddesinde; "Şirket sözleşmesinde, bir ortağın genel kurul kararı ile şirketten çıkarılabileceği sebepler öngörülebilir. Çıkarma kararına karşı ortak, kararın noter aracılığıyla kendisine bildirilmesinden itibaren üç ay içinde iptal davası açabilir. Şirketin istemi üzerine ortağın mahkeme kararıyla haklı sebebe dayanılarak şirketten çıkarılması hâli saklıdır." hükmü düzenlenmiştir. Aynı kanunun 616/1-h maddesinde de "Bir ortağın şirketten çıkarılması için mahkemeden istemde bulunulması," genel kurulun devredilemez yetkileri arasında sayılmıştır. 621/1-h maddesinde de "Bir ortağın haklı sebepler dolayısıyla şirketten çıkarılması için mahkemeye başvurulması ve bir ortağın şirket sözleşmesinde öngörülen sebepten dolayı şirketten çıkarılması" halinde temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması hâlinde alınabilir. Şeklinde belirtilmiştir. Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 04/03/2025 tarih 2024/3081 Esas 2025/1453 Karar sayılı emsal içtihadında "...TTK'nın 640. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca şirketin istemi üzerine ortağın mahkeme kararıyla haklı sebebe dayanılarak şirketten çıkarılması halinin saklı olduğu, aynı Yasa'nın genel kurulunun yetkileri başlıklı 616/1-h hükmünde bir ortağın şirketten çıkarılması için mahkemeden istemde bulunulması hususunun genel kurulun devredilmez yetkileri arasında sayıldığı, yine aynı Yasa'nın 621/1-h hükmünde bir ortağın haklı sebepler dolayısıyla şirketten çıkarılması için mahkemeye başvurulması ve bir ortağın şirket sözleşmesinde öngörülen sebepten dolayı şirketten çıkarılması için genel kurulda temsil edilen oyların en az 2/3'ünün ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması halinde karar alınabileceğinin düzenlendiği, bu vasıftaki şirket genel kurul kararının çıkarma davası için aranan özel dava şartı olduğu, dava şirket tarafından açıldığından davacının taraf sıfatının (aktif husumet ehliyeti) bulunduğu, ancak iki ortaklı davacı şirkette ortakların %50'şer oranında pay sahibi oldukları, davadan önce davalı ortağın şirketten çıkarılması için genel kurulda bir karar alınmadığı, her ne kadar genel kurul kararı tamamlanabilir nitelikte ise de somut olayda ortaklık pay durumu ve ortak sayısı itibariyle Yasa'da aranan nitelikte karar nisabını içerir genel kurul kararının alınması mümkün olmadığından dava şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine..." karar verilmiş, karar Yargıtay incelemesinden geçerek onanmıştır. Mahkemenin davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi için varlığı ve yokluğu gerekli olan hallere ise dava şartları denir (KURU/Baki// ARSLAN/Ramazan/YILMAZ/Ejder., Medeni Usul Hukuku (Ders Kitabı), Ankara 2005, s. 303)Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 188. maddesinde, "Hakimin re'sen nazarı dikkate alması kanunen iktiza eden hususlar" deyimi ile dava şartlarının kastedildiği ve bu nedenle dava şartlarının mahkemece kendiliğinden gözetileceği hususu öğretide de kabul edilmektedir(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2005/9-546 E.N , 2005/611 K.N., 26/10/2005). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 115'e göre; mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Yukarıda belirtilen kanun maddeleri ve emsal içtihat doğrultusunda yapılan yargılamada tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde TTK 616/1-h hükmünde bir ortağın şirketten çıkarılması için mahkemeden istemde bulunulması hususunun genel kurulun devredilmez yetkileri arasında sayıldığı, yine aynı Yasa'nın 621/1-h hükmünde bir ortağın haklı sebepler dolayısıyla şirketten çıkarılması için mahkemeye başvurulması ve bir ortağın şirket sözleşmesinde öngörülen sebepten dolayı şirketten çıkarılması için genel kurulda temsil edilen oyların en az 2/3'ünün ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması halinde karar alınabileceğinin düzenlendiği, bu vasıftaki şirket genel kurul kararının çıkarma davası için aranan özel dava şartı olduğu, eldeki davanın şirket tarafından değil, davacı ortak tarafından açıldığı, bu hali ile davacının aktif husumet dava şartının bulunmadığı gibi dava dışı ortağın ortaklıktan çıkarılması talebine ilişkin dava dışı ortağın davada taraf da gösterilmediği görülmekle bu talep yönünden davanın aktif ve pasif husumet dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. Davacının davalı şirketin haklı sebeple fesih ve tasfiyesine ilişkin yapılan değerlendirmede: Limited şirkette sona erme ve sona ermenin sonuçlarını düzenleye TTK 636.maddesinde; "Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. " düzenlemesi mevcuttur. Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 13/10/2015 tarih 2014/14049 Esas - 2015/10415 Karar sayılı emsal içtihatında; "...6102 sayılı TTK'nın 636/3. maddesine göre de, haklı sebeplerin varlığında her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Ancak aynı maddede belirlendiği üzere, mahkemece, istem yani fesih yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedilebilir. Bu itibarla mahkemece, 6012 sayılı TTK'nın 573. maddesi uyarınca limited şirketin bir kişi tarafından kurulabileceği hükmü de dikkate alınarak, TTK'nın 636. maddesinin tartışılması ve bunun sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, anılan bu hususta bir değerlendirme yapılmadan hüküm tesisi isabetsizdir..." şeklinde belirtilmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 16/10/2014 tarih 2014/13311 E. 2014/15765 K. Sayılı emsal içtihadında "...Dava, 6102 sayılı TTK’nın 636 /3. maddesine göre, haklı nedenle davalı şirketin feshi ve tasfiyesi talebine ilişkin olup, mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Bir şirketin amacına ulaşması için faal olması gerekir. ... Vergi Dairesi vergi kayıtlarına göre, davalı şirketin ... itibariyle resen terkinin yapıldığı ve vergi borcunun bulunmadığı belirtilmiş olup, davalı şirketin gayrı faal olduğu davalı ortak ...’in yazılı beyanlarından da anlaşılmaktadır. Bu halde, davalı şirketin fesih ve tasfiyesi için haklı sebep bulunduğu nazara alınarak davanın kabulüne karar vermek gerekirken, davanın reddi doğru olmamış," şeklinde belirtilmiştir. Yukarıda belirtilen kanun maddesi ve emsal içtihatlar doğrultusunda yapılan değerlendirmede; Davalı şirketin ... tarihinde davacı tarafından %100 pay sahipliği ile kurulduğu, ... tarihinde %50 payın dava dışı ...'a devredildiği, şirkette davacı ve dava dışı ortağın eşit pay sahibi olup, şirketi münferiden temsil ve ilzam yetkilerinin bulunduğu, davacı tarafından haklı sebeple fesih ve tasfiyeye ilişkin olarak dava dışı ortağın babasının şirketi yönetmesi, şirkete ait aracın dava dışı ortağın babası tarafından kullanılması, aralarında anlaşmazlıklar bulunması hususları gerekçe gösterilmiş, davalı tarafça ise bu iddialar reddedilmiş ise de, şirketin ticari defter ve belgelerinin ...'da olup, şirket muhasebecisinin dava dışı ortağın babası olduğu hususu Vergi Dairesi kayıtlarından anlaşılmış, şirketin ticari defter ve belgelerin incelenmesine ilişkin kayıtların ibraz edilmediği, ortaklar arasında geçimsizlik olup bu hususun davacı tanıklarınca beyan edildiği, ayrıca davalı şirkete ortak olmayan 3.kişilerin müdahalesinin bulunduğunun belirtildiği, bu hali ile taraflar arasındaki güven ilişkisinin zedelendiği, ortaklık ilişkisinin devamının çekilmez hale geldiği görülmekle şirketin fesih ve tasfiyesine karar vermek gerekmiş, şirkete tasfiye memuru olarak temsil kayyumu olarak atanan ...'in atanmasına karar verilmiştir. Her ne kadar davalı tarafça davacının başka bir şirket kurmak suretiyle davalı şirketin faaliyetlerini bu şirket üzerinden yaptığı iddia olunmuş ve mahkememizce bu şirkete ilişkin kayıtlar celp edilmiş ise de, mevcut hali ile yukarıda belirtildiği gibi ortaklar arasındaki güven ilişkisinin zedelendiği ve birbirleri ile irtibatı bulunmadığı anlaşılmakla davacının bu noktadan sonra yeni bir şirket kurmasının davacı yönünden kusur niteliğinde bulunmadığı kabul edilmiştir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 06/10/2022 tarih, 2021/5570 Esas, 2022/4606 Karar sayılı emsal içtihadında; "...Bu dava türünde iddia edilen taleplerin biri veya bir kaçının reddedilmiş olması, tüm kademeli talepler reddedilmedikçe karşı taraf lehine Avukatlık ücreti takdirini gerektirmez..." şeklinde belirtilmiş olmakla davacının dava dışı ortağın şirketten çıkarılması talebine ilişkin davada ret kararı verilmiş olmasının davalı lehine vekalet ücreti takdirini gerektirmediği kabul edilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Davacının dava dışı ortağın şirketten çıkarılması talebinin HUSUMET (AKTİF VE PASİF) DAVA ŞARTI YOKLUĞU NEDENİYLE USULDEN REDDİNE, 2-Davacının şirketin feshi talebinin KABULÜNE, buna göre; Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı ... ... ŞİRKETİNİN FESİH VE TASFİYESİNE, 3-Tasfiye memuru olarak davalı şirkete temsil kayyumu olarak atanan ... TC kimlik numaralı ...’İN ATANMASINA, tasfiye memuruna ... TL ücret takdirine, tasfiye memur ücretinin tasfiye işlemi tamamlandıktan sonra davalı şirketten TAHSİLİNE, 4-Karardan bir örneğin Ticaret Sicil Müdürlüğüne GÖNDERİLMESİNE, 5-Harçlar kanunu uyarınca alınması gerekli ... TL harçtan peşin olarak alınan ... TL harcın mahsubu ile bakiye ... TL harcın davalı tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 6-Davacı tarafından yapılan posta, davetiye ve bilirkişi giderinden ibaret toplam ... TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 7-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap edilen ... TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 8-Davacı tarafından dava açılırken yapılan toplam ... TL ilk dava masrafının davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde istek aranmaksızın taraflara İADESİNE, Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/02/2026
Başkan ... ¸E- İmzalı Üye ... ¸E- İmzalı Üye ... ¸E- İmzalı Katip ... ¸E- İmzalı