İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2022/173 E. 2023/578 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2022/173
Karar No
2023/578
Karar Tarihi

T.C. GAZİANTEP 2 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO :.... KARAR NO :.... HAKİM : .... KATİP : ....

DAVACI :.... VEKİLİ : .... DAVALI :.... VEKİLİ : ....

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/02/2022 KARAR TARİHİ : 25/10/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/11/2023

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı, Gaziantep İcra Müdürlüğü'nün 2021/87371 Esas Sayılı Dosyası ile aleyhine yürüttüğümüz ilamsız icra takibinde borca itiraz etmiş ve takibin durdurulmasını istediğini, borçlunun itirazları haksız olup, borçlu itirazında kötü niyetli olduğunu, davalı şirket ile müvekkil şirket arasında var olan ticari iş ilişkisi çerçevesinde düzenlenen faturalardan kaynaklı olarak 12.327,28 USD bakiye borcu bulunduğunu, davalı borcunu müvekkil şirkete zamanında ödenmediğini, davalı şirket müvekkil şirkete herhangi bir borcunun olmadığını ilamsız takip fatura olacağına dayandığını, müvekkiline 12.237,28 USD borcu olduğunun incelemelerde ortaya çıkacağını, beyanla borçlunun Gaziantep İcra Müdürlüğü'nün 2021/87367 Esas Sayılı Dosyası ile başlatılan takibe yaptığı kötü niyetli ve alacağın tahsilini geciktirmeye yönelik itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetini, alacağa en yüksek mevduat faizi USD faizi işletilmesi ve ve tüm yargılama giderlerinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı tarafından müvekkili aleyhine Gaziantep İcra Müdürlüğü'nün 2021/87371 Esas Sayılı Dosyası ile takibe geçilmiş olup ödeme emrinde 12.327,28 USD ve %2.25 yıllık en yüksek mevduat faizi USD faizi işletilerek ödenmesi talep edildiğini, müvekkiline tebliğ edilen ödeme emrinde ise yabancı para alacağının TL karşılığını, takip talebinde göstermek zorunda olup, buna bağlı olarak bu zorunluluğun ödeme emrinde de yerine getirilmesi gerektiğini, bir noksanlık kamu düzeni ile ilgili olup, takibin her safhasında resen göz önünde tutulması gerektiği, davacı tarafından ibraz edilen faturalar incelendiğinde ödenecek tutar Türk Lirası olarak da belirtilmiş olmasına rağmen Amerikan dolar cinsinden bedel talep etmesi hukuka uygun olmadığı, kaldı ki müvekkil firmanın davacı firmaya borcunun da bulunduğu müvekkilinin gelen şikayetler ve iadeler üzerine derhal davacı firmaya 23/02/2021 tarihinde fotoğrafları gönderdiğini ayrıca görüşerek durumu bildirdiğini, davacı firmanın sorumluluk almaktan imtina ettiğini, müvekkilinin ticari hayatında kar etmek bir yana ağır mali zararlarla kaşlaştığını açıklanan bu nedenlerle, davanın reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir. DELİLLER: 1-Taraflarca usulüne uygun olarak ileri sürülen iddia ve savunmalar, 2-Gaziantep İcra Dairesinin 2021/87371 Esas Sayılı İcra Dosyası 3-İlgili kamu kurumlarından celp edilen cevabi yazılar, 4-Bilirkişi raporları 5-İlgili yasal mevzuat ve yargısal içtihatlar, HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLER, TARTIŞILMASI VE GEREKÇE : Dava Nevi İtibari İle Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan İtirazın İptali Davasına İlişkindir. Uyuşmazlığa uygulanacak normlar açısından yapılan değerlendirme; Dava İİK 67 maddesi uyarınca itirazın iptali davası olarak ikame edilmişse de davacı vekili tarafından mahkememize ibraz edilen 13/04/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile davacı davasını alacak davası olarak ıslah etmiş ve dava değerini 12.327,28 USD'ye yükseltmiştir. TBK'nun 207 maddesi; "Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Durum ve koşullara göre belirlenmesi mümkün olan bedel, kararlaştırılmış bedel hükmündedir." şeklinde