İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2019/633 E. 2020/819 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2019/633
Karar No
2020/819
Karar Tarihi

T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/479 Esas - 2024/726 T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/479 Esas KARAR NO : 2024/726 HAKİM : ... KATİP : ... DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/07/2024 KARAR TARİHİ : 12/12/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/01/2025 Mahkememizde görülmekte bulunan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 297/1(c)'ye uygun şekilde, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, konuyla ilgili mevzuat hükümleri ve yargısal içtihatlar, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içerir şekilde hüküm verilerek, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: I-) Tarafların İddia ve Savunmalarının Özeti: Davacı vekili Av. ...tarafından UYAP üzerinden mahkememize ibraz edilen dava dilekçesinde özetle; Davacı ... karşı taraf ...nin bir dönem işçileri olan dava dışı ..., ..., ..., ... ve ...'e asıl işveren sıfatıyla kıdem tazminatı ödediğini, dava dışı işçilerin davalı şirkette çalıştığı dönemle alakalı olarak davalı tarafa düşen ödemeyle alakalı olarak ihtar gönderilmiş ancak davalı taraf yapılan ihtara cevap vermemiş ve herhangi bir ödemede bulunmadığını, davalı ... ile davacı şirket arasında 2017/507040 İhale Kayıt Nolu 29/01/2018 tarihli T 32772 nolu Raylı Araç Onarımında Destek ve Hazırlama Yardımcı İş ve İşlemleri Konulu sözleşme akdedilmiş olup dava dışı işçiler bu sözleşmeye istinaden davalı nezdinde çalıştığını, davanın kabulünü, dava dışı işçilere ödenen kıdem tazminatlarının davalıya ait kısmı olan 670.532,84 TL kısmının dava dışı işçilere kıdem tazminatının ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı şirketten tahsilini , her türlü yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasını karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili Av. ... tarafından UYAP üzerinden mahkememize ibraz edilen cevap dilekçesinde özetle; Davalı taraf cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın herhangi bir yargılama olmaksızın kendi takdiri ile, dava dışı işçiye kıdem tazminatı ödemesi yapıldığını iddia etmiş olup bu ödemeyi rücuen tahsil edebilmek gayesi ile taraflarına ilamsız icra takibi başlattığını, Tarafımıza tebliğ edilen ödeme emrine yapmış olduğumuz itirazlar neticesinde icra takibi haklı olarak icra dairesi tarafından durdurulduğunu, davacı taraf ise haksız ve hukuka aykırı olarak işbu haksız icra takibinin devamını sağlamak amacıyla huzurdaki itirazın iptali davasına tarafına ikame etttiğini,. davacı tarafından bu husus dikkate alınmadan sorumluluk oranlarının herhangi bir mahkeme kararı olmadan belirlenmesi adeta hakim yerine geçerek karar verdiğini göstermekte olduğunu, Bu durum asla kabul edilemezdir. İşçi asıl itibari ile davacının işçisi olması nedeniyle alt işveren olan davalının sorumlu tutulması mümkün değildir, davalının işbu davaya ilişkin taraf ehliyeti bulunmadığını, 4857 sayılı İş Kanunun 112. maddesinde, 22.2.2019 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 7166 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik nazara alınarak asıl işveren davacı idarenin yasa gereği ödediği miktarı alt işveren davalı şirkete rücu edemeyeceğine dair düzenleme gereği davanın reddini,6552 sayılı yasanın yürürlük tarihinden sonraki işçilik alacaklarının idare tarafından ödenceği hüküm altına alınmış olduğundan davanın reddini, Türk Borçlar Kanunu hükümleri de dikkate alınmak suretiyle, taraflar arasındaki müteselsil sorumluluk bakımından iç ilişkideki kusur oranın belirlenerek; işçilere verilen zarar bakımından davalı şirketin hiçbir haksız fiil ifa etmemiş olması nedeniyle, davalının kusursuz olduğunun tespitine ve bu nedenle davanın tamamen reddini, hukuki dayanağı bulunmayan icra inkar tazminatı talebinin reddini, Davacı tarafın faiz talebinin başlangıç tarihinin hukuka aykırı olduğu, ancak dava tarihinden itibaren faiz işletilebileceği gerekçesi ile faiz talebinin reddini, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. II-) Dava Türü ve Tarafların Anlaştıkları - Anlaşamadıkları Hususlar: Dava; dava dışı işçilere ödenen kıdem tazminatının taraflar arasındaki sözleşme kapsamında ve akdi sorumlulukları bulunduğu oranda, davalıdan ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte rücuen tazmini talepli alacak davasıdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; Taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesinde davalının çalıştırdığı işçilerden sorumluluğa ilişkin bir düzenleme olup olmadığı, varsa dava dışı işçilere ödenen tazminattan kimin hangi oranda sorumlu olduğu, davacının davalıya ödenen tazminat nedeniyle rücu edip edemeyeceği, rücu edebilecekse, ne miktarda rücu edebileceği hususlarındadır. III-) Çekişmeli Vakıalar Hakkında Toplanan Deliller: Mahkememiz ara kararı gereğince bilirkişi raporu aldırılmış alınan rapordan özetle; "... davacı kurumun , dava dışı sigortalılara yaptığı nedeni ile adı geçen sigortalıyı çalıştırdığı süreye göre göre davalı tarafın sorumlu olduğu meblağ ve ödeme tarihlerinin; -266.824,97 TL için 29/03/2024 tarihi ve - 403.707,87 TL için 15/05/2023 tarihi olmak üzere, toplam 670.532,84 TL 'nin davalının çalıştırdığı döneme ait kıdem tazminatı alacak hesaplaması yapıldığı...." şeklindedir. IV-) Konuyla İlgili Mevzuat Hükümleri Ve Yargısal İçtihatlar: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda yazılı yargılama usulü ayrıntılı olarak düzenlenmiş, basit yargılama usulü ise temel özellikleri ve farklı noktalarıyla belirtilmiş, hüküm bulunmayan hallerde yazılı yargılama usulüne ilişkin hükümlerin uygulanacağı ifade edilmiştir (HMK'nın 322/1). Basit yargılama usulü, daha çabuk sonuçlandırılması gereken, daha kısa bir incelemeye ihtiyaç duyan ve daha kolay bir inceleme ile sonuçlandırılabilecek dava ve işler için kabul edilmiş daha basit, daha seri bir yargılama usulüdür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun basit yargılama usulünde “Ön inceleme ve tahkikat” başlıklı 320. maddesi uyarınca; “Mahkeme, mümkün olan hâllerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verir. Daha önce karar verilemeyen hâllerde mahkeme, ilk duruşmada dava şartları ve ilk itirazlarla hak düşürücü süre ve zamanaşımı hakkında tarafları dinler; daha sonra tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit eder.” Görüldüğü üzere basit yargılama usulünde, yazılı yargılama usulünden farklı olarak ön inceleme ve tahkikat işlemleri de basitleştirilmiştir. Dosya üzerinden karar verilemiyorsa, bu durumda mahkeme ön inceleme yapar. Burada da, mahkeme dava şartları ve ilk itirazların varlığını inceleyerek, hak düşürücü süreler ve zamanaşımı süreleri hakkında tarafları dinler. Bundan sonra hakim, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit ederek, tarafları sulhe teşvik eder. Tarafların sulh olup olmadıkları; sulh olmamışlarsa anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanağa yazılır ve tutanak hazır bulunanlarca imzalanır. Tahkikat bu tutanağa göre yürütülür (HMK'nın 320/2). Yukarıda belirtilen ön incelemeden sonra mahkeme, tarafların dinlenmesi, delillerin incelenmesi ve tahkikatın yürütülmesi için en fazla iki duruşmada yargılamayı tamamlamak zorundadır ve duruşmaların arası da en fazla bir ay olmalıdır (m. 320/3-c. 1). Bununla birlikte işin niteliğine göre hakimin bir aydan sonraya duruşma günü verip ikiden fazla duruşma yapması da mümkün kılınmıştır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 321/1.fıkrasında ise "Tahkikatın tamamlanmasından sonra, mahkeme tarafların son beyanlarını alır ve yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Taraflara beyanda bulunabilmeleri için ayrıca süre verilmez" hükmü düzenlenmiş olup bu hüküm uyarınca basit yargılama usulünde tahkikat tamamlandıktan sonra, yazılı yargılama usulünde olduğu gibi sözlü yargılama için ayrı bir kesit öngörülmemiştir; bunun için ayrıca süre verilmez. Hakim tahkikatın tamamlandığı duruşmada, tarafların son beyanlarını alır ve yargılamanın sona erdiğini belirterek hükmünü tefhim eder. Davalı ile davacı kurum arasında 2017/507040 İhale Kayıt Nolu ... tarihli ... nolu Raylı Araç Onarımında Destek ve Hazırlama Yardımcı İş ve İşlemleri Konulu sözleşmenin düzenlendiği, bu sözleşmelerin 22.1 maddesi gereğince, yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları, ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ve Genel Şartnamenin 6. Bölümünde belirlenmiş olup, yüklenici bunları aynen uygulamak zorundu olduğu şeklinde düzenleme mevcuttur. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2019/633 E. 2020/819 K. Sayılı ilamında da belirtildiği gibi, hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24.04.2024 Tarih 2023/(23)6-46 E. 2024/203 K. Sayılı ilamında "...kıdem tazminatı ödenen dava dışı işçinin davacı yüklenicinin işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, davalı işveren üniversitenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşme ve eklerinde herhangi bir hüküm bulunmaması hususları dikkate alındığında davacı yüklenicinin kendi çalıştırdığı işçisi için ödediği bedeli ve ferilerini davalı üniversiteden talep etmesine imkân bulunmamaktadır..." denilerek, asıl işverenin, işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşme ve eklerinde herhangi bir hüküm bulunmaması halinde, dava dışı işçinin alacaklarından taşerona karşı sorumlu olmayacağını belirtmiştir. İşçilik alacakları asıl işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 30/10/2023 T. 2022/2824 E. 2023/3556 K. Sayılı ilamında da; "...taraflar arasındaki ilişkinin 6132 sayılı TTK kapsamında kalan ticari iş niteliğinde olması nedeni ile avans faizine hükmedilmesinde hukuka aykırı bir yan bulunmamakla birlikte, dosya kapsamında davacı tarafınca ödenen bedeller bakımından davalılara yönelik TBK 117 kapsamında temerrüde düşürücü bir işlem bulunmamasına karşın dava tarihi yerine ödeme tarihi olan 09/02/2017 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir...." denilerek, dava konusu alacak için davalı tarafın temerrüte düşürülmesi gerektiği belirtilmiştir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 05.02.2024 T. 2023/4462 E. 2024/493 K. Sayılı ilamında da; "...Davacı tarafça dava konusu edilen alacağa ticari faiz talep edildiği mahkemece kısmen kabule karar verilen miktar yönünden yasal faize hükmedildiği anlaşılmaktadır. Davalılar tacir olup dava konusu alacak ticari işletmesi ile ilgili olduğundan 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 19/2.maddesine göre; taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır ve dava konusu alacak için ticari (avans) faizi istenebilir. Hal böyle olunca mahkemece hükmedilen alacağa ticari (avans) faizi uygulanmasına karar verilmesi gerekirken yasal faiz uygulanmasına karar verilmesi doğru görülmemiştir.." denilerek, dava konusu alacak için ticari (avans) faizi istenebileceği belirtilmiştir. BK'nun 117. Maddesi uyarınca muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur ve davacı ancak temerrüt tarihinden itibaren faiz talep edebilir. Alacaklı tarafından, arabuluculuk süreci sonucunda anlaşma yapılamadığına dair düzenlenen son tutanak dışında, dosyaya davalı tarafın temerrüde düşürüldüğüne dair bir belge sunulamadığından, davalı şirket, dava tarihinden önce yürütülen arabuluculuk süreci sonucunda anlaşma yapılamadığına dair düzenlenen son tutanak -dava konusu alacakların dava tarihinden önce arabuluculuk aracılığıyla talep edilmesi karşısında- tarihi