İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/533 E. 2021/273 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2019/533
Karar No
2021/273
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2019/533 Esas KARAR NO : 2021/273

DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 31/10/2019 KARAR TARİHİ : 20/04/2021

Mahkememizde görülmekte bulunan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, İSTEM: Davacı vekili mahkememize verdiği dava dilekçesinde; Müvekkil şirket; ... tanzim tarihli , ... vade tarihli ... TL bedelli senedi ... adına düzenlemiştir. Ve bu senet davalı şirket tarafından ciro edilerek Antalya ... İcra Müdürlüğü .../... E. Sayılı dosya ile icra takibine konulduğunu, Davalı tarafından başlatılan davaya konu icra takibinin kesinlikle hukuki bir dayanağı olmadığını, müvekkilin davalı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, Antalya ... İcra Müdürlüğü .../... E. Sayılı dosyasına konu ... tanzim tarihli, ... vade tarihli ... TL bedelli senet vade tarihinden önce davacı şirket tarafından ... tarihinde nakden ödendiğini, ödeme karşılığı olarak da ... tarihli tahsilat makbuzu alındığını, sehven tahsilat makbuzuna “... senede istinaden” ifadesine yer verildiğini, ... tarihinde ödenen ... TL bedelli nakit bedel ... vade tarihli davaya konu senet olduğunu, Zaten tahsilat makbuzuna tarihi gelmemiş olan gelecek bir tarihte tahsilat yapılmış gibi gösterilmesi mümkün olmayacağını, tarihin sehven yanlış yazıldığını, davacı ile ne ... ne de davalı şirket arasında başkaca ticari bir ilişki de bulunmadığını, ..., davacı müvekkile senedi vereceklerini belirtmiş olmalarına rağmen iş bu zamana kadar senedi müvekkile vermediklerini, Davacı müvekkilde ...’nin iyiniyetine güvendiğini, Fakat ... senedi daha sonra bedelsiz olduğunu bilerek davalı şirket ... ‘ye ciro ettirdiğini, Davalı yan tarafından bedeli ödenmiş olan bir senet icra takibine konulduğundan iş bu menfi tespit davasının açtıklarını, davacı müvekkilin davalı tarafa borcu olmadığının tespiti ile Antalya ... İcra Müdürlüğü .../... E. Sayılı icra takibinin iptaline; Davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeniyle takip miktarının %20’si üzerinden kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. YANIT: Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı,menfi tespit davasının dayanağı olarak ... tarihli tahsilat makbuzuna dayandırdığını, Davacı,söz konusu ödemeyi ...'ne yaptığını,fakat ...'ın bedelsiz kalan senedi ciro ederek alacaklı müvekkilim şirkete ciro ettiğini beyan ettiğini, Davacının beyanları gerçeği yansıtmadığını, takibe konu bono incelendiğinde, takibe konu bononun, lehtar tarafından ticari ilişkide olduğu müvekkilim şirke ciro yolu ile geçtiği, bononun ciro silsilesinde bir hata bulunmadığı, müvekkilinin yetkili hamil olduğunu, takibe konu bono ile ilgili olarak tarafımıza yapılmış bir ödeme mevcut olmadığını, borçlu keşidecinin ödeme beyanı lehtara karşı olup, takip alacaklısına karşı herhangi bir ödeme defi bulunmadığını, söz konusu tahsilatın lehtar ... tarafından yapıldığı, müvekkili tarafından yapılmış bir tahsilatın bulunmadığı makbuzdan anlaşıldığını, i tahsilat makbuzunda takibe konu senet tam anlamı ile tarif edilmediği gibi "... tarihli senete istinaden yazılarak" ödemenin bu senede ilişkin olup olmadığının belli olmadığını, Müvekkilinin ... ilinde, ... ve ... ticareti ile iştigal etmekte olup, bayii konumundaki ...'nden olan alacaklarına karşılık olmak üzere, söz konusu bonoyu iyi niyetli olarak teslim aldığını davacının davasının reddi ile asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. KANITLAR VE GEREKÇE: Dava, davalı tarafından davacı aleyhine Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... esas sayılı takip dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla başlatılan takip nedeniyle davacı tarafından davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkememizce icra dosyası celp edilmiş, tarafların dosya esasına etki edecek tüm delilleri toplanmıştır. Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davalı şirket tarafından davacı ..., dava dışı ... ve dava dışı ... aleyhine ambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatıldığı, takip dayanağının ... tanzim, ... vade tarihli ... TL bedelli senet olduğu görülmüştür. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Davacı taraf kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığının tespitini istediğine göre, konunun hem kambiyo hem de ispat hukuku açısından ele alınıp, değerlendirilmesi gerekir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira, davacı borçlu senedin varlığını kabul etmekle birlikte bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise, bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. Hemen belirtmelidir ki, bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup, bağımsız borç ikrarını içerir. TTK'nın 778. maddesi atfıyla bonolara da uygulanması gereken 687. maddesi uyarınca, temel ilişkideki defiler hamile karşı ileri sürülemez; meğer ki hamil, senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun. Yukarıdaki kanun maddesi ve istikrar kazanmış Yargıtay İçtihatlarına göre, keşideci lehdara karşı ileri sürebileceği şahsi defileri, senedi ciro yoluyla devralan diğer hamillere karşı ileri süremez. Bu durum, kıymetli evrakın kendini doğran hukuki işlemden mücerretliği (soyutluğu) ilkesi gereğidir. Bu ilke gereğince keşideci, hamile karşı bedelsizlik iddiasında bulunamaz. Senet bedelinin lehdara haricen ödediğini ileri süremez. Hatır senedi olduğunun ileri süremez. Temel hukuki ilişkinin geçersizliğini de ileri süremez. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Somut olayda davacı tarafın dava dilekçesi ile; Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... esas sayılı takip dosyasına konu olan ... tanzim, ... vade tarihli ... TL bedelli senet borcunun nakden ödendiğini, ödemeye ilişkin alınan makbuzda sehven senet bilgilerinin yanlış yazıldığını, davacı taraf ve dava dışı ... ile aralarında herhangi bir ticari ilişkinin bulunmadığını iddia ettiği görülmüştür. Takibe dayanak olan bonoda davalı alacaklının son ciranta olarak hak sahibi konumunda bulunduğu, davacının ise bono keşidecisi olduğu görülmektedir. Mahkememizce davacı tarafın ödeme nedeniyle bedelsizlik iddiasının incelenmesi, varsa bu hususta davacı keşidecinin kötü niyet iddiasını ispat etmesi ve bu hususta taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması için ispat külfeti üzerinde olan davacı tarafa eksik delil avansını yatırmak üzere; ... tarihli celsede kesin süre verilmiş ancak ihtaratın yapıldığı duruşma zaptının taraflara tebliğ edilmediği, bu nedenle yine davacının mazereti nedeniyle katılmadığı ... tarihli celsede "Dosyada yeterli delil avansının bulunmadığı anlaşılmakla bilirkişi ücreti olarak kullanılmak üzere ... TL delil avansının yatırması için davacı vekilinin 2 haftalık kesin süre verilmesine, süresinde eksik delil avansının yatırılmaması halinde bilirkişi incelemesinden vazgeçmiş sayılacağının ve dosyanın mevcut diğer delillerle karara çıkarılacağına davacı vekiline ihtarına, ihtaratın duruşma zaptının tebliğe çıkarılarak yerine getirilmesine," şeklinde ara karar tesis edildiği ancak duruşma zaptının davacı vekiline tebliğ edilmediği, ... tarihli celsede eksik delil avansı ile ilgili davacı vekiline muhtıra çıkartılmasına karar verildiği ve "Dosyada yeterli delil avansının bulunmadığı anlaşılmakla bilirkişi ücreti olarak kullanılmak üzere ... TL delil avansının yatırması için davacı vekilinin 2 haftalık kesin süre verilmesine, süresinde eksik delil avansının yatırılmaması halinde bilirkişi incelemesinden vazgeçmiş sayılacağının ve dosyanın mevcut diğer delillerle karara çıkarılacağına davacı vekiline ihtarına" şerhini içerir muhtıranın ... tarihinde davacı vekiline tebliğ edildiği ancak eksik delil avansının süresi içerisinde ikmal edilmediği görülmüştür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'un 324. maddesinde delil ikamesi avansı, 325. maddesinde ise re'sen yapılması gereken işlemlerde giderler düzenlenmiştir. İlgili Kanunu'nun 324. maddesinde “Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır” düzenlenmesine yer verilmiştir. 325. maddede ise “Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işlerde, hâkim tarafından resen başvurulan deliller için gereken giderlerin, bir haftalık süre içinde taraflardan birisi veya belirtilecek oranda her ikisi tarafından ödenmesine karar verilir. Belirlenen süre içinde bu işlemlere ait giderleri karşılayacak miktarda avans yatırılmazsa, ileride bu gideri ödemesi gereken taraftan alınmak üzere Hazineden ödenmesine hükmedilir”. 6100 sayılı Kanun'un 120. maddesindeki gider avansı ile ilgili düzenlemenin 324. maddedeki delil ikamesi için avans kuralı ile birlikte değerlendirilmesi ve dava şartı olan gider avansının delillerin ikamesi dışındaki yargılama giderleri için dikkate alınması gerekir. Dolayısı ile delil ikamesi için alınacak avans ile dava şartı olan gider avansının birbirinde ayrılması, delillerin ikamesi için alınacak avansın gider avansı içinde yer almaması zorunludur. Tanık dinlenmesi, bilirkişi raporu alınması ve keşif gideri gibi delil ikamesine yönelik giderlerin gider avansı içinde değerlendirilmesi 6100 sayılı Kanun'un 324. maddesi düzenlemesi karşısında mümkün değildir. Ayrıca delil ikamesi avansının da ispat külfetine göre taraflara yükletilmesi gerekir. Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... esas sayılı takip dosyasına konu olan ... tanzim, ... vade tarihli ... TL bedelli senetin bedelsiz kaldığını ve senet borcunun ödendiğini iddia ettiği, davacı tarafın takip konusu bonoda keşideci sıfatına sahip olduğu, davacı tarafın senet üzerindeki hak sahibi davalı cirantaya karşı ileri sürdüğü bedelsizlik iddiasının davalının davacının borçlunun zararına hareket etmiş olduğu ispatlanmadıkça dinlenemeyeceği, ispat yükü üzerine düşen davacının usulüne uygun ihtara rağmen bilirkişi incelemesinde kullanılacak delil avansını ikmal etmediği, bu nedenle davacının iddialarını ispat edemediği kanaatine varıldığından davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken ... TL karar ve ilam harcının davacı tarafından peşin olarak yatırılan ... TL harçtan mahsubu ile bakiye ... TL harcın davacı tarafa iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına 4-Davalı tarafça yapılmış masraf bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 4-Karar kesinleştiğinde artan gider avansının beklenmeksizin ilgili tarafa iadesine, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Karar kesinleştiğinde Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... esas sayılı takip dosyasının ilgili icra dairesine iadesine, Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi tarafından incelenecek olan istinaf yolu açık olmak üzere davalı vekilinin yüzüne karşı davacı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 20/04/2021

Katip ... E imzalı

Hakim ... E imzalı

Atıf: Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/533, K. 2021/273, T. 20.04.2021, www.arakarar.com/karar/antalya-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2019-533-e-2021-273-k-33a69396acd0