düzenlenmiştir. TBK 236'ncı maddesi; "Borcunu ifa etmeyen alıcı, satıcının bu yüzden uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür. " şeklinde düzenlenmiştir. Dava konusu uyuşmazlıkta davacı satışın yapıldığını ve davalının ödemeyi yapmadığını iddia ederek alacak davasını ikame etmiştşir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık anılan kanuni düzenlemeler dikkate alınarak çözülecektir. Ticari defterlerin bilirkişi incelemesine dair tespitler; Hukuk Muhakemeleri Kanununun ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 222. maddesi; "(1)Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2)Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3)İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4)Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5)Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." hükmünü amirdir. HMK nın 222 ve devamı maddelerine göre defterlerin sahibine delil olabilmesi için uyuşmazlığın ticari işten kaynaklanması, uyuşmazlığın tacirler arasında çıkmış olması, ticari defterlerdeki kayıtların birbirini doğrulaması, ticari defterlerin kanuna uygun tutulmuş olması gerekir. Somut uyuşmazlık bu niteliklere haiz olduğundan taraf ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmıştır. a) Davacı taraf ticari defterlerinin incelenmesinde; Mahkememizin ara kararı uyarınca rapor hazırlanmak üzere dosya kül halinde mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş bilirkişi tarafından hazırlanan 29/08/2022 tarihli raporda özetle; Davacı ile Davalı taraf arasında mal alım satım ilişkisinin bulunduğu, Davacı tarafından ibraz edilen 2020/2021 dönemine ait Ticari Defterlerini 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 224 ve 225. Maddeleri ile 6762 Sayılı eski T.T.K'nun 66. Maddesi ve 6102 Sayılı-Yeni T.T.K'nun 64. Maddelerine göre 2020-2021 dönemi Envanter Defter açılış tasdikini süresi içinde yaptırdığı, kasım 2020 dönemi hariç e-defter beratlarını Gelir İdaresi Başkanlığı'na zamanında bildirildiği, 1-)Davacı vergi dairesi yazı eklerinde yer alan BS incelemesinde, davacı takip talebinde yer alan satış faturalarının BS bildirimiyle uyumlu olduğu, 2-)Gaziantep İcra Dairesi'nin 2021/... Esas Sayılı Takip Dosyası ödeme emrinde yer alan faturaların davacı taraf ticari defter kayıtlarında kayıtlı olduğu, 3-)Davacı ticari defter kayıtlarında davacının 30/09/2021 takip tarihi itibari ile asıl alacak tutarının 12.020,38 USD (93.492,09 TL) olduğu şeklinde rapor tanzim edilmiştir. b) Davalı taraf ticari defterlerinin incelenmesinde; Mahkememizin ara kararı uyarınca rapor hazırlanmak üzere dosya kül halinde başka bir mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş bilirkişi tarafından hazırlanan 20/06/2023 tarihli raporda özetle; Davalının dava dosyasına 2020 ve 2021 yıllarına ait yevmiye, envanter ve kebir defterlerini yerinde ibraz edildiği, davalının dava dosyasına yerinde ibraz ettiği bu 2020 ve 2021 yılları yasal defterlerinni noter açılış tasdiklerinin zanında ve usulüne uygun olarak yaptırıldığı gibi TürkTicaret Kanunu'nda zorunlu olduğu belirtilen 2020 ve 2021 yılları yevmiye defterlerinin noter kapanış tasdiklerini de zamanında ve usulüne uygun olarak yaptırdığı, incelenen 2020 ve 2021 yılları yasal defter ticari münasebet kayıtlarına göre, davalının davacıdan dava dosyasına konu 3 adet faturayla toplam 12.327,28 USD tutarında alış yaptığı ve 306,90 USD tutarında davacı aleyhine yansıtma faturası düzenlediği, davalının davacıdan yaptığı ve bu alışların ve yansıtma faturası kayıtlarını Vergi Usul Kanunu'nun 215. Maddesi gereği TL üzerniden 95.851,99 TL ve 2.360,00 TL olarak kayıtlarına aldığı ve davalının davacıdan yaptığı bu alışlarının karşılığına davacıya herhangi bir ödeme yapmadığı, böylece davalının