İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2020/893 E. 2025/40 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2020/893
- Karar No
- 2025/40
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/893 KARAR NO : 2025/40
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 01/12/2020 KARAR TARİHİ : 09/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 26/01/2019 tarihinde davalı----- sevk ve idaresindeki odun yüklü ----- kamyon statüsündeki araç ile müvekkile çarpmıştır. Yaşanan kaza neticesinde müvekkil çeşitli yerlerinden yaralanmıştır. Müvekkilin kaza sonrası bir bacağı kesilmek suretiyle çok ağır ve vahim derecede yaralanmış ve mağduriyet yaşamıştır. yaşanan kazada müvekkilin kusuru bulunmayıp tüm kusur karşı taraftadır. Kaza tespit tutanağında da belirtildiği üzere "----- Plakalı araç sürücüsü -----sokak istikametinden ---- caddesi istikametine seyir halindeyken, ---- Caddesi ile ---- sokak kavşağının birleştiği yerde ----- meydanı istikametine hareket eden yaya ------ aracın ön kısımları ile çarpması sonucu yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir. Bu kazanın oluşumunda ---- plakalı araç sürücüsü -----2918 sayılı KYTK'nda sürücülere ait kusurlardan 52/1-B naddesini ( Hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak,) ihlal ettiğinden KAZANIN OLUŞUMUNDA TAMAMEN KUSURLU OLDUĞUNA, diğer yaya ----- ise KUSURSUZ OLDUĞUNA kaza mahallinde yapılan araştırma inceleme ve görüntü kayıtlarından tespit edildiğine dair.." demek suretiyle kazanın oluş şekli izah edilmiş ve kazanın oluşumunda davalı şahsın %100 kusurlu olduğu belirtilmiştir. Ayrıca kazanın görüntüsünün olduğu da kaza tespit tutanağında beyan edilmiştir. Kaza tespit tutanağında kusurun %100 davalı şahısta olduğu, müvekkilin ise KUSURSUZ OLDUĞU açıkça tutanak altına alınmıştır. Özetle meydana gelen kazada müvekkilin kusuru bulunmamaktadır. Kusurun tamamı davalı tarafa aittir. Kaza tespit tutanağının kusur ile ilgili kısmı şu şekildedir: "Bu kazanın oluşumunda---- plakalı araç sürücüsü ----- ... kazanın oluşumunda tamamen kusurlu olduğuna, diğer yaya----- ise kusursuz olduğuna..." Bu kaza nedeniyle yukarıda da belirttiğimiz üzere müvekkilin vücudunun birçok farklı bölgelerinde yaralanmalar meydana gelmiştir. Yaralanma boyutunun ciddiyetini müvekkilin bir bacağını kaybetmesi açıkça izah etmektedir. Bu doğrultuda T.C. Sağlık Bakanlığı ---- İl Sağlık Müdürlüğü ---- Devlet Hastanesin'nden alınan 17/10/2019 tarihli Sağlık Kurulu Raporu'na göre müvekkilinin tüm vücut fonksiyon kaybı oranı %53 olarak belirlenmiştir.Müvekkil emekli olup ek işler ile ailesine yardımcı olmaktadır. Yaşanan elim trafik kazası neticesinde müvekkil ailesine destek veren konumundan desteğe ihtiyaç duyan konumuna düşmüştür. Müvekkil hayatının kalanını yardıma muhtaç ve gerek fiziki gerek manevi zorluklar içinde geçirecektir. Tüm bu ve daha sonradan sunacağımız beyan ve deliller ile müvekkilin maddi zararının Değerli Mahkemece tespiti sağlanacaktır. Değerli Mahkemece belirlenecek maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile tarafımıza verilmesini talep ediyoruz. Şu aşamada HMK md 107 gereği davalılardan 10.000 TL tazminat talebimiz bulunmaktadır. Bilirkişi marifeti ile müvekkilin zararının tespiti halinde talebimiz talep arttırım dilekçesi ile güncellenecektir. Her ne kadar manevi tazminatın bölünmezliği ilkesel olarak kabul edilse de diğer açıdan tarafların kusur ve sorumluluk dereceleri ile maddi zararın kapsamı belli olmadan istenecek bir manevi tazminatın ölçüsüz ve rasgele olacağı da ayrı bir gerçektir. Bu düşünce ile şu aşamada davalılardan (sigorta şirketinden poliçe kapsam ve limitleri ile sınırlı olarak) 150.000 TL'nin fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması suretiyle alınıp tarafımıza verilmesi talebimiz bulunmaktadır. Buna ilişkin istek tutarı yargılamanın son aşamasında bildirilerek hüküm altına alınması istenecektir. Müvekkilin çeşitli yaralanmalarının yanında en büyük zararı bir bacağını kaybetmiş olmasıdır. Bu durumun vermiş olduğu acı, elem ve ızdırap izahtan varestedir. Zira böyle bir acının ne telafisi ne de izahı yapılabilir. Müvekkil manevi olarak bir yıkım yaşamış, psikolojisi bozulmuştur. Sağlıklı bir bireyken yardıma muhtaç hale gelmiştir. Neredeyse hiç bir ihtiyacını kendi başına gideremez ve/veya en azından zorlanarak ihtiyaçlarını gidermek zorunda kalmıştır. Bu nedenle manevi tazminat talebimiz bulunmaktadır. 