İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2019/2909 E. 2020/7805 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2019/2909
Karar No
2020/7805

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/739 Esas KARAR NO : 2024/766 DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 13/12/2021 KARAR TARİHİ : 21/11/2024 Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ..., ... tarihinde işvereninin talimatıyla ...'na ait olan ... plakalı aracı kullanırken ... Mahallesi ... Sokak ... arkası mevkiinde yaya halinde seyreden müteveffa ...'a çarptığını, müteveffa ağır yaralandığını ve kaldırıldığı hastanede ... tarihinde vefat ettiğini, sürücü ... Antalya ... Çocuk Mahkemesinde yargılandığını, mahkemece İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan ... tarihli rapora göre sürücünün asli kusurlu olması sebebiyle hakkında cezai hüküm verildiğini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP :Davalı .... vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu ... plakalı araç müvekkil şirket nezdinde ZMMS poliçesi düzenlendiğini, müvekkil şirketin ... adresi .../... olduğunu, ancak dava yetkisiz Antalya Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açıldığını, bu sebeple, dosya kapsamında öncelikle yetkisizlik kararı verilmesini ve dosyanın yetkili/görevli ... Mahkemelerine gönderilmesini talep ettiklerini, müvekkil şirket sorumluluğunun gerçek zarar üzerinden sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında belirlenmesi gerektiğini, bu nedenle dava konusu kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunup bulunmadığının, bulunuyor ise kusur oranının net bir şekilde belirlenmesi gerektiğini, gerçek kusur oranlarının oransal bir şekilde tespiti yapılabilmesi için Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden rapora alınmasını talep ettiklerini, müteveffa yayanın bir anda yola çıkması sebebiyle dava konusu kazanın gerçekleştiğini, davacıların destek tazminatı alma imkanları bulunmadığını, davacıların talep ettiği cenaze ve defin giderleri belediyelerin ücretsiz sunduğu hizmetler olduğunu, davacılar , dilekçelerinde cenaze ve defin gideri , ölü yıkama ücreti , mevlit parası tarzında talepte bulunduklarını, söz konusu ücretler günümüzde sosyal devlet ilkesi ile birlikte belediyeler tarafından ücretsiz olarak sağlandığını, ölüm sonrasında belediyelerce tüm bu işlemlerin ücretsiz olarak yapıldığını, davacı tarafça , 18 günlük yoğun bakım süresince hastaneye gidiş geliş masrafı talep edildiğini, söz konusu talepler farazi olup belirlenmesi mümkün olmadığını, davacı tarafça taksi kullanıldığına ilişkin fişler ve faturalar dosyaya sunulduğunu, yine davalı tarafça hastanede yatış süresi boyunca çalışılmadığı sürece oluşan mahrum kalınan gelir talebinde bulunulduğunu, hangi davacının ne kadar çalışmadığı ve ne kadar zararı olduğu olduğunu, bu sebeple söz konusu talebin ayrıntılı olarak belirtilmesi gerektiğini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP :Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil aleyhine Antalya ... Çocuk Mahkemesi ... E. ... K. sayılı dosyası ile ... kararı verildiğini, davaya konu olan kaza ile ilgili tahkikat sonucu Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden kusur durumuna ilişkin tekrar rapor alınması gerektiğini, müvekkilin kaza tarihinde sürücü belgesinin olmaması kusur durumlarının tespiti noktasında değerlendirilecek bir husus olmadığını, müvekkilin sürücü belgesinin olmamasının kazanın oluşumunda herhangi bir etkisi olmadığını, müvekkil kazanın yaşanmaması için tüm dikkat ve özen yükümlülüğünü gösterdiğini, hız sınırına uyduğunu fakat yine de kazayı engelleyemediğini, müteveffa ... yaşında ev hanımı olup herhangi bir geliri de bulunmadığını, günümüzde tüm cenaze giderleri belediyeler tarafından karşılandığını davacıların bu yönde bir harcamaya yönelik fatura da sunmadıklarını, yine maddi tazminat istemlerine yönelik davacıların 18 günlük hastaneye gidiş geliş masraflarının belirlenebilmesi mümkün olmadığını, davacı tarafın bunlara yönelik de herhangi bir fatura sunmadıklarını, kaldı ki; belirtmek isteriz ki davacıların maddi tazminat talepleri yönünden sorumluluk sigorta şirketine ait olduğunu, davanın reddine karar verilmesinin yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP :Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkile ait işyeri ... poliçe numarası ile ve ... ila ... tarihlerini kapsar mahiyette ... Tarafından ... sigorta poliçesi ile sigortalı olup; işbu davanın sigorta firmasına ihbar edildiğini, davacılar, davalı ...'ün ... tarihinde işverenin talimatıyla ...'na ait olan ... plakalı aracı kullanırken ... Mahallesi ... Sokak ... mevkiinde yaya halinde seyreden müteveffa ...'a çaptığını, davacılar tarafından işverenin talimat verdiği iddiası davalı ...'ün Antalya ... Çocuk Mahkemesi'ne verdiği ifadelere dayandırıldığını, işbu dosyada davalı ... "... isimli oto tamircisi iş yerine misafir olarak sevk ve idaresinde bulunan ... plaka sayılı araç ile geldiğini, aracı tamir ettirmek için gelmedi." şeklinde beyanda bulunduğunu, yine ... işbu dosyada, işyerinde usta olarak çalışan ...'nin aracı vererek hava filtresi alıp gelmesini söylediğini beyan etmişse de davalının bu beyanı da gerçeği yansıtmadığını, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP :Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacılar tarafından talep edilen cenaze giderleri yersiz olduğunu, bu hizmetlerin belediyeler tarafından ücretsiz olarak verildiğini, yine davacılar tarafından müteveffanın hastane gördüğü tedavi sırasında oluşan tedavi masrafları, davacılar tarafından istenen manevi tazminatın fahiş olduğunu, davacıların yaşları bu tazminatı talep edecek yaşları çoktan geçtiğini, Ayrıca müteveffa ... yaşında vefat ettiğini herhangi bir geliri bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : İhbar Olunan ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket nezdinde düzenli ... no'lu ...-... vadeli İşveren Mali Mesuliyet Sigorta poliçesi incelendiğinde; iş bu poliçe ile sigortalı şirketin yalnızca İşveren Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi kapsamında müvekkil sigorta şirketi tarafından "işyerinde meydana gelebilecek iş kazaları sonucunda işverene terettüp edilecek hukuki sorumluluk" teminat altına alındığını, yukarıda arz ve izah olunan itirazlarımız baki kalmak ve kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydıyla dava konusu kaza trafik kazası mahiyetinde olup öncelikle mezkur kazaya sebebiyet veren ... plaka sayılı aracın trafik - kasko sigorta poliçe teminatları tüketilmesi gerektiğini, dolayısıyla kazalı işçinin, poliçede bildirilen sigortalı şirket işçisi olmaması, poliçede bildirilen faaliyet adresinde çalışan işçilerden biri olmaması veya mezkur olayın poliçede bildirilen faaliyet adresinde veya poliçe vadesinde gerçekleşmemiş olması halinde sorumluluğumuzun doğmayacağını veya kaza tarihi itibariyle sigortalı şirkette çalışan işçi sayısının poliçede bildirilen işçi sayısının üzerinde olması halinde eksik sigorta hükümlerinin uygulanacağını, ihbara konu ...-... vadeli ...-...-... no'lu ... Sigorta Poliçesinde sigortalı ... olup görülmekte olan davada, müvekkil ... nezdinde sigortalı olan şirkete husumet dahil yöneltilmediğini, davanın reddine karar verilmesini yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesini talep etmiştir. Davalı ... şirketine müzekkere yazılarak sigorta poliçesi ile hasar dosyası getirtilerek dosyamız arasına alınmıştır. Antalya ... Çocuk Mahkemesi ... E. sayılı dosyası fiziken dosyamız arasına alınmıştır. Tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına ilişkin tutanaklar dosyamız arasına alınmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava; haksız fiil iddiasına dayalı destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Davacılar, kazada vefat edenin eşi ve çocuklarıdır.(eş davacı ...) Davacıların, dava ikame edilmeden önce zorunlu arabuluculuğa başvuru şartını yerine getirdiği görülmüştür. Dava konusu kazada kusur yönünden yapılan araştırmada: Mahkememizce kusur oranlarının tespiti adına dosya ATK’ya tevdi edilmiştir. Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin ... tarihli raporunda “davalı sürücünün kaza yerindeki kavşağa geldiğinde; dikkatli olması, yavaşlaması ve seyir yönüne göre yolun sağından karşısına, kurallara uygun bir şekilde kavşak girişinden geçmeye çalışan müteveffa yaya ...'a geçiş önceliğini vermesi gerekirken, bu kurala riayet etmemesi ve zamanında etkin bir şekilde fren tedbirine de başvurmaması; müteveffanın ise kavşak mahallinde karşıdan karşıya geçerken, her ne kadar kurallara uygun bir şekilde kavşak girişini kullanmış ise de, dikkatli olması ve yaklaşmakta olan araçların hızını ve mesafesini göz önünde bulundurup, güvenli bir ortam oluştuğundan emin olduğunda geçişini yapması grekirken, bu hususa yeterince riayet etmemesi” gerekçeleriyle davalı araç sürücüsünün kazada %80, müteveffanın ise %20 oranında kusurlu olduğunu bildirmiştir. Kusura ilişkin ATK raporuna tarafların itirazı üzerine dosya İTÜ bünyesinde görevli 3 kişiden oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir. Heyet, ... tarihli raporunda, ... tarihli ATK raporundaki olayın meydana geliş biçiminin aynen heyetçe kabul edildiğini, müteveffa ve karşı yan için belirlenen kusur oranının kabul edilebilir olduğunu, ek olarak davalı taraf için tespit edilen %80 miktarındaki kusur oranının davalı sürücü ve davalı araç sahibi arasında da bölünmesi gerektiğini, davalı sürücüye yasak olmasına rağmen aracını kullanmak üzere teslim eden davalı araç sahibinin %15 oranında, davalı sürücünün ise %65 oranında kusurlu olduğunu bildirmiştir. TBK 74. maddesinde “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz." hükmüne yer verilmiştir. "TBK.74 maddesinde haksız eylemin “kusur” öğesi konusunda hukuk hakimine tanınan yetkiler iki bölüm olup, birincisi “kusur bulunup bulunmadığına”, öteki “kusurun derecesini ve zararın tutarını belirlemeye” ilişkindir. Maddenin ilk cümlesine göre “kusurun varlığını” araştırmada yetkileri sınırlı olan hukuk hakimi, maddenin ikinci cümlesine göre “kusurun derecesini ve zarar tutarını belirlemede” tam bağımsız kılınmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 266/1. maddesinde "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz." hükmüne yer verilmiştir. Trafik kazasına etki eden ve tarafların kusur durumlarının belirlenmesinde rol oynayabilecek olan araç hızlarının tespiti, aracın teknik özelliklerine göre kazanın oluş şeklinin belirlenmesinde zorunluluk bulunması vs. gibi bir durum yoksa, kazadaki kusur oranlarını belirlemenin teknik bilgiyi gerektiren bir yönü bulunmamaktadır.(Aynı yönde bkz. Yargıtay 17. H.D. 2019/2909 E. 2020/7805 K.) Buna göre yukarıda anılan TBK 74 maddesi ile HMK 266. maddeleri ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin anılan kararları bir arada değerlendirildiğinde kusur oranlarının belirlenmesi konusunda mutlak rapor alınması zorunlu olmadığı gibi bu alınan raporların da herhangi bir şekilde bağlayıcılığı bulunmamaktadır, dosya arasındaki bilgilerden kazanın ne şekilde gerçekleştiği belirlenebiliyor ise kusur oranın hâkim tarafından belirlenmesi gerekmektedir. Mahkememizce tarafların bilirkişi raporuna itirazları da değerlendirilerek, kusur yönünden raporun mahkeme ve kanun yolu denetimine elverişli, yasaya ve oluşa uygun olduğu, raporun ve kaza tespit tutanağının kusur değerlendirmesi yönünden mutabık nitelikte olduğu, öncelikle kazaya mahal veren davalı sürücünün kaza tarihinde sürdüğü aracın tipine uygun ehliyetinin bulunmadığı, davalı sürücünün kullandığı aracın tamir için davalı ...’un tamirhanesine teslim edildiği, aracın kullanılmak üzere davalı sürücüye teslim edilmesinde davalı araç malikinin açık ya da üstü kapalı herhangi bir talimatının/izninin bulunmadığı, davalı sürücünün kazanın meydana geldiği kavşağa yaklaşırken dikkatli olması, yavaşlaması ve seyir yönüne göre yolun sağından karşısına, kurallara uygun bir şekilde kavşak girişinden geçmeye çalışan müteveffa yaya ...'a geçiş önceliğini vermesi gerekirken, bu kurala riayet etmediği ve zamanında etkin bir şekilde fren tedbirine de başvurmadığı; müteveffanın ise kavşak mahallinde karşıdan karşıya geçerken, her ne kadar kurallara uygun bir şekilde kavşak girişini kullanmış ise de, dikkatli olması ve yaklaşmakta olan araçların hızını ve mesafesini göz önünde bulundurup, güvenli bir ortam oluştuğundan emin olduğunda geçişini yapması gerekirken, bu hususa yeterince riayet etmediği anlaşılarak her iki tarafın da kusurlu oldukları anlaşılmakla; dava konusu kazanın meydana gelmesinde müteveffanın %20 oranında kusurlu olduğu, davalı sürücüye yasak olmasına rağmen aracı kullanmak üzere teslim eden/izin veren davalı işyerini sahibi ve davalı sürücünün ise %80 oranında birlikte kusurlu olduğu takdiren kabul edilmiştir. Davalı araç sahibinin ve davalı ZMMS sigortacısı şirketin tazminatlardan sorumluluğuna dair: Karayolları Trafik Kanunu 104. maddesinde “(1)Motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunan teşebbüslerin sahibi, gözetim, onarım, bakım, alım – satım, araçta değişiklik yapılması amacı ile veya benzeri bir amaçla kendisine bırakılan bir motorlu aracın sebep olduğu zararlardan dolayı; işleten gibi sorumlu tutulur. Aracın işleteni ve araç için zorunlu mali sorumluluk sigortası yapan sigortacısı bu zararlardan sorumlu değildir. (2)(Değişik: 17/10/1996-4199/35 md.) Yukarıda yazılı teşebbüs sahipleri kendilerine bırakı-lan motorlu araçların tümünü kapsamak üzere esasları Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu Bakanlıkça tespit edilecek bir zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırmaya ve denetimlerde bu sigortanın yapıldığını belgelemeye mecburdurlar.” Düzenlemesi bulunmaktadır. Somut olayda da davalı sürücünün kullandığı ... plakalı araç, araç sahibi tarafından kazanın meydana geldiği gün davalı ...’un işlettiği tamirhaneye teslim edildikten sonra kaza meydana gelmiştir. Buradan hareketle dava konusu kazadan dolayı meydana gelen zararlardan davalı araç maliki ve aracın ZMMS sigortacısı olan davalı ...nın sorumlu olmadığı kabul edilmiştir.(aynı yönde açıklamalar için bkz. Prof. Dr. Ahmet M. KILIÇOĞLU Borçlar Hukuku Genel hükümler 25. Bası s. 486.) Davalı tamirhane sahibinin tazminatlardan sorumluluğuna dair: Türk Borçlar Kanunu 66. maddesinde “(1)Adam çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür. (2)Adam çalıştıran, çalışanını seçerken, işiyle ilgili talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken, zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse, sorumlu olmaz.” düzenlemeleri bulunmaktadır. Davalı ..., diğer davalı ...’ün kazanın gerçekleştiği gün kendisine ait tamirhanede çırak olarak çalıştığını kabul etmektedir. Bu konuda taraflar arasında bir ihtilaf da bulunmamaktadır. Mahkememiz ... nolu celsesinde dinlenen tanık beyanlarından(özellikle davalı tanığı ... beyanları) davalı ...’un, davalı sürücüye işiyle ilgili talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken,(aracın anahtarının davalı sürücüde bulunması gibi) gerekli özeni gösterdiğini ispat edemediğinden dava konusu meydana gelen zarardan davalı sürücü ve işveren davalı ...’un birlikte sorumlu oldukları kabul edilmiştir.(adı geçen davalıların adam çalıştıranın sorumluluğu kapsamında kendi aralarındaki kusur ve rücu ilişkisi eldeki davanın konusu değildir.) Talep edilebilecek maddi tazminatın bedeli yönünden yapılan araştırmada; Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarında sahip oldukları sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmeleri için muhtaç oldukları paranın ödettirilmesidir. Yani, haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse, TBK'nun 53. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Destek kavramı, gerçekleşmiş veya gerçekleşmesi umulan bir bakım ilişkisini gösterir. Eylemli ve düzenli olarak bir kimsenin geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak biçimde ona yardım eden veya olayların olağan akışına göre eğer ölüm gerçekleşmeseydi az veya çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. Bu manada, bir başka kişiye fiilen bakan, onu geçindiren veya ileride bakma, geçindirme ihtimali bulunan kişi, destektir. İlk durumda eylemli destek, ikinci durumda ise varsayımsal (farazi) destek kavramı söz konusudur. İfade olunan bu hususlar, gerek öğretide gerekse Yargıtay uygulamalarında kabul edilmiş olup, destek kavramının sadece mali olarak yardımı ifade etmediği, bakım ve hizmet etmek suretiyle sağlanacak katkıyı da kapsadığı genel olarak kabul edilmektedir. Ancak, ölenin sadece mali olarak değil bakım ve hizmet etmek suretiyle anne babasına destek olabilmesi için de, her şeyden önce kendi sağlık durumunun bu bakım ve hizmeti sağlamaya elverişli olması gerekir. Somut olayda dosyamız aktüerya bilirkişine tevdi edilmiş, bilirkişi ... tarihli raporunda ve ... tarihli ek raporunda sonuç olarak;" meydana gelen kaza sebebi ile ... tarihinde hayatını kaybeden müteveffanın ölümü nedeni ile talep edebilecek maddi tazminatların; -davacı eş ... yönünden destekten yoksun kalma tazminatının ... TL olduğunu, Bilirkişi raporunda esas alınan müteveffa ücretinin, hesaplama yönteminin, kusur oranlarının, poliçe limitinin ve diğer tespitlerin yapıldığı yargı ve mahkeme denetimine elverişli olduğu anlaşılarak hükme esas alınmıştır. Davacı çocukların destek yoksun kalma tazminatına hak kazanıp kazanmadığı yönünden yapılan değerlendirmede: Desteğin çocukları olan diğer davacıların en küçüğünün kaza tarihinde ... yaşında olduğu, bu davacıların emekli olduğu ya da çalışarak gelir elde ettikleri ve yaşları itibariyle de müteveffa annelerinin desteğinden çıktıkları, ömür boyu annelerinin maddi desteğine ihtiyaç duyacakları yönünde (engellilik durumu vs.) bir bilgi ve belge de bulunmadığı anlaşılmış olup, desteğin çocukları olan davacılar yönünden destek payı ayrılamayacağından, bu davacılar yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Netice itibariyle hükümde yazan bedellerde destekten yoksun kalma tazminatına hükmetmek gerekmiştir. Davacıların cenaze ve defin masrafı tazminatına hak kazanıp kazanmadığı yönünden yapılan değerlendirmede: TBK 53. maddesinde cenaze giderlerinin, haksız fiil neticesinde geriye kalanların uğradıkları zarar türü olarak düzenlenmiştir. Cenaze ve defin gideri olarak cenazeye hazırlık masrafları, cenaze kaldırma ve gömme masrafları, cenaze sonrası cenazeye katılanlara yemek, mezar taşı, imam görevlendirmesi, mevlit vb. masraflar olabilmektedir. Davacılar tarafından müteveffanın cenaze ve defin giderlerine ilişkin herhangi bir yazılı belge sunulmamıştır. TBK 51. maddesine göre hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler düzenlemesi bulunmaktadır. Neticeten TBK 51. maddesi gözetilerek takdiren ... TL cenaze ve defin giderinin davalılardan alınarak davacılara ödenmesine karar verilmiştir. Davacıların tedavi ve sağlık masrafı tazminatına hak kazanıp kazanmadığı yönünden yapılan değerlendirmede: TBK 53. maddesinde ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar geriye kalanların uğradıkları zarar türü olarak düzenlenmiştir. Dava konusu kazanın ... tarihinde meydana geldiği, müteveffanın ise ... tarihinde vefat ettiği anlaşılmakla davacılar tarafından arada geçen süre yönünden SGK tarafından karşılanmayan bir tedavi masrafına dair herhangi bir belge sunulmadığı anlaşılmakla davacıların kaza ile müteveffanın ölümü arasında geçen sürede müteveffanın gördüğü tedavilerin masraflarının tamamının kurum tarafından karşılandığı kabul edilerek bu kalem yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Manevi tazminat talepleri yönünden yapılan yargılama neticesinde; 6098 sayılı TBK m. 56. Maddesine göre; hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek nitelikte olmalı, bir ceza olarak değerlendirilmemelidir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. O halde, meydana gelen trafik kazası sonucu davacıların eş ve babası olan müteveffanın ölümü nedeniyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olayın meydana geliş şekli, davalıların sorumluluğunun niteliği, kusur oranları da göz önünde tutularak, olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen, davacılar için hak ve nesafet kuralları çerçevesinde davacıların manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne karar verilmiştir. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Maddi tazminat talepleri yönünden dava konusu ... tarihli trafik kazasında muris ... vefat etmekle; kazadan dolayı davacı ... yönünden davanın kabulü ile ... TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılar ... ve ...’dan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, alacağa ... tarihinden itibaren yasal faiz oranında faiz işletilmesine, davacı ... dışındaki diğer tüm davacıların destekten yoksun kalma talepleri yönünden davanın reddine, 2-Maddi tazminat talepleri yönünden dava konusu ... tarihli trafik kazasında muris ... vefat etmekle; kazadan dolayı davacıların talebi ile bağlı kalınarak ... TL cenaze giderinin davalılar ... ve ...’dan müşterek ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine, alacağa ... tarihinden itibaren yasal faiz oranında faiz işletilmesine, 3-Manevi tazminat talepleri yönünden davaların kısmen kabulü ile davacı ... yönünden ... TL ; diğer davacıların her biri yönünden ayrı ayrı ... TL manevi tazminat olmak üzere toplam ... TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...’dan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, alacağa ... tarihinden itibaren yasal faiz oranında faiz işletilmesine, 4-Karayolları Trafik Kanunu 104. maddesine göre maddi tazminat talepleri yönünden ...’ya, maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden davalı ...’na karşı ikame edilen davanın reddine, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre alınması gereken(toplam kabul miktarı: ...) ... TL nisbi harçtan davacının yatırdığı ... TL peşin harç, ... TL tamamlama harcı olmak üzere toplam ... TL’nin mahsubu ile kalan ... TL karar ve ilam harcının davalılar ... ve ...’dan müşterek ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden; arabuluculuk gideri olan ... TL’nin davalılar ... ve ...’dan müşterek ve müteselsilen alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 7-Davacı tarafından yatırılan toplam peşin harç ... TL’nin davalılar ... ve ...’dan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, 8-Davacı tarafından yapılan ve UYAP sisteminde dökümü bulunan toplam ... TL masrafın kısmen kabul kısmen red oranına(... / ...) göre hesaplanan ... TL’sinin davalılar ... ve ...’dan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, artan gider avansının resen HMK 333. maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra masrafı kendisine ait olmak üzere davacının göstereceği bir IBAN/hesap numarasına yatırılmasına ancak hesap numarası bildirilmemiş veya bildirilmez ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilmesine, 9-Davalı ... tarafından yapılan ve UYAP sisteminde dökümü bulunan toplam ... TL masrafın kısmen kabul kısmen red oranına(... / ...) göre hesaplanan ... TL’sinin davacılardan müşterek ve müteselsilen alınarak bu davalıya ödenmesine, artan gider avansının resen HMK 333. maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra masrafı kendisine ait olmak üzere davalının göstereceği bir IBAN/hesap numarasına yatırılmasına ancak hesap numarası bildirilmemiş veya bildirilmez ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilmesine, 10-Maddi tazminat talepleri yönünden davacılar kendini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT ye göre hesaplanıp takdir olunan ... TL nisbi vekâlet ücretinin(kabul oranına göre ... TL’si davacı ... tasarrufunda olmak üzere) davalılar ... ve ...’dan müşterek ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine, 11-Maddi tazminat talepleri yönünden, red sebepleri farklı olmakla davalılar ... ve ... kendini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT ye göre hesaplanıp takdir olunan ...’er TL nisbi vekâlet ücretinin davacılardan alınarak bu davalılara ayrı ayrı ödenmesine, 12-Manevi tazminat talepleri yönünden davacılar kendini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT ye göre hesaplanıp takdir olunan ... TL nisbi vekâlet ücretinin(kabul oranına göre ... TL’si davacı ... tasarrufunda olmak üzere) davalılar ... ve ...’dan müşterek ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine, 13-Manevi tazminat talepleri yönünden, red sebepleri farklı olmakla davalılar ..., ..., ... kendini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT ye göre hesaplanıp takdir olunan ... TL nisbi vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalı ...’na; ... TL nisbi vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalılar ..., ...’a ödenmesine, 14-Karar kesinleştiğinde Antalya ... Çocuk Mahkemesi ... E. sayılı dosyasının merciine iadesine, Dair, davacılar vekili ve davalı vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMK'nin 345/1 maddesi gereğince iki hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesince incelenmesi için tarafların istinaf yoluna başvuru hakkı kabil kalmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/11/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2019/2909, K. 2020/7805, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2019-2909-e-2020-7805-k-5b0ab3b71941