incelenen bu 2020 ve 2021 yılları ticari münasebet kayıtlarına göre, davalının davacıya (95.851,99-2.360,00) = 93.491,99 TL borcunun kaldığı kaydının olduğu, ancak davacının davalıya düzenlediği davaya konu 3 adet faturaların USD cinsinden de olmasına rağmen davalının 2020 ve 2021 yıllarında herhangi bir kur değerlemesi kaydının yapmadığı, Bunun yanında dava dosyasının içerisinde bulunan davalının bağlı bulunduğu vergi dairesine bildirdiği BA bildirim formlarının incelenmesinde, davacının davalıya düzenlediği dava dosyasına konu 3 adet faturayı davalının BA bildirim formunda KDV hariç olarak 95.851,00 TL olarak bildirdiği, şeklinde rapor tanzim edilmiştir. Ticari defterlerin delil niteliği ve somut olaya ilişkin değerlendirmeler; Tarafların her ikisinin de tacir olması, uyuşmazlık konusunun her iki tarafın da ticari defterine işlemesi gereken kapsamda olması ve ticari işletme ile ilgili olması hususları; ticari defterin, delil olarak kullanılmasını mümkün kıldığı tespit edilmiştir. HMK'na göre eksiksiz ve usulüne uygun tutulmuş, açılış ve kapanış onayı yapılmış olan, birbirini doğrulayan ticari deftrerin sahibi lehine delil olması mümkün kılınmıştır. Bunun yanında bu şartları taşımayan defterler ise her zaman sahibi aleyhine delil olma niteliği taşımaktadır. (Hüseyin ÜLGEN/Mehmet HELVACI/Arslan KAYA/N. Fusün NOMER ERTAN, Ticari İşletme Hukuku, 6. Baskı, İstanbul, 2019, s.677) Ticari defterin birbirini doğrulamasından anlaşılması gereken ise uyuşmazlığın taraflarının defterlerinin birbirini doğrulması değil; defteri tutan tarafın bütün defterlerindeki kayıtların birbirini doğrulamasıdır. (Hakan PEKCANITEZ/Muhammet ÖZEKES/ Mine AKKAN/Hülya TAŞ KORKMAZ, Medeni Usul Hukuku, 15. Baskı, İstanbul, 2017, s.1829) Her iki tarafın da ticari defterleri usulüne uygun tutulmuş, delil niteliğine haizdir. Tarafların ticari defterlerindeki kayıtları birbiri ile örtüşmektedir. Buna göre davacı taraf ticari defterlerine göre davalıdan 12.020,38 USD alacaklı görünürken; davalı taraf ticari defterlerinde de davacı tarafa 12.020,38 USD borçlu olduğu kayıtlıdır. Bu noktada uyuşmazlık fatura konusu işin ayıplı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Satışa konu faturalar davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğundan, ürünleri teslim aldığı yerleşmiş Yargıtay içtihatları gereğidir. Taraf ticari defterleri dikkate alındığında davalının davacıya 12.020,38 USD borçlu olduğu kanaati oluşmuştur. Ayıp iddiasını ise iddiayı ortaya atanın ispat etmesi gerektiğinden, davalı taraf ispat yükünü üzerine almıştır. Bu husus ayrı bir alt başlık altında değerlendirilecektir. Davalının ayıp iddiası bakımından yapılan değerlendirme; Davalı taraf davacının satışın yapıldığını ama davacının ayıplı ve ağırlı kusur olarak edimini ifa ettiğini mahkememize bildirmiştir. İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususu ispat yükü kavramıyla ilgilidir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.” Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinin 1. fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmış; 2. fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre “(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Davalı alıcının malların ayıplı olduğunu anlamına gelmektedir. TTK 23/1-c "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür." şeklinde düzenlenmiştir. Mahkememizin 17/05/2022 tarihli celsesinin 10 numaralı ara kararında davalı tarafa ayıp iddiasına ve ayıp ihbarın ilişkin delillerini mahkememize ibraz etmek üzere 2 haftalık kesin süre verilmesi yönünde ara karar tesis edilmiştir. Davalının duruşmaya katılmamış olması nedeniyle tebligat zarfına dercedilerek kesin süre ihtaratı yapılmıştır. Davalı vekili tarafından süresi içerisinde ayıp iddiası ve ayıp ihbarına ilişkin herhangi bir delil mahkememize ibraz etmemiştir. Bu nedenle davlının ayıp iddiasının ve ayıba ilişkin ihbar külfetini ispat edemediği kanaati hasıl olmuştur. Nitekim benzer uyuşmazlıkta Yargıtay 19'uncu Hukuk Dairesi'nin 2016/11212 Esas ve 2017/6354 Karar sayılı kararında "...dava konusu ürünün ayıplı olduğunu ispat külfetinin davacıda bulunduğu,davacının ürünün ayıplı olduğunu iddia etmesine karşın ayıplı ürüne ilişkin bir şahit numune saklamadığı, bu nedenle ayıp iddiasını kanıtlayamadığı ayrıca tarafların tacir olup TTK hükümlerine göre açık ayıpta 2 gün, gizli ayıpta da 8 gün içinde bildirimde bulunması gerektiği..." şeklinde belirtildiği üzere malın ayıplı olduğunu ispat külfeti davalı-alıcıda iken bunu ispata yarar dosyaya sunulmuş bir delil de sunulamamıştır. Gaziantep 11'inci Hukuk Dairesi'nin 2019/756 Esas ve 2021/186 Karar sayılı kararında "İade faturası içeriği malların teslim edildiğinin usulüne uygun delillerle ispatı gerekir. Ayrıca davalı- alıcı savunmasında malların ayıplı olduğunu iddia ile iade faturası düzenlediğini de bildirmiştir. Dosya içerisinde usulüne uygun ve süresinde yapılmış ayıp ihbarı olmadığı anlaşılmaktadır. Malların da davacıya iade edildiği kanıtlanamadığından..." şeklinde belirtildiği üzere davalı-alıcının ayıp ihbarında bulunmaması malın ayıplı olduğu ispatlanamamıştır. Bu nedenle davalının ayıp iddiasına itibar edilmemiştir. İcra inkar tazminatı talebi bakımından yapılan değerlendirme; Burada her ne kadar davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de dava 2004 sayılı İİK m.67/2 maddesindeki itirazın iptali davası olarak açılmışken; davacı vekili tarafından mahkememize ibraz edilen 13/04/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile davacı davasını alacak davası olarak ıslah ettiği dikkate alınarak alacak davasından İİK 67/2 hükmü uyarınca icra inkar tazminatı hükmedilemeyeceğinden bu konuda karar tesis edilmemiştir. Davalının temerrüdü bakımından yapılan değerlendirme; Davacı tarafça itirazın iptali davası alacak davası olarak tam ıslah edildiğinden ve ıslah, dava dilekçesinin baştan itibaren düzeltilmesine yönelik bir taraf usul işlemi olduğundan bu niteliği itibarıyla ilk davanın devamı olup yeni bir dava olmadığından hükmedilen alacağa dava tarihinden itibaren faize hükmedilmiştir. Nitekim benzer uyuşmazlıkta da Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin 2021/934 Esas, 2021/1072 Karar sayılı ilamında benzer yönde karar verilmiş ve verilen karar Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2021/8745 Esas ve 2023/2831Karar sayılı ilamı ile onanmıştır. (Benzer yönde karar için bknz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2021/5122 Esas ve 2023/8481Karar sayılı ilamı) Davacı tarafından verilen kesin süreye rağmen davalının temerrüde düşürüldüğüne dair herhangi bir bilgi belge de mahkememize ibraz edilmemiştir. Harç ve vekalet ücreti bakımından yapılan değerlendirme; Davacı dava ve ıslah dilekçesinin talep ve sonuç kısmında dava konusu alacağını yabancı para üzerinden talep ettiği anlaşılmıştır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2014/17583 Esas, 2015/3424 Karar sayılı ilamında; "Mahkemece davanın kabulü ile karar tarihindeki kur esas alınarak davalıdan vekalet ücreti ile karar ve ilam harcı tahsiline hükmedilmiş ise de, Dairemizce istikrarlı bir şekilde kabul edildiği üzere, yabancı para borcu ile ilgili alacaklarda talep edilen yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı Türk Lirası üzerinden, karar tarihindeki tarifeye göre vekalet ücreti ile nisbi karar ve ilam harcının hesaplanması gerekmektedir. Bu ilkeye aykırı şekilde yabancı paranın karar tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı esas alınmak suretiyle