İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/277 E. 2020/439 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2020/277
- Karar No
- 2020/439
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/277 Esas KARAR NO : 2020/439 DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİH İ : 13/07/2020 KARAR TARİHİ : 24/09/2020
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacının işletmekte olduğu kafesinde kullanmak üzere davalı şirketten pasta teşhir dolabı satın aldığını, davacının eşiyle önceden tanışmış olması sebebiyle şirket yetkilisi ... ile şifahen sözleşme yaptığını, istediği pasta dolabının görüntüsünü ve niteliklerini şirket yetkilisine anlatan davacının, ... üzerinden talep ettiği dolaba ilişkin fotoğraf ve ölçü bilgisini de paylaştığını, davacının işletmesi henüz daha tadilat halindeyken davalı şirketten sipariş edilen pasta dolabının davacı yokken işletmeye bırakıldığını, herhangi bir sevk irsaliyesi tanzim etmediğini, davacının dolabı görür görmez malı bu haliyle teslim alamayacağını, bırakılan dolabın kararlaştırılan örnek- modele uygun olmadığını, yaptıkları şifahi sözleşmeye aykırı olduğunu, malın ayıplı olduğunu davalı şirket yetkilisine bildirdiğini, davalı tarafın bıraktığı davacının teslim almadığı pasta dolabının kararlaştırılan niteliklerden yoksun olması ve dolabın motor kısmında açıkta bırakılmış alüminyumla kapatılması gerekirken yalıtımı pembe süngerle yapıldığını, davalı şirketin ürün gamında bulunan ... adresinde sergilediği hiç bir pasta teşhir dolabının-eldeki pasta teşhir dolabındaki gibi elektrik kablolarının dışarıda olmadığını, davalı şirketin sevk irsaliyesini tanzim etmediğini, malın faturasını dahi .... Vergi Dairesi Başkanlığına yapılan şikayet üzerine ... tarihinde kesildiğini, faturanın yasal zorunlu unsurları taşımadığını, bu nedenlerle ve fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile, davacının davalıdan almış olduğu pasta teşhir dolabının istenilen-kararlaştırılan niteliği haiz bulunmaması nedeni ile pasta teşhir dolabının davalıya iadesi ile ... TL alacağın dava tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP: Davanın tacir sıfatının bulunmadığını, davanın tüketici konumunda olduğunu, dolayısıyla görevli mahkemenin tüketici mahkemeleri olduğunu ve görevsizlik itirazında bulunduklarını, davacının teslim olgusunu dava dilekçesinde kabul ettiğini, kabul anlamına gelmemekle dava dilekçesinde yer verilen sözde ayıpların açık ayıp niteliğinde olduğunu, malın teslimi anında ihbar edilmesi gerektiğini, davacının ilk bakışta fark edebileceği bu sözde ayıpları teslim anında ihbar etmemesi ve bu sözde ayıplardan dava tarihinden sonra davalının haberi olmasının davacının kötüniyetini gösterdiğini, dava konusu malın davacının talep ettiği biçimde ve bire bir kararlaştırılan ve istenilen şekilde ...-...-... ölçülerinde özel olarak imal edildiğini, pasta teşhir dolaplarının motor kısımlarının altta olmasının davalı tarafın kusurundan kaynaklanmadığını, pasta dolaplarının standart mekanizmalarında motorların altta olmasından kaynaklandığını, motor kısmının açıkta bırakılması da davalı tarafın kusurundan kaynaklanmadığını, dava konusu pasta teşhir dolabı olduğu için davacının dekorasyona uygun olması açısından dolabın alt kısmını kendisinin giydirmek istediğini ve dolabın alt kısmının açıkta kalmasını talep ettiğini, dava konusu malın geri verilecek veya her zaman satılabilecek bir mal olmadığını ve davacıya özel imalatının yapıldığını, standart bir dolap olmadığını, bu doğrultuda 2. El vasfına düştüğünü, bu nedenlerle haksız davanın reddine ve yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Dava taraflar arasında akdedilen eser sözleşmesine konu imalatın ayıplı olduğu iddiasına dayalı tazminat davasıdır. 6100 sayılı H.M.K. 2. Maddesinde; "...Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir..." 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4.maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olmalı ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın, Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II.maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı, ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Buna göre işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Yine aynı kanunun 11. Maddesinde “Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir.'' 15.maddesinde de “İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11'inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır“ düzenlemesi bulunmaktadır. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, Asliye Hukuk Mahkemesi ile mahkememiz arasındaki ilişki görev ilişkisidir. 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı kanunun 5. maddesinin 2. fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa Asliye Hukuk Mahkemesi'nin vazifesi içerisinde bulunan ve bu kanunun 4. maddesi uyarınca ticari sayılan davalara Ticaret Mahkemesi tarafından bakılacağı hususu düzenlenmiştir. Yargıtay HGK'nın 18.11.2015 gün ve 2014/15-301 E. 2015/2659 K. sayılı emsal içtihadında da "6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nun 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar... Ticari davalar ise; aynı Kanunun 4/1. maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre; her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez." şeklinde belirtilmiştir. 21 Temmuz 2007 gün ve 26589 s. Resmi Gazete'de yayınlanan, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayicinin Ayrımına İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı'nın 1/b maddesi ile de, "213 sayılı Vergi Usul Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve bu Kararın (a) bendinde belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları..." kararlaştırılmıştır. Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının esanaf ve sanatkarlar odasında kaydı bulunduğu ve davacının işletme hesabına göre defter tuttuğu ve yıllık alım, satım ve toplam hasılat miktarlarının tacir düzeyinde olmadığı anlaşılmakla, yukarıda yazılı emsal içtihatlarda da belirtildiği üzere her iki tarafın tacir olmadığı, yalnızca davalının tacir olduğu davacının tacir olmadığı, sadece davalının tacir olması, taraflar arasındaki ihtilafın da ticaret mahkemesinde görülmesi gereken mutlak ticari davalardan olmaması nedeniyle, davaya bakma görevinin mahkememize ait olmayıp, genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesinin olduğu sonuç ve kanaatine varılmakla, davacının davasının görev dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının davasının görev dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, 2-Karar kesinleştiğinde ve istek halinde dava dosyasının görevli Nöbetçi Antalya Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-Dava dosyasının süresi içinde görevli mahkemeye aktarılması durumunda, harç ve yargılama giderlerinin HMK'nun 331/2 maddesi uyarınca görevli mahkemece nazara alınmasına, 4-Dosyanın gönderilmesi için süresi içinde başvuru yapılmadığı takdirde, HMK'nun 20/1 ve 331/2 maddeleri gereğince yapılacak işlemin mahkememizce dosya ele alınarak değerlendirilmesine, Dair, davacı vekili ve davalı şirket temscilsinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/09/2020
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır