İlk Derece Mahkemesi · Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/842 E. 2022/608 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/842
- Karar No
- 2022/608
- Karar Tarihi
T.C. ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2021/842 KARAR NO : 2022/608
HAKİM : ... ... KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ... VEKİLLERİ : Av. ... - ... Av. .... - ... DAVALI : ... - ... ... VEKİLİ : Av. ... - ....
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/10/2021 KARAR TARİHİ : 08/06/2022 YAZIM TARİHİ : ...
Mahkememizde görülen Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davası yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili şirket aleyhine Adana Genel İcra Müdürlüğünün 2021/... esas sayılı dosyası üzerinden 60.000 TL tutarındaki senet ile kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlattığını, senet üzerinde bulunan imzanın müvekkili şirkete ait olduğunu, ancak senet üzerindeki kaşenin davalı tarafından sonradan atıldığını, davalının müvekkili şirketin uzun yıllar çalışanı olduğunu, aralarında alacak meselesi olmasının mümkün olmadığını, davalının müvekkili şirkette muhasebeci olarak çalıştığını, bu nedenle kendisine şirket senet ve çeklerinin emanet edildiğini, davalının bunlardan bir tanesini ele geçirerek alacaklı kısmına kendi adını yazdığını, davalının şirketin yetkilisinin ve şirket yetkilisinin babasının adına imzası kendisine ait olan sahte senetler düzenleyip piyasada kullandığını, bunlarla ilgili suç duyurusunda bulunduklarını, dava konusu senet üzerindeki imzanın şirket kaşesi üzerine atılmamış olduğunu, boş kısma atılmış olduğunu bu nedenle müvekkili şirketin borçtan sorumlu olmadığını belirterek davacının icra dosyasından dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, icra takibinin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesine, %20 oranından az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; görev itirazında bulunduklarını, görevli mahkemenin Adana İş Mahkemeleri olduğunu, müvekkilinin ...'in ortağı ve yetkisi olduğu şirketlerde 29/06/2021 tarihine kadar işçi statüsünde çalıştığını, müvekkilinin çalıştığı dönemde yaklaşık 10 aylık ücretlerinin ödenmediğini, söz konusu senedin şirket yetkilisi ... tarafından müvekkiline ödenmeyen ücret, fazla çalışma ve UBRT Ücretleri karşılığında tanzim edilerek alacaklarına karşılık verildiğini belirterek davanın görevsizlik nedeniyle reddine karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Adana Genel İcra Müdürlüğünün 2021/... esas sayılı dosyasında davalı tarafından davacı aleyhine 05/08/2021 tarihinde kambiyo senetlerine özgü icra yolu ile 60.000,00 TL asıl alacak, 3.992,47 TL işlemiş faiz, 180 TL komisyon olmak üzere toplam 64.172,47 TL üzerinden icra takibi başlatılmıştır. Adana Ticaret Sicil Müdürlüğünün 03/11/2021 tarihli cevabi yazısında; .... Ltd. Şti.'nin yetkilisinin ve ortaklarının ...k olduğu bildirilmiştir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmış, maddenin (a) bendinde bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ile çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve çekişmesiz yargı işi sayılacağı belirtilmiştir. Bir uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olabilmesi için, her iki tarafın da Ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir. Aksine düzenleme bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine ve tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalara bakmakla görevlidir. (TTK'nın 5/1.) TTK'nun 3. maddesi ise, ”Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir” hükmünü içermektedir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın sırf dava konusunun TTK'da düzenlenmesi nedeniyle ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. Dava, kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla yapılan takibe karşı menfi tespit istemine ilişkindir. Taraflar arasında uyuşmazlık takibe konu senedin işçi işveren ilişkisinden kaynaklı olarak düzenlenen teminat senedi niteliğinde olup olmadığı hususunda toplanmaktadır. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren Türk Borçlar Kanunu (TBK)'nun 393'üncü maddesinde ise "Hizmet sözleşmesi, işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle işgörmeyi ve işverenin de ona zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir." şeklinde hizmet (iş) sözleşmesinin tanımı yapılmıştır. Bu tanımlardan yola çıkıldığında iş sözleşmesinin, "iş görme", "ücret" ve "bağımlılık" unsurlarından oluştuğu açıktır. İş sözleşmesinden bahsedilebilmesi için, gerekli unsurlardan olan "iş görme", bir gerçek kişinin ekonomik bakımdan iş olarak değerlendirilebilen her türlü çalışmasıdır. İş görme borcunun konusunu oluşturan iş, bedensel, düşünsel, teknik, sanatsal ve bilimsel vb. olabilir (Süzek, S.: İş Hukuku, 11. Baskı, İstanbul, 2015, s. 244). İş sözleşmesinin varlığı için gerekli ikinci unsur "ücret" olup, bu unsur iş sözleşmesinin esaslı öğelerindendir. Ücret, işçinin üstlendiği iş görme ediminin karşılığıdır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 8'inci maddesi ile 6098 sayılı TBK'nın 393'üncü maddesindeki iş sözleşmesi tanımından açıkça anlaşılacağı üzere ücret, hem iş sözleşmesinin temel unsuru, hem de işverenin işçiye karşı yükümlülük altında girdiği en önemli borcudur. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32'nci maddesinin birinci fıkrasında genel anlamda ücret bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır. Bir işin görülmesi, karşı tarafın ücret ödemeyi vaat etmesi karşılığında olur. Bu nedenledir ki, ücret karşılığı olmadan yapılan çalışmalar iş sözleşmesi sayılmaz. Nihayet iş sözleşmesinin varlığı için gerekli olan üçüncü unsur, "bağımlılık" unsuru olup bu unsur, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 8'inci maddesinin birinci fıkrasında "bağımlı olarak" şeklinde ifade edilmiştir. İş sözleşmesinde işçi, üstlendiği iş görme edimini az veya çok olmakla birlikte işverenine bağlı olarak yani onun gözetim ve denetimi altında yapmalıdır. Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenir. Buna göre iş mahkemelerinin görev hususu da 25.10.2017 tarih 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile düzenlenmiştir. 7036 sayılı Kanun'un görevi düzenleyen 5’nci maddesine göre iş mahkemeleri; “…5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna tabi gemiadamları, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına...” ilişkin dava ve işlere bakar. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 1’inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince, 4’üncü maddedeki istisnalar dışında kalan bütün iş yerlerine, işverenler ile işveren vekillerine ve işçilerine, çalışma konularına bakılmaksızın bu Kanunun uygulanacağı belirtilmiştir. Yukarıdaki tüm bu nedenlerle; Davalının davacı şirket aleyhine Adana Genel İcra Müdürlüğünün 2021/... esas sayılı dosyası üzerinden 60.000 TL tutarındaki senet ile kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlattığı, senet üzerinde bulunan imzanın davacı şirkete ait olduğu, ancak senet üzerindeki kaşenin davalı tarafından sonradan atıldığı, davalının davacı şirketin uzun yıllar çalışanı olduğunu, aralarında alacak meselesi olmasının mümkün olmadığı, davalının müvekkili şirkette muhasebeci olarak çalıştığı, bu nedenle davalıya şirket senet ve çeklerinin emanet edildiğini, davalının bunlardan bir tanesini ele geçirerek alacaklı kısmına kendi adını yazdığı, bu nedenle takibe konu senedin davacı tarafından doldurulduğu bu nedenle davacının icra dosyasından dolayı davalıya borçlu olmadığının tespiti için iş bu davanın açıldığı, davalı tarafından davacı şirkette 29/06/2021 tarihine kadar işçi statüsünde çalıştığı, çalıştığı dönemde yaklaşık 10 aylık ücretlerinin ödenmediği, söz konusu senedin şirket yetkilisi ... tarafından ödenmeyen ücret, fazla çalışma ve UBRT Ücretleri karşılığında tanzim edilerek alacaklarına karşılık verildiğinin iddia edildiği, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davalının davacının işçisi olduğunun tarafların kabulünde olduğu, davalıya ait sgk kaydınında bu hususu doğruladığı, uyuşmazlığın iş sözleşmesinden kaynaklı düzenlenen senet olup olmadığı noktalarında toplandığı, diğer bir iddia olan davacının imzasını taşıyan senetlerin sonradan doldurulduğu ve bu nedenle tanzim tarihlerinin iş ilişkisinin bittiği tarihten sonra olmasının senelerin düzenlenme sebebinin iş ilişkisinden kaynaklandığı gerçeğini değiştirmeyeceği, iş ilişkisinden kaynaklı bir senet olup olmadığı bunlardan davacının davalıya borcunun bulunup bulunmadığı hususlarının değerlendirme yetkisinin iş mahkemesinde olduğu anlaşılmakla, bu haliyle taraflar arasında işçi işveren ilişkisi bulunduğu, yukarıda anılan kanun maddeleri gereğince iş mahkemesinin görevli olduğu kanaatine varılarak görev hususunun HMK 114/c maddesi gereğince dava şartı olduğu, her aşamada görevsizlik kararı verilmesinin de HMK 115/1. Maddesi gereğince mümkün olduğu gözetilerek dava dilekçesinin mahkemenin görevsizliği nedeniyle reddi ile dosyanın görevli İş mahkemesine gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK.nun 114/1-c maddesi delaletiyle 6100 sayılı HMK.nın 115/2 maddesi gereğince davanın mahkememizin görevsizliği nedeniyle DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE, 2-6100 sayılı HMK.nın 20/1 maddesi gereğince taraflardan birinin süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın görevli ADANA NÖBETÇİ İŞ MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-6100 sayılı HMK.nın 20/1 maddesi gereğince taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise bu tarihten, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmediği takdirde, mahkememizce DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verileceğinin ihtarına (tebliğ ile beraber), 4-6100 sayılı HMK.nın 331/2 maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi hâlinde, yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, 5-6100 sayılı HMK.nın 331/2 maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise, talep halinde mahkememizce verilecek ek kararla dosya üzerinden bu durumun tespiti ile davacıların yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilmesine, Dair, HMK.'nun 341/1 ve 345.maddesi gereğince; kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde, aynı yasanın 343. Maddesi gereğince mahkememize ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek dilekçe ile İSTİNAF YOLUNA başvurulabileceği belirtilerek tarafların yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/06/2022
Katip ... e-imza
Hakim ... e-imza