İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2019/2909 E. 2020/7805 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2019/2909
- Karar No
- 2020/7805
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/829 Esas KARAR NO : 2024/656 DAVA : Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 15/12/2023 KARAR TARİHİ : 17/10/2024 Mahkememizde görülmekte bulunan Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davaya konu maddi hasarlı trafik kazası; şirketiniz tarafından sigortası yapılan sigortalısı ... olan (Sigorta Poliçe No:.., Sigorta Acente No:.., Sigorta Bitiş Tarihi:.. ) ... plaka sayılı araç, sürücü ... sevk ve idaresi altındayken ... tarihinde müvekkil ... üzerine kayıtlı bulunan ... plaka sayılı araca çarpması neticesinde meydana geldiğini, ... tarihinde ... ili, ... ilçesinde müvekkil ... sevk ve idaresindeki ... plakalı motosiklet ile ... Caddesi üzerinde ... Caddesi istikametine seyir halindeyken, ön kısımlarıyla ... Sokağından ... Caddesine katılmakta olan ... idaresindeki ... plakalı aracın sol ön köşe kısımlarına çarpması sonucu yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, tarafımızca, müvekkilin aracında meydana gelen tam hasar tazminatının karşılanması amacıyla ... tarihinde davalı ... şirketine başvuruda bulunulduğunu, başvurumuzun davalı ... şirketine ... tarihinde tebliğ edildiğini, davamızın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ... şirketine yaptığı başvuruda sunmuş olduğu bilgi ve belgeler dikkate alındığında, davacının talep ettiği tazminat miktarını bilebilecek, belirleyebilecek veya ispat edebilecek durumda olduğunu, davacı, huzurdaki davayı açmadan önce müvekkil şirkete usule uygun başvuru yapmadığını, sigorta şirketine başvuru şartı Karayolları Trafik Kanunu madde 97 hükmü ve HMK 114/2 hükmü gereği dava şartıdır. Hukuki yarar da HMK 114 hükmü gereği dava şartlarındandır. Belirtilen sebeplerle HMK m.114/2 kapsamında dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, kusur durumunun adli tıp kurumu trafik ihtisas dairesi tarafından tespitini talep ettiklerini, müvekkil ... sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve teminat limitleriyle sınırlı olarak sorumlu olduğunu, Müvekkil şirketin sorumluluğu davacının aracında meydana gelen gerçek zarar ile sınırlı olup aracın onarılması ile araçta meydana gelen gerçek zarar giderilerek davacı aracı eski hale getirildiğini, davacı zararı tazmin edildiğini, nitekim ilgili düzenlemeye göre hasar durumunda, hasar gören parça, önce onarılmaya çalışılır şayet onarımı mümkün değilse eşdeğer parça ile değiştirilir veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal parça ile değişim sağlanabileceğini, şayet bu da yapılamıyorsa ancak hasarlı parça orijinali ile değiştirilebileceğini, ancak kaza tarihine göre model yılından itibaren 3 yılı geçmeyen motorlu araçlarda, hasar gören parça, onarımı mümkün değilse öncelikle orijinali ile değiştirildiğini, orijinal parçanın bulunmaması durumunda eşdeğer veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal parça ile değiştirildiğini, talep sahibinin aracının kaza tarihindeki yaşı gözetildiğinde eşdeğer parça kullanılmasını engelleyen herhangi bir durum bulunmamakta olup davanın reddi gerektiğini, müvekkil şirketin anlaşmalı olduğu onarım merkezinde arabanın tamiri yapılmış olsaydı iskontolu bedel üzerinden parça tedarik edileceğini, müvekkil şirketin işbu hakkı gözetilerek değerlendirme yapılmasını talep ettiklerini, davacı tarafından araç onarımı tamamlandıktan sonra müvekkil sigorta şirketine uyuşmazlığa konu hasar ihbar edildiğini, müvekkil şirket anlaşmalı olduğu onarım merkezinde davacı aracının zararını giderebilecekken müvekkil şirketin bu hakkını kullanamadığını, genel şartların b.2. tazminat ve giderlerin ödenmesi maddesi 2.2. bendinde yedek parçalara, sigortacı yedek parça tedarik iskonto uygulaması olarak en az %32 oranında, aksi halde genel sektör uygulaması olarak en az %20 iskonto uygulanması gerektiğini, Müvekkil şirket davaya konu araçta meydana gelen zararı tazmin etmek ya da onarmakla yükümlü olduğunu, İskonto edilen kısım poliçe teminatı kapsamında olmamakla birlikte müvekkil şirket onarımı yaparak yasal yükümlülüğünü yerine getirdiğini, bu doğrultuda iskonto uygulanarak değerlendirme yapılmasını talep ettiklerinini, müvekkil şirketin kdv’den sorumlu tutulabilmesi için zarar görenin aracını onarırken kdv ödediğini ispatlaması ve yansıtma faturası kesmesi gerektiğini, bu nedenle, parça ve işçilik fiyatlarına kdv dahil edilerek hesaplanacak hasar bedelinin tarafımızca kabulü mümkün olmamakla talebin reddi gerektiğini, davayı ve kusuru kabul anlamına gelmemekle birlikte uyuşmazlığa konu kazada taraflar arasında ticari bir faaliyet bulunmadığını, dava konusu olay bir haksız fiil olan trafik kazasından kaynaklanmakta olup, ticari iş olarak değerlendirilmesi mümkün olmadığını, dava konusu araç da trafik sigorta poliçesinde belirtildiği ve ruhsat suretinden de anlaşıldığı üzere hususi araç olduğunu, dava konusu aracın özel araç olduğunu, bu nedenle kabul anlamına gelmemek kaydıyla aleyhimize hüküm kurulması halinde yasal faiz üzerinden hüküm kurulmasını talep ettiklerini, müvekkil şirket hakkında açılan davanın dava şartlığı yokluğundan reddine karar verilmesini, esasa girilmesi halinde davanın esastan reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, haksız fiil niteliğindeki trafik kazası nedeniyle ZMMS aleyhine açılan onarım bedeline dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir. Davalı taraf davanın reddini savunmakla, kazada davalı sürücünün kusurunun bulunmadığını, davacıya değer kaybına ilişkin daha önce ödeme yapıldığını ileri sürmektedir. Davacının, dava ikame edilmeden önce zorunlu arabuluculuğa başvuru şartını yerine getirdiği görülmüştür. Türk Borçlar Kanunu m. 50 gereği; Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı Yasa'nın 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verildiği anlaşılmaktadır. Dava konusu kazada kusur yönünden yapılan araştırmada, Mahkememizce kusur oranlarının tespiti adına dosyamız ATK’ya tevdi edilmiş, ... tarihli raporda davalı sürücünün kazanın meydana gelmesinde %100 oranında kusurlu olduğu, davacı sürücünün ise kusurunun bulunmadığı bildirilmiştir. TBK 74. maddesinde “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz." hükmüne yer verilmiştir. "TBK.74 maddesinde haksız eylemin “kusur” öğesi konusunda hukuk hakimine tanınan yetkiler iki bölüm olup, birincisi “kusur bulunup bulunmadığına”, öteki “kusurun derecesini ve zararın tutarını belirlemeye” ilişkindir. Maddenin ilk cümlesine göre “kusurun varlığını” araştırmada yetkileri sınırlı olan hukuk hakimi, maddenin ikinci cümlesine göre “kusurun derecesini ve zarar tutarını belirlemede” tam bağımsız kılınmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 266/1. maddesinde "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz." hükmüne yer verilmiştir. Trafik kazasına etki eden ve tarafların kusur durumlarının belirlenmesinde rol oynayabilecek olan araç hızlarının tespiti, aracın teknik özelliklerine göre kazanın oluş şeklinin belirlenmesinde zorunluluk bulunması vs. gibi bir durum yoksa, kazadaki kusur oranlarını belirlemenin teknik bilgiyi gerektiren bir yönü bulunmamaktadır.(Aynı yönde bkz. Yargıtay 17. H.D. 2019/2909 E. 2020/7805 K.) Buna göre yukarıda anılan TBK 74 maddesi ile HMK 266. maddeleri ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin anılan kararları bir arada değerlendirildiğinde kusur oranlarının belirlenmesi konusunda mutlak rapor alınması zorunlu olmadığı gibi bu alınan raporların da herhangi bir şekilde bağlayıcılığı bulunmamaktadır, dosya arasındaki bilgilerden kazanın ne şekilde gerçekleştiği belirlenebiliyor ise kusur oranın hâkim tarafından belirlenmesi gerekmektedir. ATK raporu taraflara usulüne uygun tebliğ olmakla tarafların kusura ilişkin ATK raporuna itirazlarının bulunmadığı da görülerek dava konusu kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün %100 oranında kusurlu olduğu, davacı sürücünün ise herhangi bir kusurunun bulunmadığı takdiren kabul edilmiştir. Dava konusu kazada, davacının aracındaki onarım bedelinin tespiti için yapılan araştırmada, Davacının aracındaki onarım bedelinin tespiti için dosyamız bilirkişiye tevdi edilmiş, ... tarihli rapordan, onarım faturasında belirtilen yedek parça ve işçiliklerin motosikletteki hasarın tam olarak giderilebilmesi için uygun yedek parçalar olduğu, yapılacak işçilikler ile yedek parça bedellerinin kaza tarihi itibari ile serbest piyasa şartlarındaki parça fiyatlarına paralel olduğu, raporun yargı ve mahkeme denetimine açık olduğu, verilerin bilimsel ve somut verilere dayandığı gözetilerek hükme esas alınmasına karar verilmiştir. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile ... tarihinde ... ve ... plakalı araçların arasında meydana gelen kaza nedeniyle ... TL onarım bedelinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, alacağa ... tarihinden itibaren yasal faiz oranında faiz işletilmesine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre alınması gereken ... TL nisbi harçtan davacının yatırdığı ... TL peşin harç, ... TL tamamlama harcı olmak üzere toplam ... TL’nin mahsubu ile kalan ... TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden; arabuluculuk gideri olan ... TL’nin davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Davacı tarafından yatırılan toplam peşin harç ... TL’ nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 5-Davacı tarafından yapılan ve UYAP sisteminde dökümü bulunan ve vekâletname masrafı(... TL) olmak üzere toplam ... TL masrafın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, artan gider avansının resen HMK 333. maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra masrafı kendisine ait olmak üzere davacının göstereceği bir IBAN/hesap numarasına yatırılmasına ancak hesap numarası bildirilmemiş veya bildirilmez ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilmesine, 6-Davacı kendini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT ye göre hesaplanıp takdir olunan ... TL nisbi vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.17/10/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır