İlk Derece Mahkemesi · İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/982 E. 2019/722 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2019/982
- Karar No
- 2019/722
- Karar Tarihi
T.C.
İZMİR
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/982 Esas
KARAR NO : 2019/722
DAVA : Genel Kurul Kararının İptali(Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali)
DAVA TARİHİ : 19/06/2019
KARAR TARİHİ : 04/11/2019
Mahkememizde görülmekte olan Genel Kurul Kararının İptali (Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İTOB Organize Sanayi Bölgesi sınırları içerisindeki ... ada, ... parselde mevcut taşınmazın müvekkil şirket adına usulüne uygun tahsis edildiğini, Karşıyaka ... Noterliği'nin 21 Kasım 2018 tarih, ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliği İnşaata Başlama ve Bitirme başlıklı madde 108/1 hükümlerine aykırılık bulunduğu gerekçesi ile tebliğ olunan 26/11/2018 tarihinden itibaren 30 gün içerisinde "tahsis tarihinden itibaren 1 yıl içerisinde inşaat ruhsatı alma"yükümlülüğünü yerine getirmeleri için süre tanındığını, tanınan süre içerisinde 27/11/2018 tarihinde ... sayılı dilekçe ile tevhit başvurusunda bulunduklarını, 28/11/2018 tarihinde ... sayılı dilekçe ile tevhit için gerekli evrakları sunduklarını, 18/12/2018 tarihinde 1427 sayılı dilekçe ile herhangi bir cevap verilmemesi nedeniyle yeniden tevdit başvurusunda bulunduklarını, tüm şartların uygun bulunmasına rağmen tevhidin tamamlanması için 14/01/2019 da tevhit başvurusunda bulunduklarını ancak taraflarına bildirilmeden 17/01/2019 tarih 665 sayılı Yönetim Kurulu Kararıyla arsa tahsisinin iptaline ve katılımcılık sıfatının sonlandırılmasına karar verildiğini, inşaat ruhsatı izni süresinin uzatılmasına ilişkin taleplerinin sonuçsuz kaldığını, tevhidi istenen taşınmaza yapılacak tesisin ana tesis ile bağlantılı olduğundan tevhid işlemi sonucunun beklendiğini, tahsis iptali yapıldığına dair işlemin hukuki dayanaktan yoksun, gerekçesiz olduğunu, diğer katılımcılara tanınan süre hakkının kendilerine tanınmadığını,mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum yararına aykırı olamayacağını, söz konusu tahsis iptalinin İTOB'un amaçlarıyla örtüşmediğini, tüm talepleri içerir Karşıyaka ... Noterliği'nin 25 Mart 2019 tarihli ... yevmiye nolu ihtarname ile iletilmesine rağmen herhangi bir yazılı geri dönüş sağlanmadığını, Sanayi Bölgesi Uygulama Yönetmeliği'nin 02/02/2019 tarihli, 30674 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdiğini, OSB Yönetim Kurulu'nun aldığı iddia edilen karar tarihinin ise 17/01/2019 olduğunu, bunun aynı uygulamaya tabi tutulan çok sayıdaki sanayicide kararın yönetmeliğin yayınlanmasından sonra geçmiş tarihli olarak alındığı şüphesini uyandırdığını, yapılan işlemin hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz kuralına açıkça aykırı olduğunu, ayrıca süresi içerisinde tevhit taleplerinin sonucunu beklemeden ötürü taraflarına tanınan 30 gün içerisinde inşaata başlama zorunluluğunun askıda kaldığını belirtip taşınmaza ilişkin İTOB OSB Yönetim Kurulunun hukuka ve hakkaniyete aykırı 17/01/2019 tarih, 665 sayılı arsa tahsisinin iptali ile katılımcılık sıfatının sonlandırılması kararının kaldırılmasını, haklı tevhit taleplerinin olması sebebiyle ... ada, ... parsel ile ... ada, ... parselin tevhidinin gerçekleştirilmesini, inşaat ruhsatı almak için 6 aylık ya da daha uygun bulunan sürenin makul miktarda uzatılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın HMK 114-c ve ç'ye aykırı ve dava şartından yoksun olduğunu, bu nedenle idari yargı görev alanı içerisinde bulunduğunu, alınan yönetim kurulu kararının iptalinin de idari yargı dava konusu olduğunu, müvekkil kurumun Organize Sanayi Bölgeleri Mevzuatı'nın kendisine tanıdığı yetkiler çerçevesinde karar alma ve hareket etme yetkisine sahip olduğunu, OSB yönetim kurulunun aldığı 17/01/2019 tarih ve 665 sayılı kararın Karşıyaka ... Noterliği'nin 15/02/2019 tarih ve ... yevmiye nolu bildirimi ile karşı tarafa tebliğ edildiğini, müvekkil kurumun ayrıca öncesinde bir yazılı bilgilendirme yapma yükümlülüğünün bulunmadığını, davacıya davaya konu taşınmazın 09/03/2011 yılında tahsis edildiğini ancak eksikliklerini tamamlamayan ve kendisine tanınan süre ve alınan taahhüt kapsamında eksikliklerini bitirmeyip tahsisin iptali neticesinde hukuka ve yönetmeliğe aykırı şekilde taraflarınca geri adım beklediğini, tahsisi yapılan taşınmaz üzerinde hiçbir inşaat olmadığını, ne inşaat ruhsatı ne de çalışma ruhsatı alınmadığını, bahse konu kararın 02/02/2019 tarihinde yürürlüğe giren 30674 sayılı OSB Yönetmeliği öncesinde olduğunu, alınan karar tarihinde hangi yönetmelik yürürlükte ise davacı hakkında ilgili yönetmelik hükümleri uygulandığını, katılımcının inşaatını süresinde ya da verilen ek süre içinde bitirmediği takdirde temel atmış veya temel inşaatını bitirmiş olsa bile OSB'nin tahsisi iptale yetkili olduğunu, davacının üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle yani kendi kusuru ile arsa tahsisinin iptaline ilişkin hukuki durumun uygulanması sonucu ile karşı karşıya kaldığını, davacının bu haksız ve hukuki mesnetten uzak talebinin kabulünün mümkün olmadığını belirtip açılan davanın reddini beyan etmiştir.
