İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2020/496 E. 2024/938 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2020/496
- Karar No
- 2024/938
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/496 Esas KARAR NO : 2024/938 DAVA: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 24/12/2013 KARAR TARİHİ: 18/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketten alacaklarının tahsili bakımından ---- adına tahakkuk etmiş ve edecek olan --- tarihinde ----- yevmiye nolu temliknamesi ile müvekkiline temlik ettiğini, ancak temlik bedelinin, temliknamenin sahte olduğu ileri sürülerek ödenmediğini, temliknamenin sahteliği iddiasıyla davalılar aleyhine açılan ve ---- sayılı dosyası ile yapılan yargılama sonucunda davalı şirket yetkilisi olan ---- sahte temlikname tanzim edip kullandıklarından dolayı cezalandırılmalarına, diğer davalı noter ---- hakkında davanın zamanaşımı yönünden ortadan kaldırılmasına karar verildiğini, temliknameyi sahte olarak düzenleyip kullanarak birlikte hareket eden davalı şirket, şirket yetkilisi -----bu temlikname sebebiyle müvekkiline borçlu olduklarını, temliknamenin tasdik edildiği noter --- temliknamede imzası bulunan çalışanı ---- da sorumlu olduklarını belirterek 560.000,00 TL tazminat alacağının temlik tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar ----- cevap dilekçesinde özetle; aynı konuda dersdest dava olduğunu, dava konusu temliknamenin zamanaşımına uğradığını, temliknamenin şirket çalışanı ---- tarafından yetkisi olmadığı halde sahte kaşe ve imza ile düzenlendiğinden müvekkillerine husumet yöneltilemeyeceğini belirterek usuli itirazlarda bulunmuş, esasa ilişkin olarak da; davacı ile müvekkilleri arasında hiç bir ticari ilişki bulunmadığını, dava konusu temliknamenin eski çalışan ----- tarafından sahte olarak düzenlendiğini, hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, temliknamenin sahte olduğunun mahkemelerce tespit edildiğinden davacının müvekkili şirketten herhangi bir alacağı olmasının mümkün olmadığını belirterek davanın usulden, olmadığı taktirde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar ------ vekili cevap dilekçesinde özetle; temlik sözleşmelerinin onaylama şeklindeki noterlik işlemi mesnet gösterilerek iddia edilen zararın doğumuna sebebiyet verildiği gerekçesiyle, husumetin notere ve başkatibine karşı yöneltilmesinin tamamen haksız ve hukuka aykırı olduğunu, taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacının her durumda, iddia ettiği 560,000,00 TL miktarındaki alacağını, muteber delillerle ispatlamak zorunda olduğunu, noterlik onay işlemi ile iddia edilen zarar arasında uygun illiyet bağının hiç doğmadığını, temlik sözleşmesinin hukuki nitelikçe borç doğuran bir sözleşme olmadığı ve temlik sözleşmesinin illi bir işlem olduğu bu nedenle temel işlemin geçersizliğinin temlik sözleşmesini de geçersiz kılacağı nazara alındığında, somut olaydaki iddia edilen zarara hiçbir şekilde temlik sözleşmesinin onaylama şeklindeki noterlik işleminin sebebiyet veremeyeceğinin aşikar olduğunu belirterek öncelikle zamanaşımına uğrayan tazminat taleplerinin reddine, mümkün olmaması halinde davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ----tebligat yapıldığı ancak davaya cevap vermediği anlaşılmıştır.Feri müdahil vekili dilekçesinde özetle; ---- mesleki sorumluluk sigortasını Müvekkili --- yaptırdığını, davalı noter ----- mesleki sorumluluk sigorta poliçesinin müvekkili şirket nezdinde olduğunu, görülmekte olan işbu davanın davalı noter aleyhine bitmesi durumunda poliçe teminatı kapsamında müvekkilinin de zarar göreceğinden, davanın noter lehine sonuçlanmasında müvekkilimin hukuki yararı bulunduğunu, bu nedenle davalı ---yanında feri müdahil olarak davada yer almasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE: Dava; sahte temlikname nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkememizden verilen------ilamıyla kaldırılmakla,"... kararın HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, ----- dosyasının kesinleşmesinin beklenilmesi ile kararın kesinleşmesinden sonra delillerin ve zamanaşımı itirazlarının değerlendirilmesi için ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine..."karar verilerek dava mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılarak bu esas üzerinden yargılamaya devam olunmuştur. Davaya konu ---- tarafından düzenlenen, ------alacaklarımızı borçlar kanunun ------ temlikle ilgili Maddelerine göre gayri kabili rücu olarak, ----temlik ettik. Temlik gereği ------- hesabına yatırılmasını arz ederiz. Temlik ettiğimiz iş bu meblağın ahzu kabz yetkisinin lehine temlik yapılan şirkete ait, keza ahzu kabzda gerekli belgelerinde şirket tarafından vazedileceğini, -------- olup, kayıt tarihleri ve kayıt numaraları yazılı dosyalarla Şirketimize tahakkuk etmiş veya edecek alacaklarımızla şirketimizin ilişiğinin kalmadığını, yukarıdada açıkça ifade ettiğimiz gibi bu alacakların tamamının ---- intikal ettiğini, beyan, kabul ve taahhüt eder, Temlikname örneğinin ilgili -----şeklinde düzenlendiği anlaşılmıştır.Somut olayda, dava konusu temlik sözleşmelerinde davalı şirkete atfen atılı imzaların o tarihte şirketin yetkilisi olan davalı ---- ait olmadığı, imzaların davalı şirketin eski çalışanı ------ ait olduğu, bu davalı hakkında verilen ceza mahkumiyet hükmünün kesinleştiği ihtilafsızdır.Davaya dayanak temliknameler lehdarı davacı ile ve dava ile ilgisi bulunmayan çok sayıda temlikname lehdarları olan çok sayıda sanığın yargılandığı -----karar sayılı ve bu dosya ile birleşen ceza dosyalarında), şirket çalışanı -----şirket yetkilisi ----- fikir ve eylem birliği içerisinde mali sıkıntı da olan şirketlere finans sağlamak üzere piyasadan kayıt dışı para topladıkları, temliknameleri şirket yetkilisinin bilgisi dahilinde ---- imzaladığı gerekçesiyle suça katıldığı sabit olmayan lehdarların beraatlerine, şirket temsilcisi ile çalışanın her ikisinin resmi belgede sahtecilik suçunu işledikleri kabul edilerek mahkumiyetlerine karar verildiği, şirket çalışanı --- hakkında verilen mahkumiyet kararı ---- ilamı ile onandığı, maddi hatanın giderilmesi istemi yine aynı ---- sayılı ilamı ile reddedilerek bu davalı hakkındaki mahkumiyet hükmünün kesinleştiği, sanık --- hakkında verilen temyiz isteminin reddi ve onama ilamı ise ; ---- itirazı ve -----tarafından yapılan bozma ve süreçten sonra ---- karar sayılı ilamınının IV numaralı bendinde, “Katılan-sanık -------resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen beraat,... haklarında noter onaylı temliknamelerde sahtecilik suçundan verilen beraat, birleşen ----- esas sayılı dosyasında sanık..hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ve resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen beraat ile sanık ---- hakkında birleşen ---- sayılı dosyasında katılanlar ---- karşı çek ve bonolarda sahtecilik yapmak suretiyle resmi belgede sahtecilik, birleşen ---- dosyasında sahte çek düzenlemek suretiyle resmi belgede sahtecilik, birleşen ---- esas sayılı dosyasında katılanlar ------- yönelik sahte çek ve bono düzenlemek suretiyle resmi belgede sahtecilik, birleşen ----- dosyasında çekte sahte ciro yapmak suretiyle resmi belgede sahtecilik ile temliknamelerde sahtecilik suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine ise sanık sıfatıyla yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;---- ve 2004 yıllarında piyasaya borcunun olup olmadığı, var ise miktarı ve bunların şirket kayıtlarında yer alıp almadığının, ---- diğer sanıklar arasında gerçek bir ticari ilişkinin bulunup bulunmadığının, katılan sanık------- bulunduğu şirketlere borç para verdiğini iddia eden şahısların mali yönden bu kapasitede borç verme yeterliliğine sahip olup olmadıklarının ve davaya konu çek, bono ve temliknamelerin şirket kayıtlarında yer alıp almadığının belirlenmesi, dava konusu olayla ilgili olduğu iddia edilen ----incelenmesi, ayrıca -----sayılı dosyaları da dikkate alınarak sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdir edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi..” gerekçesiyle eksik inceleme nedeniyle davalı ---- hakkındaki mahkumiyet kararının bozulmasına karar verilmiştir.----- tarihli kararı ile, sanık --- temliknameler nedeni ile ---- bilgisi dahilinde sahte temlikname düzenleme suçundan dolayı hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanıklar -----olağan zamanaşımı süresinin karar tarihinde dolmuş olması nedeni ile haklarında açılan kamu davasının dava zamanaşımı nedeniyle düşmesine, sanık -----sahte senetler ve çekler vermekten dolayı hapis cezaları ile cezalandırılmasına karar verilmiş, verilen karar----sayılı kararı ile onanmış, ----itirazı üzerine ------sayılı kararı ---- itirazının reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında görülen dava, davalı şirket ve davalılardan ---- TTK hükümlerine dayalı temsil ilişkisi ve haksız fiil sorumluluğu esaslarına, davalılar -------yönünden 1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun 162. maddesine dayalı noterin sorumluluğu esaslarına dayalı tazminat davası olup, tazminat hukukunun konusu, zarar verenin, zarar görenin uğramış olduğu zararı gidermektir.Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinde düzenlenen haksız fiil nedeniyle sorumlulukta dört unsurun birlikte bulunması zorunlu olup, bu unsurlar hukuka aykırı bir fiilin var olması, fiili işleyenin kusurlu olması, kusurlu şekilde işlenen ve hukuka aykırı olan bu fiil nedeniyle bir zarar doğması, doğan zarar ile hukuka aykırı fiil arasında uygun nedensellik bağı bulunmasıdır. 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 162. maddesinde stajyer, katip ve katip adayları tarafından yapılmış olsa bile noterlerin, bir işin yapılmamasından veya hatalı yahut eksik yapılmasından dolayı zarar görmüş olanlara karşı sorumlu oldukları hükme bağlanmış olup, Yargıtay uygulamasında kusursuz sorumluluk olarak nitelendirilen ilke çerçevesinde noterin hukukî sorumluluğunun söz konusu olabilmesi için noterin veya noter çalışanının bir eyleminin bulunması ve bu eylemden dolayı bir zararın doğması, bu zararla birlikte eylem ile zarar arasında illiyet bağının bulunması gerekmektedir. Bu kapsamda olmak üzere alacağın temliki TBK'nın 184.maddesi uyarınca resmi şekle tabi olmayıp, yazılı şekle tabi olduğundan temliknamelerin noter tarafından onaylanması tek başına noterin sorumluluğunu gerektirmez. Davaya konu temliknameleri imzalayan -----davalı şirketin sigortalı çalışanı olup, şirketi temsil ve ilzama yetkili olmadığı halde şirketin temsilcisinin imzası taklit etmek suretiyle şirketin borcu olmadığı halde 3. şahıslar lehine sahte temlikler düzenleyerek şirket yetkilisi gibi imzaladığından sahte temlikname ile davalı şirketin sorumlu olduğu sonucuna da varılamaz.----Somut olayda noter onaylı olarak tanzim edilen sahte temliknameler nedeniyle davalı şirket ve davalı ------sorumlu tutulabilmesi için zararın gerçekleştiğinin davacı tarafından kanıtlaması gerekmekte olup, temlik işleminin geçerli olduğuna duyulan güven nedeniyle zarar oluştuğu iddiası davacının davalı şirketten alacaklı olduğu olgusuna dayandırılmakla birlikte dosya kapsamındaki delillere göre davacının alacağının varlığını ispat edememesi karşısında haksız fiil sorumluluğuna ilişkin zarar unsurunun gerçekleştiği söylenemez. Bu durumda davalı ----yönünden davanın reddine karar verilmiştir.Diğer yandan, 818 sayılı Borçlar Kanunu, 11.01.2011 tarihinde kabul edilen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 647 nci maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır. 6098 sayılı Kanun ise 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrası; “Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan hak düşürücü süreler ile zamanaşımı süreleri, eski kanun hükümlerine tabi olmaya devam eder. Ancak, bu sürelerin henüz dolmamış kısmı, Türk Borçlar Kanununda öngörülen süreden uzun ise, yürürlüğünden başlayarak Türk Borçlar Kanununda öngörülen sürenin geçmesiyle, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi dolmuş olur” hükmünü haiz olup, buna göre somut olayda 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Haksız fiilden doğan tazminat davasının tabi olduğu zamanaşımı süreleri ve başlangıçları 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 60.maddesinde genel zamanaşımı hükümlerinden ayrı olarak düzenlenmiştir. Zamanaşımı sürelerinin ve başlangıçlarının düzenlendiği 818 sayılı Kanun'un 60. maddesinin ilk iki fıkrası; “Zarar ve ziyan yahut manevi zarar namiyle nakdi bir meblağ tediyesine müteallik dava, mutazam olan tarafın zarara ve failine ıttıla tarihinden itibaren bir sene ve her halde zararı müstelzim fiilin vukuundan itibaren on sene mürurundan sonra istima olunmaz. Şu kadar ki zarar ve ziyan davası, ceza kanunları mucibince müddeti daha uzun müruru zamana tabi cezayı müstelzim bir fiilden neşet etmiş olursa şahsi davaya da o müruru zaman tatbik olunur.” şeklinde düzenleme içermektedir. Görüldüğü üzere, 818 sayılı Borçlar Kanununun 60/2. maddesi gereğince, eylemin aynı zamanda Ceza Kanununda suç sayılması halinde daha uzun ise olayda ceza zamanaşımı süresinin uygulanacağı, dolayısı ile bu durumda Borçlar Kanunundaki daha kısa zamanaşımı sürelerinin uygulanamayacağı hususu açıkça anlaşılmaktadır. Söz konusu hüküm, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte; fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı, hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. Sonuçta; haksız eylemin suç oluşturması durumunda o suç için öngörülen ceza zamanaşımı süresi hukuk yargılamasında da uygulanacaktır. Nitekim------kararında da aynı ilkeler benimsenmiştir. Mülga 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (CMUK) yürürlükte olduğu dönemde ------ CMUK'nun 350 ila 358.maddeleri arasında “şahsi dava”, aynı Kanunun 365.maddesinde ise kamu davasına müdahale ve şahsi hak talebinde bulunma düzenlenmiş olup, suçtan zarar gören kişinin, kamu davasına müdahale etmek suretiyle şahsi hak talebinde bulunma imkanına sahip olduğu ancak ceza davasında şahsi hak talebinde bulunma olanağının 01.06.2005 tarihi itibariyle ortadan kaldırıldığı, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunu'nun Geçici 1.maddesinde "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce ceza mahkemelerinde açılmış bulunan davalardaki şahsi hak talepleri, görevsizlik kararı verilmeyerek bu mahkemelerce sonuçlandırılır." biçimindeki düzenleme yapıldığı ----------sayılı ilamı), ceza davasının açılmış olmasının, bu davaya müdahale talebinde bulunulması ve hatta şahsi hak (tazminat talebi) saklı tutulmak suretiyle kamu davasına müdahale talebinin, haksız fiilden (suçtan) doğan tazminat alacağı için zamanaşımını kesen bir neden olarak kabul edilemeyeceği------ davacının ceza davasına katılması fakat şahsi hak talebinde bulunmamasının dava zamanaşımı süresini kesmeyeceği ---- kararında belirtilmiştir.Mahkememizce kesinleşmesi beklenen ceza mahkemesi kararında, davalı noter ---- hakkında görevi kötüye kullanma suçuna ilişkin yargılama yapıldığı, bu suça dair suç tarihinde geçerli olan 765 sayılı TCK'nın 240/1 maddesindeki ceza üst sınırına göre TCK'nın 102/4 maddesi uyarınca ceza zamanaşımı süresi 5 yıl olduğu anlaşılmaktadır.Dava konusu sahte temlikname olayına ilişkin davalı noter ve katibi hakkında diğer mahkemelerde görülen benzer davalara ilişkin -------- Karar sayılı kararında da bu husus vurgulanmış olup, somut olayda davacı anılan ceza davasına katılsa dahi şahsi hak talebinde bulunmamakla dava zamanaşımı süresini kesilmediği ve dava tarihi itibariyle 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gözetilerek mahkememizce diğer davalılar ----yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı ----- aleyhine açılan davaların zamanaşımı nedeniyle REDDİNE, 2-Davalı ------ aleyhine açılan davanın kanıtlanamadığından REDDİNE, 3-Alınması gereken 427,60- TL karar harcına karşılık peşin alınan 9.563,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 9.135,80 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4-Yargılama Giderleri; a)Davacı tarafından yapılan tüm yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, b)Davalılar ----- tarafından yapılan 200,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak bu davalılara verilmesine, c)Davalılar ----tarafından yapılan 50,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak --- mirasçılarına (mirasçılar; ------) verilmesine, 5-Davalı ----- dışındaki tüm davalılar yararına A.A.Ü.T. uyarınca taktir edilen 88.000,00- TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak---dışındaki tüm davalılara/ davalı ----mirasçılarına (mirasçılar; -----) verilmesine, 6-Bakiye gider abanslarının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı -------vekilinin mahkeme duruşma salonunda, davalı ----- mirasçıları ve ------------vekilinin e-duruşma yöntemi ile yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 18/12/2024