6100 sayılı Yasa’nın 107. maddesindeki "belirsiz alacak" davasında, harca esas bir "simgesel değer" gösterilerek "manevi tazminat" istenebileceği, bilim çevrelerince kabul edilmekte; bunun Alman ve İsviçre hukukunda da uygulandığı; davacı, uğradığı zararın tümünün tazminini dava konusu yaptığına göre, hakimin, davacının dava açtığı anda göstermiş olduğu "geçici değer" ile bağlı kalmaksızın, olayın özelliklerini de dikkate alarak uygun miktarda manevi tazminata hükmedebileceği, bunun manevi tazminatın tekliği ve bölünmezliği ilkesine aykırı olmayacağı ve usul ekonomisine uygun düşeceği görüşü benimsenmiş bulunmaktadır. Bu nedenle her ne kadar şimdilik 150.000 TL talep edilmiş ise de bu oranı arttırma hakkımızı saklı tutuyoruz. Yukarıda izah edildiği üzere müvekkilin geçirmiş olduğu trafik kazası nedeniyle uğramış olduğu maddi zararlar ile yaşanan elem üzüntü ve keder nedeniyle manevi tazminat taleplerimizin kabulüne, fazlaya ilişkin dava ve alacak haklarımız saklı kalmak koşuluyla şimdilik 10000 TL maddi ve 150.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi itibari ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline (sigorta şirketi yönünden poliçe limitleri ile sınırlı olmak kaydı ile), kazaya karışan ----- plakalı aracın kaydına ihtiyaten tedbir konulmasına, adli yardım talebimizin kabulüne, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalılara müştereken ve müteselsilen tahmiline karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Mahkememiz dosyasında taraf teşkilinin usulüne uygun sağlandığı görüldü. Davalı sigorta vekilinin vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından MÜRACAAT ŞARTI yerine getirilmediğinden davanın usul yönünden reddine, Aleyhimize haksız olarak açılan davanın reddini, Davacı tarafın delillerinin tarafımıza tebliğini, SGK tarafından davacıya bağlanan gelirlerin tespitini, Kusur yönünden Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden bilirkişi incelemesi yapılmasına, Müvekkil şirketin geçici iş göremezlik ve bakıcı tazminatı sorumluluğu bulunmadığından davanın reddine, Müvekkil şirketin manevi tazminat talebinden sorumluluğu bulunmadığından davanın reddine, maluliyet oranının tespiti açısından adli tıp kurumundan rapor alınmasını, davacının davasının ispatı halinde; müvekkil şirketin öncelikle ferilerden sorumlu tutulmaması, olmaz ise, asıl alacak, yargılama giderleri ve avukatlık ücreti açısından ayrı ayrı poliçe limiti ile sorumlu tutulmasını, faizin en erken dava tarihinden başlatılmasını, davanın reddedilen kısmı açısından yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Davalı ----- vefat ettiği mirasçılarının davaya dahil edildiği görüldü. Davacı vekilini adli yardım talebinde bulunduğu bu talebinin red edilerek ara karar oluşturulduğu, taraflara tebliğ edildiği görüldü. Davacı vekili 28/04/2022 tarihli feragat dilekçesi ile ; " davalılardan sigorta şirketi ile haricen anlaşma sağlanmıştır. Taraflar arasında gerçekleştirilen haricen anlaşma ve ibra protokolü gereği iş bu davalı yönünden tüm haklar ve talepler yönünden (arabuluculuk ücreti sigorta şirketine ait olmak üzere) feragat ediyoruz. Feragat nedeniyle ibra protokolü doğrultusunda davalı sigorta şirketinin davacı müvekkilden herhangi bir yargılama gideri ve avukatlık ücreti talebi bulunmamaktadır. Diğer davalılar yönünden davamız baki kalmak kaydı ile davalı sigorta şirketi yönünden davamızdan yukarıdaki açıklamamız doğrultusunda feragat ediyoruz. Bu doğrultuda feragat nedeniyle davalı sigorta şirketi yönünden davanın reddine karar verilmesini" talep ve beyan etmiştir. Davacı vekili 04/06/2020 tarihli feragat dilekçesi ile ; " Davalı sigorta şirketi, sürücü ve işleten açısından maddi tazminat taleplerimizden feragat beyanımızdır. Esası belirtilen dosyamızda davalılardan sigorta şirketi ile haricen anlaşma sağlanmıştır. Taraflar arasında gerçekleştirilen haricen anlaşma ve ibra protokolü gereği iş bu davalı ve sigortalı muris olması halinde işleten yönünden tüm haklar ve talepler yönünden (manevi tazminat talepleri hariç ve arabuluculuk ücreti sigorta şirketine ait olmak üzere) feragat ediyoruz. Feragat nedeniyle ibra protokolü doğrultusunda davalı sigorta şirketinin davacı müvekkilden herhangi bir yargılama gideri ve avukatlık ücreti talebi bulunmamaktadır. Diğer davalılar yönünden davamız maddi tazminat ve yargılama giderleri bakımından baki kalmak kaydı ile davalı sigorta şirketi, araç sürücüsü ve işleten yönünden maddi tazminat davamızdan yukarıdaki açıklamamız doğrultusunda feragat ediyoruz. Bu doğrultuda feragat nedeniyle davalı sigorta şirketi yönünden davanın reddine karar verilmesini NOT : 28/04/2022 tarihinde feragat dilekçesi tarafımızca gönderilmiş ise de düzenlenen protokol gereği işleten ve şoför yönünden de maddi tazminat taleplerimizden feragat etmemiz gerektiğinden feragat dilekçemizde bu eksikliği gidermek sureti ile yeniden feragat dilekçesi göndermek gerekmiştir." talep ve beyan etmiştir. Davacı vekili 30/06//2022 tarihli dilekçesi ile ; " Maddi tazminat taleplerimiz yönünden davadan feragatimizin beyanından ibarettir. Esası belirtilen dosyamızda davalılardan sigorta şirketi ile haricen anlaşma sağlanmıştır. Davacı adına davalı sigorta şirketi ile gerçekleştirilen haricen anlaşma ve ibra protokolü gereği tüm davalılardan maddi tazminat taleplerimiz yönünden (manevi tazminat talepleri hariç ve arabuluculuk ücreti sigorta şirketine ait olmak üzere) feragat ediyoruz. Feragat nedeniyle ibra protokolü doğrultusunda davalı sigorta şirketinin davacı müvekkilden herhangi bir yargılama gideri ve avukatlık ücreti talebi bulunmamaktadır (bu hususta davalı sigorta şirketi tarafından 10/05/2022 tarihli dilekçe dosyada mevcuttur.). Manevi tazminat yönünden davamız devam etmektedir. İş bu izahlar doğrultusunda maddi tazminat yönünden feragatimiz nedeniyle davanın reddine, manevi tazminat yönünden davamızın kabulüne karar verilmesini "talep ve beyan etmiştir. Mahkememiz 9 nolu celsesinde bilirkişi ara kararı kurulduğu davacı vekilince masraf yatırılmadığından uyuşmazlık hususlarında rapor düzenletilemediği görüldü. Davacı vekili 16/01/2025 tarihli dilekçesi ile ; " MAZERETİMİZ HAKKINDA; Esası belirtilen dosyamızın duruşmasına ----- İş Mahkemesi ----- Esas sayılı dosyamızın saat 10:35'teki duruşmasına katılacağımızdan mahkemenizdeki duruşmaya katılamayacağım. İş bu sebeple mesleki mazeretimizin kabulüne karar verilmesini talep ederiz. DOSYANIN KARARA ÇIKARILMASI HAKKINDA BEYANIMIZ; Tarafımızca sigorta şirketi ile sulh olma sebebi ile maddi tazminat taleplerinden feragat edilmiştir. Bu hususta feragat beyanımız 28/04/2022 tarihli dilekçemiz dosyada mevcuttur.Şu aşamada dosyada maddi tazminat yönünden talebimiz bulunmayıp sadece manevi tazminat yönünden taleplerimiz devam etmektedir.Sayın mahkemenizce her ne kadar bilirkişi masrafı yatırılması için tarafımıza süre verilmiş ise de müvekkilden bilirkişi masrafı temin edilemediğinden bu eksikliği giderememekteyiz. Taleplerimiz manevi tazminat yönünden devam ettiğinden ve dosya kapsamında müvekkilin kusuru bulunmadığı açık olduğundan bilirkişi incelemesinden vazgeçilerek manevi tazminat taleplerimizin kabulüne karar verilmesini talep ederiz.İş bu dilekçe ekinde sunduğumuz kaza tespit tutanağından da anlaşılacağı üzere müvekkil meydana gelen trafik kazasında kusursuzdur. Zaten davalı mirasçıların da buna itirazı yoktur. Bu nedenle ekte sunmuş olduğumuz kaza tespit tutanağı ve engellilik raporu dikkate alınarak manevi tazminat talebimizin kabulüne karar verilmesini talep ederiz.
