İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2021/509 E. 2026/11 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2021/509
Karar No
2026/11
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2021/509 KARAR NO : 2026/11

DAVA : Maddi ve Manevi Tazminat-Alacak DAVA TARİHİ : 02/11/2015 KARAR TARİHİ : 15/01/2026

Mahkememizde görülmekte olan maddi ve manevi tazminat-alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili ile arasında 1 Temmuz 2013 tarihli acentelik sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye istinaden müvekkilinin, davalı ...'nun ... olarak 01.07.2013 ile 31.12.2014 tarihleri arasında faaliyetini sürdürdüğünü, 31.12.2014 tarihinde, davalı ... Genel Müdürlüğünün “verimlilik çalışması” gerekçesiyle müvekkilinin acentesinin kapatıldığını ihtarname ile müvekkiline tebliğ ettiğini, acentelik sözleşmesinin 42. maddesinde ise fesih koşulları ve fesih nedeniyle cezai şart hükmünün düzenlenmiş olduğunu, ancak müvekkilinin, sözleşmenin herhangi bir hükmünü ihlal etmediği gibi, yükümlülüklerinin tamamını da yerine getirdiğini, fesih koşullarının düzenlendiği maddede ifade edilen uyarı yazısı niteliğinde herhangi bir yazının da müvekkiline tebliğ edilmediğini, sözleşmede belirtilen hiçbir usule uymaksızın, davalı ... Genel Müdürlüğü tarafından keyfi ve tek taraflı olarak müvekkilinin acentesinin kapatıldığını, gerekçe olarak fesih ihtarnamesine “verimlilik çalışması” yazılmışsa da, şirketin defter ve belgeleri ile şirketin yönetim portföyü olarak kullandığı bilgisayar programı incelendiğinde, acentenin verimli ve kârlı olduğunun görüleceğini, ayrıca müvekkilinin acentelik sürecinde, önceden belirlenmiş işletme kurallarına aykırı olacak şekilde davalı şirketin aldığı kararlara uymak zorunda kaldığını, bu nedenle işletme zararlarına uğradığını, örneğin acentenin elde ettiği gelirin, hangi oranda davalı şirkete ve hangi oranda da acenteye verileceğini belirleyen katsayının, önceden tespit edilip cari hizmet sözleşmesinde kabul edilen hesaplanma yöntemi ile hesaplanması gerekirken, bu usule aykırı bir şekilde tamamen keyfi olarak davalının kendinin belirlediği katsayı oranı ile hesaplamak suretiyle acentenin kârının asgari düzeyde kalmasına sebep olunduğunu, Türkiye'nin en büyük kargo taşımacılık firmasının acentesinin, işletme zararına uğramasının esasında hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ancak davalı şirket tarafından tek yanlı alınan haksız ve mevcut işletme kurallarına aykırı kararlarıyla acentelerin asgari düzeyde kâr etmesini istemekte olduğunu, örneğin acentenin yeni müşterilerle anlaşma yapmak suretiyle cirosunu ve dolaylı olarak kârını artırdığında, davalı şirketin katsayı oranını tek yanlı, mevcut hesaplanma yöntemine aykırı bir şekilde değiştirerek yeniden belirlemek suretiyle acentenin yeni belirlenen hedefe ulaşmasını ancak asgari düzeyde kâr etmesini istemekte olduğunu, davalı şirketin belirlediği yeni hedefe acentenin ulaşamaması durumunda ise davalı tarafından acenteye para cezasi verilmekte olduğunu, oysaki katsayının ve hedefin ne şekilde belirleneceğinin acentelik sözleşmesi ve cari hesap sözleşmesinde açıkça düzenlendiğini, davalı şirketin sözleşmelerdeki düzenlemelere aykırı bir şekilde uygulamalar yapmak suretiyle müvekkilinin acentesinin kâr etmesini engellediğini, işletme zararlarına uğramasına sebebiyet verdiğini, bu haksız uygulamanın, diğer acentelere de uygulandığını ve onların da zararlara uğramasına sebep olunduğunu, bu nedenle pek çok acentenin, faaliyetine son vermek ve acenteyi devretmek zorunda kaldığını, müvekkilinin, hatası ve kusuruyla sebep olmadığı ayrıca da hizmetini almadığı borç kalemlerinin, davalı şirket tarafından müvekkilinin acentesine fatura edildiğini, cari hesabına veya hak ediş faturasına yansıtılmak suretiyle borç olarak yazıldığını, müvekkilinin, acentenin işletmesine başlarken yaptığı yüksek miktardaki yatırımlar nedeniyle, haksız ve mevcut işletme kurallarına aykırı kararlara karşı acentelik faaliyetine derhal son veremediğini, aksine işletmesini devam ettirebilmek için ticari kredi kullanmak zorunda dahi kaldığını, öncelikle müvekkilinin acentelik faaliyetlerinin haksız bir şekilde sonlandırılması nedeniyle oluşan zararların ve yoksun kalınan kârın tazmininin gerekmekte olduğunu, ayrıca acentelik faaliyeti sürecinde müvekkilinin haksız bir şekilde uğradığı zararların tazmini amacıyla haksız fesih tazminatı, denkleştirme tazminatı, tahsil komisyonu, vadesi geçmiş alacak yansıtmaları, tahsilatı yapılmayan müşteri yansıtmaları, personeller için kesilen tazminatlar, personelin geçmişe dönük mesai ödemeleri, kalemlerinin tahsilinin gerekmekte olduğunu, yine müvekkilinin kusuru bulunmadığı halde her ay müvekkiline haksız yere fatura edilen yansıtmalar nedeniyle ayrıca herhangi bir hizmet almadığı halde haksız olarak yansıtılan diğer