Mahkememizce İTOB Organize Sanayi Bölgesi'nden 17/01/2019 tarihli,665 sayılı tahsisin iptaline ilişkin karar ve İzmir Kadastro Müdürlüğü'nden ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi,... ada, ... ve ... parsellerin plan örneği celp edilmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir.
Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a), b), c), d), e) ve f) bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır.
TTK’nun 4. maddesine göre; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticarî nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticarî dava olarak sayılan dava türleri mutlak ticarî davalar, tarafları tacir olan ve tarafların ticarî işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nispi ticari davalardır. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticarî işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesini değiştiren 6335 sayılı Kanun ile asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki, iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp, görev ilişkisi haline getirilmiştir. Görev ilişkisi mahkemece re'sen davanın her aşamasında nazara alınan ve kamu düzeninden sayılan bir dava şartıdır. Ancak, 6335 sayılı Yasa’nın 38. maddesi uyarınca 6102 sayılı TTK’na eklenen geçici 9. madde ile bu kanunun göreve ilişkin hükümlerinin, bu kanunun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce açılan davalarda uygulanmayacağı, bu davaların açıldıkları tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tabi olduğu belirtilmiştir.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesi uyarınca, bu hükümde sayılan mutlak ticari davaların yanısıra her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari dava sayılır. Anılan Yasa'nın 5/1. maddesi uyarınca, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine ve tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemeleri tüm ticari davalara bakmakla görevlidir.
Somut olayda, Davacının İTOB Organize Sanayi Bölgesi sınırları içerisindeki ... ada, ... parselde mevcut taşınmazın OSB yönetim kurulunun aldığı 17/01/2019 tarih ve 665 sayılı karar ile tahsisin iptali ve geri alım işlemlerinin başlatılmasının uygunluğuna karar verildiği, Organize Sanayi Bölgeleri kamu kurum ve kuruluşları temsilcileri, kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarıyla sanayiciler tarafından kurulan dernek ve kooperatiflerin temsilcilerinin katılımıyla oluşan tüzel bir kişilik olduğu, bu haliyle davalının tacir niteliğinde bulunmadığı gözetildiğinde(Ankara BAM ... Hukuk Dairesi'nin ... - ... E-K sayılı kararı) eldeki davanın TTK 4/1 maddesi kapsamında nispi ticari bir dava olmadığı, davanın çözümünde, genel görevli ve yetkili mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu, mahkememizin görevli bulunmadığı kanaatine varıldığından, dava şartı yokluğundan, davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesisi gerekmiştir.
HÜKÜM :
Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;
1-Davacı tarafından açılan iş bu davada Mahkememizin görevli olmadığı, görevli mahkemenin İzmir Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla, HMK.nun 115/2.maddesi uyarınca davanın usulden REDDİNE,
2- Kararın kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içinde, kanun yoluna başvurulursa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde gönderme talebinde bulunulduğu takdirde dava dosyasının görevli İzmir Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Aksi takdirde HMK 20/1.maddesi son cümlesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına dair ek karar düzenlenmesine,
3- HMK'nun 331/2.maddesi gereğince;
a-Dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi halinde harç ve yargılama giderlerine görevli mahkemece hükmedilmesine,
b-Dosyanın görevli mahkemeye gönderilmemesi halinde, 3b hükmüne göre karar verildiğinde talep halinde yargılama giderlerine mahkememizce hükmedilmesine,
Dair karar HMK 341 vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer mahkemeye verilecek dilekçe ile istinaf yoluna başvurabileceği belirtilerek davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı açıkça okunup usulden anlatıldı.04/11/2019
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı