İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/703 E. 2025/172 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/703
- Karar No
- 2025/172
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2024/703 Esas KARAR NO :2025/172 DAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:22/03/2024 KARAR TARİHİ:21/03/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan 22/03/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket işçilerinin daha hızlı ulaşım sağlaması adına 01.01.2017 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere davalı ... ile Ulaştırma Hizmetleri Sözleşmesi imzaladığını, bu sözleşmeye göre ..., müvekkil şirketin de içinde bulunduğu grup şirketlerin çalışan personeline veya grup şirketin konuklarına şoförlü araç tahsis edecek ve bu kişilerin ulaşımlarının sağlanmasını temin edeceğini, müvekkili şirketin sözleşme kapsamında ...' dan şoförlük ve ulaşım hizmeti aldığını, taraflar arasındaki sözleşmeye ve çalışma prensibine göre müvekkili şirketin ulaştırma hizmetinin ... tarafından sağlandığını, Davalı tarafın bu hizmeti kendi bünyesindeki araçlar ile ve kendisi tarafından istihdam edilen şoförler ile sağladığını, bu noktada bir ihtilaf bulunmadığını, sözleşme hükümlerinin açık olduğunu, davalının istihdam etmiş olduğu ve müvekkili şirketin ulaştırma hizmetinde görevlendirdiği şoförlerden ... isimli işçinin, iş sözleşmesini göndermiş olduğu ihtarname ile 25/10/2017 tarihinde feshettiğini, bu feshin haklı fesih olduğu gerekçesi ile 21/12/2017 tarihinde haklı nedenle feshe dayalı işçilik alacaklarının tahsili için davalıyı ve müvekkili şirketi müteselsilen taraf göstermek suretiyle dava açtığını, dava dışı ... tarafından açılan dava müvekkilin ve davalının aleyhine sonuçlandığını, bu davaya istinaden ...'in .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası nezdinde kendileri ve davalı aleyhine icra takibi başlattığını, başlatılan icra takibi sebebiyle hem kendilerinin hem de Davalı ... tarafından nakit teminat yatırıldığı ve icra takibine konu dava dosyasının istinaf edildiğini, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi 2021/2297 E. Sayılı dosyası nezdinde istinaf incelmesi sonucu müvekkilin ve davalının istinaf talebinin reddedildiği ve bu davanın kesinleştiğini, İstinaf kararı uyarınca dava dışı ...'in icra dosyasına yatırılan nakit teminatlardan icra dosyasını tahsil ettiğini ve .... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyasının kapandığını, Müvekkili şirketin bu dava ve icra takibi sebebiyle yatırmış olduğu 82.698,20 TL nakit teminatından sadece 25.659,45 TL yi iade alabildiğini, Dava dışı ...' e toplamda 57.038,75 TL ödemenin müvekkili şirket tarafından yapıldığını, Davalı tarafından bu miktarın müvekkile ödenmesi gerektiğini, taraflar arasında yapılan sözleşmenin 4.8. Maddesine bakıldığında açıkça tüm işçilik alacaklarından davalının sorumlu olduğunun belirtildiği, müvekkili şirketin rücu hakkı bulunduğu davalı tarafından ödenen bu tutarın müvekkile iadesinin gerektiği, haksız bir sebeple ödemiş olduğu tutarın sorumlusunun davalı olduğunu ve iade edilmesi gerektiğinin davalıya bildirildiğini, davalı tarafından olumlu bir dönüş yapılmadığını, bu noktada müvekkil şirketin ödemiş olduğu haksız tazminatın rücusu amacıyla .... İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyası nezdinde icra takibi başlatıldığını, başlatılan icra takibine davalı haksız ve hukuksuz olarak itiraz ettiğini, bu nedenlerler hukuki dayanaktan yoksun, kötüniyetli ve haksız itirazın iptaline ve davalı/ borçlunun müvekkil şirketin likit alacağına karşı yaptığı haksız itiraz nedeniyle İİK m.67/2 gereğince davalı aleyhine takip konusu miktar üzerinden %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiğini vekâlet ücreti ile yargılama giderlerinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili tarafından sunulan 25/04/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davacı şirketler arasında 10/08/2017 tarihinde şoförlü araç tahsisi ve hizmeti konulu “Ulaştırma Hizmetleri Sözleşmesi” akdedildiğini, sözleşmenin konusunun; ... Grubuna bağlı şirketleri (yeni ünvanı ... Grubu) veya, iştirakleri konumunda bulunan ve sözleşmede belirtilen adreste faaliyet gösteren çalışan personelin veya konuklarına şirket eliyle şoförlü araç tahsis edilmesi, bu kişilerin ulaşımlarının sağlanması ile şirket tarafından verilen hizmet karşılığında yapılan her kilometre başına ücret alınması olarak belirlendiğini, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettişlerinin 2015 ve 2016 yıllarında yaptıkları incelemede müvekkil şirkete para cezası kestiğini, bu cezanın müvekkili şirket tarafından ödendikten sonra davacı şirkete rücu edildiğini ve davacı şirket tarafından bu ceza ödemelerinin müvekkili şirkete ödendiğini, bu ceza işlemi ile ilgili bilgi ve belgeler ile davacı şirketin müvekkili şirkete bu kapsamda yaptığı ödemelere ilişkin bilgi ve belgelerin temin edilip ayrıca dosyaya ibraz edileceğini, bu ödemeleri yapan davacı şirketin sevk, idare ve sorumluluğun kendisinde olduğunu da kabul ettiğini, durumu kanıtlayan diğer hususun da çalışma şartlarından rahatsız olan işçinin iş akdini haklı olarak feshetmesi ve mahkemenin de bu feshi haklı olarak kabul etmesi olduğunu, sözleşmenin 10/08/2017 tarihinde imzalandığını ancak dava konusu sözleşmenin hiçbir gerekçe gösterilmeksizin davacı tarafından 30.09.2018 tarihi itibariyle tek taraflı olarak feshedildiğini, sözleşme ve noterden gönderilen fesih ihbarlarının dosyada mevcut olduğunu, davacı tarafın .... Noterliğinin 14/08/2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihbarnamesi ile dava konusu Ulaştırma Hizmet Sözleşmeleri ile Ek Protokol’ü ve ek olarak imzalanan tüm protokolleri 30.09.2018 tarihi itibarı ile tek taraflı olarak feshedeceğini bildirdiğini ve sözleşmeleri feshettiğini, davanın yetkili mahkemede ikame edilmediğini, dava konusu sözleşmenin 19. Maddesinin "Uyuşmazlıkların Çözümü" başlıklı maddesinde uyuşmazlıklarda İstanbul (Merkez) Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili olduğunun belirtildiği, dosya kapsamından anlaşıldığı üzere her iki tarafın da tacir olduğu, yetkili mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, süresinde yapılan yetki itirazımızın kabulüne, HMK'nın 17. Maddesi gereğince mahkemenizin yetkisizliğine ve dosyanın tek yetkili mahkeme olan İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : sözleşme talep ve inceleme formu, ulaştırma hizmetleri sözleşmesi, hesap özeti dekontu, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin... esas sayılı dosyası ve tüm dosya kapsamı. .... İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyası celp edilmiş, incelenmesinde, davalı borçlu hakkında 57.038,75TL rücu kaynaklı alacağının tahsili amacıyla ilamsız icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya tebliğ edildiği, davalı borçlunun süresi içinde ( 18/12/2023) borca, faize ve faiz oranına itiraz ettiği, itiraz ile birlikte takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. İstanbul Anadolu 14. İş Mahkemesi 20/11/2020 tarih ve 2017/1590E, 2020/579K sayılı kararında 13.419,54TL net kıdem tazminatının fesih tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiz ile birlikte, 28.507,99TL net fazla mesai alacağın ve 1.246,08TL genel tatil alacağının müştereken ve müteselsilen( dosyamız davacı ve davalısından) alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi 10/08/2023 tarih ve 2021/2297 esas 2023/1330 karar sayılı karar ile istinaf başvurusunun reddine karar verildiği ve kararın kesin olduğu görülmüştür. .... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı şirketin 82.698,20 TL teminat yatırdığı ve icra dosyasının infazı sonrasında Vakıfbank aracılığı ile 25.659,45 TL nin davacı şirkete iade edildiği görülmüş olup takip dosyasına davacı tarafından toplamda 57.038,75 TL ödeme yapıldığı görülmüştür. HUKUKİ NİTELENDİRME ve GEREKÇE Dava, İİK'nun 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup, yapılan ilamsız icra takibine karşı davalının itirazının iptali ve icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulması istemine ilişkindir. Mahkememiz taraflar tacir olduğundan görevli ve yetki sözleşmesi (HMK 17) gereği yetkilidir. Tarafların incelenen icra dosyasına göre taraf ve dava ehliyeti vardır. İtirazın iptali davasının yasal dayanağını oluşturan İİK.nun 67/1. maddesinde; takip talebine itiraz edilen alacaklının, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebileceği öngörülmüştür. İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı). Davacı alacaklı taraflar arasındaki sözleşme nedeniyle işçilik alacaklarından davalının sorumlu olduğundan bahisle rücu iddiasıyla icra takibi başlatmış olup; ödeme emri davalı borçluya tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu yasal süresi içinde ödeme emrine itiraz ettiğinden takibin durdurulmasına karar verilmiştir. İtirazın iptaline yönelik olarak açılan iş bu dava hak düşürücü yasal süresi içerisinde açıldığından işin esasına girilerek inceleme yapılmıştır. Uyuşmazlık, taraflar arasındaki sözleşme gereği işçilik alacaklarından davalının sorumlu olup olmadığı, davacının rücu edip edemeyeceği, icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın haklı olup olmadığı, alacağın tespiti halinde miktarı, icra inkar tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı hususundadır. Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş akdinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden ... yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır. İşçi alacakları nedeniyle asıl ve alt işveren işçiye karşı müteselsilen sorumludur. Asıl işveren ile alt işveren arasındaki uyuşmazlıklarda ise genel hükümler uygulanır. Bu nedenle taraflar arasındaki uyuşmazlığın sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Asıl işverenle alt işverenler arasında yapılan hizmet akitlerine göre yapılan iş kapsamında ve değişen alt işverenlere ait işyerinde ara vermeden çalışan işçilerin işçilik alacakları için açtıkları davalar sonunda ödenmesine karar verilen miktarlardan alacaklı işçiye karşı her biri müteselsilen sorumludurlar. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (işçiye karşı) müteselsilen sorumludurlar. İç ilişkide (alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki ilişkide) ise, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda taraflar kendi aralarında sözleşme yapabilirler. 6098 sayılı TBK’nun 167. (818 sayılı BK nun 146. m.) maddesindeki düzenleme uyarınca, aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça müteselsil sorumlulardan her biri alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu olacaklardır. Yasa hükmünde eşit sorumluluğun müteselsil borçlularda aksinin kararlaştırılmaması halinde uygulanacağı belirtilmiştir. Dava dışı işçinin çalışmış olduğu her bir alt işveren dönemine isabet eden işçilik alacaklarından, ilgili olan alt işveren sorumlu olacağından, davalı alt işverenin sorumluluğu da sadece kendi dönemiyle sınırlı olmalıdır. Davalının “son işveren“ olması da bu sonucu değiştirmez. Bununla birlikte feshe bağlı bir hak olan ihbar tazminatından ise, diğer işverenler sorumlu olmayıp, sadece son işveren sorumludur. Başka bir ifadeyle davacı üst işveren, dava dışı işçiye ödemiş olduğu ihbar tazminatını ancak son işverenden rücuen tahsilini talep edebilir. Bunun dışındaki tüm işçilik alacaklarından ise, işçinin çalışmış olduğu dava dışı ve davalı alt işverenler, davacı üst işverene karşı, kendi dönemleriyle sınırlı olmak üzere sorumludurlar. Davalının kendisi dışında başka alt işveren bünyesinde dava dışı işçinin çalışıp çalışmadığı araştırılıp, kendi dönemiyle sınırlı sorumlu tutulması gerekmektedir. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2014/42038 E, 2016/761 K) Yargıtay uygulamaları doğrultusunda asıl işveren ile alt işveren arasında imzalanan sözleşmelerde işçilik alacaklarından hangi tarafın sorumlu olacağına dair hüküm bulunması halinde sözleşmedeki hükme göre sorumluluğun belirleneceği, sözleşmede hüküm bulunmadığı hallerde ise yarı yarıya sorumluluk esasına işçilik alacaklarından asıl işveren ile alt işverenin sorumlu olacağının belirlenmiştir. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 23/03/2021 tarihli 2021/616 E. 2021/1083 K. sayılı ilamında; "... Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır. İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır." şeklindedir. Feshe bağlı diğer haklar olan ihbar tazminatı ve kullanılmayan izin ücretlerinden son işveren sorumlu olup, devreden işverenin bu işçilik alacaklarından herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır. İşyerinin devredildiği tarihe kadar doğmuş bulunan ücret, fazla çalışma, hafta tatili çalışması, bayram ve genel tatil ücretlerinden 4857 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi uyarınca devreden işveren ile devralan işveren müştereken müteselsilen sorumlu olup, devreden açısından bu süre devir tarihinden itibaren iki yıl süreyle sınırlıdır. Devir tarihinden sonraki çalışmalar sebebiyle ... sözü edilen işçilik alacakları sebebiyle devreden işverenin sorumluluğunun olmadığı açıktır. Bu bakımdan devirden sonraya ait ücret, fazla çalışma, hafta tatili çalışması, bayram ve genel tatil ücreti gibi işçilik alacaklarından devralan işveren tek başına sorumlu olacaktır. Tüm dosya kapsamında toplanan delillerden; SGK kayıtlarında dava dışı işçi ...'in 12/08/2012-25/10/2017 tarihleri şoför olarak çalıştığı, taraflar arasında imzalanan 10/08/2017 tarihli sözleşmenin tarafların hak ve sorumluluğunun düzenlendiği sözleşmenin 4 maddesinin 4 fıkrası, 6. Fıkrası gibi müteaddit madde ve fıkralarda davacı şirketin çalışan personelle ilgili hiçbir sorumluluğu bulunmadığı, davalı şirketin münhasıran sorumlu olduğu, davacı şirketin yapacağı ödemeler sebebi ile davalı şirkete rücu edeceğinin düzenlendiği görülmüş olup işçinin işçilik alacaklarından alt işverenlerin sorumlu olacağının açıkça düzenlendiği anlaşılmıştır. Mahkememizce dava konusu olaya ilişkin tüm belge ve kayıtlar celp edilerek yapılan incelemede tarafların rücu edilecek miktar yönünden bir itirazlarının bulunmaması sebebi ile rapor alınmamış ve taraflar arasındaki sözleşmede açıkça işçilik hak ve alacaklarından davalının sorumlu olduğu düzenlendiğinden sözleşmedeki hükme göre sorumluluğun belirleneceği ve bu kapsamda davacının yaptığı ödeme sebebi ile rücu hakkının bulunduğu, davalının işçinin çalıştığı dönem itibari ile işçilik alacaklarından sorumlu olduğu sabit olduğundan davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın Kabulü ile; Davacı tarafın başlattığı .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, takibin takip talebindeki şartlarla kaldığı yerden DEVAMINA, 2- Hükmolunan asıl alacağın %20'si olan 11.407,75TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 3-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken toplam 3.896,31-TL harçtan peşin olarak alınan 688,89-TL harcın mahsubu ile bakiye 3.207,42-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.600,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan başvuru harcı, peşin harç, tebligat, posta ve diğer masraflar olmak üzere toplam 2.647,29TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T gereği hesaplanan 30.000,00-TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri ve vekalet ücretinin kendi üzerinde bırakılmasına, 8-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana resen iadesine, Dair, HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 21/03/2025 Katip ... e-imzalı Hakim ... e-imzalı