kalemler nedeniyle ölçüm tartım yansıtmaları, el terminali tamir bedeli yansıtması, matbu evrak, kırtasiye malzemesi, personel giysileri yansıtması, haksız uygulanan ceza bedelleri, haksız katsayı uygulanmasından kaynaklanan maddi zararlar, haksız iade faturası yansıtmalarından kaynaklanan maddi zararlar ve müvekkilinin yıpranması nedeniyle manevi tazminatın tahsilinin gerekmekte olduğunu, tüm bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik haksız fesih tazminatı olarak 20.000,00-TL; denkleştirme tazminatı olarak 10.000,00-TL; tahsil komisyonu tazminatı olarak 10.000,00-TL; vadesi geçmiş alacak yansıtmaları nedeniyle 18.000,00-TL; tahsilatı yapılamayan müşteri yansıtmaları nedeniyle 3.251,43-TL; personel için kesilen tazminatlar nedeniyle 8.317,90-TL; personelin geçmişe dönük fazla mesai ödemeleri yansıtması nedeniyle 18.654,02-TL; ölçüm tartım yansıtmaları nedeniyle 3.000,00-TL; el terminali tamir bedeli yansıtması nedeniyle 1.567,65-TL; matbu evrak, kırtasiye malzemesi, personel giysisi yansıtmaları nedeniyle 5.000,00-TL; haksız uygulanan cezalar, yoksun kalınan kâr(başarı primleri) nedeniyle 5.000,00-TL; haksız katsayı uygulamasından kaynaklanan maddi zararlar nedeniyle 50.000,00-TL; haksız iade faturası yansıtmalarından kaynaklanan maddi zararlar nedeniyle 103.893,36-TL olmak üzere toplam 256.684,36-TL maddi tazminatın yasal faizi ile ve 50.000,00-TL manevi tazminatın tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; dava dilekçesinin eklerinin taraflarına tebliğ edilmediğini ve bu nedenle söz konusu delil ve belgelere ilişkin beyanda bulunma haklarını saklı tuttuklarını, huzurdaki davanın hem müspet ve hem de menfi zarara talebinde bulunulmakta olduğunu, söz konusu taleplerin aynı davada ileri sürülmesinin mümkün bulunmadığını, davacının, sözleşmenin feshine dair iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili şirket tarafından Türkiye genelinde yapılan çalışmalar neticesinde verimlilik sınırı altında kalan şubelerin ticari faaliyetinin sonlandırılmasına karar verildiğini, bu nedenle taraflar arasında akdedilen sözleşmenin, müvekkili şirket tarafından tek taraflı ve haklı olarak feshedildiğini, davacının ticari faaliyet gösterdiği şubenin ciddi ciro kaybı yaşadığını ve zarar ettiğini, davacının iddiasının iddiasının aksine acentenin cirosunda davacıdan kaynaklı bir büyümenin söz konusu olmadığını, bu husustaki verilerin davacı tarafından çarpıtılmakta olduğunu, davacının verimliliğindeki azalmanın büyük ölçüde, cirosunun ciddi bir oranını oluşturan %86 müşterisini kaybetmiş olması olduğunu, portföyüne yeni müşteriler de katamamış olduğunu ve kârlılığını arttırma adına herhangi bir girişimi olmayan acente açısından müvekkili şirketin tek taraflı ve haklı olarak tedbirler almak zorunda kaldığını, davacının kusuruyla müvekkili şirketin zararının artışını önlemek amacıyla söz konusu kararın alındığını, davacıya yapılan ödemelerin, cari hesap sözleşmesinde belirlenen vadede süresinde yapıldığını, davacı tarafın dava konusu taleplerinin hukuki mesnedinin bulunmamakta olduğunu, davacının denkleştirme tazminatı talep hakkının bulunmamakta olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme gereği davacının ancak cari hesap sözleşmesi kapsamında hak ediş talep hakkının bulunmakta olduğunu, bunu aşan tutarda herhangi bir alacak talebinde bulunmasının mümkün olmadığını, bu nedenle tahsil komisyonu şeklindeki talebin reddinin gerekmekte olduğunu, vadesi gelmiş ve tahsilatı yapılmayan alacaklara ilişkin acenteye yapılan yansıtmaların, sözleşme gereği ve muteber olduğunu, personel için kesilen tazminat ve personelin geçmişe dönük mesai ödemeleri talebinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, zira söz konusu bedellerden davacı acentenin sorumlu olduğunu, davacının dava dilekçesindeki 5 numaralı bentte talep ettiği tüm yansıtmaların, sözleşmenin uygulanması sırasında ya da feshi ile yürürlüğe girecek olan, acentelik sözleşmesi ve/veya cari hesap sözleşmesi kapsamında muteber yansıtmalar olduğunu, davacıya uygulanan cezaların, tarafların özgür iradeleri ile akdedilen cari hesap sözleşmesi kapsamında geçerli olduğunu, katsayı uygulamasının, yine cari hesap sözleşmesinin 4. maddesi gereği muteber olduğunu, bu hususta davacı acenteye özgü bir uygulama yapılmadığını, iade faturalarının, taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olarak düzenlenmiş olduğunu, bu husustaki taleplerin haksız olduğunu, davacı ile müvekkili şirketin her ay hesap mutabakatı yaptığını, gerek sözleşmeleri akdederken ve gerekse uygularken basiretli bir tacir gibi davranması gereken davacının, bu aşamada söz konusu cari hesaptaki tutarlara "Haksızdır" diyerek ya da başkaca sebeplerle itiraz etmesinin mümkün olmadığını, davacının herhangi bir manevi zararından bahsedilemeyeceğini, bu yöndeki taleplerin kabulünün gerek yasal düzenleme ve gerekse Yargıtay yerleşik içtihatları gereği mümkün olmadığını, bu hususta aranan şartların oluşmadığını ve davanın manevi tazminat talebi açısından da reddinin gerekmekte olduğunu, davacının kişilik haklarına tecavüz gerçekleşmediğini, ayrıca müvekkili şirketin, iddia olunan hususlarla ilgili sorumluluğunun da bulunmamakta olduğunu, ilgili çalışma bölgesinin yönetimden birine verildiği yönündeki iddianın asılsız olduğunu, davacı ... ait şube kapanış analiz tablosundan belirlenebileceği üzere, aynı bölgedeki iki acente şubesinin birleştirildiğini ve davacı acente şubesinin de kapatıldığını, dolayısıyla kurumsal kimliği haiz müvekkili şirketin, davacının şahsına yönelik bir uygulama içinde olmadığının da açık olduğunu, tüm bu nedenlerle davanın usul ve esas yönünden reddini talep etmiştir. Dava, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesi kapsamında davacı acentenin birtakım zarara uğratıldığı ve sözleşmenin de haksız feshi nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin bulunmaktadır. Eldeki dava dosyası ilk olarak mahkememizin ... esas sırasına tevzi edilmiş olup, mahkememizin 22/11/2018 tarihli ve ...karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulü ile "Haksız kesintilerden kaynaklanan 145.359,51-TL ve portföy tazminatından kaynaklanan 73.560,16-TL olmak üzere toplam 218.919,67-TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan alınıp davacı yana verilmesine", "Tahsil tazminatına ilişkin talep geri alınmış olmakla bu konuda esas hakkında hüküm tesisine yer olmadığına" ve "Davacı yanın yerinde görülmeyen sair talepleri ile ayrıca manevi tazminat talebinin de REDDİNE" karar verilmiş, verilen kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 01/07/2021 tarihli, ...esas ve... karar sayılı kararıyla; "Davacı, davalı ile aralarındaki acentelik sözleşmesinin davalı tarafından süresinden önce haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek; haksız fesih nedeniyle kar kaybı, denkleştirme tazminatı, tahsil komisyonu tazminatı, vadesi geçmiş alacak yansıtmaları, tahsilatı yapılamayan müşteri yansıtmaları, personel için kesilen tazminatlar, personelin fazla mesai yansıtması, ölçüm tartım yansıtması, el terminali tamir bedeli yansıtması, maktu evrak, kırtasiye, personel giysi yansıtma, haksız uygulanan cezalar, yoksun kalınan kar, haksız katsayı uygulamasından kaynaklanan maddi zarar, haksız iade faturası yansıtmaları adı altında sözleşmenin haksız feshi nedeniyle maddi ve manevi tazminat ve davalı tarafından haksız yere yansıtılan bedellerin iadesi isteminde bulunmakta olup, mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece, sözleşmenin davalı şirket tarafından feshinin haksız olduğu kabul edilmiş ise de, davalı şirket tarafından 27/01/2014 tarihli kararla davacı tarafından faaliyet gösterilen şubenin kapatılmasına karar verilmiş olup, davacı acentenin bulunduğu alanda yapılan verimlilik çalışması sonucunda şubenin kapatılması feshe gerekçe olarak gösterilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 6. maddesinde davalı şirkete herhangi bir sebep göstermeksizin çalışma alanına ilişkin bölge ve sınırlarda değişiklik yapma yetkisi tanınmıştır. Her ne kadar sözleşmenin davacı acentenin kusuru ile sona ermediği anlaşılmakta ise, davalının davacının acente olarak faaliyet gösterdiği şubeyi kapatmaya karar vermiş olduğu,başka bir acentelik teklif edildiği ileri sürüldüğü dikkate alınarak feshin davalı yönünden haksız olup olmadığı belirlenerek, feshe bağlı diğer taleplerin de buna göre değerlendirilmesi gerekmektedir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporunda, sözleşme süresince davacıdan yapılan kesinti toplamının 145.359,51-TL olduğu tespit edilmiş olup, bu meblağın hangi alacak kalemlerinden kaynaklandığı ve neye göre hesaplandığı açıklanmamıştır. Taraflar arasında acentelik sözleşmesi ve cari hesap sözleşmesi bulunmakta olup, davalı tarafından yapılan kesinti, yansıtma ve uygulamaların sözleşmelerde dayanağının bulunup bulunmadığı, sözleşme hükümlerine uygun olup olmadığı değerlendirilmemiştir. Yine davalı tarafından uygulanan komisyon oranları ile yapılan kesintiler ve yansıtmalarla ilgili faturaların davacının defterlerine kaydedilirken ihtirazi kayıt ileri sürülüp sürülmediği araştırılmamıştır. Dosyadaki cari hesap mutabakatnameleri nedeniyle davalı tarafından uygulanan komisyon oranları ile yapılan kesintiler ve yansıtmaların davacı tarafından kabul edilmiş sayılıp sayılmayacağı değerlendirilmemiştir. Sözleşmenin süresinden önce davalı tarafından haksız olarak feshedildiği ileri sürüldüğü halde, sözleşmenin geri kalan kısmı ile ilgili kazanç kaybı kaynaklı maddi tazminat talebi ile ilgili inceleme yapılmamıştır. Diğer yandan, dava dilekçesinde denkleştirme tazminatı olarak 10.000-TL talepte bulunulduğu halde, ıslah veya bedel artırımı yapılmadan 