İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2020/546 E. 2021/441 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2020/546
- Karar No
- 2021/441
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/546 KARAR NO : 2021/441
DAVA : Alacak (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 10/11/2020 KARAR TARİHİ : 30/06/2021
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: 1.Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalının ... şubesine ait, ... seri numaralı, keşidecisi ..., keşide yeri ... olan ... keşide tarihli, ... TL bedelli çekin yetkili hamili olduğunu, çekin keşide tarihi geldiğinde davalının ... şubesinde çekin ibraz edildiğini, şube tarafından, "İş bu çek üzerindeki keşideci imzası tutmadığından tarafımızca işlem yapılmamıştır" şeklinde şerh yapılarak çek bedelinin ödenmediğini, ekli çek örneğinden de görüleceği üzere bu işlemin tarihinin de yazılmadığını, bu eksikliğin giderilmesi için davalı banka ile yapılan sözlü görüşmelerden ve şubeye yapılan başvurudan sonuç alınamadığını, taraflarınca keşideci ve iki ciranta aleyhine Antalya Genel İcra müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyası ile takip yapıldığını, icra dairesince çekin bankaya süresinde ibraz edilip edilmediği anlaşılmadığında, çekin kambiyo vasfına sahip olmadığı gerekçesiyle ve kambiyo senetlerine mahsus takip yapılamayacağından taleplerinin reddedildiğini, ibraz tarihi olmaması nedeniyle şikayette de bulunmadıklarını, çünkü bu suçun unsurlarının oluşmadığını, davalı bankanının kusurundan kaynaklı sorumluluğunun olduğunu, bankaların güven kurumu olduklarını, adam çalıştıranın sorumluluğu yönünden tazminle yükümlü olduğunu beyan ederek; şimdilik ... TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davada konu olan çekin davacı tarafından müvekkiline ibraz edildiğini, müvekkilinin kendisinde bulunan imza sirkülerindeki imza ile çekteki imzanın karşılaştırılması ile imzaların farklı olması nedeniyle çek bedelini ödemediğini, basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğünün gereğini yerine getirdiğini, gerekli şerhi dercettiğini, davacının ilmasız takip yapmasında bir engel olmadığını, müvekkilinin bir kusurunun olmadığını beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 3.Davalının, kendisinde/uhdesinde bulunan imza sirküsü ile çekteki imzayı karşılaştırıp, ödeme yapmaması yetkisine bakıldığında; 4.Bilindiği üzere; TTK m. 812 gereği; "Sahte veya tahrif edilmiş bir çeki ödemiş olmasından doğan zarar muhataba ait olur; meğerki, senette düzenleyen olarak gösterilen kişiye, kendisine verilen çek defterini iyi saklamamış olması gibi bir kusurun yüklenmesi mümkün olsun." Anılan yasa maddesi uyarınca, sahte veya tahrif edilmiş bir çeki ödemeden ötürü oluşan zarara banka katlanır. Keşideci, zararın doğmasına kusurlu davranışı ile neden olmuşsa TBK gereği sorumludur. Gerek çeklerin muhafazası, gerekse diğer konularda keşidecinin yardımcı olarak kullandığı kişilerin kusuru aynen keşidecinin kusuru gibi değerlendirilecektir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi., 2009/14253 Esas, 2011/7629 Karar) Çekle ödeme yapmayı kabul eden ve müşterileri ile çek anlaşmaları yapan bir bankanın, basiretli bir tacir gibi davranarak gerekli dikkat ve özeni göstermesi ve duraksama halinde çeki uzman kişilere inceletmesi, gerektiğinde konuyu keşideciye iletip alacağı cevaba göre hareket etmesi beklenir. Bankanın anılan yasal düzenlemeden doğan sorumluluğu kusursuz sorumluluk nevindendir. Banka, bu şekilde doğan sorumluluğunu yerine getirdiği taktirde sahteciliği yapan çek hamiline rücu edebilecektir. Bu durumda, somut olaydaki keşideci imzasının sıhhatinden şüphelenerek ödeme yapmayan bankanın bu nedenle sorumluluğundan bahsedilemez. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi., 2009/1153 Esas, 2010/7159 Karar) 5.Bu açıklamalar ışığında, çekteki keşideci imzasının sıhhatinden şüphelenen bankanın ödeme yapmaması, basiretli iş adamı gibi hareket etmenin bir gereğidir. Bu yönüyle, bankanın bir kusuru yoktur. 6.Davacı tarafça ibraza ilişkin hususlardaki iddialara gelince; 7.Davacı taraf, çekteki ibraz tarihine ilişkin kaydın, banka personelince şerh edilmediğine dayanarak iddiada bulunmuştur. 8.Genel olarak belirtmek gerekir ki; Banka personelinin taraf ile sözleşmesi/hukuki ilişkisi var ise sözleşmesine uygun olmayan davranışlarından dolayı ortaya çıkan zararlardan sorumluluğu TBK m. 116’ya dayanır . TBK m. 116, “yardımcı kişilerin fiillerinden sorumluluk” başlığını taşımaktadır. Buna göre borçlu, borcun ifasını veya bir borç ilişkisinden doğan hakkın kullanılmasını, birlikte yaşadığı kişiler ya da yanında çalışanlar gibi yardımcılarına kanuna uygun surette bırakmış olsa bile, onların işi yürüttükleri sırada diğer tarafa verdikleri zararı gidermekle yükümlüdür. Taraflar arasında geçerli bir sözleşme hükmü olmadığı takdirde, banka personeli tarafından yapılan usulsüz işlemlerde, banka TBK m. 66 gereği sorumludur. 6098 sayılı TBK 66 maddesinde "Adam çalıştıranın, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlü olduğu, adam çalıştıranın çalışanını seçerken, işiyle ilgili talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken, zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse sorumlu olmayacağı" düzenlenmiştir. 9.Bankalar, özel yasa ile kurulan ve kendilerine alanlarında çeşitli imtiyazlar tanınan, topladıkları mevduatı sahteciliklere karşı özenle korumak zorunda olan kuruluşlar olup, sahip oldukları bu vasıfları sebebiyle bankacılık işlemlerinin güvenilen tarafı konumundadırlar. Bu durum, bankaların bir güven kurumu olarak kabul edilmesini ve bankanın sorumluluğunun özel güven sebebiyle ağırlaştırılmasını gerektirir(BATTAL, Ahmet : Güven Kurumu Nitelendirmesi Işığında Bankaların Hukuki Sorumluluğu, Ankara, 2001, s. 106) Bankalar, ağırlaştırılmış sorumluluğun bir gereği olarak objektif özen yükümlülüğü altında bulunmakta olup, buna karşılık hafif kusurlarından dahi sorumludurlar. Ayrıca, bu sorumluluğu kaldırmaya yönelik sözleşmeler de geçerli değildir. Zira sorumsuzluk sözleşmesi hükümlerine sınırlama getiren TBK 115/3 ve 116/3 maddeleri gereğince, bankaların hafif kusurlarından dolayı ortaya çıkan sorumluluğunu kaldıran sözleşme hükümleri geçersiz olacaktır. 10.Dosyaya bakıldığında; TTK m. 796 hükmü, "ödeme için ibraz" başlığını taşımaktadır. Buna göre; Bir çek, düzenlendiği yerde ödenecekse on gün; düzenlendiği yerden başka bir yerde ödenecekse bir ay içinde muhataba ibraz edilmelidir. TTK m. 801 gereği; irosu kabil bir çeki ödeyecek muhatap, cirolar arasında düzenli bir teselsülün var olup olmadığını incelemekle yükümlü ise de cirantaların imzalarının geçerliliğini araştırmak zorunda değildir. 11. İbraz yerinin tespiti ve yapılacak işlemlere gelince, bu durum, Çek Kanunu m. 3/1'de "ibraz ve ödeme...." kenar başlığı altında düzenlenmiştir. Buna göre; Karşılığı bulunan çek, hesabın bulunduğu muhatap bankanın herhangi bir şubesine ibraz edildiğinde hamilin varsa vergi kimlik numarası saptandıktan sonra ödenir. Ancak çek, hesabın bulunduğu şubeden başka bir şubeye ibraz edildiğinde, o şubece karşılığı sorulmak suretiyle ödenir. Çek kanunu m. 4/1 gereği; çekin ibraz edildiği muhatap bankanın diğer şubesi de çek üzerine ibraz tarihini ve hesap durumunu yazmak zorundadır. Bunun önemi şudur; çek hamili muhatap bankanın Türkiyede'ki her hangi bir şubesine başvurup çekin ödenmesini isteyebilecek ve çekin üzerine de, çekin ibraz süresi içinde ibraz edildiğini yazdırabilecektir. Çeke, ibraz tarihi yazılmamışsa başka delillerle bu tarih kanıtlanamaz ve ibraz tarihi yazılmayan çek artık ibraz edilmemiş demektir, dolayısıyla da suç oluşmaz. Yargıtay kararlarına göre, çekin ibraz tarihi ile kısmen ve tamamen ödenmeme nedenlerinin çekin üzerine yazılmamış olası halinde, muhatap banka aleyhine suç oluşmuş olur. (PULAŞLI, HASAN, Kıymetli Evrak Hukukunun Esasları, 7. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara 2019, s.425; ve burada atıf yapılan dpn. 65'te yer alan; Yargıtay 10. CD, 02/04/1992, E. 1007, K. 123 (Eriş, Çek, s. 492, N. 4; 10. CD, 03/07/1992, E. 9600, K. 7995 //Eriş, Çek, s. 492, dpn. 7) 12.Ancak, Yargıtay uygulamasında, bu ve benzer hususlarda, muhatap bankaya dava açılabilmesi için, düzenleyen, lehtar ve cirantalar hakkında tüm hukuki yollara başvurulmasına rağmen alacağın tahsil edilmemesi ve hamilin zarar etmesi gerektiği belirtilmektedir. (PULAŞLI, s. 425; ve orada anılan Yargıtay 11. HD, 31/05/2016 tarih, 2014/19128 E, 2016/6001 K) 13.Çek kanunlarında öngörülen görevlerini ve yükümlülüklerini yerine tam ve gereği gibi yerine getirmeyen banka, bunu kanıtlayan hamile karşı çek bedelini tümü ile ödemek durumunda kalabilir. (KENDİGELEN, ABUZER; Çek Hukuku, 6. Bası, 2021, s. 77) Yargıtay'a göre bu sorumluluğunun doğması için hamilin, diğer çek borçlularına karşı tüm takip yollarını tüketmiş olması, bir anlamda çeke dayalı icra takibi için aciz vesikası almış olması şartı gerekir. (KENDGELEN, s. 78) 14.Bu açıklamalar ışığında bakıldığında; Çek hamili, ibraz tarihi yazılı olmayan çek nedeniyle çek borçlularına karşı tüm yasal yolları tükettikten sonra alacağını tahsil edememesi durumunda davalı bankadan bunu isteyebilir. ... Ticaret mahkemesince görülen bir davada Yargıtayca verilen emsal ilam; "Mahkemece, çekin ibraz tarihinin başvuru sırasında yazılmaması halinde bunun daha sonra talep üzerine tamamlanmasının mümkün bulunduğu, ancak davacı tarafından bu yönde talepte bulunulmadığı, bununla birlikte davacının çek borçlularına karşı TTK’nın 644. maddesine dayalı olarak dava açma hakkının bulunduğu halde buna ilişkin tüm yasal yolları tüketmediği gerekçesiyle, yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, çekin bankaya ibraz edildiğinde, ibraz tarihinin yazılmaması eksikliğinin daha sonra tamamlanmasının mümkün bulunmamasına göre, mahkemenin bu gerekçesi doğru olmamakla birlikte, çek hamilinin ibraz tarihi yazılı olmayan çek nedeniyle çek borçlularına karşı tüm yasal yolları tükettikten sonra alacağını tahsil edememesi durumunda davalı bankadan bunu isteyebileceği, ancak davacı tarafından tüm yasal yolların henüz tüketilmeden davalı banka hakkında açmış olduğu davanın yerinde olmadığı, bu durumda, mahkemece sırf bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddi yerinde değil ise de, sonucu itibariyle doğru olan hükmün onanması gerekmiştir." (Yargıtay 11. HD., 2008/4370 E, 2009/8394 K) 15.Yukarıdaki açıklamalar ve yargı uygulaması, mevzuat hükümleri ışığında dosyaya bakıldığında; davacı taraf, keşideci ve iki ciranta aleyhine Antalya Genel İcra müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyası ile çeke takip yapmıştır. Takip talebinde ibraz tarihi ... olarak gösterilmiştir. İcra müdürlüğünce, çekin süresinde ibraz edilip edilmediği, kambiyo vasfı olup olmadığı anlaşılmadığından, ... tarihinde şikayet yolu açık olmak üzere karar verilmiştir. Çekte ibraz tarihi olmadığı konusunda gelinen aşamada bir uyuşmazlık yoktur. 16.Süresinde ibraz edilmeyen çeklere dayanılarak, kambiyo hukuku çerçevesinde alacak isteminde bulunulamaz. Ancak, ya doğrudan temel ilişkiye dayanılarak tahsil davası yoluna ya da TTK'nın m. 818/1 yollaması ile çeklerde de uygulanması gereken aynı yasanın 732 inci maddesinde düzenlenmiş bulunan sebepsiz iktisap davası yoluna başvurulması gerekir. (PULAŞLI, s. 425) Davacının bu yollara başvurmadığı anlaşılmaktadır. Bu yönde bir bilgi ve belge dosyada olmadığı gibi duruşmadaki kendi beyanında da sadece belirttikleri icra dosyasının var olduğu anlaşılmıştır. 17.Tüm bu açıklamalar, dosya kapsamı, mevzuat hükümleri, emsal yargı kararları ışığında, çekteki keşideci imzasının sıhhatinden şüphelenen bankanın ödeme yapmaması, basiretli iş adamı gibi hareket etmenin bir gereği olması, ibraz tarihinin yazılmasının da yasal gereklilik olması ancak, çek hamilinin ibraz tarihi yazılı olmayan çek nedeniyle çek borçlularına karşı tüm yasal yolları tükettikten sonra alacağını tahsil edememesi durumunda davalı bankadan bunu isteyebileceği, ancak davacı tarafından tüm yasal yolların henüz tüketilmeden davalı banka hakkında açmış olduğu anlaşılmakla, davanın reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davacı tarafça yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 3-Hükmün niteliği ve tarihi dikkate alınarak, alınması gerekli ... TL maktu ret harcının davacı tarafça yatırılan ... TL'den mahsubu ile hazineye gelir kaydına, bakiye harcın karar kesinleştiğinde istek halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, Dair, davacı vekili ... ve davalı vekili ...'nın yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.30/06/2021
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır