İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2020/323 E. 2021/275 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2020/323
Karar No
2021/275
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2020/323 Esas KARAR NO : 2021/275 DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/12/2017 KARAR TARİHİ : 31/03/2021

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davalı ...'nın müvekkili olan şirkette ... tarihinden ... tarihinden 10/06/2015 tarihine kadar belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalıştığını, iş akdinin müvekkili tarafından haklı nedenle feshedildiğini, davalı ile müvekkili arasında tanzim edilen iş akdinin personelin sorumluluklarını düzenleyen başlık altında yer alan 1.6. Maddesine aykırı davranarak müvekkiline cezai şart ödemeyi borçlandığını, davalının yaptığı işin mahiyeti ve müvekkili olan şirket bünyesinde geçirdiği süre göz önüne alındığında müvekkilinin ticari ve teknik sırlarını öğrendiğini ve müşteri çevresini tanıdığını, bu bilgilerin kullanılması halinde müvekkili olan şirketin büyük bir zarar uğrayacağının açık olduğunu, taraflar arasında tanzim edilen rekabet etmeme borcuna ilişkin hükmün kanuna ve içtihatlara uygun olduğunu, zaman bakımından 2 yıl ile yer bakımından ... ve ... illeriyle, konu bakımından da sektör içi faaliyetlerle sınırlandırılmış olup, aykırı hareket etmiş oması nedeniyle Türk Borçlar Kanunu ve Yargıtay ... . Hukuk Dairesinin istikrarlı kararları ışığında cezai şartı ödemesi gerektiğini beyan etmekle; ... .-TL tutarında cezai koşulun davalıdan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı cevap dilekçesinde özetle; Davanın görevsiz olan bir mahkemede açıldığını, kendisini tacir olmadığını, davacının iş yerinden ayrıldıktan sonra yaklaşık olarak 2 yıl süreyle elektrik, inşaat gibi farklı iş alanlarında çalıştığını, davacı ile sözleşmesindeki şartın geçerli olsa bile , sözleşmeye aykırı bir çalışmasının da olmadığını, anayasal ve teşebbüs hürriyetine aykırı olarak yapılan sözleşmenin geçersiz olduğunu beyan etmekle; davanın reddini, masrafların ve avukat masraflarının davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Dava: davalı ile davacı şirket arasında yapılan ... -.. .tarihleri arasında geçerli olmak üzere belirsiz iş akdinin haklı nedenle feshinden sonra davacının sözleşmenin 1.6. Maddesinde düzenlenen, haksız rekabet şartını ihlal etmiş olması gerekçesi ile açılan tazminat davası niteliğinde olduğu anlaşılmıştır. Davacı vekili tarafından dosya içerisine ... tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi, ... tarihli SGK işten ayrılış bildirgesi, davalının çalıştığı tüm dönemlere ait hizmet listeleri, davalının ... yılı ... ve ... aylarına ait 2 adet ücret bordrosu, davalının çalıştığı ... Şti. Ye ait Ticaret Sicil Kayıtları ve faaliyet raporu, davalının çalıştığı .... Şti.nin internet sitesi ana sayfa ekran görüntüsü, davalıya ait SGK kayıtları, Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazılarak davacı şirketin ve dava dışı ... Ltd. Şti ye ait sicil dosyasının gönderilmesi istenilmiş, Antalya SGK İl Müdürlüğüne müzekkere yazılarak davalının iş akdinin fesih tarihi olan ... tarihinden sonra çalıştığı iş yeri ile bu iş yerindeki tüm ücret bordrolarının gönderilmesi istenilmiştir. Antalya Ticaret Sicil müdürlüğünün ... havale tarihli yazı cevabında; ... . Şti'ne ait ticari sicil kayıtlarının gönderildiği anlaşılmıştır. Antalya Ticaret Sicil müdürlüğünün ... havale tarihli yazı cevabında; ... . Şti' ile ... A.Ş'ye ait ticari sicil kayıtlarının gönderildiği anlaşılmıştır. Antalya SGK İl Müdürlüğünün ... havale tarihli yazı cevabında; Davalı ... Yağlının davalı işyerinde bildirimleri yapılan dönemleri gösterir hizmet cetveli, davalı işyeri işverenince verilenişten ayrılış bildirgesi ile ... Aylara ait aylık prim hizmet belgelerinin gönderildiği anlaşılmıştır. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... havale tarihli yazı cevabında; ... .... Şirketlerine ait sicil dosyalarının CD şeklinde gönderildiği anlaşılmıştır. Antalya SGK İl Müdürlüğü'nün ... havale tarihli yazı cevabında; Davalı ...'nın iş akdinin fesih tarihi olan 10/06/2015 tarihinden sonra çalıştığı tüm işyerlerinin işyeri tescil belgelerinin ve aylık pirim esas kazancının gösterir cetvelinin gönderildiği anlaşılmıştır. Mahkememizin ... tarihli .../... esas-.../... karar sayılı ilamında; TBK.'nın 445/1. maddesi uyarınca, "Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz." Somut uyuşmazlıkta da taraflar arasındaki ... tarihli sözleşmenin, rekabet etmeme taahhüdünün düzenlendiği 1/6 maddesi, "işlerin türü" bakımından, anılan Yasa hükmüne uygun şekilde bir sınırlama getirmiş ve "... ... ve ... il sınırları içerisinde sektöründe işverenle rekabet edecek bir iş yapamaz, ... Aynı sektörde faaliyet gösteren şirketlerde...çalışamaz..." davalının aynı türden iş alması 2 yıl süreyle yasaklanmıştır. O halde davalının, anılan hüküm gereğince cezai şart ödemekle yükümlü olabilmesi için işten ayrıldıktan sonra, davacı şirketle aynı iş kolunda faaliyet gösteren başka bir şirkette çalışmaya başlaması gerekmektedir. Somut olayda, davalının işten ayrıldıktan sonra davacı tarafın iddia ettiği şirkette değil, Senkron Güvenlik ve İletişim Sistemleri A.Ş. de çalışmaya başladığı ve bu firmanın da davacı ile aynı iş kolunda faaliyet göstermediği SGK kayıtları ile tespit olunduğundan davanın reddine dair verilen hüküm; Davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiş ve Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ... . Hukuk Dairesinin ... tarihli .../... esas-.../... karar sayılı ilamı ile; " Yargılama sırasında davalıya ait SGK kayıtlarına göre, davalının ... Şti'nde çalışmasının olmadığı anlaşılmıştır. Davalının SGK kayıtlarına göre, davacı iş yerinden 10/06/2015 tarihinde ayrıldıktan sonra muhtelif iş yerlerinde çalışmalarının olduğu sabittir. Mahkemece davalının işten ayrıldıktan sonra davacının iddia ettiği ... Şti'de değil .. A. Ş. de çalışmaya başladığı, bu firmanın davacı ile aynı iş kolunda faaliyet göstermediğinin SGK kayıtları ile tespit olunduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de, SGK kayıtlarına göre, davalının 10/06/2015 tarihinde davacı iş yerinden ayrıldıktan sonra 07/09/2015 tarihinde 1293375 numaralı Senkron Güvenlik ve İletişim Sistemleri A. Ş. de çalışmaya başladığı ve 13/05/2016 tarihinde bu iş yerinden ayrıldığı anlaşılmaktadır. Dosya içerisinde Senkron Güvenlik Ve İletişim Sistemleri A. Ş.'ne ait ticaret sicil dosyası mevcut değildir. Dolayısı ile davacı şirket ile bahsi geçen şirketin aynı faaliyet alanında ve bölgesinde bulunup bulunmadığı, davalı işçi yönünden rekabet yasağı şartına aykırılık oluşup oluşmadığı tespit edilmemiştir. Dava dilekçesinde davalı işçinin çalıştığı firmanın isminin Akyıldız Yangın Güvenlik Elektronik Sistemleri Tic. Ltd. Şti olarak belirtilmesi davalının bu şirkete değil de belirtilen tarihlerde Senkron Güvenlik Ve İletişim Sistemleri A. Ş.'de çalışmış olması davanın reddi için gerekçe olarak kabul edilemez. Bu durumda mahkemece davalı işçinin davacı iş yerinden ayrıldığı ... tarihinden itibaren iki yıl içerisinde davacı şirket ile aynı faaliyeti gösteren ve aynı bölgede iştigal eden şirketlerde çalışması olup olmadığı, var ise çalıştığı şirketlerdeki pozisyonunun davacı şirkette olduğu üzere satış elemanı olup olmadığı ve ilgili şirketlerin ticaret sicil dosyalarının fotokopilerinin de istenerek tespiti ile davalı işçinin rekabet yasağına aykırı davrandığı sabit olduğu taktirde sözleşmede öngörülen cezai şartın TBK'nın 182. Maddesince fahiş miktarda olup olmadığı da taktir edilerek oluşacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. " gerekçesi ile mahkememiz kararı kaldırılarak dosya mahkememize gelmiş, dosyanın yukarıdaki esasa kaydı yapılarak yargılamaya devam olunmuştur. Bozmadan sonra yapılan yargılama sırasında , Antalya SGK İl Müdürlüğüne müzekkere yazılarak, davalı ...'nın ... tarihinden itibaren çalıştığı iş yerlerini gösterir şahsi sicil dosyasının gönderilmesi istenilmiş, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazılarak ... A.Ş'nin sicil dosyasının mahkememize gönderilmesi istenilmiştir. Antalya SGK İl Müdürlüğünden gelen müzekkere cevabında; ... tarihli müzekkere cevabında; davalı ...'nın tüm çalışmalarını gösterir hizmet cetvelinde çalışmış olduğu işyerlerinin ünvan listesi, temin edilebilen işe giriş bilgirgelerinin ekte gönderildiğinin bildirildiği anlaşılmıştır. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünden gelen ... havale tarihli müzekkere cevabında; ... bilgisayar ortamında bulunan tüm sicil kayıtlarının CD ortamına aktarılarak CD şeklinde ekte sunulduğunun bildirildiği anlaşılmıştır. 6098 Sayılı Kanun'un 444.maddesinde "Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkanı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir." Aynı Kanun'un 445.maddesinde "Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz. Hakim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir." düzenlemeleri mevcuttur. Cezai şart, bağlı olduğu asıl borcun akıbetine bağlıdır. Asıl borç geçersiz ise bunun müeyyidesi olan cezai şart geçersizdir. Dolayısıyla cezai şart, ahlaka, adaba, kanuna aykırı olamaz. Konusunun da imkansız olmaması gerekir. Aksi takdirde BK 20 (TBK m. 27 )hükmü burası için de geçerli olur. Kural olarak bütün geçerli borçlar cezai şartla kuvvetlendirilebilirler. Bu itibarla, cezai şart geniş bir uygulama alanına sahiptir. Ancak cezai şarta bağlanabilecek olan hukuki işlemlerin tek tek savılması mümkün olmadığı gibi buna gerek de yoktur (EREN Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler 10 B.. İstanbul 2008. s. 1134). Bununla birlikte cezai şart. özel borç ilişkilerinde özellikle taşınmaz satım sözleşmeleri, eser sözleşmelerinde, hizmet sözleşmelerinde, rekabet yasağına ilişkin sözleşmelerde geniş bir uygulama alanı bulmaktadır. Somut olaydaki uvuşmazlık konusunu oluşturduğu da dikkate alındığında ülkemizde özellikle hizmet sözleşmeleri ve toplu iş akidlerinde sıkça cezai şarta yer verildiği görülmektedir. Cezai şartın, hem bireysel hemde toplu iş hukukunda geniş uygulama alanı bulunmaktadır, cezai şart hükümlerinin özellikle tarafların hizmet akdine ek olarak yaptıkları rekabet sözleşmelerinde yer aldığı görülmektedir. Bununla birlikte iş hukukuna ilişkin mevzuatta cezai şarta dair açık hükümler yer almamaktadır Bu nedenle, Borçlar Kanunu'nun cezai şana dair hükümlerinin iş hukuku ilkeleri göz önünde tutularak yorumlanması sonucunda, iş akitlerinde cezai şartın unsurları ve şartları belirlenmiştir Uygulamada cezai şart uygulaması daha çok hizmet akdinin sözleşmeye aykırı feshine karşı bir müeyyide olarak düşünülmektedir, özellikle belirli süreli hizmet akitleri için cezai şart konulmaktadır. Bunun da temel fonksiyonu hizmet akdinin belirlenen süreden önce feshine karşı bir teminat oluşturmaktır. Somut olaydaki uyuşmazlıkta da taraflar arasındaki sözleşmede aynı yönde bir müeyyide konulduğu görülmektedir. Hizmet akdine konulan cezai şart bazı durumlarda batıl olabilir. Özellikle cezai şartın kanunun emredici hükümlerine aykırı olması, kişilik haklarına aykırı olması, şekil kurallarına uyulmaması, kanuna, ahlaka ve adaba aykırılık, başlangıçtaki objektif imkânsızlık ya da taraflardan birinin ayırt etme gücünden yoksun bulunması olarak sayılabilir (GÜNAY. a.g.e.. s. 132). Bu anlamda cezai şartın geçerli olabilmesi için her iki taraf için de geçerli olacak şekilde düzenlenmesi doğru olanıdır. Yalnızca işçiyi bağlayan aynı durumda işveren için geçerli olmayacak bir cezai şartın geçerli olması düşünülemez. Gerçekten cezai şartın tek taraflı olarak işçi aleyhine yükümlülük doğuracak biçimde kararlaştırılması halinde hüküm doğurmayacağına yönelik düzenleme 818 sayılı Borçlar Kanunu'nda açıkça yer almamış olmasına karşın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 420. maddesi ile açıkça geçersizlik hali düzenleme altına alınmıştır. Esasen bu durum 818 sayılı Borçlar Kanunu'nda düzenlenmemiş olsa da, Yargıtay uygulaması ile yalnızca işçi aleyhine sonuç doğuracak yöndeki cezai şartın geçerli olmadığı yerleşmiş durumda idi. Hizmet akdinde işçi ile işveren arasındaki hiyerarşi ve müzakere gücü açısından mevcut güç dengesizliği de dikkate alındığında cezai şartın geçerli kabul edilmemesi gerekmektedir.(HGK'nın 16/03/2016 tarih ve 2014/13-10l3Esas. 2016/318 Karar) Sözleşmenin tarafları, sözleşme özgürlüğü ilkesi çerçevesinde sözleşmenin konusunu belirlemekte özgür iseler de bu özgürlüğün sınırsız ve sonsuz olduğu söylenemez. Anayasa, Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu hükümleri ile sözleşme özgürlüğünün sınırlarını çizmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Çalışma ve Sözleşme Hürriyeti başlıklı 48. ve devamı maddelerinde, herkesin dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahip olduğu bildirilmiş. BK'nın 19. maddesinin ilk fıkrasında, bir akdin mevzunun kanunun gösterdiği sınır dairesinde serbestçe tayin olunacağı belirtildikten sonra, 2. fıkrasında bu serbestinin sınırları gösterilmiş, 20. maddesinde ise bir akdin mevzunun gayri mümkün veya gayri muhik yahut ahlaka (adaba) mugayir olması halinde o akdin batıl olacağı, MK'nın 23/2. maddesinde de kimsenin özgürlüklerinden vazgeçemeyeceği veya onları hukuka yada ahlâka aykırı olarak sınırlayamayacağı düzenlenmiştir. Bu yasal düzenlemeler karşısında, tarafların sözleşme içeriğinde, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınan çalışma hürriyeti ilkesine aykırı olarak ve bu özgürlüğü ihlal anlamına gelecek herhangi bir düzenleme yapmaları mümkün değildir.(Yargıtay 11. HD'nin 04/12/2017 tarih ve 2016/4955 Esas. 2017/6834 Karar) İşçinin rekabet yasağı sözleşmesinin aşırı olduğunun tek başına belirleyebilmesi mümkün değildir. Rekabet yasağının uygun bir sınır içinde kalınarak kararlaştırılıp kararlaştırılmadığını hakim tespit eder. Zaman, yer ve konu bakımından uygun sınırları aşan ve bu suretle işçinin ekonomik geleceğini tehlikeye sokan bir sözleşmeyi hakim zaman, yer ve konu itibari ile uygun bir hale indirebilme, yani sözleşmenin bazı hükümlerini değiştirebilme yetkisine sahiptir. Hakimin rekabet yasağı sözleşmesinin kapsamını daraltabilme imkanını, yasağı uygun bir şekilde sınırlandırılmasını ön gören BK madde 349'un bir sonucudur. Hakim bu takdir yetkisini ya bir tespit davası nedeniyle ya da yasağa aykırı davranıldığı iddiası ile işverenin açacağı davaya karşı işçinin def'inde bulunması dolayısıyla kullanabilir. Rekabet yasağı hükümlerine bakıldığı zaman sözleşmenin geçerlilik koşulları arasında işçinin iş sözleşmesi sona erdikten sonra iş veren ile rekabet etmemesi karşılığında eski iş vereninin bir karşı edim ödeme yükümlülüğü düzenlenmemiştir. Her ne kadar TBK'da bu hususta bir geçerlilik koşulu getirilmemiş olsa da rekabet yasağının işlevi dikkate alındığında, işçinin rekabet yasağına uymasının karşısında işverenin karşı bir edim ifa etmesinin kanunda bir geçerlilik koşulu olarak düzenlenmemesi yerinde değildir. Rekabet yasağı sözleşmesi işçinin iş sözleşmesi devam ederken işverenin müşterilerini tanıması ya da iş sırlarını öğrenmesi sebebiyle iş ilişkisi sona erdikten sonra belirli bir faaliyet alanında, belirli bir coğrafi bölgede ve belirli bir zaman dilimi içinde işverenle rekabet teşkil edebilecek herhangi bir faaliyette bulunmaması ve bu suretle işverenin haklı menfaatlerinin korunması amacıyla yapılan bir sözleşmedir. Rekabet yasağı sözleşmesinin amacı, işçinin işletmede öğrendiği bilgileri, iş sözleşmesi sona erdikten sonra işverenin aleyhine onunla rekabet edecek şekilde kullanmasını engellemektir. Rekabet yasağı, işçiye iş sözleşmesi sona erdikten sonra işveren ile rekabet edecek faaliyetleri yasakladığı için işçinin ekonomik geleceğini de sınırlandırmaktadır. Bu nedenle söz konusu sözleşmenin geçerli olabilmesi bir takım koşulların varlığına bağlıdır. Nitekim rekabet yasağı sözleşmesi yapılması konusunda taraflara mutlak bir özgürlük verilmesi, işçinin mesleğini yapmasının yasaklanması sonucunu doğurur. Somut uyuşmazlığın incelenmesinde: Yukarıda belirtilen sözleşmedeki cezai şart değerlendirildiğinde tek taraflı olarak işçi aleyhine yükümlülük getirdiği anlaşılmaktadır. Hizmet akdi serbestisi sona erdirme serbestisini de ihtiva eder. Taraflar akdi ilişkiye irade serbestisi içinde girerler, istedikleri zamanda bu ilişkiye son verme hakları vardır ve bu sözleşme serbestisi prensibinin bir sonucudur. Bu bakımdan tek taraflı özellikle işçi aleyhine cezai şart öngören hizmet akdinde söz konusu cezai şart hükmün sonuç doğurmayacağı, yani geçerli kabul edilemeyeceği, yargıtay uygulaması ile yerleşik hale gelmiş olduğu da dikkate alındığında davanın tarafları arasında yapılmış olan hizmet akdindeki cezai şart hükmüne ilişkin maddenin geçerli olmadığı anlaşılmaktadır. Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında imzalanan 10.06.2013 tarihli sözleşmenin 1.6. maddesinde, "Personel... iş sözleşmesi sona erdikten sonra 2 yıl süreyle Antalya ve İstanbul il sınırları içerisinde sektöründe işverenle rekabet edecek bir iş yapamaz...Aynı sektörde faaliyet gösteren şirketlerde...çalışamaz..." hükmü bulunmaktadır. Anılan hükmün incelenmesinden, taraflar arasındaki rekabet yasağı sözleşmesinin, konu (iş kolu) itibariyle geçerli bir sınırlama içermediği, davacı şirkette asgari ücretle satış elemanı olduğu anlaşılan davalının, davacı şirketle aynı işi yapan başka bir şirkette herhangi bir sıfatla çalışmayacağına dair şartın, davalının mesleki faaliyetini sürdürmesini bütünü ile engellemekle TBK.'nın 445. maddesi uyarınca geçersiz olduğu anlaşılmaktadır. (Emsal Karar: Ankara BAM. 20. HD. 19/04/2018 T. 2017/1540 E. 2018/456 K. Sayılı ilamı) Anlatılan tüm bu nedenlerden ötürü rekabet yasağı sözleşmesinin, tek taraflı olarak işçi aleyhine yükümlülük getirdiği, konu itibariyle geçerli bir sınırlama içermediği anlaşıldığından davacının davasının reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştu.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın reddine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması lazım gelen ....-TL harcın davacı tarafından peşin yatırılan ....-TL harçtan mahsubu ile fazladan yatırılan ....-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacının bu dava nedeni ile yapmış olduğu yargılama giderinin kendisi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ....-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine 5-Gider avansının kullanılmayan kısmının hükmün kesinleşmesine müteakip davacı tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, HMK 345. Maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 31/03/2021

Katip ... E-imzalıdır

Hakim ... E-imzalıdır

.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2020/323, K. 2021/275, T. 31.03.2021, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2020-323-e-2021-275-k-1f385070913e