İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/298 E. 2025/841 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/298
- Karar No
- 2025/841
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/298 KARAR NO : 2025/841
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/04/2022 KARAR TARİHİ : 04/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketi----- markası ile bilinmekte olup, reklam ajansı olarak hizmet vermekte olduğunu, taraflar arasında 01/01/2021 tarihli ''Reklam Veren ve Ajans Hizmet Sözleşmesi'' imza edildiğini, bu sözleşme ile müvekkili şirket ajans sıfatıyla reklam danışmanlık hizmeti, kreatif tasarım ve reklam satış hizmeti vermeyi, davalı şirketin ise reklam veren sıfatıyla aylık danışmanlık (fee) bedeli ile kreatif tasarım ve reklam satın alma konularında anlaşmış olduklarını, taraflar arasındaki Sözleşme gereği ticari ilişki devam etmekteyken davalının T.C.----- Noterliği'nin 26/07/2021 tarih ve ----- yevmiye numaralı ihtarnamesi ile, ''şirket tarafından görülen lüzum üzerine'' Sözleşmenin tek taraflı olarak feshedildiğini bildirdiğini anılan ihtarnamenin müvekkiline 13/08/2021 tarihinde tebliğ edildiğini, taraflar arasında akdedilen 01/01/2021 tarihli Sözleşmenin ''Süre ve Fesih '' başlıklı 14. maddesinde, sözleşme süresinin bir yıl olduğunu, reklam verenin (davalı şirketin) Sözleşmeyi bir yıldan önce feshedemeyeceğini, aksi halde 480.000,00 TL cezai şart bedelini ajansa (müvekkil şirkete) ödeyeceğinin açık ve net şekilde kararlaştırıldığını, Sözleşmenin davalı şirket tarafından T.C.-----. Noterliği'nin 26/07/2021 tarih ve ------ yevmiye numaralı ihtarnamesi ile tek taraflı olarak feshedilmesinin, Sözleşmenin 14. Maddesinde düzenlenen bir yıllık süreyi ihlal ettiğinin açık old,uğunu, bu hususa ilişkin olarak davalı şirketin sözleşmede belirlenen 480.000,00 TL tutarındaki cezai şart bedelini müvekkili şirkete ödemesi gerektiğini, davalı şirketin fesih ihtarnamesini 13/08/2021 tarihinde tebellüğ eden müvekkilinin yukarıda anılan hususları T.C. ---- Noterliği'nin 17/08/2021 tarih ve ----- yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesini keşide ederek davalı şirkete ihtar ettiğini ve davalı şirketin cezai şart yönünden temerrüde düşürüldüğünü, davalı şirketin cezai şart bedelini yazılı ihtara rağmen ödememesinin ardından müvekkili şirketin anılan alacağını ----. İcra Müdürlüğü'nün ---- esas sayılı dosyasına konu ettiğini, davalı şirketin icra dosyasına haksız ve gerekçesiz olarak itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiğini, Fesih bildiriminin noterlik kanalıyla yapılması nedeniyle süresinden önce fesih olgusunun resmi belgeyle ispatlı olduğu açık olduğunu, bu durumda müvekkilinin alacağının yaklaşık ispatının sağlandığı kabul edilmesi gerektiğini, zira davalının icra dosyasına sunduğu 10/09/2021 tarihli itiraz dilekçesinde Sözleşmedeki imzaya itiraz etmediğini, kaldı ki davalının T.C. ---- Noterliği'nin 26/07/2021 tarih ve ------ yevmiye numaralı ihtarnamesinin 1 numaralı maddesi Sözleşmenin varlığı ve geçerliliği, davalı şirket tarafından açıkça ikrar olunduğunu, taraflar arasındaki Sözleşmenin kapsamı ve fesih tarihi göz önünde bulundurulduğunda müvekkilinin alacağının yaklaşık ispatı sağlanmış olup, alacak teminata bağlanmadığını, müvekkilinin alacağına ilişkin olarak ticari dava şartı arabuluculuk bulunulmuşsa da anlaşamama ile sonuçlandığını beyan ederek davanın kabulü ile, davalı borçluya takip konusu alacağın %20’ sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalıya tahmiline karar verilmesini taleple dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ile müvekkili şirket arasındaki sözleşme şirketinin eski imza yetkilileri tarafından kötü niyetli bir şekilde şirketten yüksek tutarda tahsilat yapmak amacıyla akdedilen ve sözleşme kapsamında belirlenen mal ve hizmetlerin alınmamış olmasına rağmen bedel ödemeleri yapılan sözleşmelerden biri olup, TBK M.27 hükmü uyarınca sözleşme kesin hükümsüz olduğu gibi , ayrıca bu işlem TTK M. 395 hükmü uyarınca da batıl olduğunu, zira dava konusu işbu sözleşme de dahil olmak üzere, karşı taraflar lehine aşırı yararlanma hükümleri barındıracak şekilde akdedilen çok sayıda sözleşme ve hizmet alınmamasına rağmen ödenen bedeller nedeniyle eski yöneticiler hakkında yasal süreçler başlatıldığını, davacı ile akdedilen sözleşmenin de eski yöneticiler hakkında başlatılan yasal süreçlere konu edilen sözleşmelerden biri olduğunu, müvekkili şirket eski yöneticileri ---- ve -----, tüzel kişilik perdesinin arkasına sığınmak suretiyle kurdukları paravan şirketler ile muvazaalı işlemler gerçekleştirmiş olup, davacı ile akdedilen Sözleşme’de olduğu gibi müvekkili şirketi borçlandırıcı sözleşmeler tanzim ve imza ederek müvekkili şirketi borçlandırmış, müvekkili şirketin içi boşaltılmak istenmiş ve müvekkili şirketten yüksek miktarlı tahsilatlar yapılmış olduğunu, 6098 sayılı TBK’nun 27.maddesine göre kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkansız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüz olduğunu, Yargıtay ----. Hukuk Dairesi’nin, -----sayılı ve 7.11.2019 tarihli kararında ise, Yöneticinin, dolaylı olarak işlemlerini takip ettiği bir şirket ile akdettiği sözleşmenin işlem yasağı kapsamında olması nedeniyle yasalara aykırı olduğuna ve bu kapsamda TBK m. 27 uyarınca Sözleşmenin tamamının kesin hükümsüz olduğuna hükmedildiğini, müvekkili şirketin eski yöneticilerinin diğer paravan şirketleri aynı adres kurulan ve eylem birliği içerisinde bulunan davacı Şirketin de, gerek sözleşmenin TBK m. 27 uyarınca kesin hükümsüz olduğunu, gerekse müvekkili şirketin eski yöneticilerinin bu sözleşmeyi Genel Kurul’dan onay almaksızın yapmış olduğunu bilebilecek kişiler oldğunu, bu durumda iyi niyetli olduklarını iddiasını öne sürerek, dava konusu Sözleşmenin geçerli olduğunu öne sürmelerinin mümkün olmadığını, kesinlikle davacı iddialarının kabulü anlamına gelmemekle birlikte; bir an için dava konusu sözleşmenin TBK 27 ne göre kesin hükümsüz ve TTK 395 e göre batıl olduğu göz ardı edilerek, müvekkilinin sözleşmeyi haklı bir neden olmaksızın feshettiği düşünüldüğünde dahi, 1 yıl süreli bir sözleşmenin ilk 6 aya ilişkin tüm bedelleri eksiksiz bir şekilde ödenmişken; davacının cezai şart bedeli adı altında tekrar 1 yıllık sözleşme bedelini talep etmesi hak ve adalet kurallarına uygun olmayacağını, bu itibarla, sayın mahkemenin tüm beyanlarımızı kabul etmemesi ve davacı tarafı haklı bulması durumunda dahi cezai şart bedelinde indirime hükmetmesi gerekeceğini, gerek dava konusu sözleşmenin müvekkilini zarara uğratmak amacıyla akdedilmiş olması, gerekse hizmet verilmeyen sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği tarihe kadar tüm bedellerin taraflarınca eksiksiz bir şekilde ödendiği dikkate alındığında; Türkiye’nin en büyük eğitim kurumlarından biri olarak faaliyette bulunan müvekkili hakkındaki ihtiyaci haciz talebinin reddi gerekmekte olduğunu, kaldı ki davacı davasını yaklaşık olarak dahi ispat edemediği gibi ihtiyati haciz talebi kanunda aranan gerekli şartları da taşımadığını, davacının icra inkar tazminatı taleplerinin reddi gerektiğini tüm bu nedenlerle haksız ve dayanaksız açılan davanın reddine, davacının %20 kötü niyet tazminatı ile cezalandırılmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER ve GEREKÇE: Dava; Hukuki niteliği itibariyle ----. İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67 maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.Mahkememizce taraflara usulüne uygun tebligat yapılmış, ----.İcra Müdürlüğü'nün ------- Esas sayılı dosyasının UYAP sureti incelenmek üzere dosyamız arasına alınmıştır.
Hazine ve Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığının müzekkere ile davacı taraf defterleri hakkında bilgi talep ettiği Mahkememizce müzekkereye cevap verildiği görüldü. Tanık ------ 24/01/2023 tarihli duruşmada alınan beyanında; " Ben 2020 yılının son aylarında işe başladım, 2022 yılının Nisan ayında davacı şirketten ayrıldım, ora da şirket memuru idim, ben reklam işlerinin prodüksiyon ve organizasyon , görsel işitsel tasarım, strateji, avans hizmetlerini organize etmekteydim, davalı ile ajans sözleşmesi yapılmıştı, yıllık ya da parça başı olarak yapılabilir, genelde yıllık yapılır, her sözleşmenin kendi kapsamı farklıdır, davalı ile stratejiden başlayarak, iletişim stratejisi, görsel , işitsel tasarım yapılması ve bunun içeriklerinin satın almalarının yapılması hususunda yapılmıştı, ben bu sözleşme için fiilen çalıştım, bu sözleşme bildiğim kadarıyla Ocak 2021 yapıldı, bildiğim kadarıyla bir yıl süreliydi, bu sözleşmede ben Haziran ayına kadar çalıştım, daha sonra davalı tarafça fesh edildi, bursluluk kampanyası vardı, davalı taraf bir okuldu, seneye öğrenciler için bursluluk sınavı yapılıyor, bursluluk sınavının duyuruları, radyo spotu, sosyal medya içeriklikleri ,bilboardları vardı, otobüsler için reklam baskıları yapıldı, bunların hepsi yapıldı, bunların tamamen ---- bursuluk sınavı için yapıldı, ---- grubunda ---- ve ----- vardı, biz üçümüz bu işle ağırlı olarak ilgilendik, biz işi yaptık, onlar onay verdiler, tanıklık ücret talebim yoktur, bilgim görgüm bu kadardır, " demiştir. Tanık ---- 24/01/2023 tarihli duruşmada alınan beyanında;" Ben 2016 yılından beri ---- Kolejinde çalışıyorum, ben reklam ve pazarlama bölümünde çalışıyorum, sözleşme ile ilgili hiçbir görev alanında bulunmadım, aslında bu sözleşmenin reklam ve pazarlama bölümü tarafından yapılması gerekirdi, ancak o dönem üst düzey yöneticiler tarafından yapılmıştır, bize de uygulanması yönünde direktif verildi, sonrasında mevcut dönem içerisinde bize ulaşan metaryaller bizim tarafından hazırlanmamıştı, bize bunların kullanılması yönünde bize direktifler verildi, ilk önce sağlık çalışanlarının ------ Kolejinden indirim reklamı ile başlamıştı, daha sonra da , sanıyorum bir yıl kadar, bu işleri yapmaya devam ettik, Yöneticimiz ----, ben vardım ve ----- hanım vardı, üst düzey yöneticiler de sürecin içindeydi, bize metaryaller gönderiyorlardı, bize bütçeyle ilgili herhangi bir hazırlama yetkisi verilmiyordu, o dönemde üst düzey yöneticiler olarak --- olması gerekir, --- vardı, davacı şirketten ise ---- ve ----- hanımla çalıştık, bir yıl boyunca çeşitli Kolejle ilgili uyarlamalarımız ve görsel reklamlar yaptık, Sosyal medya reklamları, kariyer günleri, birlikte bursluluk sınavı için çalışmalar yaptık, bir yıl kadar çalıştık, hiçbir şekilde birim olarak bilmemiz gereken bütçeleri bilmiyorduk, yönetimce bizden açıklama bekleniyordu, biz de bunu bilmediğimizi beyan ediyorduk, ayrıca işin içeriğini ve bütçesini tam olarak bilmemize rağmen fiyatların yüksek olduğunu belirtiyorduk, davacı tarafın sunduğu taslak çalışmaları üst düzey yöneticiler onaylıyorlardı ya da birim yöneticileri tarafından onaylanıyordu, biz görüş bildirirdik, spesifik olarak davacı tarafça hazırlanan ancak davalı şirket tarafından kabul edilmeyen bir çalışma hatırlamıyorum, ancak o dönemde biz dışar da tutulduğumuzdan olmuş olabilir, bizim birim olarak olur vermediğimiz , ancak yönetimin bizim görüşümüz aksine davacı tarafça yapılan çalışmayı kabul etmediği olmadığı, spesifik böyle bir olay olmadı, ancak herşey birim olarak bizim onayımıza sunulmuyordu, tanıklık ücret talebim yoktur, bilgim ve görgüm bundan ibarettir, " demiştir. Tanık ------ 24/01/2023 tarihli duruşmada alınan beyanında;" Ben 2017 Temmuz ayından beri davalı şirkette çalışıyorum, pazarlama ve iletişim direktörüyüm, yapılan sözleşme reklam çalışmaları ile ilgili idi, aslında üç tane firma arasından seçim yapılırken , o dönemki yönetim davalı firma ile çalışmak istendi, yönetim tarafından bir takım çalışmalar gönderiliyordu, bunları yayınlamamız isteniyordu, sonradan öğrendiğim kadarıyla bu çalışmalar davacı tarafça hazırlanan çalışmalarmış, benim görev tanımım içerisinde yapılan çalışmaların bütçesini kontrol etmekte var, 7-8 aylık bölümde böyle bir kontrol yapmam imkanı tanınmadı, 2020 yılı Mayıs ayı sonunda davalı şirketle birebir çalışmaya başladık, fiyatlar kontrol edilerek, çalışmalar yapılmaya başlandı, onun dışında bunun öncesinde yapılan çalışmalarda, ücretlendirmelerde bize birşey sorulmadı, sanırım davacı ile çalışmam bir yılı bulmadı, ancak süresini tam net hatırlamıyorum, ajansta ----- Hanım, ----- Hanımla çalıştım, ancak bir iki kampanya içerisinde ikisiyle birlikte çalıştık, daha sonrasında çalışmadık, bu süreçte bursluluk kampanyası ile yapılan çalışmalarda, planlamayı biz yaptık, satın alma kısmını ajansla yaptık, pahalı bulduğum noktaları, iade etmemiz gereken hususları davacı tarafa bildirdim, bursluluk sınavı ile ilgili görsel çalışmalar yaptık, görsel farklı alanları için ölçü uyarlamaları yaptılar, sözleşmenin ana çatısından haberdarız, daha önce çalıştığımız ajanslarla yaptığımız taslak sözleşme örneği vardır, ben bunu yönetime gönderdim, onlar da nasıl olması gerektiği ile beklentilerimizle ilgili bilgi verdim, sözleşmenin feshi ile ilgili bir bilgim yoktur, o dönem pandemi vardı, 2020 yılında bu işler başladı, 2019 yılı kasımda yönetim değişimi olmuştu, bu ajansın tam olarak ilk ne zaman ----- ile çalıştığını bilmiyorum, tam bir yılı geçkin süre ile çalışıldığını biliyorum, ben sadece yapılan işlerin bütçesinin yüksek olduğunu belirtiyordum, ancak bununla ilgili bana bir dönüş olmuyordu, yetki verilmediği için yönetime gönderiyordum, tanıklık ücret talebim yoktur, bilgim görgüm bu kadardır, " demiştir.Dosya konusunda uzman bilirkişi heyetine verilerek, rapor alınmıştır. Bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 08/08/2023 tarihli raporda özetle; " Davacı ile davalı arasında, 01.01.2021 tarihli ve “Reklam Veren ve Ajans Hizmeti Sözleşmesi” başlıklı sözleşme akdedildiği, bu sözleşme kanaatimizce; niteliği itibariyle, kanunda düzenlenmemiş (atipik), sürekli edimli bir işgörme sözleşmesi olduğu, sözleşmeyle davacı, sözleşmenin “Hizmetin Kapsamı” hükmünde belirlenmiş olan hizmetleri vermeyi (işleri yapmayı) borçlanmış olup; davalı da sözleşmede belirtilen hizmet bedelierini ödemeyi borçlandığı, sözleşmenin 10.1 nolu maddesi hükmüne göre; davalı, 1 yıllık sözleşme süresi boyunca Kreatif Çalışmalar ve Ölçü Uyarlamaları karşılığı olarak davacıya, aylık 40.000 TL 4 KDV hizmet bedeli (aylık sabit ücret) ve davacının yapacağı Reklam Alanı Satın Almalarının fatura tutarı üzerinden 465 komisyon bedeli ödeyecektir. Sözleşmenin 14 nolu maddesi hükümlerine göre; bu sözleşme imza tarihi olan 01.01.2021 tarihinden itibaren 1 yıl sürelidir; yani 01.01.2022 tarihine kadar süreli olduğu, davalının, sözleşmeyi 1 yıldan önce feshedemeyeceği, 1 yıldan önce feshettiği takdirde, 1 yıllık sözleşmez tutarı olan 480.000 TL * KDV tutarında Cezai Şartı davacıya ödemekle yükümlü olacağı, 1/b- Davalı, davacıya keşide ettiği 26.07.2021 tarihli ihtarname ile; taraflar arasında akdedilen sözleşmenin, keşideci (davalı) tarafından görülen lüzum üzerine 26.07.2021 tarihi itibari ile derhal tazminatsız olarak feshedildiğini, bildirdiği, 1/c- Davacı, davalıya keşide ettiği 17.08.2021 tarihli ihtarname ile, sözleşmenin 1 yıllık süresinin dolmasından önce davalı tarafından haksız olarak feshedildiği gerekçesiyle, sözleşmede kararlaştırılmış olan 480.000 TL + KDV tutarında Cezai Şartın tahsilini talep ettiği, 1/d- Davalının söz konusu Cezai Şart tutarını ödememesi üzerine davacı, davalı aleyhine, İcra Takibi başlatmış ve 480.000 TL asıl alacağının (cezai şart alacağının) ve takip tarihine kadar Adi Kanuni Faiz oranı üzerinden işlemiş 710,14 TL faiz alacağının (temerrüt faizi) alacağının, tahsilini talep ettiği, davalının itirazı üzerine takip durunca da, işbu itirazın iptali davasını açıldığı, davalı, davacıya keşide ettiği 26.07.2021 tarihli ihtarname ile; taraflar arasında akdedilen sözleşmenin, keşideci (davalı) tarafından görülen lüzum üzerine 26.07.2021 tarihi itibari ile derhal tazminatsız olarak feshedildiğini, bildirdiği, cevap dilekçesinde ise, sözleşmede belirtilen şekilde hizmet verilmediğini, yani gereği gibi hizmet verilmediğini (davacının hizmet verme borcunu gereği gibi ifa etmediğini) beyan ettiği, tanık beyanlarından, davacının, sözleşmenin devam ettiği süre içinde sözleşme kanusu hizmetleri verdiği (hizmet verme borcunu yerine getirdiği/ifa ettiği) anlaşıldığı, davalı, davacının hizmet verme borcunu gereği gibi vermediğini (TBK.md.112) ispata yönelik delil sunmadığı gibi, borcunu nasıl gereği gibi ifa etmediğini de açıklamadığı, bu durumlar karşısında, davalının, sözleşmeyi haksız olarak feshettiği kanaatine varıldığı, davalı cevap dilekçesinde ayrıca, taraflar arasındaki sözleşmenin TBK.md.27 uyarınca “geçersiz (kesin hükümsüz)” olduğunu iddia ettiği ancak dava dosyası içeriğinde, taraflar arasındaki sözleşmenin TBK.md.27 uyarınca “kesin hükümsüz (geçersiz)” olmasını gerektirecek bir olgunun/sebebin varlığını ispata yönelik delile rastlanmadığı, bu nedenle davalının bu iddiasının yerinde olmadığı kanaatine varıldığı, davalı, sözleşmeyi 1 yıllık süresi dolmadan önce haksız olarak feshettiği için, davacının, sözleşmenin 14 nolu maddesi hükmünde öngörülmüş olan, 1 yıllık sözleşme bedeli tutarındaki, yani 480.000 TL + KDV tutarındaki Cezai Şartın tahsilini, takip tarihi itibariyle davalıdan talebe hak kazandığı, davacı takip talebinde KDV hariç 480.090 TL'nin tahsilini talep ettiğinden bu talebi ile bağlı olduğu kanaatine varılmış olup, takdiri tamamen Mahkemeye aittir. Davacı takip talebinde ayrıca işlemiş temerrüt faizi alacağının da tahsilini talep ettiği, davacı, davalıya keşide etmiş olduğu 17.08.2021 tarihli ihtarnamesi (temerrüt ihtarnamesi) ile işbu cezai şart tutarının tahsilini talep etmiş ve davalıya 5 günlük ödeme süresi tanıdığı, bu durum sebebiyle davalının, söz konusu ihtarnamenin kendisine tebliğ edildiği tarihten 5 gün sonraki tarih itibariyle temerrüde düştüğü (TBK.md.117/f.1); dolayısıyla da davacının işbu temerrüt tarihinden takip tarihine kadar işlemiş temerrüt faizi alacağına hak kazanmış olduğu; davacı, takip talebinde, yasal faiz oranı üzerinden temerrüt faizi işletilmesini talep ettiğinden, bu talebi ile bağlı olduğu kanaatine varıldığı, işlemiş temerrüt faizi tutarı, raporumuzun Mali Kısmında 960 TL olarak hesaplandığı, sözleşmede, davacıya ödenecek olan hizmet bedeli tutarı, aylık 40.000 TL + KDV alarak o kararlaştırıldığı, davalı, 6 aylık hizmet bedeli tutarı olan 240.000 TL'nin davacıya ödenmiş olduğunu iddia ettiği, davacının da aksi yönde bir iddiası bulunmadığı, davalı, 6 aylık sözleşme bedeli tutarı (240.000 TL) davacıya ödenmiş olmasına rağmen davacının 1 yıllık sözleşme bedeli tutarında (480.000 TL tutarında) cezai şart talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu sebeple de işbu cezai şart tutarından indirim yapılması gerektiğini, iddia ettiği, 480.000 TL'lik Cezai Şart tutarının ödenmesinin davalının ekonomik açıdan mahvına yol açıp açmayacağı ve eğer yol açacaksa hangi düzeye indirildiği takdirde yol açmayacağı ve dolayısıyla da hangi düzeye indirilmesi gerektiği hususu, gerekli Mali Belgeler sunulduğu takdirde, kurulumuzda görevli olan Mali Müşavir Bilirkişi tarafından değerlendirilmelidir." tespitinde bulunmuşlardır.-----vergi dairesine müzekkere yazılarak, davalının 2021 yılında hangi işi, hangi defter tuttuğu ve 2021-2022 yıllarına ait beyannamesinde ne kadar gelir beyan ettiği hususları ve tarafların beyan ve itirazları değerlendirilmek üzere Mali Müşavir bilirkişiden alınan 03/07/2024 tarihli raporda özetle; " 2021 yılına ait kurumlar vergisi beyannamesinde üzerinde yer alan hesap bakiyelerin doğru olup olmadığı hususunda yapmış olduğum incelemeler neticesinde hesap bakiyelerin doğru olduğu, incelenen faturaların muhasebe kayıtları ile uyum olduğu tespit edilmiştir. 2024 yılına ait tam tasdik raporunda, davalı yanın ticari defter ve belgelerinin usulüne uygun olduğu, gerçeği yansıttığı, defter kayıtlarının V.U.K'un kayıt nizamı ve ilgili hükümlerine ve muhasebe ilkelerine uygun olduğu tespit edilmiştir. 31.03.2025 Yılına ait gelir tablosunda 139.929.668,44 TL dönem karının oluştuğu, Dosyaya sunulan ve davalı şirkete ait 2021, 2022 ve 2023 senelerine ait kurumlar vergisi beyannamelerinde yer alan bilanço ve gelir tablolarında veriler analiz teknikleri çerçevesinde incelenmiş olup davalı şirketin 2023 ve devamı yıllarda bilançosunda özkaynaklarının negatif olmasına rağmen şirket yıllardır faaliyetlerine devam etmektedir. Şirketin faaliyetlerine devamı kısa vadeli borçlarının dönen varlıklar ile karşılanmasına yani net işletmese sermayesinin pozitif olmasına bağımlıdır. Net işletme sermayesi pozitif olan firmalar yollarına yürümeye devam eder, diğer firmalar icra tehdidi ile karşı karşıya kalmaktadır. Söz konusu derdest olan dosyada net işletme sermayesinin reel olarak tespit edilmesi, sonuca ulaşma bakımından önem arz etmektedir. Şirketin kısa vadeli yabancı kaynakları hesap bazında tek tek değerlendirilmiş ve vadesi 1 seneden uzun olabilecek hesaplar, devamlılık bilançosunda Uzun Vadeli hesap kodlarına alınmıştır. Böylece yukarıda detaylı olarak açıklamış olduğumuz üzere: Dönen Varlıklar —- Kısa Vadeli Borçlar - 9.113.465.143,52 TL — 8.174.044.165,36 TL -> (4) 939.420.978,16 TL dir. Davalı şirketin Net İşletme Sermaye fazlasının olduğu, dönen varlıkları ile kısa vadeli borçlarını karşılayabildiği görülmektedir. Netice olarak; davalı şirketin dava konusu cezai şartı ödemesinden dolayı ekonomik mahfına sebep olmayacağı, davalının zaten bu tutarlardan daha yüksek tutarlarda faaliyetlerde bulunduğu ve borçlarını ödeyebildiği, hatta 31.03.2025 tarihli mali tablolarda şirketi kar elde etmiş olduğu" tespitinde bulunmuştur.Bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edildiği, taraf vekillerinin beyan ve itiraz dilekçesi sunduğu görülmüştür. Bilirkişi raporu denetime açık, karar vermeye yeterli ve elverişli mahiyettedir. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; Davacının 14 üncü maddeye göre talep ettiği tazminat TBK' nun 179 vd. maddelerinde düzenlenen cezai şart niteliğindedir. Benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davalı şirketin Net İşletme Sermaye fazlasının olduğu, dönen varlıkları ile kısa vadeli borçlarını karşılayabildiği görülmektedir. Netice olarak; davalı şirketin dava konusu cezai şartı ödemesinden dolayı ekonomik mahfına sebep olmayacağı anlaşılmıştır. Davacı şirketin davalı şirketin eski yetkililerinin ilişkili olduğu paravan şirketlerden biri olduğu, haksız kazanç elde etmek amacıyla kötüniyetli bir şekilde akdedilen sözleşmelerden biri olduğu, davacı tarafından hizmet verilmemesine rağmen 3 aylık fatura bedelinin talep edildiği iddialarının davacı tarafından ispatlanamadığı, sözleşmenin davalı şirketin sözleşme tarihindeki yetkilileri tarafından imzalandığı, sözleşmenin ilk altı ayı boyunca davacı tarafından düzenlenen faturaların davalı tarafından ödendiği, bu nedenle sözleşme kapsamında yapılan işe ve fatura bedellerine davalı tarafından onay verildiğine kanaat edilmiştir. Davalı tarafın sözleşmeyi 1 yıllık süresi dolmadan önce haksız olarak feshetmesi sebebiyle davacının, sözleşmenin 14 nolu maddesi hükmünde öngörülmüş olan, 1 yıllık sözleşme bedeli tutarındaki 480.000,00 TL + KDV tutarındaki Cezai Şartın tahsilini, takip tarihi itibariyle davalıdan talebe hak kazandığı, davacı takip talebinde KDV hariç 480.000,00 TL 'nin ve ihtaname tebliğ tarihinden itibaren işlemiş 710,14 TL faizin davalıdan tahsiline, itirazın iptaline dair karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KABULÜ ile; ----. İcra Müdürlüğü'nün ------ esas sayılı icra dosyasında davalı tarafça yapılan itirazın iptali ile takibin 480.000,00-TL asıl alacak ve 710,14-TL takip öncesi işlemiş faiz olmak üzere toplam 480.710,14-TL üzerinden devamına, b-Asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, c-Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen 480.000,00-TL’nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Alınması gerekli 32.837,31-TL harçtan davacı tarafından yatırılan 5.805,78-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 27.031,53-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-a) Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 80,70-TL başvurma harcı, 5.805,78-TL peşin harcın toplamı olan 5.886,48-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, b)Davacı tarafından sarfedilen toplam 4.688,00-TL yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davalı tarafından yapılan yargılama giderleri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştikten sonra talep halinde yatırana iadesine, 6-Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davacı taraf için takdir olunan 76.913,62-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-6325 sayılı Kanun'un 18-A/13. bendi uyarınca Adalet Bakanlığı tarafından karşılanan 1.320,00-TL zorunlu arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir olarak kaydedilmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta süre içinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.