İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2020/1170 E. 2020/1325 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2020/1170
Karar No
2020/1325
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/48 Esas KARAR NO : 2024/255 Karar DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/05/2018 KARAR TARİHİ : 12/03/2024 GER. KARARTARİH : 28.03.2024 Davacı tarafından mahkememizde açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili şirketin, .... isimli tütün ürünleri üretim ve pazarlama şirketinin Türkiye'deki dağıtıcılarından biri olduğunu, Davalı .....'in işlettiği iş yerinde tütün ürünlerinin satıldığını, müvekkili şirketten tütün ürünleri (sigara) satın aldığını, müvekkili şirket tarafından 24.03.2018 tarihinde en son teslimatta, .... seri ve sıra numaralı fatura düzenlendiğini ve davalı tarafın kaşe ve imza ile en son teslimatta 157,18 TL değerinde fatura içeriği ürünleri teslim aldığını ve son bakiye borcunun 6.418,64 TL olduğunu kabul ettiğini, yine aynı gün, 24.03.2018 tarihli .... seri numaralı tahsilat makbuzu ile davalı tarafça bakiye borcun 6.418,64-TL olduğu kabul edildiğini, makbuzun kaşelendiğini ve imzalandığını, borçlunun itirazında dile getirdiği ve ilgili faturalardaki imzanın kendine ait olmadığı şeklindeki imzaya itirazı, dosyamız açısından kabul edilebilir olmadığını, müvekkili şirket ile davalı arasındaki uyuşmazlığa konu olan ürünlerin, davalının kendi iş yerinde yanında çalışanlara da teslim edildiğini, davalının şahsen olmasa bile, yardımcıları ve çalışanları aracılığıyla ürünleri teslim aldığını, yardımcıları ve çalışanları tarafından fatura ve tahsilat makbuzlarının imzalanmış olabileceğini, fatura ve makbuzlarda davalının kaşesinin de yer aldığını, daha önceki fatura ve makbuzlarda da aynı imza ve kaşelerin yer aldığını ve bu fatura ve makbuzların karşılıklarının müvekkiline ödendiğini, önceki dönemle aynı koşullarda borç tahakkuku olmasına rağmen, önceki döneme ilişkin borçların ödenmesi ve fakat son teslimata ilişkin fatura ve makbuzlardaki imzalara itiraz edilmesi davalının kötüniyetini ortaya koyduğunu, davalının imzaya ilişkin itirazının davalıyı borç ve sorumluluklarından kurtarmayacağını, davalının müvekkili şirkete icra takibine konu alacak kadar borçlu olduğunun bilirkişi raporu neticesinde sübut bulacağını, müvekkili şirket icra takibine konu alacak karşılığı davalı şirkete ürünlerini teslim ettiğini, ancak davalı şirketin bu ürünlerin bedelini müvekkiline ödemediğini, müvekkili şirketin, davalıdan takip konusu 6.418,64-TL kadar alacaklı olduğunu, davalı taraf ile müvekkili arasında açık hesap ilişkisi bulunduğunu, davalı tarafın, müvekkili şirketin tüm ihtarlarına rağmen geciken cari hesap bakiye alacağını ödemediğini, bunun üzerine müvekkili şirketçe bakiye cari hesap alacağının tahsili için, 6.418,64 TL alacak üzerinden takip tarihinden itibaren avans faiz talepli olarak Bakırköy .... İcra Dairesi .... E. sayılı dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını ve borçluya ödeme emrinin tebliğ edildiğini, ancak davalının, aralarındaki ticari ilişkiyi ve talep edilen alacak karşılığı ürünleri teslim aldığını kabul etmesine rağmen, takibe haksız şekilde kısmi itirazda bulunduğunu, davalının borcun 600,00-TL'lik kısmını kabul ettiğini, kalanına itiraz ettiğini, borçlunun kısmi itirazı üzerine takibin durduğunu, Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün .... E. sayılı ilamsız takibin itiraz edilen 5.818,64 TL alacak üzerinden devamına, haksız ve kötüniyetle takibe kısmen itiraz eden davalının takip konusu alacağın itiraz edilen kısmının ( 5.818,64 TL ) %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, vekalet ücretinin ve yargılama giderlerinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; İş bu itirazın iptali davasının, usule ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafından kaşe ve imzası müvekkiline ait olduğu ileri sürülerek 24.03.2018 tarihli bir fatura düzenlediğini, ancak sözkonusu belgelerdeki imzaların müvekkiline ait olmadığını, bu hususun, taraflarına verilen vekaletnamedeki imza ile sunulan belgelerdeki imzanın çıplak gözle karşılaştırılmasından bile anlaşıldığını, müvekkilinin bu sebeple takibe süresi içinde itiraz etmişse de, müvekkili aleyhine haksız ve kötü niyetle itirazın iptali davası başlatıldığını, söz konusu ticari alışveriş kaynağının, davacı şirket tarafından dosyaya sunulan ve kendilerince tutulan faturayı dayanak olarak gösterilmişse de bu beyan ve iddialara katılmanın mümkün olmadığını, müvekkilinin davacıdan satın aldığı (ve kendisine teslim edilen) tütün ürünleri için üzerine düşen bütün sorumluluklarını eksiksiz yerine getirdiğini, hiçbir zaman davacı tarafın belirttiği şekilde faturaya dayalı olarak oluşan bir borcu kendi uhdesinde bulundurmadığını, zamanında ödemelerini yaptığını, gerek gördüğünde yapılacak imza araştırmasıyla da durumun ortaya çıkacağını, bir an için ilgili imzaların müvekkiline ait olsa bile, Yargıtay kararlarına göre; sadece faturanın tebliğ edilmesi ve tebliğden itibaren sekiz gün içinde itiraz edilmemesi akdi ilişkinin varlığının kanıtı olmadığını, bu nedenle akdi ilişkinin inkârı halinde faturayı düzenleyen kimsenin bu ilişkinin varlığını ve akdi ilişki içinde malı teslim/hizmeti verdiğini kanıtlaması gerektiğini, yine bir an için ilgili imzaların müvekkiline ait olsa bile, 24.3.2018 tarihli tahsilat makbuzu, TBK.104.md.si karinesi gereği, açıklayıcı şerh düşülmediği için, varsa bile o ana kadarki tüm borcu söndürmüş sayılması gerektiğini, neticede davacının davasının reddine, haksız ve kötü niyetli olan davacı-alacaklı aleyhinde, takip konusu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. Mahkememizce 22/10/2019 tarihinde verilen .... Esas, .... Karar sayılı verilen kısmen kabul kısmen red kararımız İstanbul BAM ... Hukuk Dairesinin .... Esas, ... Karar, 06/12/2022 tarihli ilamı ile; "Mahkemece davalının ticari defterleri incelenmeden, davacı ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme soncunda düzenlenen bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de davacı tarafın delil olarak dayandığı imzalı sevk irsaliyelerine davalı gerek icra takibine itirazında gerekse yargılama sırasında davacıdan herhangi bir mal alınmadığı ve imzanın kendisine ait olmadığı yönelik savunmasında üzerinde durulmadan karar verilmesi doğru bulunmamıştır. Bu halde öncelikle davacının ticari defterlerinde kayıtlı ve teslim alan kısmı imzalı sevk irsaliyeleri ve bu irsaliyelerin bağlı bulunduğu faturalar tespit edilerek, sevk irsaliyelerindeki teslim alan kısmındaki imzaların davalıya veya çalışanlarına ait olup olmadığının tespiti gerekir. Mahkemece davalının imza itirazı gözetilerek, davalıya isticvap davetiyesi çıkarılması ve cari hesaba kayıtlı 29 faturadaki imzaların ona ait olup olmadığının sorulması, inkarı halinde yeterince imza örnekleri toplanarak huzurda atılacak imzalar ile birlikte imza incelemesine gönderilerek ve davalıya ticari defter ve belgelerini sunması için usulüne uygun şekilde ihtarat yapılarak sunulması halinde davalı şirketin ticari defterleri üzerinde yapılacak inceleme neticesinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun değildir. Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi uyarınca usulden kaldırılmasına, yukarıda davalıya ticari defter ve kayıtlarını sunmak üzere usule uygun şekilde ihtarat yapılarak ve sevk irsaliyeleri üzerinde imza incelemesi yapılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. " gerekçesi ile kaldırılmış ve dosyanın yukarıda yazılı numarasına kaydedilerek yargılamaya devam edilmiştir. Davalı ..... 30/05/2023 Tarihli Celsede İsticvap Beyanında; "Bana mahkemeniz huzurunda gösterilen tüm faturalardaki tüm imzalar tarafıma ait değildir, ben böyle bir imza atmadım. Benim çalışanlarım da bu faturalara imza atmamıştır, onlara ait değildir, bu faturalardaki imzaların kime ait olduğunu bilmiyorum, davacı tarafın kendi elemanlarına sorması gerektiğini düşünmekteyim. Ben 2018 yılının 7. Ayında kapanışımı verdim. Benim davacı tarafa borcum yoktur." şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkememizin 01/11/2023 tarihli ara kararı uyarınca; davalı tarafça 27/03/2023 tarihinde ön büroya sunulan 29 adet fatura asıllarındaki imza ile Davalı .....'e ait mahkememiz kaleminde alınan imza örnekleri ve yine davalıya ait mahkememize gönderilen belge asılları incelenerek 29 adet fatura asıllarındaki imza ile davalının imzasının uyumlu olup olmadığı, davalıya ait olup olmadığı hususunda grafolojik inceleme yapılmasına karar verilmiştir. Adli Belge İncelemeleri Uzmanı Bilirkişi .... tarafından düzenlenen 13/12/2020 tarihli raporda; "1-İnceleme konusu olan ve .... OTOMOTİV GIDA TİCARET VE SANAYİ A.Ş. antetli; 02.01.2018 tarihli 150,03 TL tutarlı, 04.01.2018 tarihli 1.376,51 TL tutarlı, 06.01.2018 tarihli 1.486,06 TL tutarlı, 09.01.2018 tarihli 469,16 TL tutarlı, 11.01.2018 tarihli 824,00 TL tutarlı, 13.01.2018 tarihli 816,85 TL tutarlı, 16.01.2018 tarihli 909,73 TL tutarlı, 18.01.2018 tarihli 1.709,92 TL tutarlı, 20.01.2018 tarihli 785,89 TL tutarlı,23.01.2018 tarihli 769,22 TL tutarlı, 25.01.2018 tarihli 966,89 TL tutarlı, 27.01.2018 tarihli 481,06 TL tutarlı, 30.01.2018 tarihli 1.214,57 TL tutarlı,01.02.2018 tarihli 733,50 TL tutarlı, 03.02.2018 tarihli 1.624,18 TL tutarlı, 07.02.2018 tarihli 1.366,98 TL tutarlı, 13.02.2018 tarihli 1.943,30 TL tutarlı, 17.02.2018 tarihli 749,79 TL tutarlı, 17.03.2018 tarihli 226,24 TL tutarlı, 21.02.2018 tarihli 1.476,53 TL tutarlı, 24.02.2018 tarihli 1.271,72 TL tutarlı,24.02.2018 tarihli 209,57 TL tutarlı,27.02.2018 tarihli 252,44 TL tutarlı,03.03.2018 tarihli 2.862,56 TL tutarlı, 15.03.2018 tarihli 1.358,41 TL tutarlı,15.02.2018 tarihli 994,04 TL tutarlı,22.03.2018 tarihli 2.510,10 TL tutarlı, 24.03.2018 tarihli 157,18 TL tutarlı, 13.02.2018 tarihli 295,31 TL tutarlı, toplam 29 adet fatura (10.03.2018 tarihli 2.327,20 TL tutarlı fatura imza içermiyor) ve .... sıra numaralı 160 TL tutarlı Tahsilat Makbuzundave 1 adet Tahsilat Makbuzunda, “... GIDA PAZARLAMA-.....” adına atılmış imzalar ile .....’e ait mevcut mukayese imzaları arasında ; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından da farklılıklar saptandığından söz konusu 29 adet Fatura ve 1 adet Tahsilat Makbuzunda bulunan imzaların mevcut mukayese imzalarına kıyasla .....’İN ELİ ÜRÜNÜ OLMADIĞI" sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Dava dilekçesi, taraf beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Dava, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu' nun 67. maddesine dayalı itirazın iptali isteminden ibarettir. Dava konusu, taraflar arasındaki ticari satım ve cari hesap ilişkisi nedeniyle davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, mevcutsa miktarının tespiti hususunda toplandığı görülmüştür. Dava konusu; Bakırköy ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasınin incelenmesinde; alacaklının .... Otomotiv tarafından borçlu ..... hakkında 6.418,64 TL asıl alacağın tahsili istemiyle ilamsız takip başlatıldığı, borçlunun borca itirazında 600,00 TL borcu kabul edip, bu kısmı ödeyip, kalan kısım yönünden borca itiraz ettiği görülmüştür. İtiraz üzerine takibin durduğu ve süresinde iş bu davanın açıldığı görülmüştür. Dava konusu miktar 5.818,64-TL 'dir. Taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ile 85 ve HMK'nun 222'nci maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir. Davacının incelemeye konu ticari defterlerinin yasal şartları taşıdığı ve davacı lehine delil niteliğinin olduğu dosya kapsamı içeriğinden anlaşılmıştır. Davalı taraf, duruşmadaki ihtara rağmen ticari defterlerini dosya içerisine sunmamıştır. Taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığı fatura ve ticari defter ve ticari kayıtlar içeriğinden anlaşılmaktadır. Taraflar arasında tütün ürünleri satımına ilişkin yazılı olmayan bir sözleşmenin olduğu anlaşılmıştır. Davacının ticari defterler ve kayıtları ile Bilirkişi ....' ın hazırlamış olduğu rapor içeriğinin incelenmesinde; - Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında, davacı tarafından davalıya tütün ürünleri satışının yapıldığı, - Satış işlemine dayalı olarak davacı tarafından düzenlenen 29 adet faturada teslim alan kısmında imza ve kaşenin bulunduğu; davalı tarafça malların teslim alınmadığı savunularak imzaya itiraz edilmiş olup, yapılan imza incelemesinde faturalar üzerinde imzaların davalının eli ürünü olmadığının anlaşıldığı, - Davacının ticari defter ve kayıtlarına göre, davacının takip tarihinden bir gün öncesi itibariyle davalıdan 6.418,64 TL alacaklı olduğunun gözüktüğü; takip tarihinden 1 gün önce davalı tarafından 168,64 TL ödeme yapıldığı, takip tarihi itibariyle bakiye alacağın 6.250,00 TL asıl alacak kaldığı, takip tarihi sonrasında davalının ödeme emrine kısmi itiraz ederek(600,00 TL asıl alacak yönünden borçlu olduğunu kabul ettiği), icra dosyasına 970,85 TL'si ana para olmak üzere 1.038,90 TL ödeme yaptığı, dolayısıyla davacının 6.250,00 TL alacağından davalı tarafından ana para olarak ödenmiş olan 970,85 TL'nin düşülmesi gerektiği (ilk hükmün davacı tarafça istinaf yargılamasına konu edilmemesi sebebiyle davalı lehine kazanılmış hak oluşturduğu hususu dikkate alınarak), bu tutarın düşülmesi sonucunda davacının bakiye 5.279,15 TL alacağının kaldığı anlaşılmıştır. Kural olarak, faturaların tebliğ edildiğinin ve malın teslim edildiğinin ispat yükü davacı üzerindedir. Yapılan imza incelemesinde, faturalar üzerinde imzaların davalının eli ürünü olmadığı anlaşılmıştır. Ancak; 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirilmeden önceki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. " şeklindedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirildikten sonraki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." şeklindedir. 7251 sayılı yasanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesindeki değişikliği düzenleyen 23. maddesine ait Türkiye Büyük Millet Meclisi gerekçesi " Maddeyle, Kanunun ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin 222 nci maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Mevcut metne göre diğer tarafın defter kayıtlarında ilgili hususta hiçbir kayıt bulunmaması halinde, ibraz eden tarafın ticari defterindeki kayıtlar, sahibi lehine delil olarak kabul edilebilmektedir. Ticari defteri ibraz edenin tek taraflı işlemiyle oluşturduğu kayıtların, bu kayıtlardan hiçbir şekilde haberi olmayan karşı taraf aleyhine delil teşkil ediyor olması hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi hukuk güvenliği ilkesine de aykırılık teşkil edebilmektedir. Bu sebeple maddede yapılan değişiklikle, ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için öngörülen unsurlardan biri olan, diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtların “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” hali, madde metninden çıkarılmaktadır. Kural tersine çevrilmekte ve karşı tarafın maddede belirtilen usule uygun olarak tuttuğu ticari defterini ibraz ettiği halde ileri sürülen hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterin, sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı açıkça hükme bağlanmaktadır. Madde metni dışına çıkarılan “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” durumunun yerine, “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” durumu maddeye ilave edilmektedir. Buna göre ticari defterde yer alan herhangi bir kaydın, sahibi lehine delil teşkil edebilmesi için diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi gerekecektir. Bu düzenlemenin hakkaniyete ve hukuk güvenliği ilkesine uygun olduğu düşünülmektedir. Zira ticari defteri ibraz edenin defterinde yer alan ve diğer tarafı muhatap alan kayıt, diğer tarafa sunulmakta ve diğer tarafın kendi defterindeki kayıtlara dayanarak karşı delilini ileri sürmesi beklenmektedir. Diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi hali, ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığı anlamına gelecektir. Belirtilmelidir ki defter ibraz etmeyen tarafın, diğer tarafın ticari defterindeki kayıtların aksini senet veya diğer kesin delillerle ispatlama hakkı saklıdır." şeklindedir. Kanun değişikliği sonrasında madde gerekçesi içeriğinden anlaşıldığı üzere, davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nın 222/3. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 2. maddesi ile 6100 sayılı HMK' nın 29. maddesi kapsamında dürüstlük-hakkaniyet ilkesine aykırı bir şekilde engel olduğundan, sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının, davacı tarafça ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığının ve bunun sonucunda da davacının incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir. Bu durumda davacının ticari defter kayıtları ile alacağın varlığının ispatlandığı, davacı tarafça bu aşamada fatura ve mal teslim olgusunu ispatının artık gerekmeyeceği, (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesinin 25.12.2020 Tarih ve 2020/1170 E. - 2020/1325 K. Sayılı ilamı.), ayrıca davalının dönem içerisinde düzenlenen ve imzası kendisine ait olmayan 29 adet fatura yönünden büyük oranda ödemelerine devam ettiği de görülerek, bu haliyle ve davalının ticari defter ve kayıtları sunmayarak ispat yükünü kendi üzerine aldığı kabul edilmiş ve yine davalının aksini gösterir başka yazılı kesin kayıtta sunmadığı ve kesin delile dayandığını ileri sürmediği, bu sebeple davalının davacıya 5.279,15 TL borçlu olduğu kabul edilmiş ve açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Reddedilen kısım yönünden, davacı takipte haksız olsa da kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığından davalının tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. Yaptırılan bilirkişi incelemesine göre alacağın ticari defterlerde belli olduğu, yani likit olduğu anlaşıldığından, davalının ayrıca icra inkar tazminatına da mahkum edilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ İLE KISMEN REDDİNE, 2-Davalının Bakırköy ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibine yönelik itirazının kısmen İPTALİNE, 3-Takibin 5.279,15-TL asıl alacak üzerinden ve bu tutara takip tarihinden itibaren değişen oranlarda ticari avans faizi uygulanmak sureti ile DEVAMINA, 4-Kabul edilen asıl alacak tutarı olan 5.279,15-TL üzerinden hesaplanacak % 20 oranında tazminatın (791,87 TL) davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Koşulları oluşmadığından davalının tazminat isteminin REDDİNE, 6-Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 7-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 67,28-TL peşin harcın ve ilk hükümle yazılan harç tahsil müzekkeresindeki miktar olan 293,33 TL' nin mahsubu ile bakiye 66,99-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA, -Davacı tarafça sarf edilen toplam 108,38-TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 8-Davacı tarafından bozma öncesi ve sonrası olmak üzere sarf edilen bilirkişi, tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 3.973,35-TL'nin kısmen kabul - red oranları ve takdiren % 90,73'ü olan 3.605,02-TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, Bakiye masrafların davacı üzerinde BIRAKILMASINA, -Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına) 9-Davalı tarafından bozma öncesi ve sonrası olmak üzere sarf edilen tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 42,40-TL'nin kısmen kabul - red oranları ve takdiren % 9,27'si olan 3,93-TL'nin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, Bakiye masrafların davalı üzerinde BIRAKILMASINA, -Davalı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın davalı tarafa İADESİNE, 10-Davanın kabul miktarı dikkate alınarak (ilk hüküm gibi karar verildiğinden ve ilk hükmün davacı tarafça istinaf yargılamasına konu edilmemesi sebebiyle davalı lehine kazanılmış hak oluşturduğu hususu da dikkate alınarak) 2.725,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 11-Davanın red miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 539,49-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, Dair; Miktar itibariyle kesin olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/03/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim .... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2020/1170, K. 2020/1325, T. 25.12.2020, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2020-1170-e-2020-1325-k-a9331b5b7264