İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/148 E. 2024/624 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/148
- Karar No
- 2024/624
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/148 KARAR NO : 2024/624
DAVA : Alacak (Kefalet Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) DAVA TARİHİ : 09/03/2021 KARAR TARİHİ : 13/09/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Kefalet Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilin, davalı kooperatifin kurucusu olduğunu, 27.7.2012 tarihine kadar yönetim kurulu başkanlığını yaptığını, kooperatif tarafından 26.4.1992 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca sözleşme ile arsa sahipleri---- ve ----- ait arsa üzerinde toplamda 12 blok halinde 164 adet iş yeri yapılması konusunda arsa sahipleriyle anlaşma sağlandığını, bu işyerleri tamamlanarak 53 adetinin arsa sahipleri, 111 adetinin ise kooperatif ve kooperatif ortakları adına tapuya kaydedilmiş olduğunu, ancak inşaat süresince üyelerinin aidatlarını zamanında ödememeleri ve bunun gibi başkaca sebeplerle yaşanan nakit sıkıntısı ve arsa sahipleri ile yapılan sözleşme gereği inşaatın gecikmemesi ve arsa sahiplerine Amerikan doları cinsinden gecikme cezası ödenmemesi için kooperatif yönetim kurulunun bankalardan kredi ve üçüncü kişilerden borç alma yoluna giderek üye aidatlarından doğan aksamaları telafi etmeye çalıştığını, bu süreçte birçok kez arsa sahipleri tarafından kooperatife ihtarname keşide edilerek gecikme cezasının talep edildiğini, yapıları anlaşmalarla süre uzatımı yoluna gidildiğini, bu kapsamda öncelikle----- kredi kullanılmasının gerektiğini, bunun için gerek kooperatif adına kayıtlı taşınmazlar üzerinde) gerekse müvekkil tarafından davalı kooperatifin borçlarını teminen kendi şahsi adına kayıtlı ------ mahallesi 1581 parsel ----blok zemin kat 20 bağımsız bölüm taşınmazın üzeri---- tehine 5$0.000,00 TL bedel 1. derece 28.5.2004 tarih ve ------ yevmiye numarasıyla ipotek tesis edildiğini, yine 25.3.2007 yarihli kooperatif genel kurulu kararı ile arsa sahipleri ile yapılacak protokoller var olan ihtilaflar nedeniyle yapılacak olan protokoller sebebiyle kendilerine taşınmaz üzerindeki ipotek tesisine yetki verildiğini, müvekkilinin kendi adına kayıtlı aynı taşınmaz üzerine ---- ve ----- lehine 250.000 TL bedel 2. derece 9.8.2007 tarih ve ----- yevmiye numarasıyla ipotek tesis edildiğini, kooperatif genel kurulunca verilen bu yetkiye istinaden kooperatifin inşaatın üstlendiği arsanın sahipleri ---- ve ----- ile kooperatif arasında sunulan 10.10.2011 tarihli ve kooperatif karar defterinin 215. sırasında yer alan protokolün 3. sayfasında ki 7 nolu maddede 9.8.2007 tarih ve ----- yevmiye numaralı ipoteğin kooperatifin arsa sahiplerine bu protokolde yazılı doğmuş ve doğacak borçlarının teminatı olarak kabul edildiğini, bu protokolden sonra müvekkilin başkanlığındaki yönetim kurulu olağanüstü genel kurul yaparak ek 5'te sunulan 3.12.2011 tarihli olağanüstü genel kurul gündeminde yer alan 4 nolu gündem maddesi ile kooperatif ortaklarına bilgi verildiğini, müvekkilin 27.7.2012 tarihinde yönetim kurulu başkanlığından ayrıldığını, bir dönem sonra ise yönetim kurulu üyeliğinden tamamen ayrılmış olduğunu, müvekkilin yönetim kurulu başkanlığından ayrılmasından sonra 24.1.2013 tarihli yönetim kurulu kararı ile de 9.8.2007 tarih ve ----- yevmiye numaralı ipoteğin kooperatifin arsa sahipleri ile borç alacak ilişkisi kapsamında verildiği, fek ve terkin edilmesi gerektiği karara bağlandığını, kooperatif hesap tetkik komisyonu raporunun onuncu sayfasında müvekkilin davaya konu işlemleri konu zemin kat ----- nolu taşınmazla ilgili ortaklık taahhütlerinden kaynaklı borcu bulunmadığı belirtilmesine rağmen, davalı kooperatifin yönetiminden tamamen ayrılmasından 2 yıl sonra aleyhine haksız bir şekilde--- icra dairesinin ----- esas sayılı dosyası kapsamında müvekkil aleyhine 131.855,31 TL talep edilmiş olduğunu, itiraz üzerine görülen---- asliye ticaret mahkemesinin ---- esas, ------ karar sayılı kararının usul ve yasaya aykırı kararının kesinleşmesi beklenmeden istinaf sonucu beklenmeden müvekkilin taşınmazının satışa çıkarıldığını, 10.8.2020 tarihinde yapılan ihalede 500.000 TL bedelle kooperatifin gerek mevcut gerekse de ihale tarihinde yönetim kurulu başkanı olan ---- ihale edildiğini, müvekkil tarafından davalı kooperatifin borçlarını teminen kendi şahsi adına kayıtlı ----- ili ---- ilçesi ---- mahallesi 1581 parsel ----- blok zemin kat 20 bağımsız bölüm üzerindeki a)----- lehine 50.000, TL bedel . 1. derece 28.5.2004 tarih ve ---- yevmiye numarasıyla b) (24.1.2013 tarihli yönetim kurulu kararı ile arsa sahipleri ile protokol yapılarak fek ve terkin edilmesi gerektiği kararlaştırılan) arsa sahipleri ---- ve ---- lehine olan 250000 TL bedelle 2. derece 9.8.2007 tarih ve ----- yevmiyeyle ipoteğin 21.6.2019 tarih ve ------ yevmiye işlem ile davalı kooperatifin gerek mevcut gerekse de bu işlemlerin tarihlerinde yönetim kurulu başkanı olan ------ tarafından bizzat şahsı adına temlik alındığı ve adına tescil edildiğinin öğrenildiğini, 1163 sayılı kooperatif kanununun 59. maddesinin altıncı fıkrasında uyarınca yönetim kurulu üyeleri ve kooperatif personeli ortaklık işlemleri dışında kendisi veya başkasının namına bizzat veya dolaylı olarak kooperatifle kooperatif konusuna giren bir ticari işlem yapamaz şeklindeki hükme aykırı davranışların aynı kanunun ek madde 2 fikra 1 hükeetinün yaptırıma bağlandığını, ihale bedelinden 188.435,50 tl'nin ilk sıra haciz alacaklısı olan davalıya ödenmesine karar verildiği, 300.000 tl'lik kısmının ise ihale alıcısı ile ipotek lehtarının aynı kişi olması nedeniyle alacağa mahsup edilmiş olduğu anlaşıldığı, ihale bedeninden tahsil edilen 188.435,50 TL ve icra borç ve masrafları ---- asliye ticaret mahkemesinin ---- esas,---- karar sayılı dosyası zaten ihtilaflı olduğunu yargılamanın ---- bölge adliye mahkemesinin -----. hukuk dairesinin ----- esas sayılı dosyası ile devam etmekte olduğunu bu nedenle iş bu davada ise tamamen davalı kooperatifin 3. kişilere olan borcu pedeniyle müvekkil firmasının satışından tahsil edilen 300.000 TL miktarın talep ve dava edilmesini zorunlu hale geldiğini tüm bu nedenlerle açılan davanın kabulüne, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
SAVUNMA Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıya ait ---- ilçesi ----- mahallesi 1581 parsel --- blok ---- nolu bağımsız bölüm taşınmaz üzerinde haczi bulunan ---- icra dairesinin ---- esas sayılı dosyadan satışa çıkarıldığına, düzenlenen ihale sonucu satılarak paraya çevrildiğini, bu içra dosyasının haczinden önce tesis edilmiş toplam değeri 300.000 TL olan 2 adet ipoteğinde bu satışla birlikte ödenmesi sonucu rücu davasının açılmış olduğunu, dolayısıyla söz konusu davanın konusunun, davacının ödemesini yaptığı gerekçesiyle 2 ayrı ipoteğin bedeli hakkında rücu talebi olduğunu, davacıya ait ---- mahallesi 1581 parsel --- blok ----- nolu bağımsız bölüm taşınmaz üzerindeki ipoteklerin; ---- lehine 50.000,00 TL bedel 1. derece 28.5.2004 tarih ve ----- yevmiye numarasıyla b) ---- lehine olan 250000 TL bedelle 2. derece 9.8.2007 tarih ve ---- yevmiyeyle tesis edilen ipotekler olduğumu, davacının taşınmazı devraldığı sırada taşınmaz kaydında tesis edilmiş bulunan ipotekleri bilmekte olduğunu ayrıca eski kooperatif başkanı olan davacının ipotekleri kooperatif adına bizzat tesis ettiren kişi olduğum, davacının eski kooperatif başkanı olarak ipoteklerin ödenmemesinde tam kusurlu olduğunu, davacının dava dilekçesinde ileri sürmüş olduğu birçok hususun derdest davayla hiçbir ilgisinin bulunmadığını, davacının müvekkil kooperatife 20.4.2021 tarih itibarıyla 128.952,57 TL bakiye borcu bulunduğunu ----asliye ticaret mahkemesinin ----- esas sayılı dosyasında görülen ve davacı aleyhine kabul edilen itirazın iptali davasının henüz kesinleşmemiş olduğunu, söz konusu alacağın davacının talep etmiş olduğu alacağı karşı takas savunmasına konu edileceğini, tüm bu nedenlerle açılan davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini beyan etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Bilirkişi tarafından alınan 05/05/2022 tarihli raporda özetle; 25.3.2004 tarihli kooperatif genel kurulunun 11. maddesi ile gerek bankalardan gerekse de 3. kişilerden kredi atınmasına ve 20.4.2004 tarihli yönetim kurulu kararı ile bankalar, finans kurumları ile 3. kişilerden borç alınmasına ve ipotek tesisine karar verilmesi, 25.3.2007 tarihli kooperatif genel kurulu kararı ile arsa sahipleri ile yapılacak protokoller var olan ihtilaflar nedeniyle yapılacak olan protokoller sebebiyle taşınmaz üzerindeki ipotek tesisine yetki verilmesi, 10.10.2011 tarihli ve kooperatif karar defterinin 215. sırasında yer atan protokolün 3. sayfasında ki 7 nolu maddede 9.8.2007 tarih ve ----- yevmiye numaralı ipoteğin kooperatifin arsa sahiplerine bu protokolde yazılı doğmuş ve doğacak borçlarının teminatı olarak kabul edilmesi karşısında, davacının davalıya karşı rücu hakkını haiz olduğu hususlarını beyan ve rapor etmişlerdir.Bilirkişi heyeti tarafından alınan 17/11/2022 tarihli ek rapor da özetle; istinaf kararının iş bu dosya ile olan ilintisi göz önüne alınarak uyuşmazlık konusu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, kök raporda varılan sonucun yasal dayanağının mevcut olduğu, iki dosya arasındaki bağlantı nedeni ile söz konusu dosyanın bekletici mesele olarak değerlendirilmesi gerektiği hususlarını beyan ve rapor etmiştir.Bilirkişi heyeti tarafından alınan 07/11/2023 tarihli kök rapor da özetle; davacının maliki olduğu 1581 parsel ---- blok Zemin Kat ----nolu bağımsız bölümde davalının borçlarının teminatını teşkil etmek üzere ipotek tesis edilmiş olduğu, davalının borçlarını ödememesi nedeniyle ipoteğin paraya çevrilmiş olduğu sabit olduğu, TMK m. 881 uyarınca “ Hâlen mevcut olan veya henüz doğmamış olmakla beraber doğması kesin veya olası bulunan herhangi bir alacak, ipotekle güvence altına alınabileceği, İpoteğe konu olacak taşınmazın, borçlunun mülkiyetinde bulunması gerekmez”. Nitekim taşınmaz malikinin borçlu dışında bir kişi olmasına üçüncü kişi ipoteği denir. Üçüncü kişi ipoteği, ipoteğin bu şekilde tesis edilmesi yoluyla ya da ipotekli taşınmazın satın alınması yoluyla ortaya çıkabilecği. TMK m. 888/I uyarınca “İpotekli taşınmazın devri, aksi kararlaştırılmış olmadıkça, borçlunun sorumluluğunda ve güvencede bir değişiklik meydana getirmez”. TMK m. 884 uyarınca borçtan şahsen sorumlu olmayan rehinli taşınmaz malikinin, borçluya ait koşullar içinde borcu ödeyerek taşınmazın üzerindeki ipoteğin kaldırılmasını istemesi mümkündür ve bu ihtimalde alacak, borcu ödeyen malike geçeceği, Gerek borcun, borçtan sorumlu olmayan malik tarafından ödenmesinde gerekse de taşınmazın paraya çevrilerek satılması yoluyla ödenmesinde, borçtan şahsen sorumlu olmayan malik borçluya rücu etme hakkına sahip olduğu, dolayısıyla somut olayda davacının ödemiş olduğu 300.000 TL için davalıya rücu etmesi mümkün olduğu, Taşınmaza ilişkin ihale 10/8/2020 tarihinde kesinleşmiş olduğundan davacının bu tarihten dava tarihi olan 9/3/2021 tarihine kadar avans faiz talep etmesinin mümkün olduğu, bu faizin 25.497,94 TL olarak hesaplandığı, davacının davalıdan toplam 325.497,94 TL talep edebileceği, yine bilirkişi heyetinden istenilen ek raporda bilirkişi heyetinin kök raporda ki değerlendirmelerin geçerli olduğu hususlarını beyan ve rapor etmiştir. İpotek kişisel bir alacağın teminat altına alınması amacını güden ve bir taşınmaz değerinden alacaklının alacağını elde etmesini sağlayan sınırlı bir ayni haktır. İpotek tesisi için rehin edilecek taşınmaz maliki ile alacaklı arasındaki anlaşmanın (rehin sözleşmesi) bulunması ve rehin sözleşmesinin Türk Medeni Kanunu'nun 856 ncı maddesi gereğince tapu siciline tescil edilmesi gerekir. Alacak sona erdiği halde alacaklı, terkin taahhüdünü iradesiyle yerine getirmezse, taşınmaz maliki ipoteğin fekkini (kaldırılmasını) dava yolu ile isteyebilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 14.10.2021 tarih, -----sayılı kararında "... Türk Medeni Kanunu’nun 851. maddesine göre miktarı belli olmayan ya da henüz doğmamış bir alacağın ipotekle teminat altına alınması hâlinde, alacağın miktarı henüz bilinmediğinden ipotekte belirlilik ilkesi gereğince ipotekli taşınmazın azami miktarı için teminat teşkil edeceğini alacaklının bütün istemlerini karşılayacak şekilde taraflarca kararlaştırılması ve bu miktarın rehin yükü olarak tapu kütüğüne tescil edilmesi gerekir (-----). Üst sınır ipoteğinde taraflarca kararlaştırılan ve tapu kütüğüne tescil edilen yük miktarı ipotekli alacaklının tüm alacak kalemleri için bir üst sınır teşkil eder ... Türk Medeni Kanunu’nun 851. maddesindeki düzenlemeden de anlaşıldığı üzere ipotek, güvence altına alınması düşünülen alacağın miktarının belirli olup olmamasına göre iki şekilde kurulabilir. Buna göre, ipotekle güvence altına alınması düşünülen alacağın miktarı belirli ise anapara ipoteği, belirli değilse üst sınır ipoteği kurulur. Üst sınır (limit) ipoteğinde üst sınır çerçevesinde tescil edilen ipotek, tescil edildiği tarihte mevcut ve miktarı belli olan bir alacağa dayanmamaktadır. Bu nedenle bu ipotek maddi bünyeden yoksun, biçimsel bir ipotek niteliği taşımaktadır. İleride alacak doğup miktarı belli olduğunda başlangıçta şekli bir karakter taşıyan üst sınır ipoteğini, gerçekleşen alacak tutarı ile sınırlı tutarak maddi içeriğe kavuşacaktır. Bu hâlde ipoteğin fer’ilik niteliği tam anlamı ile gerçekleşmiş olur. Rehnin paraya çevrilmesi de bu aşamadan sonra olacaktır (-----. ... İpotekle temin edilen borcun sona erme halleri TMK’nın 883 ve devam eden maddelerinde düzenlenmiş olup, ipotek veren üçüncü kişinin tek taraflı irade beyanı ile ipotek borcundan kurtulması hâlini düzenleyen bir yasa maddesi bulunmamaktadır. ..." denilmektedir. Türk Medeni Kanunu'nun 888 inci maddesi gereğince; "İpotekli taşınmazın devri aksi kararlaştırılmış olmadıkça, borçlunun sorumluluğunda ve güvencede bir değişiklik meydana getirmez. Bu maddeye göre taşınmaz malikinin değişmesinin borçlunun şahsında bir değişiklik yaratmayacağı nedeniyle yeni malik sorumludur. (Yargıtay ----HD'nin ----- Esas ve ----Karar sayılı kararı) avacının maliki olduğu 1581 parse----blok Zemin Kat-----nolu bağımsız bölümde davalının borçlarının teminatını teşkil etmek üzere ipotek tesis edilmiş olduğu, davalının borçlarını ödememesi nedeniyle ipoteğin paraya çevrilmiş olduğu sabit olduğu, TMK m. 881 uyarınca “ Hâlen mevcut olan veya henüz doğmamış olmakla beraber doğması kesin veya olası bulunan herhangi bir alacak, ipotekle güvence altına alınabileceği, İpoteğe konu olacak taşınmazın, borçlunun mülkiyetinde bulunması gerekmez”. Nitekim taşınmaz malikinin borçlu dışında bir kişi olmasına üçüncü kişi ipoteği denir. Üçüncü kişi ipoteği, ipoteğin bu şekilde tesis edilmesi yoluyla ya da ipotekli taşınmazın satın alınması yoluyla ortaya çıkabileceği ve TMK m. 884 uyarınca borçtan şahsen sorumlu olmayan rehinli taşınmaz malikinin, borçluya ait koşullar içinde borcu ödeyerek taşınmazın üzerindeki ipoteğin kaldırılmasını istemesi mümkün olduğu ve durum karşısında alacağın, borcu ödeyen malike geçeceği ve borçtan sorumlu olmayan malik tarafından ödenmesinde gerekse de taşınmazın paraya çevrilerek satılması yoluyla ödenmesinde, borçtan şahsen sorumlu olmayan maliğin borçluya rücu etme hakkına sahip olduğu, dolayısıyla somut olayda davacının ödemiş olduğu 300.000 TL için davalıya rücu etmesi mümkün olduğu,usul ve yasaya uygun bilirkişi raporu ile sabit olmakla söz konusu taşınmaza ilişkin ihalenin 10/8/2020 tarihinde kesinleşmiş olduğu davacının iş bu tarihten dava tarihine kadar avans faiz talep etmesinin mümkün olduğu, gözetilerek davanın kabulü yolunda karar vermek gerekmiştir. Davalı yanın takas talebine konu alacak henüz kesinleşmediğinden TBK madde 139 uyarınca yasal şartları oluşmadığından takas iddiası değerlendirilmemiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın kabulü ile 300.000 TL rücu alacağının davalıdan 10/08/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faiz ile birlikte alınarak davacıya verilmesine 2-Karar harcı 20.493,00 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 5.123,25 TL harcın mahsubu ile bakiye 15.369,75 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 59,30 TL başvurma harcı, 5.123,25 TL peşin harç olmak üzere toplam 5.182,55 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine 4-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 7.050,00 TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 47.000,00TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 8-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,Dair davacı vekiline (e- duruşma sistemi üzerinden) davalının yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.