İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/16 E. 2021/52 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/16
- Karar No
- 2021/52
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/16 KARAR NO : 2021/52
DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 08/01/2021 KARAR TARİHİ : 27/01/2021
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı ...'nun davalı ...'den ... TL ödünç aldığını ve karşılığında ... TL'lik takip konusu senet verdiğini, davalı alacaklının, kendisine verilen senedin yazı ile yazılan "..." yazısının başına "...", rakamla yazılan "..." TL'nin başına "..." rakamı eklemek suretiyle ... TL'lik senedi ... TL'lik senet haline getirdiğini, senedin diğer unsurlarını da tamamlamak suretiyle Antalya ... İcra müdürlüğü'nün .../... dosyası ile icraya koyduğunu, davacı ...'in, borçlu davacı ...'nun annesi olduğunu, borçlu ... aleyhine yapılan takibin kesinleştirildiğini, borçlunun evine hacze gidildiğini, borçlunun haciz ve mal kaldırma tehdidi altında kalması nedeni ile okur yazar olmayan annesi davacı ...'nin icra kefili yapıldığını, daha sonra da icra emri gönderildiğini, Antalya ... İcra müdürlüğü dosyasının, devir işlemleri nedeni ile Antalya Genel İcra müdürlüğünün .../... esas sayılı dosya numarasını aldığını, davacı tarafın ... TL borcu olmadığını, davacının CBS'ye suç duyurusunda bulunduğunu, bu nedenlerle, Antalya Genel İcra müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyasında ... TL borçlu olunduğunun, ... TL borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Yargıtay 19. HD., 2020/237 Esas, 2020/805 Karar sayılı, 04.06.2020 Tarihli, "Bölge Adliye Mahkemeleri'nin Kesin Nitelikteki Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesine Yönelik" vermiş olduğu ilamında; ticari nitelikteki menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu olmadığına ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığına karar verilmiştir. Bu nedenle, somut dava, arabulucuğa tabi değildir. Dosya ön inceleme aşamasındayken, taraf vekilleri birer dilekçe göndermişlerdir. Davacılar vekili, uyap üzerinden gönderdiği ... tarihli uyap üzerinden gönderdiği dilekçede özetle; davalı tarafından davanın kabul edildiğini, kabul beyanı gözetilerek duruşmanın öne alınmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, uyap üzerinden gönderdiği ... tarihli dilekçede özetle; davayı sulh ile kabul ettiklerini ve duruşmanın öne alınmasını talep etmiştir. Taraf dilekçelerinde hem sulh'ten hem de kabulden söz edilmiştir. HMK m. 315 gereği; Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir. İrade bozukluğu ya da aşırı yararlanma hâllerinde sulhun iptali istenebilir. Davayı kabul kurumu ise; 6100 sayılı HMK nın 308 inci maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre; Kabul, davacının talep sonucuna, davalının kısmen veya tamamen muvafakat etmesidir. Kabul, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri davalarda hüküm doğurur. Kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. Kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır. Kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir(HMK m. 309). Kabul, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir(HMK m. 310). Söylemek gerekir ki; Hakim iki taraftan birinin talebi olmaksızın re'sen bir davayı inceleyemez ve sonuçlandıramaz, kanunda açık bir hüküm olmadıkça kimse kendi lehine olan bir davayı açmaya zorlanamaz (HMUK m. 72,79). Bu husus öğretide ve uygulamada "tasarruf" ilkesi olarak adlandırılmıştır. Hâkimin bir davaya ancak, taraflardan birinin talebi üzerine bakabileceği, tarafın da bir davayı açmak, takip etmek ve sona erdirmekte serbest olduğu hususu tasarruf ilkesi başlığı altında 6100 sayılı HMK'da da açıkça, m. 24'de düzenlenmiştir. Davayı kabul kurumu ise, tasarruf ilkesinin bir yansıması olarak usul kanunumuzda yer almıştır. (ERMENEK, İbrahim., Medeni Usul Hukukunda Davayı Kabul, Ankara 2009, s. 6) Usul ekonomisi ilkesi ile sıkı bir ilişkide olan davayı kabul kurumunun işlevi hükme dahi gerek olmaksızın davanın sona ermesini sağlamaktır ve bu kurum dayanağını Anayasa m. 141/4, AİHS m. 6, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 30'dan(HMUK m. 77)alır(PEKCANITEZ,Hakan/ATALAY,Oğuz/ÖZEKES, Muhammet., Medeni Usul Hukuku, Ankara 2008, s. 199, ERMENEK, İbrahim., Medeni Usul Hukukunda Davayı Kabul, Ankara 2009, s. 5). Mahkememizce kurumların somut olayda netleştirilmesi, tarafların açık iradelerinin net olarak yansıması için dosyada beyanlar alınmıştır. Davacılar vekili beyanında aynen; " Biz haricen davalı taraf ile anlaştık, karşı taraf davayı tümden kabul edecektir, ancak şunu söylemeliyiz ki anlaşmamız gereği iddiamızı genişletiyoruz, icra dosyasında mevzu bahis tüm borçtan dolayı davamızın kabulüne karar verilmesini istiyoruz, davamızı bu şekilde genişletiyoruz, davamızın kabulüne karar verilsin, Antalya Genel İcra Müdürlüğünün .../... esas sayılı icra takibi nedeniyle borçlu olmadığımızın kabulüne karar verilsin, yargılama gideri ve vekalet ücreti ve inkar tazminatı talebimiz yoktur" şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı vekili beyanında aynen; "Davacının davasını, iddiasını genişletmesine muvafakatimiz vardır, genişletildiği şekilde davayı kabul ediyoruz, haricen sulh olduk, yargılama gideri ve vekalet ücreti talebimiz yoktur, biz tüm icra takibi yönünden davayı kabul ediyoruz" şeklinde beyanda bulunmuştur. Tarafların haricen anlaştıkları ve bu nedenle, davalı tarafça davanın kabul edildiği görülmektedir. Kabul kurumu çerçevesinde hüküm verilmesi gerekmektedir. Önemle belirtmek gerekir ki, davacı taraf duruşmada, taleplerinin tüm icra dosyası kapsamında borçlu olmadıklarının tespiti olduğunu beyan ederek; iddialarını genişletmiştir. Dava, basit yargılama usulüne tabidir ve HMK m. 319 gereği; iddianın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı dava açılmasıyla; savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlar. HMK m. 1412 gereği, iddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır. Karşı tarafın muvafakatı var ise ıslah kurumuna başvurmaksızın iddia genişletilip/değiştirilebilir. Somut olayda da, davalı vekili, davacıların iddiasını genişletmesine muvafakatlarının olduğunu beyan etmiştir. Tüm dosya kapsamı, davanın genişletilmesine davalı tarafın muvafakatı, davalı tarafın davayı bu haliyle kabulü göz önüne alınarak; davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Ayrıca, son olarak yargılama giderlerine değinmek gerekirse, kabul ilk celse yapılırsa, 492 sayılı Harçlar Kanunu 22'inci maddeye göre, karar ve ilam harcının 1/3 ü, ilk celseden sonra yapılırsa 2/3 ü alınır(ALDEMİR, Hüsnü, Hukuk Davalarında Yargılama Giderleri, 2. Baskı, s.348 vd.) Tarafların yargılama gideri taleplerinin olmaması harç kısımlarının değerlendirilmesini kapsamaz. Harçlar kamu düzenindendir. Mahkememizce harçlara ilişkin hüküm kurulmuştur. Uyaptan içeriğine erişilen dosya hesabına göre, dosya borcu ... TL'dir ve bu miktar üzerinden borçlu olunmadığının tespiti istendiğinden bu yönüyle harç değerlendirmesi yapılmıştır. HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklanacağı üzere; 1-Davanın KABULÜ İLE, Davacıların, davalıya Antalya Genel İcra Müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyası nedeniyle BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, 2-Davacı tarafça yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yatırılan ... TL peşin karar harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm gereği, 492 sayılı kanunun 22'inci maddesi gereği, kabul, ilk celseden önce gerçekleştiğinden alınması gerekli bakiye ... TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, (İcra dosyası içerğinde uyapta yer alan dosya hesabı=... TL*.../...=... TL / ...= ... TL - ... TL = ... TL) 4-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- "harç tahsil müzekkeresi" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine, (24/5/2013 tarihli ve 6487 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle bu bentte yer alan “kararın verilmesinden itibaren iki ay” ibaresi “kararın tebliğinden itibaren bir ay” şeklinde değiştirilmiştir.) 5-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen toplamda ... TL'nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 6-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin talep gereği kendi üzerine bırakılmasına, 7-Davalı tarafça bir gider yapılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 8-Talep gereği inkar tazminatı takdirine yer olmadığına, 9-Talep gereği vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 10-Tarafların anlaştıkları görüldüğünden, dosyadaki ihtiyati tedbirin kaldırılmasına, teminatın davacılara istek halinde iadesine, 11-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi" göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına, 12-Kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği m. 58 gereği talep ve masraf bulunması halinde taraflara ve/veya Teb. K. m. 11 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 22/01/2003, 2003/1-25 E., 2003/7 K., ,Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı., 10/07/1940, 1940/7 E., 1940/75 K. nolu kararları gereği vekil ile temsil edilen tarafın vekiline tebligata çıkartılmasına,(RUHİ, Ahmet Cemal., Tebligat Hukuku., 2008, 6. Baskı, s. 127); taraflardan birisi tarafından kanun yoluna başvurulması halinde bu hususun tebliğ isteği olarak değerlendirilerek, gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmasına, Dair, davacılar vekili ... ve davalı vekili ...'ın yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.27/01/2021
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır