İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/413 E. 2023/600 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/413
Karar No
2023/600
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/413 Esas KARAR NO : 2023/600 Karar DAVA : Alacak Davası (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/04/2022 KARAR TARİHİ : 13/06/2023 GER. KARAR TARİHİ : 14/06/2023 Davacı tarafından mahkememizde açılan Alacak Davası (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacı müvekkili ...'nin kuyumculuk sektöründe kullanılan .... makinalarının Türkiye Satış mümessilliğini yaptığını, Davalı .... Kuyumculuk İthalat ve İhracat Ltd Şti. ile ticari ilişkiden kaynaklanan 17.09.2021 tarihli, 17.145,00USD bedelli ve 15.10.20211tarihli,14.400,01USD bedelli faturalar düzenlendiğini, davalının belirtilen faturalara ilişkin ödeme yapmaması üzerine Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı dosyası üzerinden belirtilen fatura alacaklarının tahsili amaçlı icra takibi başlatıldığını, davalı firma, icra takibine herhangi bir borcunun olmadığından bahisle 12.04.2022 tarihinde borca itiraz ettiğini, taraflar arasında ki uyuşmazlık, dava açma ön koşulu gereği arabulucuya taşındığını ve tarafların uzlaşmadığına dair 22.04.2022 Tarihli arabuluculuk tutanağı düzenlendiğini, itiraz üzerine durdurulan icra takibine binaen, davalının itirazının iptalini %20 den aşağı olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına mahkum edilmesi için iş bu davayı açmak zorunluluğu hasıl olduğunu, neticede davamızın kabulüne, tirazın iptaline ve takibin devamına, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, her türlü yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Huzurdaki davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, hukuka aykırı olduğunu, müvekkili 2016 yılından günümüze kadar .... Atölye Bloğunda ticari hayatını sürdürürken sektörde her şeyden fazla değer verilen güven ilişkisinin en üst düzeyde tutulmasına özen gösterdiğini, borçlarını zamanında ödediğini ve bahse konu icra takibine kadar başka hiçbir hukuki bir süreç yaşamadığını, müvekkilinin davacı ile uzun yıllar boyu ticari ilişkisini sorunsuz bir şekilde yürüttüğünü, kendisinden makina ve makina için malzeme temin ettiğini, müvekkili, işletmesinde bulunan makina malzemelerini son 1 yıl içerisinde davacı şirket dışından almaya başlamasıyla sorunlar yaşanmaya başlanıldığını ve davacı tarafından teknik servis gibi hizmetlerden mahrum bırakıldığını, müvekkilinin, davacı şirketten malzeme siparişlerini günümüze kadar .... uygulaması üzerinden verdiğini, bahse konu davadaki 15.10.2021 fatura tarihli 14.400,01 USD ve 17.09.2021 fatura tarihli 6.292,44 USD ürünleri sipariş etmediği gibi davacı şirketten ürünleri de teslim almadığını, davacı tarafından 2 adet toplamda 20.692,45 USD fatura müvekkiline iletilmediğini, müvekkili, muhasebecisinden şifahen öğrenmekle birlikte faturaların iptali için iade işlemlerini başlattığını, müvekkilinin ticari defterinde,muhsabe kayıtlarında ve söz konusu davacının muhasebe kayıtlarında incelenmesiyle yukarıda belirtilen ve iade işlemleri yapılmış olan 20.692,45 USD fatura tutarları kadar bir fark çıkacağı görüleceğini, bununla birlikte davaya konu olan diğer 17.09.2021 tarihli 17.145,00 USD faturanın ödemesini banka üzerinden müvekkilinin davacıya gönderdiğini, müvekkilinin 2021 yılına ait fatura ödemelerinin dekontlarını, ilgili bankadan istemesiyle bu durumu ortaya çıkaracağını, bilindiği üzere faturanın tek başına delil niteliğinde olamayacağı; ancak karine niteliğinde olduğu gerek doktrin gerekse