İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/163 E. 2025/825 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/163
Karar No
2025/825
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/163 KARAR NO : 2025/825

DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 10/03/2022 KARAR TARİHİ : 04/11/2025

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin uzun yıllardan beri her türlü kara taşıtlarının genel bakım ve onarımı ile motorlu kara taşıtlarının parça ve aksesuarlarının perakende ticareti alanında faaliyet gösterdiğini, sektörün kurucularından olduğunu, sahip olduğu başta ---- gibi tanınan markaları ile toplumda saygın bir marka değeri kazandığını, uluslararası çapta dahi bilenen bir şirketler grubu haline geldiğini, en çok satan bayi unvan ödülleri, en iyi müşteri hizmetleri veren bayileri ve diğer başkaca ödüller aldığını, işbu faaliyet konusu ile ilgili olarak da davalı ile ---- Noterliğinin 01.04.2019 tarihli ve ----- yevmiye numarası ile tasdikli Bayilik Sözleşmesi akdettiğini, işbu sözleşme süresince davalının yetkili servisi olarak üzerine düşen tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, yetkili servis standartlarını her zaman en üst düzeyde koruduğunu, ancak davalı tarafından müvekkiline gönderilen ---- Noterliğinin ----- yevmiye numaralı 04.01.2021 tarihli ihtarnamesinde; “şirket ortağı ve yöneticisi----hakkında bayilik sözleşmesinin feshine neden olacak çeşitli suçlamalarla ilgili soruşturmalar ve davaların olduğunun öğrenildiği, bu davalar ve soruşturmalar nedeniyle bayilik sözleşmesinin tebliğden itibaren 3 ay sonra geçerli olmak üzere fesh edileceğinin” bildirildiğini, akabinde davalı tarafından işbu sözleşmenin ani ve tek taraflı olarak fesih edildiğini, ancak davalının ihtarname belirttiği ve müvekkili şirket yetkilisi hakkında verilen mahkumiyet kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yoluna başvurulduğunu ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun ---- Esas ve ---- Karar sayılı ilamı ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının değişik gerekçe ile kabulüne, müvekkili şirket yetkilisi hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin esastan reddine ilişkin kararın kaldırılmasına, eksik araştırma ile mahkumiyet hükmü kurulduğu gözetilmeden ---- Asliye Ceza Mahkemesi'nin 21.06.2019 tarih ve --- sayılı Sanık----- hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükmün bozulmasına karar verildiğini ve bozma nedenine göre sanık ------ salıverilmesine karar verildiğini, nitekim ihtar sonrası 3 aylık ihtar süresi dolmadan müvekkilinin davalıya bu durumu ihtar ile bildirdiğini, dolayısıyla müvekkili hakkında herhangi bir kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunmadığından davalının bahsi geçen sözleşmeyi feshetmesinin haklı sebebinin oluşmadığını, asla haklı nedenle fesih iddiasını kabul anlamına gelmemekle birlikte taraflar arasında sözleşmenin imzalandığı tarihte davalı şirketin müvekkilinin bahsi geçen soruşturma ve kovuşturma dosyasından haberdar olduğunu, dolayısıyla söz konusu feshin Medeni Kanun 2. maddesi anlamında dürüstlük ve iyiniyet kurallarına aykırılık teşkil ettiğini, aksi hususun masumiyet karinesinin hiçe sayıldığı anlamına geldiğini, taraflar arasında imzalanan Bayilik Sözleşmesinin 45. maddesinde sözleşmenin belirsiz süreli olarak akdedildiğinin belirtildiğini ve aynı maddenin devamında sözleşmenin 2 yıllık fesih ihbar sürelerine uyulmak kaydıyla sona erdirileceğinin ifade edildiğini, davalı tarafından sözleşmenin belirlenen 2 yıllık fesih ihbar sürelerine uyulmadığı gözetildiğinde haksız fesih nedeniyle müvekkili nezdinde doğan müspet ve menfi zararlar meydana geldiğinin izahtan vareste olduğunu, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin imzalanmasından sonra müvekkilinin bayilik için yüksek yatırımlar yaptığını, işçi istihdam ettiğini, bankalar nezdinde müvekkili aleyhinde yüksek miktarlarda maliyet oluştuğunu, sözleşmenin devam edeceği inancıyla yapmış olduğu stokların müvekkilinin elinde kaldığını, kira bedeli kaybına uğradığını, müşteri portföyünde yer alan müşterilerin bir çoğunu kaybettiğini, bunlarla sınırlı olmamak üzere birçok maddi ve manevi zarar meydana geldiğini, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle birçok işçinin tüm hak ve alacakları ödenmek koşuluyla iş akitlerinin fesh edildiğini, müvekkilinin, mevcut ve muhtemel müşterileriyle alışveriş yapacağı inancıyla tedarik etmiş odluğu lastik, yedek parça ve bunun gibi birçok mal ve ürünün sözleşmenin fesh edilmesiyle birlikte müvekkilinin elinde kaldığını, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle stokta kalan ve satılamayan söz konusu ürünler bakımından da müvekkilinin büyük oranda zarara uğradığını, sözleşme süresince ----- markasının yayılmasına ve tanınmasına katkıda bulunduğunu, müşteri çevresi oluşturduğunu ve bu süreçte portföyünden de yararlandığını ve gelecekte de yararlanmaya devam etmeyi planladığını, dolayısıyla haksız ve mesnetsiz olarak feshedilen sözleşme bakımından da davalının müvekkiline portföy/denkleştirme tazminatı da ödemesi gerektiğini, bayilik sözleşmesinin davalı tarafından fesh edilmesiyle birlikte müvekkilinin müşteriler ile yapılması planlanan sözleşmelerinin iptal edildiğini, müvekkilinin bu sözleşmelerden kaynaklanan maddi zararının yanında ayrıca ticari itibar kaybına uğradığını, piyasada uzun zamandır iş yapan basiretli bir tacir olarak müşteri ve itibar kaybetmeye devam ettiğini iddia ederek, bayilik sözleşmesinin 2 yıllık fesih ihbar süresine uyulmaksızın haksız şekilde feshi nedeniyle fazlaya ilişkin talepler saklı kalmak kaydıyla müvekkili lehine yatırım bedeli olarak 25.000,00 TL, ödenmek zorunda kalınan vergi cezaları bedeli olarak 25.000,00 TL, mahrum kalınan kira bedeline ilişkin 225.000,00 TL, iş akdi feshedilmek zorunda kalınan işçilere ilişkin zararları bakımından 25.000,00 TL olmak üzere toplam 100.000,00 TL maddi tazminata sözleşmenin haksız şekilde feshedildiği tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, sözleşme dönemi içerisinde müvekkilinin ortaya koyduğu çabalar sonucu oluşturduğu müşteri kitlesinden, davalının sözleşmenin sona ermesinden sonraki dönemde de fayda sağlayacağı öngörüsünün karşılığı olarak 50.000,00 TL 2 yıllık portföy/ denkleştirme tazminatına sözleşmenin haksız fesh edildiği tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, sözleşmenin haksız ve mesnetsiz olarak feshedilmesi nedeniyle müvekkilinin uğramış olduğu ticari itibar kaybı nedeniyle müvekkili lehine 50.000,00 TL manevi tazminata sözleşmenin haksız şekilde fesh edildiği tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki bayilik ve yetkili servis sözleşmelerinin davacı şirket yetkilisi---- hakkında ---. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ---- Esas ve ----- Karar sayılı “Tacir veya Şirket Yöneticileri ile Kooperatif Yöneticililerinin Dolandırıcılığı” suçundan 9 yıllık mahkumiyet kararı verilmesi nedeniyle sözleşmenin 46., ve 52. maddeleri uyarınca haklı nedenle fesh edildiğini, şirket yöneticisi ----- hakkında sözleşmede yazılı suçlardan ötürü sayısız yargılama yapılmasının işbu fesih sebebinin pek çok kez gerçekleştirilmesine sebep olduğunu, basına yansıyan haberlerde ayrıca ---- hakkında dolandırıcılık suçundan ötürü sayısız dosya ile yargılama yapıldığının da anlaşıldığını, ----- hakkında sözleşmede sayılan suçlardan ötürü soruşturma başlatılması ve neticesinde verilen Mahkeme kararları ile işbu kararların basına yansımasının davacının ve dolayısıyla ---- markası ve itibarının olumsuz yönde etkilenmesine sebebiyet verdiğinden sözleşmelerin müvekkili tarafından haklı nedenle fesh edildiğini, fesih tarihinde davacı şirket yetkilisi ----- hakkında verilen kararın istinaf ve temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiğini, kaldı ki feshi tarihinde ----- mahkumiyet kararının kaldırıldığına dair şirketlerine iletilen kesinleşmiş bir kararın da bulunmadığını, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde verilen Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararının ----- hakkında verilen kesin hükümden sonra verildiğini, davacının maddi tazminat taleplerinin haksız nitelikte olduğunu, maddi tazminat talebinin kabul edilebilmesi için taraflardan birinin yükümlülüklerini ifa etmemesi, eksik ifa edilmesi veya sözleşmenin hukuka aykırı bir şekilde feshi gerektiğini, dava konusu olayda müvekkili şirketin herhangi bir yükümlülüğünü ihlal veya eksik ifa edildiğine dair veri bulunmadığını, sözleşme hükümleri uyarınca davacının talep edebileceği herhangi bir maddi tazminat talebinin bulunmadığını, davacının yatırım giderleri olarak ileri sürdüğü taleplerinden kastın maliyetleri karşılanmayan yatırım giderleri olduğunu, taraflar arasında 20 yıldan uzun süregelen bir ticari ilişki bulunduğunu, bu süre zarfında sunmuş olduğu satış ve servis hizmetleri ile ------ bayisi ve servisi olmasından kaynaklı olarak yaptığı yatırım giderlerini hayatın olağan şartlarına göre karşılamış olduğunun kabulü gerektiğini, davacıya gönderilen fesih ihbarında sözleşmenin üç ay sonrasında fesh olunacağının ihbar olunduğunu, davacının bu süreyi boşta geçirerek faaliyet gösterdiği binayı herhangi bir şekilde başka şekilde değerlendirmek için herhangi bir eylemde bulunmak yerine haksız şekilde kira kaybı talebinde bulunduğunu, davacının mevcut ve muhtemel müşterileri için satın aldığı parçaların elinde kaldığını gerekçesi ile tazminat talebinde bulunmasının haksız olduğunu, müvekkili şirketin bayilerini fazla stokla çalışmaya mecbur etmediğini, davacının elinde kaldığını iddia ettiği ürünlerin kendi iradesi doğrultusunda ihtiyacı olandan fazla sipariş ettiği ürünler olduğunu, ayrıca sözleşmenin feshi akabinde davacının elinde kaldığını bildirdiği ürünlerin sözleşmeye uygun olarak yapılan değerlendirmeye göre geri alındığını, davacının ürünlerin elinde kaldığı izlenimi vererek haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, davacıya gönderilen fesih ihbarından üç ay sonra sözleşmenin fesh edileceğinin davacıya bildirildiğini, davacının işten çıkardığı personel için ödediği bedellerin yalnızca kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı olabileceğini, en yüksek ihbar öneli süresinin ise 8 hafta olduğunu, üç ay önce sözleşmenin fesih olunacağının davacıya bildirildiği göz önüne alındığında davacının kendisine gönderilen ihbarnameye uygun olarak süresi içerisinde aksiyon aldığı takdirde personele ihbar tazminatı ödemek zorunda kalmayacağını, kıdem tazminatının ise davacının istihdam ettiği her bir personele karşılık katlanmak zorunda kaldığı maliyet olduğunu, davacının işten çıkardığı personel için ödediği tutarları müvekkilinden talep etmesinin haksız olduğunu, davacının Manevi tazminat isteminin haksız olduğunu, dava konusu fesih işleminde müvekkilinin hiçbir kusurunun bulunmadığını, fesih işlemine sebep olanın bizzat davacı olduğunu, davacının ortağı ve yöneticisi hakkında başlatılan soruşturma ve kovuşturmalardan ötürü davacının zaten ticari itibar kaybına uğradığını, müvekkili şirketin sözleşmeleri feshi ile davacının uğradığı manevi zararlar arasındaki illiyet bağının tespit ve ispatının mümkün olmadığını, sözleşmenin haklı nedenle feshinden dolayı davacının portföy tazminatına hak kazanamayacağını savunarak, davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, taraflar arasında kurulan bayilik ve yetkili servislik sözleşmesinin haksız fesih edildiği iddiası ile oluşan zararın tazminine ilişkin olarak açılan tazminat davasıdır.Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 07.02.2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; " Teknik ve Sektörel Yönden Sonuç : ----- markasının ulusal düzeyde marka haline gelmesi için tüm bayilerin yatırım ve çalışmalarının %6 oranında etkili olduğu ve de ----- markasının güçlenmesinin avantajından devam eden yıllarda da yararlanacağı dikkate alındığında, davacı ----- denkleştirme tazminatı üst sınırının 3.984.292,87TL ve sektörel olarak ortalama karının %6 kısmına denk gelen portföy (dengeleme) tazminatının 239.057,57TL olduğu; Ancak portföy tazminatı talep edebilmek için tek (münhasır) satıcı ve servis sözleşmesi olması gerektiği ve davacı ----tek satıcı ve servis ise de sözleşmeye bağlanmış bir münhasırlık olmadığı; -----çalışan işçiler nedeniyle geçmişte herhangi bir zararının veya geçmişe dönük bir alacağının olmadığı; Kıdem tazminatının---- parası olmadığı; ----- tarafından kıdem tazminatlarının zamanı geldiğinde işçilere ödenmek üzere toplandığı ve ödendiği; Fesih tebliğinden sonra 3 ay süresince fesih işlemi henüz uygulanmadığı için işçilerin ihbar süresini çalışarak geçirmelerinin mümkün olduğu; davacı ----- ihbar süresi nedeniyle tazminat talep edemeyeceği; ---- tarafından 01.04.2019 tarihinden sonra ------ ile ilgili satın alınan demirbaş ve aksesuarların satın alma tarihlerinin ve satınalma fiyatlarının yazılı olduğu excel ortamında hazırlanmış bir liste USB veya CD içinde mahkemeye sunulursa, eskime payları düşülerek davacının demirbaş ve aksesuar alacağının hesaplanabileceği; ----- tarafından demirbaş ve aksesuarların kalan kullanım ömürlerine denk tazminat ödendikten sonra demirbaş ve aksesuarların ---- malı olacağı; Davacı ----- kendi kaynaklarını nasıl değerlendireceğinin veya hangi işi hangi kaynak ile yapacağının kendi tercihi olduğu ve sonuçlarına katlanması gerektiği; ---- finasman maliyetinin talep edilemeyeceği; Davacı---- zamanında ödemediği vergiler nedeniyle oluşan cezaya katlanmak zorunda olduğu ve ----- vergi cezası talep edilemeyeceği, ----- tarafından stokta kalan ürünlerin alınabileceğinin beyan edildiği; stoktaki ürünlerin 2 taraf içinde sorun olduğu ve hukuki olarak değerlendirilmesi gerektiği; Nitelikli Hesaplama, Sözleşme Uzmanlığı Yönünden Sonuç: Dava konusu uyuşmazlığın; davacı ile davalı arasında akdedilmiş olan Bayilik Sözleşmesinin, davacı/bayinin kusuru sebebiyle davalı/bayilik veren tarafından haklı olarak mı feshedilip, yoksa davacı/bayinin kusuru olmaksızın haksız olarak mı feshedildiği; davacının davalıdan iddia ettiği gibi tazminat alacaklarına hak kazanıp kazanamadığı noktalarında olduğu, kanaatine varılmaktadır. Takdiri Mahkemeye aittir. Davacının dava dilekçesinin 1.4 nolu kısmında yer alan davacı beyanları ile davalının cevap Dilekçesinin 1.3 ve 1.4 kısmında yer alan davalı beyanları ve davalının cevap dilekçesi ekinde sunulmuş olan Yargıtay Kararı ile Basında çıkmış olan haber örnekleri incelendiğinde; taraflar arasında akdedilmiş olan Bayilik Sözleşmesinin 46.maddesinde ve Servis Sözleşmesinin 52.maddesinde, haklı fesih sebebi olarak öngörülmüş olan, Bayi'nin ve Servis'in (davacının) işlerini veya ---- (davalının) menfaatlerini ya da itibarını kötü etkileyecek nitelikte, mahkeme tarafından BAYİ ve SERVİS yöneticisi veya herhangi bir ortağı veya 1.derecede yakını hakkında karar verilmesi durumunun (şartının) gerçekleşmiş olduğu ve hatta birden fazla kez gerçekleşmiş (fazlasıyla gerçekleşmiş) olduğu; dolayısıyla da davalı---- (bayilik verenin) yukarıda belirtilen sözleşme hükümlerine istinaden taraflar arasındaki sözleşmeleri, davacının kusurundan dolayı haklı sebep feshetme hakkına sahip olduğu ve 04.01.2021 tarihli İhtarnameyle sözleşmeleri haklı olarak feshettiği kanaatine varılmaktadır. Takdiri tamamen Mahkemeye aittir. Yeri gelmişken hemen belirtelim ki: Kanaatimizce, sözleşmelerin 46. ve 52.maddelerindeki hükümler (davalıya sözleşmeleri haklı sebeple feshetme hakkı veren hükümler) sözleşmelerde yer almasaydı dahi; söz konusu durumların gerçekleşmesi, “hayatın olağan akışında” taraflar arasındaki sözleşmelere devam etmeyi davalı/----- (bayilik veren) bakımından “Çekilmez Hale” getirmiş olacağından, doktrin ve uygulamada kabul edilen hukuki esaslara istinaden de, davalı----- sözleşmeleri, derhal (fesih süresi vermeksizin) feshetme hakkına sahip olurdu. İşbu bu fesih hakkı doktrin ve uygulamada, “olağanüstü fesih hakkı” ve “haklı sebeple fesih hakkı” olarak adlandırılmaktadır. Takdiri tamamen Mahkemeye aittir. Davacının Tazminat Taleplerinin değerlendirilmesine gelince: Taraflar arasındaki Bayilik Sözleşmesinde davacıya “Tekel Hakkı” verilmemiş olduğu anlaşıldığından, TTK.md.122/5 hükmü uyarınca davacının davalıdan Portföy Tazminatı (Denkleştirme Bedeli) talebine hak kazanamadığı kanaatine varılmaktadır. Kaldı ki, davacıya “Tekel Hakkı” verilmiş olsaydı bile, davacı/bayinin kusuru sebebiyle sözleşme davalı/bayilik veren tarafından haklı sebeple feshedilmiş olduğundan, TBK.md.112/f.3 uyarınca davacı/bayinin Portföy Tazminatı talebine hak kazanamayacağı kanaatine varılmaktadır. Takdiri tamamen Mahkemeye aittir. Davacı dava dilekçesinde, Portföy Tazminatı haricinde başkaca tazminat taleplerinde de bulunmuştur. Taraflar arasındaki sözleşmeler davacı/bayinin kurusundan dolayı davalı/bayilik veren tarafından haklı sebep feshedilmiş olduğu için, davacının dava dilekçesinde tahsilini talep ettiği diğer tazminatlara da hak kazanamadığı kanaatine varılmaktadır. Takdiri tamamen Mahkemeye aittir. sonuç itibariyle, yukarıda açıklanan gerekçelerle; davacının davalıdan iddia ve talep ettiği gibi tazminat alacaklarına hak kazanamadığı kanaatine varılmakta olup, takdir tamamen Mahkemeye aittir." şeklinde rapor sunulmuştur. 09.12.2024 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda özetle, " Davacının Portföy Tazminatının tahsiline yönelik talebinin değerlendirilmesi: TTK.md.112/5’de yer alan hükme göre; Bayilik Sözleşmesinde Bayinin Portföy Tazminatına (Denkleştirme Bedeline) hak kazanması içen, herşeyden önce, sözleşmede Bayiye “tekel hakkı” (münhasır/tek elden satım hakkı) verilmiş olması gerekmektedir. Kök Raporumuzda (sayfa 19, 21 ve 23’de ) açıkladığımız üzere, dava konusu Bayilik Sözleşmesinde davacı/Bayiye “tekel hakkı” (münhasırlık) verilmemiştir. Dolayısıyla, Kök Raporumuzda (sayfa 23’de) açıklandığı üzere, Mahkemece davalının sözleşmeyi haksız olarak feshettiği sonucuna varılması halinde dahi, davacının davalıdan Portföy Tazminatı talebine hak kazanamayacağı hususunda takdir Mahkemeye aittir. Nitekim davalı/bayilik veren de cevap dilekçesinde (sayfa 11’de); o dönemde davacının, davalı şirketin ----- Bölgesinde faaliyet gösteren 7 bayisinde biri durumunda olduğunu ve taraflar arasındaki Bayilik Sözleşmesi ile davacı/bayiye “takil hakkı” tanınmamış olduğunu, iddia etmiştir. Davacı/bayi ise, davalı/bayilik verenin bu iddiasını çürütecek, yani ----- Bölgesinde davalı şirketin tek bayisi olduğunu gösteren somut delil sunmamıştır. Eğer davacı/bayi, o dönemde ----- Bölgesinde davalı şirketin tek bayisi olduğunu gösteren somut delil sunarsa, davacı/bayiye sözleşmenin uygulanması aşamasında “fiilen (eylemli olarak)” tek satıcılık hakkı verilmiş olduğunun kabul edilebileceği ve dolayısıyla da davacının davalıdan Portföy Tazminatına hak kazandığının kabul edilebileceği, hususunda takdir Mahkemeye aittir. Davacının, “yatırım bedelleri” sebebiyle uğramış olduğunu iddia ettiği zararın tazminine ilişkin talebinin değerlendirilmesi: Taraflar arasındaki Bayilik İlişkisinin eskiden beri devam ettiği, en son olarak taraflar arasında akdedilmiş olan 04.01.2021 tarihli Bayilik Sözleşmesi ile taraflar arasındaki akdi ilişkinin yenilendiği anlaşılmaktadır. Davacı dava dilekçesinde, 04.01.2021 tarihli Bayilik Sözleşmesinin akdedilmesinden sonra, bu sözleşmenin uygulanması için, hangi yatırımları yaptığını ve hangi Yatırım için ne miktarda masraf yapmış olduğunu açıklamamıştır. Eğer Mahkemece sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedilmiş olduğu kanaatine varılacak olursa; taraflar arasında en son olarak akdedilmiş olan 04.01.2021 tarihli bayilik sözleşmesinin akdedilmesinden sonra davacı/bayi tarafından ----- Bayiliği Sözleşmesinin uygulanması için yapılmış olan yatırım masraflarının, bu Yatırımlar (Demirbaşlar, Aksesuarlar vb.) için yapılmış olan masrafların (Kök Raporumuzun 20’inci sayfasında belirtildiği gibi), bu Yatırımların eskime payları düşülmek ve kalan ömürleri göz önünde bulundurulmak suretiyle hesaplanacak olan bedellerinin davacı tarafından davalıdan tazminat olarak talep edilebileceği hususunda takdir Mahkemeye aittir. Davacının, bazı işçilerin iş sözleşmelerinin feshi ve ödenmek zorunda kalınan tazminatlar sebebiyle uğradığını iddia ettiği zararların tazminine ilişkin talebinin değerlendirilmesi: Davacı dava dilekçesinde, bayilik sözleşmesinin davalı tarafından feshedilmesi sebebiyle hangi işçilerin iş sözleşmelerinin feshedildiğini ve hangi işçiye ne miktarda Kıdam Tazminatı ödediğini, açıklamamıştır. İşbu ek raporumuzun mali kısmında; davacının ticari defter kayıtları incelenmek suretiyle, davacının sözleşmelerini feshettiği işçilerine ödemiş olduğu Kıdem Tazminatlarının tutarı tespit edilmiştir. Eğer Mahkemece bayilik sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedilmiş olduğu kanaatine varılacak olursa; Kök Raporumuzun Teknik ve Sektörel Yönden İnceleme ve Değerlendirme “ başlıklı kısmında (sayfa 19 ve devamında) yapılmış olan değerlendirmelere göre, davacının sözleşmelerini feshettiği işçilerine ödemiş olduğu kıdem tazminatları sebebiyle uğramış olduğu zararın tazminini davalıdan talebe hak kazanamayacağı hususunda takdir Mahkemeye aittir. Davacının, Finansman ve Vergi Cezaları sebebiyle uğradığını iddia ettiği zararların tazminine ilişkin talebinin değerlendirilmesi: Davacı dava dilekçesinde, bayilik sözleşmesinin davalı tarafından feshedilmesi sebebiyle hangi finansman zararlarına uğradığını ve hangi vergi cezalarını ödemek zorunda kaldığını açıklamamıştır. Eğer Mahkemece bayilik sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedilmiş olduğu kanaatine varılacak olursa; Kök Raporumuzun “Teknik ve sektörel Yönden İnceleme ve Değerlendirme“ başlıklı kısmında (sayfa 21’de) yapılmış olan değerlendirmelere göre, davacının finansman ve vergi cezaları sebebiyle uğradığını iddia ettiği zararların tazminini davalıdan talep edemeyeceği huşunda takdir Mahkemeye aittir. Davacının, stokta kalan ürünler sebebiyle uğradığını iddia ettiği zararların tazminine ilişkin talebinin değerlendirilmesi: Davacı dava dilekçesinde, sözleşmenin davalı tarafından feshedilmesi sebebiyle hangi ürünlerin elinde kaldığını açıklamamıştır. İşbu ek raporumuzun mali kısmında; davacının ticari defter kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde, davacının stoklarında kalmış olan malları ve bedelleri tespit edilmiştir. Taraflar arasında akdedilmiş olan Bayilik Sözleşmesinin 50’inci maddesi hükmünde, davalı/bayilik verene, sözleşmenin feshi halinde davacının elinde kalmış olan ürünleri “öncelikli olarak satın alma hakkı” tanınmıştır. Kanaatimizce, TMK.md.2’deki dürüstlük kuralından kaynaklanan bir yükümlülük (borç) olarak da, “davalının, sözleşmenin feshi halinde davacının stoğunda bulunan ürünleri, davacının talep etmesi halinde satın alma yükümlülüğü (borcu)” bulunmaktadır. Ancak dava dosyası içeriğinde, davacının sözleşmenin feshinden sonra elinde kalan ürünlerin satın alınmasını davalıdan talep ettiğini ve de davalının bu talebe rağmen davacının elinde kalan malları satın almadığını gösteren bir delile rastlanmamıştır. Bu durumlar karşısında, Eğer Mahkemece sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedilmiş olduğu kanaatine varılacak olursa; davalı bu davada, davacının stoğunda kalan ürünleri satın almayı reddettiği takdirde, davacının bu ürünlerin bedelinin tazminini davalıdan talebe hak kazanacağı hususunda takdir Mahkemeye aittir. Davacının, mahrum kaldığı kira bedelleri sebebiyle uğradığını iddia ettiği zararların tazminine ilişkin talebinin değerlendirilmesi: Davacı dava dilekçesinde, hangi taşınmazın kira bedelinden mahrum kaldığını açıklamamış olup, sadece “kira bedeli kaybına uğradığını” iddia etmiştir (sayfa 3’de). davalı cevap dilekçesinde (sayfa 4’de); davacıya gönderilen fesih ihtarnamesinde sözleşmenin 3 ay sonrasında feshedilmiş sayılacağının belirtildiğini, davacının işbu süreyi boşa geçirerek, faaliyet gösterdiği binayı herhangi bir şekilde değerlendirebilmek adına herhangi bir eylemde bulunmamasının tazminat talep etmesine engel teşkil ettiğini, davacının faaliyet gösterdiği bina “davacının kendi malı” olduğu için herhangi bir kira bedeli ödemediğini ve zararının da bulunmadığını, zararının aksine sözleşmenin feshi üzerine davacının faaliyet gösterdiği binayı kiraya vererek kira geliri elde etmeye başlayabilecek olduğunu, dolayısıyla sözleşmenin feshi sebebiyle kira geliri kaybına uğramadığını, tam tersine kira geliri alma imkanına sahip olduğunu, iddia etmiştir. Raporumuzun mali kısmındaki tespitler göre davacı; ---- bulunan ---- Binası ile-----Numaralı parselde yer alan “Açık Otopark” niteliğindeki taşınmazlardan dolayı kira geli kaybı zararına uğramış olduğunu iddia etmektedir.taraflar arsındaki sözleşme, davalının 04.01.2021 tarihli Fesih İhtarnamesinin davacıya tebliğ edildiği 06.01.2021 tarihinden 3 ay sonra, yani 06.04.2021 tarihinde feshedilmiştir. Bu durumda, eğer Mahkemece sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedildiği kanaatine varılacak olursa; kurulumuza atanacak bir Gayrimenkul Değerleme Uzmanı Bilirkişi tarafından davalının söz konusu taşınmazları “normal/olağan şartlarda” 06.04.2021 tarihinden sonra ne kadarlık bir süre içinde (örneğin 3, ay 4 ay, 6 ay vb. süre içinde) kiraya verebilecek olduğunun saptanması gerekeceği ve davacının bu süre için (06.04.2021 tarihinden sonra normal şartlarda taşınmazın kiraya verilebilecek olduğu süre) mahrum kalmış olduğu kira gelirleri dolayısıyla uğramış olduğu “kira geliri kaybı zararının” tazminini davalıdan talebe hak kazanacağı hususunda takdir Mahkemeye aittir. Davacının, manevi zararının tazminine ilişkin talebinin değerlendirilmesi: Davacı; davalının sözleşmeyi feshetmesi nedeniyle, müşteriler ile yapılması planlanan sözleşmelerin iptal edildiğini, bundan dolayı davacının ticari itibar kaybına uğradığını, dolayısıyla da manevi zarara uğradığını iddia etmiş ve bu zararının tazminin için 50.000 TL tutarında manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir. ancak davacı dava dilekçesinde, hangi müşteri ile yapılması planlanan hangi sözleşmenin iptal edildiğini açıklamadığı gibi, dava dosyasında bu hususu ispata yönelik delile de rastlanmamıştır. Eğer Mahkemece sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedildiği kanaatine varılacak olursa; sözleşmenin feshedilmesi sebebiyle davacı ticari itibarının zedelendiğini ispata yönelik deli sunduğu takdirde, davacının davalıdan TBK.md.58 uyarınca manevi tazminat talebine hak kazanacağı hususunda takdir Mahkemeye aittir." şeklinde rapor sunulmuştur. 17.09.2025 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda özetle;" Gayrimenkul değerlendirme uzmanlığı, sektörel ve mali bakımdan sonuçlar, Mahkeme görevlendirmesi, dosya içeriği, dosyada mevcut delillerin yeniden detaylı olarak görevlendirme sınırları çerçevesinde incelenerek değerlendirilmesi neticesinde, her türlü hukuki mütalaa ve takdir hakkı tamamı ile delillerle doğrudan temas eden Mahkemeye ait olmak üzere; Mahkeme tarafından sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedildiği kanaatine varılacak olursa, davacı tarafından talep edilen iki taşınmazın 06/04/2021 tarihi itibariyle boş olarak kiraya verilmesi durumunda, yıllık kira kaybının net 4.711.066,67-TL/yıl (4.711.000.-TL/Ay Yuvarlatılarak)Brüt 5.653.200-TL/yıl olarak esas alınmasının uygun olacağı görüşüne ulaşılmıştır.Tarafların davanın başından beri dile getirdikleri iddiaları itiraz olarak tekrar ettikleri ve aynen kabulünü bekledikleri anlaşılmakta olup söz konusu iddialar kök ve ek1 raporda değerlendirilmiştir. İtirazlara dayanak olacak yeni bir delil sunulmamıştır. Kök ve ek1 raporda değerlendirilen mevcut deliller ile farklı bir değerlendirme yapılması da mümkün değildir. İşbu ek2 raporda, ilk defa görevlendirilen Gayrimenkul Değerleme Uzmanı dışındaki bilirkişiler yönünden kök ve ek1 rapordaki görüşlerin geçerli olduğunu takdirlerinize arz ederiz.sonuç ve görüşlerine ulaşıldığı, keyfiyetin nihai takdiri ve her cenahtan bilcümle hukuki tavsifi Mahkemeye ait olmak üzere arz olunur. sözleşme, borçlar ve sorumluluk ile igili değerlendirmeler davalı itirazlarının değerlendirilmesi: Davalı itiraz olarak; taraflar arasında yapılan mail yazışmalarından anlaşılacağı üzere, taraflar arasındaki sözleşmenin akdedilmesinden önce, hazırlanan sözleşme taslağının davacı/bayiye incelemesi için gönderildiğini ve davacı tarafından incelendiğini, ayrıca davacının sözleşmenin altına el yazısı ile “okudum” yazarak sözleşmeyi imzaladığını, bu sebeple davacının menfaatine aykırı olan sözleşme hükümlerinin Genel İşlem Şartlarının denetlenmesine ilişkin TBK.md.21/f.1 hükmü uyarınca geçersiz (yazılmamış) sayılamayacağını, beyan etmiştir. Davalı/bayilik veren ile davacı/bayi arasında Bayilik Sözleşmesi 01.04.2019 tarihinde akdedilmiştir. Davalı tarafından İtiraz Dilekçesi ekinde sunulan e-mailler incelendiğinde, sözleşmenin akdedildiği 01.04.2019 tarihinden önceki bir tarihte davalı şirket yetkilisi/çalışanı tarafından davacı şirket yetkilisi/çalışanına gönderilmiş olan ve sözleşme taslağının davacıya gönderildiğinin beyan edildiği bir e-mail örneğine rastlanmamıştır. Nitekim davalı da İtiraz Dilekçesinde, maillerden hangisinin davacı şirket yetkilisine/çalışanına gönderildiğini açıklamamıştır. Bu durumlar karşısında, Genel İşlem Şartları içeren sözleşmenin davacı tarafından imzalanmasından önce davacıya incelemesi için gönderilmiş olduğu hususunun ispata muhtaç olduğu kanaatine varılmış olup, takdiri Mahkemeye aittir. Davalı itiraz olarak, sözleşmenin genel işlem şartları içeren bir sözleşme olduğu ve akdedilmeden önce sözleşmenin davacıya incelettirilmediği farz edilse bile, sözleşmenin 46.maddesinde yar alan hükmün, menfaatler dengesi ile bağdaşmayan bir hüküm olduğunun kabul edilemeyeceğini, dolayısıyla da somut olayın hal ve şartlarında davalının sözleşmeyi bu hükme istinaden haklı olarak feshettiğinin kabul edilmesi gerektiğini, beyan etmiştir. Davacı şirketin (bayinin) önemli bir ortağı ve yetkilisi hakkında “Dolandırıcılık Suçundan mahkumiyet” kararı verilmesi ve bu kararın Olağan Kanun Yolu sonucunda kesinleşmiş olması halinde davalı/bayilik verene haklı sebeple sözleşmeyi feshetme hakkı veren bir hükmün, sözleşmedeki menfaatler dengesine aykırı olmayacağı ve dolayısıyla da TBK.md.21/f.1 hükmü uyarınca geçersiz sayılamayacağı hususunda takdir Mahkemeye aittir. Davalı itiraz olarak, sözleşmenin 46.maddesi hükmü geçersiz olsa bile, Borçlar Hukukunun genel prensipleri uyarınca davalı/bayilik verenin sözleşmeyi haklı olarak feshettiğinin kabul edilmesi gerektiğini, beyan etmiştir. Davalının itiraz olarak belirttiği bu husus Kök Raporumuzda (sayfa 23’de 1’nci paragrafta) değerlendirilmiş olup, haklı bulunmuştur. Orada belirttiğimiz üzere, sözleşmenin 46’ncı ve 52’nci Maddelerindeki hükümler sözleşmelerde yer olmasaydı dahi, söz konusu durumların gerçekleşmesi (davacı şirketin önemli bir ortağı ve yetkilisi hakkında “Dolandırıcılık Suçundan mahkumiyet” kararı verilmesi ve bu kararın Olağan Kanun Yolu sonucunda kesinleşmiş olması) hayatın olağan akışında, davalı/bayilik verenin davacı/bayi ile aralarındaki Bayilik Akdi İlişkisine devam etmeyi (sürekli akdi ilişkiye devam etmeyi) çekilmez hale getireceği ve davalı/bayilik verenin sözleşmeyi haklı sebeple fesih hakkını vereceği kanaatine varılmış olup, takdiri tamamen Mahkemeye aittir. ancak sonradan Olağanüstü Temyiz Yolu sonucunda davacı hakkında Beraat kararı verilmiş olduğundan, davacının kusuru bulunmadığı gerekçesiyle davalı/bayilik veren davacı/bayiden tazminat talep etme hakkına sahip olmayacaktır. Fakat bu durum sözleşmenin feshini haksız hale getirmeyecektir. Zira, davalının haklı sebeple fesih hakkına sahip olması için, akdi ilişkiye devam etmeyi çekilmez hale getiren sebebin (haklı sebebin) meydana gelmesinde davacının kusurlu olması şart değildir. Davacının “kusuru”, davalının tazminat talebine hak kazanması için gerekli olan bir unsurdur. Sonuç itibariyle, Kök Raporumuzda (sayfa 23’deki) değerlendirmelerimizde ve kanaatlerimizde bir değişiklik olmamış olup, takdiri tamamen Mahkemeye aittir. Ek Raporumuzda (sayfa 19 ve devamında), davacı tarafından dosyaya sunulmuş olan Hukuki Mütalaa dikkate alınmak suretiyle farklı yönde bir değerlendirmenin yapılabileceği ve farklı bir kanaate varılabileceği belirtilmiş olup, söz konusu farklı değerlendirmenin yapılıp yapılmaması ve farklı kanaate varılıp varılmaması tamamen Mahkemenin takdirinedir. davacı itirazlarının değerlendirilmesi: Mahkemece sözleşmenin davalı/bayilik veren tarafından haksız olarak feshedildiği kanaatine varılacak olması ihtimaline binaen davacının itirazları Raporumuzun yukarıda bölümünde (Teknik, Sektörel ve Mali Bölümde) değerlendirilmiştir." şeklinde rapor sunulmuştur.Davacı taraf tanık deliline dayandığından gösterilen tanıklar dinlenmiştir. 08.11.2022 tarihli duruşmada tanık ---- beyanında; " Ben davacı şirketin yönetim ve iç hizmetlerinde 2001- 2020 yılları arasında çalıştım. Ben tarafların sözleşme imzalağıdını gıyaben duydum, sözleşmenin feshide ben davacı şirketten ayrıldıktan sonra yapılmış, davacı şirketin 2019 yılında öncede ----- bayiliği vardı, 2019 da plaza yenilendi, Biz sürekli diğer ------ bayilerini gezerek neler yaptıklarını incelerdik, 2000 yılında da ---- plazayı açtık, bu plazanın yapımında ----- ne istediyse biz en iyisini yaptık, yapılanlar sürekli ----- tarafından kontrol edilmekteydi, benimle davacı şirket yetkilisinin kayınpederi inşaatının yapımında bizzat çalıştı , bizim ---- ile ilişkilerimiz cok iyiydi, --- o zamanki genel müdürü --- , ----- Meslek lisesine Boya ve kaporta alanında eleman yetiştirmek için, biz ----- adına ek bina yaptırdık, masraflar ----- genel merkezi tarafından ödenmiş ise de biz de buranın yapımına bizzat katılarak fedakarlıklarda bulunduk, biz proje yapımı ve belediye izni alınması aşamasında fedakarlıklarda bulunduk, ---- beledeyesi Fen işleri Müdürlüğüde yardımlarda bulundu, yaptığımız bir takım işlerle ------ masraflarını azalttık, davacı şirketin bu okul yapımında bir maddi katkısı olmasa da biz çalışanlar olarak destekte bulunduk, 300-400 BİN TL kadar daha az masraf yapmasına yardımcı olduk dedi." şeklinde beyanda bulunmuştur. Tanık---- beyanında; "Ben davacı şirketin yönetici pozisyonunda çalışmaktayım. 65 yıllık otomotiv sektöründe geçmişimiz varıdr , bende bu sektörde 3. Kuşak temsilciyim, bizim yaklaşık 200 - 250 çalışanımız vardı, bu iş için yaptığımız yatırımlarımız vardı, rekabet kurulu tarafından bayilik sözleşmelerinin feshine ilişkin bayi ve müşterilerin korunabilmesi için bildirilmiş tavsiye nitelinde görüşler bulunmaktadır, bizim sözleşmemiz fesih edilirken davalı taraf bu görüşlere uymamıştır, 3 aylık bir süre içerisinde sözleşmeyi fesh etmiştir, 250 kadar işçimiz işsiz kalmıştır, müşteriler gözünde de prestij kaybımız olmuştur, biz 92 yılında beridir, davalının bayi olarak çalışmaktayız, davalıyı en eski ve en çok satan bayisiydik, yöneticilerle de aramızda uyuşmazlık yoktu, gerek bu konu , gerekse plaza anlamında en iyi bayii biz idik, aramızdaki sözleşmede babamla ilgili nitelikli dolandırılcılık suçları nedeniyle sözleşmenin fesih edileceğine ilişkin madde var ise de ilgili ceza dosyaları eksik inceleme yapılması sebebiyle Yargıtay tarafından mahkemelerine iade edildi, babamın hüküm giydiği bir suç bulunmamaktadır, fesih tarihinden 10 gün öncede babam tahliye olmuştur, tahliyeye ilişkin kağıdı ihtarname ile davalı tarafa gönderdik ve kendileriyle görüşmek istedik, ancak davalı taraf biz kararımızı verdik, kapatıyoruz dediler. Bu durum bizim ve müşterilerimizin yıkımına sebep oldu, biz ---- markasının Türkiye'de bilinirliğini artırmak için ön ayak olduk dedi." şeklinde beyanda bulunmuştur. Tanık ----- beyanında; "Ben davacı şirkette 2001 ve 2020 yılları arasında görev yaptım, 2012 yılında itibaren de finans müdürü olarak görev yapmış idim. Sözleşmenin fesihi ben davacı şirketten ayrıldıktan sonra olmuş, benim çalıştığım dönem itibariyle biz başarılı bir firmaydık, satış sonrası servis hizmetinde dünya birincisi, 2018 de de Türkiye Birincisi olduk. Uzun sürede satış ve servis alanında ilk 5 'te idik. 2018 yılında otomotiv sektöründe bir kriz oldu, buda cirolarda düşüşe , ödemelerde sıkıntılara sebep oldu. Distiribitör firma olan ---- daha az araç gelmeye başladı, buda ciro kaybına sebep oldu, faaliyet giderleri başta personel gideri olmak üzere her zaman devam eden giderlerdir, bu sebeple personel sayısında azaltma yaptık, ben ayrıldıktan sonra daha fazla personel azaltılmış, cirolardaki düşüşün sözleşmenin fesihine sebep olup , olmadığını bilmiyorum. Bir çok kişiden ---- hakkındaki davalar sebebiyle ---- duydum , Maddi sıkıntılar sebebiyle ben işten ayrıldım, dosya kapsamındaki fesihin benim işten ayrılmamla bir bağlantısı yoktur dedi." şeklinde beyanda bulunmuştur. Tanık ------ beyanında; "1996 yılından itibaren davacı şirkette muhasebe müdürü olarak görev yapmakta idim. 2020 yılı haziran ayında işten ayrıldım. 2022 yılında tekrar çalışmaya başladım. Ben işe başladığım şirketimiz zaten --- bayiisiydi, ilk başlarda mütevazi bir dükkanda faaliyet göstermekte idik. 2000-2001 yıllarında şuan ki şirket merkezi olan binayı sadece ----- projesinde kullanmak üzere yaptık, faaliyetlerimize orada devam ettik, 2017 yılında şirket yetkilisi ---- Bey'in yaşadığı ihtilaflar nedeniyle ---- ile bazı sıkıntılar oldu, 2017 'den itibaren --- -- bize bu yargılamaların bayilik sürecini sıkıntıyı sokacağına ilişkin ihtar niteliğinde yazılar geliyordu ancak bayiliğimiz devam ediyordu, 2021 yılı nisan ayı itibariyle bayilik sona erdirilmiş, ---- bize , bizim de ---- kattığımız çok şey vardır,------- grubumuzun lokomatif firmasıydı. Pek çok personel çalışmaktaydı. Bir çok insanın gelir kaybına sebep olmuştur, bayiliği geliştirmek adına krediler kullanıldığı için bu kredilerin kapatılmasında fesihten sonra sıkıntılar yaşandı, başka bir grup şirketimizin taşınmazı üzerine Lizing yönetimiyle ipotek konuldu, halen bayilikten kalan borçlar ödeniyor, vergisel borçlarımızı ödeyemedik, bunları yapılandırdık, fesihten sonra yedek parça stokları kalmıştır, bunları bir miktarını ----- almış ise de, önemli kısım malzeme alınmamıştır dedi." şeklinde beyanda bulunmuştur. 21.02.2023 tarihli duruşmada tanık ----- beyanında; " Davacı şirket yetkilisi eşim olur, olayın gerçekleştiği süreçte bende ---- sergisinde çalışmakta idim, servis koordinasyonunu sağlıyordu, --- --- bilenen çek eski bir bayidir, yüksek bir müşteri kitlesi vardır, müşteri memnuniyeti konusunda Türkiye Birincilimiz bulunmaktadır, önceki süreçte Avurpa Birinciliğimizde vardı, araba satışında da belirlenen hedefleri tutturmakta idik, iş ile ilgili herhangi bir sıkıntımız yoktu, eşimin başına bir iftira olayı geldi, bunun ardından ----- Bize bayilik sözleşmesinin sonlandırılacağına ilişkin ihtarname gönderdi, ceza yargılaması başladı, bu ceza dosyasının ---- ile bir ilgisi bulunmamakta idi, yargılama devam ederken eşim ceza evinde idi bende ----- ile görüştüm, yargıtay Ceza Genel Kurulundan dosyanın bozulabileceğini söyledim, ancak ----- Bunu öngörmeyip sözleşmeyi fesih etti, bu fesih bizim ve ailemiz için ciddi bir yıkımdı, bayilik için ciddi yatırımlar yapmıştık, çok sayıda çalışanımız bulunmakta idi, çalışanlarımızı tazminatlarını ödeyip işten çıkarmak zorunda kaldık, bizim açımızdan prestij kaybına sebebiyet verdi, bu fesihten müşterilerimiz de etkilendi, eşim fesihe sebep olan bu suçtan beraat etti dedi." şeklinde beyanda bulunmuştur. 23.05.2023 tarihli duruşmada tanık ----- beyanında; Ben davacı şirkette 2014-2020 yılları arasında idari işler sorumlusu olarak çalıştım, 2020 yılında davacı firmadan ayrıldım benim çalıştığım süre boyunca taraflar arasında herhangi bir sorun yoktu, hedeflenen satışlar gerçekleştiriliyor serviste de müşteri memnuniyeti sağlanıyordu hatta Türkiye birinciliklerimiz vardı, ben ayrıldıktan sonra çalışan diğer arkadaşlar da ---- bayiliği fesh edeceğini duydum, ben o dönem ki patronumuz ----- bir davası sebebi ile bayilik sözleşmesinin fesh edildiğini duydum ve bu duruma çok üzüldüm, bayilik kapanınca çalışan işçilerin iş akitleri fesh edildi işçilerin tazminatları kuruşu kuruşuna ödendi, ben de firma da çalışıyor olsaydım başka bir firmadan teklif aldığım için davacı firmadan ayrıldım dedi. HMK'nın 261. maddesi uyarınca beyanı tanığa okundu imzası alındı." şeklinde beyanda bulunmuştur. Taraflar arasında 01/04/2019 tarihinde bayilik sözleşmesi imzalandığı, davalının 04/01/2021 tarihli ihtarname ile bayilik sözleşmesini feshettiği, davacının davalının davalının tek taraflı olarak sözleşmeyi haksız feshettiği iddiası ile yatırım bedeli, ödenen vergi cesaları, mahrum kalnan kira bedelleri, işçilere ödenen tazminatların tahsili ile porföy tazminatı ve fesih sebebiyle uğradığı manevi zarar sebebi ile ile manevi tazminat talebinde bulunduğu; davalının ise davanın reddine karar verilmesini istediği görülmüştür. Uyuşmazlık davalının taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin feshetmesinin haksız fesih olup olmadığı, haksız fesih sebebi ile davacının maddi ve manevi zararlarının doğup doğmadığı noktalarında toplanmıştır. Sözleşmenin, “Sözleşmenin Feshi” Başlıklı 46. Maddesinde; “-----, aşağıdaki hallerden birinin ortaya çıkması halinde BAYİ’ye herhangi bir zamanda yapacağı ihbarla bu sözleşmeyi derhal feshetme hakkına sahip olacaktır. 1. BAYİ’nin işlerini veya itibarını veya -----nın menfaatlerini yada itibarını kötü etkileyecek nitelikte Mahkeme tarafından BAYİ veya yöneticisi veya herhangi bir ortağı veya 1. derecede yakınları hakkında bir karar verilmesi,

2.BAYİ’nin ----- veya müşterilere kasten veya ihmalen yanlış/yanıltıcı, evrak/doküman/bilgi sunması,

3. BAYİ’nin usulsüz işlem yapması, haksız ticari kazanç elde etmesi, müşterinin hak ve alacakları konusunda mağdur edilmesi, … 4. BAYİ’nin kendisi/ortakları/yetkilileri veya bunların 1.derece yakınlarının yüz kızartıcı suçtan dolayı hüküm giymesi veya herhangi bir suçtan dolayı 1 yıldan uzun süre hapis cezası alması, 10. BAYİ’nin kendisi/ortakları/ yetkilileri veya bunların 1. derece yakınlarının Anayasal düzene karşı işlenen suçlar başta olmak üzere terör, terörün finansmanı, kara para aklama, sahtecilik, dolandırıcılık, ihaleye fesat karıştırma vb suçlar kapsamında haklarında soruşturma başlatılması veya herhangi bir suçtan dolayı tutuklu yargılamasına karar verilmesi, … ----- tarafından herhangi bir sebeple sözleşmenin feshedilmesi halinde, BAYİ, herhangi bir zarar, ziyan, tazminat, alacak talebinde bulunamaz.” hükmünün yer aldığı anlaşılmıştır.

Somut olayda taraflar arasındaki sözleşmenin belirsiz süreli imzalandığı, sözleşmenin 45. Maddesinde davalı ------ haklı fesih halleri saklı kalmak kaydıyla 2 yıllık fesih ihbar süresi ile sona erdirilebileceği, sözleşmenin 46. Maddesinde de davalı ----- fesih ihbar süresi olmadan derhal fesih sebeplerinin düzenlendiği görülmüştür. Davacı şirket yetkilisinin ----- olduğu, davacı şirket yetkilisinin fesih ihbarının gönderildiği tarihi de içine alan 11.12.2020 – 16.03.2021 tarihleri arasında --- Nolu ----- Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak barındırıldığı , davacı şirket yetkilisi hakkında ---- Ağır Ceza Mahkemesi’nin --- Esas sayılı dosyasında 21.06.2019 tarihli ve ---- Karar sayılı kararı ile “Tacir veya Şirket Yöneticileri ile Kooperatif Yöneticilerinin Dolandırıcılığı” suçuna istinaden davacı şirket yetkilisi ---- hakkında “9 Yıl Mükerrirlere Özgü Denetim Serbestlik (TCK 58/6)” cezası verildiği, ilgili cezaya karşı yapılan istinaf başvurusu sonucunda ---- Bölge Adliye Mahkemesi ---- Ceza Dairesi’nin 30.09.2019 tarih, ---- Esas, ----- Karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, istinaf kararına karşı yapılan temyiz başvurusu üzerine Yargıtay ------. Ceza Dairesi’nin 12.02.2020 tarih, --- Esas, ---- Karar sayılı ilamıyla temyiz isteminin esastan reddine karar verildiği, hükmün 20.10.2020 tarihinde kesinleştiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 16.03.2021 tarih, --- Esas ve ---- karar sayılı kararı ile ---- Ağır Ceza Mahkemesi’nin --- Esas, ---- Karar ve 21.06.2019 tarihli kararının bozularak ---. Ağır Ceza Mahkemesi’nin ----- Esas sırasına kaydının yapıldığı, -----. Ağır Ceza Mahkemesi’nin ----- Esas, ----Karar sayılı ve 10.01.2023 tarihli kararı ile; “Her ne kadar sanık ---- hakkında diğer hükümler ile birlikte katılan ----- yönelik nitelikli dolandırıcılık suçunun işlendiğinden bahisle kamu davası açılmış ise de Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun ----- Karar nolu bozma ilamında belirtilen eksiklerin ikmali neticesi, sanığın diğer hükümlerin eylemlerine bir iştirakinin söz konusu olmadığı, suçu işlediğine dair başkaca bir delil bulunmadığı anlaşılmakla CMK 223/2-e maddesi uyarınca BERAATİNE…” karar verildiği anlaşılmıştır.Her ne kadar davacı şirket yetkilisi hakkında verilen ceza hükmü kesinleştikten sonra Yargıtay Ceza Genel Kurulu bozması üzerine beraat kararı verilmiş ise de davalı tarafından davacıya gönderilen fesih ihbarnamesi tarihinde davacı şirket yetkilisi hakkında kesinleşmiş karar bulunduğu ve şirket yetkilisinin cezaevinde bulunduğu, taraflar arasındaki özleşmesinin 46. maddesinde ve Servis Sözleşmesinin 52.maddesinde haklı fesih sebebi olarak öngörülmüş olan, bayinin ve servisin (davacının) işlerini veya ------ (davalının) menfaatlerini ya da itibarını kötü etkileyecek nitelikte, mahkeme tarafından bayi ve servis yöneticisi veya herhangi bir ortağı veya 1.derecede yakını hakkında karar verilmesi durumunun (şartının) gerçekleşmiş olduğu, feshin yapıldığı tarihteki şartlara göre feshin haklı fesih olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği, bu durumda fesih tarihi itibariyle davalı yönünden haklı fesih sebebinin gerçekleştiği anlaşılmıştır. Hal böyle olunca davacının portföy tazminatı dışında kalan maddi tazminat talepleri yönünden haklı sebeple fesih şartları oluştuğu anlaşıldığından davacının talepleri yerinde görülmemiştir.6102 sayılı TTK'nın 122. maddesinde, acentelik sözleşmeleri bakımından düzenlenen portföy tazminatı aynı maddenin 5.fıkrası gereği, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanacaktır.6102 sayılı TTK.nın 122. maddesi uyarınca portföy tazminatı istenebilmesi için maddede aranan tüm koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekir. Denkleştirme talebinde bulunabilmek için sözleşmenin sona ermesi yeterli olup, sözleşmenin hangi sebeple sona erdiğinin bir önemi yoktur. Sözleşme; sürenin son bulması, iflas, ölüm, kısıtlama veya feshi ihbarla sona ermiş olabilir (---- ) Sözleşmenin sona ermesinde acentenin kusurlu bir davranışının olmaması gerekir.--). (Yargıtay ----Hukuk Dairesi ------sayılı 1.3.2017 tarihli kararı) Bundan başka tek satıcının sözleşmenin ifası sırasında sözleşmeye konu ürünün, markanın yayılmasına katkıda bulunarak müşteri çevresini oluşturması veya önemli ölçüde geliştirmesi ve sözleşmenin sona ermesinden sonra, tek satıcı tarafından oluşturulan müşteri çevresinden üreticinin yararlanmaya devam etmesi gerektiği gibi tek satıcının da, sözleşme sonrasında kendisinin oluşturduğu veya önemli ölçüde geliştirdiği müşteri çevresinden artık yararlanamaması gerekir. Ayrıca, fesih tarihi itibariyle yürürlükte bulunan ve uyuşmazlığa uygulanması gereken 5684 sayılı Sigorta Kanunu'nun 23/16. maddesi uyarınca sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde ediyor ve hakkaniyet gerektiriyorsa, sigorta acentesi, sigorta şirketinden tazminat talep edebilecektir. Portföy tazminatının belirlenmesinde TTK 122/2 maddesi dikkate alınacak olup, anılan hüküm gereği, tazminat, tek satıcının son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır. Portföy tazminatı koşularının oluştuğunu ispat yükü tek satıcı olan davacıya, tazminat miktarının indirilmesi gerektiğinin ispatı ise davalıya aittir. (Yargıtay ---- Hukuk Dairesi -- sayılı 10.5.2017 tarihli kararı) Eldeki davada davalı tarafından davacıya sözleşme ile tekel hakkı verilmediği ve davacının kusuru sebebiyle haklı olarak bayilik sözleşmesi feshedildiğinden TTK 122/5 ve TBK 112/3 maddesi gereğince portföy tazminatı talep etme şartları oluşmadığından davacının portföy tazminatı talebi de yerinde görülmemiştir.

Manevi zarar, bir kişinin kişilik değerlerinde iradesi dışında meydana gelen eksilmeyi ifade eder. Hayat, vücut bütünlüğü, sağlık, özgürlük, isim, resim, şeref, haysiyet, ticari itibar gibi değerler, kişilik değerlerini oluşturur. Bu değerlere saldırı, objektif eksilmeyi ifade eder. Manevi zararın tazmin edilebilmesi için objektif unsur yanında bir de sübjektif unsurun gerçekleşmesi gerekir. Sübjektif unsur ise, zarar görenin söz konusu ihlal sonucu kişiliğinde, manevi varlığında objektif olarak meydana gelen bu eksilmeyi yaşaması, duyması, onu hissetmesi, bunun sonunda da acı, elem, ızdırap duymasıdır. Sübjektif unsur yoksa manevi zarar da yoktur. Dava konusu olayda yukarıda yapılan açıklamalar ışığında haklı sebeple sözleşme feshedildiğine kanaat getirildiğinden manevi tazminat şartlarının oluşmadığı anlaşılmakla manevi tazminata ilişkin talebinin de reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davanın REDDİNE,

2-Karar harcı 615,40-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 3.415,50-TL harcın mahsubu ile artan 2.800,10-TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,

3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı taraf maddi tazminat davasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6--Davalı taraf manevi tazminat davasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

7-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, 8-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına, Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ------ Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Atıf: İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/163, K. 2025/825, T. 04.11.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-12-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-163-e-2025-825-k-405091d202d7