73.560,16-TL'ye hükmedilmesi yerinde görülmemiştir. Mahkemece yukarıda belirtilen hususlarla ilgili araştırma ve gerektiğinde yeniden oluşturulacak konusunda uzman bilirkişi heyetine inceleme yaptırılarak tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuştur." gerekçesiyle kaldırılmasına karar verilmesi üzerine dosya, mahkememizin 2021/509 esas sırasına kaydedilerek yargılamaya devam olunmuştur. Mahkememizce taraflar arasında akdedilen acentelik sözleşmesi, davacı acenteye ait şube kapanış analiz tablosu, şube kapanışına ilişkin yönetim kurulu kararı, cari hesap sözleşmesi, mutabakat mektupları, cari hesap ekstreleri, acentenin hak edişinden yapılan yansıtmalara ilişkin faturalar, ciro ve gider tabloları, karne karşılaştırmaları, verimlilik tabloları, e-mail yazışmaları, denetim raporları, katılım sertifikası, katsayı hesaplama verileri, ay sonu simülasyonu, fazla mesai raporları, idari para cezası tutanağı, el terminali teslim tutanağı, faturalar, irsaliyeler, hak ediş özet raporları, satıcı ekstreleri, personel maaş ödemeleri banka kayıtları, masraf dekontları, ... 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, ... 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, ... 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, ... 2. Noterliğinin ... yevmiye sayılı ihtarnamesi, ... 13. Noterliğinin ... tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi, ... 11. Noterliğinin... tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi, mali müşavir, lojistik ve taşımacılık uzmanı ve özel hukuk öğretim üyesi bilirkişilerden oluşan heyetten rapor ve ek rapor, YMM, taşıma-ulaştırma ve lojistik öğretim üyesi ve borçlar hukuku öğretim üyesi bilirkişilerden oluşan heyetten rapor, mali müşavir, yurt dışı taşımacılık uzmanı, lojistik ve ulaştırma öğretim üyesi ve borçlar hukuku öğretim üyesi bilirkişilerden oluşan heyetten rapor, ek rapor ve ikinci ek rapor temin edilmiştir. ... 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının incelenmesinden; davacı ... tarafından, 29/01/2016 tarihinde davalı ... Şirketi aleyhine zarara uğratıldığından bahisle maddi ve manevi tazminat istemiyle dava açıldığı ve dosyanın, ilk olarak mahkemenin 2016/99 esas sırasına kaydedildiği, mahkemenin 11/09/2018 tarihli ve ... karar sayılı kararıyla, tazminat taleplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 26/11/2020 tarihli, ... esas ve... karar sayılı kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, verilen kararın davacı tarafça temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 15/06/2022 tarihli, ... esas ve... karar sayılı ilamı ile hükmün bozulması ile dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi üzerine dosyanın, mahkemenin ... esas sırasına tevzi edilerek mahkemece yargılamaya devam olunduğu anlaşılmıştır. ... 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının incelenmesinden; davacı ... tarafından, 22/04/2019 tarihinde davalı ... Anonim Şirketi aleyhine zarara uğratıldığından bahisle maddi tazminat istemiyle dava açıldığı, mahkemenin ... tarihli ve ... karar sayılı kararıyla, tazminat taleplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. ... 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının incelenmesinden; davacı ...tarafından, 18/10/2019 tarihinde davalı ... Şirketi aleyhine zarara uğratıldığından bahisle maddi tazminat istemiyle dava açıldığı, mahkemenin 22/09/2021 tarihli ve 2021/663 karar sayılı kararıyla, tazminat taleplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, verilen kararın ise davacı tarafça istinaf edildiği anlaşılmıştır. Mali müşavir...., taşımacılık mevzuatı uzmanı ..., kargo taşımacılığı uzmanı öğretim üyesi ... ve özel hukuk öğretim üyesi ve portföy tazminatı alanında uzman ...'tan oluşan bilirkişi heyeti tarafından düzenlenerek mahkememiz dosyasına sunulan 17/12/2024 havale tarihli rapor ile; davacının hesap bakiyesi ile ilgili herhangi bir talebinin olmadığı, davacının hak ediş katsayısı yönünde talebi incelendiğinde, cari hesap sözleşmesinin 4. maddesi gereği, “... tespit edeceği acente katsayısını yılda en az 2 kez olarak yeniden belirleme hakkına sahip olduğu” ve davacının her ay düzenli tedarikçi mutabakat mektubunu imzalayarak kabul ettiği, davalının sözleşme kapsamı dışında davacının herhangi bir haksız kesinti yapmadığı ve davacının her ay düzenli tedarikçi mutabakat mektubunu imzalayarak kabul ettiği, dosyaya mübrez belgelerden, davalının Türkiye genelinde yapılan çalışmalar neticesinde verimlilik sınırı altında kalan şubelerin ticari faaliyetinin sonlandırılmasına karar verildiği, bu nedenle de davacının sözleşme ilişkisini feshettiğinin müşahede edildiği, taraflar arasında imzalanan acentelik sözleşmesinin fesih koşulları ve fesih nedeniyle cezai şart koşullarını düzenleyen 42. maddesinde acentenin sözleşme hükümlerini kısmen ya da tamamen ihlal ettiği ya da yükümlülüklerini yerine getirmediği takdirde yazılı olarak yedi günlük süre verilmesi sonunda tek taraflı fesih yapılacağının ifade edildiği, ancak dosyaya mübrez belgelerden davacıya bu yönde verilmiş herhangi bir süreye rastlanılamadığı, bu yönü ile gerçekleştirilen feshin sözleşme hükmüne aykırı olduğunun ifade edilebileceği, buna karşın Mahkememizce feshin olağan değil, olağanüstü sebebe dayandığı, dolayısıyla davalının derhal fesih hakkının bulunduğu kanaatinde olunması durumunda ise feshin haklı olup olmadığı hususunun değerlendirilmesinin Mahkememiz takdirinde olduğu, feshin haklı sebebe dayanmadığının kabulü ihtimaline binaen denkleştirme alacağının hesaplanması yoluna gidildiğinde, TTK'nın 122. hükümlerine göre davalının, davacının getirdiği yeni müşteriler sayesinde sözleşmenin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde etmesi, sözleşmenin sona ermesi sebebiyle, onun getirdiği yeni müşterilerle yapılan ve kısa süre içerisinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme devam etseydi, elde edebileceği ücret isteme hakkını kaybetmesi ve somut olayın özellik ve şartlarında denkleştirme ödenmesinin hakkaniyete uygun düşmesinin gerektiği, davalının sözleşme ilişkisinin sona ermesini müteakip önemli menfaat elde edip etmediğinin takdirinin Mahkememize ait olduğu, bu ihtimale göre portföy tazminatı hesaplamasına gidildiğinde, davacının TTK'nın 122/2. maddesi hükmüne göre “tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yollık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır" hükmü doğrultusunda yapılan 18 aylık toplam cirosunun 1.324.082,88-TL/18=73.560,16-TL talep edebileceği tespit edilmiş, aynı heyet tarafından düzenlenen 19/06/2025 havale tarihli ek rapor ile; davacının kendi döneminde en büyük müşterisi olan Mesa Kurye ile davalının çalışmaya devam ettiği, iddia edildiği gibi müşteri kaybı olmadığını yinelediği, davalının ise söz konusu müşterinin ticari ilişkisini sonlandırdığı, iddia edilenin aksine ciro kaybı olduğunu ileri sürdüğünün görüldüğü, incelendiğinde, davacının bu iddiasını doğrular nitelikte bir bulguya dosya kapsamında rastlanılamadığı, davacının acente olarak faaliyette bulunduğu dönemde cirosunun büyük bir kısmını oluşturan bu müşterinin fesih sonrası davalı ile çalışmaya devam etmesi durumunda, davacının bu müşteriden elde edilen faydalar yönünden davalıya bir portföy aktardığının söylenebileceği, ancak davalı bu müşteri ile ticari ilişkinin sonlandığını ileri sürüdüğünden, davalı yönünden artık münfesih acentenin portföyünden istifade ettiğini ileri sürebilmenin mümkün gözükmediği, davacının, acentenin cirosunda büyük paya sahip olduğu anlaşılan Mesa Kurye firmasının ilk defa davacının acentelik faaliyeti sürecinde davalı kargo firması ile sözleşme imzaladığına dair sözleşme örneğinin, bu firmanın davacının faaliyet yürüttüğü Kervan Acentesinin feshi sonrası davalı firmadan hizmet alımına devam ettiği noktasında bir verinin dosya kapsamında bulunmadığı, davacının, davalı ile arasındaki cari hesap sözleşmesi esas kabul edilerek yapılan hak ediş ödemelerine ait mutabakatlarda ihtirazı kaydının bulunduğunu iddia ettiği, dosya kapsamında karşılıklı olarak kaşe üzeri imzalanmış 02.04.2015 düzenleme tarihli, farklı dönemlerdeki alacak tutarlarına ait toplam 21 cari hesap mutabakatının bulunduğu, bunların sadece mutabakat tarihleri itibarı ile alacak tutarları verilen 5 tanesinde el yazısı ile aynı şekilde; “İlgili mutabakat alacak bakiyenin ödenmesi adına imzalanmıştır 02.04.2015” ifadesinin yer almakta olduğu, kabul edilmeyen veya kabul edilmesi gereken bir tutar belirtilmediğinin görüldüğü, sadece 5 mutabakat mektubu altında yer alan ve hepsi aynı olan ifadenin, mevcut haliyle ihtirazı kayıt mahiyeti taşımadığı, bu nedenle de davacının bu yöndeki itirazının yerinde olamayacağının değerlendirildiği, gerçekleştirilen feshin sözleşme hükmüne aykırı olduğu, buna karşın Mahkememizce feshin olağan değil, olağanüstü sebebe dayandığı ve dolayısıyla davalının derhal fesih hakkının bulunduğu kanaatinde olunması durumunda ise feshin haklı olup olmadığı hususunun değerlendirilmesinin Mahkememize ait olduğuna ilişkin kök rapordaki görüşlerinin muhafaza edildiği, davacı tarafın yaptığı yatırımların, giderler ve harcamalar nedeniyle uğradığı zararın ve yoksun kalınan kârın tazmini talebinde bulunduğunun anlaşıldığı, davacı tarafın talep ettiği yatırımlar, giderler, harcamalar nedeniyle uğradığı zararların menfi zarar kapsamında kaldığı, yoksun kalınan kâr talebinin ise müspet zarar olduğu, davacı tarafın dava dilekçesinde menfi ve müspet zararlarının tazminini talep ettiğinin müşahede edildiği, davacının hem müspet hem de menfi zarar talebinde bulunmasının mümkün olmadığı, Mahkememizce davacının talebinin olumsuz zarara ilişkin olduğu kanaatinde olunması ihtimaline binaen davacı tarafın yaptığı yatırımlar, giderler ve harcamalar nedeniyle uğradığı zararların hesaplanmasına ilişkin ise heyetin mali üyesince bu hususta herhangi bir inceleme ve değerlendirmenin yapılamadığı, Mahkemece davacının olumlu zararının(kâr mahrumiyetinin) tazminini talep edebileceği kanaatinde olunması ihtimaline binaen kâr kaybının talep edilebilmesi için iki şartın kümülatif olarak mevcudiyetinin gerektiği, bunlardan birinin; Kazancın elde edilebilmesinin büyük bir ihtimal olarak görülebilmesinin gerekmesi, dolayısıyla TMK'nın 6. maddesi uyarınca mağdurun, önce zarar verici eylem olmasaydı bir kazanç elde etmiş olacağını, sonra da söz konusu eylemin bu kazancın engellediğini ispat etmesi, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi devam etse idi davacının gelir elde etmeye devam edeceğinin düşünüldüğü, Mahkememizce aksi kanaatte olunması durumunda davalının mahrum kaldığı kârdan bahsedilemeyeceğinden, davacının kâr mahrumiyeti talebinde bulunmasının mümkün olmayacağı, diğerinin ise; sözleşmenin karşı tarafın kusuruna dayalı olarak sona erdirilmesinin gerektiği, heyetlerine tevdi edilen dosya münderecatından sözleşmenin, davalı şirket tarafından Türkiye genelinde yapılan çalışmalar neticesinde verimlilik sınırı altında kalan şubelerin ticari faaliyetinin sonlandırılmasına karar verildiği, bu nedenle de davacının sözleşme ilişkisini feshettiği, gerçekleştirilen feshin taraflar arasındaki sözleşme hükmüne aykırı olduğu, buna karşın Mahkememizce feshin olağan değil, olağanüstü sebebe dayandığı ve dolayısıyla davalının derhal fesih hakkının bulunduğu kanaatinde olunması durumunda ise feshin haklı olup olmadığı hususunun değerlendirilmesinin Mahkememize ait olduğu, Mahkememizce davalı tarafından gerçekleştirilen feshin haklı sebebe dayandığı kanaatinde olunması durumunda davalıya kusur atfedilemeyeceğinden, davacının kâr mahrumiyeti talebinde bulunmasının mümkün olmayacağı, Yargıtay'ın kâr mahrumiyeti hesabında kesinti yönteminin nazara alınarak sonuca ulaşılması gerektiğinin ifade ettiği, hâl böyle olunca davacının mahrum kaldığı kazancın hesaplanabilmesi için evvelce de ifade edildiği üzere davacının aynı veya benzer şekilde sözleşme yapması için gereken makul sürenin tespit edilmesi, bu süre itibarıyla elde edeceği gelirin hesaplanması ve bu süre itibarıyla yapmadığı giderlerin mahsup edilmesi suretiyle zararının belirlenmesinin gerektiği, ancak heyetin mali üyesince bu hususta herhangi bir inceleme ve değerlendirmenin yapılamadığı, denkleştirme tazminatı noktasında heyetleri mali üyesince bu hususta herhangi bir inceleme ve değerlendirmenin yapılamadığı tespit edilmiş, aynı heyet tarafından düzenlenerek mahkememiz dosyasına sunulan 27/11/2025 havale tarihli ikinci ek rapor ile; Mahkememizce feshin haksız olduğu yönde karar vermesi durumunda, davacının talep edebileceği müspet zararın tam olarak hesaplanabilmesi için gerekli veriler dosya kapsamında olmamakla beraber, davacının müspet zararının 153.863,34-TL olarak hesaplanabileceği, Mahkememizce feshin haksız olduğunun kabulü ihtimaline binaen yapılan hesaplama sonucunda denkleştirme tazminatı yönünden, davacının yeni müşteri getirdiği ve bu yeni müşteriden elde edilen gelir yönünden dosya kapsamında belge sunmadığı, takdirin Mahkememizde olduğu, Mahkememizce denkleştirme tazminatına karar vermesi durumunda davacının talebinin 10.000,00-TL olduğu tespit edilmiştir. Dava, davacı ile davalı arasındaki acentelik sözleşmesinin davalı tarafından süresinden önce haksız olarak feshedildiğinden bahisle, haksız fesih nedeniyle kar kaybı, denkleştirme tazminatı, tahsil komisyonu tazminatı, vadesi geçmiş alacak yansıtmaları, tahsilatı yapılamayan müşteri yansıtmaları, personel için kesilen tazminatlar, personelin fazla mesai yansıtması, ölçüm tartım yansıtması, el terminali tamir bedeli yansıtması, maktu evrak, kırtasiye, personel giysi yansıtma, haksız uygulanan cezalar, yoksun kalınan kar, haksız katsayı uygulamasından kaynaklanan maddi zarar, haksız iade faturası yansıtmaları adı altında sözleşmenin haksız feshi nedeniyle maddi ve manevi tazminat ve davalı tarafından haksız yere yansıtılan bedellerin iadesi talebine ilişkin bulunmaktadır. Mahkememizce tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirilmiştir. Buna göre; taraflar arasında 01/07/2013 tarihli Acentelik Sözleşmesi imzalandığı ve buna göre davacının ... sıfatıyla ... Nolu adreste faaliyetini sürdürdüğü, davalı şirketin yönetim kurulu kararı doğrultusunda tek taraflı olarak acentelik sözleşmesini feshedip, ... 2. Noterliği'nin ... yevmiye sayılı ve...tarihi itibariyle kapanış işlemlerini tamamlanması bakımından hazır bulunması ve şube ve kasanın teslim edilmesi içerikli ihtari ile sonlandırıldığı, ihtarnamede fesih sebebi olarak (acenteliğin mevcut olduğu alanda yapılan verimlilik çalışması) olduğunun gösterildiği anlaşılmaktadır. Dosya kapsamına sunulan deliller ve ihtarname içeriği dikkate alındığında, sözleşmenin feshinde davacı acentenin bir kusurunun bulunmadığı açıktır. Bu durumda, davadaki taleplerin değerlendirilmesi bakımından sözleşmenin feshinin davalı yönünden haklı olup olmadığı önem arzetmektedir. Davalı tarafından davacıya gönderilen ihtarnamede, davacı acentenin bulunduğu alanda yapılan verimlilik çalışması sonucunda şubenin kapatılması feshe gerekçe olarak gösterilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 6. maddesinde davalı şirkete herhangi bir sebep göstermeksizin çalışma alanına ilişkin bölge ve sınırlarda değişiklik yapma yetkisi tanınmıştır. Davalı şirketin, yönetim kurulu kararı ile, tüm Türkiye genelinde değerlendirme yapılarak, verimlilik çalışması gerekçesiyle davacı acentenin kapatılmasına karar verildiği görülmektedir. Taraf beyanlarından, davacı acentenin kapatılması sonrasında kendisine ... Şubesi'nin teklif edildiği, ancak davacının bu teklifi kabul etmediği anlaşılmaktadır. Bu anlamda, davalının, kendi yönetim, organizasyon, mali ve kârlılık politikaları gereğince, verimli bulmadığı acentenin kapatılmasına karar verilmesi nedeniyle davalının sözleşmeyi haksız olarak feshettiği söylenemeyecektir. Aynı zamanda davalı, davacıya başka bir şube acenteliği teklif etmesine rağmen, davacı bu teklifi kabul etmemiştir. Taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin fesih koşulları ve fesih nedeniyle cezai şart koşullarını düzenleyen 42. maddesinde, acentenin sözleşme hükümlerini kısmen ya da tamamen ihlal ettiği ya da yükümlülüklerini yerine getirmediği takdirde yazılı olarak yedi günlük süre verilmesi sonunda tek taraflı fesih yapılacağının ifade edildiği, ancak dosyaya sunulan belgelerden davacıya bu yönde verilmiş herhangi bir süreye rastlanılamadığı, bu yönü ile gerçekleştirilen feshin sözleşme hükmüne aykırı olduğu düşünülebilecekse de, davalı tarafından yapılan fesih, olağan bir fesih değil, olağanüstü bir fesih niteliğinde bulunduğu, davalının derhal fesih hakkı olduğu, bu hükmün somut olayda uygulama yeri olmadığı Mahkememizce kabul edilmiştir. Davacının taleplerinden birisi denkleştirme(portföy) tazminatına ilişkindir. Genel olarak portföy tazminatı, acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra, bu ilişkinin devamı boyunca acentenin kişisel gayretiyle yarattığı müşteri çevresinden müvekkilinin halen yararlanması, acentenin ise yararlanmaması nedeniyle uğradığı kaybın karşılığıdır. 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesinde açıkça denkleştirme istemi olarak tanımlanan, doktrinde de genel olarak portföy tazminatı olarak da ifade edilen bu tür tazminat, mülga 6762 sayılı TTK'da açıkça düzenlenmemiştir. Ancak anılan kanunun 134. maddesinde; muhik bir sebep olmadan ve üç aylık ihbar müddetine riayet etmeksizin akdi fesheden tarafın, başlanmış işlerin tamamlanmaması yüzünden diğer tarafın uğradığı zararı tazmine mecbur olduğu, müvekkilin veya acentenin iflas veya ölümü yahut hacir altına alınması sebebiyle acentelik mukavelesi sona ererse, işlerin tamamen görülmesi halinde acenteye verilmesi gereken ücret miktarına nispetle tayin olunacak münasip bir tazminatın acenteye verileceği hükme bağlanmıştır. Uyuşmazlıkta sözleşmenin fesih tarihi itibariyle uygulanması gereken 6102 sayılı TTK.nın 122. maddesine göre ise; acentelik sözleşmesinin sona ermesinde acentenin kusurunun bulunmaması koşuluyla; müvekkilin, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde etmesi, acentenin, sözleşmenin sona ermesine bağlı olarak işletmeye bağlı müşterilerle yapılmış veya yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme devam etmiş olsaydı elde edeceği ücreti talep etme hakkını kaybediyor olması ve somut olayın özelliklerine göre denkleştirme isteminin karşılanmasının hakkaniyete uygun düşmesi hallerinde denkleştirme tazminatı istenebilir. Mevcut uyuşmazlıkta, ... markası ile ticaret hayatına rakiplerinden bir adım önde başlayarak iş yapan ve belli kar marjına sahip olan davacının kendisidir. Müvekkil Şirketin, davacının herhangi bir katkısı sebebiyle yarar sağlaması/sağlamaya devam etmesi gibi bir durum söz konusu bulunmamaktadır. Müşterilerin kazanılmasında gerek davalı şirket markası, şirket ve satış politikaları, gerekse de davalı şirket satış yöneticilerinin katkısı bulunmaktadır. Müşterilerin davacı acenteye gitmesi davacı ... olması sebebi ile değil ... olması sebebiyledir. Davacı acente, davalının, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ettiği, acentenin, sözleşmenin sona ermesine bağlı olarak işletmeye bağlı müşterilerle yapılmış veya yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme devam etmiş olsaydı elde edeceği ücreti talep etme hakkını kaybettiğine ilişkin dosyaya bir delil sunamamıştır. Terisne, acentenin en büşük cirosuna sahip müşterisi Mesa Kurye, acentenin faaliyette olduğu dönemde acente ile ilişkisini sonlandırmış olup, acente, davalının kâr kaybına uğramasına dahi sebebiyet vermiş bulunmaktadır. Bu itibarla, eldeki davada 6102 Sayılı TTK'nun 122. maddesi gereğince, denkleştirme tazminatı talep edebilme şartlarının oluşmadığı sonucuna varılarak, davacının bu yöndeki tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı tarafın taleplerinin bir kısmı, davalı tarafından uygulanan komisyon oranları ile yapılan kesintiler ve yansıtmalar nedeniyle uğranılan zararın tazminine ilişkindir. Dosya kapsamında toplanan deliller ve temin edilen 16/12/2024 tarihli rapor ve ek rapor dikkate alındığında, davacının, davalı ile arasındaki cari hesap sözleşmesi esas kabul edilerek yapılan hak ediş ödemelerine ait mutabakatlarda ihtirazı kaydının bulunduğunu iddia ettiği, dosya kapsamında karşılıklı olarak kaşe üzeri imzalanmış 02/04/2015 düzenleme tarihli, farklı dönemlerdeki alacak tutarlarına ait toplam 21 cari hesap mutabakatının bulunduğu, bunların sadece mutabakat tarihleri itibarı ile alacak tutarları verilen 5 tanesinde el yazısı ile aynı şekilde; “İlgili mutabakat alacak bakiyenin ödenmesi adına imzalanmıştır 02/04/2015” ifadesinin yer almakta olduğu, kabul edilmeyen veya kabul edilmesi gereken bir tutar belirtilmediğinin görüldüğü, sadece 5 mutabakat mektubu altında yer alan ve hepsi aynı olan ifadenin, mevcut haliyle ihtirazı kayıt mahiyeti taşımadığı, itiraz edilen faturalar kapsamında yapılan kesintilerin ise taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla, davalı tarafından yapılan kesinti ve komisyon uygulamalarının taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olduğu, davacı tarafından, yapılan bu işlem ve uygulamalara sözleşme süresi boyunca itiraz edilmediği dikkate alınarak, davacı tarafın bu yöndeki taleplerinin yerinde olmadığı değerlendirilerek, reddine karar verilmiştir. Davacı tarafın bir diğer talebi, kâr kaybına ilişkin bulunmaktadır. Yukarıda belirtildiği üzere, sözleşmenin davalı tarafça feshi haksız bir fesih niteliğinde bulunmamaktadır. Davacının kâr kaybını talep edebilmesi için, kazancın elde edilebilmesinin büyük bir ihtimal olarak görülebilmesi, mağdurun, önce zarar verici eylem olmasaydı bir kazanç elde etmiş olacağını, sonra da söz konusu eylemin bu kazancı engellediğini ispat etmesi, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi devam etse idi davacının gelir elde etmeye devam edeceğinin ispat edilmesi gerekmektedir. Davacı taraf, buna ilişkin somut delilleri dosyaya sunabilmiş değildir. Davalı taraf, davacı acentenin verimlilik ilkesine uygun olmaması nedeniyle, şubenin kapatılmasına karar vermiş olup, yakın bölgedeki diğer şubelerin mail durumları gözönüne alındığında, davacının, acente kapatılmış olmasaydı kâr elde edeceğini söylemek de mümkün bulunmamaktadır. Bu nedenle, davacının bu yöndeki talebinin de reddine karar verilmiştir. Davacının bir diğer talebi manevi tazminata ilişkin bulunmaktadır. Davacının, sözleşmenin feshi nedeniyle kişilik haklarının ne suretle ihlal edildiğine ilişkin herhangi bir delil sunamaması dikkate alınarak, davacının, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı tarafça, tahsil tazminatına ilişkin talep geri alınmış olmakla bu konuda esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Tüm bu nedenlerle aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafça, tahsil tazminatına ilişkin talep geri alınmış olmakla bu konuda esas hakkında karar verilmesine YER OLMADIĞINA, 2-Davacı tarafın diğer maddi tazminat ve alacak talepleri ile manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu gereğince maddi tazminat ile alacak davası yönünden 732,00-TL ve manevi tazminat davası yönünden 732,00-TL olmak üzere alınması gerekli toplam 1.464,00-TL karar ve ilam harcının, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 5.237,41-TL'den mahsubu ile fazladan yatan 3.773,41-TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, 4-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince maddi tazminat ile alacak davası yönünden belirlenen 45.000,00-TL ve manevi tazminat davası yönünden belirlenen 45.000,00-TL olmak üzere toplam 90.000,00-TL vekalet ücretinin, davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından yapılan 287,00-TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama giderinin, davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine, 7-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince davacı ve davalı tarafından yatırılan ve bakiye kalan gider avanslarının, kararın kesinleşmesi sonrası yatıran tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.15/01/2026

Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2021/509, K. 2026/11, T. 15.01.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2021-509-e-2026-11-k-234a7bf8c503