itibarıyla temerrüde düştüğünün kabulü gerektiğinden, davalı kendi sorumluluğu oranında sadece asıl alacak ve son tutanak tarihi ile dava tarihine kadar işleyen faizden sorumlu olacağı kanaatine varılmıştır. V-) Sabit Görülen Vakıalar, Bunlardan Çıkarılan Sonuç ve Hukuki Sebepler: Tüm bu açıklanan nedenlerle ve dosya kapsamına göre: davacı asıl işverenin dava dışı işçiye ödediği işçilik alacaklarından dolayı davalı yüklenicilere rücu edebileceği; yüklenicinin işçiyi çalıştırdığı dönemle orantılı ve temerrüde düştüğü tarihten itibaren işleyecek olan ticari faiz ile birlikte sorumlu olduğu kanaatine varılarak aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. Her ne kadar aldırılan bilirkişi raporunda, dava dışı işçilere ödenen kıdem tazminatına ilişkin bir hesaplama yapılmış ise de, davalı tarafça, davacı tarafın yaptığı ve belirlediği ödemeye açıkça itiraz edilmediğinden ve dolayısıyla da bu husus uyuşmazlık konusu olmadığından, mahkememizce bu husus değerlendirmeye alınmamış, talep gibi hüküm kurulmuştur. Davalı adına dava dilekçesi ve tensip zaptı ekli çıkarılan davetiyenin ve ön inceleme tensip zaptı ekli davetiyenin usulünce tebliğ edildiği, buna rağmen davalı taraf ön inceleme duruşmasına katılmadığı; ön inceleme duruşması yapıldıktan sonra, tahkikat aşamasına geçildiği, ön inceleme duruşmasından sonra dosya arasına yeni bir delil alınmadığından, tahkikat aşamasında davalı tarafın dinlenilmesini gerekli kılacak bir husus bulunmadığından ve basit yargılama usulünde tahkikat tamamlandıktan sonra, sözlü yargılama için ayrı bir kesit öngörülmediğinden, davalıya tahkikat duruşmasına ilişkin davetiye çıkartılmamış ve tahkikat sonunda ön inceleme duruşmasında ön inceleme aşaması tamamlanarak tahkikat aşamasına geçilmiş ve HMK 320 maddesi hükmü de nazara alınarak ön inceleme duruşmasında (Emsa: Yargıtay 11 Hukuk Dairesi 28/03/2024 T. 2021/5329 E. Ve 2024/2570 K. Sayılı ilamı) dosya karara çıkartılmıştır. Davacı taraf yönünden miktar itibariyle kesin olmak üzere karar verilmesi gerekirken davacı taraf yönünden sehven İstinaf kanun yolu açık bırakılmış olup kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki oluşmaması adına bu yönden bir düzenleme yoluna gidilmemiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının davasının KABULÜ İLE, 670.532,84.-TL'nin davalı şirketten temerrüt tarihi olan dava tarihinden önce yürütülen arabuluculuk süreci sonucunda anlaşma yapılamadığına dair düzenlenen son tutanak (03/06/2024) tarihinden itibaren işleyecek ticari - avans faizi ile birlikte alınıp davacıya verilmesine, 2-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 45.804,10-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 11.451,03-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 34.353,07-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 Üçüncü Kısım) göre hesaplanan 104.580,00-TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan; 427,60-TL Başvuru Harcı, 11.451,03-TL Peşin/nisbi Harcı, 4.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 92,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 15.970,63TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra talep eden tarafa iadesine, 6-Arabuluculuk ücreti olan 3600-TL'nin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına 7-Gerekçeli kararın HMK nun 321/2 maddesi gereği talep aranmaksızın taraflara tebliğine, Dair, davacı vekilinin yüzünde, davalı tarafın yokluğunda verilen kararın, taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere, 6100 sayılı yasanın 321/2. Maddesi uyarınca gerekçeli kararın en geç bir ay içinde re'sen tebliğe çıkarılacağı hususu da bildirilerek karar verildi.12/12/2024 Katip ... e-imzalı Hakim ... e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2019/633, K. 2020/819, T. 05.02.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2019-633-e-2020-819-k-06e514158b19