İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2018/735 E. 2019/388 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2018/735
- Karar No
- 2019/388
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/704 KARAR NO : 2019/408
DAVA : Menfi Tespit (Alım Satım) DAVA TARİHİ : 09/11/2018 KARAR TARİHİ : 17/06/2019
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Alım Satım) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili ... tarihli dava dilekçesinde özetle; davalı şirket davacının şahıs şirketi aleyhine faturalar ile icra takibine geçtiğini, işbu faturalar uyarınca davacının herhangi bir mal veya hizmet almadığını, nitekim faturalar incelendiğinde davacı ile ilgisi olmayan ... adında bir şahsın malları teslim aldığının göründüğünü, faturalardaki tüm imzaların aynı olup, bir kısmının üzerinde bu şahsın isminin yazdığını, imzaların davacıya ait olmadığını, fatura da malları teslim alan şahsın davacının ne temsilcisi ne de çalışanı olmadığını, kaldı ki SGK kayıtları incelendiğinde bu hususun anlaşılacağını, teslim alan şahsın davacının uzaktan akrabası olup, şahsın şirketi ile ilgili olmadığını, malları teslim almadığını alacaklı görünen davalıya haricen iletildiğini, malları teslim alan şahsa da durumun bildirildiğini ve her iki tarafında davacıyı çözüm hususunda oyaladığını, davacının icra takibine sehven zamanında itiraz edemediğini ve kendisine ait olmayan bir borçtan sorumlu tutulduğunu belirterek, davanın kabulüne, Antalya ...İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı takip dosyasından davacının borçlu olmadığının tespitine, davalı aleyhine %20 kötü niyet tazminatına, davalı aleyhine yargılama, harç ve masrafları ile vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili ... havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacı, davalı şirketten dava konusu faturalarda yazılı malları aldığını, fatura bilgisi dahilinde davacıya kesildiğini, mallar faturaların altına imzaları alınarak davacının bacanağı ...'e imza karşılığı teslim edildiğini, davacının bacanağı ...'in tanık olarak dinlenmesini, gerekirse imza incelemesi yapılmasını belirterek, davanın reddine, davacının %20 tazminata mahkumiyetine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. DEĞERLENDİRME ve GEREKÇE: Dava, faturaya dayalı olarak yapılan ilamsız takipten sonra davacı borçlu tarafından açılan menfi tespit istemine ilişkindir. Davacının tacir olup olmadığı hususunda Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan yazımıza verilen ... tarihli cevapta; davacı ... ünvanı altında firma kaydının bulunmadığının bildirildiği, ... Vergi Dairesine yazılan yazımıza verilen ... tarihli cevapta; davacının ... tarihinde işini terk ettiği, bu nedenle 2017 yılına ait kayıtlarında herhangi bir işlemi bulunmadığı, mükellefin faaliyetini sürdürürken işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu, bu nedenle BA-BS bildirim form verme yükümlülüğünün, faaliyet kaydının olduğu tarihler arasında bulunmadığının tespit edildiği, davalı şirketin Antalya Kurumlar Vergi Dairesinin mükellefi olduğunun tespit edildiğinin bildirildiği görülmüştür. 6102 sayılı TTK'nun 4.Maddesinde bu kanundan doğan hukuk davalıların ticari dava sayıldığı, aynı kanunun 5.Maddesinin 2.Fıkrasında bir yerde ticaret mehkemesi varsa Asliye Hukuk mahkemesi'nin vazifesi içinde bulunan ve bu kanunun 4.maddesi uyarınca ticari sayılan davalara Ticaret Mahkemesince bakılacağı husus düzenlenmiştir. Yargıtay HGK'nın 18.11.2015 gün ve 2014/15-301 E. 2015/2659 K. sayılı emsal içtihadında da "6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nun 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar... Ticari davalar ise; aynı Kanunun 4/1. maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez." şeklinde belirtilmiştir. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, Asliye Hukuk Mahkemesi ile mahkememiz arasındaki ilişki görev ilişkisidir. Yukarıda belirtilen emsal içtihat doğrultusunda yapılan değerlendirmede: Somut olayda, her ne kadar dava Mahkememizde açılmış ise de; davacının tacir olmadığı anlaşılmıştır. Buna göre, eldeki davada tarafların tacir olmadığı, taraflar arasındaki ihtilafın da ticaret mahkemesinde görülmesi gereken mutlak ticari davalardan olmadığı anlaşıldığından mahkememizin görevsiz olduğu sonucuna varılarak uyuşmazlık yönünden Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu belirlenmiş ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Ayrıntısı gerekçeli kararda anlaşılacağı üzere; 1-Davacının davasının GÖREV DAVA ŞARTI YOKLUĞU NEDENİYLE USULDEN REDDİNE, 2-Karar kesinleştiğinde ve istek halinde dosyanın görevli ANTALYA NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-Taraflarca bu süre içinde istemde bulunulmaması halinde HMK 20/1-son ve 331/2 maddesi gereğince yapılacak işlemin mahkememizce DEĞERLENDİRİLMESİNE, 4-Harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece DEĞERLENDİRİLMESİNE, Dair; davacı vekili ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/06/2019
Katip ... ¸E- İmzalı
Hakim ... ¸E- İmzalı