İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2020/578 E. 2024/35 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2020/578
Karar No
2024/35
Karar Tarihi

T.C. ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2020/578 Esas KARAR NO : 2024/35

HAKİM : ... KATİP : ...

DAVACI : ... VEKİLİ : ... DAVALI : ... VEKİLİ : ... DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18.09.2020 KARAR TARİHİ : 18.01.2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : ... Davacı tarafından açılan davanın yapılan açık yargılaması sonunda; DAVANIN ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Adana 6. İcra Müdürlüğüne ait 2017/... esas sayılı dosyasında borçlu olan ...'in mirasçısı olması sebebiyle bahse konu dosyaya borçlu olarak dahil edildiğini, alacaklı tarafça müvekkiline mirasçı olması sebebiyle muhtıra gönderildiğini ve müvekkilinin muhtıra ile gelen ödeme emri ekinde bulunan bono suretini inceleme fırsatına sahip olduğunu, takibe konu bono dikkatlice incelendiğinde bono üzerinde tahrifat yapıldığının açıkça görüleceğini, iş bu durumun borçlu imzaları kısmında olduğunu, bono üzerindeki iki imzanın birbirinden farklı olduğu, bonolar üzerindeki imzalardan birinin üstünden gidilmeye çalışıldığını, yine takibe konu bono incelendiğinde bonoda düzenleme yerinin belirtilmediğini, malen kaydının bulunduğunu, müteveffanın bono düzenleme tarihinde her hangi bir ticari faaliyet içerisinde olmadığını, alacaklının müvekkiline hangi malı ne zaman sattığının tespiti amacıyla tüm vergi dairelerine yazı yazılması gerektiğini, müteveffanın bu bonoyu tanzim edip alacaklıya teslim ettiği tarih olduğu anlaşılan 01.02.2017 tarihinde müteveffanın 80 yaşında ve alzheimer hastası olduğunu belirterek açılan davanın kabulüne, takibin iptali ile kötü niyetli olan alacaklı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ Davalı vekili mahkememize sunmuş olduğu dilekçesinde, haksız olarak açılan davanın ve taleplerin reddine, davacı/borçlu aleyhine asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, 21/04/2020 tarihinde vefat eden muris ...'in mirasçısı davacının, miras bırakanın takip konusu bonoyu tanzim tarihinde fiil ehliyetine sahip olmadığı, bonodaki imzaların murise ait olmadığı sebebiyle açılmış menfi tespit ve yargılama esnasında takip konusu borcun ödenmesi nedeniyle İİK'nın 72.maddesi uyarınca açılmış istirdat davasıdır. Adana 6. İcra Müdürlüğüne ait 2017/... esas sayılı dosyası, Adana Şehir Hastanesi tarafından gönderilen tedavi evrakları, Adana Yüreğir Devlet Hastanesi tarafından gönderilen tedavi evrakları, SGK Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen ilaç kullanım listesi, Adana 15. Noterliğine, ... Bankası Genel Müdürlüğü, SGK Yüreğir İlçe Müdürlüğü tarafından gönderilen ıslak imzalı evrak asılları ile 01.02.2017 tarih, 01.03.2017 ödeme tarihli 50.000,00-TL bedelli senet aslı mahkememiz dosyası arasına alınmıştır. Grafoloji Uzmanı bilirkişi ... 'ya ait 29.04.2022 tarihli raporunda; tetkiki konu borçlusu ... ve alacaklısı ... olarak düzenlenen 01.02.2017 düzenleme tarihli, 01.03.2017 ödeme tarihli 50.000,00-TL'lik senet üzerindeki ... adına atılı bulunan borçlu imzalarının görülen benzerliklere atfen ... elinden çıktığının kabulü gerektiği yönünde rapor sunulmuştur. İstanbul Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kuruluna ait 02.10.2023 tarihli raporunda; tıbbi belgeler ile dava dosyasında belirlenen ve adli tıbbi yorumlamayı ilgilendiren hususların değerlendirilmesinden; görülmekte olan “Menfi Tespit” davası nedeniyle “davaya konu senetin düzenlenme tarihi olan 01.02.2017 tarihinde fiil ehliyetine sahip olup olmadığı” sorulan ... oğlu, 1937 doğumlu, 21.04.2020 tarihinde ölen ... hakkında düzenlenen tıbbi belgeler, davacı-davalı ifadeleri ile dava dosyasının tüm olarak değerlendirilmesinde; akit tarihinden 8 gün önce demans, erken başlangıçlı Alzheimer hastalığında bunama tanılarıyla ilaç raporu düzenlendiği, yine işlem tarihinden 15 gün sonra Yüreğir Devlet Hastanesinin 16/02/2017 tarihli nöroloji muayenesinde Bunama tanısı konduğu ve daha sonra bu tanı ile takip ve tedavilerinin devam ettiği dikkate alındığında murisin fiili ehliyetini müessir ve kişide şuur ve harekat serbestisi ile olayları kavrayıp onlardan sağlıklı sonuçlara varabilme yeteneğini ortadan kaldıracak mahiyet ve derecede olan (Demans) denilen bunama halinin klinik, fizyopatolojik ve ilerleyici vasfı dikkate alındığında sorulan işlem tarihinde de mevcut olduğu tıbbi kanaatine varıldığı; bu duruma göre, ...'in davaya konu senetin düzenlenme tarihi olan 01.02.2017 tarihinde fiil ehliyetine haiz olmadığı yönünde rapor sunulmuştur. Yukarıda açıklanan tüm bu nedenlerle; dava konusu Adana 3. Genel İcra Dairesine ait 2023/... Esas (Adana Eski 6. İcra Dairesinin 2017/... Esas) sayılı takip dosyası ile muris ...'in mirasçılarından davacı ... ile dava dışı ... , ... ve ...'in borçlu davalının ise alacaklı olarak bulunduğu 01.02.2017 tarih, 01.03.2017 ödeme tarihli 50.000,00 TL bedelli bono nedeniyle kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan takibe yönelik davacı mirasçının 2004 sayılı İİK'nın 72.maddesi gereğince açmış olduğu menfi tespit davası olup, yargılama sürecinde takip konusu alacağın kısmen tahsili nedeniyle istirdat davasıdır. Adana 3. Genel İcra Dairesine ait 2023/... Esas (Adana Eski 6. İcra Dairesinin 2017/... Esas) sayılı takip dosyasına konu 29/07/2020 tarihli ödeme emrinin düzenlendiği, ödeme emrinin davacıya 06/08/2020 tarihinde tebliğ olunduğu, borca itiraz olunmadığından takibin kesinleştiği görülmüştür. Mahkememizce dava konusu takip dosyanın kapak hesabının yapılarak davacı tarafça yapılan ödemeler ve bakiye borç bulunup bulunmadığı yönündeki müzekkereye istinaden takip dosyasında bakiye 541,62 TL tutarında borç bulunduğu, davacı tarafından takip dosyasına 52.019,86 TL ödeme yapıldığı bildirilmiştir. Takip dosyasına dayanak 01.02.2017 tarih, 01.03.2017 ödeme tarihli 50.000,00 TL bedelli bonodaki imzanın davacı murisine ait olmadığı iddia olunduğundan senet aslı ve davacı murisi ...'in mukayeseye esas yeteri kadar imza örneği ilgili kurum ve kuruluşlardan celp olunarak mahkememizce grafoloji uzmanından rapor aldırılmış olup, grafoloji uzmanı raporunda 01.02.2017 düzenleme tarihli, 01.03.2017 ödeme tarihli 50.000,00-TL'lik senet üzerindeki ... adına atılı bulunan borçlu imzalarının görülen benzerliklere atfen ... elinden çıktığının kabulü gerektiği yönünde görüş bildirilmiş ise de; Davacı tarafın murisi ...'in borçlu bulunduğu bono tanzim tarihi itibariyle fiil ehliyetinin yerinde olmadığı ileri sürülmekle müteveffa ...'in gördüğü tedavi ve kullandığı ilaçlara ilişkin bilgi ve belgeler dosyaya celp edilmiş ve Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulundan rapor aldırılmıştır. Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulunun 02.10.2023 tarihli raporu ile; davaya konu senetin düzenlenme tarihi olan 01.02.2017 tarihinde ... hakkında düzenlenen tıbbi belgeler, davacı-davalı ifadeleri ile dava dosyasının tüm olarak değerlendirilmesinde; ...'in akit tarihinden 8 gün önce demans, erken başlangıçlı Alzheimer hastalığında bunama tanılarıyla ilaç raporu düzenlendiği, yine işlem tarihinden 15 gün sonra Yüreğir Devlet Hastanesinin 16/02/2017 tarihli nöroloji muayenesinde bunama tanısı konulduğu ve daha sonra bu tanı ile takip ve tedavilerinin devam ettiği dikkate alındığında; murisin fiili ehliyetini müessir ve kişide şuur ve harekat serbestisi ile olayları kavrayıp onlardan sağlıklı sonuçlara varabilme yeteneğini ortadan kaldıracak mahiyet ve derecede olan Demans denilen bunama halinin klinik, fizyopatolojik ve ilerleyici vasfı dikkate alındığında işlem tarihinde de mevcut olduğu tıbbi kanaatine varıldığı; bu duruma göre, ...'in davaya konu senetin düzenlenme tarihi olan 01.02.2017 tarihinde fiil ehliyetine haiz olmadığı bildirilmiştir. Hak ehliyetinden farklı olarak fiil ehliyeti, bir kimsenin, başkasının yardımı ve aracılığı olmadan, tamamen kendi irade ve fiili ile haklar edinebilmesi ve borç altına girebilmesidir. Medeni Kanunun 9. maddesinde “Fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi eylemleri ile hak edinebilir ve borç altına girebilir.” şeklinde düzenlenmiştir. Ayırt etme gücü (die Urteilsfähigkeit) kavramı, mülga Medeni Kanunun 13. maddesinde “temyiz kudreti” olarak ifadesini bulmuş olup; yürürlükteli Medeni Kanunumuzda da ayırt etme gücü olarak yine 13. maddede düzenlenmiş ve eski Medeni Kanunumuzla paralel bir düzenleme şeklinde yer almıştır. TMK. md. 13’e göre “Yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk yada bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes, bu Kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir”. Şeklinde düzenlenmiş olup, ayırt etme gücü kavramından anlaşılması gereken, kişilerin eylem ve işlemlerinin neden ve sonuçlarını, önem ve kapsamlarını anlayabilmeleri için gerekli olan bilinç, anlayış ve iradeye sahip olmalarıdır. Ayırt etme gücünü ortadan kaldıran nedenlerden biri de akıl zayıflığı olup, kişinin akli melekelerin tam olarak gelişmemiş bulunması sebebiyle, makul surette hareket edebilme iktidarına engel olan bir durumdur. Akıl zayıflığı, bir kimsenin akli melekelerinin ve zekâsının hiç veya yeterli derecede gelişmemiş olması veya akli fonksiyonlarının yavaş yavaş doğal bir şekilde zayıflaması olarak da tanımlanabilir. Akıl zayıflığı, bir hastalık değil, akli fonksiyonlarda gelişme eksikliği veya gerilemedir. Akıl zayıflığında, zekânın ve muhakeme yeteneğinin yeterli derecede gelişmemiş olduğu durumlar olup; bu anlamda her somut olayın özelliklerine göre ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir. Çünkü buradaki durum, akıl hastalığında olduğu kadar bir genellik arz etmez. Zira akıl zayıflığına sahip olan kişilerde idrak etme yeteneğinden çok, irade kuvvetinde zafiyet görülür. Akıl hastalığında ise hem idrak etme yeteneği, hem zekâ, hem de irade kuvvetinde zafiyet söz konusudur. Ayırt etme gücü nispi bir kavram olup, bir işlemin veya eylemin failinin ayırt etme gücüne sahip olup olmadığının belirlenmesi için, o işlem ve eylemin nedenlerini, anlamını, önem ve sonuçlarını değerlendirebilecek güçte olup olmadığının araştırılması gerekir. Ayırt etme gücünün nisbiliğinden anlaşılması gereken, ayırt etme gücünün varlığı ya da yokluğunun genel olarak değil, belirli bir kişi ya da davranışa göre somut olaya özgü şekilde tespit edilmesidir. TMK. md. 6’ya göre yasada aksine bir düzenleme bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. Bu genel kural, ayırt etme gücünün ispatı konusunda da uygulama alanı bulur. Ancak, bu konuda maddede geçen “kanunun aksine bir hüküm bulunmadıkça” ifadesi bu ana kurala istisna teşkil eden bazı durumların varlığına işaret etmektedir. Bu ifadeden hareket ile genellikle ispat yükünü yer değiştirmesine neden olan olaylar ya kanunun açıkça istisna koyduğu haller ya da genel hayat tecrübelerine göre iddia edenin değil de karşı tarafın ispatla yükümlü kılındığı durumlardır. Bu anlamda olmak üzere, genel hayat tecrübeleri göz önüne alındığında kişilerde ayırt etme gücünün varlığı karine olarak kabul edildiğinden; bu hususta ortaya çıkabilecek olan uyuşmazlıklarda TMK. md. 6’da yer alan genel kuraldan farklı olarak, ispat yükü yer değiştirmektedir. Somut olayda da murisin hukuki işlem anında ayırt etme gücünün olmadığına dair ispat külfeti davacı taraftadır. Türk Medeni Kanunu’na göre ayırt etme gücünden yoksun olan kişiler, fiil ehliyetleri yönünden “tam ehliyetsizler” olarak nitelendirilir. Nitekim TMK. md. 14’e göre; “Ayırt etme gücü bulunmayanların, küçüklerin ve kısıtlıların fiil ehliyeti yoktur.” Ayırt etme gücüne sahip olmayan bir kişinin, kısıtlı olmaması veya ergin olması, hukuken bir önem arz etmez. Başka bir deyişle, ayırt etme gücüne sahip olmayan kişiler, ergin olsalar da veya bir mahkeme kararı ile kısıtlanmış olmasalar da, bu durum onların fiil ehliyetleri yönünden “tam ehliyetsiz” olarak nitelendirilmelerini etkilemez. Tam ehliyetsizler, fiil ehliyetinden yoksun olmalarından ötürü, fiil ehliyetinin içeriğini oluşturan ehliyetlere de sahip değillerdir. Bir başka ifade ile kural olarak bu kişiler, kendi fiilleri ile kendi leh ve aleyhlerine hak ve borçlar yaratamayacaklardır. Ayırt etme gücü olmayan kişi ile hukuki işlem yapmış olan tarafın, söz konusu hukuki işlemin geçersizliğini ileri sürebilme hakkının sınırı TMK. md. 2 ile belirlenir. Bu hakkın ileri sürülmesinin dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiği hallerde, bu durum hakkın kötüye kullanılması çerçevesinde değerlendirilerek, TMK. md. 15’e rağmen hukuki işlem geçerli bir hukuki işlem gibi hüküm ve sonuç doğuracaktır. Öte yandan, ayırt etme gücüne sahip olmayan bir kişi ile hukuki işlem yapan kişinin, onun ayırt etme gücüne sahip olmadığını bilmemesi ya da bilebilecek durumda olmamasının, söz konusu hukuki işleme geçerlilik kazandırmayacağı kuralı ise TMK. md. 3’de düzenlenen sübjektif iyiniyet prensibinden kaynaklanmaktadır Böylelikle, somut olayda kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu icra takibine dayanak davacının murisinin borçlu, davalının ise alacaklı sıfatı ile bulunduğu 01.02.2017 tarihli bonodaki imza her ne kadar davacı murisi elinden çıktığı anlaşılmış ise Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu mütalaasında da belirtildiği üzere muris ...'in bono tarihinden 8 gün önce demans, erken başlangıçlı Alzheimer hastalığında bunama tanılarıyla ilaç raporu düzenlendiği, yine işlem tarihinden 15 gün sonra Yüreğir Devlet Hastanesinin 16/02/2017 tarihli nöroloji muayenesinde bunama tanısı konulduğu ve daha sonra bu tanı ile takip ve tedavilerinin devam ettiği dikkate alındığında murisin fiili ehliyetini müessir ve kişide şuur ve harekat serbestisi ile olayları kavrayıp onlardan sağlıklı sonuçlara varabilme yeteneğini ortadan kaldıracak mahiyet ve derecede olan Demans denilen bunama halinin klinik, fizyopatolojik ve ilerleyici vasfı dikkate alındığında işlem tarihinde de mevcut olduğu tıbbi kanaatine varıldığı; bu duruma göre, ...'in davaya konu senetin düzenlenme tarihi olan 01.02.2017 tarihinde fiil ehliyetine haiz olmadığı anlaşılmakla hukuki işlemin kurucu unsurlarından olan fiil ehliyetinin de işlem tarihi itibariyle mevcut bulunmadığı anlaşıldığından; davacının takip dosyasında bakiye 541,62 TL tutarında borçtan sorumlu olmadığının tespiti ile davacı tarafından takip dosyasına ödenmiş bulunan 52.019,86 TL'nin davalıdan istirdadı ile davacıya verilmesine dair karar verilmiştir. Her ne kadar davacı tarafça haksız icra takibi nedeniyle lehlerine tazminat talebinde bulunulmuş ise de; takip konusu bono üzerindeki imzanın davacı murisine ait olması ve davalının davacı murisinin imza tarihi itibariyle fiil ehliyetine haiz olmadığını bildiği davacı tarafça ispatlanamadığından davacı lehine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar verilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ İLE, davacı ...'in Adana 3. Genel İcra Dairesine ait 2023/... Esas (Adana Eski 6. İcra Dairesinin 2017/... Esas) sayılı takip dosyasından bakiye kalan 541,62-TL tutarında borçlu olmadığının TESPİTİ İLE, davacı tarafından takip dosyasına yapılan 52.019,86 TL tutarındaki ödemenin davalıdan istirdadı ile DAVACIYA VERİLMESİNE, 2-Her ne kadar davacı tarafça haksız icra takibi nedeniyle lehlerine tazminat talebinde bulunulmuş ise de takip konusu bono üzerindeki imzanın davacı murisine ait olması ve davalının davacı murisinin imza tarihi itibariyle fiil ehliyetine haiz olmadığını bildiği davacı tarafça ispatlanamadığından davacı lehine tazminata hükmedilmesine YER OLMADIĞINA, 3-Karar ve ilam harcı olarak hesaplanan 3.553,47-TL den peşin alınan 54,40-TL harcın ve tamamlama harcı 886,36-TL olmak üzere toplam 940,76-TL'nin mahsubu ile bakiye 2.612,71-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 54,40-TL peşin harç ve 886,36-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 940,76-TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 5-AAÜT gereğince hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 6-Davacının yapmış olduğu 3.830,78-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 7-Ara buluculuk bürosu tarafından ödenmesine karar verilen 1.320,00 TL ara buluculuk ücretinin, davalıdan tahsil edilerek hazineye irat kaydına, 8-Fazla yatan avans var ise Adalet Bakanlığı HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesine göre, karar kesinleştikten sonra talep sahibine elektronik ortamda hesap numarası var ise bu numara üzerinden, yok ise PTT aracılığı ile adreste ödemeli gönderilmesine, (gönderme masrafının avanstan karşılanmasına ), Dair, davacı vekili, davacı asil ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe veya zabıt katibine yapılacak beyanla Adana Bölge Adliye Mahkemesinin ilgili dairesine gönderilmek üzere Mahkememize yapılacak olan İSTİNAF YOLU AÇIK olmak üzere karar verildi, verilen karar okundu, usulen anlatıldı. 18/01/2024

Katip ... e- imzalıdır

Hakim ... e- imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2020/578, K. 2024/35, T. 18.01.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2020-578-e-2024-35-k-e1e795d3438a