İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/294 E. 2021/425 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2020/294
Karar No
2021/425
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2020/294 KARAR NO : 2021/425

DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/11/2017 KARAR TARİHİ : 23/06/2021

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili hakkında Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... esas sayılı dosyasıyla çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus takip yolu ile icra takibi başlattığını, icra takibine konu çekin teminat olarak verildiğini ve bedelsiz olduğunu, müvekkilinin nakliyecilik işi yaptığını,... de yönetim kurulu başkanlığı yaptığını, davalının kooperatifte üç adet üyeliğinin bulunduğunu, davalı hakkında aidat borçları nedeniyle takipler yürütüldüğünü, davalının bu takiplere itiraz etmediğini ve takiplerin kesinleştiğini, davalının kooperatife borcu olmadığı iddiası ile menfi tespit davası açtığını, yapılan yargılama sonunda Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... Esasında kayıtlı dava dosyasında davalının açtığı menfi tespit davasının reddine karar verildiğini, bu dava dosyasının Yargıtay'dan dönmediğini, müvekkili ile davalı arasında akaryakıt alımına ilişkin ticari ilişkinin devam ettiğini, müvekkilinin davalıya ... TL borcunun kaldığının anlaşıldığını, davalıya ... TL bedelli şahsi çeki verdiğini, çek bedelinin elden ödendiğini, davalının çek bedeli ödenmesine rağmen çeki iade etmediğini, daha sonra ticari ilişkinin devam ettiğini, davacı ile davalının ... tarihinde yeniden hesap gördüklerini, müvekkilinin bu kez borcuna karşılık ... TL tutarlı çeki davalıya verdiğini, ikinci çekin ödenmemesi üzerine davalının müvekkili hakkında takip yürüttüğünü, takip konusu borcun bir kısmının müvekkilinin oğulları, bir kısmının yakınlarına ait kredi kartı ile ödendiğini, davalı ile müvekkilinin başkanı olduğu kooperatif arasındaki dava devam ederken davalının esasen borcu ödenmiş olan Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı dosyasından takibe devam ettiğini, davalının müvekkilinden kooperatife olan borcunun hukuksuz olarak silinmesini istediğini, takibe bu nedenle devam ettiğini, takibe dayanak çek bedelinin ödendiğini ileri sürerek, Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı takip dosyası ve dayanağı çeke ilişkin müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili mahkememize sunduğu cevap dilekçesinde özetle; dava konusu çekin kambiyo senedi niteliğinde olduğunu, icra takibine konu edildiğini ve takibin kesinleştiğini, takibe konu çekin teminat çeki olduğunun ileri sürüldüğünü, bunu davacının yazılı belge ile ispatlamak zorunda olduğunu, müvekkilinin ... işlettiğini, bu istasyondan akaryakıt aldığını, alınmış ve alınacak olan akaryakıta ilişkin ... TL bedelli teminat senedi düzenlediğini, ilerleyen zamanlarda hesap görülerek ... TL ve ... TL olmak üzere ayrı ayrı iki çek verdiğini her iki çek ile birlikte ... TL teminat senedinin müvekkilinde olduğunu, bu çeklerden ... TL bedelli çeki elden ödediğini iddia ettiğini, çek bedelinin davacı tarafından ödendiğine ilişkin beyanı kabul etmediklerini, müvekkilinin aylık cirosu ... bulan ve her banka ile sözleşmeli çalışan ciddi bir işyeri sahibi olduğunu, kooperatifle aralarındaki davanın davaya konu çek ile hiçbir ilgisinin olmadığını, dava konusu çekin kambiyo senedi olmasından mütevellit kayıtsız şartsız borç ikrarı içerdiğini, davanın niteliği itibari ile tanıkla ispatının mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Dava öncelikle, .../... Esas sayılı dosyasında açılmış, mahkememizce yapılan yargılama sonunda özetle; Davanın reddine, davalı tarafın tazminat talebinin kabulü ile dava konusu çek bedeli olan ... TL'nin %20'sine tekabül eden ... TL tazminatın davacıdan tahsil edilerek davalıya verilmesine karar verilmiştir. Mahkememiz ilamına karşı, davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuş ve mahkememiz ilamı Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ... HD'nin .../... Esas, .../... Karar sayılı ilamı ile özetle; "Davacı, takip konusu çekin haricen ödendiğini iddia etmiş, davalı, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının .../... soruşturma sayılı dosyasında verdiği ifadesinde "kooperatife ödemesi gereken parayı davacıya verdiğini, karşılığında icra takibine konu çeki aldığını, davacının ödeme karşılığı kooperatif adına olan takipten feragat etmesi gerekirken takibe devam ettiğini, dava konusu çekin kendisinin kooperatife olan borcu nedeniyle davacıya yapılan ödemenin teminatı olarak verildiğini" savunmuştur. Davalı, dava konusu çekin kooperatif başkanı olan davacıya kooperatif borcu nedeniyle yapılan ödeme nedeniyle teminat olarak verildiğini savunarak ispat yükünü üstüne almıştır. İlk Derece Mahkemesince davalının savunması doğrultusunda davalının yaptığını iddia ettiği ... TL'lik ödemenin kooperatif kayıtlarına işlenip işlenmediği, kooperatifin alacaklı olduğu icra dosyalarında kooperatifin alacağının ... TL'lik kısmından vazgeçilip vazgeçilmediği, diğer bir ifadeyle teminat şartının gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmamıştır. Davalının Antalya Cumhuriyet Başsavcılığındaki ifadesine göre, dava konusu çekin teminat teminat çeki olduğu anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesince kooperatifin ticari defterlerinde davalının ... TL'lik ödemesinin gözüküp gözükmediği veya kooperatifin davalıya karşı yürüttüğü icra takip dosyalarında ... TL ödemenin mahsup edilip edilmediği araştırılıp oluşacak sonuç Dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle karar verildiği anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf sebepleri Dairemizce yerinde görülmüştür. " şeklindeki gerekçe ile ortadan kaldırılmıştır. Mahkememizce Bölge Adliye Mahkemesi kararı gereği dosya bilirkişiye tevdi edilerek, kooperatif kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmış ve icra dosyalarında da ödemenin düşülüp düşmediği, teminat şartının gerçekleşip gerçekleşmediği incelettirilmiştir. ... tarihli bilirkişi raporunda özetle; ilgili kooperatifin ticari defter ve belgelerine göre, davalının ilgili kooperatifte 3 adet üyeliğinin olduğu, ilgili ... nin ticari defterlerine göre, davalının ilgili kooperatife ... TL tutarında bir ödemesi olmadığı, ilgili kooperatifin davalıya karşı yürüttüğü icra takip dosyalarında, ... TL ödemenin mahsup edildiği ile ilgili olarak kooperatif kayıtlarında her hangi bir bilginin olmadığı bildirilmiştir. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, itirazlar/beyanlar alınmıştır. Hukukumuzda, hukuki işlemler için "senetle ispat" kuralı mevcuttur. Esasen, "senetle ispat kuralı" kavramı yerine "kesin delille ispat" kuralı denilmesi daha doğrudur. Çünkü, senetle ispatı zorunlu olan bir hukuki işlem, diğer kesin delillerle de (ikrar, yemin, kesin hüküm) ispat edilebilir. Senetle ispat zorunluluğu, "tanıkla ispat yasağı" olarak da ifade edilmesine rağmen, bunun da esasen "takdiri delille ispat yasağı" olarak belirtilmesi daha uygundur. Senetle ispat kuralı, kendisini iki temel durumda gösterir. Bunlardan birincisi olarak; Belli bir meblağı aşan hukuki kural olarak yalnız senetle ispat olunur. Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri kanunla belirlenen miktarı geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir Senetle ispat kuralının kendisini gösterdiği ikinci durum ise, senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler kanunda belirtilen miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz olmasıdır. HMK m. 203 de senetle ispat kuralının istisnaları düzenlenmiştir. Davanın niteliği, miktarı göz önüne alınarak, istinaf kanun yolu incelemesi aşaması benzer olarak, davacının tanık dinletme talebi yerinde görülmemiştir. Davacı taraf ilk yargılamada, müvekkili ile davalı arasında geçtiği iddia edilen ses kaydının dökümünü dosyaya sunduklarını, mahkemece dikkate alınmasını istediklerini beya etmiştir. Aşamalarda da bu iddiasını sürdürmüştür. Bölge Adliye Mahkemesi ilamında, bu hususta eksik bir inceleme yapıldığına dair bir tespit de mevcut değildir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren HMK’nun “ispat hakkı” başlığını taşıyan 189. maddesinin 2. fıkrasında yer alan; “Hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan deliller mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz” hükmü ile açıkça hukuka aykırı olarak elde edilmiş delillerin ispat gücü olamayacağı kabul edilmiştir. Böylece ispat hakkının delillere ilişkin yönünün hukuki çerçevesi çizilmiş; bir davada ileri sürülebilecek her türlü delilin mutlaka hukuka uygun yollardan elde edilmiş olması esası getirilmiştir. Anılan düzenlemeye göre, hukuka aykırı olarak elde edildiği anlaşılan delillerin, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamayacağı düzenlenmek suretiyle, yargılama sırasında taraflarca sunulan delillerin elde ediliş biçiminin mahkeme tarafından re’sen göz önüne alınması ve delilin her ne surette olursa olsun hukuka aykırı olarak elde edildiğinin tespit edilmesi halinde, diğer tarafça bir itiraz ileri sürülmese dahi mahkemece caiz olmadığına karar verilerek, dosya kapsamında değerlendirilmemesi ilkesi benimsenmiştir. Anayasanın 38. maddesinin 6. fıkrasında düzenlenen hukuka aykırı yollardan elde edilen delillerin mahkemede delil olarak değerlendirilemeyeceği hususu sadece ceza usul hukukunda geçerli değildir. Aksine medeni usul hukuku bakımından da aynen geçerli olmalıdır. Bu nedenle hukukumuz bakımından değerlendirme yapılırken Anayasanın 38. maddesinin 6. fıkrası esas alınmalıdır. İkinci olarak, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 189. maddesinin ikinci fıkrasında, hukuka aykırı yollardan elde edilmiş olan delillerin mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında delil olarak dikkate alınamayacağı açıkça belirtilmiş ve böylelikle özel hukuk uyuşmazlıklarında da hukuka aykırı yollardan elde edilen delillerin kullanılması yasaklanmıştır. (Yargıtay HGK., 2013/4-1183 E, 2014/960 K) Günümüzde her ne pahasına olursa olsun maddi gerçeğe ulaşmak savunulamaz. Aksi halde hukuk devletinde mahkemeler hukuka aykırı yollardan elde edilen delilleri değerlendirerek onlar da hukuka aykırı davranmış olurlar. Hukuka aykırı delili kullanmak hukuka aykırı davranışa katılmak demektir. Hukuka aykırılık, hakkı ihlal edilen kişiye tazminat ödenmesiyle giderilemez. Bu durum bile bile hukuka aykırı yollardan elde edilen delilleri kullanmayı mümkün kılmaz. (Pekcanıtez/Özekes/Atalay, Medeni Usul Hukuku, 13. Bası, Ankara 2012, s. 586, 587). Bu genel açıklamalar ışığında, davacı ile davalının arasında geçtiği iddia edilen ses kaydının yargılamada dikkate alınması düşünülemez. Kabule göre, ses kaydı hukuka aykırı delildir ve bu nedenle çözümünün veya kendisinin belge kabul edilerek, dosyada "delil başlangıcı" kurumuna dayanarak, tanık dinletilmesi de mümkün görülmemiştir. Davacı tarafın aksi iddiası/talebi yerinde bulunmamıştır. Davacı davalının isticvabına karar verilmesini talep etmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/3-437 esas, 2018/669 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; Mevzuatımızda isticvabın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 169. maddesi; "(1)Mahkeme, kendiliğinden veya talep üzerine taraflardan her birinin isticvabına karar verebilir. (2)İsticvap, davanın temelini oluşturan vakıalar ve onunla ilişkisi bulunan hususlar hakkında olur." hükmünü içermektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 gün ve 2009/6-477 E., 2009/546 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi taraflar kendi davalarında en şüpheli tanık olarak değerlendirildiğinden, öğreti ve Yargıtay uygulamalarında isticvap başlı başına bir delil olarak kabul edilmemektedir. Dosyada ispata yönelik tartışmalar, Bölge Adliye Mahkemesi ilamı ile ortadan kalkmıştır. Davacının isticvap talebi yerinde bulunmamıştır. Bölge Adliye Mahkemesi ilamında bazı kabuller yapılmış, çerçeve çizilmiştir. Mahkememiz bu çerçevede değerlendirme yapmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi ilamında dava konusu çekin teminat çeki olduğunun anlaşıldığı tespiti mevcuttur. Davacı, takip konusu çekin haricen ödendiğini iddia etmiş, davalı, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının .../... soruşturma sayılı dosyasında verdiği ifadesinde "kooperatife ödemesi gereken parayı davacıya verdiğini, karşılığında icra takibine konu çeki aldığını, davacının ödeme karşılığı kooperatif adına olan takipten feragat etmesi gerekirken takibe devam ettiğini, dava konusu çekin kendisinin kooperatife olan borcu nedeniyle davacıya yapılan ödemenin teminatı olarak verildiğini" savunmuştur. Davalı, dava konusu çekin kooperatif başkanı olan davacıya kooperatif borcu nedeniyle yapılan ödeme nedeniyle teminat olarak verildiğini savunarak ispat yükünü üstüne almıştır. Teminat koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin anlaşılması için mahkememizce bilirkişi raporu aldırılmış ve ilgili kooperatifin ticari defter ve belgelerine göre, davalının ilgili kooperatifte 3 adet üyeliğinin olduğu, ilgili ... nin ticari defterlerine göre, davalının ilgili kooperatife ... TL tutarında bir ödemesi olmadığı, ilgili kooperatifin davalıya karşı yürüttüğü icra takip dosyalarında, ... TL ödemenin mahsup edildiği ile ilgili olarak kooperatif kayıtlarında her hangi bir bilginin olmadığı bildirilmiştir. Teminat şartının gerçekleşmediği anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamı, bölge adliye mahkemesi ilamı, bilirkişi raporu, teminat şartının gerçekleşmediğinin anlaşılması karşısında, davanın reddine karar vermek gerekmiştir. 2004 sayılı İİK madde 72/4 uyarınca; Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez. Menfi tespit davasının reddine karar veren mahkemenin, borçluyu tazminata mahkum edebilmesi için, alacaklının borçluya karşı bir icra takibi yapmış olması ve borçlunun bu icra takibini durdurması ( İİK madde 72/2) veya icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi ( madde 72/3.c.2) için ihtiyati tedbir kararı almış ve bu tedbir kararının uygulanmış olması gerekir. ( Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, s. 377) Davalı tarafın tazminat talebi hakkında mahkememizce yapılan değerlendirme sonucunda ise; gerek yukarıda anılan yasal düzenleme, gerekse yapılan açıklamalar ışığında, davacı tarafın talebi üzerine mahkememizce İİK madde 72/3 uyarınca, icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verildiği ve bu yönde icra dosyasına bildirimde bulunulduğu anlaşılmakla davalı tarafın talep ettiği tazminatın şartlarının oluştuğu kanaatine varılmakla, dava konusu çek bedelinin % 20 si oranında tazminatın davacıdan alınarak davalıya ödenmesine karar verilmiştir. HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davalı tarafın tazminat talebinin kabulü ile dava konusu çek bedeli olan ... TL'nin %20'sine tekabül eden ... TL tazminatın davacıdan tahsil edilerek davalıya VERİLMESİNE, 3-Davacı tarafça yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 4-Hükmün niteliği ve tarihi dikkate alınarak, alınması gerekli ... TL harcın davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL harçtan mahsubu ile hazineye gelir kaydına, bakiye miktarın karar kesinleştiğinde istek halinde davacıya iadesine, 5-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... takip sayılı dosyasının dava kesinleştikten sonra iadesine, 8-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, Dair, davacı vekili ... ve davalı vekili ...'ın yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/06/2021

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/294, K. 2021/425, T. 23.06.2021, www.arakarar.com/karar/antalya-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2020-294-e-2021-425-k-5304c9accbd7