İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2021/493 E. 2022/879 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2021/493
- Karar No
- 2022/879
- Karar Tarihi
T.C. ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2021/493 Esas - 2022/879 T.C. ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2021/493 Esas KARAR NO : 2022/879
BAŞKAN :... ÜYE :.. ÜYE : .. KATİP : ..
DAVACI :.. VEKİLLERİ : Av... Av. ... DAVALI : ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ...
DAVA : Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 06/07/2021 KARAR TARİHİ : 11/10/2022 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH :..
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;davalı şirketin tekstil sektöründe faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin şirket esas sermayenin %12'si oranında pay sahibi bulunduğunu, 2018 yılı aralık ayına kadar şirkette genel müdürlük görevini, 31/03/2021 tarihine kadar da yönetim kurulu üyeliği görevini sürdürdüğünü, aile arasında çıkan anlaşmazlıklardan dolayı genel müdürlük görevinden ayrılmak zorunda kaldığını, bu tarihten sonra diğer yönetim kurulu üyeleri tarafından şirketle tüm ilişiğinin kesilmeye çalışıldığını, yönetim kurulu toplantılarına davet edilmediğini, pek çok hukuka aykırı karar alındığını, 2016-2017 ve 2018 yıllarında davalı şirket tarafından kayda alınan ... hesabında bulunan fonlardan şirketin tüm pay sahiplerine 38.345.535,51 TL dağıtıldığını, dağıtılan miktar ile fonda kalan bakiye arasındaki farkın nerede olduğu araştırıldığında fonların bir kısmının 2019 ve 2020 yıllarında büyük kısmı USD cinsinden olmak üzere davacı dışındaki pay sahiplerine dağıtıldığının öğrenildiğini, 01/01/2019-30/09/2020 tarihleri arasında kayda alınan ... hesabında bulunan fonlardan diğer pay sahiplerine müvekkilinin payına nazaran çok daha fazla ödeme yapıldığını, diğer pay sahiplerinin hisselerine göre çok daha fazla ödeme aldıklarını, davalı şirkete gönderilen ihtarnamelerin sonuçsuz kaldığını, dağıtımın eksik ve hatalı yapıldığını, ayrıca eşit işlem ilkesine uyulmadığını, müvekkilinin diğer pay sahiplerine göre farklı bir muameleye tabi tutulduğunu belirterek fazlaya ilişkin talep ve hakları saklı kalmak üzere müvekkilinin fon dağıtımından kaynaklanan 6.525.478,94 TL alacağının diğer pay sahiplerine fiili olarak ödemenin yapıldığı tarihten itibaren doğmuş ve doğacak kanuni faizi ile birlikte USD cinsinden karşılığının davalı şirketten tahsiline, davalı şirketin alacağı karşılayacak miktarda menkul, gayrimenkul malları ile 3. Kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 6736 ve 7143 sayılı kanun kapsamında fondan yapılan ödemelerin kar payı olarak değerlendirilemeyeceği, kar payı dağıtılabilmesi için genel kurul kararı gerektiğini, genel kurul tarafından bu yönde alınmış bir karar olmadığını, ...sayılı yönetim kurulu kararları ile emtia karşılığı fon hesabına alınan bedellerinin şirketin sevk ve idaresi ile ilgilenen ve şirket hissedarları olan yönetim kurulu üyelerinin cari hesap borçlarından mahsup edilmesine karar verildiğini, bu kararlardan anlaşılacağı üzere ortaklara fiili bir dağıtım yapılmadığını, şirketteki borçlarına mahsup yoluna gidildiğini, davacının yabancı para üzerinden hüküm kurulması talebinin yerinde olmadığını, eşitlik ilkesine aykırı davranılmadığını, fonun dağıtımında hisse oranlarına göre dağıtım yapılmasının yasal dayanağı bulunmadığını, yıllara göre yapılan dağıtımlar ayrıntılı olarak incelendiğinde, davacının geçmiş yıllarda diğer ortaklara göre daha fazla para aldığını, şirketten en büyük faydayı kendisinin sağladığını, davacının gerçekleri çarpıttığını, ...'e yapılan dağıtımın esas alınması talebinin yerinde olmadığını, davacının yönetim kurulu üyeliği görevinin gereklerini yerine getirmediğini, İstanbul'da bulunan kendisine ait şirket işleri ile meşgul olduğunu, 2017-2018- 2019 ve 2020 yılı Eylül ayına kadar toplam 67.894.522,39 TL dağıtım yapıldığını, davacıya 5.458.538,67 TL ödendiğini, bu ödemenin faiz tutarının 1.310.568,15 TL olduğunu, bu nedenle kendisine toplam 6.769.106,82 TL ödeme yapıldığının kabul edilmesi gerektiğini, davacının dürüstlük ilkesine aykırı davrandığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Davanın, 7155 Sayılı yasanın 20. md. ile 6102 sy. TTK'na eklenen 5/A maddesi kapsamına girdiği ve dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasının dava şartı olarak düzenlendiği, davacı vekili tarafından arabuluculuk son tutanağının ibraz edildiği, dava şartının yerine getirildiği görülmüştür. Adana ticaret sicilinin 176 sırasında kayıtlı ... Tic. Ve San. A.Ş' nin, ..., ..., ..., ..., ... ve ... olmak üzere 6 ortağı bulunmaktadır. ...'in %52, ... ve ... %12' şer, diğer ortaklarının ise %8' er oranında pay sahibidir. Mahkememizce görevlendirilen bilirkişiler Prof. Dr. ... ve Mali Müşavir ... 09/06/2022 tarihli raporlarında; davalı şirketin defterlerin, genel kabul görmüş muhasebe usul ve esaslarına, kanun ve mevzuatlara uygun olarak tutulduğu, davalı şirketin e-defter kapsamında olduğunu ve defter beratlarını süresinde verildiği, davalı şirketin uyuşmazlık konusu 525 nolu “Kayıtlara Alınan Emtia Karşılığı” fon hesabından 71.594.415,38-TL'nin 131 Ortaklar Hesabındaki borçları karşılığında cari hesaplarına alacak mahsubu yapıldığının tespit edildiğini, hisse oranları dikkate alındığında dava tarihi itibariyle ortaklardan ...'e 37.229.096,00 TL, ...'e 5.727.553,23 TL, Tanzel Gözek'e 8.591.329,85 TL, ...'e 8.591.329,85 TL, ...'e 5.727.553,23 TL, ...'e 5.727,553,23 TL ödeme yapılması gerektiğini, ancak ...'e 346.480,90-TL fazla, ...'e 928.760,48-TL eksik, 'e 2.983.647,85-TL eksik, ...'e 736.807,16-TL eksik, ...'e 2.004.342,11-TL fazla ve ...'e 2.298.392,47-TL fazla ödeme yapıldığını beyan etmişlerdir.
2004 yılında 4811 sayılı kanun, 2009 yılında 5811 sayılı kanun, 2011 yılında 6111 sayılı kanun 2016 yılında 6736 sayılı kanun ve son olarak 18 Mayıs 2018 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 7143 sayılı kanunla, teknik tabiriyle işletme kayıtlarının düzeltilmesi (kamuoyunda bilinen tabiriyle stok affı) imkanı getirilmiştir. Bu uygulama ile; işletmede mevcut olduğu halde kayıtlarda yer almayan emtia, makine, teçhizat ve demirbaşlar ile kayıtlarda yer aldığı halde işletmede mevcut olmayan mallar için yasada öngörülen vergisel yükümlülükleri yerine getirmek kaydıyla kayıtların fiili duruma uygun hale getirilmesi amaçlanmıştır. Bu kanunlarda yer alan stok aflarında ortak hüküm olarak; işletme kayıtlarının düzeltilmesine ilişkin hükümlerinden yararlanarak aktife kaydedilen emtialar “525-Kayda Alınan ... Hesabı”nda muhasebeleştirilir. Emtia için ayrılan karşılık, ortaklara dağıtılması veya işletmenin tasfiye edilmesi halinde sermayenin unsuru sayılır ve vergilendirilmez şeklinde hüküm yer almıştır. Stok affı işlemiyle ilgili yapılacak muhasebe işlemiyle düşük bir tutar karşılığında, fiktif işlemin kayıtlarda yer alması sağlanarak, cari dönemde doğması muhtemel vergi yükü aşağı çekilerek, düşük oran üzerinden vergi ödenmesi imkanı oluşmaktadır. Bunun dışında stok artırımının yapıldığı dönemi takip eden birkaç dönemde, kayıt dışı işlemlerin bu yolla yasalaştırılmasından sonra şirket aktifinde oluşturulan nakit birikimin vergiye tabi tutulmadan “Kayda Alınan ... Hesabı”nın ortaklara dağıtılması yoluyla işletmeden çekilmesi sözkonusudur. Başka bir ifadeyle; işletmeden çekilen varlıklar kapsamında değerlendirilerek üzerinden faiz hesaplanması gereken (işletme sahiplerinin ve/veya ortaklarının kişisel ihtiyaçlar için işletmeden çekmiş oldukları) paraların bu şekilde muhasebeleştirilmesi yasal zemine alınmış olmaktadır. Stok affına ilişkin yasaların uygulama tebliğlerinde yer alan örneklerde belirtilen, 525-Kayda Alınan ... Hesabı” Muhasebe Sistemi Uygulama tebliğinde yer alan Tek Düzen Hesap planında 52. Sermaye Yedekleri grubu içinde yer almaktadır. Bu grubun açıklamasında;“Hisse senedi ihraç primleri, iptal edilen ortaklık payları ve yeniden değerleme değer artışları gibi sermaye hareketleri dolayısıyla ortaya çıkan ve işletmede bırakılan tutarların izlendiği hesap grubudur.” şeklinde bir açıklama yer almıştır. Bu grup altında yer alan sermaye yedeklerinin sermayeye eklenmesi dışında işletmeden çekilmeleri, yürürlükte bulunan vergi mevzuatımızda vergisel bir sonuç doğurmaktadır. Bu nedenle stok affına ilişkin yasalarda yer alan bu uygulamanın; 52.Sermaye Yedekleri grubu içinde değil, 50. Ödenmiş Sermaye grubu içinde yer alması ve 6102 sayılı TTK ‘da yer alan ayni sermaye hükümlerine göre değerlendirilmesi, bu çerçevede kayda alınacak varlıkların karşılığında pasifte yer alacak tutarın ödenmiş sermaye olarak değerlendirilmesi en doğru yaklaşım olacaktır. (YMM ..., )
Emtia için ayrılan karşılık, sermayenin unsuru sayıldığı halde; makine, teçhizat ve demirbaşlar için ayrılan karşılık birikmiş amortisman addedileceğinden bu iki ayrı aktif unsura dair karşılıkların hukuki statüleri farklılık göstermektedir. Emtia için ayrılan karşılık gerçek anlamda bir karşılık ve işletme içi fon niteliğindedir. Sermayenin bir unsuru olan bu karşılıkların ortaklara dağıtılması ya da işletmenin tasfiyesi halinde bir vergileme söz konusu olmayacağı gibi aynı durum sermayeye eklenmesi halinde de geçerlidir. (Av. SMMM ...)
Türk hukukunda kanun koyucu, eşitlik ilkesini TTK md. 357’de açıkça düzenlemiştir. TTK md. 357’de öngörülen eşitlik ilkesi, TMK md. 2’de yer alan dürüstlük kuralına nazaran özel bir kural niteliğinde olmadığından, eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmayan kararların, dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edip etmediği bakımından incelenmesinin önünde yasal bir engel bulunmamaktadır. Pay sahiplerine eşit şartlarda eşit davranılmasını emreden, pay sahiplerinin haklı bir gerekçe olmaksızın keyfi olarak farklı muameleye tâbi tutulmasını yasaklayan bu hüküm içerik olarak her türlü eşitsizliği değil, keyfi eşitsizliği yasaklamaktadır. Eşitlik ilkesi bütün pay sahiplerinin eşit haklara sahip olduğu anlamına gelmez. Pay sahipleri arasındaki eşitlik esas sözleşmeyle (örneğin oyda imtiyaz, kâr payında imtiyaz gibi (TTK md. 478)) bozulabileceği gibi ölçülülük prensibi içerisinde büyük ve küçük hissedarlara farklı davranılması halinde de ortadan kalkabilir. Eşitliğin bu şekilde bozulduğu durumlarda ilkenin uygulama alanı daralır. Ancak tamamen ortadan kalkmaz. TTK md. 357’de eşit şartlarda eşit muameleden bahsedilmek suretiyle her türlü eşitsizlik değil, eşitler arasında eşitsizlik yasaklanmıştır. Nisbi eşitlik olarak ifade edilen bu durum şartlara ve duruma uygun eşitliğin varlığını gerektirir. Mutlak eşitlik özellikle koruyucu hakların varlığında devreye girer. Emredici hükümlerle koruma altına alınan bu haklar (örn. iptal davası açma, genel kurula katılma, bilgi alma, özel denetçi talebi, sorumluluk davası açma) nisbi eşitlik ilkesinin aksine hiç bir biçimde ortadan kaldırılamaz, bunlara aykırı düzenleme yapılamaz. Anonim şirketlere ilişkin düzenlemeler arasında “Temel İlkeler” başlığı altında yer alan eşitlik ilkesinin muhatabı anonim şirket ve organlarıdır. Genel kurulun serbestçe karar almasını engelleyen ve yönetim kurulunun hareket alanını daraltan bu ilke her iki organı da doğrudan hedef alır. Tasfiye halinde ise tasfiye kurulu eşitlik ilkesine uymakla yükümlüdür. Eşitlik ilkesine aykırılığın yaptırımı ise ihlalin türüne ve ihlal eden organa bağlı olarak farklılık gösterir.
(- Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi) Şu halde, bilirkişi raporunda tablo halinde gösterildiği üzere davalı şirket tarafından 31/03/2017 tarihinden itibaren ortaklara, kayda alınan emtia karşılığı fon hesabından değişik tarihlerde ve farklı miktarlarda olmak üzere ödemeler yapıldığı ( borçlarına mahsup suretiyle) görülmektedir. Belirtilen hesaptaki karşılığın kar payı olmadığı, sermayenin unsuru olarak değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bir anlamda sermayenin iadesi olarak düşünülmesi de mümkündür. Bu hesaptaki karşılıkların hukuki niteliği ne olursa olsun bu paranın ortaklara dağıtılması sırasında TTK'nın 357.maddesinde açıkça düzenlenmiş olun eşitlik ilkesine uygun davranılması gerektiği muhakkaktır. Burada kastedilen nispi eşitlik olup, dağıtım sırasında ortakların hisse oranlarına göre ödeme yapılması gerekmektedir. Dolayısıyla dava tarihi itibariyle dağıtılan toplam ödeme 71.594.415,38 TL olup, davacının %12 oranındaki hissesine isabet eden miktar 8.591.329,85 TL'dir. Davacıya yapılan 5.607.682,00 TL ödeme düşüldüğünde kendisine 2.983.647,84 TL eksik ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Dava tarihi itibariyle bazı ortaklara eksik bir kısmına ise fazla ödeme yapılmıştır. Dava tarihinden sonra da bazı ödemelerin yapıldığı görülmektedir ve bu ödemelerde de eşitsizlik varsa ayrı bir davanın konusunu oluşturacaktır. Davacı her ne kadar 2018 ve önceki dönemlerde yapılan ödemeler için 05/06/2018 tarihli genel kurulda ortakların birbirini ibra ettiğini beyan etmiş ise de, söz konusu genel kurulun 7. Maddesinde, fondaki karşılıkların ortakların borçlarına mahsuben ödeme yapılması şeklindeki işlemler ibra edilmiştir. Bu ibrada kime ne kadar ödeme yapıldığı ve ödemeler arasındaki farklar somut olarak müzakere edilmemiştir. Davalı , davacıya yapılan ödemelere işletilecek faizin de düşülmesini istemiştir. Ancak, tüm ortaklara yapılan ödemelerin hiçbirisinde bu şekilde bir uygulama olmamıştır. Diğer taraftan ortakların mahsup edilen borçlarının hangi kısmının hangi tarihlerden kaldığı ve bu borçlara faiz işletilip işletilmediği belirtilmeden ödemeler yapılmıştır. Davacı, dava tarihinden önce ihtarname göndermiş ve ödeme yapılması istemiştir. Ancak davacıya yapılan eksik ödeme dava tarihi itibariyle belirlenmiştir. Üstelik kendisine yapılan ödemelere de faiz işletilmemiştir. Bu nedenle temerrüt tarihi olarak dava tarihi esas alınmış ve talep sonucunda istendiği gibi yasal faize hükmedilmiştir. Davacı, ...'e yapılan ödemeye göre alacağının tespitini istemiş ise de, bu uygulama da eşitlik ilkesine aykırı olacaktır. Sonuç itibariyle kayda alınan emtialar için oluşturulan karşılıklardan, eşit işlem ilkesi gereğince tüm ortaklara hisseleri oranında ödeme yapılması gerektiği, ortaklardan bazılarına fazla, bazılarına eksik ödeme yapıldığı, eşitlik ilkesinin bu uygulamada zedelendiği anlaşıldığından davanın, 2.983.647,85 TL üzerinden kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, 2.983.647,85 TL ' nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Alınması gereken 203.812,98-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 111.438,87-TL harcın mahsubu ile bakiye 92.374,00-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına, Davacının peşin olarak ödediği 111.438,87 TL harcın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 3-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, kararın verildiği tarihte yürürlükte olan AAÜT'ne göre davanın kabul edilen kısmı üzerinden hesaplanan 240.509,44 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davanın reddedilen kısmı üzerinden hesaplanan 257.254,93 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 3.142,30-TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 1.436,61 TL sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, kalan masrafın davacının üzerinde bırakılmasına, 5-Hüküm kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının ilgilisine iadesine, 6-T.C. Adalet Bakanlığı Bütçesinden ödenmesine karar verilen 1.320,00 TL Arabuluculuk Ücretinin 6325 sayılı HUAK ' nın 18/A ve HUAK Yönetmeliğinin 25-26. Maddeleri gereğince, 6183 sayılı kanuna göre 603,54 TL' sinin davalıdan, kalan 716,46 TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye irat kaydına, 7-Dair, HMK.'nun 341/1 ve 345.maddesi gereğince; kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde, aynı yasanın 343.maddesi gereğince mahkememize yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek dilekçe ile İSTİNAF YOLUNA başvurulabileceği belirtilerek taraf vekillerin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/10/2022
Başkan..
Üye
Üye
Katip