İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2022/1175 E. 2023/279 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2022/1175
Karar No
2023/279
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2023/634 Esas KARAR NO :2024/491 DAVA:Menfi Tespit DAVA TARİHİ:13/04/2023 KARAR TARİHİ:19/09/2024 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 3 adet senedin, kredinin ilk kullandırılması aşamasında ve daha sonraki aşamalarda ... tarafından imzalandığnı ve sonra ... Tekstil firması tarafından ciro edilerek davalı bankaya kredilerinin teminatı olmak üzere teminta olarka direkt teslim alındığını, icra takibine konu senetlerden dolayı müvekkili davalı bankaya borçlu olmadığın, davalı bankanın ödenemeyen krediler nedeniyle müvekkili şirkete ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlattığını, davalı banka tarafından alacağının tahsili için .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, müvekkili şirketin senetleri kredi anlaşmasının eki olarak açık olarak teminat niteliğinde verdiğini, hiçbir taicir ödeme tarihi 02/05/2018 olan 1.100,00 TL lik senedi 5 sen öncesinden 09/01/2013 tarihinde düzenlenmeyeceğini ve hiçbir tacirin ödeme tarihi 02/05/2018 olan 9.000.000 TL senedi yıl öndceden 28/08/2013 tarihinde düzenlemeyeceğini, senetteki tarihlerin davalı tarafından ticari hayatın olağan akışına uygun olmaksızın gelişigüzel doldurulduğunu, davalı tarafın yapmış olduğu hukuka aykırı icra takibine karşı taraflazrınca .... İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasından icra takibine itiraz ve takibin durudurulmasını talep ettiklerini, davalı tarafından dosayaya verdiği cevapta davaya konu senetlerin teminat olarak verildiğinin kabul edildiğini, davalı tarafın teminat olarak aldığı senetleri Genel Kredi Sözleşmesi ve hesap kaytılranıa aykırı olarak doldurduğunu ve icra takibine kon ettiğini, bu konuda savcılığa şikayette bulunduklarını, .... İcra Hukuk Mahkemesindeki dosyaınn kabul edilerek kararın kesinleştiğini, 3 adet senetten kaynaklı olarak davalı bankaya borçlu olmadığının kesin olarak ispat edildiğini, arabuluculuğa başvurdaklarının ancak anlaşma sağlanamadığını, bu nedenlerle .... İcra Müdürlüğünün ... esas saylı dosyasından ve bu dosyada 10.300.000,00 TL dosya aslı alacağı ve ferilerinden ve dayanak olarak gösterilen teminta niteliğinde oldukları ispatlanna senetlerden borçlu olmadığının tespiti ile yargılama masrafları ve vekalet ücretinin de davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların dava konusu ettikleri senetler müvekkili Banka tarafından .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile takibe konulduğunu, söz konusu takibe ilişkin olarak .... İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile açmış oldukları dava sonucu mahkeme taleple bağlı kalarak söz konusu takibin durdurulmasına karar verildiği ve bu karar istinaf ve temyiz sürecinden de geçerek kesinleştiğini, müvekkili Bankanın .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dolayısı ile takibe konu senetlere istinaden davacılar hakkında icrai işlem yürütmesi hukuken mümkün olmadığını, davacıların işbu davayı açmakta hiçbir hukuki menfaatinin olmadığını savunarak haksız davanın reddi ile yargılama masrafları ve vekalet ücretinin de davacılar tarafına yükletilmesini istemiştir. DELİLLER; .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası, ...CBS ... soruşturma sayılı dosyası, .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası, .... İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, .... İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/578 esas sayılı dosyaları dosyamız arasına alınmıştır. Celp edilen .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde davalı banka tarafından davacılar aleyhine 02/05/2018 vade tarihli 1.100.000,00 TL bedelli, 02/05/2028 vade tarihli 9.000.000,00 TL bedelli ve 30/07/2018 vade tarihli, 200.000,00 TL bedelli 3 adet bonodan dolayı kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapıldığı davacılar tarafından borca itiraz talebiyle açılan .... İcra Hukuk mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında verilen kararın istinaf edilmesi üzerine verilen kaldırma kararı sonrası .... İcra Hukuk mahkemesi 2020/578 esas sayılı dosyasında "Davacıların teminat iddasının incelenmesinde ise davalı takip alacaklısının 19/12/2018 tarihli cevap dilekçesinde "Müvekkil Bankanın, ... Şubesi tarafından Kredi Borçlusu ... .... Tic. A.Ş. lehine Çerçeve Kredi Sözleşmelerine istinaden kredi hesabı tahsis edilmiş ve kullandırılmıştır. Kredilerin teminatını teşkil etmek üzere itiraza konu Dava konusu bono da, ... Tekstil'in kredi borcuna mahsup edilmek üzere Müvekkil Bankaya temlik cirosu ile teslim edilmiş bonolar ve .... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyadan takibe dayanak olarak kullandığımız ipotekler alınmıştır" şeklinde beyanda bulunularak takibe konu bonoların kredinin teminatı olduğu ve bonoların ve ipoteğin takibe konulduğu hususunu kabul ettiği anlaşılmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/12-350 esas, 2021/152 Karar sayılı ilamına göre bir teminat bonosundan söz edilebilmesi için ya bonoyu düzenleyen kişinin temel ilişkiden kaynaklanan ediminin doğrudan doğruya belirli bir para borcunu ödenmesi olmaması yani paradan başka bir edim olması ya da alacaklının uğrayacağı zararları güvenceye bağlamak amacı ile bonoyu vermiş olması gerekir. Bononun teminat amaçlı verildiğinin kabul edilmesi için neyin teminat olarak verildiğinin ya bononun önündeki veya arkasındaki yazılar veya ayrı bir belge ile teminat senedi olduğunun kanıtlanması gerekir. Bononun teminat senedi olduğunun senet metninden anlaşılamadığı hallerde borçlu bu iddiasını İİK 168/5 ve 169/a maddeleri uyarınca borca itiraz olarak ileri sürebilir. Bononun sözleşmenin teminat olarak verildiği iddiası kişisel defi olup TTK 778/a bendinin göndermesi ile uygulanması gereken TTK 687/1 maddesine göre kişisel defiler temel ilişkinin tarafları arasında ileri sürülebilir, senedin 3. Kişiye ciro veya teslim yolu ile devredilmesi halinde bu definin iyi niyetli 3. Kişilere karşı ileri sürülmesi mümkün değildir. Somut olayda her ne kadar takibe konu bonoların keşidecileri davacı borçlu ..., lehtarı diğer takip borçlusu davacı ... .... Tic. A.Ş. Olup davalı takip alacaklısı senedi ciro yolu ile devralan olsa da cevap dilekçesinde açıkça takibe konu bonoların kredinin teminatı olduğu ve bonoların ve ipoteğin takibe konulduğu hususunu kabul ettiği dikkate alınarak iyi niyetli 3. Şahıs olduğunu kabulü mümkün değildir" gerekçesiyle davacıların borca itirazlarının kabulü ile .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasından takibin durdurulmasına karar vermiş, verilen kararın istinafı üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi 2022/1175 E., 2022/1069 Karar sayılı ilamı ile " borçlulardan ...'ın asıl borçlu şirketin yetkilisi diğeri ise ortağı olduğu, bu durumda alacaklının TTK'nın 687. maddesindeki korumasından yararlanmasının söz konusu olmadığı, 27.08.2013 tarihli kredi sözleşmesi ile krediyi kullananın şirket olduğunun iki tarafın da kabulünde olduğu, alacaklının cevap dilekçesinde açıkça ''kredilerin teminatını teşkil etmek üzere bono alındığını'' savunduğu gerekçesi ile her iki tarafın isitinaf başvurunun da esastan reddine " karar vermiş ve verilen karar Yargıtay 12 Hukuk Dairesinin 2022/7652 esas, 2023/279 K. Sayılı ilamı ile onanarak 18/01/2023 tarihinde kesinleşmiştir. Celp edilen .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde, davalı banka tarafından davacı şirket adına ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapıldığı, .... İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile icra takibinin mükerrer takip olması nedeniyle iptaline karar verildiği görülmüştür. Celp edilen...CBS ... soruşturma sayılı dosyasının incelenmesinde, dosyamız davacıları tarafından davalı banka yetkilileri hakkında bedelsiz senedi kullanma şikayeti nedeniyle başlatılan soruşturmada 09/06/2023 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği görülmüştür. Mahkememizce verilen ara karar gereğince bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 05/09/2024 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında; "Davalı banka ile Davacı kredi borçlusu/lehtarı (asıl borçlu) ... Teks. Turz. Gıda San. Tic. A.ş. Arasında Genel Kredi Çerçeve Sözleşmesi imzalanmıştır. İşbu sözleşmeyi davacı kefillerinde (...) müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış oldukları, anılan sözleşme kapsamında kullandırılan kredilerin öngörülen süre içinde ödenmemiş olduğu belirlenmiştir. Sözkonusu bonoya atfen kredi kullandırılmış olduğunun kabulü halinde, bono borçlularının verdiği garanti-güvence kapsamında, davacıların bonodan dolayı söylenebilir. (Mezkur bonolarla kefaletten doğan sorumluluğun garanti altına alınıp alınmadığı çok açık olmadığı) Huzurda görülmekte olan dava bir menfi tespit davası olduğu nazara alındığında hem takip ve hem de dava tarihi itibariyle yapılan hesaplama sonuçları aşağıda (A) ve (B) bentleri altında ayrı ayrı sunulmuştur. Davacıların takip tarihi itibariyle nakdi krediden dolayı 7.684.171,62 TL ve dava tarihi itibariyle ise 13.294.924,43 TL davalı bankaya borçlu olduklarının söylenebileceği, " yönününde görüş ve kanaat bildirilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava takipten ve takibe konu senetlerden dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Deliller kısmında bahsedilen İcra Hukuk Mahkemesi tarafından davaya konu takibin durdurulmasına karar verilmiş olup takip iptal edilmediğinden, davacıların takipten dolayı borçlu olmadığının tespiti davası açmasında hukuki yararlarının bulunduğu kanaatine varılmıştır. İcra Hukuk Mahkemesi tarafından verilen kararlar genel yetkili mahkemelerde kesin hüküm teşkil etmeyecek ise de genel mahkemelerde açılan davada, İcra Hukuk Mahkemesindeki dava sebebi ile çelişilecek bir iddiada bulunulması halinde buna itibar edilmeyeceği içtihatlar ile benimsenmiştir. İcra Hukuk Mahkemesinde dosyamız davalısı tarafından takibe konu bonoların kredinin teminatı olduğu beyan edilmiş olup buna göre karar verildiği ve verilen kararın kesinleştiği kaldı ki dosyaya sunulan cevap dilekçesinde de aksi bir beyanda bulunulmadığı dikkate alınarak davaya konu senetlerin teminat senedi olduğu kabul edilmiştir. İstanbul BAM 2021/988 E -2023/517 karar sayılı ilamında "Kambiyo senedinin teminat amacıyla verildiği iddiası da temelinde bedelsizliğe dayalı bir iddiadır. Ancak kural olarak kambiyo senedinin teminat olarak verilmesi senedin doğrudan bedelsizliğine yol açmaz; teminat altına alınan borcun yerine getirilmesi ve teminat ihtiyacının ortadan kalkması ile senet bedelsiz hâle gelir. Temel borç ilişkisindeki bir edimin teminatı olarak düzenlenen kambiyo senetlerinde, teminat ettikleri husus gerçekleşinceye kadar geçici bedelsizlik, gerçekleşince kesin bedelsizlik söz konusudur. Eğer teminat ettikleri husus gerçekleşmez ise senette bedelsizlik ortadan kalkacaktır. Bu itibarla kambiyo senedinin teminat amacıyla düzenlenmesi hâlinde borçlu, senet lehtarın elindeyse (ciro görmemişse), teminatı talep etme şartlarının oluşmadığını (riskin gerçekleşmediğini) ya da alacaklının senedin teminatını oluşturduğu borç miktarını aşan bir talepte bulunduğunu kişisel def’î olarak öne sürebilir. Senet ciro edilmişse hamil senedin teminat senedi olduğunu biliyor ve borçlunun zararına hareket ediyorsa, anılan def’înin hamile karşı da öne sürülmesi mümkündür. Bir teminat senedinden söz edilebilmesi için ya senedi düzenleyen kişinin temel ilişkiden kaynaklanan ediminin (cezai şart öngörülen durumlar dışında) doğrudan doğruya belirli bir para borcunun ödenmesi olmaması yani paradan başka bir edim olması, ya da alacaklının uğrayacağı muhtemel zararları güvenceye bağlamak amacı ile senedi vermiş olması gerekir. Hemen belirtilmelidir ki, kambiyo senedinin üzerinde teminat kaydı var ise ancak neyin teminatı olduğu belirtilmemiş ise bu kayıt kambiyo senedinin mücerrettik vasfını ortadan kaldırmaz. Sadece teminat olduğuna dair eklenen bu kayda doktrinde mücerret teminat kaydı denilmektedir. Buna karşılık senet üzerinde asıl borç ilişkisine atıf yapan veya ödemeyi şarta bağlayan kayıtlar olması durumunda senedin mücerretlik vasfı ortadan kalkacağından böyle bir senede dayanılarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapılamaz. Başka bir deyişle kambiyo senedinin teminat senedi olduğunun senet metninden anlaşılması durumunda senedin mücerretlik vasfı ortadan kalkacağı için senet hükümsüzdür ve bu hükümsüzlük; borçlu tarafından, lehtara veya ciranta konumunda olan hamile karşı da ileri sürülebilir. Dolayısıyla senet metninden anlaşılan bu def’î mutlak def'î niteliğinde olup, üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir. Senedin teminat senedi olduğu senet metninden anlaşılamıyor ise senedin sözleşme ile bağlantısı kanıtlanmalıdır. Sözleşmede senedin vade, tanzim tarihi ve miktarlarına açık bir şekilde atıf bulunmalıdır. Senede açıkça atıf bulunan sözleşmede senedin teminat amacıyla verilmiş olduğu belirtilmiş olabilir. Nitekim bu hususlar Hukuk Genel Kurulunun 15.09.2020 tarihli ve 2017/12-269 E., 2020/591 K. sayılı kararında da benimsenmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki, kambiyo senetleri kural olarak mevcut bir borç için düzenlendiklerinden, teminat maksadıyla düzenlenmeleri istisnaidir ve bu durumun da soyutlukla yakından ilişkisi bulunmaktadır. Nitekim senet metnine teminat amacıyla verildiğinin yazılması hâlinde senedin soyutluğu ortadan kalkmakta ve devir kabiliyeti sınırlanmakta, bu ibarenin yazılmaması hâlinde ise keşidecinin teminat iddiasının ispatlanması, lehtarla sınırlı olmak üzere, yazılı delile ihtiyaç göstermektedir. Kambiyo senetlerine ilişkin menfi tespit davalarında dava konusu senedin teminat senedi olduğuna dair ispat yükünün kime ait olduğu da gelinen aşama itibariyle üzerinde durulması gereken bir diğer husustur. Bu kapsamda genel ispat kurallarına ilişkin olan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince, bir kambiyo senedinin teminat senedi olduğundan bedelsizliğine dair iddia ile açılan menfi tespit davasında ispat yükü, iddia olunan bu vakıadan kendi lehine hak çıkaran senet borçlusuna ait olacaktır. Zira borçlu olunan bir senede ilişkin açılan menfi tespit davasında senedin bedelsiz olduğuna dair iddianın ispatı sonucu verilecek olan karar ile sorumluluk ortadan kalkacaktır. Bu tür bir karar ile lehine hak kazanan, dava konusu senet borçlusu olduğundan anılan senedin bedelsiz olduğuna dair iddianın ispat yükü de yine senet borçlusu üzerindedir. Ayrıca bir temel alacağın varlığına karine teşkil eden kambiyo senedinin teminat senedi olduğundan bahisle bedelsizliğine dair iddianın ispatı, karinenin aksini iddia eden senet borçlusu tarafından gerçekleştirilmelidir." şeklindedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 29/06/2021 tarih .... Sayılı ilamı gereğince senedin protokol kapsamında teminat olarak verilmesi durumunda hukuki ilişkinin tasfiyesi sonucunda alacağın bulunduğunun ve dava konusu edilen senedin teminat vasfının devam ettiğinin ispatı gerekir. Anılan içtihatlar dikkate alındığında krediye ilişkin kayıtlar kontrol edilerek davacıların borçlu ve kefil olup olmadıkları, alacağın muaccel hale gelip gelmediği, hesabın kat edilip edilmediği, davaya konu senetlerin kefaleten de verilip verilmediği, bononun teminat vasfının devam edip etmediği, devam ediyor ise hangi miktarda teminat vasfı bulunduğunun takip ve dava tarihi itibariyle değerlendirilmesi hususlarında davalı banka kayıtları üzerinde yerinde yapılacak olan inceleme için dosyanın bankacı bilirkişiye tevdi edilmiş; bilirkişi yapmış olduğu incelemede teknik konularda itibar olunan raporuna göre "Davalı banka ile Davacı kredi borçlusu/lehtarı (asıl borçlu) ... Teks. Turz. Gıda San. Tic. A.Ş. arasında 10.000.000,00 TL limitli Kredi Çerçeve Sözleşmesi akdedildiğini, bahse konu işbu sözleşmeyi davacı kefillerin de (...) 10.000.000,00 TL kefalet limiti, tahtında müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış oldukları yine davalı banka ile davacı kredi borçlusu/lehtarı (asıl borçlu) ... Teks. Turz. Gıda San. Tic. A.Ş. arasında 1.600.000,00 TL limitli taksitli Ticari Kredi ve Taşıt Kredisi Sözleşmesi akdedilmiş olduğunu işbu sözleşmeyi de davacı kefillerin (...) 1.600.000,00 TL kefalet limiti tahtında müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olduklarını, ....Noterliği aracılığı ile 04.05.2018 tarihinde ... yevmiye sayılı kat ihtarının keşide edildiği, davacılara 12 ayrı başlık halinde krediler kullandırıldığı, bunların dokuzuna yönelik olarak yeni kullandırılan krediler ile birlikte önceki kredi ilişkisinin kapatıldığı ve üçüne yönelik olmak üzere yeni kredi kullandırılmak suretiyle kredi ilişkisinin sonlandırılmadığı, Kredi kat tarihinde toplam kredi miktarının 10.187.944,28 TL olup, yeni kullandırılan ve dokuz krediden dolayı hesabın kapatılması sonucu doğuran miktarın 1.003.307,69 TL olduğu bu haliyle davalı banka tarafından kullandırılan yeni krediler ile birlikte eski kredilerin sona erenleri bakımından borcun sona erdiği, buna karşılık alacağın devam ettiği krediler bakımından mevcut kredi ilişkisinin devam ettiği, davalı banka tarafından davacıların temerrüde düşürüldüğü, temerrüt sonucunu doğuran kredilerin miktar olarak yüzde onluk bir kısmının yeni kredi kullandırılmak suretiyle ödendiği, bu miktar kredileri bakımından temerrüt ihtarının hüküm doğurmayacağı, ancak ödemesi gerçekleştirilmeyen 7.424.768,76 TL miktarlı kredi alacağı bakımından hesap kat ihtarınıh hukuki etkisinin devam edebileceğinin benimsenmesi gerektiği, mevcut ancak ödenmeyen, diğer bir ifadeyle yapılandırmaya konu edilmeyen krediler bakımından, hesap kat ihtarının hükümsüz olmadığı ve temerrüt şartlarının kat tarihi itibariyle 7.424.768,76 TL miktarlı kredi alacağı bakımından korunduğu, yukarıda yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda muaccel olan alacak miktarının 7.424.768,76 TL olarak belirlendiği, davacıların takip tarihi itibariyle nakdi krediden dolayı 7.684.171,62 TL ve dava tarihi itibariyle ise 13.294.924,43 TL davalı bankaya borçlu olduklarının söylenebileceğini" bildirmiştir. Sonuç olarak takip dayanağı bononun teminat vasfında olduğunun kabul edilmesi bononun doğrudan bedelsiz olduğu sonucunu doğurmayacaktır. Burada tartışılması gereken husus takip tarihi ve dava tarihi itibariyle bononun teminat vasfının devam edip etmediği, devam ediyorsa hangi miktarda teminat vasfı bulunduğudur. Yargılama aşamasında alınan ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu ile takip ve dava tarihlerinde davalı bankanın davacılardan alacaklı olduğu senedin teminat fonksiyonunun devam ettiği tespit edilmiştir. Her ne kadar TTK 687. maddesi gereğince kişisel defiler temel ilişkinin tarafları arasında ileri sürülebilir ise de davacı borçlulardan Melkon Artinyan'ın asıl borçlu davacı şirketin yetkilisi diğer davacının ise, şirketin ortağı olduğu, davaya konu senette keşideci olan davacı gerçek kişilerin aynı zamanda davacı şirketin kullanmış olduğu kredilerde kefil oldukları dikkate alındığında tüm davacılar yönünden senedin teminat fonksiyonunun devam ettiği kanaatine varılmıştır. Ayrıca dava borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olup menfi tespit davalarında borçluluk durumunun dava tarihi itibariyle değerlendirilmesi gerektiğinden dava tarihi itibariyle davacıların borçlu oldukları miktar davaya konu senet miktarını geçtiğinden teminat fonksiyonunun sona erdiği ispatlanamayan davada davacıların davasının reddine karar verilmiştir. Senetlerle ilgili verilmiş bir tedbir kararı bulunmayıp İİK 72/4 gereği kötü niyet tazminat talebinin yasal şartlar oluşmadığından tazminata hükmedilmeyerek davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davacının kötü niyet tazminat talebinin yasal şartlar oluşmadığından reddine, 3-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60 TL harç bedelinden peşin alınan 175.898,25 TL harçtan mahsubu ile bakiye 175.470,65 TL harç bedelinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret tarifesi gereğince hesap olunan 407.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı tarafa verilmesine, 5-Davalı tarafından belgelendirilen bir yargılama masrafı olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacılar tarafından yapılan yargılama masraflarının kendi üzeride bırakılmasına, 7-Arabuluculuk ücreti olan 1.360,00 TL bedelin davacılardan tahsil edilerek Hazineye irat kaydına, 8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı; 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345. maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/09/2024 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2022/1175, K. 2023/279, T. 04.05.2018, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2022-1175-e-2023-279-k-2b18f0fe983a