hesaplama yapılması yerinde olmamıştır." (Emsal kararlar için bknz. Gaziantep BAM 2020/141 Esas ve 2021/861 Karar sayılı ilamı) Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2020/2065 Esas, 2021/147 Karar sayılı ilamında "Yabancı para birimi üzerinden hükmedilen alacaklarda öncelikle hükmedilen yabancı para alacağı, dava tarihindeki T.C. Merkez Bankası tarafından ilan edilen efektif satış kuru üzerinden Türk lirasına çevrilmeli, belirlenen bu miktar üzerinden karar tarihindeki oran üzerinden nispi karar ve ilam harcı alınmalıdır." şeklinde belirtildiği üzere yabancı para alacağına ilişkin hüküm kurulurken harcın karar tarihindeki TCMB efektif satış kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilerek belirlenmiştir. (Emsal kararlar için bknz. Y15HD 2016/4639 E., 2018/610K.; Y15HD 2015/751 E., 2015/6442 K. sayılı ilamları) Buna göre dava tarihi 28/02/2022 tarihinde Dolar efektif satış kuru 13,6573 TL'dir.

Buna göre vekalet ücreti ve harçlar davanın kabul edilen değeri; 12.020,38 x 13,6573= 164.165,94 TL üzerinden hesaplanacaktır. Neticeten; Tüm dosya kapsamı, denetime elverişli alınmış bilirkişi raporları, taraf beyanları, gelen yazı cevapları birlikte incelendiğinde davacının davasının kısmen kabul kısmen reddine karar vermek gerekmiş olup, aşağıdaki gibi hüküm kurumuştur. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davanın KABULÜ Kısmen REDDİ ile; 12.020,38 USD'nin dava tarihi olan 28/02/2022 tarihinden itibaren USD cinsi ile yabancı para ile açılan 1 yıl vadeli mevduata uyguladıkları en yüksek faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE, fazlaya dair istemin REDDİNE,, 2-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca davanın kabul edilen değeri olan 164.165,94 TL üzerinden alınması gereken 11.214,18 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan 2.405,72 TL peşin harç, 115,04 TL ıslah harcı ve 550,00 TL tamamlama harcının toplamı olan 3.070,76 TL'nin mahsubu ile bakiye 8.143,42 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 5-Davacı tarafından yatırılan yatırılan 2.405,72 TL peşin harç, 115,04 TL ıslah harcı ve 550,00 TL tamamlama harcının toplamı olan 3.070,76 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen toplam 1.962,00 TL yargılama giderinden giderinin davanın kabul (%97,51) ve ret (%2,49) oranlarına göre hesaplanan 1.913,14 TL yargılama gideri ve 80,70 TL başvuru harcının toplamı olan 1.993,84 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, kalan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca davanın kabul edilen değeri üzerinden hesaplanan 26.266,55 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 8- Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca davanın ret edilen değeri üzerinden hesaplanan 4.191,43 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 9-Davalı tarafından yargılama nedeniyle herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 10- Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE, 11- Dava açılmadan önce başvurulan arabuluculuk dava şartı nedeniyle hazineden karşılanmış olan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin 02/06/2018 Tarihli ve 30439 Sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği m.26/4 hükmü uyarınca davanın kabul (%97,51) ve ret (%2,49) oranlarına göre göre 1.314,32 TL'sinin davalıdan, 5,68 TL'sinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı ve davalıların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu AÇIK olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunanlara okunmak suretiyle tefhim edildi. 25/10/2023

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2022/173, K. 2023/578, T. 25.10.2023, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2022-173-e-2023-578-k-ff0faf253edf