İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2018/83 E. 2019/774 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2018/83
- Karar No
- 2019/774
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/83 KARAR NO : 2019/774
DAVA : İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/02/2018 KARAR TARİHİ : 22/11/2019
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A.TALEP: 1.Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında üye iş yeri sözleşmesi gereğince borçluya ait iş yeri lehine pos hesabı tanımlandığını, davalının, sözleşme hükümlerine aykırı davranarak taahhütlerini yerine getirmediğini ve muaccel olan borçlarını ödemediğini, borcunu ödemeyen davalı aleyhine Antalya ... Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye numaralı kat ihtarnamesi keşide edildiğini, borçlunun ihtarnameye rağmen borçlarını ödemeyerek temerrüde düştüğünü, temerrüde düşen borçlu aleyhine Antalya ... İcra müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, borçlunun itiraz ettiğini, itirazın haksız olduğunu beyan ederek; itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir. B. TARAF TEŞKİLİ: 2.Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi (Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 73. maddesi) uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. Bu kapsamda kural olarak, duruşma yapılması zorunlu olan çekişmeli yargıda hakim, Kanunun gösterdiği istisnalar dışında tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. (H. Pekcanıtez, O. Atalay, M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, 2011, s. 273)(bkz; İNCEOĞLU,Sibel., İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul 2008, 3. Baskı, s. 260-261) 3.Bu açıklamalar ışığında, mahkememizce dosyada taraf teşkili sağlanmıştır. C.CEVAP: 4.Davalı her hangi bir cevap dilekçesi vermemiş ve böylelikle 6100 sayılı HMK m. 128 gereği, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmıştır. D. YARGILAMA SÜRECİ/HUKUKİ NİTELEME/MAHKEME KABULÜ: 5.Dava, itirazın iptali talebinden ibarettir. 6.Belirtmek gerekir ki; Genel haciz yoluyla ilamsız icra takiplerinde borçlunun itirazı üzerine takip durur ve alacaklının takibin devamını sağlamaya yarayan imkanlarından biri İcra İflas Kanunun 67. maddesinde öngörülen itirazın iptali davasıdır. 7.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/19-2415 esas, 2015/2335 karar sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, normal bir alacak (eda) davasıdır. Takip alacaklısı tarafından (süresi içinde) ödeme emrine itiraz etmiş olan borçluya karşı açılır; yani davacı alacaklı, davalı ise takip borçlusudur. Davacı alacaklı bu davada, borçlunun itiraz etmiş olduğu alacağın mevcut olduğunu bildirerek, borçlunun itirazının iptaline karar verilmesini (ve istiyorsa, borçlunun icra inkar tazminatına mahkûm edilmesini) talep eder (KURU, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Türkmen Kitabevi, İstanbul, Kasım 2004, s. 220-221). 8.Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak ta yine takip talepnamesine konu olan ve borçlu yanca itiraza uğrayan alacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 2006/19-260 esas, 2006/251 karar) 9.Bu genel açıklamalardan sonra dosyaya dönüldüğünde; taraf delilleri toplanmış ve mahkememizce bilirkişi raporu aldırılmıştır. 10. ... tarihli bilirkişi ..., bilirkişi raporunda özetle; davalının iş yerine ibraz olunan kredi kartına dayalı satış yapmak ve yapılan satışların bedelini tahsil etmek üzere taraflar arasında ... tarihli "üye iş yeri sözleşmesi" imzalandığını ve kurulan işletim sistemiyle davalının ... numaralı üye iş yeri sıfatıyla kredi kartı aracılığı ile 3. Kişilere yaptığı satışların pos cihazından geçirilmek ve banka işlem komisyonu düşülmek suretiyle, bilgisayar ortamında üye iş yerinin davacı banka ... şubesi nezdindeki ... numaralı hesaba aktarılmasının elektronik bağlantıyla sağlandığının anlaşıldığı, davalının iş yerinde ... tarihinde ... numaralı kartın kullanılmasıyla yapılan satış işleminde pos cihazından yapılan iade işleminin sistemsel olarak işleme alınmaması ve ... tarihinde davalının hesabına ... TL nin alacak kaydı verilerek ödenmesiyle işlemin banka kaynağından karşılanmasıyla geçici hesapta kaldığının anlaşıldığı, davacı tarafından davalının banka kaynağından karşılanan ... borçlu geçici muhasebe hesabında kayıtlı ... TL borç işleminin ... tarihinde takip hesaplarına aktarıldığı, ... TL nin davalının hesabında bulunan tutarın ... tarihinde mahsubuyla bu tarih itibariyle davalı adına takip hesabında kayıtlı ... TL tutarın davacının asıl alacağını oluşturduğunun anlaşıldığı, davacının ... borçlu geçici muhasebe hesabında kalan tutara ... tarihinden itibaren faiz talebi yapılmadığı dikkate alındığında ... tarihinde takip hesabına aktarılarak davalı adına asli hesapta borç kaydı oluşturulan tutara takip tarihine kadar faiz işletilerek ... takip tarihi itibariyle asıl alacak talebinde bulunulmasının yerinde olmadığını, takip tarihini takiben davalıya ... tarihli ihtarname keşide edilmesinin de bir anlamının bulunmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin 8.6 maddesinde,.... Satış bedelinin iadesinin söz konusu olması veya sözleşmeye aykırı düzenlenmesi ve benzeri nedenlerle satış belgesi tutarının kart hamilinden tahsil edilememesi halinde, üye iş yerinin bankaya yazılı ilk talebinde satış belgesi tutarının hesabına alacak geçtiği tarihten geri ödeninceye kadar geçen günler için bankanın yürürlükte olan en yüksek ticari kredi faizinin %50 fazlasıyla hesaplanacak faiz ve gider vergisinin ödeneceğinin; 8.8 maddesinde bankanın bu sözleşme nedeniyle doğan her türlü alacağı hakkında 8.6 maddesindeki belirtilen oran üzerinden faiz tahakkuk ettirme yetkisine sahip olduğu hususları yazılı olmakla birlikte, davacı tarafından ... yılında oluşan alacağın ... tarihine kadar bankanın borçlu geçici hesabında bırakıldığı, davalıya yazılı alacağıyla ilgili yazılı talepte bulunulmadığı, davalının ancak ... takip tarihi itibariyle temerrüt halinde bulunduğu dikkate alındığında davalının ... tarihi itibariyle ... TL asıl alacak ve bu dönemde en yüksek ticari kredi faizinin kredili mevduat hesaplarına uygulanabilecek %22,08 olduğu gözetilerek ... tarihinden takip tarihine kadar %22,08 akdi faiz uygulanması gerektiği ve takip tarihi itibariyle sözleşme uyarınca %50 fazlası gözetildiğinde davacının %32 temerrüt oranıyla bağlı olduğunun anlaşıldığını beyan ederek; davacı bankanın alacağının, ... TL asıl alacak, ... TL işlemiş faiz, ... TL gider vergisi olduğunu ve asıl alacak tutarının takip tarihinden itibaren %32 temerrüt faizi ve faiz üzerinden %5 gider vergisine tabi bulunduğunu belirtmiştir. 11.Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir. 12.Davacı vekili, bilirkişi raporuna karşı beyanlarını sunmuştur. 13.Bilirkişi raporunu hakim denetlemelidir. Öğretide Akyol, bilirkişi raporunun denetimi sadece hâkime ait bir görev değil; aynı zamanda taraflara ait bir haktır demektedir(AKYOL, Şener :Hukuk Usulünde Bilirkişilerle İlgili Bazı Problemler, Mukayeseli Hukukta Bilirkişilik Ve Sorunları, Yargıtay 125.Yıl Dönümü, s. 72 naklen). Hâkimin bilirkişinin uzmanlığı nedeniyle taşıdığı egemenliği kıracak araçları olduğu, bir yanlışın mutlaka geri döneceği ve özellikle böyle bir yanlışın müeyyidelendirileceği konularında bilirkişi inandırılmalı; böyle bir bilinç oluşturulmalıdır.“Hâkim kesinlikle ve mutlak olarak usulün egemeni olmalı; dosyaya, kendi sorumluluğunda girecek olan tanık beyanı gibi bilirkişi raporu gibi hususların adaleti saptıracak biçimlerde tezahürünü önleyecek tedbirleri almalı ve bu egemenliğini davanın sonuna kadar sürdürmelidir.” (Akyol s. 64-65 naklen). 14.Bu hususlar doğrultusunda, bilirkişi raporunun, hükme ve denetime elverişli, dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmıştır. 15.Tüm dosya kapsamı, bilirkişi raporu göz önüne alınarak; davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. 16.Davacı tarafın icra inkar tazminatı talebine gelince; 17.Alacaklının icra dairesine yapacağı takip talebi ile başlayan, takibin durması için borçlunun itirazının yeterli olduğu ve cebri icraya devam edilebilmesi için alacaklının harekete geçmesinin gerekli olduğu ilamsız icra usulunde; gerek alacaklının haksız ve kötüniyetli takipte ve gerekse borçlunun haksız itirazda bulunmasını önlemek amacıyla icra tazminatına hükmolunması esası kabul edilmiştir. Anlaşıldığı üzere alacaklı lehine hükmolunacak icra tazminatının amacı, gerçekten borçlu olduğunu bildiği halde, süre kazanmak kasdı ile ya da başka bir sebeple icra takibini haksız olarak engelleyen kişinin, alacaklının hakkına kavuşmasını geciktirmeye yönelik kötü niyetli davranışlarını önlemektir. Borçlunun itirazının haksızlığı, itirazın yapıldığı andaki duruma göre tespit edilir. Borçlu hakkında tazminatına hükmedilmesi için, onun ödeme emrine “kötüniyet”le itiraz etmiş olması şart değildir. Borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmiş olmalıdır. Alacaklının bir zarar görmüş olması da şart değildir. 18.Öğretide, hakim görüşe göre (POSTACIOĞLU, İlhan, İcra Hukuku Esasları, İstanbul, 1982, s. 184 vd., KURU, Baki, İcra ve İflas Hukuku, C. I, 3. Bası, İstanbul 1988, s. 304 vd., UYAR, Talih, İcra Hukukunda İtiraz, s. 215 vd.) itirazın haksız olup olmadığı, takip konusu yapılan ve borçlunun itiraz ettiği alacağın likit olup olmadığına göre belirlenmelidir. Alacak likit ise borçlu itirazında haksızdır, alacak likit değilse borçlu itirazında haklıdır. Öğreti, likit alacağı, miktarı belirli veya belirlenebilir olan ve bunun için tarafların anlaşmalarına veya böyle bir anlaşma olmazsa mahkeme kararına gerek olmayan alacak olarak tanımlamışlardır. Buna göre; borçlu alacağın gerçek miktarını tayin için bütün unsurları bildiği veya bilmesi gerektiği halde ödeme emrine itiraz ederse itirazında haksızdır; şayet diğer şartlarda gerçekleşmiş ise yargılama sonunda icra tazminatı ödemeye mahkum edilir. Alacağın gerçek miktarını tayin için tarafların anlaşmasına veya mahkeme kararına ihtiyaç varsa itiraz haklıdır ve borçlu itirazın iptali davasını kaybetse bile icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilemez. İcra inkar tazminatının şartları şunlardır: a)Geçerli ilamsız icra takibi yapılmış olmalı, b)Borçlu süresi içinde ödeme emrine itiraz etmiş olmalı, c)Süresi içinde açılmış bir itirazın iptali davası olmalı, d)Talep olmalı, e)Borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmelidir. 19.Dosyaya baktığımızda; yukarıda anılan kanuni şartların mevcut olduğu, alacağın likit olduğu anlaşılmakla; inkar tazminatı talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM/ Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklanacağı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; davalının, Antalya ... İcra müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyasına yaptığı İTİRAZIN kısmen İPTALİ İLE; takibin ... TL asıl alacak, ... TL işlemiş faiz, ... TL gider vergisi üzerinden DEVAMINA, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %32 temerrüt faizi ve faiz üzerinden %5 gider vergisi uygulanmasına, 2-Davacının inkar tazminatı talebinin kabulü ile; ... TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Davacı tarafça yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafça bu dosya için yatırılan ... TL nin mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm gereği alınması gerekli bakiye ... TL nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, icra dosyasında alınıp bu dosya açılırken mahsup edilen ... TL de hazinece tahsilde tekerrür edilmemesine, 5-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- "harç tahsil müzekkeresi" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine, (24/5/2013 tarihli ve 6487 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle bu bentte yer alan “kararın verilmesinden itibaren iki ay” ibaresi “kararın tebliğinden itibaren bir ay” şeklinde değiştirilmiştir.) 6-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen ... TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, icra dosyasında alınıp bu dosya açılırken mahsup edilen ... TL de davacı tarafça (hem icra dosyasında hem de iş bu dosyada) tahsilde tekerrür edilmemesine, 7-Davacı tarafça dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) posta-tebligat-bilirkişi ücreti gideri toplamı ... TL nin haklılık durumu gereği; ... TL sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, arta kalan masrafın davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davalı tarafça bir yargılama gideri yapılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 9-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden ... TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden ... TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 11-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi" nin, "Gider avansının kullanılmayan kısmı hükmün kesinleşmesinden sonra davacıya iade edilir. Davacı tarafından hesap numarası bildirilmiş ise iade elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle yapılır. Hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilir." düzenlemesi göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına, 12-Kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği m. 58 gereği talep halinde taraflara ve/veya Teb. K. m. 11 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 22/01/2003, 2003/1-25 E., 2003/7 K., ,Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı., 10/07/1940, 1940/7 E., 1940/75 K. nolu kararları gereği vekil ile temsil edilen tarafın vekiline tebligata çıkartılmasına,(RUHİ, Ahmet Cemal., Tebligat Hukuku., 2008, 6. Baskı, s. 127); taraflardan birisi tarafından temyiz yoluna başvurulması halinde bu hususun tebliğ isteği olarak değerlendirilerek, gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmasına, Dair, davacı vekili ...'nin yüzüne karşı; davalının yokluğunda davacı yönünden kesin davalı yönünden verilen kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.22/11/2019
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır