İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2018/773 E. 2018/902 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2018/773
- Karar No
- 2018/902
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 1.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2018/773 KARAR NO : 2018/902 DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/07/2018 KARAR TARİHİ : 23/10/2018 KARAR YAZIM TARİHİ : 23/10/2018 Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, mahkememize verdiği 02/07/2018 tarihli dilekçesinde; Müvekkilinin 11/10/2017 tarih ve ... sıra nolu fatura uyarınca davalı iş yerinden 2.100,00 TL değerinde toplam 30 sandalye satın aldığını ancak birinci kalite denmesine rağmen sandalyelerin bir çocuğun ağırlığını dahi kaldıramadığını , kötü malzeme ve ayıplı üretim nedeniyle sandalyelerin aynı yerden kırılarak müvekkiline ve müşterilerine zarar vermiş olması karşısında derhal davalı şirket ile iletişime geçilerek ayıplı durumun bildirildiğini, mağduriyetin giderileceği söylenmiş olmasına rağmen hiç bir işlem yapılmaması üzerine davalı tarafa Bornova...Noterliğinin 29/05/2018 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi gönderilerek bedel iadesinin talep edildiğini, ihtarnamenin davalı tarafa 08/06/2018 tarihinde tebliğ olduğunu, buna rağmen mağduriyet giderilmediğinden mahkemeye müracaat zorunluluğu doğduğunu belirtmiş, 2.100,00 TL nin ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili mahkememize verdiği 19/07/2018 tarihli dilekçesinde ;Davacıya satılan sandalyelerin sağlam ve hasarsız olarak teslim edildiğni, biran için sandalyelerin ayıplı olduğu kabul edilse dahi usulüne uygun ihbar yapılmadığından davanın reddinin gerektiğini, usulüne uygun ayıp ihbar olduğu kabul edilse dahi sandalyelerde meydana gelen hasar ve kırıkların kullanıcı hatasından kaynaklandığını, alıcının kusurundan kaynaklanan zararlardan müvekkili şirketin sorumlu olmadığını, davanın haklı olduğu kabul edilse dahi davacının ancak satış bedelinden ödediği 800,00 TL yi isteyebileceğini, satış bedelinin tamamını isteyemeyeceğini belirtmiş , davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacının tacir olup olmadığının belirlenmesine yönelik olarak İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve İzmir Vergi Müdürlüğüne yazılar yazılmış, alınan Ticaret Sicil Müdürlüğü cevabında ... şeklinde bir tacir kaydına rastlanmadığının tespit edildiği belirtilmiş, vergi dairesi cevabında da... Muş Defterdarlığına bağlı Muş Vergi Dairesi Müdürlüğünde 11/05/1998- 31/12/1999 tarihleri arasında mükellefiyet kaydının bulunduğunun tespit edildiği belirtilmiştir. Davacı vekili mahkememize verdiği 09/10/2018 tarihli dilekçesinde müvekkilinden edinilen bilgiye göre müvekkilinin tacir olmadığını belirtmiştir. Her ne kadar davacı tarafça davalıdan satın alınan sandalyelerin ayıplı olduğundan bahisle ödenen bedelin iadesine karar verilmesine yönelik olarak mahkememize dava açılmış ise de, ; Davanın yasal dayanağının 6098 sayılı TBK' da düzenlenen Satış Sözleşmesi hükümleri olduğu dolayısıyla mutlak ticari davanın söz konusu olmadığı ,dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde, bu hükümde sayılan mutlak ticari davaların yanısıra "Her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır." hükmü ile de nispi ticari davaya ilişkin de düzenleme yapıldığı, buna göre tarafların her ikisinin de tacir olması ve uyuşmazlık konusu işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olması gerektiği, davacı ... ' un dolayısı ile davanın taraflarından birinin tacir sıfatına haiz olmadığı bu hususlar göz önüne alındığında davanın TTK' nun 4. maddesinde düzenlenen nispi ticari dava niteliğinde de olmadığı ve Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılmasının gerektiği, Türk Ticaret Kanunu İle Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair 6335 sayılı yasanın 2. Maddesi ile 6102 sayılı yasanın 5. Maddesinin değiştirildiği, bu değişiklik sonucu, Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanacağının belirlendiği, davanın açıldığı tarih itibariyle davaya bakmanın Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görev alanı içerisinde kalıp, mahkememizin görev alanı içerisinde olmadığı, görev hususunun kamu düzeni ile ilgili dava şartı niteliğinde olup, yargılamanın her safhasında ve resen nazara alınmasının ve 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca mahkemenin görevine ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğu gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmesinin gerektiği incelenen tüm dosya kapsamı ile anlaşılmış, mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-Taraflardan birinin HMK' nın 20. maddesi uyarınca iki hafta içerisinde başvurarak talepte bulunması halinde dosyanın görevli İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesine, 3-Harç ve yargılama giderlerinin 6100 Sayılı Kanunun 331. maddesinin 2. fıkrasının 1. cümlesi uyarınca, görevli mahkemece değerlendirilmesine, 4-Taraflardan birinin iki hafta içerisinde gönderme talebinde bulunmaması halinde, taraflardan birisinin talebi halinde mahkememiz tarafından davanın açılmamış sayılmasına karar verilerek, aynı karar ile harç ve yargılama giderlerinin 6100 Sayılı Kanunun 331. maddesinin 2. fıkrasının 2. cümlesi uyarınca hüküm altına alınmasına," Dair tebliğden itibaren 2 hafta içinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekili AV. ... ile davalı vekili Av. ...'ın yüzlerine karşı açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/10/2018
Katip ... E imza
Hakim ... eimza