İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2020/457 E. 2024/832 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2020/457
Karar No
2024/832
Karar Tarihi

T.C. ... 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2020/457 Esas - 2024/832

TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C. ... 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2020/457 Esas KARAR NO : 2024/832

DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 05/10/2020 KARAR TARİHİ : 05/12/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZIM TARİHİ : 05/01/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketlerin oluşturduğu iş ortaklığı ile davacı şirket arasında... .... .... .... .... .... işinin yapımı için 23.09.2014 tarihinde Taşeronluk Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmenin 10. maddesine göre; "Taşeron yapılmış olan ve İdarenin eksiksiz olarak kabul ettiği ve onayladığı tüm imalatları tespit ederek İşverenin projeden sorumlu teknik elemanı ile birlikte hak ediş düzenleyecek ve İdareye verilmek üzere İşverene teslim edilecektir." ve "İşverende hak edişini İdareden tahsil ettikten sonra 5 iş günü içerisinde Taşeronun hak edişi yapılacak ve taşerona ödenecektir." olarak belirtildiği, davacı şirketin, iş bu sözleşmeye konu işi tamamladığını ve nitekim Geçici Kabul Komisyonu'nun yapılan işlerin tamamladığını kabul ederek onayladığını, bunun üzerine sözleşmeye konu iş İdarece kabul edildikten sonra davacı şirket yapılan iş nedeniyle hak edişini tahsil etmek amacıyla 30.06.2017 tarih 10813 sıra numaralı 228.800,00 TL'lik faturayı, 27.08.2019 tarih 108142 numaralı 369.717,86 TL'lik faturayı ve 30.08.2019 tarihli 108143 numaralı 696.994,00 TL'lik faturayı düzenleyerek borçlu şirketlere gönderdiğini, ancak borçlu şirketler tarafından müvekkili şirkete herhangi bir ödeme yapılmadığını, bunun üzerine ödenmeyen fatura bedellerinin tahsili amacıyla ... ... .... .... Esas sayılı dosya ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, ancak davalı şirketlerin ayrı ayrı borcun tamamına ve ferilerine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiklerini, itiraz üzerine takibin durduğunu belirterek ... ... .... .... Esas sayılı dosyasına vaki itirazların ayrı ayrı iptali ile takibinin devamına karar verilmesini, alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 09/11/2020 tarihli cevaba cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin, taşeronluk sözleşmesinde kendi payına düşen yükümlülüğü yerine getirerek işi tamamladığını ve yapılan işin de idarece kabul edildiğini, sözleşme uyarınca yapılan işin karşılığı olan ücretin ödenmesi yükümlülüğünü ise davalı şirketler yerine getirmediklerini, ayrıca sözleşmeye konu işin karşılığı olan ücretin ödenmesi için açılan ilamsız icra takibine de davalı şirketlerin haksız bir şekilde itiraz ederek davacı şirketin zarara uğramasına neden olduklarını, Türk Medeni Kanunu madde 2/1 ve 2'de de hüküm olunduğu üzere borçlu şirketlerin hukukun tanıdığı hakkı kötüye kullandığını ve yükümlülüklerini zamanında ve doğru şekilde yerine getirmediklerini, takip konusu alacağın likit fatura alacağı olduğunu beyan etmiştir. Davalı ...Yapı İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın iddialarının tamamen hukuka aykırı ve haksız olduğunu, davacı yanın dava konusu olarak iddia ettiği 2014 tarihinde tanzim edilen taşeronluk sözleşmesinin davalı şirket ve davacı tarafından 02.09.2015 tarihinde karşılıklı olarak feshedildiğini ve taraflar karşılıklı olarak birbirlerine karşı herhangi bir alacak ve borçları bulunmadığını belirterek sözleşmeyi feshettiklerini, fesih tarihinden sonra taraflar arasında bir ticari ilişki doğmadığı gibi fesih tarihinden önce ve fesih tarihinden sonra taraflar arasında alacak ve borç ilişkisi de kalmadığını, davacı tarafından haksız olarak bedelleri talep edilen faturalar davalıya gönderilmiş; ancak faturalar davalı şirket tarafından davacıya iade edilmiş olup, davalı şirketin faturalara ilişkin herhangi bir ödeme yükümlülüğü bulunmadığını, arada bir ticari iş olmaksızın davacı yanın hangi amaç ile fatura düzenlediğinin davalı şirketçe anlaşılamamakla birlikte, davacı yan tarafından düzenlendiği iddia edilen faturaların davalının ticari defter kayıtlarına da işlenmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini, davalı aleyhinde kötü niyetli olarak olarak icra takibi yapılması nedeniyle davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine savunmuştur. Davalı ... İnşaat Elektrik Mühendislik Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ....Ltd Şti'nin icra takibine ve davaya konu faturalar nedeniyle davacı şirkete hiç bir borcu bulunmadığını, dava dilekçesinde 30.06.2017 tarih 10813 sıra numaralı 228.800,00 TL bedelli, 27.08.2019 tarih 108142 numaralı 369.717,86 TL bedelli, 30.08.2019 tarih 108143 numaralı 696.994,00 TL bedelli faturaların, "Kırklareli 1. Grup Taşkın Koruma İşi" kapsamında, davacı şirketin taşeron olarak yükleniminde olan ve yaptığını iddia ettiği iş nedeniyle hak edişinin tahsili amacıyla düzenlendiğinin belirtildiğini, yani iddia edilen alacak 2014 tarihli taşeron sözleşmesine dayandırıldığını, oysa ki söz konusu taşeron sözleşmesinin "Sulh Sözleşmesi" ile 02.09.2015 tarihinde karşılıklı olarak feshedildiğini ve hükümsüz kaldığını, taraflar arasındaki hukuki ve ticari ilişki ile alacak-borç ilişkisi de anılan sulh sözleşmesi ile son bulduğunu, işveren taraf olarak davalı şirketler iş ortaklığı ve taşeron olarak davacı şirketin sözleşmeden doğmuş ve doğacak tüm haklarından karşılıklı olarak birbirlerini ibra ettiklerini, birbirlerine karşı sözleşmeden doğan herhangi bir alacak ve borçları olmadığı hususunda anlaştıklarını, feshe yönelik sulh sözleşmesi öncesine ve sonrasına ilişkin davalı davalı ....Ltd Şti'nin davacı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını, takibe konu faturalar nedeniyle ödeme yükümlülüğünün de bulunmadığını, davacı tarafın iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte, takibe yaptıkları itirazın haksız olmadığını, iddia edilen alacağın da davacının tek taraflı düzenlediği faturalara dayandığından likit olmadığını, ayrıca fatura alacağına ilişkin işletilen faiz ve gecikme zammının yasaya aykırı olduğunu, asıl alacak, faiz ve gecikme zammı yönünden itiraz haklarının saklı kaldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini, davalı aleyhinde kötü niyetli olarak olarak icra takibi yapılması nedeniyle davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine savunmuştur. Dava, taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan ve ödenmediği ileri sürülen hakediş alacaklarının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflarca usulüne uygun dayanılan deliller celbedilmiş, bilirkişi kök ve ek raporları alınmıştır. Mahkememizce mali müşavir, inşaat mühendisi bilirkişi ile nitelikli hesap alanında uzman bilirkişiden aldırılan 20/02/2023 tarihli kök rapor ile; taraflar arasında bir cari hesap sözleşmesinin bulunmadığı, taraflar arasında dava konusu uyuşmazlıktan öncesine ilişkin tanzim edilmiş 02/09/2015 tarihli sulh sözleşmesi bulunduğu, davalıların oluşturduğu iş ortaklığının bağlı bulunduğu vergi dairesi müdürlüğünce bildirilen 2017, 2018, 2019 yılları BA dökümlerine göre davacı şirketin 2017 yılında iş ortaklığına 1 adet KDV hariç 200.000 TL bedelli fatura düzenlediği, 2018 ve 2019 yılları için düzenlenmiş bir faturanın ise bulunmadığı, aynı yılların BS dökümlerine göre ise iş ortaklığı tarafından 2017 yılında dava dışı işveren ... adına 1 adet KDV hariç 328.346 TL bedelli fatura düzenlediği, 2018 ve 2019 yılları için düzenlenmiş bir faturanın ise bulunmadığı, davacının 2016, 2018 ve 2019 yılı ticari defterlerini ibraz etmediği gibi sunduğu defterlerin ise kapanış kayıtlarının yaptırılmadığı, davalı iş ortaklığının 2014,2015,2016 ve 2019 yılı ticari defterlerini ibraz etmediği gibi, ibraz ettiği 2017 ve 2018 defterlerinin ise kapanış kayıtlarının yaptırılmadığı, asıl işveren kurum olarak ... tarafından dosyaya kazandırılmış olan CD'nin çatlak olması nedeniyle açılamadığından, takip konusu faturaların düzenlenmiş olduğu 2019 yılında yapılan imalat olup olmadığının belirlenemediği, taraflara ait elde edilen belge ve kayıtlara nazaran 31.12.2017 tarihi itibariyle davacı şirketin, davalı iş ortaklığına 834.604,46 TL borçlu olduğunda mutabakat bulunduğu, davacı tarafından takibe konu edilen 30.06.2017 tarihli 108134 nolu 228.800,00 TL bedelli faturanın, davalı iş ortaklığı ticari defterlerine kaydedilmiş olduğu, 27/08/2019 tarihli 108142 nolu 369.717,86 bedelli, 30/08/3019 tarihli 108143 nolu 696.994 TL bedelli faturaların ise iş ortaklığına ait ticari defterlerde kayıtlı olmadığının tespit edildiği, dosya içeriğinde bu faturaların muhatabına teslim edildiğine, yine bu faturalara iş ortaklığı tarafından itiraz edildiğine dair herhangi bir belge bulunmadığı, bu haliyle tarafların kayıtlarına mevcut haliyle itibar edildiği taktirde davacının davalı iş ortaklığına 31/12/2017 tarihinde 834.604,46 TL borçlu olduğunda mutabakat bulunduğu, bu bakımdan bu tarihten öncesine dayanan ve takibe konu 30/06/2017 tarihli 108134 nolu 228.800 TL bedelli faturanın takibe konu olamayacağı, davacı şirketin 2019 yılına ait ticari defterlerinin dosyaya sunulu olmaması nedeniyle tespiti yapılamayan ve iş ortaklığı ticari kayıtlarına ilişkin muavin defterlerde kaydı bulunmayan ve iş ortaklığı tarafından Vergi Dairesine BA formları ile beyan edilmemiş bulunan iki adet faturanın huzurda görülen davada dikkate alınması yönünde mahkemenin kanaati oluşması halinde, 30.08.2019 tarihli 696.994,00 TL bedelli ve 27.08.2019 tarihli 369.717,86 TL bedelli faturalar toplamı olan ( 696.994,00 + 369.717,86 ) 1.066.711,86 TL açısından değerlendirildiğinde ise tarafların 31.12.2017 mutabık olan kayıtlarında tespit edilen 834.604,46 TL iş ortaklığı alacağı dikkate alındığında, davacı şirketin iş ortaklığından 232.107,40 TL alacaklı olabileceği rapor edilmiştir. ... tarafından sağlam CD gönderilmesi üzerine 01/06/2023 tarihli celse ara kararı uyarınca CD ve taraf itirazları incelenmesi amacıyla aldırılan 14/11/2023 tarihli ek rapor ile; taraflara ait ticari defterlerin tasdik işlemlerinin yasada belirtilen usul ve esaslara uygun olmadığı, bir kısım defterlerin ibraz edilmiş olduğu bir kısım defterlerin ibraz edilmemiş olduğu, asıl işveren kurum olarak ... tarafından dosyaya kazandırılmış olan CD içeriğinde asıl işveren tarafından düzenlenen 20.12.2016 tarihli 21 nolu hakediş bulunmakta olup, 21 nolu hakediş itibariyle işin fiziki gerçekleşme oranı %96 mertebesinde olduğu, bu durumda takip konusu faturaların düzenlenmiş olduğu 2019 yılında yapılan imalat olmadığı, zira iş ortaklarına ait BS görüntüleme ekran kayıtlarda ... 11. Bölge Müdürlüğü adına en son 2017 yılında 328.3464,00 TL fatura düzenlendiği, taraflara ait elde edilen belge ve kayıtlara nazaran 31.12.2017 tarih itibariyle davacı şirketin davalı iş ortaklığına 834.604,46 TL borçlu olduğunda mutabakat bulunduğu, kök raporda da bahsedilmiş olduğu üzere tarafların kayıtlarına bu haliyle itibar edildiği takdirde 31.12.2017 tarih itibariyle davacı şirketin davalı iş ortaklığına 834.604,46 TL borçlu olduğunda mutabakat bulunmakta olduğu, bu bakımdan 30.06.2017 tarihli 108134 nolu 228.800,00 TL bedelli fatura açısından, bu faturanın takibe konu olamayacağı, davacı şirket 2019 yılına ait ticari defterlerinin dosyaya sunulu olmaması nedeniyle tespiti yapılamayan ve iş ortaklığı ticari kayıtlarına ilişkin muavin defterlerde kaydı bulunmayan ve iş ortaklığı tarafından