İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/455 E. 2021/368 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2020/455
Karar No
2021/368
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2020/455 KARAR NO : 2021/368

DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 07/10/2020 KARAR TARİHİ : 09/06/2021

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A.TALEP: 1.Davacı vekili , dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında ... tarihinde tutanak imzalandığını, tutanağı göre müvekkilinin, ... hakkında şirketin hissesini ve şirkete ait tüm malları davalıya devrettiğini, iş bu devir karşılığında müvekkilinin ... TL alacağı bulunduğunu, söz konusu alacağın da her hangi bir vadesi olmaksızın kazandıkça ödeneceğinin imza altına alındığını, davalı hakkında Antalya Genel İcra müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyasından ... tarihinde icra takibi başlattıklarını, itiraz üzerine takibin durduğunu, zamanaşımı süresinin alacağın muaccel olmasından itibaren başlayacağını, alacağın muaccel olmasının bildirime bağlı olduğu hallerde bildirim tarihinden itibaren zamanaşımının başlayacağını, sözleşmede belirli/kesin bir vade olmadığından bildirimin gerektiğini, müvekkili tarafından ... tarihinde Antalya ... Noterliği ... yevmiye numarası ile ihtarname çekildiğini, 7 günlük ödeme süresi tanındığını, ihtarnamenin ... tarihinde tebliğ edildiğini, son ödeme tarihinin buna göre ... tarihi olduğunu, bu tarihten itibaren zaman aşımıının işlemeye başlayacağını, alacağın ödenmemesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davalının para kazanmamasının dava dilekçesinde belirttikleri hususlar göz önüne alınarak hayatın olağan akışına aykırı olduğunu beyan ederek; itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir. B. TARAF TEŞKİLİ: 2.Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir.(H. Pekcanıtez, O. Atalay, M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, 2011, s. 273)(bkz; İNCEOĞLU,Sibel., İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul 2008, 3. Baskı, s. 260-261) 3.Bu açıklamalar ışığında, mahkememizce dosyada taraf teşkili sağlanmıştır. C.CEVAP: 4.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; alacağın zaman aşımına uğradığını, dava dilekçesinde belirtilen şirketle ilgili olarak şirket ortakları olan davacı ile müvekkilinin ... tarihinde aldıkları kararla "tasfiyeye, şirketin sürekli zarar etmesi sebebiyle geçilmesine" şeklinde karar alındığını, sözleşmenin geçerliliğini kabul etmemekle beraber sözleşmede kar yapıldıkça ödeme yapılacağının yazıldığını, oysaki bahse konu şirketin 2012 yılında terk edildiğini, kar yapıp yapmadığı araştırılmadan ihtiyati haczin uygulandığını, şirket ortakları olan davacı ile müvekkilinin ... tarihinde aldıkları karardan iki anlam çıktığını, bunlardan birinin devrin gerçekleşmediğinin ve davacının şirket ortağı olarak karar almaya devam etmesi, diğerinin ise şirketin sürekli zarar ettiği ve bunun davacı tarafından da kabul edildiği olduğunu beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. D. YARGILAMA SÜRECİ/HUKUKİ NİTELEME/MAHKEME KABULÜ: 5.Dava, itirazın iptali talebinden ibarettir. 6.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/19-2415 esas, 2015/2335 karar sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, normal bir alacak (eda) davasıdır. Takip alacaklısı tarafından (süresi içinde) ödeme emrine itiraz etmiş olan borçluya karşı açılır; yani davacı alacaklı, davalı ise takip borçlusudur. Davacı alacaklı bu davada, borçlunun itiraz etmiş olduğu alacağın mevcut olduğunu bildirerek, borçlunun itirazının iptaline karar verilmesini (ve istiyorsa, borçlunun icra inkar tazminatına mahkûm edilmesini) talep eder (KURU, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Türkmen Kitabevi, İstanbul, Kasım 2004, s. 220-221). Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak ta yine takip talepnamesine konu olan ve borçlu yanca itiraza uğrayan alacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 2006/19-260 esas, 2006/251 karar) 7.Bu genel açıklamalardan sonra dosyaya dönüldüğünde; dilekçelerde geçen ...'nin sicil dosyası, dosyamız arasına alınmıştır. 8.Davacı vekili, davalı ile aralarındaki sözleşme gereği, davalıdan alacaklı olduklarını, davalıya sözleşme gereği hisse devrinin/dolayısıyla malların verildiğini, alacaklı olduğunu iddia etmektedir. 9.Davalının zaman aşımı def-i mevcuttur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 90. maddesinde "İfa zamanı taraflarca kararlaştırılmadıkça veya hukuki ilişkinin özelliğinden anlaşılmadıkça her borç, doğumu anında muaccel olur." hükmüne yer verilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 146 gereği; Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zaman aşımına tabidir. 10 yıllık zamanaşımı süresi esas itibariyle sözleşmeden doğan alacaklar için geçerlidir(NOMER, Haluk N., Borçlar Hukuku Genel Hükümler, s. 459; EREN, Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 8. Bası, s. 1238; KILIÇOĞLU, Ahmet M., Borçlar Hukuk Genel Hükümler, 4. Bası, s. 648) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 147 gereği; Zaman aşımı, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar. Alacağın muaccel olmasının bir bildirime bağlı olduğu hâllerde, zamanaşımı bu bildirimin yapılabileceği günden işlemeye başlar. Aşağıda da belirtilecek olan taraflar arasındaki sözleşmede bir belirli /kesin bir vade mevcut değildir. Kanuni deyimle hukuki ilişkinin özelliğinden muacceliyet zamanının doğum anında olmadığı, "kazandıkça ödenecektir" ve "vadesi olmaksızın" ibaresinden de anlaşılmaktadır. ... tarihinde Antalya ... Noterliği ... yevmiye numarası ile ihtarname çekildiği anlaşılmaktadır. Bu ihtarname düşünüldüğünde, zaman aşımının oluşmadığı görülmektedir. ... tarihli ortaklar kurulu tarihi bildirimin yapılabileceği gün olarak kabul edilse dahi zaman aşımı süresinin geçmediği görülmektedir. Bu hususlar karşısında, davalının zaman aşımı def-i yerinde görülmemiştir. 10.Taraflar arasındaki ... tarihli sözleşme hükümleri şu şekildedir; "... hakkında söz konusu şirketin %50 hissemi ve şirkete ait tüm malları ortağım olan ...'e devrettim. Karşılığında ... TL (...) alacağım var. Paramın her hangi bir vadesi olmaksızın kazandıkça ödenecektir. Şirket üzerinde kağıt üzerinde ortaklığımdan başka bir hakkım yoktur. Şirketin kaydı üzerimde duracak, devri istendiği zaman yapılacaktır. Bu sözleşmeye uyulmadığı takdirde Antalya mahkemeleri yetkilidir" 11.Sözleşmede devreden olarak, davacı, devralan olarak davalı ve iki kişi tanık da mevcuttur. 12. ...'nin sicil dosyasına bakıldığında, tarafların şirket ortakları olduğu, ... tarihli ortaklar kurulu kararı gereği özetle, "tasfiyeye, şirketin sürekli zarar etmesi nedeniyle geçilmesine", şirketin tasfiyesine, karar verilmiştir. Tasfiye memuru olarak , iş bu davadaki davalı seçilmiştir. Ortaklar kurulu kararında davacının da davalının da imzası mevcuttur. Bu karar ... tarihinde tescil edilmiştir. 13.Davacının ... tarihli kararda imzasının olması, kararda yer alan " şirketin sürekli zarar etmesi" hususuna da onay verdiğini göstermektedir. Sözleşmede davacının kağıt üzerinde ortak olmaya devam edeceğinin yer aldığı, davacının kararlar da ortak olarak yer aldığı da anlaşılmaktadır. 14.Sözleşme tarihi olan ... tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 520. maddesine göre; geçerli bir limited şirket pay devri için noterde devir sözleşmesi yapılması, ortaklardan en az dörtte üçünün devre muvafakat etmesi ayrıca pay defterine kaydı gerekmektedir. Limited şirketlerde pay devrinin geçerliliği için belirtilen bu üç koşulun yerine getirilmesi zorunludur. Bunlardan birinin eksik olması halinde devir işlemi geçersizdir.(Benzer yönde emsal; Yargıtay 11. HD., 2016/1669 E, 2017/4333 K) İlgili şekilde yapılmayan pay devri, şirkete karşı hüküm ifade etmeyeceği gibi ilgililer arasında da hüküm ifade etmez. (Yargıtay 11. HD., 2016/1848 E, 2017/4574) 15.Limited şirketlerde hisse devrinin koşulları 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda da ayrıntısıyla düzenlenmiş olup, 595. Maddede düzenlenmiştir. Buna göre; Esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemler yazılı şekilde yapılır ve tarafların imzaları noterce onanır. Ayrıca devir sözleşmesinde, ek ödeme ve yan edim yükümlülükleri; rekabet yasağı ağırlaştırılmış veya tüm ortakları kapsayacak biçimde genişletilmiş ise, bu husus, önerilmeye muhatap olma, önalım, geri alım ve alım hakları ile sözleşme cezasına ilişkin koşullara da belirtilir. Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse, esas sermaye payının devri için, ortaklar genel kurulunun onayı şarttır. Devir bu onayla geçerli olur. Şirket sözleşmesinde başka türlü düzenlenmemişse, ortaklar genel kurulu sebep göstermeksizin onayı reddedebilir. Şirket sözleşmesiyle sermaye payının devri yasaklanabilir. Şirket sözleşmesi devri yasaklamış veya genel kurul onay vermeyi reddetmişse, ortağın haklı sebeple şirketten çıkma hakkı saklı kalır. Şirket sözleşmesinde ek ödeme veya yan edim yükümlülükleri öngörüldüğü takdirde, devralanın ödeme gücü şüpheli görüldüğü için ondan istenen teminat verilmemişse, genel kurul şirket sözleşmesinde hüküm bulunmasa bile, onayı reddedebilir. Başvurudan itibaren üç ay içinde genel kurul reddetmediği takdirde onayı vermiş sayılır. 16.Limited şirketlerde hisse devrinin şekil şartı bir "geçerlilik" şartıdır.(Aynı yönde PULAŞLI, Hasan, Şirketler Hukuku Genel Hususlar, 6. Baskı, Adalet Yayınevi, s. 751; BAHTİYAR, Mehmet, Ortaklıklar Hukuku, 13. Bası, s. 453; BİLGİLİ, Fatih/DEMİRKAPI, Ertan, Şirketler Hukuku Dersleri, 6. Basım, s. 488) Yukarıda da değinildiği üzere; ilgili şekilde yapılmayan pay devri, şirkete karşı hüküm ifade etmeyeceği gibi ilgililer arasında da hüküm ifade etmez. (Yargıtay 11. HD., 2016/1848 E, 2017/4574; 2016/1497 E, 2017/3275 K) 17.Taraflar arasında yapılan sözleşme tarihi ... olmakla devir tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 520. maddesine göre; geçerli bir limited şirket pay devri için noterde devir sözleşmesi yapılması, ortaklardan en az dörtte üçünün devre muvafakat etmesi ayrıca pay defterine kaydı gerekmektedir. Taraflar arasındaki sözleşme noterde yapılmamıştır. 6762 sayılı kanun döneminde de 6102 sayılı kanun döneminde de limited şirkette hisse devri için öngörülen şekil ise geçerlilik şeklidir. Kanunu aradığı şekilde bir sözleşme yapılmadığı anlaşılmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 12 gereği; Sözleşmelerin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe, hiçbir şekle bağlı değildir. Kanunda sözleşmeler için öngörülen şekil, kural olarak geçerlilik şeklidir. Öngörülen şekle uyulmaksızın kurulan sözleşmeler hüküm doğurmaz. Tüm bu açıklamalar ışığında anlaşılmaktadır ki taraflar arasındaki sözleşme geçersizdir. 18.Tüm dosya kapsamı, taraflar arasındaki sözleşmenin geçersiz olduğunun kabulü, davacının ortak olmaya devam etmesi, kararlara katılması, şirketin sürekli zarar ettiğinin ve tasfiyeye girmesinin kabul edildiği ortaklar kurulu kararında da imzasının bulunması, devrin gerçekleşmediğinin kabulü ile karşı taraftan ifada bulunulmasının istenememesi karşısında davanın reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davacı tarafça yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 3-Hükmün niteliği ve tarihi dikkate alınarak, alınması gerekli ... TL maktu karar harcının, davacı tarafça yatırılan ... TL'den mahsubu ile hazineye gelir kaydına, bakiye harcın karar kesinleştiğinde istek halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden; ... TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, Dair, davacı vekili ... ve davalı vekili ...'in yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/06/2021

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/455, K. 2021/368, T. 09.06.2021, www.arakarar.com/karar/antalya-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2020-455-e-2021-368-k-d0199ef6c76d