İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/1073 E. 2024/282 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1073
- Karar No
- 2024/282
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/1073 Esas KARAR NO : 2024/282
DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) DAVA TARİHİ : 29/11/2022 KARAR TARİHİ : 07/03/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 01/04/2024 Yukarıda isim ve adresleri yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın açık yargılaması ve dosyanın tetkiki sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: davacı vekili özetle; davacının 200.500.000,00-TL sermayeli davalı şirkette, 50.125.000,00-TL (50.125.000 adet) pay sahibi olduğunu, şirketin 01.09.2022 tarihli olağan genel kurul toplantısında, kâr payı dağıtımı ile ilgili gündemin 7. Maddesi görüşülürken davacı ...’ın vekilinin söz aldığını, ve dava dilekçelerindeki şekliyle muhalefet şerhini tutanağa geçirdiğini ve olumsuz oy kullandığını, aynı konuda söz alan YK üyesi ...’ın ise; “...2021 yılında dünya çapında mali piyasalarda ve ekonomimizde kriz emareleri görüldüğü, derin ekonomik krizde şirketlerin faaliyetlerinin sürdürülebilir kılınması, bordrolu çalışanların mağdur olmaması için kâr dağıtılmaması gerektiği, bağlı ortaklıklarda ciddi montanlı yatırımların devam ettiği, bu şartlara rağmen 2020 yılında kâr dağıtıldığını...” İfade ettiğini, yapılan oylama sonucunda oy çokluğu ile "kâr dağıtılmaması" yönünde karar alındığını, TTK.nın "Kâr payı ile yedek akçeler arasında ilgi" başlıklı 523. Maddesine göre aslolanın; kanunda ve esas sözleşmede öngörülen isteğe bağlı yedek akçeler ayrıldıktan sonra pay sahiplerine kâr paylarının dağıtılması olduğunu, Yargıtay uygulamalarında ve doktrinde; kanunda ve esas sözleşmede öngörülen isteğe bağlı yedek akçeler dışında yedek akçe ayrılmasına "olağanüstü(fevkalade) yedek akçe" dendiğini, TTK.nın 523/2 ve 3. maddesi, hangi sebeplerle olağanüstü yedek akçe ayrılabileceğini düzenlendiğini, zira şirketin aktif kaybı söz konusu olmadığından bunun telafisinden de söz edilemeyeceğini, şirketin ileriye dönük olarak istikrarlı kâr payı dağıtmak için bu yola gittiğinin de söylenemeyeceğini, davalı şirketin, 2014, 2015, 2016, 2017, 2018 2019, 2020 ve 2021 dönemlerine ilişkin olarak zaten kâr payı dağıtmadığını, bu nedenle davalı şirketin "istikrarlı kâr payı dağıtımı" hedefinden söz edilemeyeceğini, aksine davalı şirket bakımından her yıl tekrarlanan uygulamalarla kâr payı dağıtmama iradesinin istikrarlı bir hal aldığının görüldüğünü, davalı şirketin, 2007'de kurulmasından itibaren yapılan Olağan Genel Kurulların hiçbirinde kâr dağıtım kararı almadıklarını, davacı tarafından 2019 yılına ait kâr payı dağıtılmamasına ilişkin olarak iptal davası açılmasından sonra, açılan davayı akim kılmak maksadıyla 26.04.2021 tarihinde yapılan Olağanüstü Genel Kurul'da sadece 2007-2012 dönemlerine ilişkin "Kâr Paylarının Dağıtılmasına" karar verildiğini, Şirketin mali yapısında, ekonomik göstergelerde sonuca etkili bir farklılık olmadığı halde alınan bu kararın, şirketin maddi, somut, finansal gereklere göre değil keyfî hareket ettiğini gösteren bir kanıt olduğunu, davalı şirketin 2014-2021 yılları arasında elde ettiği kârlara ve olağan genel kurullarda buna ilişkin alınan kararlara bakıldığında ise dava dilekçelerindeki şekilde kar payı dağıtılmadığının görüldüğünü, ihtiyari ve kanuni yedek akçelerin ayrılmasından sonra kalan safi karın bir kısmının dağıtılmaması ve olağanüstü yedek akçeye ayrılmasının mümkün olduğunu, bu konudaki genel kurul kararının ana sözleşme ve iyi niyet kurallarına aykırılığı söz konusu olmamakla birlikte, tamamının yedek akçeye ayrılması, ancak TTK’nın 523. maddesinde düzenlenen istisnai hallerde kabul edilmesi gerektiğini, anılan maddedeki istisnai halin gerçekleştiğini ispat yükü ise şirketin üzerinde olduğunu, karın dağıtılmamasına ilişkin kararın, genel kurulda gerekçelendirilmemiş olsa bile, yargılama sırasında davalının bunu açıklayarak somut deliller ile ispat etmesi gerektiğini, somut olayda, davalı tarafın, kar payının dağıtılmaması kararının, şirketin gelişmesi ve sürekli kar payı dağıtılabilir durumda olması amacıyla alındığını, ayrıca dağıtılması gereken kar payının, davacıların hisseleri ve ekonomik durumları düşünüldüğünde anlamsız rakamlar olduğunu savunmuş olup mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, bu hususta somut ve denetime elverişli herhangi bir açıklama yapılmadığını,, kanundaki hüküm tekrar edilmek suretiyle soyut değerlendirmeler yapıldığını, davalı şirketin kar dağıtımı yapılmamasına ilişkin genel kurul kararının, yasaya, ana sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına aykırı olup olmadığı hususunda şirketin mali kayıtları incelenmek suretiyle denetime açık ve gerekçeli bir bilirkişi raporu alınmak suretiyle oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekeceğini, Yargıtay ve bölge adliye mahkemesinin istikrar kazanmış içtihatları ile davalı şirketin genel olarak kâr dağıtmama politikası ve uygulamalarıyla azınlık paydaş olan davacının kâr payı alma hakkının ihlal edildiğini, somut uyuşmazlıkta kârın dağıtılmamasına ilişkin alınan kararın objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, bu nedenle davalarının kabulüyle, 01.09.2022 tarihli olağan genel kurul toplantısının 7. Gündem maddesi kapsamında alınan "kâr dağıtılmamasına" dair kararın, iptaline karar verilmesini talep etme gereğinin doğduğunu, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla, davalı şirketin 01.09.2022 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısı’nda alınan 7. numaralı "kâr dağıtılmamasına" dair kararın kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olması nedeniyle TTK m.445 uyarınca iptaline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı şirket üzerinde bırakılmasına karar verilmesini, talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: mahkemenizde görülmekte olan davaya davacı tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; davacının müvekkil şirket ... Holding A.Ş. genel kurulunun kar payının dağıtımına ilişkin 7 numaralı kararına muhalefet ettiği bildirilmekle anılan kararın TTK.m.445 maddesi gereğince iptalini talep ettikleri, davacı tarafından ileri sürülen iptal talebinin maddi ve hukuki bir dayanağının bulunmadığını, dava konusu kararın hukuka tamamen uygun olduğunu, 6102 sayılı TTK’nın 519 – 523. Maddeleri yedek akçeleri düzenlediğini, 519/1. maddenin kanuni yedek akçe ya da uygulamada 1. Tertip yedek akçe olarak tanımlandığını, TTK 340 delaletiyle emredici bir hüküm olduğunu, bu durumda ayrılmasının yönetim kurulu tarafından zorunlu olduğunu, kanunun hiçbir yerinde zorunlu yedek akçenin ayrılması hususunun genel kurulun görevine girdiğine dair bir hüküm bulunmadığını, ancak ayrılan yedek akçelerin 519/3 de yer alan koşullar oluştuğunda şirketin bekası için kullanılabilceğini, kanuni yedek akçenin bunun dışında kullanımının TTK gereğince genel kurulun devredilemez yetkileri arasına alındığını, bu durumda kanuni yedek akçenin kullanılmasına ancak genel kurul karar verebileceğini, maddenin 2. Bendinde yazılı hususun ise olabildiğince net olarak kanuni yedek akçenin sermayenin % 20’sine ulaşmasını bir ön koşul olarak tanımladığını, holding şirket söz konusu olduğunda ortaklara %5 oranında kar payı ödenerek işlemlere devam etme zorunluluğu da bulunmadığını, bu sonucu 523. maddenin tartışmasız bir şekilde hükme bağladığını, bilançoda ve gelir tablosunda bu durumun açıkça tespit edilebileceğini, dava konusu edilmeyen gündemin 3. Maddesinde yer alan bilanço ve gelir tablosunun oyçokluğu ile onaylandığını, iptal davasına konu edilmeyen bilanço ve gelir tablosunun kabul edilmiş olması karşısında davanın hukuki himaye talebi olmadığından usulden reddi gerektiğini, faaliyet raporunun da onaylandığını ve davaya konu edilmediğini, anonim şirketlerde yönetim kurulu faaliyet raporunun içeriğinin belirlenmesi hakkında yönetmeliğin 12/d maddesi gereğince raporun içeriğinin karın dağıtılıp dağıtılmayacağının eğer dağıtılmayacaksa ne şekilde kullanılacağının belirtilmesi zorunluluğu olduğunu, bu maddenin dava konusu olmadığını ve oyçokluğu ile onaylandığını, öte yandan davalı şirketin bir holding şirket olduğunu, 2006 tarihinde bakanlık onayı ile bu statüye kavuştuğunu, Ttk.m.523/2 çerçevesinde de dava konusu karar hukuka tamemen uygun olduğunu, TTK m. 523/2’de yedek akçe ayrılabilmesi için, bunun aktiflerin yeniden sağlanabilmesi için gerekli olması arandığını, yedek akçe ayırmanın şirketin aktifleriyle ilgili olduğu somut olarak ortaya konulması gerektiğine kanaatleri olduğunu, aksi takdirde, TTK m. 523/2’de bu koşulun aranmasının bir önemi kalmayacağını ve ayrımın kanuna aykırı olacağını, Yargıtay içtihatlarında kar dağıtımının şirketin yatırım projesini etkilemesi gerekçe olarak kabul edildiğini, yatırım projeleri şirketin varlıklarına ilişkin olduğu için, şirket aktiflerine dahil olacağını, genel kurulun, bütün pay sahiplerinin menfaatleri dikkate alındığında, şirketin sürekli gelişimi ve olabildiğince kararlı kar payı dağıtımı yönünden haklı görülüyorsa yedek akçe ayrılması yönünde karar alabileceğini, yedek akçe ayrımı açısından, bütün pay sahiplerinin menfaatinin dikkate alınması gerektiğini, buna göre, pay sahiplerinin pay oranının ne kadar olduğunun bir önemi olmadığını, bir başka deyişle burada kıstasın, bütün pay sahipleri olduğu için azlık pay sahibi olup olmamasının önemli olmadığını, öte yandan kar dağıtılmamasının, karın şirketin öz kaynağına ilave edilmesi anlamına geldiğini, kar dağıtımına ilişkin karar alınırken yatırımcının sübjektif durumu değil daha fazla sayıda kişiyi etkileyecek olan ya da başka bir deyişle daha kümülatif bir menfaat olan şirketin zenginliğinin artırılması hedeflenmesi gerektiğini, davalı şirket genel kurulunun da tercihini bu yönde kullandığını, kar dağıtılmadığı takdirde çoğunlukta kalanların azınlıktakilere kıyasla daha büyük bir fedakarlığa katlandığını, şirket kasasında duran paranın yatırıma dönüştürülüp daha fazla değer olarak azınlık ya da çoğunluk olsun tüm hissedara dönme potansiyeline sahip olduğunu, şirket varlıklarının ne şekilde yatırıma dönüştürüleceği ve yatırımın iyi bir yatırım olup olmadığının ya da herhangi bir yatırım yapılıp yapılmayacağının değerlendirilmesi ise hukuki olmaktan çok ekonomik ve yönetsel bir karar olarak düşünülmesi gerektiğini, davalı şirketin 26.04.2021 tarihli olağanüstü genel kurulda 2007/2012 yılları karlarının şirket için en uygun zaman tespit edilecek şekilde ciddi meblağda kar payı dağıtımı yapıldığını, davalı şirket yönetim kurulu başkanının kar dağıtılmamasına ilişkin gerekliliği genel kurul sırasında açıkladığını, görüleceği üzere doğru bir "stratejik karar" olan kar payı dağıtmama kararının, ülkenin ve dünyanın içinde bulunduğu ekonomik koşulların ve şirketin karşı karşıya bulunduğu risklere ilişkin alınacak önlemlerin kaçınılmaz gereği olduğunu, şirketin menfaatinin, şirkette daha çok payı olan kişilerin daha özenle koruyacakları hususunun ekonomik mantık ile örtüştüğünü, buna aykırı bir durum somut olarak ispat edilmesi gerektiğini beyanla Türkiye ve Dünya'daki ekonomik durumlara ilişkin beyanlarını sunmuş ve haksız, mesnetsiz davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Davalı şirketin ticaret sicil kayıtları, davaya konu genel kurula ilişkin evraklar, mahkememizin .... esas sayılı dava dosyası, Mahkememizden aldırılan 04/08/2023 tarihli bilirkişi raporu, Mahkememizden aldırılan 04/12/2023 tarihli bilirkişi ek raporu, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava Davalı şirketin 01/09/2022 tarihinde yapılan 2021 yılına ait olağan genel kurul toplantısında alınan 7 numaralı "Karın kullanım şekli ve kar dağıtımı" hakkında alınan kararın TTK 445. Maddesi gereğince iptalinin gerekip gerekmediği, ileri sürülen iptal talebinin maddi ve hukuki bir dayanağının bulunup bulunmadığının tespitinden ibarettir. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Mahkememizce aldırılan 19/05/2023 tarihli bilirkişi raporu bilimsel veri ve içeriğe sahip, denetime elverişli bulunması sebebiyle hükme esas alınmıştır. Kar payı, anonim şirketlerde pay ve pay sahipliği kârın dağıtımında esaslı unsurlar olmakla birlikte, Tebliğ’deki tanımdan da anlaşılacağı üzere kârdan pay alacak kişiler yalnızca pay sahipleri değildir. TTK kapsamında; (i) intifa senedi sahiplerine (şirket kurucuları dahil olmak üzere); (ii) yönetim kurulu üyelerine; (iii) ve esas sözleşmede öngörülmüş olması kaydıyla diğer menfaat sahiplerine de kârdan pay dağıtılabilir. Kural olarak pay sahipleri şirketin dağıtılabilir kâr payına payları ile orantılı şekilde katılacaktır. Ayrıca pay sahipleri kâr payı dağıtımına esas sözleşmede aksine bir düzenleme bulunmadıkça taahhüt ettikleri değil, ödedikleri sermaye oranında katılacaklardır. Şirketin yıllık kârı, bilançoya uygun olarak belirlenecektir. Bilançonun gerçeği yansıtacak şekilde hazırlanması şirketin yönetim kurulunun görevidir. Kâr payı, net dönem kârından ve serbest yedek akçelerden dağıtılabilecektir. Net dönem kârı, belirli bir faaliyet döneminde şirketin kazançlarından, bilanço zararları ve vergiler düşüldükten sonra kalan kârdır. Borçlarından dolayı yalnızca mal varlıklarıyla sorumlu olan anonim şirketlerin ekonomik istikrarı ve sermayesinin korunması, şirketin pay sahipleri ve şirketle ticaret yapan üçüncü kişiler açısından hayati önem arz etmektedir. Bunun bir sonucu olarak şirketin kârının belirli oranlarda şirket içinde tutulması, sermayenin korunması bakımından TTK’nın öngördüğü bir zorunluluktur. Yedek akçeler, ileride meydana gelebilecek riskli durumlara karşı işletmenin devamlılığının sağlanması ve gerektiğinde pay sahiplerine dağıtılabilmesi amacıyla, kazançlardan ayrılan kıymetlerdir. Bu bağlamda yedek akçelerin temel fonksiyonları; sermayenin korunması, sermayenin kuvvetlendirilmesi ve düzenli kâr dağıtımının yapılmasıdır. Yedek akçeler kanuni ve isteğe bağlı yedek akçeler olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Kâr payı dağıtımı yapılırken, birinci kısım kâr payı dağıtılmasının ardından, esas sözleşmede düzenlenmesi halinde isteğe bağlı yedek akçeler ayrılacaktır. Ardından esas sözleşmede düzenlenmesi halinde şirket kurucuları ile intifa senedi sahiplerine kâr payı ve yönetim kurulu üyelerine kazanç payı dağıtılacaktır. Net dağıtılabilir kârın kalan kısmının yüzde 10’u ise ikinci tertip yedek akçe olarak ayrılacak, ardından genel kurul kararı bulunması halinde karara konu isteğe bağlı yedek akçeler ayrılacaktır. Tüm dağıtımların ardından net dönem kârının kalan kısmı genel kurul kararıyla pay sahiplerine ikinci kısım kâr payı olarak dağıtılabilecektir. Söz konusu kâr payı dağıtım kararının genel kurulda alınabilmesi için nitelikli bir nisap kanunda öngörülmemiş olup esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe, sermayeyi temsil eden payların veya temsilcilerinin en az dörtte birinin varlığı ile toplanacak genel kurulda kâr payı dağıtım kararı toplantıda bulunanların çoğunluğu ile alınabilecektir. Önemle belirtmek gerekir ki anonim şirketlerin varlık amacı düşünüldüğünde kural olarak kâr payı dağıtımı zorunlu olmakla birlikte, genel kurul şirketin varlığı ve işleyişi için haklı sebeplerin bulunması durumunda kâr payı dağıtmama kararı verebilecektir. ... Holding ana sözleşme metninde karın tespit ve dağıtımı Madde 16'da, “Şirketin genel masrafları İle muhtelif amortisman bedelleri gibi şirketçe ödenmesi ve ayrılması zorunlu olan miktarlar hesap senesi sonunda tespit olunan gelirlerden indirildikten sonra geriye kalan miktar safi karı teşkil eder. Safi karın tespiti hususunda Türk Ticaret Kanunu'nun Vergi Usul Kanunu'nun vesaire mali kanunların hükümlerine uyulur. Yukarıda madde gereğince tespit olunacak safi kardan ödenmesi gereken vergiler düşüldükten sonra kalan miktardan; evvela %5 yasal yedek akçe ayrılır ve kalandan İtfa edilmemiş hisse senetlerinin bedelleri ödenen kısmına %5 birinci temettü ayrılır. Şirketin genel masrafları ile muhtelif amortisman bedelleri gibi şirketçe ödenmesi ve ayrılması zorunlu olan miktarlar hesap senesi sonunda tespit olunan gelirlerden indirildikten sonra geriye kalan miktar net dönem karım teşkil eder. Net karın tespiti hususunda Türk Ticaret Kanunu'nun Vergi Usul Kanunu'nun vesaire mali Kanunların hükümlerine uyulur. Net dönem karı aşağıdaki gibidir. a) Net dönem karından her yıl %5, ödenmiş sermayenin %20 'sine ulaşıncaya kadar genel kanuni yedek akçe olarak ayrılır. b) Birinci tertip yedek akçe ayrıldıktan sonra, ödenmiş sermeyenin %5'i ilk temettü olarak pay sahiplerine ödenecektir. Türk Ticaret Kanunu ve işbu Anasözleşme hükümlerine göre ayrılması gereken yedek akçe ayrılmadıkça pay sahiplerine kâr dağıtılamaz. c) Vergi sonrası net dönem kârından yukarıdaki (a) bendinde yazılı birinci tertip yedek akçe ile (b) bendinde yazılı ilk temettü düşüldükten sonra, Genel Kurul kalan kısmı ikinci temettü olarak dağıtılmasına karar verebileceği gibi, dağıtılmayarak yedek akçe olarak da muhafaza edebilir.” Hükümlerine yer verildiği, kar dağıtımında TTK hükümlerine uygun olarak karar alındığı ve kar dağıtımının yedek akçe olarak da muhafaza edilebileceğine yer verildiği görülmüştür. Davalı ...'in, kar dağıtmak suretiyle şirketin geleceğe yönelik yatırımlarına ve olası finansal krizler nedeniyle, şirketi ekonomik risklere karşı savunmasız bırakmamak adına böyle bir karar aldığını iddia ettiği anlaşılmaktadır. TTK’nın 523. maddesine göre, kanuni ve şirket esas sözleşmesinde öngörülen isteğe bağlı (ihtiyari) yedek akçeler ayrılmadıkça pay sahiplerine (ortaklara) dağıtılacak kâr payı belirlenemeyecektir. TTK 507/1’de kullanılan “net dönem kârı” ifadesinin şirketler ve bilanço hukukuna yabancı bir terim değildir, doğrudan “dağıtılabilir kâra” yollama yapmaktadır; zira dağıtılabilir kârın kaynağının net dönem kârıdır, söz konusu terim anonim şirketin kâr dağıtmamasının önüne geçmektedir. (Tekinalp, Ünal,Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, Değişiklikler ve İkincil Düzenlemelerle Güncelleştirilmiş 4. Bası, İstanbul 2015) Kâr payı dağıtımının zorunlu olmadığını kabul eden diğer görüşe göre ise, TTK 519/II-c hükmünün hem lafzi hem de sistematik yorumu, bu hükümden bir “kâr payı dağıtım zorunluluğu” çıkarılmasına engeldir. Zira öncelikle söz konusu hüküm“ C) Yedek akçeler, I- Kanuni yedek akçe, 1. Genel kanuni yedek akçe” şeklindeki kenar başlığının altında yer almaktadır. Bu sistematik açıkça ortaya koymaktadır ki, bu düzenleme esasen kâr payı dağıtımı ile değil, kanuni yedek akçe ayırımı ile ilgilidir. Nitekim tartışmaya konu bendin lafzı da kenar başlığının çizdiği çerçevenin dışına çıkmamakta; sadece ikinci tertip kanuni yedek akçenin hangi durumda ayrılmak zorunda olduğunu hükme bağlamakta, bunu hükme bağlarken asgari bir şart olarak “pay sahiplerine yüzde beş oranında kâr payı” ödenmiş olmasını aramaktadır. Buna göre eğer birinci tertip yedek akçe ayrıldıktan sonra pay sahiplerine yüzde beş oranında kâr payı dağıtılmış ise, bu oranın üzerine çıkan dağıtımın %10’luk kısmı da ikinci tertip kanuni yedek akçe olarak ayrılmak zorundadır. Bu durumda bahse konu kâr dağıtımı, hangi durumda ikinci tertip kanuni yedek akçe ayrılması zorunluluğunun ortaya çıkacağını tespite yöneliktir. Bu hükümden doğrudan çıkarılabilecek tek hukuki sonuç, kanunda belirtilen bu oranda kârın dağıtılmaması halinde, ikinci tertip kanuni yedek akçe ayırma zorunluluğunun da söz konusu olmayacağıdır. (Saruhan Berk, Gözde Sertkaya, Eda, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu Uyarınca Kâr Payı Dağıtımı) Kârın var olması halinde ise anonim şirket, kanun ve esas sözleşmede düzenlenen esaslar üzerinden yedek akçe ayırır. Yedek akçe ayrılmasından sonra kâr dağıtımın yapılmasına ve yapılmamasına karar veren organ ise mutlak suretle genel kuruldur. Somut uyuşmazlık bakımından yapılan değerlendirmede, davalı şirketin 2021 yılı olağanüstü genel kurulunda 2007-2012 yıllarına ait karlarının dağıtıldığı, 2012 yılından sonraki dönemde ise kar payı ödemesi yapılmadığı tespit edilmiştir. Kar payı dağıtımı, yukarıda da izah edildiği üzere TTK md.509/2 hükmü gereğince; “Kâr payı ancak net dönem kârından ve serbest yedek akçelerden dağıtılabilir.” 1.Kanuni yedek akçe (%5) ayırdıktan sonra %5 kar dağıtım yapıp sonra ikinci kanuni yedek akçenin ayrılması gerekir. Ayrıca esas sözleşmede yazan yedek akçelerin ve nihayetinde genel kurulda alınacak bir karla da (üçüncü bir) yedek akçenin ayrılması da mümkün. Bir başka deyişle 1-kanuni yedek akçeler, 2-esas sözleşmeyle ayrılan yedek akçeler ve son olarak 3-genel kurul kararıyla yedek akçe ayırmak mümkündür. Bu tespitten hareketle ikinci kanuni yedek akçeyi ayırabilmek için birinci yedek akçe ayrımından sonra %5 oranında kar payı dağıtımı yapılması gerekmektedir. Şirketin kar payı dağıtıp dağıtmayacağı elbette genel kurulun iradesindedir; ancak şirketin kar payı dağıtmama kararının makul ve şirketin geleceğine yönelik, finansal gerekliliklerin ve ödemeler dengesinin bir tezahürü olması gerekmektedir. Tarafların iddia ve savunmaları, celp edilen tüm deliller, mahkememizden aldırılan bilirkişi kök ve ek raporları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Somut olayda; davalı şirketin genel kurulunun usulüne uygun yapıldığı, davacının usulüne uygun olarak genel kurula katıldığı, olumsuz oy kullandığı ve muhalefetini tutanağa geçirdiği, şirketin kar payı dağıtmama kararının gerekli nisaplar sağlanarak usulüne uygun olarak alındığı, bununla birlikte kar payı dağıtmama kararının, makul ve ve şirketin geleceğine yönelik, finansal gerekliliklerin ve ödemeler dengesinin bir tezahürü olmadığı, mahkememizce görevlendirilen bilirkişi heyetince tespit edildiği üzere; şirketin borca batıklık durumunun söz konusu olmadığı, şirketin özkaynak ihtiyacı bulunmadığı, cari oranın ideal olan değerin çok üzerinde olduğu, bu durumun, işletmenin likiditesinin yüksek olduğunu ve borçlarını ödeyebileceğini gösterdiği, daha açık bir ifadeyle şirketin finansal durumunun çok iyi olduğu ve son olarak şirketin net işletme sermayesi yeterli olup, kısa vadeli borçlarını ödeme yeteneğine sahip olduğunun tespit edildiği, bu tespitlerden hareketle davalı şirketin kar payı dağıtmamasının makul bir gerekçesi bulunmadığı anlaşıldığından; Davanın kabulü ile 01/09/2022 tarihinde yapılan 2021 yılına ait olağan genel kurul toplantısında alınan 7 numaralı kârın kullanım şekli ve kâr dağıtımı hakkında alınan kararın TTK 445.maddesi gereğince iptaline karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davanın kabulü ile 01/09/2022 tarihinde yapılan 2021 yılına ait olağan genel kurul toplantısında alınan 7 numaralı kârın kullanım şekli ve kâr dağıtımı hakkında alınan kararın TTK 445.maddesi gereğince iptaline, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60-TL harcın, peşin alınan 80,70-TL harçtan mahsubu ile eksik 346,90-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan 10.653,00-TL posta gideri, bilirkişi ücreti masrafları, ile toplam harç gideri 161,40-TL olmak üzere toplam 10.814,40-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 4-HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının (iş bu kararın tebliğ gideri avanstan karşılanmak ve bu gider mahsup edilmek kaydıyla) kararın kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 17.900,00-TL avukatlık ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 6-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 7-HMK'nun 333. maddesi uyarınca davalı tarafından yatırılan avanstan kullanılmayan bakiye avansın kararın kesinleşmesinden sonra resen davalıya iadesine, 8-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Dair karar, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde HMK'nun 342.maddesi gereğince dilekçe ile mahkememize veya başka bir yer mahkemesine İstinaf kanun yolu harcı, tebliğ giderleri dahil olmak üzere tüm giderler ödenerek istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/03/2024
Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır