İlk Derece Mahkemesi · Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/562 E. 2026/88 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/562
- Karar No
- 2026/88
- Karar Tarihi
T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No:... Esas - ... T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO :... KARAR NO : ...
HAKİM : ... KATİP : ...
DAVACI : ... VEKİLLERİ : Av. ... Av.... DAVALI : ... VEKİLLERİ : Av. N... Av. ... İHBAR OLUNANLAR : 1-... 2- ... 3- ... DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ :... KARAR TARİHİ : ... KARAR YAZIM TARİHİ : ...
Mahkememize açılan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan yargılaması sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: 28/10/2021 tarihinde dava dışı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın müvekkiline çarpması ile yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonucunda müvekkilinin ağır yaralandığını, meydana gelen kazada müvekkilinin herhangi bir kusuru bulunmadığını, kazaya karışan aracın ZMMS sigortası bulunmadığını, bu nedenle davayı ... aleyhine açtıklarını, kaza ile ilgili Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının... sayılı dosyası ile soruşturma yürütüldüğünü, yapılan arabuluculuk görüşmelerinden bir sonuç alamadıklarından bahisle davanın kabulüne, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00-TL kalıcı iş göremezlik zararının ve 100,00-TL bakıcı gideri zararının kaza tarihi olan 28/10/2021 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderlerinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde: ... plakalı aracın kaza tarihini kapsar şekilde ... Sigorta A.Ş. nezdinde sigortalı olduğunu, davanın müvekkili ... yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, davacı tarafa MÖHUK uyarınca teminat yatırmak üzere kesin süre verilmesi gerektiğini, davacı tarafça başvuru şartının yerine getirilmediğini, öncelikle meydana gelen kazada kusur oranlarının tespitinin gerektiğini, kaza tespit tutanağında davacının kusurlu olduğunun belirlendiğini, müvekkilinin sorumluluğunun teminat limitleri dahilinde olduğunu, davanın araç sürücüsüne, araç malikine ve sigorta şirketine ihbarı taleplerinin bulunduğunu, neticeten davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Hastane kayıtları, kaza tespit tutanağı, sgk kayıtları, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının... soruşturma sayılı dosyasının uyap kayıtları, kazaya karışan aracın trafik kaydı, Melikgazi İlçe Emniyet Müdürlüğünün cevabi yazısı, ... Katılım Sigorta A.Ş.'nin cevabi yazısı ve tarafların dayandığı tüm deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinin 21/09/2023 tarihli raporunda: yayalar 2011 doğumlu ... ve 2015 doğumlu ...'nin %80 (yüzde seksen) oranında etken olduğu, sürücü ...'ın %20 (yüzde yirmi) oranında kusurlu olduğu yönünde müşterek görüş bildirmişlerdir. Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesinden talimat yoluyla alınan 11/06/2025 tarihli bilirkişi heyet raporunda: dava dışı sürücü ...'ın meydana gelen olayda %20 (yüzde yirmi) oranında kusurlu olduğu; mağdur yayalar ... ve ...'nin ise meydana gelen olayda her birinin kendi bedeninin aldığı hasarda %80 (yüzde seksen) oranında kusurlu olduğu görüş ve kanaatinde olduklarını bildirmişlerdir. Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nın 19/08/2025 tarihli raporunda: ...'nin 28/10/2021 tarihli trafik kazası sonucu meydana gelen sağ ayakta kemik kırığı nedeniyle; iki (2) ay süreyle iş göremezlik halinde kaldığı, bir (1) hafta süreyle bakıcı / yardımcı desteğinin tıbben uygun olacağı, Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik kapsamında rakamsal olarak ifade edilebilen bir maluliyet veya engel oranı tespitinin mümkün olamadığı, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik kapsamında tüm vücut fonksiyon kaybı oranının / engel oranının %1 olduğu kanaatinde olduklarını bildirmişlerdir. 07/01/2026 tarihli aktüer bilirkişi raporunda: bakıcı gideri zararının 166,95-TL olduğu, söz konusu zararın kaza tarihinde geçerli Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi sağlık/tedavi giderleri teminat limiti (kaza tarihi itibariyle 430.000,00 TL) kapsamında kaldığı, sürekli iş göremezlik zararının 45.500,03-TL olduğu, söz konusu zararın kaza tarihinde geçerli Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi sakatlık/ölüm teminat limiti (kaza tarihi itibariyle 430.000,00 TL) kapsamında kaldığı kanaatinde olduğunu bildirmiştir. Davacı vekili 21/01/2026 tarihli ıslah dilekçesinde: 100,00-TL olan kalıcı iş göremezlik taleplerini 45.500,03-TL'ye, 100,00-TL olan bakıcı gideri tazminatı taleplerini 166,95-TL'ye artırdıklarını, toplam 45.666,98-TL maddi tazminatın davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. YARGILAMA VE GEREKÇE: Dava, meydana gelen trafik kazasında davacının yaralanması nedeniyle sürekli iş göremezlik ve bakıcı gideri taleplerine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1-a maddesine göre davaya bakmaya mahkememiz görevlidir. 6545 sayılı yasanın 45/3. maddesi uyarınca dava değeri itibarı ile yargılama tek hakim tarafından yürütülmüş ve sonuçlandırılmıştır. Mahkememizde açılan ve sonuçlanan davada dava değeri itibarı ile 7251 sayılı Kanun'la değişik 6102 Türk Ticaret Kanunu'nun 4/2. maddesi uyarınca basit yargılama usulü uygulanmıştır. Davacının yabancı (Suriye) uyruklu olduğu, Türk Vatandaşı olmadığı ve Türkiye Cumhuriyeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti arasında teminatan muafiyete yönelik yürürlükte bulunan herhangi bir anlaşma bulunmadığı dikkate alınarak 5713 sayılı MÖHUK'nun 48/1. maddesi uyarınca takdiren 10.000,00-TL tutarında davacıdan teminat alınmasına, HMK'nun 87/1. maddesi uyarınca 10.000,00-TL nakdi teminat veya aynı miktarlı kesin ve süresiz banka teminat mektubu olarak belirlenmesine, davacı tarafa yukarıda yazılı miktar ve nitelikteki teminatı sunması için 2 haftalık kesin süre verilmesine, kesin süreye uyulmadığı takdirde HMK'nun 114/1-ğ, 88/1 ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verileceği davacı vekiline usulünce ihtar edilmiştir. 14/04/2023 tarihli makbuz ile davacı tarafça teminat miktarının mahkemeler veznesine yatırıldığı anlaşılmıştır. Taraflar arasında uyuşmazlık; Davacının eldeki dava nedeni ile teminat göstermesinin gerekip gerekmediği, KTK'nun 97. maddesi gereği dava şartının mevcut olup olmadığı, 28/10/2021 tarihli trafik kazası neticesinde davacının kalıcı iş göremezlik zararı ve bakıcı gideri zararı olup olmadığı, varsa davalının bu zararlardan sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, 28/10/2021 tarihli trafik kazası oluşumunda kimin ne şekilde kusurlu olduğu noktalarında toplanmaktadır. KTK'nun 97. maddesine ilişkin dava şartının değerlendirmesinde; Trafik kazalarında hukuki sorumluluk ve sigorta konusu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup sözü geçen Kanun'un 85. maddesinin 1. fıkrasında bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa motorlu aracın bir teşebbüsünün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde motorlu aracın işleteninin ve bağlı bulunduğu teşebbüsün sahibinin doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, aynı maddenin 5. fıkrasında işleten ve araç işleticisi teşebbüs sahibinin, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olduğu, 91. maddesinin 1. fıkrasında işletenlerin, bu kanunun 85. maddesinin 1. fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu öngörülmüştür. Kanunun bahsi geçen düzenlemesinden, zorunlu mali sorumluluk sigortacısının, trafik kazasına karışan aracın işleteni veya araç işleticisi teşebbüs sahibi olan sigortalısına bu kaza sebebiyle isabet eden hukuki sorumluluğu poliçe teminat limiti ile sınırlı olarak üstlendiği anlaşılmaktadır. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun "Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı" başlıklı 97. maddesinde (Değişik: 14/4/2016-6704/5 md.) "Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir." Dosya içesindeki bilgi ve belgelerden davacı tarafın dava açılmadan önce 11/05/2022 tarihinde davalı ...'na başvurduğu anlaşılmıştır. Kusur ön sorununun değerlendirmesinde; 28/10/2021 günü saat 08:30 sıralarında sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobili ile Erciyes Caddesini takiben İhsan Ketum Caddesi istikametinden gelip Kartal Bulvarı istikametine orta şeritte seyrederken geldiği olay mahallinde otomobilinin sol ön ve sol yan ön kısımları ile; solundan orta refüjden hareketle karşıdan karşıya geçmek istemekle taşıt yolunda giren yayalar ... ve ...'ye çarpması neticesinde davaya konu trafik kazası meydana gelmiştir. Mahkememizce tarafların kusur durum ve oranlarının tespiti amacıyla Ankara Adli Tıp Kurumu'ndan 21/09/2023 tarihli rapor alınmıştır. Düzenlenen bu raporda yayalar ... ve ...'nin %80 oranında, sürücü ...'ın %20 oranında kusurlu olduğu kanaati bildirilmiştir. Olaya ilişkin düzenlenen kaza tespit tutanağında yayalar ... ve ...'nin tam kusurlu oldukları, sürücü ...'ın kusurunun bulunmadığı belirtilmiştir. Yapılan tahkikat sonucunda Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın... soruşturma, ... Karar sayılı kararı ile şüpheli ... hakkında kusurunun bulunmaması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Mahkememizce aldırılan ATK raporu ile kaza tespit tutanağı ve savcılık dosya kapsamı arasında çelişki bulunduğundan çelişkinin giderilmesi için Karayolları Fen Heyetinden kusur raporu alınmasına karar verilmiştir. 10/06/2025 tarihli raporda sürücü ... %20 oranında, ... ve ... ise %80 oranında kusurlu bulunmuştur. Bu rapor, Ankara ATK raporu ile uyumlu, hüküm vermeye ve denetime elverişli olduğundan mahkememizce benimsenerek hükme esas alınmıştır. Sürekli iş göremezlik ve bakıcı gideri zararına ilişkin değerlendirmede; Yargıtay uygulamalarına göre, maluliyet raporu adli tıp uzmanları tarafından düzenlenmeli ve maluliyet oranı kaza tarihindeki mevzuata uygun olarak belirlenmelidir. "Cismani Zarar Halinde Lazım Gelen Zarar ve Ziyan" başlığı altında düzenlenen TBK'nun 54. maddesinde, bedensel zarara uğranılması nedeni ile talep edilebilecek zarar türleri belirtilmekte olup çalışma gücü kaybı da bu zarar türleri arasında yer almaktadır. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebinin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Maluliyete ilişkin alınacak raporların, haksız fiil; 11/10/2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne, 11/10/2008 ila 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne, İşlemleri Yönetmeliği'ne, 01/06/2015 tarihinden sonra ise Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri, yaralananın çocuk olması halinde ise 20/02/2019 tarihinde yürürlüğe giren Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre maluliyetin tespiti gerekmektedir. Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nca düzenlenen 19/08/2025 tarihli raporda özetle; "Tıbbi evrak tetkiki ile muayenesinden elde edilerek yukarıda kaydedilen bilgi ve bulgular birlikte değerlendirildiğinde ...'nin 28/10/2021 tarihli trafik kazası sonucu meydana gelen sağ ayakta kemik (2.3. Metatars) kırığı nedeniyle; iki (2) ay süreyle iş göremezlik halinde kaldığı (tıbbi şifa süresinin 2 (iki) ay olduğu), bir (1) hafta süreyle bakıcı/yardımıcı desteğinin tıbben uygun olacağı, Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik kapsamında rakamsal olarak ifade edilebilen bir maluliyet ya da engel oranı tespit edilmesinin mümkün olamadığı, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik kapsamında tüm vücut fonksiyon kaybı oranının ve/veya özür oranının %1 (yüzdebir) olduğu" bildirilmiştir. Eldeki davada, mahkememizce, usulüne uygun teşekkül ettirilmiş olan Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nden alınmış olan 19/08/2025 tarihli "Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik" kapsamında alınmış olan rapor mevzuata uygun kuruluşlardan ve maluliyet yönünden mevzuata uygun yönetmelik uygulanarak alınmış, olup maluliyet raporunun usul ve yasaya aykırı olup, hüküm vermeye yeterli olmadığı yönündeki taraf itirazları yerinde görülmemiştir. Bu rapor, dosya kapsamındaki delillerle örtüştüğü, hüküm vermeye ve denetime elverişli olduğu değerlendirilmiş ve bu rapor mahkememizce benimsenerek hükme esas alınmıştır. Aktüer bilirkişi raporuna ilişkin değerlendirmede; Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarihli, ...Esas ve ... Karar sayılı kararıyla 2918 sayılı KTK'nun 90. ve 92. maddelerinde "genel şartlara" atıf yapan cümlelerin iptaline karar verilmiş ve bu karar 09/10/2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olmasıyla birlikte, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nce zarar görenlerin cismani zarar ve destekten yoksun kalma tazminatı alacağının hesaplanmasında TRH 2010 ve %10 artırım %10 iskonto yöntemi benimsenmiş olup TRH 2010 yaşam tablosunun uygulamasından vazgeçilmemiştir. (Yargıtay 17. H.D.'nin 22/12/2020 tarihli, 2019/5206 Esas ve 2020/8874 Karar sayılı emsal ilamı) Mahkememizce görevlendirilen aktüer bilirkişi İbrahim Toksöz tarafından düzenlenen 07/01/2026 tarihli raporda özetle; "davacının dava konusu kaza sonrasında; bakıcı gideri zararının 166,95-TL olduğu, söz konusu zararın davalı tarafından temin edilen Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi sağlık/tedavi giderleri teminat limiti (kaza tarihi itibariyle 430.000,00-TL) kapsamında kaldığı, davacının sürekli iş göremezlik zararının 45.500,03-TL olduğu, söz konusu zararın davalı tarafından temin edilen Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi sakatlık/ölüm teminat limiti (kaza tarihi itibariyle 430.000,00-TL) kapsamında kaldığı, kanaatinde olduğu" belirtilmiştir. Alınan raporun yöntemine uygun, hüküm vermeye ve denetime elverişli olması karşısında mahkememizce esas kabul edilmiştir. Davalının sorumluluğuna ilişkin değerlendirmede; Bilindiği üzere; Zorunlu sorumluluk sigortası yaptırılmaksızın trafiğe katılan aracın neden olduğu kazada zarar görenler, uğramış oldukları bedeni zararların tazminini ...'ndan talep edebilir. (5684 sayılı Sayılı Kanun'un m.14 f.2/b ve G.H.Yön. m.9 f.1/b) Davalı cevap dilekçesinde kazaya karışan ... plakalı aracın kaza tarihinde ... Sigorta A.Ş tarafından sigortalandığını, bu nedenle ... yönünden açılan davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini savunmuştur. Kaza tespit tutanağına göre söz konusu kaza 28/10/2021 günü saat 08:30 sıralarında meydana gelmiştir. Dosya arasında yer alan ... Sigorta'ya ait 145209189 nolu ZMMS poliçesi ise 28/10/2021 günü saat 09:32'de, yani kazadan yaklaşık 1 saat sonra düzenlenmiştir. Bu durumda ZMMS poliçesinin kazadan sonra tanzim edildiği ortada olup poliçe kapsamında bir teminat söz konusu değildir. Kaza anında dava konusu aracın ZMMS poliçesi bulunmamaktadır. Buna göre davacının trafik kazasından kaynaklanan sürekli iş göremezlik zararı ve bakıcı gideri zararından davalı ...'nın sorumluluğunun ZMMS poliçesinin sağlık/tedavi giderleri teminat limiti olan 430.000,00-TL ile ve ZMMS poliçesinin sakatlık/ölüm giderleri teminat limiti olan 430.000,00-TL ile sınırlı olduğu değerlendirilmiştir. Davalının temerrütüne ve faiz türüne ilişkin değerlendirmede; Trafik kazası nedeniyle uğranılan zararın tazminine ilişkin tazminat davasında, alacak haksız fiilin yani kazanın meydana gelmiş olduğu tarihte muaccel olduğundan, alacağa kaza tarihinden itibaren araç sürücüsü ve işleten malikten faiz istenebilecek, sigortadan ise sigortaya başvuru tarihinden itibaren 2918 sayılı KTK'nun 99. maddesi uyarınca 8 işgünü içerisinde tazminatın ödenmemesi halinde temerrüte uğradığı tarihten itibaren, dava açılmadan sigortanın temerrüte uğratılmamış olması halinde ise dava tarihinden itibaren faiz istenebilecektir. Eldeki davada, 5684 sayılı Sayılı Kanun'un m.14 f.2/b ve G.H.Yön. m.9 f.1/b, kazaya karışan ve davacının zarara uğramasına neden olan aracın trafik sigortacısı olmadığından davalı ... 2918 sayılı KTK'nun 99/1. maddesi ile ZMSS Genel Şartları'nın B.2. maddesi uyarınca, rizikonun ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiği ve davalının temerrüt faizinden sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlıkta; davacı tarafça davalı ...'na yapılan 11/05/2022 tarihli başvuru dilekçesi ekine gerekli belgeler eklenmediğinden bu başvurunun temerrüt için yeterli olmadığı, usulüne uygun şekilde bir başvuru bulunmadığından temerrüt tarihi olarak arabuluculuk başvuru tarihi 23/05/2022 tarihi esas alınmıştır. Faize ait değerlendirmede; Davacı vekili belirsiz alacak davası olarak açtığı dava dilekçesinde ve talep arttırım dilekçesinde avans faizi talebinde bulunmuştur. Kazaya karışan aracın Ford Focus marka hususi araç olduğu dosya kapsamındaki belgelerden görülmektedir. Ticari araç vasfında değildir. Bu nedenle hükmedilen tazminata avans faizi uygulanması talebi mahkememizce kabul görmemiş ve yasal faiz uygulanmasına karar verilmiştir. Arabuluculuk ücretine ait değerlendirmede; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na 7155 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ile 06.12.20218 tarihinde eklenen 5/A maddesi ile; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi ile konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava şartı olarak getirilmiştir. Ancak TTK'nın 5/A maddesi ile konusu para alacağına ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava ön şartı olarak düzenlenmişken 26.04.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesinde yapılan değişiklik ile;" zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta Kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurulabilir." ifadesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açılacak davalarda dava açmadan önce sigortacıya yazılı başvuru yapılması ve bu süre içinde hiç cevap verilmemesi veya verilen cevabın zarar görenin talebini karşılamaması halinde yani zarar gören ile sigortacı arasında uyuşmazlık çıkmasından sonra dava açılabileceği düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile sigortacıya başvuru bir dava şartı olarak getirilmiştir. Bir başka deyişle Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesi ile trafik kazası sonucu zarar gören kişilerin sigortacıya karşı dava açabilmesi için aralarında bir uyuşmazlık çıkması gerektiği şartı düzenlenmiştir. Buna göre zarar gören öncelikle tazminat taleplerini sigortacıya iletecek ve böylece uyuşmazlığı kendi aralarında çözmeye çalışacaklardır. Bu haliyle zarar görenin dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartı alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak önümüze çıkmaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasında "Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz." ifadesi ile dava şartı olarak arabuluculuğun sınırları özel kanunlarda tahkim ve başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurunun zorunlu olması ile çizilmiştir. Bir başka deyişle tahkimin veya başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının zorunlu kılındığı durumlarda arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak uygulanmayacaktır. Yukarıda açıklandığı üzere, trafik kazası sonucu davacının tazminat taleplerini öncelikle sigortacıya ilettiği, bu haliyle dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartının yerine getirildiği, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasına göre artık zorunlu arabuluculuk hükümlerinin uygulanamayacağı bu itibarla yargılama gideri olarak arabuluculuk masraflarının davalıya yükletilemeyeceği gözetilerek arabuluculuk masrafları davacı üzerinde bırakılmıştır. (Bkz. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/2615 Esas, 2024/7426 Karar sayılı ilamı) H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın KABULÜ ile, 1-45.500,03-TL sürekli iş göremezlik ve 166,95-TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 45.666,98-TL tazminatın 23/05/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 3.119,51-TL ilam harcından, tahsil edilen 80,70-TL peşin harç ve 732,00-TL ıslah harcının mahsubuna, bakiye 2.306,81-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 800,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafın yaptığı 80,70-TL başvurma harcı, 80,70-TL peşin harç, 732,00-TL ıslah harcı, 16.000,00-TL bilirkişi ücreti, 2.345,00-TL adli tıp fatura ücreti ve 2.047,25-TL posta ücreti olmak üzere toplam 21.285,65-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davalı ...'nın yaptığı 100,00-TL yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 6-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, 7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile kendisini vekille temsil eden davacıya ödenmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal iki haftalık süresi içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/01/2026
Katip ...
Hakim ...