SONUÇ VE İSTEM : Öncelikle mazeret beyanımızın kabulü ile bilirkişi masrafı yatırılamadığından bilirkişi incelemesinden vazgeçilerek, davamız sadece manevi tazminat talepleri yönünden devam ettiğinden dava ve iş bu dilekçe ekinde sunulan aynı zamanda dosya kapsamı değerlendirilerek manevi tazminat taleplerimiz yönünden davamızın kabulüne karar verilmesini vekaleten talep ederiz" şeklinde beyanda bulunduğu görüldü.Davalı sigorta vekili davacı vekilinin feragat beyanlarına karşı sunduğu dilekçesi ile; " Sayın mahkemenizde görülmekte olan davada, davacının teminatımıza giren maddi tazminata ilişkin talebi ile ilgili olarak davacı taraf ile sulh olunmuş ve sulh çerçevesinde 349.165,00-TL ibraname mukabilinde ödenmiştir. İşbu ödeme ile davacı taraf; müvekkil şirket, davalı sigortalı ile sigortalı araç sürücüsü için maddi tazminat talepleri bakımından TAMAMEN feragat etmiştir. NETİCE VE TALEP : Arzına çalıştığımız sebeplerle; -Davacı taraf ile sulhen anlaşmaya varılarak ödeme yapıldığından davacının taleplerine ilişkin olarak şirketimiz hakkında‘’feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmesini’’, -ŞİRKETİMİZCE YARGILAMA GİDERİ VE VEKÂLET ÜCRETİ TALEP EDİLMEDİĞİNDEN BU KONUDA LEHİMİZE HÜKÜM KURULMASINA YER OLMADIĞINA, -Vekâlet ücreti işbu ödeme dâhilinde ödendiğinden karar verilmesine mahal olmadığına, -MÜVEKKİL ŞİRKETİN ARABULUCULUK ÜCRETİNDEN SORUMLULUĞUNUN DEVAM ETTİĞİNİ, arabuluculuk ücreti hariç olmak üzere dava masrafları da sulh protokü dâhilinde ödendiğinden yapılan dava harç ve masrafların davacı uhdesinde bırakılmasına karar verilmesini, Saygılarımla arz, talep ve rica ederim" şeklinde beyanda bulunduğu görüldü.
İNCELEME VE GEREKÇE: Davanın ; Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davası olduğu görüldü. Davaya konu uyuşmazlığın tespiti ; 26.01.2019 tarihinde davacının yaya olduğu, davalı ----- plakalı aracın sevk ve idaresi sırasında yaralanmalı tarafik kazasının meydana geldiği, yaşanan trafik kazasında tarafların kusur durumu, davacının kaza nedeni maddi tazminatının ne olduğu davalıların tazminattan sorumlu olup olmadığı, davacının manevi zararlarının bulunup bulunmadığı hususlarında uyuşmazlık olduğu anlaşılmaktadır. Davacı vekilinin mahkememize gönderdiği dilekçeleri ile maddi tazminat yönünden davadan feragat ettiklerini bildirmiştir. Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir (HMK md. 307). Feragat, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. Feragatin hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. Feragat, kayıtsız ve şartsız olmalıdır. (HMK md. 309/1, 2, 4). Feragat, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir (HMK md. 310). Feragat, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur (HMK md. 311). Feragat beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir (HMK md. 312/1). Davacı vekilinin feragat dilekçesi sunduğu, davalı vekilinin de feragatı kabul ettiklerine dair beyan sunduğu, feragatin davayı sona erdiren taraf usul işlemi olması ve feragat beyanından sonra yargılamaya devam edilmesi sözkonusu olamayacağından feragate göre aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.Davanın manevi tazminat yönünden davalı sürücü ----- kusurunun ispatlanamadığı anlaşıldığından bu yönden talebin reddine dair karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın maddi tazminat yönünden FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE, 2-Davanın manevi tazminat yönünden davalı sürücü ----- kusurunun ispatlanamadığı anlaşılmakla REDDİNE, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesini müteakip HMK madde 333/1 uyarınca yatırana iadesine, 3-Karar tarihinde alınması gerekli 615,40-TL harcın 54,40-TL harçtan mahsubu ile hazineye gelir kaydına, eksik kalan 561-TL nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına, 5-Taraf vekillerinin vekalet ücreti talebi bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,Dair, Tarafların yokluğunda verilen kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.