İlk Derece Mahkemesi · Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi

Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/403 E. 2023/314 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2021/403
Karar No
2023/314
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2021/403 Esas - 2023/314 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2021/403 KARAR NO : 2023/314 BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE ... KATİP :... DAVACI : .. VEKİLİ : Av. ...- DAVALI : ... VEKİLLERİ : Av. ... DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 27/09/2012 KARAR TARİHİ : 12/04/2023 KARAR YAZIM TARİHİ : 20/04/2023

Mahkememize açılan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda; İDDİA Davacı vekili, davalı ile 30.01.2002 tarihinde akdedilen eser sözleşmesi uyarınca dava dışı bankadan temin edilen 04.01.2002 tarih 358 numaralı ve ... seri numaralı 4.000.000,00 $ bedelli teminat mektubunun davalıya verildiğini, ancak davalı tarafından sözleşmenin 24.12.2003 günü eylemli olarak feshedilmesi üzerine, teminat mektubunun iadesi için davalıya noter ihtarnamesinin keşide edildiğini, teminat mektubunun iade edilmemesi üzerine, .... sayılı davasının 25.03.2004 tarihinde açıldığını, anılan davada teminat mektubunun nakde çevrilmesinin önlenmesi için verilen tedbirin uygulamasının mesai saati nedeniyle ertesi güne bırakıldığını, davalının aynı gün mesai saati sonrası teminat mektubunun nakde çevrilmesini sağlayıp teminatı irat kaydettiğini, dava dışı banka tarafından keşide edilen ihtarnameyle haksız olarak nakde çevrilen teminat mektubu nedeniyle bedelin ödenmesi istenilmesi sebebiyle 1.000.000,00 $, 430,00 $ nakit ve 3.125.000,00 $ kredi kullanılarak ve bu kredi için 144.738,95 TL faiz yüküne katlanılarak toplam 4.125.430,55 $ karşılığı 5.940.620,00 TL bankaya ödendiğini, temin edilen 3.125.000, USD Kredi ve faizinin geri ödemesi için 14.10.2004 günü ... numaralı bağımsız bölümü 593.297,20 TL; 25.11.2004 günü.. numaralı bağımsız bölümü 552.203,38 TL; 06.01.2005 günü İstanbul, ... bağımsız bölümü 550.000,00 TL; 28.01.2005 günü ... 477.132,00 TL ve 15.03.2005 günü... Esasında açılan teminat mektubunun iadesi istemli davanın istirdat istemine dönüştürüldüğünü, mahkemenin bozma kararları sonrasında ilamın icraya konularak 28.03.2012 tarihinde davalı kurumdan 9.881.924,53 TL bedelin tahsil edildiğini, bu bedel içinde 2.014.416,86 TL kısmının faiz olduğunu, teminat mektubu nedeniyle kur farkı olarak bankaya 125.430,55 $ kredi faizi olarak toplam 197.385,04TL ödendiğini, ayrıca kredi taksitlerini ödemek için satılan taşınmazlar nedeniyle müvekkilinin büyük zararının bulunduğunu, istemlerinin belirsiz alacak niteliğinde olduğunu ileri sürerek şu an için belirsiz olan munzam zararlarının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davacı yan; 08.08.2017 günlü bedel artırım dilekçesiyle de davadaki istemini toplam 39.446.338,54 TL’ye yükseltmiş olduğu anlaşılmıştır. SAVUNMA Davalı vekili, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacının alacağına geç kavuşmasında müvekkili kuruluşun kusurlu bulunduğunun kabulü anlamına gelmemek kaydıyla davacı tarafından da belirtildiği üzere teminat mektubu bedeli olan 4.000.000,00 USD'nin, davacının seçimlik hakkını bu yönde kullanmış olması nedeniyle 23/03/2012 (fiili ödeme tarihi) günü tahsil edilmesinin nedeninin 2004 yılında bu taleple ikame olunan davaya ilişkin yargılama sonucuna göre alacağın anılan tarih itibariyle ödenebilir hale gelmiş olduğunu, bu noktada müvekkili kuruluşa atfedilebilecek bir kusur bulunmadığından davaya konu munzam zarar isteminin koşullarının oluşmadığını, bu itibarla davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kaldı ki ... Mahkemesi'nce tesis edilen ilk kararın mahkemece yanlış faiz oranı üzerinden hüküm kurulması nedeniyle bozulduğunu, yargılama sürecinin uzaması sebebiyle munzam zarar talep edilemeyeceğinin Yargıtay içtihatları ile de sabit olduğunu, davacının temerrüt faizinden başka gerçekleşmiş zararının bulunmadığını, munzam zararın oluştuğunun kanıtlanması gerektiğini, açıklanan ve re'sen dikkate alınacak sebeplerle zamanaşımı ile malul, haksız, mesnetsiz ve yersiz davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ GEREKÇE Dava, munzam zararın tahsili istemine ilişkindir. Munzam zarar, borçlunun temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki fark olarak tanımı ... sayılı kararında yapılmıştır. Munzam zararın talep edilebilmesi için öncelikle borçlunun kusuru ile temerrüde düşmesi gerekir. Alacaklının temerrüt faizini aşan bir zararı bulunmalıdır. Ayrıca, zarar ile temerrüt arasında illiyet bağının bulunması gerekir. Nitekim, TBK’nın “Aşkın zarar” başlıklı 122. maddenin birinci fıkrasında “Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür.” hükmü düzenlenmiştir. Somut uyuşmazlıkta, taraflar arasında eser sözleşmesinin düzenlendiği, bu sözleşmenin eylemli olarak feshedildiği, eser sözleşmesi uyarınca teminat mektubu verildiği ve bunun nakde çevrildiği, teminat mektubunun iadesi için açılan davada istirdat hükmünün kurulduğu hususlarında bir çekişme bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, davacının munzam zararının oluşup oluşmadığına ilişkindir. Öncelikle, davalının zamanaşımı def’i, zamanaşımı borcun muaccel hale gelmesinden sonra işlemeye başlayacağından davacı munzam zararının talebi ... esasında kayıtlı davanın yargılamasının sonuçlanmasına bağlı bulunmakla, zamanaşımının başlangıç tarihinin, paraya çevrilen teminat mektubu bedelinin icra marifetiyle davalıdan tahsil edildiği tarih olduğu, bu tarihin 28/03/2012 tarihi olup; tahsil tarihi olan 28/03/2012 tarihinden davanın açıldığı 27/09/2012 tarihine kadar on yıllık zamanaşımı süresi dolmadığından davalının zamanaşımı istemi yerinde görülmemiştir. Davacı ile davalı arasındaki 30.01.2002 günlü eser sözleşmesi nedeniyle davacı tarafından dava dışı...'ndan temin edilen 04.01.2002 günlü ... numaralı ve... seri numaralı 4.000.000,00 $ bedelli teminat mektubunun davalıya verildiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasında çekişmesiz olduğu üzere eser sözleşmesi 24.12.2003 günü yeniden ihaleye çıkması nedeniyle eylemli olarak feshedilmiştir. ...’nce 11.05.2004 günü keşide edilen ihtarıyla davalıdan teminat mektubunun bir gün içinde iadesini istediği görülmektedir. Davalı teminat mektubunu 14.06.2004 tarihinde nakde çevirerek 4.000.000,00 $ karşılığı 5.940.620,00 TL bedelin hesabına aktarımını sağladığı banka dekontuyla kanıtlanmaktadır. Bu durumda davalı sözleşmenin feshi nedeniyle iade etmesi gereken teminat mektubunu noter ihtarnamesine rağmen iade etmeksizin nakde çevirdiğinden, başka bir deyişle davalı teminat mektubunu iade etmemekle temerrüde düşmüştür. Eser sözleşmesinin tarafı olan davalının, teminat mektubunu iade etmemekte, başka bir anlatımla temerrüde düşmekte kendisine bir kusur yüklenemeyeceğini kanıtlaması gerekmektedir. Taraflar arasında 27.05.2004 günü teminat mektubunun iadesi istemiyle açılıp istirdat istemine dönüşen ... Karar sayılı ilamıyla teminat mektubu bedelinin iadesine karar verilmiş ve karar bu yönden kesinleşmiştir. Dolayısıyla, davalı temerrüde düşmekte kendisine kusur yüklenemeyeceğini kanıtlayamamış, başka bir anlatımla davalının temerrüde düşmekte kusurlu olduğu kanıtlanmıştır. Teminat mektubunun nakde çevrilip davalı hesabına aktarılmasından sonra teminat mektubunun sağlayıcısı banka tarafından ödenen bedelin davacıdan tahsili için ... tarafından düzenlenen 16.06.2004 günlü ihtarıyla nakde çevrilen teminat mektubu bedeli 4.000.000,00 $ karşılığı 5.940.620,00 TL’nin 3 gün içinde ödenmesinin istendiği görülmektedir. Bu istem üzerine davacı ile dava dışı banka arasında 12.07.2004 tarihinde genel kredi sözleşmesine ek sözleşme düzenlenerek 3.125.000,00 $ kredi kullandırılmıştır. Dava dışı bankadaki davacının 13.07.2004 günlü hesap hareketlerinden 3.125.000,00 $ karşılığı 4.500.000,00 TL, 1.000.000,00 $ karşılığı 1.440.000,00 TL ve 430,00 $ karşılığı 620,00 TL olmak üzere toplam 5.940.620,00 TL ödendiği görülmektedir. Dava dışı bankanın 23.07.2013 günlü yazısında davacının 13.07.2004 günü kullandığı kredi nedeniyle 19.10.2004 tarihinde 500.000,00 $, 29.11.2004 tarihinde 425.000,00 $ ve 14.11.2005 tarihinde 2.200.000,00 $ anapara; 13.01.2005 tarihinde 106.635,95 $, 13.07.2005 tarihinde 29.767,00 $ ve 14.11.2005 tarihinde 8.336,00 $ faiz ödemesi yaptığı belirtilmiştir. Davacının munzam zararı talep edebilme koşullarından biri de faizi aşan bir zararının bulunması gerekir. Davacının ticari defterleri üzerinde talimat yoluyla yaptırılan inceleme sonucu düzenlenen 14.03.2014 günlü bilirkişi raporunda, 4.000.000,00 $ karşılığı 5.940.620,00 TL’nin 13.07.2004 günü, 23.680,00 TL gecikme bedelinin 14.07.2004 günü ödendiği; teminat mektubu bedelinin ödenmesi için 3.125.000,00 $ kredi kullanıldığı ve bu kredi için de 144.738,00 $ faiz ödendiği; taşınmazların satışı sonucu elde edilen bedeller ile kredinin kapatıldığı saptaması yapılmıştır. Davacının kredi taksitlerinin ödenmesi amacıyla satışı yaptığı kanıtlanan taşınmazların değerinin belirlenmesi için talimat yoluyla keşif yapılmıştır. Keşif sonucu düzenlenen 16.05.2014 günlü bilirkişi kurulu raporunda, .... numaralı bağımsız bölümün 28.03.2012(bedelin icradan tahsil) tarihinde 3.800.000,00 TL, 27.09.2012 (dava) tarihinde 4.000.000,00 TL; İstanbul, Kadıköy, Göztepe, 134 parseldeki 1 numaralı bağımsız bölümün 28.03.2012(bedelin icradan tahsil) tarihinde 3.600.000,00 TL, 27.09.2012(dava) tarihinde 3.800.000,00 TL değerinde olduğu; 10.04.2014 günlü bilirkişi kurulu raporunda,... arsanın 28.03.2012(bedelin icradan tahsil) tarihinde 7.753.395,00 TL, 27.09.2012(dava) tarihinde 7.872.678,00 TL; ... arsanın 28.03.2012(bedelin icradan tahsil) tarihinde 27.850.790,00 TL, 27.09.2012(dava) tarihinde 28.053.341,20 TL değerinde olduğu belirlenmiştir. Munzam zararın bulunup bulunmadığının belirlenmesi için davacının ticari defterleri ve taşınmazların değerinin belirlendiği raporlar dikkate alınarak talimat yoluyla yaptırılan inceleme sonucu 31.03.2017 günlü bilirkişi raporu düzenlenmiştir. Anılan raporda, davacının kredi taksitlerini ödemek amacıyla mülkiyetini devrettiği taşınmazların satış tarihi ile bedelin icradan tahsil edildiği tarih arasındaki değer farkının toplam 41.681.522,13 TL olduğu davacıya hükmen 2.235.183,59 TL faiz ödemesi yapıldığından davacının, 39.446.338,54 TL zararının bulunduğu saptanmıştır. İtibar edilen bilirkişi raporu uyarınca davacının faizi aşan bir zararının bulunduğu kanıtlanmıştır. Munzam zarar istenebilmesinin diğer bir koşulu da temerrüt ile zarar arasında illiyet bağının olması gerekir. Somut olayda, davacının kredi ödemesi için üçüncü kişilere satış yoluyla devrettiği taşınmazlar nedeniyle uğradığı zarar davalının teminat mektubunu iade etmeden nakde çevirmesinden kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla, zarar ile temerrüt arasındaki illiyet bağının varlığı görülmektedir. Yukarıda açıklanan gerekçeler uyarınca davacının isteminin yasal dayanağını oluşturan TBK’nın 122.maddesinde aranan koşullar gerçekleşmiş olduğundan davacının istemi yerinde görüldüğünden davanın kabulüne, 39.446.338,54 TL'nin 1.000.000,00 TL'sine dava, bakiyesine ıslah tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle davalıdan tahsiline dair karar verilmiştir. Davacı vekili 25/04/2019 tarihli katılma yoluyla istinaf kanun yoluna, davalı vekili ise 18/03/2019 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesiyle kararın istinaf edilmesi üzerine ...esas, ... karar nolu 25/05/2021 tarihli ilamıyla "...Dava, davacı yüklenicinin. davalı iş sahibine, taraflar arasında düzenlenen ancak kredi koşullarında taraflar anlaşamadıklarından yürürlüğe girmeyen 30/01/2002 tarihli eser sözleşmesi sebebiyle vermiş bulunduğu 4.000.000,00 USD tutarlı teminat mektubunun davalı tarafça haksız olarak davacıya iade edilmediği, bankadan tazmin edilerek irat kaydedilmiş olduğu ve teminat mektubu bedelinin ancak mahkeme kararı ve icra takibi yoluyla davalıdan tahsil edilebildiği, bankaca tazmin edilen teminat mektubu bedelinin bankaya ödenebilmesi için alınan kredi ve bu kredinin ödenebilmesi için satılmak zorunda kalınan davacı taşınmazları sebebiyle uğramış olunduğu iddia olunan munzam zararın davalıdan tahsili isteğine ilişkindir. Davalı vekili cevabında, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, talebin dayanağının eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup beş yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu ve dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresi dolduğundan davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, teminat mektubunun paraya çevirilmesinde ve davacının paraya çevirilen teminat mektubu bedelini mahkeme kararı ve icra takibi yoluyla tahsil edilebilmesinde müvekkili davalıya yüklenebilecek bir kusurun bulunmadığı gibi munzam zarar koşullarının da oluşmadığını, davacının temerrüt faizi dışında gerçekleşmiş zararının bulunduğunun ispatlanamadığını ve arada illiyet bağının da bulunmadığını, yargılama sürecinin uzamasından kaynaklı olarak munzam zarar talebinde bulunulamayacağını, bu sebeplerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece davalı tarafın zamanaşımı def'inin, somut olayda zamanaşımının borcun muaccel hale gelmesinden sonra işlemeye başlayacağı ve ... Esasında kayıtlı dava ile davacının teminat mektubu bedelinin iadesine hak kazandığını ve bu davanın kesinleşmesi ile borcun muaccel hale geleceği, bu itibarla dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresi dolmadığı gerekçesiyle reddine karar verilerek yargılamanın esas yönünden sonuçlandırıldığı, davalının teminat mektubunu iade etmemekte yani temerrüde düşmekte kendisine bir kusur yüklenemeyeceğini kanıtlaması gerektiği, taraflar arasında teminat mektubunun iadesi istemiyle açılıp görülen ... Esasında kayıtlı olan davanın yapılan yargılaması sonucunda teminat mektubu bedelinin davacıya iadesine karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, dolayısıyla bu karar ile davalının temerrüde düşmekte kusurlu olduğunun kanıtlandığı, davacının munzam zararı talep edebilmesi koşullarından birinin de faizi aşan bir zararının bulunması gerektiği olduğu, aldırılan ve hüküm vermeye yeterli görülen bilirkişi kurulunun 31/03/2017 tarihli kök raporu ile 22/03/2018 tarihli ek raporlarına göre davacının 4.000.000,00 Dolar teminat bedelli ve nakde çevrilen teminat mektubu bedelini karşılayabilmesi için dava dışı bankadan kredi kullandığı, bu kredi sebebiyle faiz ödemesi yapmak zorunda kaldığı, kullanılan 3.125.000,00 Dolar kredi için ödenen faiz tutarının 144.738,00 Dolar olduğu, yine davacının bu kredi borcunu kapatabilmesi için taşınmazlarını sattığı, bu taşınmazların satış tarihi ile bedelin icradan tahsil tarihi arasındaki değer farkının 41.681.522,13 TL olduğu, davacıya davalı tarafından ödenen 2.235.183,59 TL faiz ödemesinin mahsubu sonucunda davacının munzam zarar tutarının 39.446.338,54 TL olduğu, davacının kredi borcunu ödeyebilmek için 3. Kişilere taşınmazlarını satış yoluyla devrettiği, ve bu satışlar sebebiyle zarara uğradığı, kullanılan kredinin davalının teminat mektubunu iade etmeyerek nakde çevirmesinden dolayı davacının banka tarafından tazmin edilen teminat mektubu bedelinin ödenebilmesi amacıyla bankadan çekildiği, bu itibarla munzam zarar ile davalının temerrüdü arasında illiyet bağının da bulunduğu kabul edilerek ve ıslah dilekçesi uyarınca davanın kabulü ile 39.446.338,54 TL munzam zarar alacağının 1.000.000,00 TL'sine dava, bakiyesine ıslah tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle davalıdan tahsiline dair karar verilmiş, bu karara karşı taraf vekillerince yukarıda belirtilen gerekçelerle istinaf yoluna başvurulmuştur. Davacının katılma yoluyla istinaf başvurusunda bulunduğu, davalı tarafın istinaf başvuru dilekçesinin davacı tarafa tebliği sağlanırken aksi ispatlanamayan davacı beyanına göre tebligat zarfı içerisinde davalı tarafın gerekçeli istinaf başvuru dilekçesinin bulunmadığı, davacı vekilinin, davalı tarafın istinaf başvuru dilekçesi içeriğine UYAP kaydı üzerinden vakıf olduğunu beyan ettiği ve istinaf başvuru dilekçesine vakıf olduğunu beyan ettiği tarih itibariyle katılma yoluyla istinaf başvuru dilekçesini dosyaya sunduğu anlaşılmakla; davacı vekilinin katılma yolu ile istinaf başvurusunun yasal süre içerisinde verildiği kabul edilerek, bu dilekçe dairemizce istinaf incelemesi sırasında değerlendirmeye alınmıştır. Öncelikle davalı tarafın zamanaşımı def'inin incelenmesi gerekmektedir. Munzam zarar, davanın dayanağı sözleşme ile ...Esas sayılı davanın açıldığı 27/09/2012 tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 122/1. maddesinde düzenlenmiştir. T.B.K'nın 122/1. maddesinde aşkın zarar adı altında ifade edilen düzenleme ile, "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa borçlu kendisinin hiçbir kusuru olmadığını ispat etmedikçe, bu zararı gidermekte yükümlüdür." munzam zarar konusunda 818 sayılı B.K'nın 105/I. maddesindeki düzenlemeye paralel bir hüküm tesis edilmiştir. T.B.K'nın yürürlüğe girmesini düzenleyen 6101 sayılı kanunda bu konuda bir düzenleme bulunmamakla birlikte, munzam zararla ilgili bir değişiklik söz konusu olmadığından sözleşmenin kurulduğu tarihte yürürlükte bulunan B.K'nın 105/I. maddesi kapsamında bir değerlendirme yapılması gerekmektedir. ... sayılı kararında vurgulandığı üzere; Munzam zarar, sorumluluğu kusura dayanan borçlu temerrüdünün hukuki bir sonucudur ve alacaklının zararının faizi aşan bölümüdür. Borçlu, para borcunu vadesinde ödemediğinde (temerrüt oluştuğunda) sözleşme veya yasada belirlenen “gecikme faizi” ödeme yükümü altına girer. Bu durumda BK'nın 103. maddesi uyarınca alacaklının mutlak ve tartışmasız bir zarara uğradığı kabul edilmektedir. O nedenle alacaklıya, uğradığı zararı ispat yükümü verilmeksizin, önemlisi borçlunun kusuru olup olmadığı araştırılmaksızın yasa gereği kabul edilen zararı giderme hakkı tanınmıştır. Bunun dışında, alacaklının uğradığı zararın temerrüt faizinin üstünde gerçekleşmiş olması durumlarında ise, davada uygulanması gereken B.K.'nın 105. maddesi gündeme gelir. Munzam zarar, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla temerrüt faizini aşan ve kusur sorumluluğu kurallarına bağlı bir zarar şeklinde tanımlanabilir. B.K 105. kaynağı ne olursa olsun, temerrüt faiz yürütülebilir nitelikte olmak koşuluyla bütün para borçlarında uygulanma olanağına sahiptir. Borcun dayanağı haksız fiil, sözleşme, nedensiz zenginleşme, kanun, vekaletsiz iş görme olabilir. Bu bağlamda hemen belirtelim ki, munzam zarar borcunun hukuki sebebi, asıl alacağın temerrüde uğraması ile oluşan hukuki aykırılıktır. O nedenle, borçlunun munzam zararı tazmin yükümlülüğü (BK 105), asıl borç ve temerrüt faizi yükümlülüğünden tamamen farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan asıl borcun ifasına kadar zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur. Munzam zarar bu hukuki niteliği ve karakteri itibariyla, asıl alacak ve faizleri yönünden icra takibinde bulunulması veya dava açılmasıyla sona ermeyeceği gibi, icra takibi veya dava açılması sırasında asıl alacak ve temerrüt faizi yanında talep edilmemiş olması halinde dahi (B.K.'nın 105/2) takip veya davanın konusuna dahil bir borç olarak da kabul edilemez. Hâl böyle olunca, asıl alacağın faizi ile birlikte tahsiline yönelik icra takibinde veya davada munzam zarar hakkının saklı tutulduğunu gösteren bir ihtirazî kayıt dermeyanına da gerek bulunmamaktadır. Ayrı bir dava ile on yıllık zaman aşamı süresi içerisinde her zaman istenmesi mümkündür. Somut olayda yukarıdaki yasal düzenlemeler uyarınca zamanaşımının başlangıç tarihinin, paraya çevrilen teminat mektubu bedelinin icra marifetiyle davalıdan tahsil edildiği tarih olduğu, bu tarihin 28/03/2012 tarihi olup; tahsil tarihi olan 28/03/2012 tarihinden davanın açıldığı 27/09/2012 tarihine kadar on yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla, mahkemece zamanaşımının reddine ilişkin değerlendirmenin yeterli gerekçe içermediği anlaşılmaktaysa da sonuç olarak davanın zamanaşımına uğramadığı anlaşıldığından mahkemece davalının zamanaşımı def'inin reddiyle davanın esasının incelenmesine geçilmesi doğru olmuştur. Munzam zarar sorumluluğu, kusur sorumluluğuna dayanır. BK'nın 105. maddesi kusur karinesini benimsemiştir. Munzam zarardan kaynaklanan tazminat borcunun doğması için aranan kusur, borçlunun temerrüde düşmekteki kusurudur. Farklı bir anlatımla, burada zararın doğmasına yol açan bir kusur ilişkisi aranmaz ve tartışılmaz. Sorumluluk için borçlunun tümerrüde düşmedeki kusurunun varlığı asıldır. Kural olarak munzam zarar alacaklısı, öncelikle temerrüde uğrayan asıl alacağının varlığını, bu alacağın geç veya hiç ifa edilmemesinden dolayı temerrüt faizi ile karşılanmayan zararını, zarar ile borçlu temerrüdü arasındaki uygun illiyet bağını ispat etmekle yükümlüdür. Alacaklı, borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olduğunu ispatla yükümlü değildir. Borçlu ancak, temerrüdündeki kusursuzluğunu kanıtlama koşuluyla sorumluluktan kurtulabilir. ...nce, uzun yıllar munzam zararın varlığını davacı alacaklının somut delillerle kanıtlamak zorunda olduğu kabul edilip uygulanmış olmakla birlikte, ... sayılı başvuru nolu kararına konu uyuşmazlıkta, başvurucunun mülkiyet hakkı kapsamındaki alacağının enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödendiği anlaşıldığından başvurucuya şahsi ve olağan dışı bir külfet yüklendiği, bu tesbite rağmen derece mahkemelerinin başvurucunun zarara uğradığını ayrıca ispatlaması gerektiği yönündeki katı yorumu nedeniyle somut olay bakımından kamu yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengenin başvurucu aleyhine değerlendirilip mülkiyet hakkının ihlâl edildiğine ve yeniden yargılama yapılmasına karar verilmiş olması karşısında, hak ihlâline neden olmamak düşüncesiyle munzam zararın somut delillerle kanıtlanması gerektiği uygulamasından vazgeçilmiş, gelişen ekonomik koşullar, mülkiyet hakkı ile kamu yararı arasındaki adil dengenin korunması, ... Mahkemesi'nin ihlâl kararlarının bağlayıcılığı göz önünde tutularak enflasyon ve buna bağlı olarak döviz kurları, mevduat faizleri, devlet tahvilleri ve diğer yatırım araçlarının faiz oranları ile birlikte getirilerinin temerrüt faizinden fazla olması halinde munzam zararın varlığının karine olarak kabul edilmesi gerektiği benimsenmiştir. (... Bu açıklamalar doğrultusunda somut olaya gelince; davacı, teminat mektubu bedelinin nakde çevrilmesi sebebiyle davalıdan olan teminat mektubu bedeli alacağının ihtara rağmen ödenmemesi ve ancak mahkeme kararı ve icra takibi ile davalıdan tahsil edilebilmesi sonucu davalının temerrüdünün sabit olduğunu, paraya çevrilen teminat mektubu bedeli sebebiyle dava dışı bankaya olan tazmin borcunu yerine getirebilmesi için dava dışı bankadan kredi kullanmak zorunda kaldığını, bu kredi sebebiyle hem bankaya faiz ödemek durumunda kaldığını hem de kredi borcunu ödeyebilmek için taşınmazlarını gerçek değerinden daha az fiyatla satmak zorunda kaldığını ve bu şekilde munzam zararını somut delillerle kanıtladığını ileri sürmüş ve hükme esas raporu düzenleyen bilirkişi kurulu rapor ve ek raporunda munzam zararın somut delillerle kanıtlandığı kabul edilerek hesaplama yapılmış ise de; bilirkişi raporunda da görüleceği gibi satılan taşınmazların bir kısmının kredi borcunun ödeme tarihlerinden önce satıldığının anlaşıldığı, davacı ticari defterleri üzerindeki incelemenin, davacının kredi borcunu ödeyebilmek amacıyla taşınmazların satıldığına dair iddiayı ispatlar nitelikte olmadığı gibi davacı ticari defterlerinin bir kısmının kapanış tasdikleri bulunmadığından defterlerin davacı lehine delil olma niteliğinin de bulunmadığı, bu sebeple davacının taşınmazlarını, kullandığı kredi borcunu kapatabilmek amacıyla ederinden düşük fiyata sattığı ve bu sebeple munzam zarara uğradığının somut delillerle ispatlanamadığı, yine davacı tarafından satılan taşınmazların satış tarihi itibariyle rayiç değerleri belirlenirken emsal taşınmaz satışlarının değerlendirmeye alınmadığı, değer tespitine ilişkin rapordaki değerlendirmelerin bu sebeple sağlıklı olmadığı anlaşıldığından mahkemece hükme esas alınan bilirkişi kurulunun kök ve ek raporunun bu haliyle hükme esas alınması doğru görülmemiştir. Bu durumda mahkemece, ülkemizde yaşanan ve herkes tarafından bilinen enflasyon olgusu nedeniyle her zaman alacaklının zararının temerrüt faizi ile karşılanması mümkün olmayacağı, gecikme halinde faizle karşılanmayan zararın varlığı karine kabul edilip bu karinenin aksi davalı borçlu tarafından ileri sürülüp kanıtlanamadığından öncelikle temerrüt tarihleri ile tahsil tarihlerindeki enflasyon verilerini gösterir TEFE, TÜFE-ÜFE oranları, bankalardan mevduat faiz oranları, döviz kurları devlet tahvil faiz oranları, işçi ücretleri ve diğer yatırım araçları ile ilgili bilgiler resmi kurumlardan sorulup tespit edildikten sonra davacının, davalıdan icra yoluyla tahsil edebildiği alacağın temerrüt tarihi itibariyle bu yatırım araçlarından oluşacak sepete yatırılması halinde tahsil tarihinde ulaşabileceği miktar ile bulunacak bu miktardan davada kabul edilen alacağın temerrüt faizi ile birlikte tahsil edildiği miktar hesaplattırılıp, faizle karşılanmayan zarar ve miktar, konusunda hükme esas alınan raporu düzenleyen bilirkişi kurulu dışında farklı bilirkişi kurulundan denetime elverişli ve gerekçeli rapor alınıp sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken bu hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmiş olması..." gerekçesiyle mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiş, dosya mahkememize gönderilmesi üzerine yeniden esasa kaydı yapılmış, 17/01/2021 tarihli duruşmada bölge adliye mahkemesi kararında belirtilen temerrüt tarihi ve tahsil tarihindeki enflasyon verilerini gösteren TEFE, TÜFE, ÜFE oranlarının ve mevduata uygulanan devlet tahvili faiz oranlarının ve döviz kurlarının altın fiyatlarının borsa endekslerinin bankalar, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'ndan sorulmasına, cevaplar geldiğinde dosyanın yatırım uzmanı, bankacı ve nitelikli hesaplama uzmanından oluşturulacak bilirkişi kuruluna tevdi edilerek iddia, savunma, kaldırılan mahkeme kararı ve BAM kararı göz önünde bulundurularak rapor düzenlenilmesi yönünde ara kararı kurulmuş, müzekkere cevapları geldiğinde dosyanın dosya, oluşturulan bilirkişi kuruluna tevdi edilmiş, alınan 13/06/2022 tarihli raporda "...Mevduat faizlerine davacının zararı : Davacıya 4.000.000 USD karşılığı 5.727.724 TL alacağı 17.07.2004 tarihinde ödenmiş olsa idi, 23.03.2012 tarihinde ulaşacağı meblağ 1 yıllık en yüksek vadeli mevduata verilen faiz dikkate alınarak ; 17.07.2004 tarihinde % 27, 17.07.2005 tarihinde % 22, 17.07.2006 tarihinde % 27, 17.07.2007 tarihinde % 26, 17.07.2008 tarihinde %31, 17.07.2009 tarihinde % 23, 17.07.2010 tarihinde % 23, 17.07.2011 tarihinde % 18 olması sebebiyle ; 17.07.2011 tarihi itibariyle (1,27x1.22x1,27,x1.26x1.31x1,23x1,23 + (1,18x 8/12)= 4.913821 kat ve tutar olarak; 5.727.724 x 4,913821= 28.145.010,47 TL olup bu miktar 23.03.2012 tarihi itibariyle; 28.145.010,47 + [ 28.145.010,47 x 0,18x8/12)]= 31.522.411,72 TL dır. Bu miktar davacının asıl alacak olan (5.725.724TL ve 2.166.070,45TL faizi= ) indirildiğinde davacının en yüksek mevduat faizlerine göre zararı 23.618.617,27TL'dir. Tüketici fiyatları ve Toptan Eşya fiyatlarına göre davacının zararı: a.) Tüketici fiyat endeks rakamları (2003 = 100) dikkate alındığında Temmuz 2004 tarihinde tüketici fiyatları genel endeks sayısı 107,72 olup, davalının ödemeyi gerçekleştirdiği 2012 Mart ayındaki tüketici fiyatları genel endeks sayısı 203,96 dır. Davacının Temmuz 2004 ayındaki 5.725.724TL asıl alacağının, 28.03.2012 tarihindeki karşılığı; ( 5.725.724 x 203,96/ 107,72=) 10.841.242,73 TL olup, Bu miktardan asıl alacak tutarı indirildiğinde davacıya ödenmesi gereken tutar 10.841.242,73TL – 5.725.724 TL = 5.115.518,73TL Davacıya yapılan faiz ödemesi ise 2.166.070,45TL olup, davacının tüketici fiyatlarındaki artışa göre zararı ( 5.115.518,73TL- 2.166.070,45=) 2.949.448,28TL b) Toptan Eşya fiyat endeks rakamları dikkate alındığında Temmuz 2004 tarihindeki endeks sayısı 7.861,6, ödemenin gerçekleştirildiği Mart 2012 tarihindeki endeks sayısı 14.769,45dir. Davacının Temmuz 2004 ayındaki 5.725.724 TL asıl alacağı, 28.03.2012 tarihindeki karşılığı; ( 5.725.724 x 14.769,45/ 7.861,6 = 10.756.817,23TL den asıl alacak tutarı 5.725.724TL indirildiğinde, 10.756.817,23 – 5.725.724 = 4.999.093,23 TL olacaktır. Davacıya ödenen faiz tutarı ise 2.166.070,45 TL olduğundan davacının TEFE. Göre zararı ( 4.999.093,23- 2.166.070,45=) 2.833.022,78 TL olacaktır. Buna göre TÜFE ve TEFE ortalamasında davacı zararı; ( 2.949.448,28TL +2.833.022,78)/2 = 2.891.235,53TL olarak hesaplanmıştır. İşçi ücretlerine göre yapılan hesaplama: 17.07.2004 tarihinde asgari ücret 444.150.000.- (Eski)TL, 23.03.2012 tarihinde asgari ücret 886,50.TL dır. Artış 1,995947 kattır. 17.07.2004 tarihinde 5.725.724 TL asgari ücretteki artışa göre 11.428.243,44TL olacaktır. Bu tutardan (5.725.724TL asıl + 2.166.070,78TL faiz) indirildiğinde davacının asgari ücrete göre zararı; 3.536.448,66 TL olacaktır. Altın Fiyatlarına göre davacının zararı 17.07.2004 tarihinde Altının Ağırlıklı ortalama fiyatı 16.752,50TL/kg, 23.03.2012 tarihinde ise 95.569,17TL/kg dır. Artış 5,7047 kattır. Davacıya 4.000.000 USD karşılığı 5.727.724 TL alacağı 17.07.2004 tarihinde ödenmiş olsa idi, 23.03.2012 tarihinde ulaşacağı meblağ; 5.727.724 x 5,7047 = 32.675.351,66TL dır. Asıl alacak 5.727.724TL ve işlemiş 2.166.070,78 Tl bu tutardan indirildiğinde Altın fiyatlarına göre davacının uğramış olduğu zarar; 32.675.351,66TL – ( 5.725.724 TL+ 2.166.070,78TL)= 24.783.556,88TL olacaktır. Devlet İç Borçlanma Senetlerine göre davacının zararı; Devlet iç borçlanma senetleri ihalelerinde gerçekleşen yıllık ortalama faiz oranları 17.07.2004 tarihinde % 27,54; 17.07.2005 tarihinde % 14,37; 17.07.2006 tarihinde % 22,41; 17.07.2007 tarihinde % 20,95; 17.07.2008 tarihinde % 23,37; 17.07.2009 tarihinde % 11,35 17.07.2010 tarihinde % 8,31; 17.7.2011 tarihinde % 9,05 dir. Buna göre; davacının 17.7.20004 tarihinde 4.000.00USD karşılığı 5.725.724TL, 17.07.2005 tarihinde 5.725.724 x 1.27,54= 7.302.588,38 TL 17.07.2006 tarihinde 7.302.588,38x 1.1437= 8.351.970,34TL 17.07.2007 tarihinde 8.352.970,34TL x 1.2241= 10.223,646,89TL 17.07.2008 tarihinde 10.223.846,89x 1,2095= 12.365.500,92TL 17.07.2009 tarihinde 12.365.500,92 TL x 1.2337= 15.255.318,48TL 17.07.2010 tarihinde 15.255.318,48TL x 1.1135 = 16.986.797,13TL 17.07.2011 tarihinde 16.986.797,13TL x 1.0831 = 18.398.400,00TL 23.03.2011 tarihinde 18.398.400 TL + (18.398.400TL x 0,0905 x 8/12)= 19.508.436,80TL olacaktır. Davacıya ödenen 5.725.724TL + 2.166.070,78 TL bu tutardan indirildiğinde devlet ic borçlanma senetlerine göre davacının zararı; 19.508.436,80 – (5725.724 + 2.166.070,78)= 11.616.642,02TL olacaktır. Yatırım Araçlarından Menkul kıymet olan hisse senetlerine göre; Sermaye Piyasası Kurulu'nun gözetim ve denetimi altında olan tüzel kişiliği haiz bir kamu kurumu olan BİST (Borsa İstanbul) da menkul kıymet olarak kabul edilen sermaye piyasası araçları işlem görmektedir. BIST'de işlem gören Hisse hisse senedi işlemlerinde 17.07.2004 tarihi ile 23.03.2012 tarihi arasında en yüksek gelir getiren hisse senetlerinden ilk dört sırasının; Şirket Kodu Kapanış TL Kapanış USD Nominal Nominal Getiri TL Getiri USD 17.07.2004 23.03.2012 17.07.2004- 23.03.2012 ASLAN E 1,4 61,6 1,0 34,7 4360,1% 3498,6 % İZOCM 1,2 40,3 0,8 22,7 3377,2 % 2705,6 % AFYON 0,3 1,2 0,0 0,7 2498,6 % 1996,7 % ADEL 0,3 7,2 0,2 4,1 2273,1 % 1814,7 % Ortalama getiri 12.508,40 /4 = 3127,1% 10.015,60/4= 2503,90

Ortalama TL olarak 31,27kat, USD olarak 25,03 kat artış husule geldiği, Buna göre davacının 17.07.2004 tarihindeki alacağı 5.725.724 TL. 23.03.2012 tarihinde; 5.725.724 TL x 31,27 = 179.043.389,48 TL olacak, ABD doları olarak hesaplandığında ise 4.000.000 USDx 25,03= 100.120.000 USD olacaktır. Yapılan hesaplamaya göre davacının zararı; 179.043.389,48 – ( 5.725.724 asıl + 2.166.070,78 ödenen faiz=) 171.151.594,70 TL ABD doları olarak ise; 100.120.000x 1.8031( 1USD nin 23.3.2012 deki efektif satış kuru) = 180.526.372 TL – ( 5.725.724 + 2.166.070,78)= 172.632.577,22 TL olacaktır. Yukarıda yapılan hesaplamalara göre davacının zararının ortalaması : 23.618.617,27TL+ 2.891.235,53TL+ 3.536.448,66 + 24.783.556,88TL+ 11.616.642,02TL + 161.017.063,00 TL = 237.598.095,06TL/ 6= 39.599.682,51 TL Olarak hesaplanmıştır. Davacının kredi borcunu kapatabilmek için sattığı taşınmazlar sebebiyle fiili ( gerçek) munzam zararı ise önceki kurul raporunda ve 39.446.338,54TL olarak hesaplanmış, Kaldırılan Mahkeme kararında da 39.446.338,54TL.’nın tahsiline karar verilmiş ve fakat ... Dairesince Kararın kaldırılmasına hükmedilmiştir. Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle, takdiri tümüyle Yüce Mahkemeye ait olmak üzere ; Davacı yüklenicinin uğradığı munzam zararın 1- Yüksek Enflasyon, Tüfe-TEFE deki artış, altın fiyatlarındaki artış, En yüksek Mevduat faiz oranları, Devlet İç Borçlanma senetleri için ödenen faiz nispetleri, İşçi ücretleri ve Yatırım araçlarından Hisse senetleri fiyatlarındaki artış nispetleri dikkate alınarak yapılan hesaplamalar sonucu davacının ortalama munzam zararının 39.599.682,51 TL olduğu; 2- Kaldırılan mahkeme kararına dayalı önceki bilirkişi kurulunun raporunda davacının kredi borcunu kapatabilmek için satmak zorunda kaldığı taşınmazlara göre davacının fiili munzam zararının 39.446.338,54TL olduğu..." yönünde görüş bildirmişler, işbu rapora karşı taraf vekillerinin beyan ve itirazları alınmış ve ayrıca da davalı vekili tarafından rapor düzenleyen bilirkişilerin reddi talep edilmiş, davalılar vekilinin bilirkişilerin reddi talebi 09/11/2022 tarihli celsede reddedilmiş ve ayrıca da Borsa İstanbul'da en çok işlem gören 20 adet hisse senedine göre ve itirazların karşılanması için dosya aynı bilirkişilere tevdi edilerek ek rapor düzenlenmesi istenmiş, bilirkişi kurulu tarafından itirazlar değerlendirilerek düzenlenen 25/01/2023 tarihli bilirkişi raporunda "...MAHKEMECE VERİLEN GÖREV GEREĞİ YAPILAN MUNZAM ZARAR HESABI: Yatırım araçlarından menkul kıymet olan en çok işlem gören 20 adet hisse senedine göre; 17.07.2004 tarihi ile 23.03.2012 tarihleri arasında BİST' te en cok işlem gören 20 adet hisse senedinin açılış kapanış tarihlerindeki değerleri ve Nominal getirileri aşağıdaki gibidir.

KAPANIŞ TL KAPANIŞ USD NOMİNAL NOMİNAL GETİRİ TL GETİRİ USD 17.7.2004 23.3.2012 17.7.2004 23.3.2012 ASLAN 1,4 61,6 1,0 34,7 4360,1% 3498,6 % İZCM 1,2 40,3 0,8 22,7 3377.2% 1705.5 % AFYON 0,0 1,2 0,0 0,7 2498,6 % 1996,7 % ADEL 0,3 7,2 0,2 4,1 2273,1 % 1814,7% BOYP 0,1 3,4 0,1 1,9 2241,6 % 1789,3 % KONYA 9,2 210,3 0,4 118,6 2184,7 % 1743,4% PNSUT 0,5 11,0 0,4 6,2 2009,9 % 1602,4 $% GUBRF 0,1 2,8 0,1 1,6 1943,7 1548,9 % KOZAA 0,2 3,1 0,1 1,8 1844,7% 1469,1% İPEKE 0,1 2,7 0,1 1,5 1824,9% 1453,2 % ACIBD 1,5 25,0 1,0 14,1 1564,3% 1242,9% TSKB 0,0 0,6 0,0 0,3 1537,1 % 1220,9 % OYAKC 0,2 3,0 0,1 1,7 1379,9% 1093,9 % YETUN 0.2 2,9 0,1 1,6 1251,5 % 990,5% IZMRDC 0,1 1,1 0,1 0,6 1208,2% 955,6% KERVT 0,1 1,8 0,1 1,0 1201,3% 949,9% QNBFB 0,2 2,8 0,2 1,6 1194,1% 944,2% BURCE 0,7 8,8 0,5 5,0 1191,2% 941,8% EGEEN 2,9 38,0 2,1 21,4 1188,3% 939,5 % VKGYO 0,1 1,3 0,1 0,7 1135.4% 896,8 %

Bu 20 adet hisse senedinin getiri ortalaması; TL için 32897,2% /20 = 1644,86 % yaklaşık olarak 16,448 kattır. 17.7.2004 tarihindeki 5.715.724,x 16,448 = 94.012.228,36TL olacaktır. Bu miktardan davacıya ödenen 5.715.724TL asıl + 2.166,070,45 TL faiz indirildiğinde BİST ilk 20 hisse senedine göre davacının zararı 94.012.228,36 TL - (5.715.724 +2.166,070,45)= 86130.434 TL olacaktır. ABD doları olarak hesaplandığında ise 27092,3/20= 1354,62 olduğundan yaklaşık 13,546 kat olup, 4.000.000 USD nın 23.03.2012 tarihindeki karşılığı 4.000.000 USD x 13,546= 54.184.800, USD doları olacaktır. Bu miktardan 4.000.000 USD ile işleyen faizler olarak 140.000 USD indirildiğinde davacının USD olarak munzam zararının 54.184.800 - ( 4.000.000 -140.000)= 40.044,800 USD olacaktır. Davalının itirazı gibi 4.000.000 USD karşılığının vade farkları dahil 7.124.800 TL olduğu düşünüldüğü takdirde, davacının munzam zararı; 7.124.800 TL,x 16,448 = 117.188.710,40TL olacaktır. Bu miktardan davacıya ödenen 7.124.800TL asıl + 2.166.070,45TL faiz indirildiğinde BİST ilk 20 hisse senedine göre davacının zararı 117.188.710,40T TL - ( 7.124.800TL +2.166,070,45)= 107.897.840 TL olacaktır. USD olarak munzam zararda bir değişiklik oluşmayacaktır. ENFLASYON- TEFE-TÜFE İŞÇİ ÜCRETİ, EN YÜKSEK MEVDUAT FAİZİ, ALTIN FİYATLARI, DEVLET İÇ BORÇLANMA SENETLERİ, MENKUL HİSSE SENETLERİNE GÖRE YENİDEN YAPILAN MUNZAM ZARAR HESABI: 4.000.000 USD DAVACI ALACAĞININ (EFEKTİF SATIŞ KURUNA GÖRE) 5.715.724,-TL OLDUĞU ve davacıya bu miktarın asıl alacak olarak ödenmiş olduğu kabul ettiği takdirde hesaplama aşağıdaki gibi olacaktır. Mevduat faizlerine davacının zararı : Davacıya 4.000.000 USD karşılığı 5.727.724 TL alacağı 17.07.2004 tarihinde ödenmiş olsa idi, 23.03.2012 tarihinde ulaşacağı meblağ 1 yıllık en yüksek vadeli mevduata verilen faiz dikkate alınarak ; 17.07.2004 tarihinde % 27, 17.07.2005 tarihinde % 22, 17.07.2006 tarihinde % 27, 17.07.2007 tarihinde % 26, 17.07.2008 tarihinde %31, 17.07.2009 tarihinde % 23, 17.07.2010 tarihinde % 23, 17.07.2011 tarihinde % 18 olması sebebiyle ; 17.07.2011 tarihi itibariyle (1,27x1.22x1,27,x1.26x1.31x1,23x1,23 = (1,18x 8/12)= 4.913821 kat ve tutar olarak; 5.727.724 x 4,913821= 28.145.010,47 TL olup bu miktar 23.03.2012 tarihi itibariyle; 28.145.010,47 + [ 28.145.010,47 x 0,18x8/12)]= 31.522.411,72 TL dır. Bu miktar davacının asıl alacak olan (5.725.724TL ve 2.166.070,45TL faizi= ) indirildiğinde davacının en yüksek mevduat faizlerine göre zararı 23.618.617,27TLdir. Tüketici fiyatları ve Toptan Eşya fiyatlarına (Enflasyona) göre davacının zararı: a.) Tüketici fiyat endeks rakamları (2003 = 100) dikkate alındığında Temmuz 2004 tarihinde tüketici fiyatları genel endeks sayısı 107,72 olup, davalının ödemeyi gerçekleştirdiği 2012 Mart ayındaki tüketici fiyatları genel endeks sayısı 203,96 dır. Davacının Temmuz 2004 ayındaki 5.725.724TL asıl alacağının, 28.03.2012 tarihindeki karşılığı; ( 5.725.724 x 203,96/ 107,72=) 10.841.242,73 TL olup, Bu miktardan asıl alacak tutarı indirildiğinde davacıya ödenmesi gereken tutar 10.841.242,73TL – 5.725.724 TL = 5.115.518,73TL Davacıya yapılan faiz ödemesi ise 2.166.070,45TL olup, davacının tüketici fiyatlarındaki artışa göre zararı ( 5.115.518,73TL- 2.166.070,45=) 2.949.448,28TL b) Toptan Eşya fiyat endeksi 2003/100 dikkate alındığında Temmuz 2004 tarihindeki endeks sayısı 7.861,6, ödemenin gerçekleştirildiği Mart 2012 tarihindeki endeks sayısı 14.769,45dir. Davacının Temmuz 2004 ayındaki 5.725.724 TL asıl alacağı, 28.03.2012 tarihindeki karşılığı; ( 5.725.724 x 14.769,45/ 7.861,6 = 10.756.817,23TL den asıl alacak tutarı 5.725.724TL indirildiğinde, 10.756.817,23 – 5.725.724 = 4.999.093,23 TL olacaktır. Davacıya ödenen faiz tutarı ise 2.166.070,45 TL olduğundan davacının TEFE. Göre zararı ( 4.999.093,23- 2.166.070,45=) 2.833.022,78 TL olacaktır. TÜFE ve TEFE ortalamasında davacı zararı; ( 2.949.448,28TL +2.833.022,78)/2 = 2.891.235,53TL olarak hesaplanmıştır. İşçi ücretlerine göre yapılan hesaplama: 17.07.2004 tarihinde asgari ücret 444.150.000.- (Eski)TL, 23.03.2012 tarihinde asgari ücret 886,50.TL dır. Artış 1,995947 kattır. 17.07.2004 tarihinde 5.725.724 TL asgari ücretteki artışa göre 11.428.243,44TL olacaktır. Bu tutardan (5.725.724TL asıl + 2.166.070,78TL faiz) indirildiğinde davacının asgari ücrete göre zararı; 3.536.448,66 TL olacaktır. Altın Fiyatlarına göre davacının zararı 17.07.2004 tarihinde Altının Ağırlıklı ortalama fiyatı 18.752,50TL/kg, 23.03.2012 tarihinde ise 95.569,17TL/kg dır. Artış 5,097 kattır. Davacıya 4.000.000 USD karşılığı 5.727.724 TL alacağı 17.07.2004 tarihinde ödenmiş olsa idi, 23.03.2012 tarihinde ulaşacağı meblağ; 5.727.724 x 5,097 = 29.194.209,22 TL dır. Asıl alacak 5.727.724 TL ve işlemiş 2.166.070,78 TL bu tutardan indirildiğinde Altın fiyatlarına göre davacının uğramış olduğu zarar; 32.675.351,66TL – ( 5.725.724 TL+ 2.166.070,78TL)= 24.783.556,88TL olacaktır. Devlet İç Borçlanma Senetlerine göre davacının zararı; Devlet iç borçlanma senetleri ihalelerinde gerçekleşen yıllık ortalama faiz oranları 17.07.2004 tarihinde % 27,54; 17.07.2005 tarihinde % 14,37; 17.07.2006 tarihinde % 22,41; 17.07.2007 tarihinde % 20,95; 17.07.2008 tarihinde % 23,37; 17.07.2009 tarihinde % 11,35 17.07.2010 tarihinde % 8,31; 17.7.2011 tarihinde % 9,05 dir. Buna göre; davacının 17.7.20004 tarihinde 4.000.00USD karşılığı 5.725.724TL, 17.07.2005 tarihinde 5.725.724 x 1.27,54= 7.302.588,38 TL 17.07.2006 tarihinde 7.302.588,38x 1.1437= 8.351.970,34TL 17.07.2007 tarihinde 8.352.970,34TL x 1.2241= 10.223,646,89TL 17.07.2008 tarihinde 10.223.846,89x 1,2095= 12.365.500,92TL 17.07.2009 tarihinde 12.365.500,92 TL x 1.2337= 15.255.318,48TL 17.07.2010 tarihinde 15.255.318,48TL x 1.1135 = 16.986.797,13TL 17.07.2011 tarihinde 16.986.797,13TL x 1.0831 = 18.398.400,00TL 23.03.2011 tarihinde 18.398.400 TL + (18.398.400TL x 0,0905 x 8/12)= 19.508.436,80TL olacaktır. Davacıya ödenen 5.725.724TL + 2.166.070,78 TL bu tutardan indirildiğinde devlet ic borçlanma senetlerine göre davacının zararı; 19.508.436,80 – (5725.724 + 2.166.070,78)= 11.616.642,02 TL olacaktır. BİST' te en cok işlem gören 20 adet menkul hisse senedinin açılış kapanış tarihlerindeki değerleri ve Nominal getirilerine göre; KAPANIŞ TL KAPANIŞ USD NOMİNAL NOMİNAL GETİRİ TL GETİRİ USD 17.7.2004 23.3.2012 17.7.2004 23.3.2012 ASLAN 1,4 61,6 1,0 34,7 4360,1% 3498,6 % İZCM 1,2 40,3 0,8 22,7 3377.2% 1705.5 % AFYON 0,0 1,2 0,0 0,7 2498,6 % 1996,7 % ADEL 0,3 7,2 0,2 4,1 2273,1 % 1814,7% BOYP 0,1 3,4 0,1 1,9 2241,6 % 1789,3 % KONYA 9,2 210,3 0,4 118,6 2184,7 % 1743,4% PNSUT 0,5 11,0 0,4 6,2 2009,9 % 1602,4 $% GUBRF 0,1 2,8 0,1 1,6 1943,7% 1548,9 % KOZAA 0,2 3,1 0,1 1,8 1844,7% 1469,1% İPEKE 0,1 2,7 0,1 1,5 1824,9% 1453,2 % ACIBD 1,5 25,0 1,0 14,1 1564,3% 1242,9% TSKB 0,0 0,6 0,0 0,3 1537,1 % 1220,9 % OYAKC 0,2 3,0 0,1 1,7 1379,9% 1093,9 % YETUN 0.2 2,9 0,1 1,6 1251,5 % 990,5% IZMRDC 0,1 1,1 0,1 0,6 1208,2% 955,6% KERVT 0,1 1,8 0,1 1,0 1201,3% 949,9% QNBFB 0,2 2,8 0,2 1,6 1194,1% 944,2% BURCE 0,7 8,8 0,5 5,0 1191,2% 941,8% EGEEN 2,9 38,0 2,1 21,4 1188,3% 939,5 % VKGYO 0,1 1,3 0,1 0,7 1135.4% 896,8 %

Bu 20 adet hisse senedinin getiri ortalaması; TL için 32897,2% /20 = 1644,86 % yaklaşık olarak 16,448 kattır. 17.7.2004 tarihindeki 5.715.724,x 16,448 = 94.012.228,36TL olacaktır. Bu miktardan davacıya ödenen 5.715.724TL asıl + 2.166,070,45 TL faiz indirildiğinde BİST ilk 20 hisse senedine göre davacının zararı 94.012.228,36 TL - (5.715.724 +2.166,070,45)= 86130.434 TL olacaktır. Yukarıdaki değerlerin ortalamasının alınmasıyla munzam zarar tutarı; 23.618.617,27TL + 2.891.235,53TL + 3.536.448,66 TL + 24.783.556,88TL + 11.616.642,02TL+ 86130.434 TL= 152.576.934,36/6 = 25.429.489,06 TL 4.000.000 ABD DOLARA KARŞILIĞI KUR FARKI DAHİL 7.252.800-TL NIN ESAS ALINMASI HALİNDE MUNZAM ZARAR HESABI : En yüksek Mevduat faizlerine göre; TCMB.nın dosyada mevcut Bankalarca Türk Lirası üzerinden açılan mevduata uygulanacağı belirtilen azami faiz oranlarına ilişkin tablo dikkate alındığında, 17.07.2004 tarihinde % 27, 17.07.2005 tarihinde % 22, 17.07.2006 tarihinde % 27, 17.07.2007 tarihinde % 26, 17.07.2008 tarihinde %31, 17.07.2009 tarihinde % 23, 17.07.2010 tarihinde % 23, 17.07.2011 tarihinde % 18 olması sebebiyle ; 17.07.2011 tarihi itibariyle (1,27x1.22x1,27,x1.26x1.31x1,23x1,23 = (1,18x 8/12)= 4.913821 kat artış olduğundan 7.252.800 TL x 4,913821= 35.638.953,70 TL olup bu miktar 23.03.2012 tarihi itibariyle; 35.638.953,70 TL + [ 35.638.953,70 TL x 0,18x8/12)]= 39.915.629,012 TL dır. Bu miktar davacının asıl alacak olan (7.252.800 TL + 2.166.070,45 TL faizi= 9.418.870,45 TL ) indirildiğinde davacının en yüksek mevduat faizlerine göre zararı 39.915.629,01-9.418.870,45TL= 30.496.759,71 TL olacaktır. Tüketici fiyatları ve Toptan Eşya fiyatlarına (Enflasyona) göre davacının zararı: - Tüketici fiyat endeks rakamları (2003 = 100) dikkate alındığında Temmuz 2004 tarihinde tüketici fiyatları genel endeks sayısı 107,72 olup, davalının ödemeyi gerçekleştirdiği 2012 Mart ayındaki tüketici fiyatları genel endeks sayısı 203,96 dır. Davacının Temmuz 2004 ayındaki 7.252.800 TL asıl alacağının, 28.03.2012 tarihindeki karşılığı; ( 7.252.800 TL x 203,96/ 107,72=) 13.732.650,28 TL olup, Bu miktardan asıl alacak tutarı indirildiğinde davacıya ödenmesi gereken tutar 13.732.650,28 TL – 7.252.800 TL = 6.479.850,28TL Davacıya yapılan faiz ödemesi ise 2.166.070,45TL olup, davacının tüketici fiyatlarındaki artışa göre zararı ( 6.479.850,28TL - 2.166.070,45TL=) 4.313.780 TL olmaktadır. - Toptan Eşya fiyat endeks rakamları dikkate alındığında Temmuz 2004 tarihindeki endeks sayısı 7.861,6, ödemenin gerçekleştirildiği Mart 2012 tarihindeki endeks sayısı 14.769,45dir. Davacının Temmuz 2004 ayındaki 7.252.800 TL L asıl alacağı, 28.03.2012 tarihindeki karşılığı; (7.252.800 TL x 14.769,45/ 7.861,6= 13.625.708,12 TL den asıl alacak tutarı 7.252.800 TL indirildiğinde,13.625.708,12 TL – 7.252.800 TL = 6.372.908,12 TL olacaktır. Davacıya ödenen faiz tutarı ise 2.166.070,45 TL olduğundan davacının TEFE. Göre zararı (6.372.908,12 TL-2.166.070,45=) 4.206.638TL olacaktır. TÜFE ve TEFE ortalamasında davacı zararı; ( 4.313.780 TL + 4.206.638 TL)/2 = 4.260.209 TL olarak hesaplanmıştır. İşçi ücretlerine göre yapılan hesaplama: 17.07.2004 tarihinde asgari ücret 444.150.000.- (Eski)TL, 23.03.2012 tarihinde asgari ücret 886,50.TL dır. Artış 1,995947 kattır. 17.07.2004 tarihinde 7.252.800 TL asgari ücretteki artışa göre 14.478.204,40 TL olacaktır. Bu tutardan (7.252.800 TL asıl +2.166.070,45TL faiz) indirildiğinde davacının asgari ücrete göre zararı; 5.059.334 TL olacaktır. Altın Fiyatlarına göre davacının zararı 17.07.2004 tarihinde Altının Ağırlıklı ortalama fiyatı 18.752,50TL/kg, 23.03.2012 tarihinde ise 95.569,17TL/kg dır. Artış 5,09634 kattır. Davacıya 4.000.000 USD karşılığı (7.252.800 TL TL alacağı 17.07.2004 tarihinde ödenmiş olsa idi, 23.03.2012 tarihinde ulaşacağı meblağ; (7.252.800 TL x 5,09634 = 36.962.755,69 TL dır. Asıl alacak(7.252.800 TL ve işlemiş 2.166.070,45 TL bu tutardan indirildiğinde Altın fiyatlarına göre davacının uğramış olduğu zarar; 36.962.755,69 TL – ( 7.252.800 TL asıl +2.166.070,45TL faiz)= 27.543.885 TLolacaktır. Devlet İç Borçlanma Senetlerine göre davacının zararı; Devlet iç borçlanma senetleri ihalelerinde gerçekleşen yıllık ortalama faiz oranları 17.07.2004 tarihinde % 27,54; 17.07.2005 tarihinde % 14,37; 17.07.2006 tarihinde % 22,41; 17.07.2007 tarihinde % 20,95; 17.07.2008 tarihinde % 23,37; 17.07.2009 tarihinde % 11,35 17.07.2010 tarihinde % 8,31; 17.7.2011 tarihinde % 9,05 dir. Buna göre; davacının 17.7.20004 tarihinde 4.000.00USD karşılığı (7.252.800 TL, 17.07.2005 tarihinde (7.252.800 x 1.27,54=9.250.221,12 TL 17.07.2006 tarihinde 9.250.221,12x 1.1437= 10.579.477,89TL 17.07.2007 tarihinde 10.579.477,89TL x 1.2241= 12.950.338,88TL 17.07.2008 tarihinde 12.950.338,88TLx 1,2095= 15.663.434,88TL 17.07.2009 tarihinde 15.663.434,88 TL x 1.2337= 19.323.979,61TL 17.07.2010 tarihinde 19.323.979,61TL x 1.1135 = 21.517.251,30TL 17.07.2011 tarihinde 21.517.251,30TL x 1.0831 = 23.305.334,88TL 23.03.2011 tarihinde 23.305.334,88 TL + (23.305.334,88TL x 0,0905 x 8/12)= 24.711.423,42TL olacaktır. Davacıya ödenen (7.252.800 TL asıl + 2.166.070,45TL faiz bu tutardan indirildiğinde devlet ic borçlanma senetlerine göre davacının zararı; 24.711.423,42TL – (7.252.800 TL asıl + 2.166.070,45TL )= 15.292.553 TL olacaktır. Yatırım Araçlarından Menkul kıymet olan hisse senetlerine göre; Yatırım araçlarından menkul kıymet olan en çok işlem gören 20 adet hisse senedine göre; 17.07.2004 tarihi ile 23.03.2012 tarihleri arasında BİST' te en cok işlem gören 20 adet hisse senedinin açılış kapanış tarihlerindeki değerleri ve Nominal getirileri aşağıdaki gibidir. KAPANIŞ TL KAPANIŞ USD NOMİNAL NOMİNAL GETİRİ TL GETİRİ USD 17.7.2004 23.3.2012 17.7.2004 23.3.2012 ASLAN 1,4 61,6 1,0 34,7 4360,1% 3498,6 % İZCM 1,2 40,3 0,8 22,7 3377.2% 1705.5 % AFYON 0,0 1,2 0,0 0,7 2498,6 % 1996,7 % ADEL 0,3 7,2 0,2 4,1 2273,1 % 1814,7% BOYP 0,1 3,4 0,1 1,9 2241,6 % 1789,3 % KONYA 9,2 210,3 0,4 118,6 2184,7 % 1743,4% PNSUT 0,5 11,0 0,4 6,2 2009,9 % 1602,4 $% GUBRF 0,1 2,8 0,1 1,6 1943,7 1548,9 % KOZAA 0,2 3,1 0,1 1,8 1844,7% 1469,1% İPEKE 0,1 2,7 0,1 1,5 1824,9% 1453,2 % ACIBD 1,5 25,0 1,0 14,1 1564,3% 1242,9% TSKB 0,0 0,6 0,0 0,3 1537,1 % 1220,9 % OYAKC 0,2 3,0 0,1 1,7 1379,9% 1093,9 % YETUN 0.2 2,9 0,1 1,6 1251,5 % 990,5% IZMRDC 0,1 1,1 0,1 0,6 1208,2% 955,6% KERVT 0,1 1,8 0,1 1,0 1201,3% 949,9% QNBFB 0,2 2,8 0,2 1,6 1194,1% 944,2% BURCE 0,7 8,8 0,5 5,0 1191,2% 941,8% EGEEN 2,9 38,0 2,1 21,4 1188,3% 939,5 % VKGYO 0,1 1,3 0,1 0,7 1135.4% 896,8 %

Bu 20 adet hisse senedinin getiri ortalaması; TL için 32897,2% /20 = 1644,86 % yaklaşık olarak 16,448 kattır. Davacının 4.000.000 USD karşılığı asıl alacak olarak kur farkı dahil ödenen 7.252.800.-TLnın x 16,448 kat artışı ile = 119.294.054,40 TL olacaktır. Bu miktardan davacıya ödenen 7.252.800 TL asıl + 2.166.070,45T faiz indirildiğinde BİST ilk 20 hisse senedine göre davacının munzam zararı 119.294.054,40 TL - (7.252.800 TL asıl + 2.166.070,45= 109.875.183,95 TL olacaktır. Yukarıda yapılan hesaplamalara göre davacının zararının ortalaması : 30.496.759,71TL+4.260.209+ 5.059.334 TL+27.543.885TL+15.292.553TL+109.875.183,95 TL =192.527.924,66TL/ 6= 32.087,987,44TL olarak hesaplanmıştır. Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda heyetimiz, takdiri Yüce Mahkemeye ait olmak üzere, davacı yüklenicinin uğradığı munzam zararı Davacının 4.000.000USD karşılığı asıl alacağının 17.07.2004 tarihindeki efektif satış kuruna göre 5.715.724 TL olduğu kanaatine varıldığı takdirde; Yüksek Enflasyon, Tüfe-TEFE deki artış, altın fiyatlarındaki artış, En yüksek Mevduat faiz oranları, Devlet İç Borçlanma senetleri için ödenen faiz nispetleri, İşçi ücretleri ve Yatırım araçlarından ilk 20 Hisse senetleri fiyatlarındaki artış nispetleri dikkate alınarak yapılan hesaplamalar sonucu davacının ortalama munzam zararının 25.429.489,06 TL olduğu; Davacının 4.000.000USD karşılığı asıl alacağının kur farkı dahil 7.252.800 TL olduğu kanaatine varıldığı takdirde; Yüksek Enflasyon, Tüfe-TEFE deki artış, altın fiyatlarındaki artış, En yüksek Mevduat faiz oranları, Devlet İç Borçlanma senetleri için ödenen faiz nispetleri, İşçi ücretleri ve Yatırım araçlarından ilk 20 Hisse senetleri fiyatlarındaki artış nispetleri dikkate alınarak yapılan hesaplamalar sonucu davacının ortalama munzam zararının 32.087.987,44 TL olduğu; Kaldırılan mahkeme kararına dayalı önceki bilirkişi kurulunun raporunda davacının kredi borcunu kapatabilmek için satmak zorunda kaldığı taşınmazlara göre davacının fiili munzam zararının 39.446.338,54TL olduğu..." yönünde görüş bildirmişlerdir. Taraf vekillerinin bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazları alınmış ve ayrıca da davalı vekili tarafından bilirkişi kurulunun reddi istenmiştir. HMK'nın 272.maddesine göre, hakimler hakkındaki yasaklılık ve red sebepleriyle ilgili kurallar, bilirkişiler bakımından da uygulanacağı, redde yönelik taleplerin bilirkişiyi görevlendiren mahkemece dosya üzerinden incelenip karara bağlanacağı, kabule ilişkin kararların kesin olduğu, redde iliişkin kararların ise ancak esas hakkında kararla birlikte kanun yoluna başvurulacağı öngörülmüş olup davalı bilirkişinin reddini talep ettiğinden ve hakimler hakkındaki red sebepleriyle ilgili kurallar bilirkişiler bakımından da uygulanacağından HMK'nın 36.maddesinde yazılı ileri sürülen red sebepleri mevcut olmadığı gibi davalı tarafından usulüne uygun olarak da ispat edilememiştir. Bu nedenle davalı vekilinin red talebi ara kararıyla reddedilmiştir. Açılan dava ile yukarıda belirtildiği gibi munzam zararın tahsili istenmiş olup, TBK'nın 122.maddesinin 1.fıkrasında "Alacaklı temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe bu zararı da gidermekle yükümlüdür." hükmüne göre şartların varlığı halinde davacı uğramış olduğu munzam zararı da davalıdan talep edebilir. Mahkememizce verilen 16/01/2019 tarihli kararda davacının sunulan delil ve belgeler ve yapılan bilirkişi incelemesine göre 39.446.338,54 TL munzam zarar belirlendiğinden bu miktarın 1.000.000,00 TL'sine dava, bakiyesine ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi'nin 25/05/2021 tarihli kaldırma kararında ise munzam zarar sorumluluğunun kusur sorumluluğuna dayandığını, TBK'nın 105.maddesinin kusur karinesini benimsediğini, munzam zarar alacaklısının öncelikle temerrüde uğrayan asıl alacağının varlığını bu alacağın geç veya hiç ifa edilmemesinden dolayı temerrüt faiziyle karşılanmayan zararını zarar ile borçlu temerrüdü arasındaki uygun illiyet bağını ispat etmekle yükümlü olduğunu, alacaklının borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olduğunu ispatla yükümlü olmadığını, borçlu ancak temerrüdündeki kusursuzluğunu kanıtlama koşuluyla sorumluluktan kurtulabileceğini, ...Hukuk Dairesi'nce uzun yıllar munzam zararın varlığını davacı alacaklının somut deliller ile kanıtlamak zorunda olduğu kabul edilip uygulanmış olmakla birlikte Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuru sonucu vermiş olduğu kararında uyuşmazlıkta başvurucunun mülkiyet hakkı kapsamındaki alacağının enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödendiği anlaşıldığından başvurucuya şahsi ve olağandışı bir külfet yüklendiği, bu tespite rağmen mahkemelerin başvurucunun zarara uğradığını, ayrıca ispatlaması gerektiği yönündeki katı yorumu nedeniyle somut olay bakımından kamu yararıyla başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengenin başvurucu aleyhine değerlendirilip mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ve yeniden yargılama yapılmasına karar verilmiş olması karşısında hak ihlaline neden olmamak düşüncesiyle munzam zararın somut delillerle kanıtlanması gerektiği uygulamasından vazgeçilmiş, gelişen ekonomik koşullar, mülkiyet hakkı ile kamu yararı arasındaki adil dengenin korunması, Anayasa Mahkemesi'nin ihlal kararlarının bağlayıcılığı göz önünde tutularak enflasyon ve buna bağlı olarak döviz kurları, mevduat faizleri, devlet tahvilleri ve diğer yatırım araçlarının faiz oranlarıyla birlikte gelirlerinin temerrüt faizinden fazla olması halinde munzam zarar varlığının karine olarak kabul edilmesi gerektiği, emsal Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin kararlarıyla benimsendiğini, gerçek zararın hesaplanmasına ilişkin alınan bilirkişi raporlarının sağlıklı olmadığından hükme esas alınamayacağı, bu durumda mahkemece ülkede yaşanan ve herkes tarafından bilinen enflasyon nedeniyle her zaman alacaklının zararının temerrüt faiziyle karşılanmasının mümkün olmayacağı, gecikme halinde faizle karşılanmayan zararın varlığı karine kabul edilip, bu karinenin aksi davalı borçlu tarafından ileri sürülüp kanıtlanmadığından öncelikle temerrüt tarihleriyle tahsil tarihindeki enflasyon verilerini gösteren TEFE, TÜFE-ÜFE oranları, devlet bankalarından mevduat faiz oranları, döviz kurları, devlet tahvil faiz oranları, işçi ücretleri ve diğer yatırım araçlarıyla ilgili bilgiler resmi kurumlardan sorulup tespit edildikten sonra davacının davalıdan icra yoluyla tahsil edebileceği alacağının temerrüt tarihi itibariyle bu yatırım araçlarından oluşacak sepete yatırılması halinde tahsil tarihine kadar ulaşabileceği miktar ile bulunabilecek bu miktardan davada kabul edilen alacağın temerrüt faiziyle birlikte tahsil edildiği miktar hesaplattırılıp faizle karşılanmayan zarar ve miktar yeni bir bilirkişi kurulundan gerekçeli rapor alınıp sonucuna göre uygun bir karar verilmesi yönünde daha önce verilen karar kaldırıldığından mahkemece kaldırma kararı doğrultusunda araştırma yapılarak bilirkişi kurulundan rapor ve ek rapor alınmıştır. Ek raporda belirtilen davacının 4.000.000,00 USD karşılığı asıl alacağın kur farkı dahil 7.252.800,00 TL olduğu kanaatine varıldığı takdirde 32.087.987,44 TL olduğu yönünde görüş bildirilmiş ise de davalı vekili duruşmada bilirkişinin kendi taleplerini yanlış anladığını, kendi ödedikleri miktarın 7.252.800,00 TL olduğunu beyan edip bu miktardan düşülmesini istediklerini fakat itirazlarının yanlış anlaşıldığı yönünde beyanda bulunmuş, davacı vekili de belirtilen ödemenin kur farkıyla yapılan ödeme olduğunu, hesaplamanın da bu miktar üzerinden hesaplanması gerektiğini beyan etmiş ise de bilirkişinin 25/01/2023 tarihli ek raporunda davacının 4.000.000,00 USD karşılığı asıl alacağının 17/07/2004 tarihindeki efektif satış kuruna göre 5.715.724,00 TL olduğunu, buna göre munzam zararın 25.429.489,00 TL olduğu belirtilmiş, raporunun tamamının incelenmesinde 17/07/2014 tarihindeki efektif satış kuruna göre döviz karşılığı alacağın 5.715.724,00 TL olduğunun kabulü doğru bir kabul olup yapılan hesaplama da doğrudur. Davacı yüklenici davalı iş sahibine yürürlüğe girmeyen eser sözleşmesi sebebiyle vermiş olduğu 4.000.000,00 USD tutarlı teminat mektubunun davalı tarafında haksız olarak iade edilmediği, bankadan irad kaydedildiğinden, teminat mektubunun ancak mahkeme kararı ve icra takibi yoluyla davalıdan tahsil edilebildiği, bankaca tazmin edilen teminat mektubu bedelinin bankaca ödenebilmesi için alınan kredi ve bu kredinin ödenebilmesi için satılmak zorunda kalınan davacı taşınmazları sebebiyle uğranılmış olduğu iddia edilen munzam zararın davalıdan tahsili istenmiş, BAM kararı öncesi mahkememizce verilen 16/01/2019 tarihli kararla teminat mektubu bedelinin bankaya ödenebilmesi için alınan kredi ve bu kredinin ödenebilmesi için satılmak zorunda kalınan davacı taşınmazları sebebiyle bilirkişi raporuyla belirlenen 39.446.338,54 TL munzam zararın davalıdan tahsiline yönelik karar verilmiş, ... tarihli yukarıda belirtilen gerekçeyle hükmün kaldırılmasına karar verilmiş, kesin olarak verilen karara uygun olarak gerekli araştırmalar yapılmış, bilirkişilerden rapor ve ek raporlar alınmış, ek raporda belirtildiği gibi davacının "Davacının 4.000.000USD karşılığı asıl alacağının 17.07.2004 tarihindeki efektif satış kuruna göre 5.715.724 TL olduğu kanaatine varıldığı takdirde; Yüksek Enflasyon, Tüfe-TEFE deki artış, altın fiyatlarındaki artış, En yüksek Mevduat faiz oranları, Devlet İç Borçlanma senetleri için ödenen faiz nispetleri, İşçi ücretleri ve Yatırım araçlarından ilk 20 Hisse senetleri fiyatlarındaki artış nispetleri dikkate alınarak yapılan hesaplamalar sonucu davacının ortalama munzam zararının 25.429.489,06 TL olduğu" yönünde munzam zararı hesaplaması yerinde olup davacının bu miktar kadar munzam zarara uğradığının kabulü gerekir. Toplanan delillere göre davacının açmış olduğu işbu dava ile uğranılan munzam zararın tahsilini talep etmiş olup her ne kadar daha önce gerçek zarara göre yapılan hesaplama dayanak yapılarak verilen mahkeme kararı bilirkişiden alınan rapor ve ek raporlar hüküm kurmak için yeterli görülmediği, Anayasa Mahkemesi'nin kararı ve ...'nin emsal kararlarına göre araştırma yapılarak varsa munzam zararın tespit edilip ve buna göre hüküm kurulması istendiğinden bozma ilamı doğrultusunda gerekli araştırma yapılmış ve mahkemece davacının 25.429.489,06 TL munzam zarara uğradığı tespit edilmiş olduğundan ıslah göz önünde bulundurularak davacının açmış olduğu davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle, 1.-Davanın kısmen kabulüne, 25.429.489,06 TL'nin 1.000.000,00 TL'sine dava, bakiyesine ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2.-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince, alınması gereken 1.737.088,40 TL nispi karar ve ilam harcının davalı tarafça yatırılan 2.023.161,38 TL harçtan mahsubu ile arta kalan 286.072,98 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine, 3.-Davacı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte bulunan AAÜT gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 492.294,89 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4.-Davalı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte bulunan AAÜT gereğince reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 378.168,49 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 5.-Davacı tarafından yatırılan 14.850,00 TL peşin ve 656.568,00 TL tamamlama harcı toplamı 671.418,00 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6.-Davacı tarafından yapılan, 21,15 TL başvuru harcı, 177,50 TL keşif harcı, 177,50 TL keşif harcı, 15.544,00 TL posta/bilirkişi gideri ile BAM kaldırma kararından sonra yapılan 16.500,00 TL bilirkişi gideri ve 250,00 TL posta gideri toplamı 32.670,15 TL'den davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan taktiren 21.061,14 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 7.-Taraflarca istinaf için yapılan giderlerin üzerlerinde bırakılmasına, 8.-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde ...yolu açık olmak üzere 12/04/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan 29200

Üye..

Üye ...

Katip..

Atıf: Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/403, K. 2023/314, T. 12.04.2023, www.arakarar.com/karar/ankara-10-asliye-ticaret-mahkemesi-2021-403-e-2023-314-k-d1ffdfe9dbd6