de yargıtay içtihatları doğrultusunda ortaya konulduğunu, şüphesiz usul açısından hiç kimse kendi oluşturmuş olduğu bir belgeyle iddiasını ispat edemeyeceğini, davacı bahse konu faturaları kötü niyetle; hukuka aykırı, haksız ve mesnetsiz bir şekilde düzenleyip müvekkiline karşı takip ve akabinde huzurdaki davayı ikame ettiğini, davacının bahse konu faturalardaki ürünleri teslim ettiğini ve faturaları müvekkiline ilettiğini ispat etmesini gerektiğini, işbu ayrıntılı bir şekilde açıklamalarımız üzerine davanın reddi gerektiğini, davacı tarafından gerçeği yansıtmayan faturalarla ikame edilen davanın reddine, davacının kötü niyetle takip ve davayı ikame ettiğinden kötü niyet tazminatına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana bırakılmasını talep ve dava etmiştir. Bilirkişi .... tarafından düzenlenen 08/05/2023 havale tarihli raporda; "Davalı .... Kuyumculuk İthalat ve İhracat Ltd. Şti'nin incelemeye katılmadığından defterlerinin incelenmediği, davacı ve davalı şirket arasında ticari bir ilişki bulunduğu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2021 yılından önce başlamış olduğu, 2021 yılında çok sayıda fatura düzenlendiği ve tahsilatlar yapıldığı, davacı şirket tarafından 17.09.2021 tarihli 17.145,00 $ (Abd Dotarı) bedelli ve 15.10.2021 tarihli 14.400,01 $ (Abd Doları) bedelli faturaların düzenlendiğini ve bu faturaların bedellerinin ödenmediğinden bahisle icra takibine konu yapıldığı anlaşılmıştır. 17.09.2021 tarihli faturaya istinaden 21.04,2019 tarihinde 2.700,00 $, 24.09.2021 tarihinde 3.000,00 $ ve 01.10.2021 tarihinde 3.988,05 $ bedelleri davalı şirket tarafından ödendiği ve 17.09.2021 tarihli faturadan bakiye tutar ile 15.10.2021 tarihli fatura tutarı olan 14.400,01 $ kadar alacaklı oldukları, davacı şirket tarafından cevaba cevap dilekçesinde belirtilmiştir. Davacı şirket uyuşmazlığa konu faturaları E-Arşiv fatura olarak düzenlemiş ve fatura içeriği malzemelerin davalı şirkete teslim edildiği yönünde herhangi bir teslim belgesi ibraz etmemiştir. Sayın Mahkemece tarafların BA-BS formları dosyaya celp edilmiş olup, yapılan incelemede, davacı şirket tarafından düzenlenen ve icra takibine konu yapılan 2 adet faturanın davalı şirket tarafından 2021 yılı 9. ayda davacı şirkete ilişkin 1 adet kdv hariç 124.809,77 TL tutarlı faturanın, 2021 yılı 10, ayda ise davacı şirkete ilişkin 1 adet kdv hariç 112.759,41 TL tutarlı faturanın bildiriminin yapılmış olduğu görülmüştür. bu durumda uyuşmazlığa konu 2 adet faturanın ve/veya içeriğinin davalı şirkete teslim edildiği anlaşılmaktadır. Dosyada mübrez olan davalı şirketin 2021 yılı 11. ay BS formunda ise davacı şirkete hitaben 1 adet kdv hariç 112.759,41 TL tutarlı faturanın bildiriminin yapılmış olduğu görülmekte ise de davacı şirket BA formunda bu faturanın bildiriminin yapılmadığı görülmektedir. Davalı şirket incelemeye katılmadığı ve yerinde incelmede talep etmediği için 2021 yılı 11. ayda bildirimi yapılan faturanın içeriği ve davacı şirkete tebliğ edilip edilmediği yönünde herhangi bir tespit ve değerlendirme yapılamamıştır. Açıklanan nedenlerle davacı şirket ticari, defter ve kayıtları ile sonuca gidilmesi gerekmiştir. Davacı şirketin cari hesap bakiyesine göre 17.01.2022 takip tarihi itibarı ile 236.008,52 TL (26.057,74 $ Abd doları karşılığı) alacaklı olduğu görülmüş ise de davacı şirket icra takibinde fatura bazlı takip yapmiş ve fatura bedellerini talep etmiş olduğundan, bu hususta dikkate alındığında 17.09.2021 tarihli 17.145,00 $ bedelli faturadan sonra yapılan tahsilatların, icra takibine konu faturadan mahsup edilmesi gerekecektir. tmda 17.145,00 $ - 2.700,00 $ - 3.000,00 $ - 3.988,05 $ = 7.456,95 $ bakiye alacaklı olduğu hesaplanmaktadır. 15.10.2021 tarihli 14.400,01 $ bedelli faturadan sonra yapılan herhangi bir tahsilat bulunmadığı için bu fatura bedelinin tamamı hesaplamaya dahil edilecektir. Açıklanan nedenlerle 17.09.2021 tarihli 17.145,00 $ (Abd doları) tutarlı faturadan bakiye 7.465,95 $ ve 15.10.2021 tarihli 14.400,01 $ bedelli faturadan 14.400,01 $ olmak üzere toplam 7.465,95 $ + 14.400,01 $ = 21.856,96 $ (Abd doları) alacaklı olduğu hesaplanmaktadır. 17.09.2021 tarihinden sonra yapılan tahsilatlara ilişkin dekontlar incelenmiş olup, davacı şirkete yapılan ödemelerin .... isimli gerçek kişi tarafından yapıldığı görülmüştür. Dosyada mübrez ticaret sicil kayıtlarında davalı şirket yetkilisinin ... olduğu da görüldüğünden ve davalı şirketin cevap dilekçesinde 17.175,00 $ tutarlı faturanın ödemesinin banka üzerinden davacı şirkete ödendiği belirtildiğinden, bu hususların birlikte değerlendirilmesi neticesinde; davalı şirket yetkilisi tarafından yapılan ödemelerin, davacı şirket tarafından ticari defterlere, davalı şirketten tahsilat olarak işlenmiş olması nedeniyle, bu tahsilatlar, davalı şirket lehine ödeme olarak dikkate alınmış olup, aksi yöndeki kabul ile Nihai Takdir ve Hukuki Değerlendirmesi Sayın Mahkemenize aittir. Ek:3 de davacı şirket tarafından icra takibine konu yaptlan 2 adet fatura ile 21.09.2021 tarihli 2.700,00 $ tutarlı .... bank dekontu, 24.09.2021 tarihli 3.000,00 $ tutarlı .... bank dekontu ve 01.10.2021 tarihli 3.988,05 $ tutarlı ... bank dekontu fotokopisi sunulmuştur. Davacı şirketin kendi ticari defter ve kayıtlarına göre Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün .... E. Sayılı dosyandan TAKİP 17.01.2022 tarihi itibariyle yukarıdaki tespitimiz gibi, davacı şirketin davalı şirketten 21.856,96 $ (Abd doları) alacaklı olacağı hesap ve mütalaa edilmekte ise de Nihai Takdir ve Hukuki Değerlendirmesi Sayın Mahkemenize aittir. Davacı şirket takip öncesi faiz talep etmiş ise de icra takip öncesinde davacı şirketin davalı şirketi temerrüde düşürdüğü yönünde ihtar ve/veya ihbar dosya kapsamında bulunmadığı için takip öncesi faiz hesaplaması yapılmamış ise de Nihai Takdir Sayın Mahkemenize aittir. Sonuç olarak; Davacı şirkete ait 2021 yıllarına ait ticari defterlerinin E-defter olarak tutulduğu ve ilgili tebliğe uygun olarak Ocak ve Aralık ayı beratlarının süresinde verildiği ve belirli kanuni şartları taşıdığı, 2022 yılı defterlerinin kasım ayı defterlerinin beratlarının süresinde verildiği, Aralık ayı için yasal sürenin devam ettiği, 2021-2022 yılı ticari defterlerinin sahibi lehine delil vasfına sahip olduğu kanaatine varılmış ise de Nihai Takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu, Davalı şirketin incelemeye katılmadığı ve yerinde incelemede talep etmediği, Davacı şirketin kendi ticari defter ve kayıtlarına göre Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyandan TAKİP 17.01.2022 tarihi itbariyle yukarıdaki tespitimiz gibi, davacı şirketin davalı şirketten 21.856,96 $ (Abd doları) alacaklı olacağı hesap ve mütalaa edilmekte ise de Nihai Takdir ve Hukuki Değerlendirmesinin Sayın Mahkemenize ait olduğu, Somut olay bakımından faizin, taraflar arasındaki ilişkinin ticari olması nedeni ile miktarı infaz aşamasında belirlenmek üzere, davacı şirketin talebi gibi alacağa takip tarihi olan 17.01.2022 tarihinden itibaren değişen ve değişecek oranlarda davacının talebi gibi Yıllık En yüksek USD (Abd Doları) Mevduat Faiz işletilmesinin uygun olduğu, Davacı şirket takip öncesi faiz talep etmiş ise de icra takip öncesinde davacı şirketin davalı şirketi temerrüde düşürdüğü yönünde ihtar ve/veya ihbar dosya kapsamında bulunmadığı için takip öncesi faiz hesaplaması yapılmamış ise de Nihai Takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu, icra/İnkar Tazminat talebinin Değerlendirmesinin Sayın Mahkemenizin Takdirleri içerisinde kaldığı, sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Davacı vekili 13/12/2022 tarihli uyap üzerinden sunulan ilk dilekçesi ile davasını tam ıslah ederek itirazın iptali davasından alacak davasına dönüştürülmüştür. İlk ıslah dilekçesinde faiz talebi bulunmamaktadır. Davacı tarafından sunulan 19.12.2022 tarihli ikinci ıslah dilekçesinde faiz talebinde bulunulmuşsa da, ikinci ıslah yapılamayacağından faiz talebi ile ilgili hüküm kurulmamıştır. Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, taraf beyanları, icra takip dosyası, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Dava, alacak isteminden ibarettir. Dava konusu, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı 17.09.2021 tarihli 17.145,00USD bedelli ve 15.10.20211tarihli14.400,01USD bedelli faturalaın davalı tarafından ödenmediği iddiasına dayalı olan alacak davası olduğu anlaşılmıştır. Dava konusu miktar 467.000,00-TL'dir. Taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ile 85 ve HMK'nun 222'nci maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir. Davacının incelemeye konu ticari defterlerinin yasal şartları taşıdığı ve davacı lehine delil niteliğinin olduğu dosya kapsamı içeriğinden anlaşılmıştır. Davalı taraf ticari defterlerini dosya içerisine sunmamıştır. Taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığı fatura ve ticari defter ve ticari kayıtlar içeriğinden anlaşılmaktadır. Taraflar arasında alım - satımı ilişkin yazılı olmayan bir sözleşmenin olduğu anlaşılmıştır. Tarafların ticari defterler ve kayıtları ile Bilirkişi ...' ın hazırlamış olduğu rapor içeri.ğinin incelenmesinde; - Taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2021 yılından önce başlamış olduğu, davacı şirket tarafından 17.09.2021 tarihli 17.145,00 $ (Abd Dotarı) bedelli ve 15.10.2021 tarihli 14.400,01 $ (Abd Doları) bedelli faturaların düzenlendiğini; 17.09.2021 tarihli faturaya istinaden 21.04.2019 tarihinde 2.700,00 $, 24.09.2021 tarihinde 3.000,00 $ ve 01.10.2021 tarihinde 3.988,05 $ bedelleri davalı şirket tarafından ödendiği şeklinde davacı şirketin kabulü olduğu; 17.09.2021 tarihli faturadan bakiye tutar ile 15.10.2021 tarihli fatura tutarı olan 14.400,01 $ kadar alacaklı olduğu yönünde davacı iddiası olduğu, - Davacı şirket tarafından uyuşmazlığa konu faturaları E-Arşiv fatura olarak düzenlendiği, ancak fatura içeriği malzemelerin davalı şirkete teslim edildiği yönünde herhangi bir teslim belgesi ibraz edilmediği; ancak davalının BS-BA formlarından, faturaların bildiriminin davalı tarafından yapılmış olduğu anlaşılmış ve bu durumda uyuşmazlığa konu 2 adet faturanın ve/veya içeriğinin davalı şirkete teslim edildiğinin kabulü gerektiği, - Dosyada mübrez olan davalı şirketin 2021 yılı 11. ay BS formunda ise davacı şirkete hitaben 1 adet kdv hariç 112.759,41 TL tutarlı faturanın bildiriminin yapılmış olduğu görülmekte ise de, davacı şirket BA formunda bu faturanın bildiriminin yapılmadığı; davalı şirketin incelemeye katılmaması sebebiyle 2021 yılı 11. ayda bildirimi yapılan faturanın içeriği ve davacı şirkete tebliğ edilip edilmediği yönünde herhangi bir tespit ve değerlendirme yapılamadığı; - Davacı şirketin cari hesap bakiyesine göre; davacı şirketin icra takibinde fatura bazlı takip yapmış ve fatura bedellerini talep etmiş olduğundan, bu hususta dikkate alındığında 17.09.2021 tarihli 17.145,00 $ bedelli faturadan sonra yapılan tahsilatların, icra takibine konu faturadan mahsup edilmesi gerektiği, 17.145,00 $ - 2.700,00 $ - 3.000,00 $ - 3.988,05 $ = 7.456,95 $ bakiye alacaklı olduğu; 15.10.2021 tarihli 14.400,01 $ bedelli faturadan sonra yapılan herhangi bir tahsilat bulunmadığı; bu haliyle 17.09.2021 tarihli 17.145,00 $ (Abd doları) tutarlı faturadan bakiye 7.465,95 $ ve 15.10.2021 tarihli 14.400,01 $ bedelli faturadan 14.400,01 $ olmak üzere toplam 7.465,95 $ + 14.400,01 $ = 21.856,96 $ (Abd doları) davacının davalıdan alacaklı olduğu anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirilmeden önceki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. " şeklindedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirildikten sonraki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." şeklindedir. 7251 sayılı yasanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesindeki değişikliği düzenleyen 23. maddesine ait Türkiye Büyük Millet Meclisi gerekçesi " Maddeyle, Kanunun ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin 222 nci maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Mevcut metne göre diğer tarafın defter kayıtlarında ilgili hususta hiçbir kayıt bulunmaması halinde, ibraz eden tarafın ticari defterindeki kayıtlar, sahibi lehine delil olarak kabul edilebilmektedir. Ticari defteri ibraz edenin tek taraflı işlemiyle oluşturduğu kayıtların, bu kayıtlardan hiçbir şekilde haberi olmayan karşı taraf aleyhine delil teşkil ediyor olması hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi hukuk güvenliği ilkesine de aykırılık teşkil edebilmektedir. Bu sebeple maddede yapılan değişiklikle, ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için öngörülen unsurlardan biri olan, diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtların “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” hali, madde metninden çıkarılmaktadır. Kural tersine çevrilmekte ve karşı tarafın maddede belirtilen usule uygun olarak tuttuğu ticari defterini ibraz ettiği halde ileri sürülen hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterin, sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı açıkça hükme bağlanmaktadır. Madde metni dışına çıkarılan “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” durumunun yerine, “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” durumu maddeye ilave edilmektedir. Buna göre ticari defterde yer alan herhangi bir kaydın, sahibi lehine delil teşkil edebilmesi için diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi gerekecektir. Bu düzenlemenin hakkaniyete ve hukuk güvenliği ilkesine uygun olduğu düşünülmektedir. Zira ticari defteri ibraz edenin defterinde yer alan ve diğer tarafı muhatap alan kayıt, diğer tarafa sunulmakta ve diğer tarafın kendi defterindeki kayıtlara dayanarak karşı delilini ileri sürmesi beklenmektedir. Diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi hali, ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığı anlamına gelecektir. Belirtilmelidir ki defter ibraz etmeyen tarafın, diğer tarafın ticari defterindeki kayıtların aksini senet veya diğer kesin delillerle ispatlama hakkı saklıdır." şeklindedir. Kanun değişikliği sonrasında madde gerekçesi içeriğinden anlaşıldığı üzere, davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nın 222/3. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 2. maddesi ile 6100 sayılı HMK' nın 29. maddesi kapsamında dürüstlük-hakkaniyet ilkesine aykırı bir şekilde engel olduğundan, sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının, davacı tarafça ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığının ve bunun sonucunda da davacının incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir. Bu durumda davacının ticari defter kayıtları ile alacağın varlığının ispatlandığı, davacı tarafça bu aşamada fatura, mal teslim - hizmet olgusunu ispatının artık gerekmeyeceği, ki zaten ispatı yerine getirdiği (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesinin 25.12.2020 Tarih ve 2020/1170 E. - 2020/1325 K. Sayılı ilamı.), davalının ticari defter ve kayıtları sunmayarak ispat yükünü kendi üzerine aldığı kabul edilmiş ve yine davalının aksini gösterir başka yazılı kesin kayıtta sunmadığı, bu sebeple davalının davacıya 21.856,96 USD, karşılığı (dava tarihi itibariyle efektif satış kuru 14,8451 TL) 324.468,75 TL borçlu olduğu kabul edilmiş ve açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Tüm dosya kapsamına göre; somut olayda mahkememiz hükmü dikkate alındığında alacağın varlığının yaklaşık ispat ölçüsünde kanıtlandığı, bu nedenle ihtiyati haczin yasal koşullarının oluştuğu anlaşılmakla, ihtiyati haciz isteminin kabulüne karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ İLE KISMEN REDDİNE, -324.468,75-TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, -Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 2-İhtiyati haciz talebinin, İcra İflâs Kanununun 257 ve devamı maddeleri gereğince yerinde olduğu anlaşılmakla KABULÜ İLE; davacının 324.468,75-TL alacağının ifasının temini için davalının yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz malları ve alacaklariyle diğer haklarının borca yeter miktarının İ.İ.K’nunda belirtilen muayyen tahditler dairesinde İHTİYATEN HACZİNE, -İhtiyati haciz kararının ilama dayalı olması sebebiyle teminat alınmasına YER OLMADIĞINA, -Alacaklı davacının, haksız çıktığı takdirde,İcra İflâs Kanununun 259'ncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, borçlu davalının zararını tazmin ile mükellef olduğu hususunun İHTARATINA, 3-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 22.164,46-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 5.872,46-TL peşin harç ile yargılama devam ederken yatırılan 1.559,54-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 7.432,00-TL harçtan mahsubu ile bakiye 14.732,46-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA, -Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin; kısmen kabul - red oranları ve takdiren %69,48'i olan 1.083,89-TL'sinin davalıdan, %30,52'si olan 476,11-TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA, -Davacı tarafça sarf edilen toplam 7.524,20-TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından sarf edilen bilirkişi, tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 3.601,75-TL yargılama giderinin kısmen kabul - red oranları ve takdiren % 69,48'i olan 2.502,50-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, Bakiye masrafların davacı üzerinde BIRAKILMASINA, -Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına) 5-Davanın kabul miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 48.425,63-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Davanın red miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 22.379,69-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/06/2023 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/413, K. 2023/600, T. 13.06.2023, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-413-e-2023-600-k-0c6a9956fa8d