Vergi Dairesine Ba formları ile beyan edilmemiş bulunan iki adet faturanın huzurda görülen davada dikkate alınması yönünde Mahkeme'nin kanaati oluşması halinde; 30.08.2019 tarihli 108143 ni 696.994,00 TL bedelli ve 27.08.2019 tarihli 108142 nl 369.717,86 bedelli faturalar toplamı olan 1.066.711,86 TL açısından mahkeme tarafından değerlendirilmesi halinde; tarafların 31.12.2017 mutabık olan kayıtlarında tespit edilen 834.60446 TL iş ortaklığı alacağı dikkate alındığında, davacı şirketin iş ortaklığından 232.107,40 TL alacaklı olabileceğinin hesap edilebileceği rapor edilmiştir. Taraf itirazları üzerine mahkememizce aldırılan 04/03/2024 tarihli ek rapor ile; kök ve ek raporda ulaşılan görüş ve kanaatleri değiştirecek mahiyette yeni belge sunulu olmadığından, dosyaya sunulan itiraz dilekçelerinde daha önceki beyanları tekraren genel ve hukuki değerlendirmeler yapılmış olduğundan, kök ve ek rapordaki görüş ve kanaate değişiklik olmadığı rapor edilmiştir. Taraflara ticari defterlerini sunmaları için 04/07/2024 tarihli celsede verilen kesin süre sonrasında aldırılan 17/08/2024 tarihli ek rapor ile; davacının bildirdiği irtibat kişisince davacının 2016, 2018 ve 2019 yılı ticari defterlerinin tamamının avukata teslim edildiği ama avukat tarafından dosyaya sunulmadığı ve defterlerin kaybolduğunun bildirildiği, bu haliyle defterler ibraz edilmediğinden ticari defterler üzerinde inceleme yapılamadığı bildirilmiştir. Davalıların oluşturduğu iş ortaklığının 2014, 2015, 2016, 2019 yılı ticari defterlerinin sunulması için kesin süre verilmiş ise de sadece 2016 yılı ticari defterinin sunulduğu, bu defterlerin incelenmesi ile ulaşılan sonuçların kök rapor ile uyumlu olduğu, kök raporda ulaşılan sonuçta bir değişiklik olmadığı rapor edilmiştir. Tüm dosya kapsamından; taraflar arasındapit ederek İşverenin projeden sorumlu teknik elemanı ile birlikte hak ediş düzenleyecek ve İdareye verilmek üzere İşverene teslim edilecektir." ve "İşverende hak edişini İdareden tahsil ettikten sonra 5 iş günü içerisinde Taşeronun hak edişi yapılacak ve taşerona ödenecektir." olarak belirtildiği, davacı şirketin, iş bu sözleşmeye konu işi tamamladığını ve nitekim Geçici Kabul Komisyonu'nun yapılan işlerin tamamladığını kabul ederek onayladığını, bunun üzerine sözleşmeye konu iş İdarece kabul edildikten sonra davacı şirket yapılan iş nedeniyle hak edişini tahsil etmek amacıyla 30.06.2017 tarih 10813 sıra numaralı 228.800,00 TL'lik faturayı, 27.08.2019 tarih 108142 numaralı 369.717,86 TL'lik faturayı ve 30.08.2019 tarihli 108143 numaralı 696.994,00 TL'lik faturayı düzenleyerek borçlu şirketlere gönderdiğini, ancak borçlu şirketler tarafından müvekkili şirkete herhangi bir ödeme yapılmadığını, bunun üzerine ödenmeyen fatura bedellerinin tahsili amacıyla ... .... .... .... .... .... .... Esas sayılı dosyasına vaki itirazların ayrı ayrı iptali ile takibinin devamına karar verilmesini, alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 09/11/2020 tarihli cevaba cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin, taşeronluk sözleşmesinde kendi payına düşen yükümlülüğü yerine getirerek işi tamamladığını ve yapılan işin de idarece kabul edildiğini, sözleşme uyarınca yapılan işin karşılığı olan ücretin ödenmesi yükümlülüğünü ise davalı şirketler yerine getirmediklerini, ayrıca sözleşmeye konu işin karşılığı olan ücretin ödenmesi için açılan ilamsız icra takibine de davalı şirketlerin haksız bir şekilde itiraz ederek davacı şirketin zarara uğramasına neden olduklarını, Türk Medeni Kanunu madde 2/1 ve 2'de de hüküm olunduğu üzere borçlu şirketlerin hukukun tanıdığı hakkı kötüye kullandığını ve yükümlülüklerini zamanında ve doğru şekilde yerine getirmediklerini, takip konusu alacağın likit fatura alacağı olduğunu beyan etmiştir. Davalı ...Yapı İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın iddialarının tamamen hukuka aykırı ve haksız olduğunu, davacı yanın dava konusu olarak iddia ettiği 2014 tarihinde tanzim edilen taşeronluk sözleşmesinin davalı şirket ve davacı tarafından 02.09.2015 tarihinde karşılıklı olarak feshedildiğini ve taraflar karşılıklı olarak birbirlerine karşı herhangi bir alacak ve borçları bulunmadığını belirterek sözleşmeyi feshettiklerini, fesih tarihinden sonra taraflar arasında bir ticari ilişki doğmadığı gibi fesih tarihinden önce ve fesih tarihinden sonra taraflar arasında alacak ve borç ilişkisi de kalmadığını, davacı tarafından haksız olarak bedelleri talep edilen faturalar davalıya gönderilmiş; ancak faturalar davalı şirket tarafından davacıya iade edilmiş olup, davalı şirketin faturalara ilişkin herhangi bir ödeme yükümlülüğü bulunmadığını, arada bir ticari iş olmaksızın davacı yanın hangi amaç ile fatura düzenlediğinin davalı şirketçe anlaşılamamakla birlikte, davacı yan tarafından düzenlendiği iddia edilen faturaların davalının ticari defter kayıtlarına da işlenmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini, davalı aleyhinde kötü niyetli olarak olarak icra takibi yapılması nedeniyle davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine savunmuştur. Davalı ... .... .... .... .... .... .... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ....Ltd Şti'nin icra takibine ve davaya konu faturalar nedeniyle davacı şirkete hiç bir borcu bulunmadığını, dava dilekçesinde 30.06.2017 tarih 10813 sıra numaralı 228.800,00 TL bedelli, 27.08.2019 tarih 108142 numaralı 369.717,86 TL bedelli, 30.08.2019 tarih 108143 numaralı 696.994,00 TL bedelli faturaların, "... .... .... " kapsamında, davacı şirketin taşeron olarak yükleniminde olan ve yaptığını iddia ettiği iş nedeniyle hak edişinin tahsili amacıyla düzenlendiğinin belirtildiğini, yani iddia edilen alacak 2014 tarihli taşeron sözleşmesine dayandırıldığını, oysa ki söz konusu taşeron sözleşmesinin "Sulh Sözleşmesi" ile 02.09.2015 tarihinde karşılıklı olarak feshedildiğini ve hükümsüz kaldığını, taraflar arasındaki hukuki ve ticari ilişki ile alacak-borç ilişkisi de anılan sulh sözleşmesi ile son bulduğunu, işveren taraf olarak davalı şirketler iş ortaklığı ve taşeron olarak davacı şirketin sözleşmeden doğmuş ve doğacak tüm haklarından karşılıklı olarak birbirlerini ibra ettiklerini, birbirlerine karşı sözleşmeden doğan herhangi bir alacak ve borçları olmadığı hususunda anlaştıklarını, feshe yönelik sulh sözleşmesi öncesine ve sonrasına ilişkin davalı davalı ....Ltd Şti'nin davacı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını, takibe konu faturalar nedeniyle ödeme yükümlülüğünün de bulunmadığını, davacı tarafın iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte, takibe yaptıkları itirazın haksız olmadığını, iddia edilen alacağın da davacının tek taraflı düzenlediği faturalara dayandığından likit olmadığını, ayrıca fatura alacağına ilişkin işletilen faiz ve gecikme zammının yasaya aykırı olduğunu, asıl alacak, faiz ve gecikme zammı yönünden itiraz haklarının saklı kaldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini, davalı aleyhinde kötü niyetli olarak olarak icra takibi yapılması nedeniyle davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine savunmuştur. Dava, taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan ve ödenmediği ileri sürülen hakediş alacaklarının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davaya konu ... 2. İcra Müdürlüğü'nün 2020/5305 Esas sayılı dosyası incelendiğinde; takibin 10/07/2020 tarihinde başlatıldığı, 30.06.2017 tarihli 108134 nolu 228.800,00 TL bedelli faturanın, davalı iş ortaklığı ticari defterlerine kaydedilmiş olduğu, 27/08/2019 tarihli 108142 nolu 369.717,86 bedelli, 30/08/3019 tarihli 108143 nolu 696.994 TL bedelli faturalar, 96.323,62 TL, 51.687,06 TL, 105.939,10 TL gecikme zammı olmak üzere toplam 1.549.461,64 TL alacağın tahsili istemiyle ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibin dayanağının 30.06.2017 tarihli 108134 nolu 228.800,00 TL bedelli faturanın, davalı iş ortaklığı ticari defterlerine kaydedilmiş olduğu, 27/08/2019 tarihli 108142 nolu 369.717,86 bedelli, 30/08/3019 tarihli 108143 nolu 696.994 TL bedelli faturalar olduğu, davalıların 14/07/2020 tarihli dilekçe ile borca ve ferilerine itiraz ettiği, 14/07/2020 tarihli tensip ile takibin durdurulmasına karar verildiği, eldeki davanın hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Taraflarca usulüne uygun dayanılan deliller celbedilmiş, bilirkişi kök ve ek raporları alınmıştır. Mahkememizce mali müşavir, inşaat mühendisi bilirkişi ile nitelikli hesap alanında uzman bilirkişiden aldırılan 20/02/2023 tarihli kök rapor ile; taraflar arasında bir cari hesap sözleşmesinin bulunmadığı, taraflar arasında dava konusu uyuşmazlıktan öncesine ilişkin tanzim edilmiş 02/09/2015 tarihli sulh sözleşmesi bulunduğu, davalıların oluşturduğu iş ortaklığının bağlı bulunduğu vergi dairesi müdürlüğünce bildirilen 2017, 2018, 2019 yılları BA dökümlerine göre davacı şirketin 2017 yılında iş ortaklığına 1 adet KDV hariç 200.000 TL bedelli fatura düzenlediği, 2018 ve 2019 yılları için düzenlenmiş bir faturanın ise bulunmadığı, aynı yılların BS dökümlerine göre ise iş ortaklığı tarafından 2017 yılında dava dışı işveren ... adına 1 adet KDV hariç 328.346 TL bedelli fatura düzenlediği, 2018 ve 2019 yılları için düzenlenmiş bir faturanın ise bulunmadığı, davacının 2016, 2018 ve 2019 yılı ticari defterlerini ibraz etmediği gibi sunduğu defterlerin ise kapanış kayıtlarının yaptırılmadığı, davalı iş ortaklığının 2014,2015,2016 ve 2019 yılı ticari defterlerini ibraz etmediği gibi, ibraz ettiği 2017 ve 2018 defterlerinin ise kapanış kayıtlarının yaptırılmadığı, asıl işveren kurum olarak ... tarafından dosyaya kazandırılmış olan CD'nin çatlak olması nedeniyle açılamadığından, takip konusu faturaların düzenlenmiş olduğu 2019 yılında yapılan imalat olup olmadığının belirlenemediği, taraflara ait elde edilen belge ve kayıtlara nazaran 31.12.2017 tarihi itibariyle davacı şirketin, davalı iş ortaklığına 834.604,46 TL borçlu olduğunda mutabakat bulunduğu, davacı tarafından takibe konu edilen 30.06.2017 tarihli 108134 nolu 228.800,00 TL bedelli faturanın, davalı iş ortaklığı ticari defterlerine kaydedilmiş olduğu, 27/08/2019 tarihli 108142 nolu 369.717,86 bedelli, 30/08/3019 tarihli 108143 nolu 696.994 TL bedelli faturaların ise iş ortaklığına ait ticari defterlerde kayıtlı olmadığının tespit edildiği, dosya içeriğinde bu faturaların muhatabına teslim edildiğine, yine bu faturalara iş ortaklığı tarafından itiraz edildiğine dair herhangi bir belge bulunmadığı, bu haliyle tarafların kayıtlarına mevcut haliyle itibar edildiği taktirde davacının davalı iş ortaklığına 31/12/2017 tarihinde 834.604,46 TL borçlu olduğunda mutabakat bulunduğu, bu bakımdan bu tarihten öncesine dayanan ve takibe konu 30/06/2017 tarihli 108134 nolu 228.800 TL bedelli faturanın takibe konu olamayacağı, davacı şirketin 2019 yılına ait ticari defterlerinin dosyaya sunulu olmaması nedeniyle tespiti yapılamayan ve iş ortaklığı ticari kayıtlarına ilişkin muavin defterlerde kaydı bulunmayan ve iş ortaklığı tarafından Vergi Dairesine BA formları ile beyan edilmemiş bulunan iki adet faturanın huzurda görülen davada dikkate alınması yönünde mahkemenin kanaati oluşması halinde, 30.08.2019 tarihli 696.994,00 TL bedelli ve 27.08.2019 tarihli 369.717,86 TL bedelli faturalar toplamı olan ( 696.994,00 + 369.717,86 ) 1.066.711,86 TL açısından değerlendirildiğinde ise tarafların 31.12.2017 mutabık olan kayıtlarında tespit edilen 834.604,46 TL iş ortaklığı alacağı dikkate alındığında, davacı şirketin iş ortaklığından 232.107,40 TL alacaklı olabileceği rapor edilmiştir. ... tarafından sağlam CD gönderilmesi üzerine 01/06/2023 tarihli celse ara kararı uyarınca CD ve taraf itirazları incelenmesi amacıyla aldırılan 14/11/2023 tarihli ek rapor ile; taraflara ait ticari defterlerin tasdik işlemlerinin yasada belirtilen usul ve esaslara uygun olmadığı, bir kısım defterlerin ibraz edilmiş olduğu bir kısım defterlerin ibraz edilmemiş olduğu, asıl işveren kurum olarak ... tarafından dosyaya kazandırılmış olan CD içeriğinde asıl işveren tarafından düzenlenen 20.12.2016 tarihli 21 nolu hakediş bulunmakta olup, 21 nolu hakediş itibariyle işin fiziki gerçekleşme oranı %96 mertebesinde olduğu, bu durumda takip konusu faturaların düzenlenmiş olduğu 2019 yılında yapılan imalat olmadığı, zira iş ortaklarına ait BS görüntüleme ekran kayıtlarda ... 11. Bölge Müdürlüğü adına en son 2017 yılında 328.3464,00 TL fatura düzenlendiği, taraflara ait elde edilen belge ve kayıtlara nazaran 31.12.2017 tarih itibariyle davacı şirketin davalı iş ortaklığına 834.604,46 TL borçlu olduğunda mutabakat bulunduğu, kök raporda da bahsedilmiş olduğu üzere tarafların kayıtlarına bu haliyle itibar edildiği takdirde 31.12.2017 tarih itibariyle davacı şirketin davalı iş ortaklığına 834.604,46 TL borçlu olduğunda mutabakat bulunmakta olduğu, bu bakımdan 30.06.2017 tarihli 108134 nolu 228.800,00 TL bedelli fatura açısından, bu faturanın takibe konu olamayacağı, davacı şirket 2019 yılına ait ticari defterlerinin dosyaya sunulu olmaması nedeniyle tespiti yapılamayan ve iş ortaklığı ticari kayıtlarına ilişkin muavin defterlerde kaydı bulunmayan ve iş ortaklığı tarafından Vergi Dairesine Ba formları ile beyan edilmemiş bulunan iki adet faturanın huzurda görülen davada dikkate alınması yönünde Mahkeme'nin kanaati oluşması halinde; 30.08.2019 tarihli 108143 ni 696.994,00 TL bedelli ve 27.08.2019 tarihli 108142 nl 369.717,86 bedelli faturalar toplamı olan 1.066.711,86 TL açısından mahkeme tarafından değerlendirilmesi halinde; tarafların 31.12.2017 mutabık olan kayıtlarında tespit edilen 834.60446 TL iş ortaklığı alacağı dikkate alındığında, davacı şirketin iş ortaklığından 232.107,40 TL alacaklı olabileceğinin hesap edilebileceği rapor edilmiştir. Taraf itirazları üzerine mahkememizce aldırılan 04/03/2024 tarihli ek rapor ile; kök ve ek raporda ulaşılan görüş ve kanaatleri değiştirecek mahiyette yeni belge sunulu olmadığından, dosyaya sunulan itiraz dilekçelerinde daha önceki beyanları tekraren genel ve hukuki değerlendirmeler yapılmış olduğundan, kök ve ek rapordaki görüş ve kanaate değişiklik olmadığı rapor edilmiştir. Taraflara ticari defterlerini sunmaları için 04/07/2024 tarihli celsede verilen kesin süre sonrasında aldırılan 17/08/2024 tarihli ek rapor ile; davacının bildirdiği irtibat kişisince davacının 2016, 2018 ve 2019 yılı ticari defterlerinin tamamının avukata teslim edildiği ama avukat tarafından dosyaya sunulmadığı ve defterlerin kaybolduğunun bildirildiği, bu haliyle defterler ibraz edilmediğinden ticari defterler üzerinde inceleme yapılamadığı bildirilmiştir. Davalıların oluşturduğu iş ortaklığının 2014, 2015, 2016, 2019 yılı ticari defterlerinin sunulması için kesin süre verilmiş ise de sadece 2016 yılı ticari defterinin sunulduğu, bu defterlerin incelenmesi ile ulaşılan sonuçların kök rapor ile uyumlu olduğu, kök raporda ulaşılan sonuçta bir değişiklik olmadığı rapor edilmiştir. Tüm dosya kapsamından ve mahkememizce aldırılan bilirkişi kök ve ek raporlarından; davacı ile davalıların oluşturduğu iş ortaklığı arasında Kırklareli 1. Grup Taşkın Koruma işinin yapımı için 23.09.2014 tarihinde Taşeronluk Sözleşmesi imzalandığını, işverenin ..., yüklenicinin davalıların oluşturduğu iş ortaklığı, taşeronun davacı olduğu, taraflar arasında bir cari hesap sözleşmesinin bulunmadığı, taraflar arasında dava konusu uyuşmazlıktan öncesine ilişkin tanzim edilmiş 02/09/2015 tarihli sulh sözleşmesi bulunduğu, bu sözleşme uyarınca taşeron sözleşmesinin 02/09/2015 tarihinde karşılıklı feshedildiği, davacının hakedişlerini eksiksiz aldığının, tarafların birbirlerini ibra ettiklerinin belirlendiği, bununla birlikte davaya konu icra takibinin dayanağı olan faturaların 30.06.2017, 27/08/2019 ve 30/08/3019 tarihli olduğu, tarafların BA/BS kayıtlarına göre davacının davalı iş ortaklığına 2017 yılında bir fatura düzenlediği, davalıların oluşturduğu iş ortaklığı tarafından 2017 yılında dava dışı işveren ... adına bir adet fatura düzenlediği, her iki tarafın kayıtlarında 2018 ve 2019 yılları için düzenlenmiş bir faturanın ise bulunmadığı, yine asıl işveren ... kayıtlarına göre de icra takibine konu faturaların düzenlenmiş olduğu 2019 yılında yapılan imalat olmadığı, tarafların ticari defterlerini sunmaları için verilen usulüne uygun kesin süre neticesinde sunulmuş olan ticari defterler incelendiğinde davacının ticari defterlerinin kapanış tasdiklerinin yapılmamış olduğu, bununla birlikte tarafların kayıtlarına mevcut haliyle itibar edildiği taktirde davacının davalı iş ortaklığına 31/12/2017 tarihinde 834.604,46 TL borçlu olduğunda taraf defterleri arasında mutabakat bulunduğu, bu bakımdan bu tarihten öncesine dayanan ve icra takibine konu 30/06/2017 tarihli 108134 nolu 228.800 TL bedelli faturanın takibe konu olmasının mümkün olmayacağı, yine takibe konu 27/08/2019 tarihli 108142 nolu 369.717,86 bedelli, 30/08/3019 tarihli 108143 nolu 696.994 TL bedelli faturaların ise iş ortaklığına ait ticari defterlerde kayıtlı olmadığı gibi bu faturaların muhatabına teslim edildiğinin, yine bu faturalara iş ortaklığı tarafından itiraz edildiğinin usulüne uygun dayanılan delillerle ispatlanamadığı, davacının yemin deliline de dayanmamış olduğu anlaşılmakla ispatlanamayan davanın reddine, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar vermek, davacının kendi ticari defterleri ile dahi davalı iş ortaklığına borçlu görüntülenmesi karşısında eldeki davaya konu icra takibini başlatmakta kötü niyetli olduğu kabul edilmekle dava dilekçesi ile bildirilen dava değeri nispetinde iş ortaklığını oluşturan davalılar lehine kötü niyet tazminatına hükmetmek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Dava değeri 1.679.029,66 TL'nin %20 tutarı olan 335.805,93 TL kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 3-Davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, 4-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL harcın, peşin alınan 20.926,32 TL harçtan mahsubu ile Hazineye irat kaydına, kalan 20.498,72 TL karar ve ilam harcının kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde davacıya ödenmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 6-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davalılar vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 3/2. maddesi uyarınca takdir olunan 244.693,26 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 8-Arabuluculuk bürosu tarafından yapılıp Adalet Bakanlığı tarafından karşılanan, dava dilekçesine ekli arabuluculuk son tutanağı Uyap'a eklenerek arabulucuya ödenen ücret belirlenemediğinden tarifeye göre belirlenen 660,00 TL arabuluculuk giderinin Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13. ve 14. fıkraları gereğince davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 9-HMK'nın 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatırılan gider avansının ve delil avansının kullanılmayan kısmının yatırana iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalıların yokluğunda kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 05/12/2024

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2020/457, K. 2024/832, T. 05.12.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2020-457-e-2024-832-k-ba053e627d4b