İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2019/279 E. 2020/32 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2019/279
- Karar No
- 2020/32
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/279 Esas KARAR NO : 2020/32
DAVA : İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/06/2019 KARAR TARİHİ : 14/01/2020
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalılardan ... İle arasında ... tarihinde genel kredi sözleşmesinin düzenlendiğini, diğer davalının da ayrıca taşıt rehni sözleşmesi düzenlenerek genel kredi sözleşmesine müşterek borçlu ve kefil olduğunu, borcun ödenmemesi üzerine Antalya ... Noterliği'nin ... tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edilerek hesabın kat edildiğini, borcun ödenmemesi üzerine Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... E. Sayılı takip dosyası ile icra takibine başlandığını, borçluların itirazı ile takibin durdurulmasına karar verildiğini, belirterek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalılar cevap vermemiştir. DAVA : Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67. maddesine dayanan itirazın iptali istemli davadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ: Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67. maddesinde belirtilen 1 yıllık süre içerisinde, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. ve 5. maddeleri gereğince görev kurallarına; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 5 vd. maddelerinde belirtilen yetki kurallarına uygun olarak görevli ve yetkili Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır. Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... E. sayılı takip dosyasının incelenmesinde; alacaklının davacı, borçlunun davalı olduğu, toplam ... TL için ilamsız takiplere mahsus icra takibinin başlatıldığı, davalı borçlunun takibe itiraz ettiği ve takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür. İtirazın iptali davası 2004 sayılı İcra İflas Kanunun 67. maddesinde “(Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/15 md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik: 9/11/1988 - 3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga dördüncü fıkra: 17/7/2003-4949/103 md.) Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra: 2/7/2012-6352/11 md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.” şeklinde düzenlenmiştir. Borçlunun itirazı üzerine takibin durması ile birlikte alacaklı açtığı itirazın iptali davasında takip talebinde talep ettiği alacağının bulunduğunu ispat külfeti bizzat kendisindedir. Ancak davalı borçlunun icra dairesinde vermiş olduğu itiraz dilekçesinin içeriği yada cevap dilekçesinin içeriğine göre ispat külfeti yer değiştirebilecektir. İtirazın iptali davasında icra inkar tazminatına karar verilebilmesi için; geçerli bir ilamsız icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içinde ödeme emrine itiraz etmiş olması, süresi içinde açılmış bir itirazın iptali davası olması, icra inkar tazminatı talep edilmiş olması ve alacağın likit olması gerekir. Alacak belgeye ise alacak likit (muayyen, belirlenebilir) nitelikte bulunduğundan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67/2. maddesi uyarınca davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 24/11/2016 tarih 2016/4405E. 2016/15076K. sayılı kararı). Taraflar karşılıklı vermiş oldukları dilekçeler ile sulh olduklarını belirtmişlerdir. 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu’nun 313. maddesinde mahkeme içi sulh düzenlenmiş ve görülmekte olan bir davada tarafların arasındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacı ile mahkeme huzurunda yapmış oldukları sözleşme olarak tanımlanmış, şarta bağlı olarak yapılabileceği vurgulanmıştır. Mahkeme dışı sulh ile, borçlar hukukunun konusu olduğundan düzenleme dışı bırakılmıştır. Madde gerekçesinde, taraflardan birinin, mahkeme dışı sulh sözleşmesi yapıldığı ve bu sözleşme uygun mahkemece bir karar verilmesi gerektiği yolundaki iddia ve talebinin diğer tarafın kabulüne bağlı olduğu belirtilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu’nun 154/3-ç maddesinde, beyanda bulunana okunmak ve imzası alınmak kaydıyla sulh müzakereleri sonucunun tutanağa yazılmasının zorunlu olduğu belirtilmiştir. Kanunun öngördüğü bu şekil sulh için geçerlilik şartıdır. Taraflar mahkeme dışında yaptıkları sulh sözleşmesinin mahkemeye vererek buna göre davada sulh olduklarını bildirirlerse mahkemece sulh sözleşmesinin mahkemeye verildiğini tutanağa yazıp, sözleşme okunduktan sonra tutanağın taraflara veya vekillerine imza ettirilmesi gerekir. Bu şekilde mahkeme dışı sulh, mahkeme içi sulhe dönüşür. Mahkeme dışı sulh sözleşmesi taraflarca, kanunda belirtilen ve yukarıda açıklanan şekil şartlarına uygun olarak mahkeme içi sulhe dönüştürülmediği durumlarda, anılan şekil şartların uyularak yapılan bir sulh sözleşmesinin varlığından bahsedilemez. Sulh, görülmekte olan bir davanın taraflarının karşılıklı anlaşma ile dava konusu uyuşmazlığa son vermeleridir. Sulh mahkeme önünde yapılabildiği gibi mahkeme dışında da yapılabilir. Mahkeme dışı sulh, diğer sözleşmeler gibi, tamamen maddi hukuk hükümlerine tabidir. Mahkeme dışı sulhun tarafları bağlaması ve mahkemece dikkate alınması iki halde mümkündür. Birinci halde, taraflar mahkeme dışında sulh oldukları sözleşmeyi mahkemeye verip, buna göre sulh olduklarını bildirmişlerse, bu husus mahkemece tutanağa geçirilir taraflara okunur ve imza ettirilir, bu halde mahkeme dışı sulh, mahkeme içi sulhe dönüşür. İkinci halde ise, taraflar ikisi birlikte davaya bakan mahkemeye sulh olduklarını bildirmezler ve taraflardan biri böyle bir sulh sözleşmesini inkâr ederse mahkeme dışı sulhe dayanan taraf bunu kanıtlamakla yükümlüdür. (Kuru, Baki; Hukuk Mahkemeleri Usulü, 3.Cilt, 5.Baskı s. 2693 vd.) (Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 30/03/2015 tarih 2015/8844 E. 2015/12049K. sayılı kararı). 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu’nun “sulhun etkisi” başlıklı 315. maddesinde ise, “sulh ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir.” hükmüne yer verilmiştir(Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 21/10/2013 tarih 2012/26739E. 2013/21627K. Sayılı kararı). 492 sayılı Harçlara Kanunun 22. Maddesinin;" Dâvadan feragat veya dâvayı kabul veya sulh muhakemenin ilk celsesinde vuku bulursa, karar ve ilâm harcının üçte biri, daha sonra olursa üçte ikisi alınır." hükmü gereğince davayı kabul ilk celse meydana gelirse kara ve ilam harcının üçte biri daha sonra meydana gelirse üçte ikisi alınır. Davamıza gelince, davacı ilamsız takiplere mahsus icra takibi yapmış itiraz üzerine itirazın iptali istemi ile dava açmıştır. Taraflar yapmış oldukları ... tarihli protokolle sulh oldukları belirtmişler ve davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi talep etmişlerdir. Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri işbu davada tarafların talepleri ile karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. Dava konusuz kaldığı anlaşılmakla esas hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan ... TL karar ve ilam harcının peşin alınan ... TL'den mahsubu ile bakiye ... TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3. Arabulucuk başvuru dosyasında arabulucuya Bakanlık Bütçesinden karşılanarak ödenen ... TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4. Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5. Davalılar yargılama gideri yapmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 6. Davacı kendini vekil ile temsil ettirmiş ise de, davacı vekili vekalet ücreti talep etmediğini açıkça belirtiğinden vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7. Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirmiş ise de, davalılar vekili vekalet ücreti talep etmediğini açıkça belirtiğinden vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 8. Kararın kesinleşmesine müteakip davacıların ve davalının yatırdığı yargılama giderinin artması durumunda giderleri yatıran davacıya ve davalıya iadesine, Dair; tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 sayılı kanunun 345. maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.14/01/2020
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır